İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İbrahim Yıldız Başvurusu (B. No: 2016/14176)

1. Başvuru, yapılan kanuni düzenlemenin geriye yürütülerek hak

Başvuru No2016/14176Tarih7 Kasım 2019Okuma17 dk · 3.380 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İbrahim Yıldız Başvurusu

Karar tarihi
7 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/14176
R.G. Tarih ve Sayı
11/12/2019-30975
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.380 kelime·17 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yapılan kanuni düzenlemenin geriye yürütülerek hak

sahipliğinin iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. Başvuru Konusu Olayın

Arka Planı

8. Başvurucuya ait işyeri 17/8/1999 tarihinde meydana gelen

depremde ağır hasar görmüştür.

9. 15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler

Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun hükümleri

uyarınca Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından inşa edilen 331 ada B Blok 6

numaralı işyeri başvurucuya tahsis edilmiştir.

10. Başvurucu ile T.C. Ziraat Bankası A.Ş. (Banka) arasında

borçlanma senedi düzenlenmiştir.

11. 7269 sayılı Kanun uyarınca başvurucu ile Banka arasında

düzenlenen borçlanma sözleşmesinin 1. maddesinde borçlanılan meblağın yıllık

taksitler hâlinde sekiz yılda ödeneceği ve her yıla ait taksitin en geç aralık

ayının 31. gününde ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

12. Aynı sözleşmenin 4. maddesinde borcun düzenli olarak

ödenmemesi hâlinde Banka tarafından borçlu hakkında 9/6/1932 tarihli ve 2004

sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca ipoteğin paraya çevrilmesi

yoluyla takip yapılacağı kararlaştırılmıştır.

13. Taşınmaz, başvurucuya 22/9/2003 tarihinde teslim edilmiş ve

11/12/2007 tarihinde başvurucu adına tapuya tescil edilmiştir.

14. Taşınmazın teslim tarihi esas alınarak taksitler 2006

yılında başlatılmıştır. Başvurucu, ilk taksiti 26/12/2007, ikinci taksiti

31/10/2008, üçüncü taksiti 22/11/2011, dördüncü ve beşinci taksitleri de

25/12/2012 tarihlerinde ödemiştir.

15. Bu arada 4/7/2012 tarihli ve 6353 sayılı Kanun'un 2. maddesi

ile 7269 sayılı Kanun'a eklenen geçici 23. madde 12/7/2012 tarihli ve 28351

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe

girmiştir.

16. Kocaeli Valiliği 12/7/2012 tarihinde yürürlüğe giren 7269

sayılı Kanun'un geçici 23. maddesi uyarınca başvurucunun maddenin yürürlüğe

girdiği tarihe kadar üst üste üç taksiti ödemediği gerekçesiyle 6/12/2013

tarihinde hak sahipliğini iptal etmiştir.

B. Başvuruya Konu

Yargılama Süreci

17. Başvurucu 23/13/2013 tarihli dilekçesiyle ödenmeyen

borçların 2011 ve 2012 yıllarına ait olup 2013 yılına ilişkin borcun ödeme

süresinin dolmaması nedeniyle iddia edildiği gibi üç taksitin ödenmemesi

durumunun söz konusu olmadığını, ayrıca borçlanma senedinde bu yönde bir hüküm

bulunmadığını ileri sürerek işlemin iptalini istemiştir.

18. Kocaeli 1. İdare Mahkemesi 16/9/2014 tarihli karar ile

davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme anılan kararında 2003-2004 yıllarında

teslim edilen taşınmazlara ilişkin ödemenin 2006 yılında başladığını, buna göre

başvurucunun ödemeleri zamanında gerçekleştirmediğini, 7269 sayılı Kanun'un

yürürlüğe girdiği 12/7/2012 tarihi itibarıyla 4., 5. ve 6. taksitlerin süresi

geçmesine rağmen ödenmediğini belirterek üst üste üç taksitin ödenmemesi

şartının gerçekleştiğine dikkat çekmiştir.

19. Temyiz edilen hüküm, Danıştay Ondördüncü

Dairesinin 2/3/2016 tarihli onama ve 7/6/2016 tarihli karar düzeltme isteğinin

reddi kararlarıyla kesinleşmiştir.

20. Nihai karar 15/7/2016 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

21. Başvurucu 1/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

22. 7269 sayılı Kanun’un 40. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

“Bu

Kanuna göre arsa olarak dağıtılan veya üzerinde bina inşa edilen taşınmaz

mallar, hak sahiplerine borçlandırma senetleri imza ettirilmek sureti ile

verilir.

...

Borçlandırma bedelleri, konut, konut inşası,

arsa ve sair yardımlarda en az 20 ve en çok 30; dükkan ve fırın gibi yerler

için yapılan yardımlarda ise,en

az 5 ve on çok 15 yılda ve eşit taksitler halinde tahsil edilerek fon hesabına

yatırılır.

İlk taksit, ihaleli ve emanet işlerinde

inşaatların bitirilip hak sahiplerine teslimi tarihinden itibaren iki yıl

sonra, Evini Yapana Yardım Yönteminde ve orta hasarlı konut ve işyerlerinin

onarımında ise son kredi diliminin hak sahibine ödendiği tarihten itibaren iki

yıl sonra başlar.

Vadesinde ödenmeyen taksitlere dair borç,

gecikilen her gün için yıllık % 5 gecikme faizi ile

tahsil olunur. Vadesinden önce iki yıllık taksitten az olmamak kaydı ile mevcut

borcu defaten ödeyenhak sahibininborcu

% 20 indirime tâbi tutulur.

Üstüste üç yıl taksidini ödemeyenlerin borçları muacceliyet kesbedeceği gibi,

borcun tamamı ödenmeden taşınmaz malların başkalarına satılması halinde de

borcun tamamı muacceliyet kesbeder.

Bu hükmün uygulanmasında maliyet bedelinden yapılan indirimler tekrar borca

eklenmek suretiyle hesaba katılır. Özel afet kanunlarına göre yapılan binalar

hakkında da bu fıkra hükmü uygulanır.

Muacceliyet kesbeden hesaplar bankaca kendi usul ve

mevzuatına göre takip edilir. Satışa çıkarılan taşınmaz mallara istekli

çıkmadığı takdirde, banka en son yapılan satışta, takdir edilen kıymetin % 50 sine (Yüzde ellisine) kadar ihaleye iştirak ederek fon

hesabına satın alabilir.”

23. 7269 sayılı Kanun’un 12/7/2012 tarihinde yürürlüğe giren

geçici 23. maddesi şöyledir:

“17

Ağustos 1999 ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde meydana gelen depremler sonucunda

işyerlerinin ağır hasar görmesi nedeniyle bireysel borçlanmada bulunmuş veya

bulunmamış hak sahiplerinden üst üste üç taksidini

ödememiş olanların veya taksitlerini ödemekle birlikte kendi istekleriyle hak

sahipliğinden vazgeçtiklerini bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren

üç ay içerisinde yazılı olarak beyan edenlerin hak sahipliği, il idare kurulu

kararıyla düşürülür ve bu iş yerleri tapu sicilinde Hazine adına tescil edilir.

Hak sahipliği düşürülenlerden tazminat alınmaz. Hak sahipliğinin düşürüldüğü

tarihe kadar hak sahipleri tarafından ödenen tutar, Afet ve Acil Durum Yönetimi

Başkanlığı tarafından kanuni faizi ile birlikte hak sahibine geri ödenir.''

B. Uluslararası Hukuk

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Dimopulos/Türkiye (B.

No: 37766/05, 2/4/2019) kararına konu olayda, başvurucunun zilyetliğe dayalı

olarak miras yoluyla edindiğini iddia ettiği Gökçeada'da sit alanı kapsamında

bulunan bir taşınmaz yargılama sırasında yapılan bir kanun değişikliği sonucu

Hazine adına tespit edilmiştir. AİHM sonuç olarak kanunun geriye yürütülerek

uygulanmasının meşru bir gerekçesinin gösterilemediğini belirterek adil

yargılanma hakkı bağlamında silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine

karar vermiştir (Dimopulos/Türkiye, §§ 29-41).

25. Benzer şekilde Kamoy Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon

A.Ş./Türkiye (B. No: 19965/06, 16/4/2019) başvurusunda da başvurucu

medya şirketi, devam eden yargılama sırasında yapılan bir kanun değişikliği ile

tescilli markası yönünden üçüncü tarafa hakkı olmadığı hâlde bir ayrıcalık

tanındığından yakınmış ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mülkün varlığını kabul eden AİHM, yargılama sırasında yürürlüğe giren kanunun

geriye dönük olarak uygulandığını belirterek müdahalenin mevcut olduğu sonucuna

varmıştır. AİHM, müdahalenin kanuni dayanağının olduğunun taraflarca kabul

edildiğini ancak meşru amacının tartışmalı olduğunu belirtmiştir. AİHM olayda

başvurucu şirketin kanuna aykırı kullanımı önlemek için açtığı davada bu

önlemenin sağlanmayarak daha güçlü bir medya organının bu markayı kullanmasına

izin verildiğini belirtmiştir. AİHM bunun ise sonradan yürürlüğe giren bir

kanun hükmünün uygulanmasıyla mümkün olduğunu vurgulamıştır. AİHM başvurucunun

markayı son kullanımından itibaren beş yıl geçmiş olsa dahi Yargıtayın

buna dayanmadığını ve sonra çıkan kanunu uyguladığını belirtmiştir. AİHM ayrıca

Anayasa Mahkemesi tarafından 31/1/2008 tarihli kararla bu hükmün kamu yararı

amacına uygun olmadığı ve mülkiyet hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle iptal

edildiğini ifade etmiştir. AİHM sonuç olarak başvurucu şirket ile rakip medya

grubu arasındaki uyuşmazlığın çözümüne ilişkin kanun ile yapılan geriye dönük

müdahalenin hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde kamu yararına uygun olduğunun

Hükûmet tarafından gösterilemediğine vurgu yaparak mülkiyet hakkının ihlal

edildiğine karar vermiştir (Kamoy Radyo Televizyon Yayıncılık ve Organizasyon

A.Ş./Türkiye, §§ 37-52).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 7/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu; gerçekleşen depremde işyerinin ağır hasar görmesi

üzerine 7269 sayılı Kanun uyarınca inşa edilen taşınmazda borçlanma suretiyle

hak sahibi olduğunu, söz konusu hak sahipliği nedeniyle muaccel hâle gelen yedi

taksitten beşini ödediğini belirtmiş, 2013 yılına ait taksitin son ödeme

tarihinin 31/12/2013 olup üst üste ödenmeyen üç taksitten söz edilemeyeceğinden

yakınmıştır.

28. Başvurucu 12/7/2012 tarihinde yürürlüğe giren ve üst üste üç

taksitin ödenmemesi hâlinde hak sahipliğinin iptaline olanak tanıyan kanun

hükmünün geçmişe etkili olarak uygulanamayacağını ve hükmün geçmişe etkili

olarak uygulanmasının öngörülemez nitelikte olup mülkiyet hakkını ihlal

ettiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

29. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

"Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı

31. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet

hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal

varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).

Başvuru konusu olayda el atılan taşınmazın tahsis neticesinde tapuda başvurucu

adına kayıtlı olduğu anlaşıldığına göre mülkün varlığında bir tereddüt

bulunmamaktadır.

b. Müdahalenin Varlığı ve

Türü

32. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve

yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma ve ondan tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı

verir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B.

No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, mülkün

semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden

herhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, § 53).

33. Anayasa’nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas eden

diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkına

müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın

35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu

belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl

yararlanma hakkına yer verilmiş; ikinci fıkrasında da mülkten

barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddenin

ikinci fıkrasında, genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullarda

sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülkten

yoksun bırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir.

Maddenin son fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına

aykırı olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını

kontrol etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazı

maddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel

hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakma

ve mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, §§ 55-58).

34. Somut olayda başvurucunun 7269 sayılı Kanun uyarınca elde

etmiş olduğu hak sahipliği nedeniyle tapuda adına tescil edilen bir taşınmaz

bulunmaktadır. Hak sahipliğinin iptaliyle başvurucu adına olan tapu kaydı

yolsuz hâle gelmiştir. Bu durumda hak sahipliğinin iptal edilmesinin mülkiyet

hakkına müdahale teşkil ettiği kuşkusuzdur. Ancak başvurucuya ait tapu kaydı

henüz iptal edilmemiş olduğundan başvurucunun mülkünden yoksun bırakılması söz

konusu değildir. Başvurucunun hak sahipliğinin iptali şeklindeki müdahalenin

mülkiyetin kullanımının kontrolü veya düzenlenmesi niteliği taşımadığı da

açıktır. Bu olayda hak sahipliğinin iptaliyle başvurucunun taşınmazı ile ilgili

olarak hukuki tasarruflarda bulunma yetkisi sınırlandırıldığına göre başvurunun

mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkına müdahaleye ilişkin genel kural

çerçevesinde incelenmesi gerekir.

c. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

35. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve

lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

36. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).

i. Kanunilik

37. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt, hukuka dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit

edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin hukuka dayalı olması, iç

hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların bulunmasını

gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş.

[GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44).

38. Somut olayda başvuruya konu hak sahipliğinin iptali

kararının 7269 sayılı Kanun'un geçici 23. maddesine göre verildiği

anlaşılmaktadır. Söz konusu kanun hükümlerinin açık, ulaşılabilir ve

öngörülebilir mahiyette olduğu dikkate alındığında başvurucunun mülkiyet

hakkına yapılan müdahalenin kanuna dayandığı kuşkusuzdur.

ii. Meşru Amaç

39. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,

mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılması

imkânı vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkının

kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda bir

sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır.

Kamu yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini de beraberinde

getiren bir kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan bu ölçütün her

somut olay temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§

28, 29).

40. 7269 sayılı Kanun, ek düzenleme öncesinde borç senedine

bağlanan taksitlerin ödenmemesi hâlinde 2004 sayılı Kanun hükümleri uyarınca

yapılacak takip ile alacağın tahsilini öngörmüştür. 12/7/2012 tarihinde

yürürlüğe giren geçici 23. madde ise taksitlerin düzenli olarak ödenmesini

sağlamak amacıyla üst üste üç taksitin ödenmemesi hâlini hak sahipliğinin iptal

nedeni olarak düzenlemiştir. Kamuya ait bir alacağın taahhüt edildiği üzere

düzenli olarak ödenmesi ve kamu zararının oluşmasına engel olmaya yönelik

hedefleri dikkate alındığında bu düzenleme uyarınca yapılan müdahalenin kamu yararına

dayalı meşru bir amacının olduğu kuşkusuzdur.

iii. Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

41. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacın

gerçekleştirilmesi için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük

ilişkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir.

42. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç

bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale

ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık

ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul

bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127,

22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

§ 38).

43. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir

taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate

alacaktır (Arif Güven, B. No:

2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501, 6/7/2017, § 71).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

44. Meydana gelen depremde işyeri ağır hasar gören başvurucu,

7269 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle borç senedi karşılığında

Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca inşa edilen işyeri niteliğindeki taşınmazda

hak sahibi olmuştur. Taşınmazın teslim tarihinden üç yıl sonra başlayan

taksitler başvurucu tarafından düzenli olarak ödenmemiştir. Şöyle ki 2006

yılında ödenmesi gereken ilk taksit 26/12/2007, ikinci taksit 31/10/2008,

üçüncü taksit 22/11/2011, dördüncü ve beşinci taksitler ise 25/12/2012

tarihinde ödenmiş olup ödemelerin zamanında ve düzenli yapılmadığı açıktır.

45. Hâl böyle iken taksitlerin ödenmesini sağlamak ve taksitler

ödenmediği takdirde kamunun zararını ortadan kaldırmak amacıyla yapılan kanuni

düzenleme 12/7/2012 tarihinde yürürlüğe girmiş ve idare de bu tarihi esas

alarak bu tarihe kadar üç taksitin ödenmediği tespitiyle başvurucunun hak

sahipliğini iptal etmiştir. İşlemin iptali amacıyla açılan davada Mahkeme

dördüncü, beşinci ve altıncı taksitlerin kanunun yürürlük tarihi itibarıyla

ödenmediği kanaatiyle davanın reddine karar vermiştir.

46. Hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukuk güvenliği

ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve

işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de kanuni düzenlemelerde bu

güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılan ve temel hak

güvencelerinde korunan ortak değerdir. Kural olarak hukuk güvenliği kanunların

ve buna bağlı düzenleyici işlemlerin geriye yürütülmemesini zorunlu kılar (AYM,

E.2009/39, K.2011/68, 28/4/2011).

47. Başvurucu, üst üste ödenmemiş üç taksitinin bulunmadığını

ileri sürmekle birlikte esas olarak 12/7/2012 tarihinde yürürlüğe giren kanuni

düzenlemenin geçmişe etkili olarak aleyhe uygulanmasının mülkiyet hakkını ihlal

ettiğini iddia etmektedir. Hak sahipliğinin iptali ve Mahkemenin gerekçeli

kararından başvurucunun tam olarak iddia ettiği gibi 12/7/2012 tarihinden

önceki taksitlerin ödenmediği gerekçesiyle hak sahipliği iptal edilmiştir.

48. Yapılan kanuni değişikliğin 7269 sayılı Kanun hükümlerine

göre borçlanma karşılığında hak sahibi olan bütün kişileri kapsadığı ve

yürürlüğe girdiği andan itibaren uygulanabilir olup keyfî bir nitelik

taşımadığı sabittir. Ancak somut olay bakımından bu Kanun'un yürürlük

tarihinden önceki taksitleri de kapsayacak şekilde uygulanmasının hak sahipleri

yönünden öngörülebilir olup olmadığının ayrıca ele alınması gereklidir.

49. Bu itibarla anılan kanuni düzenleme öncesinde taksitlerin

zamanında ödenmemesinin ya da hiç ödenmemesinin 7269 sayılı Kanun

hükümlerindeki karşılığı 2004 sayılı Kanun hükümleri uyarınca icra takibi

yapmaktan ibaret olup doğrudan hak sahipliğinin iptali ise mülk sahibine

öngörülemez bir külfet yüklemektedir. Kanun koyucu hak iptali müessesesini ilk

defa 12/7/2012 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme ile getirmiştir. Bu durumda

bu tarihe kadar ödenmeyen taksitlerin sayısı esas alınarak önceki düzenlemeye

göre çok ağır bir sonuç doğuran hak sahipliğinin iptaline ilişkin düzenlemelerin

geriye yönelik olarak uygulanmasının başvurucu için öngörülebilir olduğundan

söz etmek mümkün değildir. Dolayısıyla başvurucu tarafından öngörülmesi mümkün

olmayan bu kanuni düzenleme sonucunda başvurucunun mülkiyet hakkının korunması

ile kamu yararı arasında olması gereken adil denge başvurucu aleyhine bozulmuş

olup müdahale ölçüsüzdür.

50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

52. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin

ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin

ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep

olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen

diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).

53. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna göre

ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerinden

kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolunun

belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet

Doğan, § 57).

54. İhlalin idari eylem ve işlemden kaynaklandığı durumlarda

6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa

Mahkemesi her somut olayın koşullarını dikkate alarak yapılması gerekenlere

hükmeder. İdari eylem ve işleme karşı başvurulacak kanun yolları varsa ve bu yollar

tüketildikten sonra yapılan bireysel başvurunun incelenmesi sonucu ihlal

tespiti yapılmışsa yeniden yargılama yoluyla ilgili mahkemenin tespit edilen

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırma imkânının bulunduğu durumlarda kararın

bir örneğinin ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilebilir.

55. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiği

hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine

değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece

mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).

56. Başvurucunun 7269 sayılı Kanun'dan kaynaklanan hak

sahipliği, aleyhe hükümler içeren kanuni düzenlemenin geriye yürütülmesiyle

idare tarafından iptal edilmiştir. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin idari

bir işlemden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

57. Somut olayda bu idari işlem nedeniyle uğranılan zararların

giderimi için hukuki bir yol mevcut olup derece mahkemelerinin başvurucunun

talebini reddetmesi nedeniyle ihlalin sonuçları giderilememiştir.

58. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan

farklı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı Kanunun 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce

yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadan

kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri

gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden

ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücreti olmak üzere toplam 2.714,50 TL tutarındaki yargılama

giderlerinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kocaeli

1. İdare Mahkemesine (E.2013/1348) GÖNDERİLMESİNE,

D. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL tutarındaki yargılama giderlerinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

7/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu

:

İbrahim

YILDIZ

Vekili

:

Av. Filiz

AYKAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/14176, 7 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvuru Konusu Olayın
  7. B. Başvuruya Konu
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  15. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  16. C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
  17. E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  18. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Gökcan
  20. Hakyemez
  21. Menteş
  22. Yıldız
  23. Aykan
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/14176
Tarih
7 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Muzaffer Peker Başvurusu (B. No: 2016/7192)
  • Mahmut Çelebi Başvurusu (B. No: 2016/7824)
  • Hasan Ercan Başvurusu (B. No: 2015/54)
  • Ahmet Haluk Altan Başvurusu (B. No: 2015/14340)
  • U.ç. Başvurusu (B. No: 2018/17068)
  • Şükran İrge Başvurusu (B. No: 2016/8660)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.