İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdulhalik Tekçi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2690)

1. Başvuru, ihmal sonucu bir hükümlünün yaşamını yitirmesi ve bu

Başvuru No2014/2690Tarih14 Kasım 2018Okuma15 dk · 3.073 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdulhalik Tekçi Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
14 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2014/2690
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.073 kelime·15 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ihmal sonucu bir hükümlünün yaşamını yitirmesi ve bu

olayla ilgili olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle

yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamışlardır.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerine, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere ve Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığından (Cumhuriyet Başsavcılığı) temin edilen belgelere göre ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucuların babası Ş.T. vahamet arz eden ateşli bir silahı

ruhsatsız olarak bulundurmak suretiyle 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli

Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçunu işlediği gerekçesiyle Silvan

Asliye Ceza Mahkemesinin (Ceza Mahkemesi) 20/4/2006 tarihli kararıyla 4 yıl 2

ay hapis ve 180 TL adli para cezasına mahkûm edilmiştir.

10. Bahse konu hüküm, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 3/3/2009

tarihli kararıyla onanmıştır.

11. Hapis cezasının infazına 24/11/2010 tarihinde Silvan K1 Tipi

Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Silvan Ceza İnfaz Kurumu) başlanmıştır.

12. Daha eski tarihli tıbbi belgelere göre hipertansiyon hastası

olan Ş.T.nin her iki böbreğinde çok sayıda kist ile kalbinin boyutlarında artış

gözlenmiş olup her iki akciğere ait loblarda daha belirgin olarak buzlu cam

görünümünde dansite (filmde koyuluk)değişiklikleri ve sol akciğer üst lobda anterior (ön) segment (bölüt, kesim) lokalizasyonunda

(yerleşim) nodül (yumrucuk,

düğümcük) izlenmiştir.

13. Ş.T. 25/12/2010 tarihinde Diyarbakır Eğitim ve Araştırma

Hastanesi (Eğitim ve Araştırma Hastanesi) Acil Polikliniğinden tedavi

görmüştür. Tedaviye ilişkin belgede Ş.T.nin kalp yetmezliği hastası olduğu

belirtilmiştir.

14. Ş.T. 29/12/2010 tarihinde Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Kardiyoloji Polikliniğinde muayene edilmiştir.

15. Başvurucu Ramazan Tekçi 31/12/2010 tarihinde,

Cumhurbaşkanlığı makamından babası Ş.T. için özel af talebinde bulunmuştur.

Altı sayfadan oluştuğu tespit edilen söz konusu dilekçenin içeriği tespit

edilememiştir.

16. Başvurucu Ramazan Tekçi'nin dilekçesi 8/3/2011 tarihinde

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekterliğince Bakanlığa gönderilmiştir.

17. Ş.T., yaşlı olması nedeniyle ihtiyaçlarını karşılamakta

güçlük çektiğinden ve bunamasından söz ederek 5/4/2011 tarihinde Ceza

Mahkemesinden cezanın infazının konutta çektirilmesine karar verilmesini talep

etmiştir. Bu taleple ilgili herhangi bir karar verilmediği saptanmıştır.

18. Bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 26/4/2011 tarihli

yazıyla Cumhuriyet Başsavcılığından af talebi hakkında kanuni gereğinin takdir

ve ifasını talep etmiştir.

19. Tespit edilemeyen bir tarihte Silvan Ceza İnfaz Kurumundan

Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumu)

nakledilip 23/3/2011 tarihinde tekrar Silvan Ceza İnfaz Kurumuna nakledilen

Ş.T., sağlık durumu nedeniyle 28/4/2011 tarihinde yeniden Diyarbakır Ceza İnfaz

Kurumuna nakledilmiştir.

20. Cumhuriyet Başsavcılığı 28/4/2011 tarihli yazıyla Diyarbakır

Ceza İnfaz Kurumundan başvurucu Ramazan Tekçi'nin af talebi doğrultusunda işlem

yapılmasını istemiştir.

21. Ş.T., göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikâyetleriyle gittiği

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde (Üniversite Hastanesi) 28/4/2011

ile 5/5/2011 tarihleri arasında yatarak tedavi görmüştür.

22. Af talebiyle ilgili olarak Ş.T.nin muayene edildiği Eğitim

ve Araştırma Hastanesinin 12/5/2011 tarihli raporunda; Ş.T.nin kalp yetmezliği

hastası olduğu, hastalığının sürekli ve ilerleyici olduğu, ağır özürlü

olmadığı, bir yıl sonra kontrol edilmesinin uygun olduğu belirtilmiştir.

23. Cezasının ertelenmesinin gerekip gerekmediği, hapis

cezasının infazının hayatı için kesin bir tehlike teşkil edip etmediği, yaşamı

için kesin bir tehlike bulunmakta ise cezanın ne kadar süreyle ertelenmesi

gerektiği ve rahatsızlığının sürekli hastalık, sakatlık ve kocama niteliğinde

olup olmadığı hususlarında rapor aldırılmak üzere Ş.T. 17/6/2011 tarihinde Adli

Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunda (İhtisas Kurulu) hazır edilmiştir.

24. İhtisas Kurulunun 17/6/2011 tarihli yazısı üzerine

Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumu, Ş.T.nin toraks

(göğüs) BT (bilgisayarlı tomografi) filmleri ile Ş.T.nin kendilerinde mevcut

sağlık dosyasını 14/7/2011 tarihinde İhtisas Kuruluna göndermiştir.

25. Ş.T. 27/6/2011 ve 22/8/2011 tarihlerinde Üniversite

Hastanesinin Göğüs Hastalıkları Polikliniğinde muayene olmuştur.

26. İhtisas Kurulunca çekilmesi istenen HRCT (yüksek

çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi) filmleri Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumunca

Üniversite Hastanesinde çektirilerek 12/9/2011 tarihinde İhtisas Kuruluna

gönderilmiştir.

27. Başvurucu Abdurrahim Tekçi 23/9/2011 tarihli dilekçeyle

Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek yatalak ve bakıma muhtaç olduğunu öne

sürdüğü babasının tahliye edilmesini istemiştir. Söz konusu dilekçede başvurucu,

babasının gerçek yaşının seksenden fazla olduğunu ve kalp hastalığı nedeniyle

daha önce kalbinden ameliyat olduğunu belirtmiştir.

28. Ceza Mahkemesi, hükmolunan cezanın miktarı nedeniyle

hükümlünün cezasını konutunda çekmesine karar verilemeyeceğini, hapis cezasının

infazı mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa infazın

Cumhuriyet Başsavcılığınca geri bırakılabileceğini, bu hususta başvuru

yapabilecek kişilerin hükümlünün kendisi veya vasisi olduğunu ve tahliye

talebine ilişkin dilekçenin ekinde vesayete ilişkin bir karar bulunmadığını

belirterek başvurucu Abdurrahim Tekçi'nin talebinin reddine karar vermiştir.

29. İhtisas Kurulu 3/10/2011 tarihli yazıyla, daha önce

gönderilen tıbbi belgelerdeki eksikliklere dikkat çekerek eksik belgelerin

temin edilerek gönderilmesini istemiştir.

30. Ş.T. karın ağrısı şikâyetiyle 14/10/2011 tarihinde

Üniversite Hastanesine götürülmüştür.

31. Başvurucu Ramazan Tekçi'nin babasının yanında refakatçi

olarak kalmak istediğine dair 17/10/2011 tarihli talebi Cumhuriyet

Başsavcılığınca aynı gün kabul edilmiştir.

32. Ş.T. bağırsak kanaması ve genel durum bozukluğu nedeniyle

14/10/2011 tarihinden beri tedavi gördüğü Üniversite Hastanesinde 29/10/2011

tarihinde saat 23.20'de vefat etmiştir.

33. Cumhuriyet Başsavcılığı olay hakkında derhâl soruşturma

başlatmıştır.

34. Ş.T.nin cesedi üzerindeki ölü muayenesi ve otopsi işlemleri

nöbetçi savcı huzurunda, adli tıp uzmanı bir hekim tarafından 30/10/2011

tarihinde saat 2.40 sıralarındaÜniversite Hastanesinde yapılmıştır. Bahse konu

işlemlere ilişkin tutanakta; cesette darp ve cebir izi, ateşli veya ateşsiz

silah yarası, boğma izi ile ası telemine rastlanmadığı, otopsi işlemi sırasında

cesetten sistemik toksikolojik

(zehir bilimine ilişkin) ve histopatolojik

(hastalıklı doku bilimine ilişkin) incelemeler için örnekler alındığı ve ölüm

nedeninin belirlenebilmesi için alınan örneklerin incelenmesi gerektiği

belirtilmiştir.

i. Ölü muayene ve otopsi işlemleri sırasında kolluk

görevlilerince fotoğraf çekimi ve kamera kaydı yapılmıştır.

ii. Ölü muayenesi işleminde hazır bulunan ve cesedin babasına

ait olduğunu teşhis eden başvurucu Ramazan Tekçi, babasının yaklaşık bir yıldır

ceza infaz kurumunda bulunduğunu, beş altı ay kadar önce rahatsızlığı nedeniyle

Silvan Ceza İnfaz Kurumundan Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiğini,

14/10/2011 tarihinden beri Üniversite Hastanesinde tedavi gördüğünü, kalp ve

böbrek yetmezliklerinin bulunduğunu, ayrıca mide kanaması geçirdiğini,

hastalıkları nedeniyle vefat eden babasının ölümü nedeniyle şikâyetçi

olmadığını ve daha önce yaptıkları af başvurusunun kabul edilmediğini

söylemiştir.

35. Adli Tıp Kurumunca (ATK) düzenlenen 25/1/2012 tarihli

raporda; kanda etanol bulunsa da metanol bulunmadığı, idrarda alkol

bulunmadığı, kanda ve idrarda atropine, lidocain, midazolam ve pantoprozol

bulunduğu belirtilmiştir.

36. ATK tarafından düzenlenen 31/1/2012 tarihli raporda ise

histopatolojik tetkik sonuçları belirtilmiştir.

37. Kesin ölüm nedenini belirlemesi istenen ATK, Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderdiği 31/1/2012 tarihli yazıda ölüm nedenine ilişkin

raporun otopsi işlemini yapan hekim tarafından düzenlenmesinin daha uygun

olduğunu ifade etmiştir.

38. Ölü muayenesi ve otopsi işlemini yapan adli tıp uzmanı

hekim, Ş.T.nin tedavi evrakları ile toksikolojik analiz raporu ve

histopatalojik tetkik raporunu inceleyerek düzenlediği 7/8/2012 tarihli

raporunda, Ş.T.nin ölüm nedeninin kendisinde mevcut çoklu hastalıklar sonucu

gelişen kanama ve komplikasyonlar olduğunu açıklamıştır.

39. Ş.T.nin ölüm nedenin tespit edildiği, ölümünde kaza, cinayet

ve intihar zorlamalı ölüm belirtileri bulunmadığı ve ölümünün doğal yolla

oluştuğu gerekçesiyle Cumhuriyet Başsavcılığı 18/10/2012 tarihinde olay

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

40. Başvurucular rahatsızlıkları nedeniyle daha önce çeşitli

hastanelere başvuran Ş.T.nin sağlık durumunun ceza infaz kurumunda bulunmaya

uygun olmadığını, gerek infaza başlanmadan önce gerekse infaza başlandıktan

sonra yaptıkları infazın ertelenmesine yönelik taleplerin gerekli ve yeterli

tetkikler yapılmadan reddedildiğini, sadece ölüm nedenin belirlenmesine yönelik

soruşturma yürütüldüğünü, Ş.T.nin sağlığının ceza infaz kurumunda bulunmaya

müsait olmamasına rağmen infaza başlanıp infazın sürdürüldüğünü ve bu

nedenlerle hastalıkları artan Ş.T.nin ölümüne sebebiyet verildiğini ileri

sürerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmişlerdir.

41. Başvurucuların itirazı, Ş.T.nin ölümünün şüpheli olmadığı ve

Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu

gerekçesiyle Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin (Ağır Ceza Mahkemesi) 1/4/2013

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

42. Ağır Ceza Mahkemesince verilen karar başvurucular vekiline

21/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup başvuru 13/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

43. İlgili belgelerin incelenmesinden Ş.,T.nin

Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumunda kaldığı süre zarfında 12/5/2011, 11/6/2011,

27/6/2011, 29/6/2011, 9/7/2011, 25/8/2011 ve 7/10/2011 tarihlerinde tedavisinin

ve/veya tıbbi tetkiklerinin yapılması amacıyla Eğitim ve Araştırma Hastanesi

veya Üniversite Hastanesine sevk edildiği anlaşılmıştır.

44. Başvurucular, kendilerinin ve/veya Ş.T.nin infaza başlamadan

önce veya infaza başlandıktan sonra infazın ertelenmesini talep ettiğine dair

bireysel başvuru dosyasına herhangi bir belge ibraz etmemişlerdir. Ayrıca,

Cumhuriyet Başsavcılığıyla ve Silvan Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan

yazışmalardan başvurucuların veya Ş.T.nin infazın ertelenmesini talep

ettiklerine dair herhangi bir belgenin bulunmadığı öğrenilmiştir.

IV.İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

45. Konuyla ilgili ulusal hukuk, Anayasa Mahkemesinin Murat Karabulut (B. No: 2013/2754,

18/2/2016, §§ 27-30, 33, 44, 65, 66) başvurusu

hakkında verdiği kararda yer almaktadır.

B. Uluslararası Hukuk

46. Konuyla ilgili uluslararası hukuk, Anayasa Mahkemesinin Temur Eskibağ ve Mehmet Rıza Eskibağ (B.

No: 2014/5098, 20/12/2017, §§ 50-57) başvurusu hakkında verdiği kararda yer

almaktadır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

47. Mahkemenin 14/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

48. Başvurucular; suçun işlendiği tarihte yakınlarının ihtiyar

olduğunu, yargılamanın makul sayılamayacak kadar uzun sürmesi nedeniyle

yakınlarının ceza infaz kurumuna girdiği tarihte daha da ihtiyarladığını, suçun

işlendiği tarih ile infaza başlama tarihi arasında geçen sürede yakınlarının

vücudunda pek çok hastalık ortaya çıktığını, cezanın infazı başlamadan önce

yakınlarının cezanın infazının ertelenmesine ilişkin talebinin reddedildiğini,

infaza başlanmasından sonra yakınlarının hastalıklarının daha da

arttığını,gerek yakınlarının gerekse kendilerinin pek çok kez infazın

ertelenmesini istediğini ancak bu istemlerin kabul görmediğini, ayrıca bu

istemlerden sadece birine ulaşabildiklerini, açık hukuki düzenlemelere rağmen

yakınlarının sağlık durumunun cezanın infazının devamına elverip elvermediğinin

değerlendirilmediğini, bu suretle ihmal yoluyla yakınlarının ölümüne neden

olunduğunu ve yakınlarının ölümüyle ilgili gerekli ve yeterli bir soruşturma

yürütülmediğini belirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini öne sürmüşlerdir.

49. Öte yandan başvurucular, kovuşturmaya yer olmadığına karara

yaptıkları itirazın gerekçesiz olarak reddedildiğinden yakınarak adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

50. Bakanlık görüşünde, infazın başlamasından başvurucuların

yakınlarının ölümüne kadar geçen sürede yapılan işlemler ile ölüm sonrasındaki

soruşturma işlemleri özetlenmiş vebazı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları

Anayasa Mahkemesinin dikkatine sunulmuştur.

B. Değerlendirme

1. Şikâyetlerin

Nitelendirilmesi ve İncelemenin Kapsamı Yönünden

51. Anayasa Mahkemesi; ölüm olayının söz konusu olmadığı veya

yaşam hakkına yönelik ciddi bir riskin tespit edilemediği durumlarda, ceza

infaz kurumlarının fiziki ve tıbbi imkânlarının başvurucuların sağlık

durumlarına uygun olmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin

şikâyetleri istikrarlı bir şekilde Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına

alınan kötü muamele yasağı kapsamında incelemektedir (Mete Dursun, B. No: 2012/1195, 18/11/2015; Serdar Öztürk, B. No: 2013/7532;

4/2/2016; Sabri Kaya, B. No:

2014/8482, 29/6/2016; Ergin Aktaş, B.

No: 2014/14810, 21/9/2016; Hayati Kaytan,

B. No: 2014/19527, 16/11/2016).

52. Öte yandan Anayasa Mahkemesi yukarıda anılan Murat Karabulut başvurusu ile

Temur Eskibağ ve Mehmet Rıza Eskibağ başvurusunda; yakınları vefat

etmiş başvurucuların, yakınlarının sağlık durumlarının kaldıkları ceza infaz

kurumlarının fiziki ve tıbbi imkânlarıyla bağdaşmadığına yönelik şikâyetlerini

de bahsedilen yasak kapsamında incelemiştir.

53. Somut başvuruda başvurucuların ceza infaz kurumlarının

koşullarına, babalarına sağlanan tedavilerin yeterliliğine, ceza infaz kurumundan

çıkarılmaması nedeniyle babalarının özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu

olan elem seviyesinden daha fazla sıkıntı veya eziyet çektiğine ya da ceza

infaz kurumlarının ortamlarının babalarının özel ihtiyaçlarına uygun hâle

getirilmediğine yönelik herhangi bir şikâyetleri bulunmamaktadır. Bu nedenle

somut başvuruda kötü muamele yasağı yönünden bir inceleme yapılmamıştır.

54. Olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eden (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16) Anayasa Mahkemesi, başvurucuların iddialarının

özünün kamu görevlilerinin ihmalî davranışla babalarının ölümüne neden

olduklarına ve babalarının ölümü nedeniyle yürütülen soruşturmanın etkisizliğine

ilişkin olduğunu dikkate alarak -adil yargılanma hakkıyla bağlantı kurularak

ileri sürülenler de dahil- bütün iddiaları Anayasa'nın 17. maddesinde güvence

altına alınan yaşam hakkının yaşamı koruma yükümlülüğüne ilişkin maddi boyutu

ile etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında

incelemiştir.

55. Bahse konu Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Herkes, yaşama...

hakkına sahiptir."

56. Anayasa'nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

bölümü şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

57. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi

açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen

kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucular, ölen Ş.T.nin çocukları olduğundan

başvuruda başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır. Bununla

birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlik kriterleri açısından da

değerlendirilmesi gerekir.

a. Yaşam Hakkının Maddi

Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

58. Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında

bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme

yükümlülüğünün yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında

bulunan tüm bireylerin yaşama hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer

bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere

karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).

59. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkı kapsamında devletin sahip

olduğu pozitif yükümlülükler açısından benimsediği temel yaklaşıma göre

devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında gerçekleşen ölüm

olaylarında Anayasa’nın 17. maddesi, devlete elindeki tüm imkânları kullanarak

bu konuda ihdas edilmiş yasal ve idari çerçevenin yaşamı tehlikede olan

kişileri korumak için gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin

durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri

alma sorumluluğu yüklemektedir. Bu sorumluluk -kamusal olsun veya olmasın-

yaşam hakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından geçerlidir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

52).

60. Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin yaşamlarını ve

sağlıklarını koruma konusundaki pozitif yükümlülük, bu kişilerin tıbbi

tedavilerine özen gösterilmesini yanında yaşamı üzerinde oluşabilecek olası

tehditleri engellemeyi de içerir. Uygun bir tıbbi tedavinin sağlanması

konusundaki eksiklikler yaşam hakkını koruma yükümlülüğüne aykırılık teşkil

edebilir (Murat Karabulut, § 43).

61. Diğer taraftan özellikle insan davranışının öngörülemezliği,

öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlemin veya yürütülecek

faaliyetin tercihi gözönüne alınarak pozitif yükümlülük, yetkililer üzerine

aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanmamalıdır. Pozitif yükümlülüğün ortaya

çıkması için yetkililerce belirli bir kişinin hayatına yönelik gerçek ve yakın

bir tehlikenin bulunduğunun bilinmesi ya da bilinmesi gerektiği durumların

varlığı kabul edildikten sonra böyle bir durum dâhilinde, makul ölçüler

çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında bu tehlikenin

gerçekleşmesini önleyebilecek şekilde kamu makamlarının önlem almakta başarısız

olduklarının tespiti gerekmektedir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 53).

62. Somut olayda başvurucular, yakınlarının sağlık durumunun

cezanın infazının devamına elverip elvermediğinin değerlendirilmediğini ve bu

suretle ihmal yoluyla yakınlarının ölümüne neden olunduğunu ileri sürmüş iseler

de başvurucuların veya Ş.T.nin gerek infaza başlanmadan önce gerekse infaza

başlandıktan sonra ceza infaz kurumlarının fiziki ve/veya tıbbi imkânlarının

Ş.T.nin yaşamı üzerinde tehdit oluşturduğuna ilişkin bir iddiayı yetkili

merciler önünde dile getirdikleri tespit edilememiştir (bkz. § 43). Ş.T.yi muayene ve tedavi eden sağlık kuruluşları da bu yönde

bir tespitte bulunmamıştır. Mevcut tıbbi rahatsızlıkları nedeniyle pek çok kez

sağlık kuruluşlarına götürülen ve bir süre Üniversite Hastanesinde yatarak

tedavi de gören Ş.T., bağırsak kanaması ve genel durum bozukluğu nedeniyle

tedavi gördüğü Üniversite Hastanesinde, Cumhurbaşkanlığı makamına tanınan özel

af yetkisi için prosedürler devam ettiği bir sırada vefat etmiştir (bkz. § 32).

63. Başvurucuların Ş.T.nin sağlık hizmetlerine erişemediğine

veya Ş.T.ye uygulanan tıbbi tedavilerin yetersiz olduğuna dair bir

şikâyetlerinin bulunmadığını,Ş.T.nin ölüm nedeninin kendisinde mevcut çoklu

hastalıklar sonucu gelişen kanama ve komplikasyonlar olduğunun tespit

edildiğini (bkz. § 37) ve ölümüne kendisinin veya bir başkasının eyleminin

neden olduğuna dair herhangi bir delil veya emare bulunmadığını dikkate alan

Anayasa Mahkemesi, Ş.T.nin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin söz

konusu olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Bu sebeple kamu makamlarının sahip

oldukları yetkiler kapsamında tehlikenin gerçekleşmesini önleyebilecek şekilde

önlem alıp almadıkları yönünde bir değerlendirme yapılmasına gerek

bulunmamaktadır.

64. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal

edildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yaşam Hakkının Usul

Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

65. Devlet, yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne

ilişkin usul boyutu kapsamında doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının

belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî

bir soruşturma yürütmek durumundadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

66. Kamu görevlilerinin güç kullanımı sonucu gerçekleşen ya da

gerçekleştirildiği iddia edilen ölümlere ilişkin soruşturmaların etkili

olabilmesi için soruşturma makamlarının olaya karışmış olabilecek kişilerden

bağımsız olması gerekir. Soruşturma makamlarının sadece hiyerarşik ve kurumsal

bağımsızlığı yeterli olmayıp aynı zamanda soruşturmanın da fiilen bağımsız

olarak yürütülmesi gerekir (Cemil Danışman,

B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96).

67. Ceza soruşturmasının etkililiği için soruşturma makamlarının

resen ve derhâl harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların

belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri gerekir.

Soruşturmada ölüm olayının nedeninin veya sorumlu kişilerin belirlenmesi

imkânını zayıflatan bir eksiklik, etkili soruşturma yükümlülüğüne aykırılık

oluşturabilir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 57).

68. Ceza soruşturmasının etkililiğini sağlayacak hususlardan

biri de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamu

denetimine açık olmasıdır. Ayrıca her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşru

menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları

sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 58).

69. Öte yandan yürütülen bu soruşturma makul bir özen ve süratle

de yürütülmelidir (Salih Akkuş, B.

No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30). Bu husus, hukuk devletine bağlılığın

sağlanması ve hukuka aykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü

verilmesinin engellenmesi yönünden bir gerekliliktir.

70. Somut başvuruda, Cumhuriyet Başsavcılığınca kendiliğinden

başlatılan soruşturma bizzat Cumhuriyet savcısınca yürütülmüştür. Soruşturma

kapsamında başvurucuların yakınının ölümünü çevreleyen koşulların tespiti için

ölü muayenesi ve otopsi işlemleri yapılıp cesetten sistemik toksikolojik ve

histopatolojik incelemeler için örnekler alınmıştır. Ölü muayenesi ve otopsi

işlemini yapan adli tıp uzmanı hekim, Ş.T.nin tedavi evrakları ile toksikolojik

analiz raporu ve histopatalojik tetkik raporunu incelemiş ve ölüm nedeninin

kendisinde mevcut çoklu hastalıklar sonucu gelişen kanama ve komplikasyonlar

olduğu sonucuna varmıştır. Ölüm nedenine ilişkin rapor ile Ş.T.nin ölümüne

kendisinin veya bir başkasının eyleminin neden olduğuna dair herhangi bir delil

veya emare bulunmadığını nazara alan Cumhuriyet Başsavcılığı, Ş.T.nin doğal

yolla öldüğü sonucuna varmış (bkz. § 38) ve bir yıl gibi kısa bir sürede

tamamladığı soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Son

olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazlarını dile

getirme fırsatı bulan ve Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan tespitler uygun

bulunduğu için Ağır Ceza Mahkemesince itirazları reddedilen başvurucular,

soruşturmaya katılım konusunda herhangi bir engelle karşılaşmamıştır.

71. Soruşturma makamlarının olaylara ilişkin tespitleri Anayasa

Mahkemesi açısından bağlayıcı olmamakla birlikte Anayasa Mahkemesinin

soruşturma makamlarının tespitlerinden farklı bir tespitte bulunabilmesi için

bu hususta ikna edici unsurların mevcut olması gerekmektedir. Ne var ki

Cumhuriyet Başsavcılığının ölümün doğal yolla gerçekleştiğine ilişkin

tespitinden ayrılmayı gerektirecek ikna edici bir neden bulunmamıştır.

72. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal

edildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

14/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Murat İlter

DEVECİ

Başvurucular

:

1.

Abdulhalik TEKÇİ

2.

Abdulkerim TEKÇİ

3.

Abdurrahim TEKÇİ

4.

Abdurrahman TEKÇİ

5.

Abdurrezzak TEKÇİ

6.

Abdusselam TEKÇİ

7. Amine

YETİŞKİN

8. Fahriye

YETİŞKİN

9. Mehmet

TEKÇİ

10. Mehmet

Nesih TEKÇİ

11. Mehmet

Salih TEKÇİ

12. Ramazan

TEKÇİ

13. Remziye

TEKÇİ

14. Revzete

ÖNGÜL

15. Şazime

YEŞİL

Vekili : Av. Abdulkadır SAYIKAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/2690, 14 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. Iv.ilgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Kaleli
  14. Gökcan
  15. Hakyemez
  16. Deveci
  17. Yetişkin
  18. Yetişkin
  19. Tekçi
  20. Tekçi
  21. Tekçi
  22. Öngül
  23. Yeşil
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/2690
Tarih
14 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Ali Bulut ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2752)
  • Ayhan Kalaç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/15094)
  • Fatma Dağlıoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/20358)
  • Zilfi Ayhan Başvurusu (B. No: 2017/6263)
  • Mehmet Memduh Gökçen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/62285)
  • Çetin Okuyaz ve Metin Okuyaz Başvurusu (B. No: 2017/15589)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.