İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Lütfi Akbudak Başvurusu (B. No: 2016/2232)

1. Başvuru, taksirle yaralama suçundan yürütülen ceza

Başvuru No2016/2232Tarih20 Kasım 2019Okuma10 dk · 1.937 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Lütfi Akbudak Başvurusu

Karar tarihi
20 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/2232
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.937 kelime·10 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, taksirle yaralama suçundan yürütülen ceza

soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle

kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık

cevabında, başvuruya ilişkin görüş bildirilmesine gerek görülmediği ifade

edilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 7/10/2007 tarihinde bir aracın çarpması sonucu

yaralanmıştır. Her iki ayak bileğinde kırık oluşan başvurucu, ameliyat olmak

zorunda kalmış ve ayaklarına platin takılmıştır.

9. Kaza mahalline intikal eden polis memurları tarafından

Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda olay yeri krokisi ile

olay yeri görgü tespit tutanağı düzenlenmiştir. Tutanakta, olayın meydana

geldiği yerde bir iz ve emareye rastlanılmadığı belirtilmiştir.

10. Başvurucu kazanın yaşandığı gün alınan ifadesinde, saat

14.50 sularında marketten alış veriş yapıp çıktığını

ve karşıya geçmek için market önündeki ışıklı kavşakta beklediğini, yaya yeşili

yanması üzerine karşıya geçmek istediği sırada Ankara istikametinden gelen ve

şehir merkezine doğru giden bir ambulansın hızla geldiğini gördüğünü belirtmiştir.

Ambulanstan kurtulmak isterken yere düştüğünü, aracın her iki ayağının

üzerinden geçerek gittiğini, olay yerinde olan kişiler tarafından hastaneye

kaldırıldığını ifade etmiştir. Ayrıca kendine çarpan ve olay yerinde durmayan

ambulans sürücüsünden şikâyetçi olduğunu vurgulamıştır.

11. Melikgazi Polis Merkezi Amirliği tarafından düzenlenen

10/10/2007 ve 19/7/2018 tarihli tutanaklar ile olayın failinin araştırıldığı,

arama ve yakalama çalışmalarının devam ettiği Başsavcılığa bildirilmiştir.

Ayrıca 10/8/2008 tarihinde; bir ambulansın çarptığı başvurucunun hayati

tehlikesinin olmadığı, başvurucunun şikâyetçi olduğu, faili tespit etme ve

yakalama çalışmalarının devam ettiği belirtilerek olay yeri krokisi ve görgü

tespit tutanağı Başsavcılığa gönderilmiştir.

12. Başsavcılık 14/1/2009 tarihinde daimi

arama kararı vermiştir. Anılan karar ile birlikte Kayseri Asayiş Şube

Müdürlüğüne dava zamanaşımı olan 7/10/2015 tarihine kadar şüphelinin aranması,

bulunduğunda savunmasının alınması ve arama sonuçlarının altışar aylık

dönemlerde bildirilmesi yönünde talimat iletilmiştir. Talimat doğrultusunda

İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından 5/7/2009, 5/7/2010, 5/1/2011, 22/7/2011,

11/1/2012, 9/7/2012 ve 9/11/2014 tarihli raporlar ile araştırma çalışmalarının

sonuçları Başsavcılığa bildirilmiştir. Benzer ifadeleri içeren raporlarda,

şüphelinin aranmasına devam edildiği ve yakalanması hâlinde bilgi verileceği

belirtilmiştir.

13. Başvurucu 25/12/2014 tarihli dilekçesiyle ambulansın

bulunması için hangi araştırmaların yapıldığı, il ve ilçelerdeki sağlık

kuruluşları nezdinde bir araştırma yapılıp yapılmadığı, olay yerindeki güvenlik

kameralarının kayıtlarının araştırılıp araştırılmadığı hususlarında

Başsavcılıktan bilgi talep etmiştir. Ayrıca dosyada bulunan araştırma

raporlarının aynı şekilde düzenlendiklerini vurgulayarak tutanaklarda

bahsedilen araştırmanın nasıl yapıldığı konusunda açıklama istemiştir.

14. Başsavcılık 2/11/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına

dair karar vermiştir. Kararda, yapılan tüm araştırmalara rağmen olayın failin

kimliğinin tespit edilemediği ve 26/9/2004 tarihli 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu'nun 66. maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresinin dolduğu ifade

edilmiştir.

15. Başvurucunun anılan karara itirazı, kararın usul ve yasaya

uygun olduğu gerekçesiyle Kayseri 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 9/12/2015 tarihli

kararıyla kesin olmak üzere reddedilmiştir.

16. Nihai karar başvurucuya 6/1/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucu1/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. 5271 sayılı Kanun'un

"Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi"

kenar başlıklı 160. maddesi şöyledir:

"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka

bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu

davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini

araştırmaya başlar.

(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin

araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî

kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri

toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla

yükümlüdür."

19. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun

başvuruya konu suçun işlendiği iddia edilen tarihte yürürlükte olan "Dava zamanaşımı" kenar

başlıklı 66. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan

hâller dışında kamu davası;...

e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya

adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,

Geçmesiyle düşer..."

20. 5237 sayılı Kanun’un "Taksirle

yaralama" kenar başlıklı 89. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"(1) Taksirle başkasının vücuduna acı

veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi,

üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;

...

b) Vücudunda kemik kırılmasına,

...

Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen

ceza, yarısı oranında artırılır...

(5) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması

ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren

yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet

aranmaz."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 20/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; kaza sonrası kolluk kuvvetlerinin sadece kroki

çizmekle yetindiklerini, olay yerinde bulunan görgü tanıklarının ifadelerinin

alınmadığını, güvenlik kameralarının kayıtlarının araştırılmadığını,

Başsavcılığın da olaydan kısa bir süre sonra hiçbir araştırma yapmadan daimi arama kararı verdiğini belirtmiştir. Ne şekilde

inceleme yapıldığı konusunda bilgi içermeyen matbu araştırma tutanakları

hazırlandığını, etkin bir soruşturma yapılmadığının açık olduğunu, ayrıca

itiraz nedenlerinin Sulh Ceza Hâkimliği tarafından karşılanmadığını

vurgulayarak adil yargılanma ile kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

23. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

24. Anayasa'nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu sebeple başvurucunun maddi ve manevi

varlığına yönelik saldırılara karşı etkin bir soruşturma yapılmamış olması

nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri özü itibarıyla Anayasa’nın 17.

maddesi kapsamında kaldığından sadece bu madde yönünden inceleme yapılmıştır.

26. Somut olay incelendiğinde başvurucunun trafik kazası sonucu

hayati tehlike oluşturmayacak şekilde yaralandığı anlaşılmakla başvurunun

kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı ile bağlantılı olarak

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

27. Öncelikle başvurunun başvuru yollarının tüketilmesi ve bu

kuralla iç içe girmiş bulunan otuz günlük başvuru süresi kuralı bakımından

değerlendirilmesi gerekir.

28. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

30. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvurunun,

başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."

31. Yukarıda anılan Anayasa ve Kanun maddelerinde yer verilen

kanun yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun temel hak ihlallerini

önlemek için son ve olağanüstü bir çare olmasının doğal sonucudur (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 20).

32. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

33. Tüketilmesi gereken başvuru yolları, başvurucunun

şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm

sağlayabilecek nitelikteki kullanılabilir ve etkili başvuru yollarıdır. Ayrıca

başvuru yollarını tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir

kural olup bu kurala uygunluğun denetlenmesinde somut başvurunun koşullarının

dikkate alınması esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru

yollarının varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile

başvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması

gerekmektedir. Bu nedenle başvurucuların kendilerinden başvuru yollarının

tüketilmesi noktasında beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediklerinin

başvurunun özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, §

28).

34. İhlal iddiasını değerlendirmeye ve ihlal tespiti

yapıldığında yeterli giderim sağlamaya imkân tanıyan bir başvuru yolunun

bulunmaması hâlinde başvuru yollarının tüketilmesi kuralını uygulamak mümkün

olmayacaktır (Yasin Ağca, B. No:

2014/13163, 11/5/2017, § 121). Böyle bir durumda başvurucuların ihlali

öğrendikleri tarihten itibaren süresi içinde bireysel başvuruda bulunmaları

gerekmektedir.

35. Şikâyetleri konusunda çözüm sağlayabilecek etkili bir

başvuru yolunun mevcut olması hâlinde öncelikle bireysel başvuruda bulunmak,

dava ve başvurularını takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülüğü

bulunan başvurucular en kısa sürede yetkili makamlara başvurmalıdır. Zira zaman

geçtikçe delillerin kaybolma veya bozulma ihtimali artmakta ve gerçeklerin

ortaya çıkması zorlaşmaktadır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, B. No: 2014/15732, 24/1/2018, §

84).

36. Yaşam hakkı ile ilgili bir soruşturmanın etkili olup

olmadığı yönünden inceleme yapabilmek için -mutlak surette gerekli olmasa da-

yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması şartıyla ilgili kamu

makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi, bireysel başvuru ile

getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,

17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,

B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).

37. Diğer taraftan başvurucu yetkili makamlara müracaat etmesine

rağmen soruşturma başlatılmamışsa, başlatılan soruşturmada ilerleme yoksa veya

soruşturma artık etkisiz bir hâl almışsa başvurucudan soruşturmanın sonucunu

beklemesini istemek makul olmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucu, gerekli

özeni göstermeli ve şikâyetlerini çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine

sunabilmelidir (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Böyle bir

durumda başvurucu, etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardığı veya

varması gerektiği andan itibaren otuz gün içinde bireysel başvuruda

bulunmalıdır. Doğal olarak başvurucunun etkili bir soruşturma yürütülmediğinin

ne zaman farkına varması gerektiği her başvurunun şartlarına bağlı olarak

değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

§ 87).

38. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici

gelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu ve soruşturmanın ilerlemesini

sağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuruculardan başvuru yollarını

tüketmeden bireysel başvuruda bulunmaları da beklenmemelidir. Ancak bu hâlde

dahi soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumun

farkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde

bireysel başvuruda bulunmalıdır (Cuma Kaya,

Salih Kaya, B. No: 2015/5884, 15/11/2018, § 49).

39. Anayasa Mahkemesinin etkili soruşturmaya ilişkin yaşam hakkı

kapsamında belirlemiş olduğu yukarıdaki ilkelerin başvuru konusu olaya da

uygulanabileceği ve anılan ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum olmadığı

anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayda 7/10/2007 tarihinde gerçekleşen trafik

kazası sonucu başvurucunun hayati tehlike olmayacak şekilde yaralandığı, kolluk

kuvvetince olay sonrası sadece olay yeri krokisi ile görgü tutanağının

düzenlendiği ve ek bir araştırma yapılmadığı görülmüştür. Başsavcılığın daimi arama kararından sonraki süreçte de araştırma sonuçlarına

ilişkin içerikleri aynı olan tutanaklar düzenlendiği ve failin tespit

edilemediği anlaşılmaktadır.

40. Öte yandan başvurucu, Başsavcılığa yapmış olduğu 25/12/2014

tarihli başvurusuna kadar soruşturma sürecini takip ettiğine dair bilgi ve

belge sunmamıştır. Anılan tarihte başvurucunun soruşturma dosyasını incelediği

soruşturmanın etkin yürütülmediğine ilişkin başvurucu dilekçesinde belirttiği

tespitlerden anlaşılmaktadır (bkz. 13). Soruşturmanın etkisizliğiyle ilgili

bireysel başvuru yapmakta güçlük çektiği yönünde herhangi bir iddiası

bulunmayan başvurucunun 25/12/2014 tarihli dilekçesinden önce ve sonra

soruşturmanın etkililiğini sağlayabilecek nitelikte bir soruşturma işlemi

yapılmadığı ve bu nedenle başvurucunun bireysel başvuruda bulunmak için soruşturmanın

sonuçlanmasını beklemesinin gerekmediği dikkate alındığında, başvurucunun

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tebliğ edildiği tarihten uzun zaman

önce soruşturmanın etkisizliğini fark etmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

Bu nedenle 1/2/2016 tarihinde yapılan başvurunun süresi içinde yapılmış bir

başvuru olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin süre

aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin başvurunun süre aşımı

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

20/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Ali KOZAN

Başvurucu

:

Lütfi

AKBUDAK

Vekili

:

Av. Cem

YILMAZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/2232, 20 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Kömürcü
  12. Yıldırım
  13. Akıncı
  14. Akbudak
  15. Yılmaz
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/2232
Tarih
20 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Bayram Bozkurt Başvurusu (B. No: 2015/3176)
  • Kerem Altıparmak ve Yaman Akdeniz Başvurusu (B. No: 2015/17387)
  • A.t. Başvurusu (B. No: 2015/3500)
  • Koç Holding Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı Başvurusu (B. No: 2016/15421)
  • İbrahim Yıldız Başvurusu (B. No: 2016/14176)
  • Muzaffer Peker Başvurusu (B. No: 2016/7192)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.