İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adalet Sevin Başvurusu (B. No: 2016/3693)

1. Başvuru, kolluk görevlileri tarafından toplumsal olaylara

Başvuru No2016/3693Tarih20 Kasım 2019Okuma21 dk · 4.169 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Adalet Sevin Başvurusu

Karar tarihi
20 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/3693
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.169 kelime·21 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kolluk görevlileri tarafından toplumsal olaylara

müdahale edilmesi sırasında tazyikli su sıkılması sonucu yaralanma meydana

gelmesi ve bu olayla ilgili olarak etkili bir soruşturma yürütülmemesi

nedenleriyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile kötü muamele

yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. 1946 doğumlu olan başvurucu; kamuoyunda Gezi Parkı eylemleri

olarak bilinen olaylar sırasında 6/7/2013 tarihinde metroya binebilmek için

Taksim'e gitmek istediğini, kapatılan yollar ve polis barikatı nedeniyle

İstiklal Caddesi'ne doğru ilerlemek zorunda kaldığını, kalabalık içinde

bulunduğu sırada toplumsal olaylara müdahale aracından (TOMA) sıkılan su

nedeniyle yere düştüğünü ve yerde sürüklendiğini, bu nedenle sağ el bileğinin

kırıldığını, dizlerinde zedelenme olduğunu belirtmiştir.

10. Taksim Meydanı'ndan acil servis ambulansıyla alınan

başvurucunun ilk tedavisi Şişli Hamidiye Etfal Eğitim

ve Araştırma Hastanesinde yapılmıştır. Söz konusu hastanenin hazırladığı

6/7/2013 tarihli adli muayene raporunun Olay

Öyküsü bölümü "tazyikli su

etkisinde yaklaşık iki metre sürüklenme şikâyeti" şeklinde

doldurulmuştur. Ortopedi Polikliğine sevk edilen

başvurucunun yapılan muayenesinde sol radius uç kırığı saptanmıştır.

11. 5/9/2013 tarihinde başvurucu hakkında İstanbul Bilim

Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından sağlık raporu düzenlenmiştir. Düzenlenen

raporda, ortaya çıkan sonucun "sağ median sinirin duyusal ve motor iletisini çok hafif düzeyde

etkilediği karpal tünel sendromu ile uyumlu bulunduğu"

tespitine yer verilmiştir.

12. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık)

10/10/2013 tarihinde avukatı aracılığıyla verdiği dilekçede Taksim Meydanı'nda

bulunan metro istasyonuna gitmek isterken yakın mesafeden tazyikli su ile

yapılan müdahale sonucu kolunun kırıldığını ve hâlen kolunun kullanılamaz

durumda olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca bir internet sitesinde de yayımlanan

olaya ilişkin kamera görüntülerini CD marifetiyle ibraz etmiştir. Başvurucu,

gereksiz ve orantısız şekilde güç kullanarak yaralanmasına sebep olduğunu iddia

ettiği polislerden şikâyetçi olmuştur.

13. Savcılık yürüttüğü soruşturma kapsamında olay sırasında iki TOMA'dabulunan şoförlerin ve operatörlerin (su sıkıcı)

tespitini yaparak bu kişilerin şüpheli sıfatıyla ifadelerini almıştır. Olay

yerindeki MOBESE kayıtları ve olaylar sırasında kullanılan TOMA'nın

kamera görüntüleri İstanbul Emniyet Müdürlüğünden (Emniyet) istenmiştir.

Emniyet, Savcılığın söz konusu taleplerine Gezi Parkı eylemleri sırasında

MOBESE kameralarına göstericiler tarafından hasar verilip devre dışı

bırakıldığı, TOMA'dan birinin (63537 kodlu)

kayıtlarının silindiği diğer aracın (T-2 kodlu) ise başka bir il bünyesinde

bulunduğu gerekçeleriyle olumsuz yanıt vermiştir.

14. Başvurucu tarafından olay anına ilişkin olduğu belirtilen

görüntülerle ilgili olarak bilirkişiden rapor almıştır. Düzenlenen raporun

sonuç kısmı şu şekildedir:

"...

Dosya ekinde bulunan ve Bilirkişi Raporu ile

çözümlenmesi istenilen cadde üzerinde yer alan tarih ve saati belli olmayan cep

telefonu marifeti ile çekilen kamera görüntülerinin incelenmesi neticesinde;

cadde üzerinde bulunan gösterici grubun üzerine TOMA araçlarının tazyikli su

ile müdahale ettiği, müdahale sonucu tazyikli suyun etkisi ile yere düşen

kişilerin olduğu, bunun üzerine göstericilerden bazılarının TOMA aracına taş

attığı, bazı göstericilerinde TOMA aracının üzerine çıktığı kamera

kayıtlarından anlaşılmıştır. "

15. Başvurucunun ifadesi 10/4/2014 tarihinde avukatı olduğu

hâlde Cumhuriyeti Savcısı tarafından müşteki sıfatıyla alınmıştır. Başvurucu

ifadesinde şunları söylemiştir:

"Ben 1946 doğumluyum olay tarihinde Kadıköyde bir kısım arkadaşlarımla buluşmuştum. Beşiktaşta vapurdan indik. Karşıdan minibüse binerek

Taksimdeki türk hava yolları ofisine gidecektik.

Benim gösterilerle ilgim alakam yoktur. Amacım THY den

bilet alacaktım. Ancak minibüs H. otelin önünde beni bıraktı. Çünkü

gösterilerden dolayı he taraf kapalıydı. Ben de tek başıma Taksimdeki THY ye

yürüyerek gidiyordum. Polisler zaman zaman bazı yerlere girmek istediysem de

yasak olduğunu söyleyip beni sokmadılar. Onların açtığı koridorları yürüyerek

olay mahallinde vardım. Olay mahalli İstiklal Caddesi Fransız Konsolosluğuna

150-200 metre mesafede idim. Galatasaray lisesi önüne Taksim merkeze doğru

yürüyordum. Kültür merkezine yukarıda da söylediğim gibi 150-200 metre

kalmıştı. Benim bulunduğum noktaya doğru ellerinde BDP ve TKP bayrakları olan

bir grup benim bulunduğum yere doğru gelmeye başladılar. Bende bundan dolayı

korktum. İstiklal caddesine binanın yanında sağ tarafta durdum. Bir ihtiyar bay

bana mavi renkli taksim dayanışma derneği bayrağı verdi. Bunu al seni BDP liler ve TKPliler ile

karıştırmasınlar diye söyledi. Ve korkma dedi. Bende bu bayrakları elime aldım.

Bu esnada ara sokaktan bir TOMA çıkıp bana doğru yaklaşmaya başladı.

Ayaklarımdan su geçti. Heyecandan ve korkudan olduğum yerde kaldım. TOMA ilk

suyu sıktığında su ayaklarımda kalmıştı. Bana doğru hareketine devam etti.

Aramızda 4-5 metre kala bana doğru tazyikli su sıktı. Suyu direk beni hedef

alarak sıktı. Sanırım ben kaçmadığım için hedef gözeterek suyu sıktı. Çünkü

kalabalık geriye doğru kaçmıştı. Ben kaçmamıştım. Bunu sanki kendisine bir

meydan okuma veya direnme olarak algıladığı için sanırım bana o yüzden sıktı.elimde sarı bir çanta vardı.

Sapı da yeşildir. Jean giyiyorum ve üzerimde de gri bir bluz vardır. Kısa kollu

t shirt vardır. Bu suyun bana çarpması sebebiyle

kolumun üstüne ayağımın yerden kesilip kolumun üzerine düştüğünü anladım. Bu

esnada kolumun da kırıldığını hissettim. Bu görüntüleri internetten alarak

dosyaya sunduk. Hatta su sıkılırken binada oturan ve videoyu çeken bayanın

polis memurlarını yapmayın diye bağırdığını duydum. ben

tazyikli suyun etkisiyle duvara çarpıp ölebilirdim. Bir adet vesikalık resmimi

dosyaya sunacağım şüpheli polislerden şikayetçiyim. Beni olay yerinden ambulans

alarak götürdü. benim arkamda sokakta göstericilerde

vardı. Ancak suyu polis memuru bana direk sıktı. Ve demir çubuk gibi bir su

idi. Başka bir diyeceğim yoktur. ayrıca ben sağ

kolumun sinirlerim sıkıştığından ameliyat olmam gerek."

16. Savcılık tarafından başvurucu hakkında Adli Tıp Kurumundan

(ATK) sağlık raporu aldırılmıştır. ATK'nın 30/10/2013

tarihli raporunda yaralanmanın kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir

tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde, hafif nitelikte olmadığı, kırığın yaşam

fonksiyonlarına etkisinin orta (2) derecede olduğu bildirilmiştir.

17. Savcılık 23/6/2013 tarihinde, olay sırasında TOMA'da bulunan dört polis ve İstanbul Emniyet Müdürlüğünde

görevli polis ve amirler hakkında ceza soruşturması açılmasına izin verilmesi

için dosyayı İstanbul Valiliğine göndermiştir.

18. İstanbul Valiliğinin 15/4/2015 tarihli yazısı üzerine

Emniyet Genel Müdürlüğü, Polis Başmüfettişleri C.Ü. ve E.G.yi ön inceleme ve disiplin soruşturması yapmak için

araştırmacı olarak görevlendirmiştir.

19. Araştırmacılar, adları geçen dört polis memurunun ve

başvurucunun ifadelerini almış ve 18/8/2015 tarihli raporu hazırlamışlardır.

Raporda Emniyet Genel Müdürlüğünün 15/2/2008 tarihli ve 19 sayılı Göz Yaşartıcı

Gaz Silahları ve Mühimmatları konulu Genelgesi ile 4/7/1934 tarihli ve 2559

sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'ndan bahsedilerek gaz silahı kullanan

polisler, bu emri veren rütbeliler ve yetkililerin kendilerine verilen yetkiyi

kullanarak görevlerini yaptıklarından dolayı kusurlu olmadığı belirtilmiştir.

Sonuç itibarıyla araştırmacılar, isimleri tespit edilen dört polis memuru

hakkında soruşturma izni verilmemesi görüş ve kanaatine ulaşmıştır.

20. İstanbul Valiliği 2/9/2015 tarihinde anılan ön inceleme

raporuna uygun olarak soruşturma izni verilmemesi yönünde karar vermiştir.

21. Başvurucu, anılan karara itiraz etmiş ancak İstanbul Bölge

İdare Mahkemesi Birinci Kurulu 12/1/2016 tarihli kararı ile itirazı reddetmiştir.

Kararda müştekinin iddiaları üzerine yapılan ön inceleme sonucunda hazırlık

soruşturması yapılması için dosyada yeterli bilgi ve belgenin bulunmadığı

gözetilerek soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararın usule ve kanuna uygun

olduğu belirtilmiştir. Karar, başvurucuya 22/1/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

22. Başvurucu 22/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

23. Öte yandan Savcılık 8/2/2016 tarihli kararında, görevi

kötüye kullanma ve zor kullanma yetkisine ilişkin sınırı aşılması suçlarından

soruşturma izni verilmediğinden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına

(soruşturma yapılmasına yer olmamasına) karar vermiştir.

24. Başvurucunun Savcılık kararına yaptığı itiraz, İstanbul 4.

Sulh Ceza Hâkimliğinin 14/3/2016 tarihli kararıyla usul ve yasaya uygun olduğu

gerekçesiyle reddedilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

25. İlgili hukuk için bkz. Selçuk

Yıldız (B. No: 2014/10382, 15/2/2017, §§ 21-29) başvurusu hakkında

verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 20/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu; kamuoyunda Gezi Parkı eylemleri olarak bilinen olaylar

sırasında Taksim'de bulunan metroya gitmek isterken İstiklal Caddesi üzerinde TOMA'dan sıkılan tazyikli suya maruz kalarak yere

düştüğünü, bu sebeple sağ el bileğinin kırıldığını ve dizlerinin zedelendiğini

belirtmiştir. Evine gitmek isterken polis barikatı nedeniyle yolunun

kesildiğini ifade eden başvurucu; kolluğun kasıtlı şekilde aşırı ve orantısız

güç kullanması sonucu yaralandığını, şikâyetçi olmasına rağmen etkili bir

soruşturma yapılmadığını, alınan bilirkişi raporunun taraflı ve yetersiz olduğunu

iddia etmiştir. İstanbul Valiliğince sorumlular hakkında soruşturma izni

verilmemesi yönünde karar verildiğini söyleyen başvurucu, işleme karşı itiraz

etmiş olsa da itirazının Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedilmesi

nedeniyle olayın faillerinin cezasız kaldığını ifade etmiş; olaylar sırasında

yapılan müdahale nedeniyle yaralanması ve bu kapsamda yürütülen soruşturmanın

etkisiz olması nedeniyle Anayasa'nın 10., 17., 23., 36. ve 40. maddelerinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Bakanlık görüş yazısında, Anayasa Mahkemesi içtihatlarına

atıfta bulunularak somut olayın koşulları ile olaya müdahale eden polis

hakkında yürütülen ön inceleme ve soruşturma sonucunda tespit edilen hususların

ifade edilen içtihatlar bağlamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

29. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında özetle ileri

sürülen iddiaların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla,

dosya muhteviyatıyla uyuşmadığını belirterek başvuru formundaki şikâyetlerini

tekrarlamıştır.

2. Değerlendirme

30. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve

eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya

muameleye tabi tutulamaz."

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun soruşturma izni verilmemesi

nedeniyle hak arama imkânının ortadan kalktığı ve eşitlik ilkesinin ihlal

edildiği şikâyetleri kamu görevlileri tarafından yaralanmasına dayanmakta olup bu

iddia Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü

muamele yasağı çerçevesinde incelendiğinden Anayasa’nın 10., 36. ve 40.

maddelerinden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Bunun

dışında başvurucu, polis barikatı nedeniyle seyahat hürriyetinin ihlal

edildiğini iddia etmiş ise de Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları

uyarınca bu hürriyet, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ile

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin ortak koruma alanına girmeyip Anayasa

Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dışında kaldığından bu iddia yönünden de

ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır. (benzer

yöndeki kararlar için bkz. Fevzi Doğaner,

B. No: 2014/6453, 20/12/2017, § 14; Mehmet Takımsu, B. No: 2016/63712, 7/11/2013, §§

78-80).

32. İşkence ve kötü muamele yasağına ilişkin şikâyetlerin

devletin negatif ve pozitif yükümlülükleri dikkate alınarak maddi ve usul

boyutları bakımından ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Devletin negatif

yükümlülüğü bireyleri işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye ya da

cezaya tabi tutmama sorumluluğunu içerirken devletin pozitif yükümlülüğü hem

bireyleri bu tür muamelelerden korumayı (önleyici yükümlülük) hem de etkili bir

soruşturma yoluyla sorumluların tespitini ve cezalandırılmasını (soruşturma

yükümlülüğü) içermektedir. İşkence ve kötü muamele yasağının maddi boyutu,

negatif yükümlülük ile önleyici yükümlülüğü kapsamakta; pozitif yükümlülüğün

alanında kalan soruşturma yükümlülüğü ise usul boyutunu oluşturmaktadır (benzer

yöndeki inceleme usulünü içeren kararlar için bkz. Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 75; Mehmet Şah Araş ve

diğerleri, B. No: 2014/798, 28/9/2016, § 64; Mustafa Rollas,

B. No: 2014/7703, 2/2/2017, § 49).

33. Somut olayda başvurucu, kolunun kırılmasıyla sonuçlanan

olayın etkili bir şekilde soruşturulmadığının yanı sıra söz konusu yaralanmaya

neden olan eylemin kolluk güçleri tarafından gerçekleştirildiğini, başka bir

deyişle devletin maddi yükümlülüğünü de ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Her ne

kadar sağlık raporlarıyla da tespit edilen yaralanma açık olsa da bu

yaralanmanın polis müdahalesinden kaynaklandığı konusunda sadece başvurucunun

iddiası söz konusudur. Başvurucunun CD'de sunduğu ve soruşturma dosyasındaki

bilirkişi raporuna da konu olan video kaydının bir yerinde 63537 kodlu TOMA'dan su sıkılması sonucu kalabalık içindeki iki kişinin

yere düştüğü görülmektedir. Görüntüleri izleyerek bu kişilerin kimler olduğunu

çıplak gözle tespit etmek pek mümkün değildir. Ayrıca bu görüntülerden

başvurucunun olay yerinde bulunup bulunmadığı veya başvurucunun kayıtta gözüken

hangi kişi olduğu kesin şekilde anlaşılamamakta olup soruşturma dosyasında da

bu yönde bir tespit yer almamaktadır. Bu bağlamda başvurucunun Anayasa

Mahkemesine kötü muamele iddialarını destekleyecek ve yaralanmanın kolluk

müdahalesinden kaynaklanması ile ilgili olarak şüpheleri giderecek nitelikte,

yeterince delil sunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle somut olaya ilişkin

değerlendirme, başvuruya konu olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında, sadece devletin pozitif

yükümlülüğüne bağlı olarak etkili soruşturma yükümlülüğü yönünden yapılmıştır.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

35. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı

kapsamında sahip olduğu pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu

bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve

ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek

durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları

önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıkları

olaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altında

meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 110).

36. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka

aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye

tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde

Anayasa’nın 17. maddesi -“Devletin temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5.

maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- etkili resmî bir

soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların

belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu mümkün

olmazsa bu madde sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve

bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak

kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün

olacaktır (Tahir Canan,§ 25).

37. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.

Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için soruşturma

makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların

tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötü

muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir şekilde hızlı ve

derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve olguları

ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını

temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdırlar (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).

38. AİHM kararlarında; bir kişinin sağlıklı hâldeyken gözaltına

alındığı ancak salıverildiği zaman vücudunda yaralanma tespit edildiği

durumlarda söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu hususunda makul bir açıklama

getirme ve mağdurun bu yöndeki iddialarını şüphede bırakacak kanıtları sunma

yükümlülüğünün devlete ait olduğu, özellikle ilgili iddiaların doktor raporları

ile doğrulandığı hâllerde Sözleşme'nin 3. maddesi anlamında açık sorunların

ortaya çıkacağı ifade edilmiştir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 94).

39. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında bazen tek başına

soruşturma yapılmamış olması veya yeterli soruşturma yapılmamış olması kötü

muamele teşkil edebilmektedir. Dolayısıyla şartlar ne olursa olsun yetkililer,

resmî şikâyet yapılır yapılmaz harekete geçmelidir. Şikâyet yapılmadığında bile

işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli, kesin belirtiler olduğunda

soruşturma açılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda soruşturmanın derhâl başlaması,

bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak, özenli ve süratli yürütülmesi ve

bir bütün olarak etkili olması gerekir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 116).

40. Devlet memurları tarafından yapılan işkence ve kötü muamele

hakkında yürütülen soruşturmanın etkili olması için soruşturmadan sorumlu ve

tetkikleri yapan kişilerin olaylara karışan kişilerden bağımsız olması gerekir.

Soruşturmanın bağımsızlığı sadece hiyerarşik ya da kurumsal bağlantının

olmamasını değil ama aynı zamanda somut bir bağımsızlığı da gerektirir.

Dolayısıyla etkili bir soruşturmadan söz edilebilmesi için öncelikle

soruşturmanın bağımsız yürütülebilir bir niteliğe sahip olması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 117).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

41. Somut olayda başvurucu, gösteriye müdahale eden kolluğun

sıktığı tazyikli su sonucu yere düşerek yaralandığını ve kolunun kırıldığını

iddia etmektedir. Başvurucunun sunduğu sağlık raporlarından da kolunun kırılmış

olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasının ihlaline ilişkin somut delillerle savunulabilir iddiaları

olduğunun, böyle bir iddia karşısında devletin sorumlu kimselerin tespit

edilmesine ve cezalandırılmasına olanak sağlayabilecek kapsamlı ve etkili bir

soruşturma yürütme zorunluluğunun doğduğunun kabulü gerekir.

42. Genel İlkeler

kısmında belirtildiği üzere kötü muamele iddialarına ilişkin soruşturmaların

etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturma makamlarınca, şikâyet

öğrenilir öğrenilmez veya yeterince açıklığa kavuşmayan bir şikâyet açıklığa

kavuşturulur kavuşturulmaz soruşturma başlatılması gerekmektedir. Şikâyetin

olmadığı ancak yasağa ilişkin bir muamelenin mevcudiyetine ilişkin ciddi delil

veya emareler bulunduğunun farkına varıldığı bir durumda ise savcılığın resen

harekete geçme yükümlülüğü devam etmektedir.

43. Olay sonrasında götürüldüğü hastanede başvurucu hakkında

adli muayene raporu düzenlenmiş, başvurucunun tazyikli su etkisinde

sürüklendiği şikâyetiyle hastaneye müracaat ettiği tespit edilmiş ve

başvurucuya kol kırığı teşhisi konulmuştur (bkz. § 10). O hâlde söz konusu

raporun düzenlendiği tarihte kamu makamlarının başvurucunun iddialarından

haberdar olduğunu kabul etmek gerekir. Buna rağmen derhâl soruşturma başlatma

ilkesine aykırı davranılarak beklendiği ancak başvurucunun avukatı aracılığıyla

şikâyetçi olmasından sonra Savcılığın harekete geçtiği söylenmelidir. Bu

gecikmenin sonucunda başvurucunun iddiasına konu olan TOMA'daki

kamera kayıtlarına -silinmesi nedeniyle- ulaşılamadığına dikkat çekilmelidir

(bkz. § 13).

44. Şikâyetin yapılmasından sonra olayın faili olabilecek kamu

görevlilerinin tespit edildiği ve belirlenen kişilerin ifadelerine şüpheli

sıfatıyla başvurulduğu görülmektedir (bkz. § 13). Ayrıca başvurucunun ifadesi

bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından müşteki sıfatıyla alınmıştır. Bunun

dışında başvurucunun yaralanmasına ilişkin ATK'dan

rapor aldırılmış ve de başvurucunun sunduğu görüntüler bilirkişi marifetiyle

incelenerek rapor düzenlettirilmiştir (bkz. § 16). Bunlar yapılmış olmakla

birlikte kamusal alanda gerçekleştiği anlaşılan olaya ilişkin görüntü delili

elde etme amacıyla sadece MOBESE ve TOMA'nın

kayıtları istenmiştir. İddiaya konu olayın gerçekleştiği yerin çevresinde

bulunan bina veya işyerlerinde kayıt yapan kamera bulunup bulunmadığı konusunda

bir araştırma yapılmamıştır. Başvurucunun sunduğu görüntülerin incelendiği bilirkişi

raporunda başvurucunun olay yerinde bulunup bulunmadığı konusunda bir belirleme

yapılmadığı da dikkate alındığında iddiaları aydınlatıp olayın gelişimini

ortaya koyacak önemli bir delilin toplanmadığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan

başvurucudaki yaralanmanın eldeki görüntülere konu olan olay sırasında mı

meydana geldiği gerektiği takdirde tanık dinleme gibi bir delile başvurularak

şüphe bırakmayacak bir açıklıkla araştırılmamıştır. Bu eksiklikler Savcılığın

gerçeği ciddiyetle öğrenme çabası içinde olmadığı kanaati uyandırmaktadır.

45. Savcılık, soruşturma dosyasının bu muhteviyatına rağmen

şikâyetin 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu

Görevlilerinin Yargılanması HakkındaKanun kapsamında

soruşturma izni gerektirdiğini değerlendirerek ön inceleme yapılması amacıyla

dosyayı İstanbul Valiliğine göndermiştir. Valilik, ön incelemeci olarak iki

emniyet başmüfettişini görevlendirmiş ve hazırlanan rapor doğrultusunda

soruşturma izni verilmemesi kararı vermiştir. Bunun sonrasında Savcılık,

başkaca bir soruşturma işlemi yapmadan kovuşturma yapılmasına yer olmadığı

sonucuna ulaşmıştır.

46. Kamu görevlilerinin görevlerini devlet adına ifa etmeleri ve

görevlerinin ifası ile ortaya çıkan birtakım durumlarla bağlantılı olarak sık

sık şikâyet edilme ve soruşturma tehdidi altında olma riski ile karşı karşıya

olmaları nedeniyle haklarında adli soruşturma yürütülmesinin belirli bir

makamın iznine bağlanması hukuk devletinde makul görülebilir (Hidayet Enmek ve Eyüpsabri Tinaş, B.

No: 2013/7907, 21/4/2016, § 106).

47. Nitekim Anayasa’nın 129. maddesinin altıncı fıkrasında

memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan

ötürü ceza kovuşturması açılmasının -kanunla belirlenen istisnalar dışında-

kanunun gösterdiği idari mercinin iznine bağlı olduğu

hüküm altına alınmıştır (Hidayet Enmek ve Eyüpsabri Tinaş, § 107).

48. Anayasa'nın bütünlüğü ilkesi çerçevesinde Anayasa

kurallarının bir arada ve hukukun genel ilkeleri gözönünde

tutularak uygulanması zorunlu olduğundan etkili soruşturma yükümlülüğünü ve

kamu görevlilerinin soruşturulmasının izin şartına bağlı olmasını düzenleyen

kurallar bütününün birbiri ile uyumlu bir şekilde yorumlanması gereklidir.

Bununla birlikte soruşturulması izin şartına bağlı olmayan suçlarda izin

mekanizmasının işletilmesi, soruşturmanın etkililiği bakımından sorun

oluşturabilir (Hidayet Enmek

ve Eyüpsabri Tinaş,

§ 108).

49. Nitekim başvuruya konu soruşturma kapsamında Cumhuriyet

Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda, başvurucunun

yaralanmasının neden kaynaklandığı tespit edilmediği gibi 4483 sayılı Kanun

hükümleri çerçevesinde ilgili görevliler hakkında yürütülen ve soruşturma izni

verilmemesi ile sonuçlanan ön inceleme prosedürüne atıf yapılırken soruşturma

konusu suçların 4483 sayılı Kanun'un izin şartına bağlı olmaksızın resen

kovuşturulması gereken suçların düzenlendiği 2. maddesinin son fıkrası kapsamında

olup olmadığı anlaşılır şekilde tartışılmamıştır.

50. Soruşturmanın etkililiği bağlamında yetkililer, olay ve

olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı ve soruşturmayı sona erdirmek ya da

kararlarını temellendirmek için aceleci davranarak temelden yoksun tespit ve

gerekçelere dayanmamalıdır. Aynı şekilde kanunun güç kullanılmasına cevaz

verdiği durumlarda kişiye uygulanan muamelenin orantılı olup olmadığının da

olayın tüm unsurları ortaya konularak çok yönlü olarak değerlendirilmesi

gerekir (Cemil Danışman, B. No:

2013/6319, 16/7/2014, § 99).

51. Başvurucunun iddiaları tazyikli su etkisiyle yere düşerek

yaralandığı çerçevesinde şekillenmesine rağmen soruşturma izni verilmemesi

kararında göz yaşartıcı gaz silahları ve mühimmatlarının kullanılmasına ilişkin

düzenlemelere atıf yapılarak bir sonuca ulaşıldığı, ayrıca somut olay

bağlamında bir değerlendirmenin kararda yer almadığı görülmektedir. Bunun

yanında Bölge İdare Mahkemesince ön inceleme süreci, yalnızca dosyada yer alan

bilgi ve belgeler çerçevesinde denetlenmiş; soruşturma izni verilmemesine dair

kararda ortaya konulan olay, olgu ve gerekçelerin başvurucunun tüm iddialarını

karşılayıp karşılamadığı ve soruşturma izni talep edilen eylemlerin 4483 sayılı

Kanun'un (izin şartına bağlı olmaksızın resen soruşturulması gereken suçların

düzenlendiği) 2. maddesinin son fıkrası kapsamında olup olmadığı

tartışılmamıştır. Soruşturmanın etkililiğinin denetlenmesine ilişkin bu

tespitlerden bir bütün hâlinde ön inceleme sürecinin makul bir özenle

yürütüldüğü konusunda yeterli kanaate sahip olunamadığı gibi bu tespitlerin

soruşturulan olayın aydınlatılması ve gerektiğinde sorumluların

cezalandırılmasının sağlanmasını da zorlaştırdığı anlaşılmıştır.

52. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutu bakımından

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

B. Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

53. Başvurucu, kendi isteğiyle gösteriye katılmadığını, polisin

sürüklemesiyle kendisini kalabalık arasında bulduğunu, buna rağmen kolluğun

orantısız güç kullanarak yaptığı müdahale nedeniyle gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

54. Bakanlık, bu konuda bir görüş bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

55. Anayasa Mahkemesi Ali

Rıza Özer ve diğerleri ([GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 62) ve Onur Cingil (B. No: 2013/7836, 16/4/2015,

§ 62) başvurularına dair kararlarında, kolluk kuvvetinin orantısız güç

kullanarak bir toplantıya veya gösteri yürüyüşüne müdahalede bulunması

nedeniyle hem kötü muamele yasağının hem de toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkının ihlal edildiği iddialarını içeren başvuruları nasıl

inceleyeceğini belirtmiştir. Anılan kararlarda kolluk kuvvetinin kötü

muamelesine maruz kalındığı şikâyeti sonrası adli makamlarca yürütülen ceza

yargılaması süreci ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaline

ilişkin iddianın bir bütün hâlinde incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

56. Savcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında iddia konusu

yaralanmanın kolluk müdahalesiyle meydana gelip gelmediği ortaya konulamadığı

gibi başvurucunun söz konusu gösteriye katılıp katılmadığı da kendi beyanı

dışında başka delillerle net şekilde anlaşılamamaktadır. Şu hâlde kötü muamele

yasağına ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirmede (bkz. § 52) etkin

soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmemesine bağlı olarak kötü muamele

yasağının usul boyutu itibarıyla ihlal edildiği sonucuna varıldığından toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı açısından bu aşamada ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

58. Başvurucu, yeniden etkili bir soruşturma yapılmasına karar

verilmesi talebinde bulunmuştur.

59. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

60. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa İçtüzüğü’nün 79.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir

örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

61. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

62. Başvuruda, Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kötü

muamele yasağının usul boyutu itibarıyla ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin yargısal bir karara varmak için gerekli

olan deliller toplanmadan Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer

olmadığına dair karardan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

63. Bu durumda kötü muamele yasağı ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden etkin bir adli soruşturma yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden soruşturma ise 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda Cumhuriyet Başsavcılığınca

yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan kovuşturmaya yer olmadığına

(soruşturma yapılmasına yer olmamasına) dair kararın ortadan kaldırılması ve

nihayet ihlal sonucuna uygun delilleri toplayıp gerekli incelemeler yapıldıktan

sonra yeniden karar vermekten ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden soruşturma yapılmak üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına

(Soruşturma No: 2013/141084) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

64. Başvuruda, kötü muamele yasağının usul boyutu itibarıyla

ihlal edildiği sonucuna varılarak yeniden etkin bir adli soruşturma yürütülmesi

amacıyla kararın bir örneğinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmesine karar verilmesinin yeterli bir giderim oluşturduğu

değerlendirildiğinden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

65. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına

alınan kötü muamele yasağının usul boyutu itibarıyla İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İNCELENMESİNE

GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağı ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (Verilen karar 2013/141084 numaralı

soruşturma ile ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,

E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Sinan

ARMAĞAN

Başvurucu : Adalet SEVİN Vekili : Av. Murat Deha BODUROĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/3693, 20 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kötü Muamele Yasağının
  9. B. Toplantı ve Gösteri
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına
  13. C. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İNCELENMESİNE
  14. D. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağı ihlalinin
  15. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Kömürcü
  18. Yıldırım
  19. Akıncı
  20. Armağan
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/3693
Tarih
20 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Emine Nalan Oğul ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/8240)
  • Nevzat Tekel Başvurusu (B. No: 2014/13863)
  • Caner Duygu Başvurusu (B. No: 2014/7490)
  • Diyadin Abak ve Mehmet Yiğit Başvurusu (B. No: 2015/2331)
  • Lütfi Akbudak Başvurusu (B. No: 2016/2232)
  • Bayram Bozkurt Başvurusu (B. No: 2015/3176)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.