İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm
Birinci BölümBaşvuru No: 2015/14805Tarih: 23 Mayıs 2018

B.b. Başvurusu (B. No: 2015/14805)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

B.B. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/14805)

Karar Tarihi: 23/5/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, çocuk ile babası arasında kişisel ilişki kurulmasına

karar verilmesinin çocuğun menfaatlerine aykırı olduğundan bahisle aile

hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, 27/10/2008 tarihinde doğan bir kız çocuğunun

annesidir ve çocuğun velayeti başvurucuda bulunmaktadır.

9. Çocuğun babası 5/8/2011 tarihinde çocuk ile aralarında şahsi

ilişki kurulması talebiyle Ümraniye 3. Aile Mahkemesinde dava açmıştır.

10. Babanın talebi üzerine Mahkemenin 9/8/2011 tarihli kararıyla

tatil döneminde baba ve çocuğun görüşmelerini teminen

çocuğun 14/8/2011 tarihinde saat 10.00'dan 22/8/2011 tarihi saat 19.00'a kadar

babasına verilmesine karar verilmiştir.

11. Başvurucu, çocuğun babasına "Çocuğun altını değiştirdin

mi?" şeklinde mesaj göndermiş, bu mesaja karşılık olarak çocuğun babası

ise başvurucuya"İlkini ben ikincisini menente (çocuğun halası) değiştirtti ben memelerini yiyorum

diye :)" şeklinde bir telefon mesajı göndermiştir.

12. Başvurucu, 17/8/2011 tarihli dilekçesiyle Aile Mahkemesine

müracaat etmiş ve söz konusu telefon mesajından bahisle, babanın çocuğuna böyle

sözler söylemesinin uygun olmadığını belirtmiştir. Ayrıca çocuğun sekiz gün

süreyle aralıksız olarak anneden ayrı kalmasının çocukta travma yaratacağını

iddia etmiş ve şahsi ilişki kurulmasına dair kararın kaldırılmasını talep

etmiştir.

13. Ümraniye 3. Aile Mahkemesinin 17/8/2011 tarihli ara

kararıyla başvurucunun dilekçesindeki iddiaların ciddiyeti, çocuğun psikolojik

durumu dikkate alınarak 9/8/2011 tarihli şahsi ilişki kurulmasına dair kararın tedbiren kaldırılmasına, şahsi ilişki konusunun uzman

bilirkişi raporu alındıktan sonra yeniden değerlendirilmesine hükmedilmiştir.

14. Aile Mahkemesi bünyesinde görev yapan uzman psikolog

tarafından hazırlanan 19/12/2011 tarihli raporda, taraflar arasında devam eden

bir çatışmanın olduğu, aralarındaki anlaşmazlığın çocuk üzerinden

sürdürüldüğünün anlaşıldığı belirtilmiştir. Çocuğun rapor tarihinde üç yaşını

tamamlamış olduğu, bakımının davalı anne tarafından sağlandığı, çocuğun davacı

babayla düzensiz aralıklarla biraraya geldiği, bu

nedenle babayı baba olarak tanımakla birlikte henüz güven ilişkisi

geliştiremediğinin saptandığı ifade edilmiştir. Taraflar arasındaki anlaşmazlık

dikkate alındığında, çocuğun babasıyla görüşmelerinde davalı annenin yanlarında

bulunmasının bir fayda sağlamayacağı, ancak çocuğun yaşının küçük olması ve

babayla henüz güven ilişkisinin kurulamamış olması nedeniyle sekiz yaşına

gelinceye kadar güven duyduğu bir başka yetişkinin gözetiminde önce yarım gün

daha sonra tam gün yatılı olmayacak şekilde kademeli olarak ilişkisinin uygun

olacağı, sekiz yaşından sonra ise yatılı olacak şekilde şahsi ilişki kurulabileceği

görüşü bildirilmiştir.

15. Bunun yanı sıra raporda, babanın yazdığı mesaj içeriği ile

ilgili olarak, mesajda geçen sözlerin eğitsel açıdan yanlış bir yaklaşım

olmakla birlikte kültürel olarak normalleşmiş bir sevme biçimi olabileceği gibi

istismar belirtisi de olabileceği, çocuğun yaşı gereği kendini sözel olarak

ifade etmekte yetersiz olması nedeniyle tek seferlik görüşmede bu konuda

sağlıklı bilgi almanın mümkün olmadığı belirtilmiş ve değerlendirme

yapılamadığı bildirilmiştir. Ancak bu konu bakımından çocuğun İstanbul

Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından takibe alındığı, buranın

raporunun dikkate alınması gerekeceği ifade edilmiştir.

16. Mahkemenin 23/12/2011 tarihli duruşmasında, babaya söz

konusu telefon mesajı gösterilmiştir. Davacı baba, annenin "Çocuğun altını

değiştirdin mi?" şeklindeki mesajına karşılık olarak mesaj yazdığını,

çocuğun altını kız kardeşinin değiştirdiğini, memelerini yiyorum şeklinde

değil, memişlerini yiyorum şeklinde mesaj çektiğini,

çocuğun iyi olduğunu, onunla oynadığını anlatmak için bu şekilde mesaj

yazdığını belirtmiştir.

17. Mahkemenin 23/12/2011 tarihli duruşmasında, baba ile çocuk

arasında kararda belirtilen tarihlerde pazar günleri üç saat süreyle davalı

annenin de bulunduğu bir ortamda şahsi ilişki kurulmasına tedbiren

karar verilmiştir.

18. Çocuk hakkında babanın uygun olmayan sözler söylediği isnadı

üzerine çocuk istismarı şüphesi konusunda İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp

Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalında görevli uzmanlartarafından çocuk hakkında psikiyatrik takibe

başlanmış ve ayrıca beş seanslık oyun terapisi yapılmıştır.

19. Anılan kurum uzmanı tarafından hazırlanan 18/1/2012 tarihli

(Bu tarihte çocuk üç yaş iki aylıktır.) bilirkişi raporunda, çocukta anneden ayrılık

kaygısı saptandığı, annenin söylemleri uyarınca babanın çocuğuna duygusal ve

cinsel istismara uyan yaklaşımlar sergilediğinin anlaşıldığı, çocuğun babasıyla

anne eşliğinde görüşmesinin uygun görüldüğü bildirilmiştir.

20. Aynı birim tarafından verilen 18/11/2013 tarihli (Bu tarihte

çocuk beş yaşındadır.) bilirkişi raporunda ise çocukta anneden ayrılma kaygısı

bulunduğu, velayetinin annesinde kalmasının çocuğun ruhsal ve bedensel gelişimi

bakımından uygun olacağı kanaati bildirilmiştir. Söz konusu raporda; çocukla

yapılan görüşmede, çocuğun babasıyla ilgili "Kötü hareketler yapıyor,

annemden uzaklaştırıyor, ben onun yanında sıkılıyorum." şeklinde

ifadelerde bulunduğu belirtilmiştir.

21. Aile Mahkemesi bünyesinde görev yapan sosyal hizmet uzmanı

tarafından hazırlanan13/8/2013 tarihli inceleme raporunda şu tespitler yer

almıştır:

- Taraflar arasında

anlaşmazlık ve çekişme bulunduğu, çocuğun beş yaşında olduğu, fiziksel

gelişiminin yaşına uygun olduğu, annesini çok sevdiği, babasını tanıdığı, ancak

uzun zamandır görmemesi nedeni ile bir güvensizlik ve yabancılaşma hissettiği

belirtilmiştir.

- Gözlemlendiği kadarıyla

babanın, eğitimli, düzenli bir aile yaşantısı olan, sosyal ilişkileri iyi,

kızını saf ve temiz duygularla seven bir profilde olduğu bildirilmiştir.

Taraflar arasında çok ciddi anlaşmazlık bulunduğundan çocuğun annesinin yanında

babası ile görüşmesinin çocuğa bir yarar sağlamayacağı, bununla birlikte

çocuğun anneden ayrılarak uzun süre görmediği ve güvenmediği, baba ve onun

akrabalarının yanında yatılı kalmasının veya başka bir şehre tatile gitmesinin

de şu aşamada çocuğun psiko-sosyal gelişimini olumsuz

etkileyebileceği kanaati ifade edilmiştir.

- Buna göre, çocuk ile

baba arasında şahsi ilişki kurulmasının önemli olduğu, ancak baba ile

yakınlaşıp kaynaşabilmesi için şahsi ilişkinin ilk üç aylık sürede ayda iki kez

hafta sonu yatılı olmayacak şekilde ve bir uzman görevli eşliğinde

gerçekleştirilmesinin uygun olacağı, yatılı ilişki hususunda ise sonraki

aşamalarda durumun yeniden değerlendirilmesi gerekeceği görüşü önerilmiştir.

22. Mahkemenin 24/2/2012 tarihli kararıyla dava usulden

reddedilmiştir. Karar, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18/2/2013 tarihli kararıyla

bozulmuştur.

23. Bozma üzerine İstanbul Anadolu 15. Aile Mahkemesinde yapılan

yargılamada15/8/2013 tarihli duruşmada, çocuk ile babası arasında nasıl şahsi

ilişki kurulması konusunda tereddüde mahal verilmeyecek ve her iki tarafın

kaygılarını giderecek şekilde detaylı heyet raporu alınmasına karar

verilmiştir.

24. Bu doğrultuda Mahkemece İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp

Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalında görevli üç adli tıp uzmanı ve iki çocuk

psikiyatrisi uzmanı -hekimlerden oluşan- beş kişilik heyetten bilirkişi raporu

aldırılmıştır.

25. Söz konusu heyet tarafından hazırlanan 29/1/2014 tarihli

bilirkişi raporunda; çocuğun babası ile kuracağı şahsi ilişkide yatılı

olmaksızın sadece gündüz saatlerinde, beş-yedi saat ile sınırlı olmak kaydıyla

annesi veya çocuğun güven duyduğu bir kişi refakatinde görüştürülmesinin uygun

olacağı görüşü bildirilmiştir.

26. Bunun yanı sıra Mahkemece tanık beyanları dinlenmiştir.

Davacı babanın eşi, mevcut evliliğinden bir kızı ve önceki evliliğinden bir

oğlu olduğunu, davacı babanın her iki çocuğa da çok iyi babalık yaptığını,

çocuklarını davacıya gözü kapalı emanet edebileceğini belirtmiş ve davacının

iddia edildiği gibi çocuğa yönelik olumsuz davranışlarının olmadığını ifade

etmiştir.

27. Başvurucunun tanıkları ise babanın çocuğa maddi olarak

hiçbir yardımının olmadığını, nafaka ödemediğini, sorumsuz bir kişilikte

olduğunu beyan etmişlerdir. Davacı babanın başvurucuya yönelik hakaret içeren

söylemlerde bulunduğunu, gayriahlaki kelimeler söylediğini belirtmişlerdir.

28. Mahkemece 15/8/2013 tarihli duruşmada müşterek çocuğun da

beyanı alınmıştır. Duruşma tutanağında, çocuğun babasının yüzüne dik dik

baktığı, sırtını döndüğü, göz göze gelmek istemediğinin gözlemlendiği

belirtilmiştir. Ayrıca, çocuğun babasıyla kalmak istemediğini, annesini

sevdiğini, babasını sevmediğini beyan ettiği ifade edilmiştir.

29. İstanbul Anadolu 15. Aile Mahkemesinin 17/7/2014 tarihli

kararıyla davanın kabulüne ve çocukla baba arasında ilk altı ay süreyle yatılı

olmaksızın; altı aydan sonra ise yatılı olacak şekilde kararda belirtilen

tarihlerde şahsi ilişki kurulmasına hükmedilmiştir. Mahkeme kararının

gerekçesinde, dosya içerisindeki tüm veriler değerlendirildiğinde çocuk ile

baba arasında şahsi ilişki kurulmasının her iki tarafın da menfaatine olduğu

ifade edilmiştir.

30. Tarafların temyizi üzerine söz konusu karar, Yargıtay 2.

Hukuk Dairesinin 15/1/2015 tarihli kararıyla düzeltilerek onanmış ve çocuğun

babayla yatılı olmaksızın, kararda belirtilen tarihlerde saat 10.00 ile saat

17.00 arasında kişisel ilişki kurmasına karar verilmiştir. Yargıtay kararının

gerekçesinde, dosya içerisinde bulunan raporlar ve çocuğun üstün menfaati

gereği çocuk ile baba arasında bu aşamada yatılı kişisel ilişki kurulmasının

doğru olmadığı belirtilmiştir.

31. Tarafların karar düzeltme istemi aynı Dairenin 3/6/2015

tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu karar başvurucuya 5/8/2015 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

32. Başvurucu 24/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

33. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun

324. maddesi şöyledir:

"Ana

ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten,

çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür.

Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru

tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen

yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddî olarak

ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı

reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir."

B. Uluslararası Hukuk

34. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ebeveyn ile

çocuk arasındaki şahsi ilişkinin konu edildiği davalarda çocuğun menfaatlerinin

diğer tüm hususlardan üstün tutulması gereklidir. Mahkemeye göre bu menfaatin

iki yönü bulunmaktadır. İlk olarak çocuğun üstün menfaati sağlıklı bir ortamda

gelişmesinin sağlanmasını içermektedir, bu nedenle Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin 8. maddesi hiç bir koşulda ebeveynin

çocuğun sağlığına ve gelişimine zarar verebilecek davranışlarını korumaz.

İkinci olarak çocuğun üstün menfaatlerine aykırı olmadıkça ailesi ile bağlarını

sürdürmesi çocuğun hakkıdır. Bu bağlamda çocuğun aile bağları ancak istisnai

durumlarda koparılabilir ve aile bağlarının koptuğu durumlarda, çocuğun üstün

menfaati kişisel ilişkinin sürdürülmesi ve koşullar uygun olduğunda ailenin

yeniden bir araya gelmesi için gerekli tüm tedbirlerin alınmasını gerektirir (Gnahore/Fransa, B. No: 40031/98,19/9/2000, § 59).

35. AİHM kararlarında aile bağlarının sürdürülmesi konusunda

kamu makamlarına düşen yükümlülüğün mutlak olmadığı, her olayın özel

koşullarına bağlı olarak alınacak tedbirlerin nitelik ve kapsamının

farklılaşabileceği belirtilmiştir. AİHM'e göre kamu

makamlarınca konuyla ilgili tüm tarafların hukuki menfaatlerinin gözetilmesi,

özellikle çocuğun üstün menfaati dikkate alınarak tarafların menfaatleri

arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (M.P. ve diğerleri/Bulgaristan, B. No: 22457/08, 15/11/2011, §

128).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

36. Mahkemenin 23/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

37. Başvurucu; babanın çocuk için uygunsuz sözler söylediğini,

bu nedenle baba ile şahsi ilişki kurulmasının çocuğun menfaatlerine aykırı

olduğunu belirtmiştir. Başvurucu bu nedenle kişinin maddi ve manevi

bütünlüğünün korunması ve geliştirilmesi ile ailenin korunması ve çocuk

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

38. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ve aile hayatına

saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının

gizliliğine dokunulamaz."

39.Anayasa’nın 41. maddesi şöyledir:

"Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler

arasında eşitliğe dayanır.

Devlet,

ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile

planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır,

teşkilatı kurar.

Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma,

yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan

ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.

Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı

çocukları koruyucu tedbirleri alır."

40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

41. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında çocukla şahsi

ilişki kurulmasına yönelik şikâyetler aile hayatına saygı hakkı çerçevesinde

ele alınmıştır (Serpil Toros, B.

No: 2013/6382, 9/3/2016; Selim Adıyaman, B.

No: 2013/8846, 9/3/2016; Dalga Eda Yıldırım

ve Özgün Yıldırım, B. No: 2014/5974, 26/12/2017; Sezen Acar Özfidan,

B. No: 2014/16746, 25/1/2018).

42. Başvuru formunda, çocuğun babası ileşahsi

ilişki kurması hâlinde maddi ve manevi bütünlüğünün zarar göreceği, dolayısıyla

maddi ve manevi bütünlüğünün korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal

edildiği ileri sürülmüştür. Bu şekildeki hukuki nitelendirmenin yanlış olduğu

söylenemez. Bununla birlikte zaten çocukla şahsi ilişki kurulmasına yönelik

başvurularda incelemenin odak noktasını çocuğun üstün menfaatlerinin korunması

oluşturmaktadır. Çocuğun maddi ve manevi varlığının korunması ve

geliştirilmesinin, çocuğun üstün menfaatleri arasında yer aldığı konusunda ise

şüphe bulunmamaktadır.

43. Bu nedenle mevcut başvuruda Anayasa Mahkemesinin şahsi

ilişki kurulmasına yönelik şikâyetlerin aile hayatına saygı hakkı içinde

inceleneceğine dair önceki kararlarından ayrılmaya gerek bulunmamaktadır. Bu

durumda başvurucunun çocukla şahsi ilişki kurulmasına yönelik şikâyetinin

Anayasa Mahkemesinin belirtilen kararları dikkate alınarak aile hayatına saygı

hakkı çerçevesinde ele alınması gerekmektedir (Benzer yönde değerlendirme için

bkz. Sezen Acar Özfidan,

§§ 39-40; Dalga Eda Yıldırım ve Özgün

Yıldırım, § 63).

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

44. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan aile

hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

45. Anayasa’nın 20. ve 41. maddeleri; anne baba ve çocuk

arasındaki bağın devamlılığını sağlamak üzere tedbirler alınmasını isteme

hakkını ve kamusal makamların bu tür tedbirleri alma yükümlülüğünü

içermektedir. 41. maddede her çocuğun yüksek yararına aykırı olmadıkça anne ve

babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve ilişkiyi sürdürme hakkına sahip

olduğu açıkça belirtilmektedir (Serpil

Toros, § 67; Selim Adıyaman, §

45).

46.Ebeveyn ve çocuk arasındaki aile yaşamının tesisinde dikkate

alınması gereken temel unsur çocuğun üstün menfaatidir. Bu bakımdan anne

babanın çocukla ilişki kurma konusundaki hukuki menfaatleri ile çocuğun sağlığı

ve gelişimi açısından üstün olan menfaati arasında adil bir denge kurulması

gerekmektedir. Anne baba ile temasın çocuğun üstün menfaatini ağır şekilde

tehdit ettiği durumlarda, kamu makamlarının çocuğu koruyacak şekilde tedbirler

alma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil

Toros, § 80).

47. Ayrıca, çocuğun söylemlerinin dikkate alınabileceği belirli

bir olgunluk düzeyine erişmiş olması durumunda ve üstün menfaatine aykırı

olmamak koşulu ile kişisel ilişki sürecinde çocuğun istek ve söylemlerinin de

dikkate alınması zaruridir (M.M.E. ve T.E.,

B. No: 2013/2910, 5/11/2015, § 134).

48. Şüphesiz çocuğun üstün yararının ne olduğuna ilişkin tespit,

bu tür davalarda dikkate alınması gereken en önemli unsurdur. Bu bağlamda

ilgili taraflarla doğrudan temas hâlinde olan yargısal organların, belirtilen

hususun tespiti noktasında daha avantajlı konumda olduğu açıktır. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesinin görevi, derece mahkemelerinin yerine geçerek kişisel

ilişki tesisine ilişkin davalarda belirtilen hususun bizzat tanzim ve tespiti

olmayıp ilgili anayasal normlar bağlamında, derece mahkemelerinin kendilerine

tanınmış olan takdir yetkileri çerçevesinde hareket edip etmediklerinin

denetlenmesidir (Selim Adıyaman, §

62; N.Ö.,B.

No: 2014/19725, 19/11/2015, § 54).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

49. Somut olayda baba tarafından çocuğu ile aralarında şahsi

ilişki kurulması talebiyle açılan davada, çocuk ile annesi ve babası arasındaki

kişisel ilişkilerin yerel mahkeme tarafından gözlemlendiği, tarafların ve

tanıkların beyanlarının dinlendiği anlaşılmıştır. Ayrıca uzman psikolog ve

pedagog ile çocuk ruh sağlığı konusunda uzman doktorların hazırladığı bilirkişi

raporlarının değerlendirildiği görülmüştür. Bunun yanı sıra çocuğun konu

hakkındaki beyanlarının da alındığı anlaşılmaktadır.

50. Olay bu kapsamda incelendiğinde, öncelikle davada avukat

tarafından temsil edilen başvurucunun, beyan ve itirazları ile bilirkişi

raporları hakkındaki talep ve iddialarını yargılama sırasında sunabildiği,

Mahkeme kararlarına karşı temyiz ve karar düzeltme haklarını kullanabildiği ve

bu suretle meşru çıkarlarının korunması için söz konusu davaya gerekli olduğu

ölçüde etkili katılımının sağlandığı görülmüştür.

51. Derece mahkemesince baba ile çocuk arasında ilk altı ay

süreyle yatılı olmaksızın; altı aydan sonra ise yatılı olacak şekilde kararda

belirtilen tarihlerde şahsi ilişki kurulmasına hükmedildiği, kararın çocuğun menfaatleri

dikkate alınmak suretiyle Yargıtay tarafından düzeltilerek onanmasına ve

çocuğun babayla yatılı olmaksızın kişisel ilişki kurmasına karar verilmiş

olduğu anlaşılmaktadır.

52. Bu durumda derece mahkemeleri tarafından yapılan

değerlendirme neticesinde çocuğun menfaatleri ile babasının kişisel ilişki

kurma hakkı arasında adil bir denge kurulmak suretiyle karar verildiği,

yargısal makamlarca takdirlerinin gerekçelerinin ayrıntılı şekilde ortaya

konulduğu anlaşılmıştır.

53. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun

ileri sürdüğü iddialar hakkında verilen derece mahkemesi kararının konuyla

ilgili ve yeterli gerekçe içerdiği anlaşılmaktadır. Kararda yer verilen tespit

ve gerekçe itibarıyla çocuğun üstün menfaatinin korunması ile aile hayatına

saygı hakkı yönünden yargısal makamların takdir yetkilerinin sınırının

aşılmadığı anlaşıldığından başvurucunun aile hayatına saygı hakkının ihlal

edilmediği sonucuna varılmıştır.

54. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence

altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile

hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

23/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Şermin

BİRTANE

Başvurucu

:

B.B.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/14805, 23 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

  • Mercii: Anayasa Mahkemesi
  • Bölüm: Birinci Bölüm
  • Başvuru No: 2015/14805
  • Tarih: 23 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Ahmet Ünal Başvurusu (B. No: 2016/17624)
  • Abdullah Yabatu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/9934)
  • Yüksel Uğurlu Başvurusu (B. No: 2014/20386)
  • Cemile Gökhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1203)
  • Sadet Becerikli Başvurusu (B. No: 2014/17466)
  • Ö.ç. Başvurusu (B. No: 2014/1091)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.