İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gülsün Karaman ve Şerif Karaman Başvurusu (B. No: 2016/16239)

1. Başvuru, başvurucuların ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

Başvuru No2016/16239Tarih12 Kasım 2019Okuma22 dk · 4.332 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Gülsün Karaman Ve Şerif Karaman Başvurusu

Karar tarihi
12 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/16239
R.G. Tarih ve Sayı
5/12/2019 - 30969
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.332 kelime·22 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurucuların ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

oğlunun kamu görevlilerinin ihmali dolayısıyla hayatını kaybetmesi ve olayla

ilgili olarak etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/9/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucuların oğlu olan 1986 doğumlu T.K. birden fazla

kişiyle gece vakti silahla yağma yapma suçundan hükümlü olarak tutulduğu Seydikemer-Eşen T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza

İnfaz Kurumu) 19/1/2015 tarihinde isteğe bağlı sevk ile gelmiştir.

10. Ceza İnfaz Kurumuna kabulü sırasında Psikososyal

Yardım Servisi ile görüşemeyen T.K. 26/1/2015 tarihli dilekçesine istinaden

kurum psikoloğu D.S.E. ile görüşmüştür. Görüşme sonrası D.S.E. dilekçenin

üzerine "Ağır ilaçlar kullanmış ve

kendi isteği ile ilaçları bırakmış, dışarıda kokain kullanımı var, çocuk yaşta

maddeye başlamış, 2 kere intihar girişimi var. Kız arkadaşı Malatya'da,

kendisine zarar verme dav. var. İlaçlarına tekrar

başlamak istiyor. Doktora yönlendirildi. Amcası cezaevinde kendisini asmış.

İlaçla intihar girişimi var."şeklinde not düşerek dilekçeyi imzalamıştır.

11. T.K. 28/1/2015 tarihinde psikotik bozukluk tanısıyla Fethiye Devlet Hastanesi (Hastane)

Psikiyatri Polikliniğine sevk edilmiş, 30/1/2015 tarihinde psikiyatri uzmanı

tarafından yapılan muayenesinin ardından T.K.ya bipolar bozukluk

tanısıyla reçete düzenlenmiştir.

12. Ceza İnfaz Kurumu Psikososyal

Yardım Servisi 26/1/2015 tarihli görüşmeden sonra T.K. ile herhangi bir görüşme

gerçekleştirmemiştir. Ancak Ceza İnfaz Kurumu psikoloğu D.S.E. ilk görüşmeden

sonra 8/6/2015 tarihinde T.K. hakkında

Hükümlü-Tutuklu Tanıma Formu hazırlamıştır.

13. T.K. 3/7/2015 tarihinde Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne

dilekçe vererek kendisine psikolojik baskı yapıldığını, bu nedenle açlık grevine

gittiğini belirtmiştir. Anılan dilekçeye istinaden T.K. Ceza İnfaz Kurumu Psikososyal Yardım Servisi ile görüşme yapmak üzere

6/7/2015 tarihinde çağrılmış fakat T.K.nın

görüşme yapmak istemediğini bildirmesi nedeniyle herhangi bir görüşme

gerçekleştirilememiştir.

14. Hastanenin Psikiyatri Polikliniğinde yeniden muayene edilen

T.K. hakkında düzenlenen 1/9/2015 tarihli sağlık kurulu raporunda, hastanın davranış bozukluğu tanısıyla Manisa Ruh ve

Sinir Hastalıkları Hastanesine sevkinin uygun olduğu belirtilmiştir.

15. Ceza İnfaz Kurumunun C-18 koğuşunda kalan E.Ç. ile T.K.

arasında yaşanan kavga üzerine Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü tarafından disiplin

soruşturması başlatılmış ve T.K. 16/9/2015 günü saat 16.42 sıralarında üst

araması yapılarak tedbiren A-120 No.lu tekli odaya

alınmıştır.

16. Tekli odada bulunan T.K.ya

aynı gün saat 17.44 sıralarında yemek verilmiş, saat 19.10 sıralarında boş

yemek karavanları toplanmış, saat 20.08 sıralarında tekli odalar mazgaldan

kontrol edilmiş, saat 20.37 sıralarında sayım kontrolü mazgaldan yapılmış ve

saat 21.05, 21.17, 22.20, 22.24, 22.28 ve 23.20 sıralarında tekli odalar

yeniden kontrol edilmiştir. Kontroller sırasında Ceza İnfaz Kurumu personeli

tekli odalara girmemiştir.

17. 17/9/2015 günü saat 03.10 sıralarında T.K. kaldığı A-120

No.lu tek kişilik odadaki yatağı kapı arkasında duvara yaslamak ve dolabı

yatağın üzerine devirmek suretiyle yatağı ateşe vererek yangın çıkarmıştır. Tek

kişilik odadan dumanlar çıktığının anlaşılması üzerine koridorda bulunan iki nöbetçi

infaz ve koruma memuru tarafından olaya derhâl müdahale edilmiş, saat 03.12

sıralarında odanın kapısı açılmaya çalışılmış fakat bu esnada demir kapı kolu

kırıldığından ilk aşamada odaya girilememiştir. Saat 03.13 sıralarında

mazgaldan yangın hortumu ile odanın içine su sıkılmış, saat 03.15 sıralarında

ise başka bir kapı kolu yardımıyla kapı açılmıştır.

18. İnfaz ve koruma memurlarının yoğun duman altında bulunan tek

kişilik odaya müdahalesinin ardından saat 03.20 sıralarında T.K. odadan baygın

şekilde çıkarılmış ve ambulansla hastaneye sevk edilmiştir.

19. Genel durumu kötü olan ve bilinci kapalı olarak hastaneye

getirilen T.K. 18/9/2015 tarihinde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve

Araştırma Hastanesine sevk edilmiş ve burada tedavisine devam edilirken

24/9/2015 tarihinde hayatını kaybetmiştir.

A. Olayla İlgili Ceza

Soruşturması Süreci

20. Yaşanan olayla ilgili olarak Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı

(Başsavcılık) derhâl bir soruşturma başlatmıştır.

21. T.K.nın

tedavi gördüğü Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde

hayatını kaybetmesi nedeniyle Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

24/9/2015 tarihinde ölü muayene işlemi gerçekleştirilmiş ve kesin ölüm

nedeninin tespiti için ceset üzerinde klasik otopsi yapılmasına karar

verilmiştir.

22. Muğla Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 15/12/2015 tarihli otopsi

raporunda, şahsa ait tüm adli tahkikat dosyası içeriği ile tıbbi evrakların

İstanbul Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesine gönderilerek ölüm nedeninin

buradan sorulmasının uygun olacağı belirtilmiştir.

23. Anılan otopsi raporu üzerine tüm adli tahkikat dosyası

içeriği ve tıbbi evraklar Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kuruluna

gönderilmiş olup düzenlenen 8/2/2016 tarihli otopsi raporunda; T.K.nın sağ hyoid kemik kırığı ile epiglosttis ve trakea girişindeki

lezyonların tıbbi müdahale işlemleri sırasında oluşmasının mümkün olduğu,

kişinin zehirlenerek veya travmatik bir tesirle

öldüğüne ilişkin tıbbi delilin bulunmadığı, kronik kalp ve damar hastalığı

bulunan kişide ölümün yangın ortamında kalmaya bağlı olarak dumandan boğulma,

oksijensiz kalma ve sonrasında gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği

mütalaa edilmiştir.

24. Başsavcılık tarafından T.K.nın kaldığı A-120 No.lu tek kişilik odanın kapı

koridorunu gören kamera görüntüleri inceletilmiş, T.K.nın

infaz dosyası temin edip Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Hakları

İnceleme Komisyonu Başkanlığı ve Bakanlığa hitaben yazdığı dilekçeleri

incelenmiş, dilekçelerde geçen iddialar araştırılmıştır.

25. T.K.nın

2013 yılında İnebolu M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda iken Bakanlığa yazdığı

dilekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:

"...benim amcam da Elazığ

E Tipinde intihar etti, ben de yaşamıma son vereceğim, üç kere intihar ettim

ölmedim. Allah (c.c.) nasip ederse dördüncü de olacak

efendim..."

26. T.K. tarafından Ceza İnfaz Kurumu vasıtasıyla Afyon Kocatepe

Üniversitesi psikiyatri uzmanına hitaben yazılan 26/1/2015 tarihli dilekçenin

ilgili kısmı ise şu şekildedir:

"...kötü rüyalar kabuslar ve geçmişe

dayalı unutamadığım sorunlarım var intiharı düşünüyorum. Siz değerli büyüğüm

bana bir yıl kullan ben senin tedavin için Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları

Hastanesine tedavi için yollayacam diye arz

etmiştiniz R.. ilacımı ve A..

içmediğimde kötü şeyler vs. rüyalar aklımdan çıkmıyor

intihar saplantım var. Elim ayağım titriyor. Sayın Büyüğüm ben ilaç tedavisinden

kurtulmak istiyorum. Fakat bir bir psikiyatri

uzmanından yardım almak istiyorum. Çocuk yaştan beri uyuşturucu madde

kullanıyorum. Ben kendi irademle Kastamonu Devlet Hastanesinde heyete çıktım.

Tüm doktorlara iyi olduğumu söylemiştim. Çünkü çok aşırı ilaç almıştım. Ama

olmuyor. Bir uzmandan yardım almadan bırakamıyorum. Üç defa intihar ettim,

midem yıkandı, kendimi defalarca kestim. Siz değerli büyüğümden tarafıma yardım

etmenizi önemle arz ederim..."

27. Yürütülen soruşturma kapsamında Başsavcılık olaya ilk

müdahalede bulunan nöbetçi infaz ve koruma memurları ve T.K. ile aynı koğuşta

kalan hükümlülerin tanık sıfatıyla ifadelerini almıştır.

28. Tanık sıfatıyla ifadesi alınan hükümlü R.M.Ş.nin

ifadesinin ilgili kısmı şu şekildedir:

" [T.K.]yı cezaevinde tanıdım, C18 koğuşunda yaklaşık bir ay

kadar kaldı, ben halen aynı koğuşta kalıyorum, koğuşta [E.Ç.] isimli hükümlü ile bir kavgaları oldu, bu nedenle

koğuştan alındı, koğuşa geldiğinde normaldi, ancak daha sonra psikilojik rahatsızlığı olduğunu beyan ederek hastaneye

gitti, hastanede roj isminde bir ilacı yazmışlar, bu

ilacı aldığı zaman kendisinden geçiyordu, ne yaptığını hatırlamıyordu, ben

koğuş sözcüsü olduğum için ara ara benimle konuşuyordu ve hayattan bıktığını,

artık ölmek istediğini söylüyordu..."

29. Başsavcılık yürüttüğü soruşturma kapsamında görevi kötüye

kullanmak suçlamasıyla Ceza İnfaz Kurumu İkinci Müdürleri O.A. ile İ.G.nin, Başmemur A.K.nın, vardiya görevlisi A.R.İ.nin ve psikolog D.S.E.nin

şüpheli sıfatıyla ifadelerini almıştır.

30. Ceza İnfaz Kurumu İkinci Müdürleri O.A. ile İ.G.

ifadelerinde, olay günü görevde olmadıklarını belirterek üzerilerine

atılı suçlamaları kabul etmemişlerdir. Yine şüpheli sıfatıyla ifade veren Başmemur A.K. ile vardiya görevlisi A.R.İ. de olay

sırasında gerekli işlemleri yaptıklarını belirterek atılı suçlamaları kabul

etmemiştir.

31. Ceza İnfaz Kurumu psikoloğu olarak görev yapan ve T.K. ile

ilk kez görüşen D.S.E.nin şüpheli sıfatıyla verdiği

ifadesinin ilgili kısmı şu şekildedir:

"...[T.K.] ile görüştüğümde kendisinde intihar eylemi

sezinlemedim. Kendisi bana intihar girişimde bulunduğu ve bulunacağı hususunda

herhangi bir beyanda bulunmadı. Biz tanıma takip formunu hükümlü/tutuklunun

beyanına göre dolduruyoruz. Benim infaz dosyasını incelemek, gibi bir görevim

ve yetkim de bulunmamaktadır Ayrıca o tarihte kadro sayısı düşünülür ise buna imkan ve mesaim de yetmeyecektir. [T.K.] dilekçe ile müracaat edip 26/01/2015 tarihinde

servisimizde kendisi ile bireysel görüşme gerçekleşmiş ve bu hususa ilişkin

notlarım görüşme notları hanesine yazılmıştır. Kişinin intihara teşebbüs

ettiğini bu tarihte beyanı üzerine öğrendim. Daha sonra kendisi servise

müracaat etmedi. Ben açlık grevine başladığı zaman kendisini çağırttım. Ancak

bizimle görüşmeye gelmedi. 31/08/2015 günü ikinci müdür [İ.] beyle görüşmüş. Bu görüşmeden sonra [İ.] bey hükümlüyü bize yönlendirdi. Ben o tarihte

kendisi ile bir bireysel görüşme daha yaptım ve bu görüşmede bir gün sonrası

için hastanenin psikiyatrı polikliniğinden randevu aldığını ve oraya gideceğini

söyledi. Daha sonra servisimize müracaat etmediği gibi benimde kendisini

çağırmam söz konusu olmadı.Bildiğim

kadarı ile mevzuatta intihara eğilimli olan kişilerin dönem dönem

çağrılıp görüşülmesi gibi bir düzenleme bulunmamaktadır. Uygulama da bu yönde

değildir. Ancak intiharın önlenmesi için psikososyal

servis görevlileri imkanlar ve kadro ölçüsünde hükümlüler ile ara ara

görüşebilmektedir. Ancak hükümlünün bu konuda bir talebi veya servisle iş

birliği olmadan bu hususlarda başarı sağlamak mümkün değildir. Ben bana

yüklenen görevleri bihakkın yaptığımı düşünüyorum. Yukarıda da söylediğim gibi

kişinin bize müracaatı ve bizimle işbirliği olmadan

sonuç almak mümkün değildir. Ben kendisini ara ara çağırsam bile bizimle işbirliği yapmadığı müddetçe yapılabilecek herhangi birşey yoktur..."

32. Başsavcılık yürüttüğü soruşturma neticesinde ölümün T.K.nın intihar amacıyla yatağı

yakması sonucu meydana gelen yangın ortamında kalmaya bağlı dumandan boğulma

sonucu gerçekleştiği, şüphelilerin olayın oluşuna etki edecek, adli yönden

illiyet bağı bulunan herhangi bir fiili olmadığı, ceza hukuku yönünden herhangi

bir suç ve suçlu bulunmadığı gerekçesiyle 18/5/2016 tarihinde takipsizlik

kararı vermiştir.

33. Ayrıca Başsavcılık anılan takipsizlik kararında şu tespit ve

değerlendirmelere yer vermiştir:

i. T.K.nın

husumeti olduğu kişilerin koğuşuna verildiği iddiası doğru değildir.

ii. Hastanenin Psikiyatri Polikliniğince muayene ve kontrolleri

yapılan T.K. için ilaç tedavisine başlanmış ancak T.K.nın ilaçları kullanmak istemediğine dair dilekçe

vermesi nedeniyle yapılan muayene dışında başka bir sağlık kuruluşuna sevki

sağlanmamıştır.

iii. T.K. hakkındaki kötü muamele iddiaları somutlaştırılmamış

olup iddialar gerçeği yansıtmamaktadır.

iv. T.K.nın

yazdığı dilekçe ve beyanları dikkate alındığında daha önce üç kez intihara

teşebbüs ettiği anlaşılmaktadır.

34. Takipsizlik kararına başvurucular tarafından yapılan itirazı

inceleyen Fethiye Sulh Ceza Hâkimliği 22/7/2016 tarihli kararıyla itirazın

reddine karar vermiş ve karar kesinleşmiştir.

35. Başvurucular 6/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. Olayla İlgili İdari

Soruşturma Süreci

36. Bakanlık Ceza ve Tevkifevleri

Genel Müdürlüğü Başkontrolörlüğünün 15/10/2015

tarihli yazısında; Ceza İnfaz Kurumu Psikososyal

Yardım Servisinden ve hükümlülerin dışarıyla ilişkilerinden sorumlu ikinci

müdürler ile T.K.yla ilk görüşmeyi yapan psikoloğun T.K.nın intihara meyilli olduğunu gösterir ifade, dilekçe

ve mektuplarına rağmen görüşme ve takip işlemlerini yapmadıkları, gerekli

önlemleri almadıkları, bu suretle görevlerini ihmal ettikleri yönünde güçlü bir

kanaat oluştuğunun Başsavcılığa bildirilmesi üzerine Başsavcılık tarafından

ilgililer hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.

37. Başsavcılık Disiplin Amirliğinin 23/5/2016 tarihli

kararıyla, Ceza İnfaz Kurumu Psikososyal Yardım

Servisinden sorumlu İkinci Müdür O.A., hükümlülerin dışarıyla ilişkilerinden

sorumlu İkinci Müdür İ.G. ve T.K. ile ilk görüşmeyi yapan kurum psikoloğu D.S.E.nin "verilen

emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca

belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge,

araç ve gereçlerin korunması, kullanılması bakımında kusurlu davranmak"

fiillerinden dolayı kınama cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

38. Başsavcılık Disiplin Amirliği 23/5/2016 tarihli disiplin

kararını şu gerekçelere dayandırmıştır:

i. T.K.nın

Ceza İnfaz Kurumuna kabulü sırasında Psikososyal

Yardım Servisi bölümünde kendisi ile baş başa görüşme yapılmamıştır.

ii. T.K. 26/1/2015 tarihli, psikologla görüşme talepli dilekçesi

üzerine aynı gün kurum psikoloğu D.S.E. ile görüşmüş, görüşme sonrası D.S.E., T.K.nın intihar eğilimine ilişkin

tespitler yapmasına rağmen bir daha kendisiyle görüşme yapmamıştır.

iii. D.S.E. Hükümlü/Tutuklu Tanıma Formu'nu

ilk görüşmeden beş ay gibi uzun bir süre sonra ve 26/1/2015 tarihli görüşmedeki

tespitlerin aksine doldurmuştur.

iv. Bu ihmaller Psikososyal Yardım

Servisinden sorumlu İkinci Müdür O.A. tarafından dikkate alınmamış ve durumdan

kurum en üst amiri bilgilendirilmemiştir.

v. İkinci Müdür İ.G. de

intihar edeceğine dair beyan ve dilekçelere rağmen T.K.yı Psikososyal Yardım

Servisine yönlendirmemiş ve sürecin takibini yapmamıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

39. Konuyla ilgili ulusal hukuk, Anayasa Mahkemesinin Nejla Özer ve Müslim Özer (B. No: 2013/3782,

21/4/2016) ve Hilmi Moray (B. No:

2013/3053, 21/4/2016) başvuruları hakkında verdiği kararlarda yer almaktadır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

40. Mahkemenin 12/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

41. Başvurucular; oğullarının en doğal ve insani taleplerinin

yerine getirilmediğini, hasımlarının olduğu koğuşta kalmaya zorlandığını, Ceza

İnfaz Kurumundan yeterli psikolojik destek alamadığını, uyuşturucu madde

kullanımından kaynaklanan durumunun tedavisi için kendisine gerekli ilaçlar

verilmediği gibi hastaneye sevkinin de gerçekleştirilmediğini, koğuşta yanıcı,

delici, kesici alet bulundurulmaması konusunda kamu görevlilerinin ihmali

olduğunu, dolayısıyla Ceza İnfaz Kurumunun önleyici tedbir almakta gösterdiği

ihmal sonucu meydana gelen ölüm neticesinde eksik inceleme ve araştırmayla

takipsizlik kararı verildiğini ileri sürmüşlerdir.

42. Bakanlık görüşünde; Başsavcılığın kısa süre içinde olaya el

koyarak gerekli soruşturma işlemlerini yaptığı, bu kapsamda başvurucuların

oğullarının ölümünü çevreleyen koşulların tespiti için otopsi işlemlerinin

yapılıp cesetten sistemik, toksikolojik ve histapatolojik incelemeler için örnekler alındığı, adli tıp

raporuna göre ölüm olayının yangın ortamında kalmaya bağlı dumandan boğulma,

oksijensiz kalma ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, tüm

soruşturma evrakları dikkate alındığında ölüm olayının gerçekleşmesine bir

başkasının eyleminin neden olduğuna dair herhangi bir delil veya emare

bulunmadığı sonucuna ulaşan Başsavcılığın yaklaşık sekiz ay gibi kısa bir

sürede soruşturmayı tamamlayarak takipsizlik kararı verdiği, ayrıca

başvurucuların soruşturmaya katılım konusunda herhangi bir engelle

karşılaşmadıkları belirtilmiştir.

43. Bakanlık görüşüne verdiği cevapta başvurucular; Ceza İnfaz

Kurumu yönetiminin görevini ve sorumluluklarını yerine getirmediğini,

oğullarının kendisini öldüreceğini bildirmesine rağmen gerekli önlemlerin

alınıp alınmadığının araştırılmadığını, oğullarının taleplerinin görmezden

gelindiğini, bunun neticesinde de ölüm olayının meydana geldiğini, ölüm

olayıyla ilgili gerekli inceleme ve araştırmanın yapılmadığını ileri

sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

44. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes,

yaşama... hakkına sahiptir."

45. Anayasa'nın “Devletin

temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özü, devletin

gözetimi ve kontrolü altında bulunan T.K.nın

yaşamının korunmadığına ve ölümü hakkında etkili bir ceza soruşturması

yürütülmediğine ilişkindir. Bu nedenle başvuru yaşam hakkı kapsamında

değerlendirilerek yaşamı koruma yükümlülüğü (pozitif yükümlülüğün maddi boyutu)

ve etkili soruşturma yükümlülüğü (pozitif yükümlülüğün usule ilişkin boyutu) bağlamında

incelenmiştir.

47. Başvuru formunda T.K.nın

öldürülme ihtimalinden söz edilmemiş ve T.K.nın kendi

eylemine karşı korunmadığı ileri sürülmüştür. Bu nedenle yaşam hakkının maddi

boyutu bağlamında yalnızca T.K.nın

yaşamının kendi eylemine karşı korunmadığı iddiası incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında; ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlerin bireysel başvuru

hakkına sahip oldukları kurala bağlanmıştır. Yaşam hakkının doğal niteliği

gereği, yaşamını kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak

yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından

yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Somut olayda başvurucular,

ölen T.K.nın anne ve

babasıdır. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

49. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşama

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Yaşamı Koruma

Yükümlülüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Genel İlkeler

50. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkı kapsamında devletin sahip

olduğu pozitif yükümlülükler açısından benimsediği temel yaklaşıma göre

devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında gerçekleşen ölüm

olaylarında Anayasa’nın 17. maddesi devlete, elindeki tüm imkânları kullanarak

bu konuda ihdas edilmiş yasal ve idari çerçevenin yaşamı tehlikede olan

kişileri korumak için gereği gibi uygulanmasını, bu hakka yönelik ihlallerin

durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri

alma görevi yüklemektedir. Bu yükümlülük -kamusal olsun veya olmasın- yaşam

hakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

51. Bu kapsamda bazı özel koşullarda devletin kişinin kendi

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı yaşamı korumak amacıyla gerekli

tedbirleri alma yükümlülüğü de bulunmaktadır (Sadık

Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 74). Ceza infaz

kurumlarında ve devletin kontrolü altında bulunan diğer alanlarda gerçekleşen

ölüm olayları için de geçerli olabilecek bu yükümlülüğün ortaya çıkması için

yetkililerin kendi kontrolleri altındaki bir kişinin kendini öldürmesi

konusunda gerçek bir risk olduğunu bilip bilmediklerini ya da bilmeleri gerekip

gerekmediğini tespit etmek, böyle bir durum söz konusu ise bu riski ortadan

kaldırmak için makul ölçüler çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler

kapsamında kendilerinden beklenen her şeyi yapıp yapmadıklarını incelemek

gerekmektedir. Ancak özellikle insan davranışının öngörülemezliği,

öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlemin veya yürütülecek

faaliyetin tercihi dikkate alınarak pozitif yükümlülük yetkililer üzerine aşırı

yük oluşturacak şekilde yorumlanmamalıdır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 53).

52. Tutuklanan veya hürriyeti bağlayıcı cezasının infazına

başlanan kişilerin daha önce sahip oldukları pek çok özgürlükten mahrum

kalmaları ve günlük yaşamlarında ciddi nitelikte bir değişim yaşamalarının

doğal bir sonucu olarak ruh sağlıkları bozulabilmekte, dolayısıyla kırılgan ve

korumasız bir konumda bulunan bu kişilerin intihar etme riski artabilmektedir.

Bu nedenle yasal ve ikincil düzenlemelerin ceza infaz kurumu yetkililerine bu

kişiler hakkında daha duyarlı ve dikkatli olma görevi yüklemesi, tutuklu veya

hükümlü kişilerin hayatlarının tehlikeye atılmasını önleyici tedbirler

alınmasını sağlaması gerekmektedir. Bu amaçla öncelikle ceza infaz kurumunda

kalan kişilerin davranışlarının ve sağlık durumlarının takip edilmesi,

gerektiğinde doktor muayenesine başvurulması, diğer yandan bu konuya meyli

olduğu anlaşılanlar açısından kendileri için en uygun yerlerde kalmalarının

temin edilmesi, intihar eylemlerinde kullanılabilecek kesici/delici eşyalara,

kemer, çamaşır ipi veya ayakkabı bağcıkları gibi eşyalara el konması şeklinde

bu tip risklerin azaltılmasına yönelik önlemlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Kaya ve diğerleri, B. No:

2013/6979, 20/5/2015, § 73).

53. Bu bağlamda kişi özgürlüğüne aşırı bir sınırlama

getirmeyecek ölçüde, bir tutuklunun veya hükümlünün kendine zarar verme

ihtimalini en aza indirecek tedbirlerin alınması yetkililerden

beklenebilecektir. Bir hükümlü veya tutuklu açısından daha sıkı tedbirlerin

gerekip gerekmediği ve bunların uygulanmasının makul olup olmadığı, başvuru

konusu yapılan her bir somut olayın koşullarına göre değişecektir (Mehmet Kaya ve diğerleri, § 74).

54. Yaşam hakkı kapsamında devletin öncelikle yaşamı tehlikeye

girebilecek kişilerin yaşamını korumak için yeterli yasal ve idari bir çerçeve

oluşturması gerekmektedir.Aynı

yükümlülük ceza infaz kurumlarında bulunan kişilerin yaşam ve sağlıklarının

korunması için de geçerlidir. Bu kapsamda ceza infaz kurumu yetkililerince

yerine getirilecekkontrol ve denetim işlemleri ile bu

konuda alınacak diğer tedbirlerin mevzuatta ayrıntılı olarak düzenlendiği daha

önce Anayasa Mahkemesince tespit edilmiştir (Nejla Özer ve Müslim Özer, §§ 74-89; Hilmi Moray, §§ 25-36).

ii. Genel İlkelerin Somut

Olaya Uygulanması

55. Mevcut başvuruda yukarıda yer verilen ilkeler çerçevesinde

öncelikle Ceza İnfaz Kurumu yetkililerinin T.K.nın kendini öldürme riskini bilip bilmediklerinin

veya bilmelerinin gerekip gerekmediğinin ortaya konması, riski bildikleri veya

bilmeleri gerektiği sonucuna varılması hâlinde ise T.K.nın

sağlığının korunması ve kendisine zarar vermemesi açısından gerekli önleyici

tedbirleri alıp almadıklarının tespiti gerekmektedir.

56. Somut olayda Hastanenin Psikiyatri Polikliniği tarafından

kendisine davranış bozukluğu tanısı konulan T.K. ile görüşen Ceza İnfaz Kurumu

psikoloğu, T.K.nın daha önce

de birden çok defa intihar girişiminde bulunduğunu ve kendisine zarar verme

eğiliminin olduğunu tespit etmiştir (bkz. § 10). Ayrıca gerek sağlık raporları,

T.K.nın kurumlara yazdığı

dilekçeler, mektuplardan gerekse de hükümlü ifadelerinden T.K.nın

psikolojik sıkıntılarının bulunduğu ve farklı zamanlarda hayatına son vermeyi

düşündüğünü dile getirdiği anlaşılmaktadır (bkz. §§ 25, 26). Bu nedenle

yetkililerin T.K.nın kendini

öldürme potansiyeli olduğunu bilmedikleri söylenemez.

57. Bu durumda somut olayın koşullarında T.K.nın sağlığının korunması ve kendisine zarar

vermemesi açısından yetkililer tarafından gerekli önleyici tedbirlerin alınması

gerektiği açıktır.

58. Somut olayda, T.K.nın

kaldığı Ceza İnfaz Kurumuna psikolojik durumunu ortaya koyan birçok dilekçe

yazdığı, 26/1/2015 tarihli dilekçesinde psikologla görüşme talebinde bulunduğu,

dilekçesine istinaden görüşmenin gerçekleştiği ve görüşme sonrası psikolog tarafından

T.K.nın psikolojik durumu ile ilgili bazı tespitler

yapıldığı anlaşılmıştır. Bundan ayrı olarak T.K. bu defa 3/7/2015 tarihinde

verdiği dilekçe ile psikolojik baskı altında olduğunu ve açlık grevine

başladığını belirtmesi üzerine Psikososyal Yardım

Servisiyle görüşme yapmak için kendisi davet edilmiş ancak T.K.nın görüşmek istememesi nedeniyle görüşme

gerçekleşmemiştir (bkz. § 13). Başvuru formu ve ekindeki bilgi ve belgeler ile

Ulusal Yargı Ağı Projesi Bilişim Sistemi'ndeki verilerden T.K.nın Ceza İnfaz Kurumu Psikososyal

Yardım Servisi ile 26/1/2015 tarihindeki görüşme dışında başka bir görüşme

yaptığı tespit edilememiştir.

59. Ceza infaz kurumunda bir kişinin sağlığı ve güvenliği

açısından gerekli tedavi türünün ve kalması uygun olan yerin belirlenmesinin -o

kişinin bu konulardaki muhakeme yeteneğinin somut olayın şartları içinde

sağlıklı olmadığının açık olduğu durumlarda- sadece kişinin tercihlerine göre

yapılması mümkün değildir (Mehmet Kaya ve

diğerleri, § 84).

60. T.K.nın

tedavi ve taleplerinde sergilediği tutarsızlıklar ile tespit edilen ve

kendisinin dile getirdiği psikolojik sorunlar bir arada değerlendirildiğinde

kaldığı tek kişilik odada çıkardığı yangın sonucu ölüm olayının meydana

gelmesinin sadece T.K.ya bağlanması mümkün görünmemektedir.

Yetkililerin bir hükümlünün sağlık durumunun kontrol altında tutulması ve

kalacağı yerin belirlenmesi konularında yalnızca hükümlünün kendi iradesine

bırakılmayacak şekilde ve mevzuatta tanınan imkânlar çerçevesinde kişinin

kendine zarar verme ihtimalini en aza indirecek tedbirleri almaları gerekir.

61. Somut olayda T.K.nın sürekli

gözlem altında tutulması, tutulduğu Ceza İnfaz Kurumu Psikososyal

Yardım Servisince tedavi sürecinin sıkı bir şekilde takip edilmesi, gerek

duyulması durumunda uzman bir doktorun görüşleri doğrultusunda bir psikiyatri

servisinde tedavi altına alınması, kendisine zarar vermek veya intihar etmek

için kullanabileceği nesneleri temin etmesinin engellenmesi için kalması uygun

olan yerin belirlenmesi ve günlük hayatının buna göre düzenlenmesi gibi daha

sıkı tedbirler alınması yetkililerden beklenecektir.

62. Yukarıda ifade edilenlerden hareketle T.K.nın

psikolojik durumunu ortaya koyan birçok dilekçe, mektup ve sağlık kurulu

raporuna rağmen hükümlü olarak bulunduğu Ceza İnfaz Kurumuna kabulü sırasında Psikososyal Yardım Servisi ile görüştürülmediği, kendi

talebi üzerine bir defa psikolog ile görüştüğü ve bu görüşmede psikolog

tarafından bazı tespitler yapılmasına karşın bu tespit doğrultusunda

tedavisinin takip edilmediği, T.K.nın hastalık

derecesi dikkate alınarak tedavi şekli, yöntemi ve yerinin belirlenmesi

konusunda Ceza İnfaz Kurumu idari personeli ile sağlık birimleri arasında

gerekli değerlendirme yapıldığına dair bir bilginin olmadığı, yangın

çıkarmasını sağlayacak imkânlardan tam olarak izole edilmediği anlaşılmaktadır.

Böylece yetkililerin T.K.nın

sağlığının korunması ve kendisine zarar vermemesi için öncelikler ve kaynaklar

ölçüsünde gerekli önleyici tedbirleri aldıkları söylenemez.

63.Açıklanan gerekçelerle T.K.nın yaşamının kendi eylemlerine karşı korunmaması

nedeniyle Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği yaşamı koruma yükümlülüğünün

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

b. Yaşam Hakkının Usul

Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Genel İlkeler

64. Ceza soruşturmasının etkili olması için soruşturma

makamlarının resen ve derhâl harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve

sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri

gerekir. Soruşturmada ölüm olayının nedeninin veya sorumlu kişilerin

belirlenmesi imkânını zayıflatan bir eksiklik, etkili soruşturma yükümlülüğüne

aykırılık oluşturabilir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 57).

65. Ceza soruşturmasının etkililiğini sağlayacak hususlardan

biri de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamu

denetimine açık olmasıdır. Ayrıca meşru menfaatlerini korumak için ölen kişinin

yakınlarının her olayda bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları

sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 58).

66. Soruşturmaların makul bir süratle yürütülmesi gerekir. Bazı

durumlarda soruşturmanın ilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir. Ancak böyle

bir durumda dahi yetkililerin süratle hareket etmeleri olayın

aydınlatılabilmesi, hukukun üstünlüğüne olan inancın korunması, hukuka aykırı

eylemlere müsamaha gösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesi

açısından kritik bir öneme sahiptir (Deniz

Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014,§ 96).

ii. Genel İlkelerin Somut

Olaya Uygulanması

67. Soruşturmada, yukarıda "Genel İlkeler" bölümünde ifade edilen, başvurucuların

meşru menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarının

sağlanması ve soruşturma makamlarının resen ve derhâl harekete geçmesi

gerektiği konularında başvurucular tarafından herhangi bir iddia ileri

sürülmediği gibi bu konularla ilgili olarak bir eksikliğin de bulunmadığı

görülmektedir.

68. Somut olayda Başsavcılık, ölümün T.K.nın intihar amacıyla yatağı yakması sonucunda

meydana gelen yangın ortamında kalmaya bağlı dumandan boğulma sonucu gerçekleştiği,

şüphelilerin olayın oluşuna etki edecek, adli yönden illiyet bağı bulunan

herhangi bir fiillerinin olmadığı, ceza hukuku yönünden herhangi bir suç ve

suçlu bulunmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı vermiştir (bkz. § 32). Ancak

anılan karar verilirken daha önce üç kez intihara teşebbüs etmesine karşın T.K.nın psikolojik durumu ve bunun

derecesi dikkate alınarak tedavi şekli, yöntemi ve yeri konusunda bir belirleme

yapılmadığı, dolayısıyla T.K.nın intihara meyilli

olduğu yönünde yapılan tespitlere rağmen Ceza İnfaz Kurumu yetkililerinin

intihar riskini en aza indirecek tedbirleri alıp almadığı hususunda herhangi

bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan sonuca varıldığı görülmüştür. Bu

durumda ceza soruşturmasının etkili bir biçimde yürütüldüğünden bahsedilemez.

69. Açıklanan gerekçelerle T.K.nın ölümüyle ilgili etkili bir ceza soruşturması

yürütülmemesi nedeniyle Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği usul

yükümlülüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

70. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

71. Başvurucular, Başsavcılığın yaptığı soruşturma neticesinde

verdiği takipsizlik kararının kaldırılarak ilgililer hakkında kamu davası

açılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

72. Başvuruda, başvurucuların oğulları T.K.nın sağlığının korunması ve kendisine zarar

vermemesi için öncelikler ve kaynaklar ölçüsünde gerekli önleyici tedbirlerin

alınmaması, ölüm olayıyla ilgili olarak yürütülen ceza soruşturmasında etkili

ve yeterli bir inceleme yapılmaması nedenleriyle yaşamı koruma yükümlülüğünün

ve yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

73. Başvuru konusu olay açısından etkili ve caydırıcı bir ceza

soruşturması yürütülmemesinin yaşam hakkını ihlal ettiği gözetilerek 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca ihlalin

ve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla kararın bir örneğinin

Başsavcılığa gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

74. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ile 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamı

koruma yükümlülüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının usul boyutunun ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere

Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

D. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Mustafa ARI

Başvurucular

:

1. Gülsün

KARAMAN

2. Şerif

KARAMAN

Vekili

:

Av. Ahmet

DOĞAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/16239, 12 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olayla İlgili Ceza
  7. B. Olayla İlgili İdari
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  13. A. 1. Yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin
  14. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve
  15. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Kömürcü
  17. Yıldırım
  18. Akıncı
  19. Karaman
  20. Karaman
  21. Doğan
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/16239
Tarih
12 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Hatice Turhan Başvurusu (B. No: 2016/4642)
  • Cemile Günaydın Başvurusu (B. No: 2015/5074)
  • Aligül Alkaya ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/12506)
  • A.t. Başvurusu (B. No: 2015/300)
  • Musa Zorbay Başvurusu (B. No: 2014/4582)
  • Adalet Sevin Başvurusu (B. No: 2016/3693)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.