İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdullah İçli Başvurusu (B. No: 2016/22167)

1. Başvuru, hapis cezasının infazının ertelenmesi talebinin

Başvuru No2016/22167Tarih7 Kasım 2019Okuma10 dk · 2.049 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdullah İçli Başvurusu

Karar tarihi
7 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/22167
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.049 kelime·10 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hapis cezasının infazının ertelenmesi talebinin

reddedilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/10/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurucu, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

(İçtüzük) 73. maddesi uyarınca sağlık sorunları nedeniyle tedbiren

tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve tedbir

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. 2016/58016 numaralı bireysel başvuru dosyası mükerrer kayıt

olması nedeniyle 2016/22167 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmiştir.

6. Bölüm tarafından Ümraniye T Tipi Ceza İnfaz Kurumu

Müdürlüğünün cevap yazısı dikkate alınarak 31/10/2016 tarihinde tedbir

talebinin reddine karar verilmiştir. Verilen kararda; başvurucunun ceza infaz

kurumunda tutulmaya başlandığı günden itibaren sağlık durumunun takip edildiği,

tedavi ve kontrollerinin sevk edildiği hastaneler ve kurum tabipliği tarafından

yapıldığı, ceza infaz kurumunda tutulmasının yaşamı bakımından tehlike oluşturmayacağına ilişkin sağlık kurulu raporu bulunduğu

hususlarına değinilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir. Bakanlığın görüşüne

ilişkin başvurucunun bir beyanı olmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve ilgili

kurumlardan temin edilen bilgilere göre olaylar özetle şöyledir.

9. Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. madde ile

görevli) 24/2/2012 tarihli kararı ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye

olma suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Bu karar, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 8/2/2013 tarihli kararıyla onanarak

kesinleşmiştir.

10. 25/4/2015 tarihinde cezasının infazına başlanan başvurucu

11/4/2016 tarihinde sağlık sorunları nedeniyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet

Başsavcılığından cezasının infazının ertelenmesi talebinde bulunmuştur.

11. Başvurucunun talebi doğrultusunda Ümraniye Eğitim ve

Araştırma Hastanesine (Hastane) sevk işlemi yapılmıştır. Söz konusu Hastanenin

başvurucu hakkında düzenlediği 17/5/2016 tarihli rapor sonucunda şu tespitlere

yer verilmiştir:

"Mevcut sağlık durumu hükümlünün hayatı

için kesin bir tehlike teşkil etmez. Hayatını yalnız idame ettirebilir. Buna

bağlı olarak infazın geri bırakılmasına gerek yoktur. Sürekli hastalık ve

kocama hali teşkil etmez."

12. Savcılık Taşra İlamat ve İnfaz

Bürosunun 31/5/2016 tarihli kararıyla sağlık kurulu raporu doğrultusunda

cezanın infazının ertelenmesi talebinin reddine karar verilmiştir.

13. Başvurucu sağlık sorunlarını gerekçe göstererek

belirlenemeyen bir tarihte yeniden cezasının infazının ertelenmesini talep

etmiştir.

14. Savcılık Taşra İlamat ve İnfaz

Bürosunun 9/9/2016 tarihli kararıyla -başvurucunun daha önce aynı yönde talebi

olduğu ve Hastaneden alınan 17/5/2016 tarihli raporda mevcut rahatsızlık

nedeniyle infazın ara verilmesine gerek olmadığının bildirildiği gerekçesiyle-

infazın ertelenmesi talebi reddedilmiştir.

15. Ret kararı 21/9/2016 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu, vekili aracılığıyla 20/10/2016 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 16. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir.

"...

(2) Diğer

hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan

bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı,

mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının

infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.

(3)

Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca

düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin

sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine,

infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı,

mahkûmun tâbi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal

temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer,

kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına

bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet

Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı

yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre

bulunmadığı takdirde birer yıllık dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun

olarak incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını veren

Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar

verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine,

mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan

kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere

aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet

Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.

...

(6)

(Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Maruz kaldığı ağır bir

hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını

yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike

oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada

belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir."

18. 5275 sayılı Kanun'un

"Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında

duraksama" kenar başlıklı 98. maddesi şöyledir:

"(1) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya

çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen

yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren

kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine

getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.

(2) 16 ncı madde gereğince cezasının

ertelenmesi isteminin reddi hâlinde de aynı hüküm uygulanır.

(3)

Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez.

Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına

karar verebilir."

19. 5275 sayılı Kanun'un "İnfaz

sırasında verilecek kararların mercii ve usulü" kenar başlıklı

101. maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken

kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet

savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.

...

(3)

Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka

mahkemeler tarafından verilmiş olan bu kararlara karşı itiraz yoluna

gidilebilir.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 7/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

21.Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılayacak

geliri olmadığını beyan ederek adli yardım talebinde bulunmuştur.

22. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; cezasını infaz etmekte olduğu ceza infaz

kurumunda üç kez kalp krizi geçirdiğini, tutulma ve sağlık koşulları nedeniyle

hastalığının kötüleştiğini, dördüncü kez kalp krizi geçirince Savcılığa infazın

ertelenmesi talebinde bulunduğunu belirtmiştir. Başvurucu, Adli Tıp Kurumuna

sevk edilip hakkında yeniden rapor düzenlemeden talebinin reddedildiğini ve

verilen kararda itiraz yolunun gösterilmediğini beyan etmiştir. Ceza infaz

kurumunun fiziksel koşulları ve sağlık durumu nedeniyle hayatının risk altında

olduğunu belirten başvurucu bu şartlar altında tutulması nedeniyle yaşamın

çekilmez hâle geldiğini, kendi başına hayatını sürdüremediğini ve duyduğu

manevi acılarının arttığını iddia etmiştir. Daha hafif sağlık sorunu olanların

talepleri kabul edilmesine rağmen kendisinin talebinin reddedilmesinin siyasi

düşüncelerinden kaynaklandığını ve bu nedenle ayrımcılık yaşadığını ifade eden

başvurucu; verilen karar ve bu şartlarda ceza infaz kurumunda tutulmaya devam

edilmesi nedeniyle Anayasa'da güvence altına alınan kötü muamele yasağı ile

adil yargılanma, etkili başvuru, kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

24. Bakanlık görüşünde; başvurucunun Ceza İnfaz Kurumunda

bulunduğu süre içerisinde gereken şekilde muayene ve tedavilerinin yapıldığı,

iddia edilenin aksine kalp krizi geçirdiğine ilişkin herhangi bir kayıt

bulunmadığı, sağlık hizmetlerinin sunulmasında herhangi bir aksama olmadığı

belirtilmiştir.

2. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, tutulduğu

yerin fiziksel koşulları nedeniyle sağlığının daha da bozulmasına rağmen

cezasının ertelenmesi talebinin reddedilmesidir.

26. Başvurucu, hastalığından dolayı ceza infaz kurumunda

yaşadığı sıkıntıların ve ceza infaz kurumunda tutulmasının hayatı için tehlike

oluşturması nedeniyle infazın ertelenmesi talebinin reddedilmesinin Anayasa'da

güvence altına alınan haklarını (bkz. § 80) ihlal ettiğini ileri sürmüş ve tedbiren tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Başvurucu

ceza infaz kurumunda bulunduğu sırada geçirdiği kalp krizi nedeniyle hayati

tehlikesinin bulunduğu belirtmiş ise de Ümraniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumu Müdürlüğünün cevap yazısına göre başvurucunun kalp krizi geçirdiğini

iddia ettiği tarihten bireysel başvuru yaptığı tarihe kadar on dört kez kurum

doktorunca veya hastanelere sevk edilerek rutin şekilde tedavi ve kontrol

edilmiştir. Ayrıca başvurucunun kalp krizi geçirdiğini iddia ettiği tarihte

veya sonrasında hayati tehlikeye işaret eden tıbbi bir müdahalenin varlığına da

rastlanmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun çok ciddi bir hayati tehlike

geçirdiğinden söz etmek ve bu nedenle yaşam hakkı yönünden bir inceleme yapmak

mümkün görünmemektedir. Başvurucunun sağlık sorunlarına rağmen infazın

ertelenmeyerek ceza infaz kurumunda tutulmaya devam edilmesi yönündeki şikâyeti

kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilmiştir.

27.Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

29. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

30. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia

edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde

başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu makamlara sunması, aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (Ayşe Zıraman

ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

31. Somut olayda hükümlü olan başvurucu, sağlık durumu nedeniyle

cezasının infazının ertelenmesi talebinde bulunmuş fakat Savcılık tarafından

talebi reddedilmiştir. 5275 sayılı Kanun’un 16. maddesinde hükümlülerin sağlık

nedenleriyle infazlarının geri bırakılması konusu düzenlenmiştir. Bu bağlamda

hükümlülerin akıl hastalığı dışındaki hastalıklarda cezanın infazına, resmî

sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunacağı ancak bu

durumda bile hapis cezasının infazı mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike

teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazının kendisi iyileşinceye kadar geri

bırakılacağı hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan maruz kaldığı ağır bir hastalık

veya sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame

ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı

değerlendirilen mahkûmun cezasının infazının da geri bırakılabileceği kabul

edilmiştir. Bu kararları vermek için anılan maddenin ikinci fıkrasında infazın

yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığı görevlendirilmiştir.

32. Öte yandan savcılığın 5275 sayılı Kanun’un 16. maddesi

uyarınca vereceği kararlara karşı itirazların da aynı Kanun’un 98. maddesinin

(2) numaralı fıkrası uyarınca hükmü veren mahkeme tarafından değerlendirileceği

belirtilmiştir. Başvurucu, Savcılığın itiraz yollarını göstermeden verdiği

kararın kesinleştiğini iddia etmiştir. Savcılığın 9/9/2016 tarihli kararında

verilen kararın kesin olduğu belirtilmemiştir. Bunun yanında söz konusu kararda

itiraz yolları gösterilmemiş ise de avukat ile temsil olunan başvurucunun

verilen karara bir itirazda bulunduğu fakat kanuni düzenlemenin aksine

itirazının değerlendirilmediği şeklinde bir beyanı veya buna ilişkin sunmuş

olduğu bir mahkeme kararı bulunmamaktadır. Bu durumda itiraz yollarının kararda

yer almaması nedeniyle kararın kesinleştiğinden veya başvurucunun yaptığı

itirazın değerlendirilmemesi nedeniyle bu yolun etkisiz olduğundan -ve

dolayısıyla etkili başvuru hakkının ihlal edildiğinden- söz etmek mümkün görünmemektedir.

33. Tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir olması

yanında telafi kabiliyetini haiz olması ve tüketildiğinde başvurucunun

şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıyla

mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada da

etkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının kanıtlanmamış

olması gerekir (Ramazan Aras, B.

No: 2012/239, 2/7/2013, § 29). Başvuru konusu olay bağlamında başvuru

yollarının tüketilmesi kuralına istisna tanınmasını gerektiren bir durumun

olduğu söylenemez.

34. Bu değerlendirmeler kapsamında başvurucunun infazın

ertelenmesine dair talebinin hastaneye sevk edilmeksizin eski tarihli raporla

değerlendirildiği yönündeki iddialarını itiraz merciine iletip bir karar

verilmesinden sonra bireysel başvuruda bulunması gerekirken anılan başvuru

yollarını tüketmeden Savcılığın kararının tebliğinden sonra doğrudan bireysel

başvuruda bulunduğu görülmüştür.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun sağlık durumuna ve bu

bağlamda infazın ertelenmesine ilişkin taleplerinin Savcılıkça reddedilmesine

karşı hükmü veren Mahkemeye başvurmaksızın, itirazlarını usulüne uygun olarak

iletmeksizin başvuru yollarını tüketmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddiasını bireysel başvuru konusu yaptığı anlaşıldığından başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

36. Kötü muamele yasağı yönünden başvuru yollarının

tüketilmemesine istinaden kabul edilemezlik kararı verildiğinden anılan yasakla

bağlantılı olarak Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal

edildiği iddiasının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 7/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Sinan

ARMAĞAN

Başvurucu

:

Abdullah

İÇLİ

Vekili

:

Av. Ahmet

ÖZCAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/22167, 7 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adli Yardım Talebi
  9. B. Kötü Muamele Yasağının
  10. B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  11. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  12. Gökcan
  13. Hakyemez
  14. Menteş
  15. Armağan
  16. İçli
  17. Özcan
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/22167
Tarih
7 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Semra Omak Başvurusu (B. No: 2016/78494)
  • Hakan Taşdelen Başvurusu (B. No: 2016/9452)
  • Murat Polat ve Sebahattin Ünlü Başvurusu (B. No: 2014/13254)
  • İbrahim Hallaç Başvurusu (B. No: 2016/9009)
  • L.ö. Başvurusu (B. No: 2016/548)
  • Hiyam Yolcu Akyol Başvurusu (B. No: 2016/207)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.