İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

U.ç. Başvurusu (B. No: 2018/17068)

1. Başvuru; vekâlet ücretinin yapılan düzenlemeyle azaltılması

Başvuru No2018/17068Tarih7 Kasım 2019Okuma18 dk · 3.638 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm U.Ç. Başvurusu

Karar tarihi
7 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2018/17068
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.638 kelime·18 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; vekâlet ücretinin yapılan düzenlemeyle azaltılması

nedeniyle mülkiyet hakkının, gözaltı tedbiri nedeniyle ödenen tazminatın

yetersiz olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, adli kontrol

tedbirine dayalı tazminat talebinin değerlendirilmemesi

nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/6/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, olayın gerçekleştiği 15/2/2017 tarihinde çocuktur

ve -diğer suça sürüklenen çocuklarla birlikte- Adana Cumhuriyet Başsavcılığının

yürüttüğü bir soruşturma kapsamında PKK/KCK silahlı terör örgütü adına eylem ve

faaliyetlerde bulunmak suçundan 15/3/2017 günü saat 5.15'te gözaltına alınmış;

22/3/2017 tarihinde serbest bırakılmıştır.

8. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu ve suça sürüklenen

bir kısım çocuk hakkında 28/9/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar

vermiş; bu karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.

9. Başvurucu 25/10/2017 tarihli dilekçesiyle 4/12/2004 tarihli

ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesi uyarınca hakkında

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle haksız yere gözaltında

kaldığından bahisle 10.000 TL maddi,25.000 TL manevi tazminatın, ayrıca

soruşturma aşamasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 1.500 TL vekâlet

ücretinin maddi tazminata dâhil edilerek gözaltı tarihinden itibaren

işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsili talebiyle dava açmıştır.

10. Hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri nedeniyle

başvurucunun tazminat davası açmadığı başvuru dosyasının incelenmesinden anlaşılmaktadır.

11. Başvurucu 21/12/2017 tarihli duruşmada maddi tazminatın

asgari ücret tarifesi üzerinden hesaplanmasına muvafakat etmiştir.

12. Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 26/12/2017 tarihinde;

başvurucunun gözaltında kaldığı süre içindeki maddi kaybının karşılığı olarak

327,61 TL, soruşturma evresinde kendisini avukat ile temsil ettirmesi nedeniyle

yaptığı masrafın karşılığı olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne

göre belirlenen 600 TL vekâlet ücreti olmak üzere toplam 927,61 TL maddi tazminat

ile 700 TL manevi tazminata hükmederek gözaltı tarihi olan 15/3/2017 tarihinden

itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte bu tazminatın başvurucuya

verilmesine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca kendisini vekil ile temsil ettiren

başvurucuya karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret

Tarifesi uyarınca 770 TL vekâlet ücretinin ödenmesine de karar vermiştir.

13. Mahkeme maddi tazminatın hesabında asgari ücretin bir günlük

tutarını esas almıştır. Mahkemenin manevi tazminatın tutarını belirlerken

manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağına vurgu yaptığı

görülmektedir. Mahkeme ayrıca başvurucunun üzerine atılı suçun niteliğini,

gözaltında kaldığı süreyi, sosyal ve kişisel durumunu ve özgürlüğün önemini gözönünde bulundurduğunu ifade etmiştir.

14. Öte yandan Mahkeme, başvurucu lehine 770 TL vekâlet ücretine

hükmetmiştir. Mahkeme vekâlet ücretinin miktarını, 25/8/2017 tarihli ve 30165

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 694 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname (KHK) ile 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesine eklenen düzenlemeyi

gözeterek belirlediğini kaydetmiştir.

15. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur. Başvurucu

23/1/2018 tarihli istinaf dilekçesinde, maddi tazminat hesaplanırken vekâlet

ücretinin eksik hesaplandığını; gözaltında kaldığı sürenin uzunluğu ve isnat

edilen suçun ağırlığı nedenleriyle belirlenen manevi tazminatın düşük olduğunu

ve Mahkemece lehine hükmedilen vekâlet ücretinin ağır ceza mahkemelerinde takip

edilen işler için belirlenen maktu ücret yerine sulh ceza mahkemelerinde takip

edilen işler için belirlenen maktu ücret üzerinden hesaplandığını ileri

sürmüştür. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi 13/4/2018 tarihinde istinaf

başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir.

16. Başvurucu, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını 28/5/2018

tarihinde öğrendiğini bildirmiştir.

17. Başvurucu 5/6/2018 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. İlgili hukuk için bkz. M.E.

(B. No: 2018/696, 9/5/2019, §§ 15-25) başvurusu hakkında verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 7/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

20. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını

karşılayacak geliri olmadığını beyan ederek adli yardım talebinde bulunmuştur.

21. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

22. Başvurucu, koruma tedbirlerine ilişkin tazminat davasında

vekâlet ücretinin düşük belirlendiğinden yakınmıştır. Başvurucu 694 sayılı KHK

ile yapılan düzenlemeye göre ağır ceza mahkemelerinde görülen davalar için

öngörülen vekâlet ücretinin alt sınırı itibarıyla sulh ceza hâkimliğinde

görülen işler ile eşit kılındığını belirtmiştir. Başvurucuya göre bu durum

hakkaniyete aykırı olup orantılı da değildir. Başvurucu, somut olayda ağır ceza

mahkemesinde görülen bir davada avukatıyla 3.960 TL üzerinden vekâlet

sözleşmesi düzenlediği hâlde 770 TL tutarında vekâlet ücretine hükmedildiğini

belirterek mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Adil yargılanma hakkı bağlamında medeni hak

ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklarda lehe hükmedilen vekâlet ücretinin

oranına ilişkin bir güvence bulunmadığı (Aksaray

Tır Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2017/36736,

19/9/2018, § 86) gibi lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesinin mahkemeye erişim

hakkıyla da bir ilgisi yoktur. Başvurucu, lehine az vekâlet ücretine

hükmedilmesinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer güvencelere tesir

ettiğini de ortaya koyabilmiş değildir. Bu nedenle adil yargılanma hakkına

yönelik bir müdahalenin bulunmadığı açık olduğundan başvurucunun şikâyetlerinin

tamamı mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.

24. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse,

önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, B. No:

2013/1178, 5/11/2015, § 54). Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35.

maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup

olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, §

26; İhsan Vurucuoğlu,

B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).

25. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı mevcut

mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi

olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı -kişinin bu konudaki menfaati ne

kadar güçlü olursa olsun- Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir.

Bu bağlamda belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 35. maddesi soyut bir temele

dayalı olarak mülkiyete erişmeyi ve mülkiyeti edinmeyi değil mülkiyet hakkını

güvence altına almaktadır. Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacağı elde etmeye yönelik meşru bir beklenti Anayasa'da yer alan

mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir (Kemal

Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37; Mehmet Şentürk [GK], B. No: 2014/13478,

25/7/2017, §§ 41, 53; Mustafa Ateşoğlu ve

diğerleri, §§ 52-54).

26. Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklenti olmayıp

belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu

gösteren yerleşik bir yargı içtihadına ya da ayni menfaatle ilgili hukuki bir

işleme dayanan yeterli derecede somut nitelikteki bir beklentidir (Selçuk Emiroğlu, B. No: 2013/5660,

20/3/2014, § 28;Mehmet Şentürk, § 42). Dolayısıyla Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma kapsamında olan meşru beklentiye dayalı mülkiyet

hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasının

tanınmasına bağlı olup bu tespit, mevzuat hükümleri ve yargı kararları ile

yapılmaktadır (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd.

Şti., B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37). Temelsiz bir hak kazanma

beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın

varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, § 37).

27. Başvurucunun da değindiği üzere somut olayda derece

mahkemelerince 694 sayılı KHK hükümlerine göre koruma tedbirlerine yönelik

olarak açılan tazminat davalarında öngörülen vekâlet ücretine hükmedilmiştir.

Bu çerçevede söz konusu davalarda nispi vekâlet ücretine hükmedileceği ancak bu

tutarın sulh ceza hâkimliklerinde görülen işler için öngörülen maktu vekâlet

ücretinden az olamayacağı düzenlenmiştir. Somut olayda ise başvurucu lehine

toplam 1.627,61 TL tutarında tazminata hükmedildiği için sulh ceza

hâkimliklerinde görülen işler için öngörülen maktu vekâlet ücretine

hükmedildiği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan başvurucunun avukatıyla yaptığı

avukatlık sözleşmesinin ise taraflar arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiği ve

yargılama giderleri kapsamındaki vekâlet ücretinin miktarının tayini bakımından

bir önem taşımadığı ortadadır.

28. Bu durumda karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan mevzuat

hükümleri çerçevesinde vekâlet ücretinin belirlendiği gözetildiğinde

başvurucunun talep ettiği vekâlet ücreti yönünden mevcut bir mülkünün veya bu

ücreti edinme yönünde somut bir temele dayalı meşru bir beklentisinin olduğunu

kanıtlayamadığı sonucuna varılmıştır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucu; haksız gözaltı nedeniyle ödenen maddi ve manevi

tazminat miktarlarının çok düşük olduğunu, haksız gözaltı nedeniyle lekelenme

hakkı ihlal edildiğinden bu ihlali giderecek orantıda bir maddi ve manevi

tazminata hükmedilmediğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

31. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası şöyledir:

"... Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak

suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun

şartlarını kanun gösterir.

...

Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan

kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre,

Devletçe ödenir."

32. Başvurucunun gözaltına alınmasının hukuka aykırı olduğuna

yönelik herhangi bir iddia öne sürmediği dikkate alınarak bireysel başvuruda

Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında incelenmesini gerektirecek

bir durumun varlığından söz edilemez. Dolayısıyla başvurucunun 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesi uyarınca hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar

verilmesi nedeniyle haksız yere gözaltında kaldığı gerekçesiyle açtığı tazminat

davasında ödenen tazminatın yetersiz olduğuna yönelik şikâyetinin Anayasa'nın

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını düzenleyen 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası

kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamıştır.

b. Esas Yönünden

34. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan sonra ikinci

ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla kişilerin

özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır.

Maddenin dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarında kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahalede bulunan kişilere tanınan güvencelere

ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir (Safkan

Aydoğdu, B. No: 2014/7498, 5/4/2017, § 43).

35. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasında ise bu

esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zararların

tazminat hukukunun genel prensiplerine göre devlet tarafından ödeneceği ifade

edilmiştir. Anılan fıkrada yer alan "bu

esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişiler" ifadesi ile

maddenin diğer tüm fıkralarında belirtilen kurallara aykırı bir işleme tabi

kılınmanın kişiye tazminat hakkı doğurduğu belirtilmiştir. Buna göre maddenin

ikinci veya üçüncü fıkralarında belirtilen durumlara aykırı şekilde kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahalede bulunulması ya da kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkına müdahale edilen kimsenin maddenin dördüncü, beşinci, altıncı,

yedinci ve sekizinci fıkralarındaki güvencelerden yararlandırılmaması hâlinde

uğranılan zararlar devlet tarafından ödenecektir (Safkan Aydoğdu, § 44).

36. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının

uygulanabilmesi için başvurucunun anılan maddenin diğer fıkralarında belirtilen

esaslar dışında bir işleme tabi tutulup tutulmadığının derece mahkemelerince ya

da Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi gerekir. Bu bağlamda kişinin

Anayasa'nın 19. maddesinin ilk sekiz fıkrasında belirtilen esaslara aykırı bir

işleme tabi tutulduğu ve bu kapsamda uğradığı zararın devlet tarafından

tazminat hukukunun genel prensiplerine göre ödenmediği veya bir tazminat

imkânının bulunmadığı tespit edilirse Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasında güvence altına alınan tazminat hakkının ihlali söz konusu olacaktır

(M.E., § 46).

37. Kişinin Anayasa'nın 19. maddesinin ilk sekiz fıkrasında

belirtilen esaslara aykırı bir işleme tabi tutulduğu derece mahkemeleri

tarafından tespit edilmişse Anayasa Mahkemesinin yapacağı inceleme tazminat

miktarının yeterli olup olmadığını belirlemekle sınırlı olacaktır (M.E., § 47).

38. Derece mahkemelerinin tazminat için somut olayın koşullarına

göre takdir yetkisi bulunmakla birlikte meydana gelen ihlalle orantılı olmayan

önemsiz miktarda bir tazminat Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasına

aykırı olacaktır. Öte yandan tazminat miktarı Anayasa Mahkemesinin benzer

davalarda verdiği tazminat miktarına göre kayda değer ölçüde düşük olmamalıdır.

Bununla birlikte hükmedilen miktarın Anayasa Mahkemesinin benzer durumlarda

verilmesine hükmettiği tazminat miktarından düşük olması tek başına Anayasa'nın

19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının ihlal edildiği anlamına gelmez. Tazminatın

Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasıyla uyumlu olup olmadığını

değerlendirirken somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması

gerekir (M.E., § 48).

39. Somut olayda başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında

yedi gün gözaltında kalmış; soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı

kararı verilmiştir. Başvurucu, bunun üzerine haksız olarak gözaltına alınması

nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini için 5271 sayılı Kanun

uyarınca tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkeme; başvurucunun haksız olarak

gözaltına alındığını kabul etmiş ve başvurucunun talebi üzerine ceza soruşturma

evresinde takip edilen işler için belirlenen 600 TL vekâlet ücretini de dâhil

ederek 927,61 TL maddi, 700 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

Dolayısıyla burada yapılacak inceleme tazminat miktarının yeterli olup

olmadığının belirlenmesiyle sınırlı olacaktır.

40. Somut olayda başvurucunun maddi kaybıyla ilgili bir belge

sunmamasını, maddi tazminatın asgari ücret tarifesi üzerinden hesaplanmasına

muvafakat etmesini nazara alan derece mahkemesi, yaptığı yargılama sonucunda

aylık asgari ücreti otuz gün üzerinden değerlendirerek hesaplanan ve bir gün

için belirlenen 46,802 TL'nin gözaltında kalınan süre sayısıyla çarpılması

suretiyle elde edilen 327,61 TL maddi tazminatın ödenmesine karar vermiş;

başvurucunun soruşturmada vekil ile temsil edilmesi nedeniyle Avukatlık Asgari

Ücret Tarifesi üzerinden hesaplanan 600 TL vekâlet ücretini de maddi zarara

eklemiştir (bkz. § 13). Derece mahkemesince toplanan deliller doğrultusunda

belirlenen maddi tazminat miktarının davanın koşullarında orantısız olduğu

söylenemeyecektir.

41. Ancak 700 TL'lik manevi tazminat, Anayasa Mahkemesinin

benzer davalarda belirlediği tazminat miktarına göre kayda değer ölçüde

düşüktür. Manevi tazminatın zenginleşme aracı yapılamayacağı kabul edilebilir

olmakla birlikte belirlenecek tazminatın özgürlük

gibi demokratik toplumda vazgeçilmez bir hakkın önemiyle orantılı

olması gerekir. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun şikâyete konu tutulma hâlinin

Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale

edilmesine imkân tanınan durumların hiçbirine girmediği sonucuna varmış ve

başvurucuya 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Dolayısıyla bu

kararın somut olay bakımından ölçü alınabileceği anlaşılmaktadır. Anayasa

Mahkemesinin benzer durumlarda verilmesine hükmettiği tazminat miktarıyla aynı

olması gerekmemekle birlikte tazminat miktarının somut olayın koşullarında

-başvurucunun çocuk olması da gözönünde

bulundurulduğunda- tazminat hakkının özünü zayıflatacak kadar düşük olduğu

anlaşılmaktadır (benzer yönde bkz. M.E.,

§ 51).

42. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

D. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

43. Başvurucu; hakkında verilen adli kontrol tedbiri konusunda

tazminat davasında herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, kendisine herhangi

bir tazminat ödenmediğini, adli kontrol nedeniyle uğradığı mağduriyetin

karşılanmadığını ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

44. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti" kenar

başlıklı 36. maddesi şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun anılan iddialarının tamamının adil yargılanma hakkı

kapsamında gerekçeli karar hakkı çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

46. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi

zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması, bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir (İsmail Buğra İşlek, B.

No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

47. Somut olayda başvurucunun uygulanan adli kontrol tedbiri

nedeniyle tazminat davası açmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucu,

bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yargısal mercilere

usulüne uygun olarak iletmemiştir.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının birinci cümlesi ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

50. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin uygulanmasına ilişkin

olarak kabul edilen ilkeler için bkz. Mehmet

Doğan (GK), B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60.

51. Başvurucu 20.000 TL maddi, 30.000 TL manevi tazminat talebinde

bulunmuştur. Başvurucu ayrıca ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını

istemiştir.

52. Gözaltı işlemi nedeniyle başvurucuya ödenen manevi

tazminatın düşük olması gerekçesiyle Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasındaki tazminat hakkının mahkeme kararı neticesinde ihlal edildiği

sonucuna varılmış ise de Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki

tazminat hakkının ihlali ile ilgili olarak yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar görülmemiş, başvurucuya 5.000 TL manevi tazminatın ödenmesine

karar verilmiştir.

53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 2.475 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

C. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. Koruma tedbiri nedeniyle verilen tazminat miktarının az

olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındaki tazminat

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA Selahaddin

MENTEŞ'in karşıoyu ve

OYÇOKLUĞUYLA,

3. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

OYBİRLİĞİYLE,

D. Koruma tedbiri nedeniyle verilen tazminat miktarının az

olması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

E. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının ihlali

nedeniyle başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata

ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

7/11/2019 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Mahkememiz çoğunluğu, gözaltına alınan ve sonrasında hakkında

konuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilen başvurucuya ödenen manevi

tazminat miktarının düşük olması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddiasının kabul edilebilir olduğuna ve anılan hakkın ihlal edildiğine karar

vermiştir. Söz konusu şikâyete ilişkin olarak verilen kabul edilebilirlik

yönündeki karara aşağıda yer alan gerekçeler doğrultusunda katılmamaktayım:

1. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası bağlamında kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilebilmesi için

başvurucunun anılan maddenin ilk sekiz fıkrasında belirtilen esaslar dışında

bir işleme tabi tutulması ve buna rağmen kendisine bir tazminat ödenmemesi veya

ödenen tazminatın başvurucunun zararını gidermekten uzak olması gerekmektedir.

2. Başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinin ilk sekiz fıkrasında

yer alan esaslara aykırı bir işleme tabi olduğu derece mahkemelerince ve

Anayasa Mahkemesince tespit edilmeden, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

bağlamında tazminat hakkının ihlal edildiği sonucuna varılamaz (bkz. § 36). Yine

kararda yer alan "Kişinin başvurucunun

Anayasa'nın 19. maddesinin ilk sekiz fıkrasında belirtilen esaslara aykırı bir

işleme tabi tutulduğu derece mahkemeleri tarafından tespit edilmişse Anayasa

Mahkemesinin yapacağı inceleme tazminat miktarının yeterli olup olmadığını

belirlemekle sınırlı olacaktır." (bkz.

§ 37) şeklindeki değerlendirme ilke olarak doğrudur.

3. Ancak çoğunluğun somut olayda derece mahkemesinin

başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinin ilk sekiz fıkrasında yer alan esaslara

aykırı bir işleme tabi tutulduğunu tespit ettiği yönündeki değerlendirmesi

(bkz. § 39) derece mahkemesinde dava dosyası ve anılan mahkemenin tazminat

kararının içeriği ile bağdaşmamaktadır.

4. Somut olayda başvurucu, bir soruşturma kapsamında gözaltına

alınmış ve yedi gün süreyle gözaltında tutulmuştur. Sonrasında başvurucu

hakkındaki soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

Başvurucu, bunun üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesi

kapsamında ağır ceza mahkemesinde "koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

davası" açmış ve bu davada gözaltına alınmasından sonra hakkında

kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini belirterek tazminat talebinde

bulunmuştur.

5. Bununla birlikte başvurucunun anılan davada hakkındaki

gözaltı tedbirinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmesi söz konusu değildir. Bu

nedenle derece mahkemesi başvurucu hakkında uygulanan gözaltı tedbirinin hukuka

uygun olup olmadığını incelemeksizin yalnızca başvurucu hakkındaki

soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile sonuçlanmasından hareket

ederek başvurucu lehine tazminata hükmetmiştir. Başvurucu tarafından sunulan

istinaf dilekçesinde de başvurucunun gözaltına alınmasının hukuki olmadığı

yönünde bir iddianın dile getirildiği ortaya konulmamıştır.

6. Dolayısıyla başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının (e) bendi kapsamında tazminat talep ettiği ve derece

mahkemesinin de bu yönde bir inceleme yaparak tazminata hükmettiği

görülmektedir. Nitekim mahkeme kararında bu husus "... Davacının gözaltında geçirdiği suç nedeniyle kovuşturma

yapılmasına yer olmadığına karar verildiğinden özgürlüğünün haksız olarak

kısıtlandığı, gözaltında kaldığı süre içerisinde çalışamamaktan doğan maddi

kaybının bulunduğu, duyduğu acı ve elemin CMK'nın

141/1-e maddesi gereğince tazminat ödenerek giderilmesi gerektiği anlaşılmıştır

..." denilerek açıkça ifade edilmiştir. Anılan bentte; suç

soruşturması veya kovuşturması sırasında kanuna uygun olarak yakalandıktan veya

tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişiler yönünden de tazminat

hakkının bulunduğunu belirtirmiştir. Bu kapsamdaki tazminat hakkı Anayasa'daki

güvencelerden ayrı olarak Kanundan kaynaklana bir imkandır.

7. Bu durumda derece mahkemesinin başvurucunun Anayasa'nın 19.

maddesinin ilk sekiz fıkrasındaki esaslara aykırı bir işleme tabi tutulduğunu

tespit ettiğini söylemek mümkün değildir. Yukarıda da ifade edildiği üzere

başvurucunun dava ve istinaf aşamalarında bu yönde bir iddiası bulunmamaktadır.

8. Anayasa Mahkemesinin yerleşik hâle gelen içtihadında da ifade

ediliğiüzere Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru,

iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde

başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun

ikincillik niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

9. Buna göre hakkındaki soruşturma süreci kovuşturmaya yer

olmadığı kararıyla sonuçlanan başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca tazminat isteminde bulunma hakkının

yanı sıra anılan fıkranın (a) bendi uyarınca bu tedbirin kanuna aykırı olduğu

iddiasıyla tazminat talep etme imkânı da mevcuttur (bkz. Ertuğrul Raşit Benal,

B. No:2016/25245, 17/7/2018). Nitelim değinilen (a) bendinde "Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan ve tutukluluğu devam ettirilen" kişilerin

tazminat hakkının bulunduğunu ifade etmiştir. Bu durumdaki kişilerin

Anayasa'nın 19. maddesinde yer alan esaslar dışında bir muameleye tabi

kılındıkları konusunda şüphe bulunmamaktadır.

10. Anayasa Mahkemesi ancak başvurucunun, gözaltı tedbirinin

kanuna aykırı olduğunu dile getirmesi ve bu iddianın derece mahkemesince kabul

edilmesi durumunda hükmedilen tazminat miktarının başvurucunun zararını telafi

etmeye yeterli olup olmadığı yönünde bir inceleme yapabilir. Somut olayda

başvurucunun bu yönde bir iddiayı derece mahkemeleri önünde dile getirmeden

doğrudan bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesinde ileri sürdüğü

anlaşılmaktadır.

11. Bu nedenle başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal ediliğine yönelik iddiasının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez bulunması gerektiği düşüncesindeyim.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Abdullah

UÇAR

Başvurucu

:

U.Ç.

Vekili

:

Av. Vedat

ÖZKAN

Üye Selahaddin MENTEŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/17068, 7 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adli Yardım Talebi
  9. B. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin
  10. C. Kişi Hürriyeti ve
  11. D. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine
  12. E. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  14. D. Koruma tedbiri nedeniyle verilen tazminat miktarının az
  15. E. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının ihlali
  16. F. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  17. G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  18. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Karşıoy Gerekçesi
  20. Gökcan
  21. Hakyemez
  22. Menteş
  23. Uçar
  24. Özkan
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/17068
Tarih
7 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Şükran İrge Başvurusu (B. No: 2016/8660)
  • Abdullah Yavuz Başvurusu (B. No: 2016/59096)
  • B.b. Başvurusu (B. No: 2016/14741)
  • Sınırlı Sorumlu Adapazarı Pancar Ekiciler Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2016/15546)
  • K.ş. Başvurusu (B. No: 2016/70773)
  • Şevki Atasoy ve Yakup Atasoy Başvurusu (B. No: 2016/866)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.