İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nusret Berk Başvurusu (B. No: 2015/15822)

1. Başvuru, mayın patlaması sonucu meydana gelen yaralanma olayı

Başvuru No2015/15822Tarih20 Kasım 2019Okuma13 dk · 2.603 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nusret Berk Başvurusu

Karar tarihi
20 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2015/15822
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.603 kelime·13 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mayın patlaması sonucu meydana gelen yaralanma olayı

hakkında açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/9/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu olayın olduğu 12/9/2003 tarihinde geçici köy

korucusu olup Şırnak'ın Uludere ilçesi Ortaköy Kureşin

mevkiinde ot biçmekte iken mayına basması sonucu meydana gelen patlamada

yaralanmış ve olayı ilk gören kişilerin Irak'ta yaşayan köylüler olması

nedeniyle bu kişiler tarafından Irak'ın Zaho kentinde

bulunan sağlık kuruluşuna götürülmüştür.

A. Cumhuriyet

Başsavcılığı Tarafından Yapılan İşlemler

9. 28/10/2003 tarihinde başvurucu, Irak'tan Türkiye'ye Ortaköy

köyü Harapharuş Mahallesi'nde bulunan dere yatağından

yasa dışı yollar ile giriş yaptığı sırada sınır birliklerinde görev yapan

askerler tarafından yakalanmıştır.

10. Başvurucu; 6'ncı Jandarma Sınır Bölük Komutanlığında aynı

tarihte verdiği ifadesinde 12/9/2003 tarihinde ot toplamak için Harapruş Mahallesi'nden Kuzey Irak tarafına gittiğini,

burada mayına bastığını, kendine geldiğinde Zaho'da

bulunan bir hastanede olduğunu anladığını, 25/9/2003 tarihine kadar bu

hastanede kaldıktan sonra Irak köylülerinden birisinin katırla kendisini Kureşin Tepesi'ne kadar getirdiğini, Türkiye'ye geçerken

askerler tarafından yakalandığını beyan etmiştir.

11. Uludere Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından

şüpheli hakkında 15/7/1950 tarihli ve 5682 sayılı Pasaport Kanunu'na muhalefet

etme suçundan başlatılan soruşturma sonucunda Uludere Sulh Ceza Mahkemesi,

başvurucunun pasaportsuz olarak ülkeyi terk etmek ve yine pasaportsuz olarak

ülkeye giriş yapmak suçlarından ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar

vermiştir.

12. Dosya içeriğinde başvurucunun sağlık durumu hakkında

1/4/2004 tarihinde düzenlenen Diyarbakır Devlet Hastanesinin sağlık raporuna

göre başvurucunun sağ bacağının diz altından ampute (kesik)ve %50 oranında sakat

olduğu anlaşılmıştır.

13. Başvurucu hakkında şüpheli olarak Başsavcılık tarafından

yapılan bu işlemden başka başvurucunun yaralanması ile ilgili olarak ayrı bir

soruşturma yürütülmüştür. Bununla birlikte olay yerinde inceleme yapıldığına

veya olay yerinin tespit edildiğine dair bir veriye ulaşılamamıştır. Resen

başlatılan bu soruşturmada 26/1/2004 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair

karar verildiği tespit edilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

''Olay günü ... mağdurun

ot toplamak amacıyla gittiği Irak ülkesi topraklarında bulunan Kureşin tepe mevkiinde arazide bulunan mayına basması

sonucu dosyada mevcut ..doktor raporuna göre uzuv kaybına uğrayacak şekilde ya[r]alandığı, ...tahkikat neticesinde mağdurun yaralanmasına

neden olan mayının ...terör örügütü mensuplarınca

döşendiği gerekçesiyle evrak fezlekeye rapten Diyarbakır DGM Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderildiği, ancak ...Başsavcılığınca söz konusu mayının

...terör örügüt tarafından döşendiğine dair herhangi

bir somut delil bulunmadığı belirtilerek olayın Türkiye dışında Irak

topraklarında mağdurun kendi tedbirsizliği ve dikkatsizliği sonucu meydana

geldiğinden bahisle ... gönderildiği, ...mayına basarak yaralanması nedeniyle

başkasına atfı mümkün kasıt, kusur ya da ihmal bulunmadığından olay hakkında

KAMU ADINA TAHKİKATA YER OLMADIĞINA... [karar verildi.]''

B. Hukuk Davasında

Yapılan İşlemler

14. Başvurucu, Uludere Sulh Hukuk Mahkemesine (Hukuk Mahkemesi)

müracaat ederek olayın olduğu Kureşin Tepelerinin

Türkiye sınırları içinde kaldığına dair delil tespiti davası açmıştır. Bu

davada kadastro teknisyenin de hazır olduğu keşif 20/4/2004 tarihinde icra

edilmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesi, başvurucunun mayına bastığı yer olarak

gösterdiği yerin Türkiye sınırları içinde kaldığına 25/5/2004 tarihinde karar

vermiştir. Mahkeme kararının ilgili kısımları şöyledir:

''...Mahalli bilirkişi

davacı ile birlikte köylü olduklarını, olayın olduğu esnada kendisinin köyde

olduğunu, tespit isteyen[in] nasıl,

nerede ve ne şekilde mayına bastığını görmediğini, mayına basma olayından 3 gün

sonra Zaho'da akrabalarını aradığında olayı

öğrendiğini, Irak köylüleri ile anlaşıp sınırdan davacıyı aldıklarını,

davacının beyanına göre mayına bastığını söylediği yerin Türkiye topraklarında

kaldığını iyi bildiğini söylemiş, ...bilirkişi... Tarihli raporunda davacının

mayına bastığını iddia ettiği Kureşin tepesinin ülke

sınırları içinde kaldığını bildirmiştir.

Mahkememizce C.Savcılığının

hazırlık evrakları incelendiğinde davacının mayına bastığı yer ile alakalı yer

gösterme veya yer tespit tutanağının tutulmadığı, kroki çizilmediği

görülmüştür. Yerinde yapılan keşif[,]

bilirkişinin beyanı ve raporu, mahalli bilirkişinin yeminli anlatımı ile dosya

kapsamında tespit isteyenin mayına bastığı iddia ettiği Kureşin

bölgesinin Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında kaldığının tespiti gerekmiş[tir.]''

C. Tazminat Talebi ve Tam Yargı Süreci

15. Başvurucu 13/7/2004 tarihinde İçişleri Bakanlığına müracaat

ederek güvenlik güçleri veya terör örgütü mensuplarınca yerleştirilen mayının

patlaması sonucunda oluşan zararlarının giderilmesini talep etmiştir.

16. Tazminat talebinin zımnen reddedilmesi nedeniyle başvurucu,

Diyarbakır 2.İdare Mahkemesine 5/1/2004 tarihinde 175.000 TL maddi, 25.000 TL

manevi olmak üzere toplam 200.000 tazminatın ödenmesi için tam yargı davası

açmıştır.

17. Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi Mardin İdare Mahkemesinin

faaliyete geçmesi nedeniyle davanın yetki yönünden reddine ve dosyanın bu

Mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir.

18. Mardin İdare Mahkemesi (Mahkeme) 29/2/2008 tarihli kararı

ile davacının sınırı ihlal etmek suretiyle Irak'a geçtiği ve olayında Irak'ta

meydana geldiği gerekçesi ile reddetmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısımları

şöyledir:

''...Olayda, davacının kendisine

verilmiş bir görev ya da izin olmaksızın 12/9/2003 tarihinde yasadışı şekilde

sınırı ihlal etmek suretiyle Irak ülkesine geçtiği, burada mayına basarak

yaralandığı, tedavisinin ise Irak'ın Zaho

Hastanesinde yapıldığı, böylelikle kendi kusuru nedeniyle yaralandığı sonucuna

ulaşılmıştır.

Bu durumda davacının uğradığını iddia ettiği

zararın kendi kusurlu davranışı sonucunda meydana geldiği kanaatine

varıldığından söz konusu olay nedeniyle idarenin tazmin sorumluluğundan

bahsetme olanağı bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar

verilmiştir.

''

19. Anılan karara karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda

Danıştay Onbeşinci Dairesi 2/10/2012 tarihinde

uyuşmazlığın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında değil 6/1/1982 tarihli

ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca ve genel

hükümlere göre görülmesi gerektiği, uyuşmazlığın çözümünün Danıştay Onuncu

Dairesine ait olduğu gerekçesiyle dava dosyasının Danıştay Onuncu Dairesine

gönderilmesine karar vermiştir.

20. Danıştay Onuncu Dairesi 28/6/2013 tarihli ilamı ile hükmün

onanmasına karar vermiştir. Karar düzeltme başvurusu da aynı Daire tarafından

18/6/2015 tarihinde reddedilmiştir.

21. Kararın 12/8/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmesi üzerine başvurucu 11/9/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

22. Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuk Anayasa

Mahkemesinin Fatma Şimşek ve diğerleri ([GK],

B. No: 2013/7002, 11/5/2016), Mehmet Bayrakcı (2)

([GK], B. No: 2014/6100, 20/6/2019) ve Yasemin

Bodur (B. No: 2017/29896, 25/12/2018) başvuruları hakkında verdiği

kararlarda yer almaktadır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 20/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun iddiaları

24. Başvurucu, ikamet ettiği köyün sınırları içinde yasa dışı örgütlerce

veya güvenlik güçlerince yerleştirilmiş mayına basarak yaralanması nedeniyle

yaşam hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

25. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes,

yaşama,...hakkına sahiptir."

26. Anayasa'nın “Devletin

temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

a. Uygulanabilirlik

Yönünden

27. Başvuruda öncelikle yaşam hakkını güvence altına alan

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının uygulanabilirliği sorununun

değerlendirilmesi gerekir.

28. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre bir olayda

yaşam hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesi için gerekli şartlardan biri

doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesi olmakla birlikte bazı durumlarda ölüm

gerçekleşmese dahi olayın yaşam hakkı çerçevesinde incelenebilmesi mümkündür (Mehmet Karadağ, B. No: 2013/2030,

26/6/2014, § 20).

29. Ölümle sonuçlanmayan bir olaya ilişkin başvuru da somut

olayın koşulları dikkate alınarak -mağdura karşı gerçekleştirilen eylemin niteliği

ve failin amacı gibi- yaşam hakkı kapsamında incelenebilir (Yasin Ağca, B. No: 2014/13163, 11/5/2017,

§ 109).

30. Bu değerlendirme yapılırken eylemin potansiyel olarak

öldürücü niteliği olup olmadığı ile maruz kalınan eylemin mağdurun fiziki bütünlüğü

üzerindeki sonuçlarının değerlendirilmesi önem taşımaktadır (Yasin Ağca, § 110).

31. Somut olayda başvurucu, patlayıcı bir maddenin infilakı

sonucunda yaralı olarak kurtulmuş ise de söz konusu maddenin öldürücü niteliği

ve patlamanın başvurucunun fiziksel bütünlüğü üzerinde yarattığı etki diğer

faktörle birlikte gözönünde bulundurulduğunda

başvurunun yaşam hakkı çerçevesinde incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

b. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

33. Bu kapsamda başvurucu yukarıda özetlenen iddiasının

değerlendirilmesinde başvurucunun ileri sürdüğü hususların Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Bayrakcı

(2) kararında kabul ettiği üzere bir taraf devlet ancak kendi yetki alanı içinde gerçekleşen ve Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'nde (Sözleşme) koruma altına alınan haklardan birinin

ihlali sonucunu doğuran eylem ya da ihmallerden sorumlu tutulabilecektir. Bir

taraf devletin kendi mülki sınırlarının dışında da hüküm ve tasarrufta bulunduğunun kabul edildiği çok istisnai

hâllerden biri taraf devletin ulusal sınırları içinde etkili bir şekilde

kontrolü altında bulundurduğu bir coğrafi alanda, bayrak kuralına göre devletin

ülkesi sayılan bölge ya da araçlarda meydana gelmesi ya da başka bir yerde

olmakla birlikte devletin otorite ve gücünü kullanan bir görevlisi tarafından

gerçekleştirilmesi hâlidir (Mehmet Bayrakcı (2), § 43).

34. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme’nin 2. maddesinde

öngörülen usul yükümlülüğü kural olarak ölümün gerçekleştiği ülke için geçerli

olmasına rağmen somut olaydaki özel

koşulların bu yaklaşımdan ayrılmayı haklı kılabileceğini fakat hangi

özel koşulların 2. maddede

düzenlenen soruşturma usul yükümlülüğü bağlamında yer yönünden yetkiye ilişkin

bağın varlığını göstereceğini soyut olarak tanımlamayı gerekli görmediğini zira

bu özelliklerin her bir davanın kendi özel koşullarına göre değişebileceğini,

davadan davaya kayda değer farklılıklar meydana getirebileceğini kabul etmiştir

(Güzelyurtlu ve diğerleri/Kıbrıs ve Türkiye,

§ 190).

35. Somut olayda başvurucu yaralanmasının bir kamusal faaliyet

çerçevesinde gerçekleştiğini açıkça ve net olarak ifade etmemiştir. Başvurucu,

bireysel başvuru formu ve dava dilekçesinde ifade edildiği şekliyle Türkiye

sınırları içinde; olayla ilgili olarak başlatılan soruşturmada verdiği

ifadesine göre ise Irak'ta bastığı mayının patlaması neticesinde yaralanmıştır.

Ayrıca başvurucu, mayının devlet tarafından yerleştirildiğine veya bu

mayınların temizlenmesinde yaşamı koruma yükümlülükleri kapsamında bir ihmalin

bulunduğuna dair doğrudan veya dolaylı olarak bir ifadede bulunmamıştır. Dahası

başvurucu, yaralanmasına sebebiyet veren mayının terör örgütü mensuplarınca da

yerleştirilmiş olabileceği ihtimali bulunduğunu kabul ederek dilekçesinde bu

hususa açıkça yer vermiştir.

36. Bu iddialar karşısında devletin yaşam hakkı kapsamında

yükümlülükleri bağlamında başvurucunun ilk olarak devletin yetki alanına yönelik, ikinci olarak da devletin yükümlülükleri bağlamında somut,

açık, savunulabilir ve kanıtlanabilir bir iddiasının bulunmadığının kabulü

gerekir. Bir başka ifadeyle başvurucu; yaralanmasının Türkiye sınırları içinde

veya devletin yetki alanında,

yine devletin yükümlülükleri bağlamında gerçekleştiğini ispatlayabilmiş

değildir.

37. Başvurucunun bu kapsamda ileri sürdüğü tek husus, Hukuk

Mahkemesinin yapmış olduğu tespittir (bkz. § 14). Ayrıntıları açıklandığı üzere

Hukuk Mahkemesi bu tespitini somut olgu ve olaylara dayalı olarak değil

başvurucu tarafından beyan edilen iddialara göre yapmış ve bu hususları da

kararına açıkça yansıtmıştır.

38. Başvurucu, bireysel başvuru formunda ileri sürdüğü

hususların aksini yine şüpheli olarak verdiği ifadesinde (bkz. § 10)

söylemiştir. Buna göre başvurucu, ot toplamak için Türkiye sınırlarından kendi

iradesiyle Irak'a geçtiğini, burada yaralandığını ve Irak'ta bulunan bir

hastanede tedavi olduktan sonra Türkiye'ye yine yasal olmayan yollardan giriş

yaparken yakalandığını ifade etmiştir. Bu eylemler nedeniyle açılan davada da

başvurucu yürürlükte bulunan ceza kanunlarına göre cezalandırılmıştır (bkz. §

11).

39. Tüm bu anlatılanlar ve yukarıda (bkz. § 22) verilen

içtihatlar doğrultusunda değerlendirildiğinde, başvurucunun iddialarının

devletin yaşamı koruma yükümlülüğü bağlamındaki ödevleri kapsamında inceleme

yapılmasını gerektirecek düzeyde savunulabilir olmadığı anlaşılmıştır.

Başvurucu eksikliğin giderilmesi bildirimi üzerine vermiş olduğu dilekçesinde

ilk derece mahkemesinde ileri sürmediği bir hususu ''..bir an için olayın meydana geldiği yer Türkiye

Cumhuriyeti sınırları dışında kalsa bile devletin sorumluluğu bulunmaktadır.

Zira olayın meydana geldiği yerin coğrafik ve yerleşim durumu ile diğer

özellikler dikkate alındığında devlet sınır ayrımını fiilen ortadan

kaldırmaktadır. Irak ülkesi ile Türkiye Cumhuriyeti devletleri arasındaki sınır

tel örgü, uyarı levhası veya başkaca bir şey ile birbirinden ayrılmış değildir.

'' şeklinde ifade edip olayın gerçekleştiği yerle ilgili bu belirsizliğe de

dolaylı olarak işaret etmiştir.

40. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun yaşam hakkının ihlal

edildiği iddiası hakkında açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilmesi gerektiği

değerlendirilmektedir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin Şikâyet

1. Başvurucuların

İddiaları

41. Başvurucu, ayrıca İçişleri Bakanlığına 13/7/2004 tarihinde

yapmış olduğu müracaat ile başlayan yargısal sürecin 18/6/2015 tarihinde son

bulduğunu ifade ederek makul sürede yargılanma hakkının da ihlal edildiğinden

şikâyet etmektedir.

2. Değerlendirme

42. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra 31/7/2018 tarihli ve

30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe

giren 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli

ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların

Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

43. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Bakanlık İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı tarafından

incelenmesi öngörülmüştür.

44. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru

imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve

yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden

inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 27-36).

45. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Bakanlık İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36)

46. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduklarına karar verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal İddiaları

1. Başvurucunun İddiaları

48. Başvurucu, mayına bastığı ve yaralandığı yerin Türkiye

sınırları içinde kaldığı Hukuk Mahkemesinin kararı ile tespit edildiği hâlde

Mardin İdare Mahkemesince bu hususun dikkate alınmadığını iddia ederek

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

49. Bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereğince delillerin

değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanması derece mahkemelerinin

takdirinde olup açık bir keyfîlik olmadığı veya bariz

takdir hatası içermediği takdirde Anayasa Mahkemesinin bu takdir yetkisine

müdahalesi söz konusu olamaz (Reis Otomotiv

Ticaret ve Sanayi A.Ş. [GK], B. No: 2015/6728, 1/2/2018, § 102; İskenderun Demir ve Çelik A.Ş., § 71).

Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruda derece mahkemelerinin yorumlarının temel

hak ve özgürlükler üzerindeki etki ve sonuçlarını değerlendirir.

50. Bu açıdan mahkeme dosyasına bakıldığında başvurucu, anılan

iddiaları dava dilekçesinde ileri sürmüştür. İdare Mahkemesi ise ileri sürülen

bu iddialar karşısında olayın olduğu yeri başvurucunun dava dilekçesinde ileri

sürdüğü şekliyle doğrudan kabul etmemiş ve kendisi inceleme yapmıştır. Yaptığı

araştırma neticesinde İdare Mahkemesi olayın gerçekleştiği yerin Irak sınırları

içinde kaldığını, geçici köy korucusu olan başvurucunun görev izni olmaksızın

yasa dışı şekilde Türkiye'den çıktığını kabul etmiştir. İdare Mahkemesine göre

davacının zararı bu anlamda kendi kusurundan kaynaklanmaktadır ve devletin

tazmin yükümlülüğünü doğurabilecek herhangi bir sorumluluk ilkesi ve şartları

bulunmamaktadır.

51. Başvuruda ileri sürülen iddialar mahkemelerce delillerin

değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup mahkeme

kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddiasının kanun

yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının usul yönünün ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

20/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Recep KÖMÜRCÜ Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Raportör : Hasan SARAÇ Başvurucu : Nusret BERK Vekili : Av. Muhammed Neşet GİRASUN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/15822, 20 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Cumhuriyet
  7. B. Hukuk Davasında
  8. C. Tazminat Talebi ve Tam Yargı Süreci
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. B. No: 2013/7002, 11/5/2016), Mehmet Bayrakcı (2)
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Yaşam Hakkının İhlal
  13. B. Makul Sürede
  14. C. Diğer İhlal İddiaları
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/15822
Tarih
20 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Harun Aydoğan Başvurusu (B. No: 2016/3830)
  • Duran Eren Şahin Başvurusu (B. No: 2016/11928)
  • Mustafa Sağlık Başvurusu (B. No: 2016/11973)
  • Ayşe Ekici ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/15120)
  • Telpa Telekomünikasyon Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/8880)
  • Gülsün Karaman ve Şerif Karaman Başvurusu (B. No: 2016/16239)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.