İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İbrahim Hallaç Başvurusu (B. No: 2016/9009)

1. Başvuru, izinsiz afiş astığı için başvurucuya idari para

Başvuru No2016/9009Tarih7 Kasım 2019Okuma18 dk · 3.515 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İbrahim Hallaç Başvurusu

Karar tarihi
7 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/9009
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.515 kelime·18 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, izinsiz afiş astığı için başvurucuya idari para

cezası verilmesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/5/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. 1986 doğumlu olan başvurucu işsizdir ve Mersin'de ikamet

etmektedir.

10. 4/2/2016 tarihinde saat 13.30 civarında Tuzla İçmeler

Köprüsü altına 90x70 cm boyutlarında yetkili mercilerden izin almaksızın bazı

afişler asmıştır. Söz konusu afişlerin asıldığı, fotoğraflarla tespit

edilmiştir.

11. Toplanmış kişilerin resimlerini de içeren afişlerde büyük

puntolarla "Kıdem tazminatı hakkımızı

gasp ettirmeyelim- BDSP" ve "Emeğin özgürlüğün mücadelesinde biz de varız- 21 Şubat İstanbul 13.00

Kadın İşçi Kurultayı- Gündem [Gündem içeriği okunamamıştır] İşçi Emekçi Kadın

Komisyonları" yazmaktadır.

12. İnternet üzerinden yapılan araştırmada, İşçi-Emekçi Kadın

Komisyonlarının “Emeğin özgürlüğü

mücadelesinde biz de varız!” sloganıyla düzenlediği Kadın İşçi

Kurultayı (Kurultay) 21/2/2016 tarihinde İstanbul'da Petrol-İş Sendikası Genel Merkezinde

yapılmıştır. Kurultay'a Türkiye'nin farklı illerinden gelen kadın işçiler

katılmış ve Kurultay'da “Kadın işçilerin

örgütlenmesinin önündeki engeller” ve “Emeğin korunması ve özgürleştirilmesi” konulu sunumlar

gerçekleştirilmiştir. Ayrıca serbest kürsü bölümünde de kadın işçiler

örgütlenme deneyimlerini paylaşmıştır.

13. Tuzla Belediyesi (İdare) tarafından başvurucu hakkında

30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca

5.400 TL idari para cezası uygulanmış ve afişlerin asıldığı gün başvurucunun

huzurunda hazırlanan idari yaptırım kararı kendisine tebliğ edilmiştir. 5326

sayılı Kanun'un 42. maddesine göre 2016 yılında uygulanacak idari para

cezasının alt sınırı 219 TL ve üst sınırı ise 6.732 TL'dir.

14. Başvurucu, idari para cezasına karşı 18/2/2016 tarihinde

İstanbul Anadolu 5. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) itiraz etmiştir. Hâkimlik

11/3/2016 tarihinde başvurucunun itirazını itiraz kanun yolu açık olmak üzere

reddetmiştir. Hâkimlik kararında, 5326 sayılı Kanun'un 42. maddesinde

düzenlenen kabahatin tanımına yer verilmiş; izinsiz afiş asma eyleminin

fotoğraflar ile tespit edildiği, düzenlenen tutanak ve beyan ile eylemin sabit

olduğu ifade edilmiştir.

15. Başvurucunun itirazın reddine ilişkin karara karşı yaptığı

itiraz da İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hâkimliğince 28/3/2016 tarihinde kesin

olarak reddedilmiştir.

16. Anılan karar, başvurucuya 4/4/2016 tarihinde tebliğ edilmiş;

başvurucu 4/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. 5326 sayılı Kanun’un "İdari

para cezası" kenar başlıklı 17. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"İdari para cezası, kanunda alt ve üst

sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idari para

cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin

kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur."

18. Aynı Kanun’un "Afiş

asma" kenar başlıklı 42. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(1)

... cadde veya sokak kenarlarındaki kamuya ait ... alanlara, rızası olmaksızın

özel kişilere ait alanlara bez, kâğıt ve benzeri afiş ... asan kişiye, yüz Türk

Lirasından üçbin Türk Lirasına kadar idarî para

cezası verilir. Aynı içerikteki afiş ve ilânlar, tek fiil sayılır.

(2)

Birinci fıkra hükmü, yetkili makamlardan alınan açık ve yazılı izne dayalı

olarak asılan afiş ve ilânlar açısından uygulanmaz...

...

(4) Bu

kabahatler dolayısıyla idarî para cezasına, kolluk veya belediye zabıta

görevlileri karar verir.

..."

19. Yukarıda yer verilen Kanun maddesinin gerekçesi ise

şöyledir:

"Toplumun tüm bireylerinin kullanımına

tahsis edilmiş bulunan meydan ve parklara, cadde veya sokak kenarlarındaki

kamuya ait duvar veya alanlara; yetkili makamlardan açık ve yazılı bir izin

alınmadıkça, bez, kağıt ve benzeri afiş veya ilân

asılması, bu madde hükmü ile kabahat olarak tanımlanmıştır. Görüntü kirliliği

oluşturan bu şeyler, özel kişilere ait alanlara da,

ilgilisinin rızası bulunmadıkça asılamaz. Doğal olarak, bu tür afiş ve ilânlar

tek nüsha olmayacağından, aynı içerikte olmak kaydıyla, sayısı ne kadar olursa

olsun, bütün afiş ve ilânlar tek fiil olarak kabul edilmektedir. Böylece,

birinci fıkra hükmünde özel bir içtima hükmüne yer verilmiştir. Yetkili

makamdan verilen izne dayalı olarak afiş ve ilân asılması durumunda, fiil

hukuka uygun olacaktır. Ancak bunun sağlıklı kontrolü için izin yazısında afiş

ve ilânın asılacağı zaman dilimi açıkça gösterilmelidir. İzinde gösterilen

sürenin sonunda afiş ve ilânların, izin alan kişi tarafından derhal

toplatılmaması, kabahat oluşturmaktadır. İlgilisi tarafından toplanmadığı için,

bu afiş ve ilânların kamu adına toplatılması halinde, ayrıca toplatma masrafı

da tahsil edilir. Seçim döneminde afiş ve ilân asılması hususu seçim

mevzuatında özel olarak düzenlendiğinden, bu hüküm bakımından kapsam dışı

bırakılmıştır."

B. Uluslararası Hukuk

20. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına ilişkin genel

ilkeler bakımından uluslararası hukuk kaynakları için bkz. Anayasa Mahkemesi

Genel Kurulunun Ali Rıza Özer ve diğerleri ([GK],

B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 115-124) ve Bölüm tarafından verilen Osman Erbil (B. No: 2013/2394, 25/3/2015,

§§ 45-53) ve Rıza Gökçen Erus

ve diğerleri (B. No: 2014/17391, 19/4/2018, §§ 24-30) kararları ile

afiş asma eylemi nedeniyle sendika üyelerine idari para cezası verilmesinin

sendika hakkının ihlali olduğu yönünde karar için bkz. Abdulvahap Can ve diğerleri (B. No: 2014/3793,

8/11/2017, §§ 19-23).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 7/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

22. Başvurucu; kıdem tazminatı hakkının kaldırılmasını eleştiren

ve sendikal örgütlenme çağrısı yapan içeriğe sahip afişleri asmaya çalıştığı

sırada İdare tarafından kendisine idari para cezası kesildiğini belirtmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarından örnekler

veren ve afiş asmanın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini

belirten başvurucu, üst sınıra yakın bir hadden uygulanan 5.400 TL para cezası

nedeniyle ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Başvurucu afiş astığı yerin işçiler tarafından yoğun olarak

kullanılan bir güzergâh alanı olduğunu belirtmiştir.

23. Başvurucu; Hâkimlik tarafından kusur, ekonomik durum, afişin

boyutu, asıldığı yer ve saat gibi hususlarda herhangi bir araştırma

yapılmaksızın ve itirazının hiçbir gerekçe gösterilmeksizin reddedilmesi

nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özünün hakkında

izinsiz afiş astığı gerekçesiyle 5326 sayılı Kanun'a göre işlem yapılmasına

ilişkin olduğu, afişlerin içeriğiyle ilgili herhangi bir yaptırım uygulanmadığı

ve somut olayda asılan afişin toplanma özgürlüğünün kullanımına bağlı bir unsur

olduğu dikkate alındığında başvurucunun iddialarının toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir

(aynı yönde değerlendirmeler için bkz. Halil

Devrim Ulaş ve diğerleri, B. No: 2015/12590, 6/3/2019, § 22; Zeynep Gülşah Aksoy, B. No: 2016/50678, 28/5/2019, § 25).

25. Anayasa’nın

"Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar

başlıklı 34. maddesi şöyledir:

"Herkes, önceden izin almadan, silahsız

ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,

milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve

genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve

kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda

gösterilir."

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

26.Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

27. Başvurucunun bir toplantıya çağrı içeren afişleri izinsiz astığı

gerekçesiyle idari para cezası ile cezalandırılmasının toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik bir müdahale olduğu kabul edilmelidir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

28. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, ...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen

sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,

...demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz.”

29. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

30.5326 sayılı Kanun’un 42. maddesinin kanunilik ölçütünü karşıladığı sonucuna

varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

31. Başvurucunun idari para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin

kararın Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden kamu düzeninin korunmasına yönelik

önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

(a) Demokratik

Toplumda Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının Önemi

32. Anayasa Mahkemesi demokratik

toplum düzeninin gerekleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini

daha önce pek çok kez açıklamıştır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkı, demokratik toplumun en temel değerleri arasında yer almakta olup

bireylerin ortak fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir

araya gelebilme imkânını korumayı amaçlamaktadır. Kolektif bir şekilde

kullanılan ve düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan

yöntemlerle düşüncelerini açıklama imkânı veren bu hak çoğulcu demokrasilerin

gelişmesinde zorunlu olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve

yayılmasını güvence altına almaktadır (Dilan

Ögüz Canan [GK], B. No: 2014/20411,

30/11/2017, § 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri,

§ 115; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri [GK], B.

No: 2014/920, 25/5/2017, § 79; Osman

Erbil, § 45).

33. Bu hak, ifade özgürlüğünün özel bir biçimidir. Anayasal

haklar içinde kendine has özerk rolünün ve özel uygulama alanının varlığına

rağmen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı aynı zamanda ifade

özgürlüğü ışığında değerlendirilmelidir. İfade özgürlüğünün demokratik ve

çoğulcu bir toplumdaki önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için

de geçerlidir (Dilan Ögüz

Canan, § 34; Ali Rıza Özer ve

diğerleri, § 115; Osman Erbil,

§§ 31, 45; Eğitim ve Bilim Emekçileri

Sendikası ve diğerleri, § 72; Gülşah

Öztürk ve diğerleri, B. No: 2013/3936, 17/2/2016, § 66; Ömer Faruk Akyüz, B. No: 2015/9247,

4/4/2018, § 52).Sonuç olarak toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her

türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır (Dilan Ögüz Canan, §

35; Ömer Faruk Akyüz, § 55).

(b) Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

34. Buna göre toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına

yapılan bir müdahale zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa (bazı

farklılıklarla birlikte toplantı hakkı bağlamında bkz. Dilan Ögüz Canan,

§ 32; sendika hakkı bağlamında

bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve

diğerleri, § 73; Tayfun Cengiz,

B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 56; Adalet

Mehtap Buluryer, B. No: 2013/5447,

16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı bağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası [GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, §

70) ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse

(bazı farklılıklarla birlikte toplantı hakkı bağlamında Dilan Ögüz Canan,

§§ 33, 56; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 74) demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(c)

Barışçıl Toplantı Hakkı

35. Anayasa’nın 34. maddesi; fikirlerin silahsız ve saldırısız, başka bir ifade

ile barışçıl bir şekilde ortaya konabilmesi için toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkını güvence altına almıştır. Dolayısıyla toplantı hakkının amacı,

şiddete başvurmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerin

haklarının korunmasıdır. Demokratik bir toplumda, mevcut düzene itiraz eden ve

barışçıl yöntemlerle mevcut düzenin değiştirilmesi gerektiğini savunanlara dahi

toplantı özgürlüğü ve diğer yasal araçlarla bu fikirlerini ifade edebilme

imkânı sunulmalıdır (Dilan Ögüz Canan, § 37; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 117, 118; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 80; Osman Erbil, § 47; Gülşah Öztürk ve diğerleri, §§ 67, 68; Ömer Faruk Akyüz, § 54).

(d)

Müdahalenin Gerekçesi

36. Keyfî uygulamalardan ve usulsüz sınırlandırmalardan

kaçınılması için barışçıl bir toplantıya tedbir almak veya alınan tedbirlere

aykırı davrananlara ceza vermek suretiyle yapılan müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun olduğunun

derece mahkemelerince ilgili ve yeterli gerekçe ile ortaya konulması, kamu

düzeni ve başkalarının haklarının korunması ile toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkının kullanılması arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir

(Dilan Ögüz Canan,

§ 53; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 83; Ömer Faruk

Akyüz, § 61).

(e)

İdarenin Para Cezasının Tayininde Takdir Yetkisi

37.Kabahat oluşturan eylemin tüm biçimlerinin her türlü

ayrıntısına kadar önceden saptanıp kanunla düzenlenmesi mümkün olmayıp

kanunlarda kabahat teşkil eden eylemin tanımlanmasıyla yetinilmiştir. Buna

karşılık uygulanacak cezanın tayini hususunda idarenin takdiri geniş

tutulmaktadır. İdareye bu şekilde takdir yetkisi tanınması, kabahat ile idari

yaptırım arasındaki adil dengenin sağlanabilmesi bakımından gereklidir. Bu

suretle idare, somut olaya en uygun düşen yaptırımı belirleyebilecektir.

İdareye takdir yetkisi tanınması, idarenin keyfî

olarak hareket edebileceği anlamına gelmez. İdareye tanınan takdir yetkisinin

somut olayın özellikleri, eylemin ağırlığı, oluşan zararın büyüklüğü gibi

durumlar gözönünde bulundurularak eşitlik, kamu

yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılması ve işlenen fiil ile

tayin edilecek ceza arasında adil bir dengenin gözetilmesi zaruridir. İdare,

cezanın alt sınırının üzerine çıktığında alt sınırın üzerinde ceza tayin

etmesinin gerekçesini açıklaması veya kamu yararı ile idari yaptırımın

muhatabının özel yararı arasındaki dengeye dikkat etmesi gerekmektedir. Öte

yandan 5326 sayılı Kanun'un 17. maddesinde, idari para cezası uygulanırken

hangi ölçütlerin esas alınacağı gösterilmiştir. Söz konusu maddenin (2)

numaralı fıkrasına göre idari para cezasının kanunda alt ve üst sınırı

gösterilmek suretiyle belirlendiği durumlarda, idari para cezasının miktarı

tespit edilirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve

ekonomik durumu birlikte gözönünde bulundurulmalıdır

(AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

(2) Somut

Olayın Değerlendirilmesi

38. Somut olayda izinsiz afiş astığı gerekçesiyle başvurucuya

5.400 TL idari para cezası verilmiştir. Başvurucu tarafından icra edilen afiş

asma fiilinin İşçi-Emekçi Kadın Komisyonları tarafından düzenlenen Kurultay'ın

duyurulması kapsamında gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.

39. İlk olarak başvuruya konu afiş içeriklerinin suç teşkil

ettiğine ilişkin olarak kamu makamlarının herhangi bir tespiti veya iddiası

bulunmamaktadır. İleri bir tarihte yapılacak bir toplantıya çağrı içeren ve

herhangi bir suç unsuru içerdiği iddia edilmemiş olan afişlerin asılmasının bir

düşünce açıklaması mahiyetinde olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır. Buna

ilave olarak somut olayda afiş asma biçiminde tezahür eden fikir açıklaması,

toplantı ve gösteri düzenleme çerçevesinde icra edilmiştir.

40. İkinci olarak toplantı hakkına ilişkin Anayasa'nın 34.

maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sınırlama

kavramı; ifade özgürlüğünde olduğu gibi hakkın kullanılması öncesinde,

kullanılması sırasında veya kullanıldıktan sonra yapılan muameleleri kapsar (Ali Rıza Özer, §§ 123, 137) Yapılacak bir

toplantıya yönelik hazırlık hareketleri için de başka hukuk normlarının ihlal

edilmemesi kaydıyla yukarıda anılan ve toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemeye

ilişkin ilkeler uygulanmalıdır (Halil Devrim

Ulaş ve diğerleri, § 36; Halkevleri

Derneği, B. No: 2015/9174, 7/3/2019, § 41; toplantı çağrısı

içermeyen afişlerin izinsiz asılmasına ilişkin ifade özgürlüğü çerçevesinde

incelenen bir başvuru için bkz. Ahmet Özdem,

B. No: 2016/13541, 28/5/2019, § 20; afiş asılmasıyla ifade özgürlüğü veya

toplantı ve gösteri düzenleme hakkının ilişkilendirilemediği ve dolayısıyla söz

konusu hakların ihlal edildiğinin temellendirilemediği yönünde bkz. Neslihan Albayrak, B. No: 2015/19611,

13/9/2018).

41. Anayasa Mahkemesi toplanma özgürlüğünün kullanımından

kaynaklanan kamu düzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri taşıması hâlinde

yetkili makamların bu tehditleri bertaraf edecek tedbirleri alabileceğini daha

önce ifade etmiştir (Dilan Ögüz Canan, § 40; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 81).

Bununla birlikte alınan tedbirlerin veya öngörülen cezaların barışçıl toplantı

hakkına dolaylı olarak usulsüz sınırlamalara dönüşmesine müsaade edilemez.

Güvence altına alınan toplantı hakkını kullanırken kamu otoritelerinin keyfî

müdahalelerine karşı da bireyin korunması gerekir (Dilan Ögüz Canan, § 42; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 82; Gülşah Öztürk ve diğerleri,

§ 76). Barışçıl amaçlarla bir araya gelmek amacıyla hazırlık yapan kişilerin

kamu düzeni açısından tehlike oluşturmayan davranışlarına devletin sabır ve

hoşgörü göstermesi çoğulcu demokrasinin gereğidir (toplantı hakkını kullanan

kişilerin davranışlarına hoşgörü gösterilmesi gerektiğine ilişkin bkz. Dilan Ögüz Canan,

§ 36; Osman Erbil, § 54).

42. Bu kapsamda toplantıya ilişkin duyuruların yapılmasına

yönelik müdahalelerin zorunlu bir sosyal ihtiyaçtan kaynaklandığı ve orantılı

olduğunun kamu otoritelerince ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya

konulamadığı sürece toplantı ve gösteri düzenleme hakkının ihlaline yol

açabilecektir. Anayasa Mahkemesi somut olayda afişlerin izinsiz olarak asılması

nedeniyle idari para cezası verilmesinin başvurucunun toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkına etkisini dikkate alacaktır. Bu kapsamda uygulanan yaptırımın

mahiyeti ve ağırlığı, cezaların hakkın kullanımını imkânsız kılıp kılmadığı

veya ne derecede zorlaştırdığı ile kamu otoritelerinin keyfî davranıp

davranmadığı hususları derece mahkemelerinin kararlarının gerekçesiyle birlikte

değerlendirilecektir (benzer değerlendirmeler için bkz. Abdulvahap Can ve diğerleri, § 54; Halil Devrim Ulaş ve diğerleri, § 41).

43. Kanun koyucu 5326 sayılı Kanun'un 42. maddesinde kamuya ait alanlarda

afiş asılmasını yetkili makamın, özel alanlarda ise malikinin iznine bağlı

kılmış ve izin koşulu yerine getirilmeden afiş asılmasını idari para cezası

yaptırımına tabi tutmuştur. Anılan Kanun'un gerekçesi, kamuya ait alanlarda

afiş asmanın yetkili makamın iznine tabi kılınmasının görüntü kirliliğinin

engellenmesi amacına dayandırılmıştır (bkz.§ 20). Kamuya ait yerlere ve

duvarlara afiş yapıştırılması ile ortaya çıkan görüntü kirliliğinin önlenmesi

gayesiyle kamuya ait alanlarda afiş asmanın izne bağlanmasının gerekli bir

tedbir olmadığı söylenemez. Söz konusu izin afişlerin ancak kamuya zarar

vermeksizin önceden belirlenen yerlere ve belirli usullerle asılması amacını

taşımaktadır. Bu konuda kanun koyucunun takdir yetkisini haiz olduğunun kabulü gerekir.

Bu nedenle başvuruculardan bu koşulun yerine getirilmesinin beklenmesi makul

karşılanmalıdır (Abdulvahap Can ve diğerleri, § 54; Halil Devrim Ulaş ve diğerleri, § 42).

Dolayısıyla sırf afiş asmanın izin şartına bağlanmış olması nedeniyle

başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği

düşünülemez (Neslihan Albayrak, §

21).

44. Somut olayda ileride yapılacak bir toplantının hazırlık

hareketlerine yönelik müdahalenin toplantının yapılması üzerindeki etkisi

incelendiğinde öncelikle belirtilmelidir ki kamusal mekânlara afiş asmak bir

toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılmasının ve duyurulmasının zorunlu koşulu

değildir. Bireylerin 5326 sayılı Kanun hükümlerini ihlal etmeksizin de bu

haklarını kullanabilecekleri açıktır. Üstelik başvurucu, toplantının ilanının

tümüyle engellendiğini de iddia etmediği gibi afişlerle çağrı yapılan Kurultay

belirtilen tarih ve saatte yapılmıştır (bkz. § 12). Bununla birlikte bir temel

hakkın kullanımı söz konusu olduğunda tek başına izin koşulunun ihlal edilmiş

olması, yaptırım uygulanmasının haklılaştırılması

bakımından yeterli görülmeyebilir (Zeynep

Gülşah Aksoy, § 45).

45. Bunun yeterli görülebilmesi ve görüntü kirliğinin önlenmesi

amacına taşıyan idari para cezası yaptırımının uygulanabilmesi için iki

husustan birinin alternatifli olarak idare ve yargı mercilerince -temel hak

kullanımı söz konusu olduğundan- ilgili ve yeterli gerekçe ile ortaya konulması

zaruridir. Birincisi bu yaptırımın uygulanmasının eylemin temel hak kullanımına

ilişkin olmasına rağmen zorunlu olduğunun, başvurucunun yaptırım uygulanmadan

önce uyarılmasına rağmen çevreyi kirletme konusunda ısrarcı davrandığının ve bu

davranışlarının temel hak kullanımının ötesine geçtiğinin tespit edilmesi

gerekir. İkincisi ise izinsiz afiş asılması nedeniyle kamu düzeninin bozulup

bozulmadığı veya bozulma tehlikesinin bulunup bulunmadığı ya da böyle bir

tehlikenin ortaya çıkıp çıkmadığının ortaya konulması elzemdir(benzer

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Eğitim ve

Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §§ 88, 89; Abdulvahap Can ve diğerleri, § 55). İnceleme konusu

olayda yukarıda belirtilen alternatiflerden hiçbirine ilişkin tespit ya da

değerlendirmelerin idarenin tutanaklarında veya mahkeme kararlarında yer

almadığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayın koşullarında barışçıl bir

toplantının duyurusunu içeren afişin asılması nedeniyle başvurucunun idari para

cezası ile cezalandırılmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı

ilgili ve yeterli gerekçe ile ortaya konulamamıştır (trafik idari para cezası

kesmek suretiyle müdahalenin gerekli olmadığı yönündeki ihlal kararı için bkz. Rıza Gökçen Erus ve

diğerleri, §§ 70-80).

46. Orantılılık yönünden yapılan incelemede 2016 yılında 5326

sayılı Kanun'un 42. maddesinde düzenlenen idari para cezasının alt sınırının

219 TL ve üst sınırının ise 6.732 TL olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu alt

ve üst sınırlar başvurucunun işsiz olması, o tarihteki asgari ücret tutarı (net

ele geçen ücret 1.300,99 TL) ve somut olayın özellikleri gözetildiğinde İdarece

para cezasının alt sınırından uzaklaşma gerekçesinin de ortaya konulmaması

karşısında başvurucuya verilen 5.400 TL tutarındaki idari para cezasının

ulaşılmak istenen meşru amaçlarla orantılı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Ayrıca idari para cezasının tutarı, başvurucu tarafından ileride toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında caydırıcı bir etki

doğurabilecektir. Dolayısıyla idari para cezası verilmesi şeklinde toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemeyeceği

kanaatine ulaşılmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 34.

maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

49. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin uygulanmasına ilişkin

kabul edilen ilkeler için bkz. Mehmet Doğan

([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60) kararı.

50. Başvurucu, ihlal tespiti ile yargılamanın yenilenmesi ve

30.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

51. Anayasa Mahkemesi başvurucunun idari para cezası ile

cezalandırılmasının orantılı olmadığı değerlendirmesinde bulunarak toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.

Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

52. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden

yargılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan farklı ve bireysel

başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2)

numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılması

gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadan

kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri

gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden

ibarettir.Bu sebeple kararın

bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

53. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlali

nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesinin yeterli giderim

sağladığı değerlendirildiğinden tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere İstanbul Anadolu 5. Sulh Ceza Hâkimliğine (D. İş. 2016/1404)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Tazminat talebinin REDDİNE,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

7/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Yücel ARSLAN

Başvurucu

:

İbrahim

HALLAÇ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/9009, 7 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 56; Adalet
  13. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Gökcan
  15. Hakyemez
  16. Menteş
  17. Hallaç
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/9009
Tarih
7 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • L.ö. Başvurusu (B. No: 2016/548)
  • Hiyam Yolcu Akyol Başvurusu (B. No: 2016/207)
  • Nalan Alpaslan Başvurusu (B. No: 2016/14450)
  • Aytuğ Yıldız Başvurusu (B. No: 2016/8769)
  • Hava Sipahioğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/4317)
  • Nusret Berk Başvurusu (B. No: 2015/15822)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.