İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

B.b. Başvurusu (B. No: 2016/14741)

1. Başvuru, özel hayat kapsamında kalan eylemi gerekçe

Başvuru No2016/14741Tarih7 Kasım 2019Okuma21 dk · 4.172 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm B.B. Başvurusu

Karar tarihi
7 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/14741
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.172 kelime·21 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, özel hayat kapsamında kalan eylemi gerekçe

gösterilerek başvurucunun naklen atanması nedeniyle özel hayata saygı hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 17/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık cevabında, başvuru ile ilgili

görüş sunulmasına gerek görülmediği ifade edilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Balıkesir Edremit İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünde şube

müdürü olarak çalışan başvurucu hakkında, S.Y. isimli bir öğretmen ile

ilişki yaşadığı, ailesine kötü davrandığı ve hakkında dedikodular çıktığı iddiaları

nedeniyle disiplin soruşturması başlatılmıştır.

9. İddialar ile ilgili olarak 3/6/2014 tarihli tevsi

tahkikat raporu hazırlanmıştır. Tanık ifadelerine yer verilen raporda özetle;

başvurucu ile S.Y. isimli anaokulu öğretmeni arasında duygusal ve yakın bir

ilişkinin sabit olduğu, anılan eylemin 23/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet

Memurları Kanunu'nun 125. maddesinde düzenlenen "Hizmet dışında Devlet

memurunun itibar ve güven duygusunun sarsacak nitelikte davranışta

bulunmak" kapsamında kaldığı belirtilmiştir. Başvurucu ile S.Y.nin

devlet memuruna olan güven ve itibarı sarsacak nitelikteki davranışlarının,

görev yaptıkları yerleşim biriminde, eğitim ve öğretim kurumları ile halk

arasında duyulduğu dikkate alındığında başvurucu ile S.Y.nin aynı ilçede

birlikte görev yapmalarının mümkün olmadığı vurgulanmıştır. Sonuç olarak

S.Y.nin uygun görülecek başka bir ile atanması, eşinden boşanan başvurucunun

ise müşterek çocuğun velayetinin annede olduğu için çocuğun başvurucu ile şahsi

ilişki kurmasının önemi ve çocuk hakları da hatırlatılarak Balıkesir ilinin

takdir edilecek bir ilçesine şube müdürü olarak atanması, kadro olmaması

hâlinde ise yakın bir ile atanmasının kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi

amacına uygun olduğu belirtilmiştir. Ayrıca başvurucu ve S.Y. hakkında kınama

cezası uygulanması gerektiği ifade edilmiştir.

10. Anılan rapor doğrultusunda; başvurucu hakkında

2/9/2014 tarihinde başvurucunun kınama cezası ile cezalandırılmasına ve Çorum

Alaca İlçe Millî Eğitim şube müdürü olarak atanmasına karar verilmiştir.

11. Başvurucu, atama işleminin iptali istemli dava

açmıştır. Balıkesir İdare Mahkemesi 24/12/2014 tarihinde davanın reddine karar

vermiştir. Karar gerekçesinde; öncelikle kamu görevlilerinin bir soruşturma

nedeniyle naklen atanmalarının koşulları hatırlatılarak soruşturma konusu

isnatların hizmete ilişkin veya bulunduğu yerde görev yapmasını engelleyecek

nitelikte özel hayata ilişkin olması ve her iki durumda da isnatların sübuta

erdirilerek disiplin cezası ile yaptırıma bağlanması gerektiği belirtilmiştir.

Başvurucu hakkında disiplin cezası verilmesi sonucunu doğuran olayların oluş

şekli ve içeriği gözetilerek yapılan değerlendirmede, başvurucu ile boşandığı

eşinin aynı ilçede, aynı idari teşkilat içinde hiyerarşik bağ kapsamında alt

üst ilişkisi konumunda oldukları, soruşturma konusu olaylar nedeniyle

yıprandıkları vurgulanarak konumları itibarıyla aynı memuriyet mahallinde görev

yapmalarının kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun düşmeyeceği sonucuna

varılmıştır. Ayrıca başvurucunun isnat edilen olaylar ile ilgili maddi gerçeği

ortaya çıkarmak için disiplin soruşturmasının genişletilmesini talep

edebileceği hususu ile boşanma davasında müşterek çocuk ile başvurucunun ayrı

şehirlerde yaşama ihtimaline göre de şahsi ilişki tesis edilmiş olması da

gözetilerek naklen atama işleminde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

12. Başvurucunun temyiz istemi, Danıştay İkinci

Dairesinin 23/12/2015 tarihli kararıyla derece mahkemesinin kararının hukuka ve

usule uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme

talebi de aynı Dairenin 8/6/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

13. Nihai karar 18/7/2016 tarihinde başvurucu vekiline

tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu tarafından 17/8/2016 tarihinde bireysel

başvuru yapılmıştır.

15. Diğer taraftan başvurucu aynı olay nedeniyle verilen

disiplin cezasının iptali istemiyle de dava açmıştır. Balıkesir İdare Mahkemesi

23/1/2015 tarihinde, başvurucunun evli olduğu sırada S.Y. ile duygusal ve yakın

bir ilişki yaşamasının hizmet dışında memurun itibarını ve güven duygusunu

sarsıcı mahiyette olduğu gerekçesiyle davanın reddine oy çokluğuyla karar

vermiştir. Karardaki karşı görüşte; disiplin cezasına konu olayın davacının

özel hayatı kapsamında kaldığı, özel hayatın gizliliği hakkının kullanımını

engelleyecek şekilde disiplin cezası verilemeyeceği belirtilmiştir. Bursa Bölge

İdare Mahkemesi Birinci Kurulu 30/4/2015 tarihli kararında; başvurucunun hizmet

dışındaki eyleminin memur disiplinini bozan, kamu hizmetinin yürütülmesini

olumsuz etkileyen bir davranış olduğu hususunun idare tarafından ortaya

konulamadığını ve söz konusu eylemin özel hayat kapsamında kaldığını

vurgulayarak, derece mahkemesinin kararının bozulmasına hükmetmiştir. Aynı

kurulun karar düzeltme istemini reddetmesiyle anılan karar 30/9/2015 tarihinde

kesinleşmiştir.

16. Öte yandan Ulusal Yargı Ağı Projesi üzerinden (UYAP)

gerçekleştirilen incelemede başvurucunun 18/12/2013 tarihinde boşandığı ve

disiplin soruşturmasına konu olayda adı geçen S.Y. ile 26/6/2014 tarihinde

evlendiği anlaşılmıştır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. 657 sayılı Kanun'un "Memurların kurumlarca

görevlerinin ve yerlerinin değiştirilmesi" kenar başlıklı 76. maddesi

şu şekildedir:

"Kurumlar, görev ve unvan eşitliği

gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro

derecelerine eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum

içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler.

Memurlar istekleri ile, kurumlarında

kazanılmış hak derecelerinin en çok üç derece altında aynı veya başka

yerlerdeki kadrolara atanabilirler.

Aşağı dereceye atananların 68 inci

maddede yazılı süre kaydı aranmaksızın eski derecelerine tekrar atanmaları

mümkündür.

Kazanılmış hak derecelerinden aşağı

derecelere atananların aylık derece ve kademeleri genel hükümlere göre tespit

edilmekle beraber, atandıkları bu derecelerde geçirdikleri süreler (kesenek ve

karşılık farklarının kendileri tarafından her ay T.C. Emekli Sandığına

gönderilmesini kabul etmeleri şartiyle) emeklilik yönünden eski derecelerinde

değerlendirilir."

18. 657 sayılı Kanun'un "Disiplin cezalarının

çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" kenar başlıklı 125.

maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"B - Kınama : Memura, görevinde ve

davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.

Kınama cezasını gerektiren fiil ve

haller şunlardır:

...

d) Hizmet dışında Devlet memurunun

itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,..."

19. 12/10/2013 Tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 28793

sayılı Millî Eğitim Bakanlığı Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği

ve Yer Değiştirmesi suretiyle Atanması Hakkında Yönetmelik'in "Soruşturmaya

bağlı yer değiştirmeler" kenar başlıklı mülga 34. maddesi şöyledir:

"(1) Soruşturma sonucunda o yerde

kalmalarında sakınca görülmesi sebebiyle görev yerlerinin değiştirilmesi teklif

edilen yöneticiler, bulundukları hizmet bölgesinde başka bir yere ya da alt

hizmet bölgelerine; diğer personel ise bulundukları yerden başka bir yere

atanırlar.

(2) Birinci fıkraya göre atananlar,

yeni görevlerine başladıkları tarihten itibaren dört yıl geçmeden ayrıldıkları

yere yeniden atanamazlar."

B. Uluslararası

Hukuk

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel

ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"(1) Herkes özel ve aile hayatına,

konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz

konusu olabilir."

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında özel

hayatın eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş bir kavram olduğu

belirtilmektedir. Özel hayata saygı hakkı alt kategorisinde geçen özel hayat

kavramı AİHM tarafından oldukça geniş yorumlanmakta ve bu kavrama ilişkin

tüketici bir tanım yapılmaktan özellikle kaçınılmaktadır (Koch/Almanya,

B. No: 497/09, 19/7/2012, § 51). Bununla birlikte Sözleşme'nin denetim

organlarının içtihatlarında bireyin kişiliğini serbestçe geliştirmesi ve

gerçekleştirmesi ve kişisel bağımsızlık kavramlarının özel hayata

saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde temel alındığı anlaşılmaktadır (Sidabras

ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/7/2004, § 43; K.A.

ve A.D./Belçika, B. No: 42758/98, 45558/99, 17/2/2005, § 83; Pretty/Birleşik

Krallık, B. No: 2346/02, 29/4/2002 § 61; Christine Goodwin/Birleşik

Krallık [BD], B. No: 28957/95, 11/7/2002, § 90).

22. Özel hayata saygı hakkına kamu makamlarının keyfî bir

şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi, Sözleşme'nin 8. maddesi ile sağlanan

güvenceler kapsamında yer almaktadır. AİHM, özel hayata saygı hakkı kapsamında

bulunan bir menfaate devletin müdahale ettiğini tespit ettiğinde Sözleşme'nin

8. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen koşulları incelemektedir. Buna göre

kamu makamlarının müdahalesinin yasal bir dayanağı olup olmadığı, anılan

fıkrada yer alan meşru amaçlara dayalı olup olmadığı, demokratik bir toplumda

gerekli ve orantılı olup olmadığı araştırılmaktadır (Dudgeon/Birleşik

Krallık [GK], B. No: 7525/76, 22/10/1981, § 43; Olsson/İsveç

No.1 [GK], B. No: 10465/83, 24/3/1988, § 59; De Souza

Ribeiro/Fransa [BD], B. No: 22689/07, 13/12/2012, § 77).

23. AİHM'e göre mesleki hayat özel hayat kavramı

dışında tutulamaz. Özel hayat unsurları gerekçe gösterilerek mesleki hayata

getirilen sınırlamalar, bireyin sosyal kimliğini etkilediği ölçüde Sözleşme’nin

8. maddesi kapsamına girebilmektedir. Bu noktada belirtmek gerekir ki

insanların büyük çoğunluğu, dış dünya ile olan ilişkilerini geliştirme

olanaklarını en çok mesleki hayatları çerçevesinde yürüttükleri faaliyet

kapsamında elde etmektedir (Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04,

19/10/2010, § 45; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29).

24. AİHM mesleki hayatla ilgili başvuru türlerinde özel

hayat kavramını iki farklı yaklaşıma göre uygulamaktadır: a) özel hayata

ilişkin bir unsurun anlaşmazlık nedeni olup olmadığı (sebebe dayalı yaklaşım)

ve b) itiraz edilen tedbirin sonuçları bakımından özel hayata dokunan bir

meselenin olup olmadığı (sonuca dayalı yaklaşım). AİHM'e göre özel hayata

ilişkin unsurların mesleğin icrası bakımından aranılan nitelik ve yeterlilik

koşulları bakımından gözetilmiş veya kişinin mesleği ile ilgili tasarruflara

esas alınmış olduğu durumlardan kaynaklanan başvurular sebebe dayalı yaklaşım

çerçevesinde özel hayata saygı hakkı kapsamı içinde değerlendirilir (Denisov/Ukrayna

[BD], B. No: 2011/76639, 25/9/2018, §§ 100-103).

25. AİHM kişinin meslek hayatını etkileyen bir tedbir

için öne sürülen gerekçelerin kişilerin özel hayatına ilişkin olmadığı ancak

söz konusu tedbirin kişinin özel hayatına yönelik ciddi olumsuz etkilerinin

bulunduğu veya bulunma ihtimalinin olduğu durumların konu edildiği başvuruların

sonuca dayalı yaklaşım kapsamında Sözleşme'nin 8. maddesinin kapsamı içine

girebileceğini ifade etmiştir. Bu bağlamda söz konusu olumsuz etkilere ilişkin

değerlendirmede AİHM, kişinin yakın çevresi üzerindeki, özellikle de maddi

bakımdan ortaya çıkan sonuçları, diğerleri ile ilişki kurma ve geliştirme

olanakları ile itibarı üzerindeki olumsuzlukları dikkate almaktadır (Denisov/Ukrayna,

§ 107).

26. AİHM sebebe dayalı yaklaşımın Sözleşme'nin 8.

maddesinin uygulanmasını gerekli kılmadığı durumlarda, söz konusu tedbirin

sonuçlarının özel hayatın üzerindeki etkilerine ilişkin bir inceleme yapılması

gerektiğini vurgulamıştır. Bununla beraber söz konusu bu ayrımın, ilgili

tedbirin altında yatan sebepleri ve tedbirin sonuçlarını incelerken her iki

yaklaşımı birlikte uygulamasına engel teşkil etmediğini de belirtmektedir (Denisov/Ukrayna,

§ 109).

27. AİHM sonuca dayalı yaklaşım uyarınca inceleme

yapılabilmesi için söz konusu meslekle ilgili tasarrufun özel hayat üzerinde

doğurduğu etkilerin belirli önem ve ciddiyette olmasını aramakta, asgari

ağırlık seviyesine ulaşmış olması gerektiğini vurgulamaktadır. AİHM, sadece bu

sonuçların çok ağır olduğu ve kişinin özel hayatını önemli derecede etkilediği

durumlarda Sözleşme'nin 8. maddesinin uygulanabilir olduğunu kabul etmektedir (Denisov/Ukrayna,

§§ 113, 116).

28. AİHM, sonuca dayalı yaklaşımı uyguladığı başvurularda

iddia edilen ihlallerin ağırlık ve ciddiyet derecesini değerlendirmeye yönelik

kıstaslar oluşturmuştur. Bu kapsamda başvurucunun söz konusu tedbir öncesi ve

sonrasındaki yaşamı kıyaslanarak maruz kaldığı olumsuz etki

değerlendirilmektedir. Ayrıca sonuçların ciddiyetinin belirlenmesinde,

başvurucunun iddia ettiği öznel algıların, somut başvuruda mevcut nesnel

koşullarla birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra yapılacak

incelemenin, iddia edilen tedbirin hem maddi hem de manevi etkilerini kapsaması

gerekmektedir. AİHM, başvurucuların şikâyet edilen tasarrufun özel hayatları

üzerindeki olumsuz sonuçlarını somut verilere dayalı olarak uygun şekilde

ispatlamakla yükümlü olduklarını ifade etmektedir. Ayrıca başvurucular söz

konusu şikâyetlerini ulusal merciler önünde de uygun şekilde dile getirmiş olmalıdırlar

(Denisov/Ukrayna, §§ 113-117).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

29. Mahkemenin 7/11/2019 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

30. Başvurucu; isimsiz ve imzasız bir ihbar mektubu

sonrasında evli olduğu dönemde bir başkasıyla ilişki yaşadığı, ailesine kötü

davrandığı iddiaları nedeniyle hakkında disiplin soruşturması yapıldığını ve

ifa ettiği görev ile ilgisi olmayan, tamamen özel hayatı kapsamında kalan

eylemler gerekçe gösterilerek idari yaptırım uygulandığını belirtmiştir. Eski

eşiyle anılan ilişki iddiası nedeniyle değil genel sorunlar sebebiyle anlaşmalı

olarak boşandığını, soruşturma sürecinde evli olmamasına rağmen evli iken

başkasıyla ilişki yaşamak nedenine dayalı olarak soruşturmaya maruz kaldığını

ifade etmiştir. Başkasıyla ilişki yaşadığı ve bu durumunun halk arasında

dedikodulara neden olduğu şeklindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığının

soruşturma aşamasında dinlenen tanık ifadeleriyle de doğrulandığını, aynı olay

nedeniyle verilen disiplin cezasının da Mahkeme tarafından eylemin özel hayat

kapsamında kaldığı gerekçesiyle iptal edildiğini vurgulamıştır. Haklı bir

gerekçesi olmayan atama işlemi nedeniyle velâyeti eski eşinde olan ve Mahkeme

kararıyla kendisiyle şahsi ilişki tesis edilen oğlundan da uzaklaştığını,

çocuğuna her anlamda destek olamadığını ifade ederek özel hayata ve aile

hayatına saygı hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

Başvurucunun, özel hayatına ilişkin bazı bilgilere dayanılarak hakkında atanma

işlemi tesis edildiği yönündeki şikâyetinin Anayasa’nın 20. maddesi ile güvence

altına alınan özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

32. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın

20. maddesi şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ve aile hayatına

saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının

gizliliğine dokunulamaz."

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Müdahalenin

Varlığı

34. Özel hayat kavramı eksiksiz bir tanımı bulunmayan

geniş bir kavramdır. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel

bağımsızlıktır. Özel hayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde bireyin

kişiliğini geliştirmesi ve gerçekleştirmesi kavramı temel alınmaktadır.

Anılan hak, herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzak kendine özel bir

ortamda yaşama hakkına sahip olduğuna işaret etmekle birlikte kişiliğin

serbestçe geliştirilmesiyle uyumlu birçok hukuki menfaati de içermektedir (Serap

Tortuk, B. No: 2013/9660, 21/1/2015, §§ 31-36; Bülent Polat, B. No:

2013/7666, 10/12/2015, §§ 61-63; Tevfik Türkmen [GK], B. No: 2013/9704,

3/3/2016, §§ 50-52; Ata Türkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015,§§ 30-32).

35. Özel hayata saygı hakkı kapsamında korunan hukuksal

çıkarlardan biri de bireyin mahremiyet hakkıdır. Özellikle mahremiyet alanında

cereyan eden cinsel içerikli eylem ve davranışların özel hayata saygı hakkının

kapsamında olduğunda kuşku yoktur. Bu yönüyle özel hayat, öncelikle bireylerin

kendi bireyselliklerini geliştirebilecekleri ve diğer kişilerle en mahrem

ilişkilere girebilecekleri özel bir alana işaret etmektedir (Serap Tortuk,

§§ 31-36; Bülent Polat, §§ 61-63; Tevfik Türkmen § 51; Ata

Türkeri, §§ 31-34).

36. Öte yandan özel hayata saygı hakkı, ilişki kurmak ve

geliştirmek üzere çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir.

Kişilerin mesleki hayatı özel hayatlarıyla sıkı bir irtibat içindedir. Özel

hayata dair hususlar kişinin mesleği ile ilgili tasarruflara esas alınmışsa

özel hayata saygı hakkı gündeme gelecektir (Bülent Polat, § 62; Ata

Türkeri, § 31).

37. Bu kapsamda mesleki hayat çerçevesinde kişilerin özel

hayatı hakkında sorgulanması ve bunun doğurduğu idari sonuçlar, buna ek olarak

kişilerin davranış ve tutumları gerekçe gösterilerek görevden alınmaları özel

hayatın gizliliğine yapılmış bir müdahale oluşturmaktadır (Serap Tortuk,

§ 37; Bülent Polat, § 63; Ata Türkeri, § 33).

38. Somut olayda evli iken başkası ile gönül ilişkisi

olduğu yönündeki iddianın başvurucu hakkında tesis edilen idari işlemin sebebi

olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, tesis edilen idari işleme kişinin özel

yaşamına ilişkin eyleminin dayanak alınması suretiyle özel hayata saygı hakkına

müdahalede bulunulduğu sonucuna varılmıştır.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

39. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

40. Bu kapsamda, yukarıda anılan müdahalenin ihlal

oluşturup oluşturmadığının, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut

başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili

maddesinde belirtilen nedenlere dayanma, demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygun olma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşulları yönünden

incelenmesi gerekir.

i. Kanunilik

41. Hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması ölçütü

anayasa yargısında önemli bir yere sahiptir. Hak ya da özgürlüğe bir müdahale

söz konusu olduğunda öncelikle tespiti gereken husus, müdahaleye yetki veren

bir kanun hükmünün yani müdahalenin hukuki bir temelinin mevcut olup

olmadığıdır (Sevim Akat Eşki, § 36).

42. Başvurucu hakkında tesis edilen idari işlemin 657

sayılı Kanun'un 76. maddesine dayandığı görülmüştür. Bu kapsamda, somut olayda

başvurucunun özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin kanuni bir

dayanağının mevcut olduğu veyargısal kararların yeterli bir hukuki temele sahip

olduğu anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

43. Anayasa’nın 20. maddesinde, özel hayata saygı hakkı

için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir

şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez.

Anayasa Mahkemesi kararlarında, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve

özgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş

hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM,

E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013; E.2013/95,

K.2014/176, 13/11/2014; E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015; Hüseyin Dayan, B. No:

2013/5033, 13/4/2016, § 46).

44. Kamu görevlilerinin atanma ve nakillerine ilişkin

esasların belirlenmesi hususunda kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır.

Kanun koyucuya tanınan takdir yetkisinin amacı kamu hizmetlerinin kesintisiz

bir şekilde yürütülmesini temin etmektedir. Öte yandan Anayasa'nın 129.

maddesinin birinci fıkrasında "Memurlar ve diğer kamu görevlileri

Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler"

denilmiştir. Kamu görevlilerinin Anayasa'ya ve kanunlara sadakat yükümlülüğünün

kamu hizmetlerinin devamlılığının ve belli bir disiplin içinde yürütülmesinin

sağlanmasıyla yakından ilişkili olduğu açıktır. Dolayısıyla Anayasa'nın 129.

maddesinin birinci fıkrasında belirtilen sadakat yükümlülüğü kapsamında, kamu

hizmetinin etkin bir şekilde yürütülmesi ve mesleki disiplinin sağlanması

amacıyla idarenin takdir yetkisini kullanarak işlem tesis etmesinin mümkün olduğu

anlaşılmaktadır.

45. Somut olayda evli iken başka bir kadınla gönül

ilişkisi olduğu yönündeki iddialar üzerine başvurucunun, görev yeri

değiştirilmiştir. Başvurucunun naklen atamasının yapılması suretiyle özel

hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin, Anayasa'nın 129. maddesinin birinci

fıkrası kapsamında kalan kamu görevlisinin Anayasa ve kanunlara sadakat

yükümlülüğü çerçevesinde, kamu hizmetinin etkin bir şekilde yürütülmesi ve

mesleki disiplinin sağlanması meşru amacına dayandığı anlaşılmaktadır.

iii. Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

46. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktır

ki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacı

gerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenen

ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik

toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki

kriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Ferhat

Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).

47. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli

olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak

kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya

ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (Ferhat

Üstündağ, § 46).

48. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç

ile başvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaret

etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret

etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinin

diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaran

açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesi

yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 46).

49. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir

alanda, kamu görevini yürütmekle görevli kişilerin hak ve özgürlüklerine

herhangi bir vatandaşa uygulanamayacak sınırlamalar getirilmesi demokratik bir

toplumda gerekli olabilir. Bu kapsamda kamu makamlarının, faaliyetin niteliği

ve sınırlamanın amacına göre değişen geniş bir takdir yetkisinin bulunması

doğaldır. Ancak özel hayatın gizliliği hakkının mahremiyet hakkı gibi en gizli

yönleri söz konusu olduğunda kamu makamlarının takdir yetkisi daha dardır ve bu

alanlara yönelik müdahalelerin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için kamu

makamlarınca özellikle ciddi gerekçelerin gösterilmesi gerekir (Ata Türkeri,§

47).

50. Ayrıca tesis edilen disiplin işlemlerinde ve bu

işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı mahkeme kararlarında,

bireylerin özel hayatlarına ilişkin tutum ve eylemlerinin mesleki hayatları

üzerindeki etkilerinin açıklanması, kamu hizmeti sunan ilgili kurumların

işleyişi üzerindeki etkilerinin ve risklerinin ortaya konulması ve bu

hususlardaki değerlendirmelerin yeterli ve ikna edici gerekçelerle

desteklenmesi, ayrıca tesis edilen işlemlerin bireylerin geçmiş mesleki

sicilleri ve başarı durumları dikkate alınarak ölçülülük yönünden irdelenmesi

gerekir (G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, § 60).

51. Buna göre özel hayata saygı hakkına yapılan bir

müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

52. Somut olayda Mahkeme kararında ve dayanağı olan

disiplin soruşturma raporunda, Edremit İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünde şube

müdürü olarak çalışan başvurucunun bir anaokulu öğretmeni ile gönül ilişkisi

olduğu ve bu durumun halk tarafından duyulduğu kabul edilmiştir. Öte yandan

Mahkeme kararında anılan olay ile ilgili bir değerlendirme yapılmamakla

birlikte soruşturmaya konu olay nedeniyle başvurucunun ve aynı bölgede görev

yapan eski eşinin yıprandığı kanaatiyle dava konusu idari işlem hukuka uygun

bulunmuştur. Ancak müfettiş raporunda, başvurucuyla ilgili iddiaların başvurucu

ile eski eşi üzerindeki etkilerine ve aynı idari bölgede görev yapmalarının

sakıncalarına ilişkin bir inceleme yapılmadığı, bu durum ile ilgili bir tedbir

ya da yaptırım öngörülmediği anlaşılmaktadır.

53. Ayrıca müfettiş raporunda başvurucuya isnat edilen

eylemlerin başvurucu tarafından alenileştirildiği ve bu eylemlerin mesleğe

olumsuz yansımaları olduğuna dair somut bilgi ve belge sunulmadığı görülmüştür.

Öte yandan atama kararının iptali istemli davadan önce kesinleşen aynı olay

nedeniyle verilen disiplin cezasının iptali talepli davada, başvurucunun

eylemlerinin özel hayat kapsamında kaldığı, bu eylemlerin kamu hizmetinin iyi

ve düzenli şekilde yürütülmesini olumsuz etkileyen bir yönü olduğunun idare

tarafından ortaya konulamadığı yönünde tespitler yapılarak disiplin cezası

iptal edilmiştir.

54. Atama işleminin iptali istemli yargılama sürecinde

ise özel hayat kapsamında kaldığı açık olan birtakım eylemlerin başvurucunun

mesleki hayatındaki yansımalarına ve kamu hizmetinin işleyişi üzerindeki etkisi

ve risklerine dair yeterli ve ikna edici gerekçelerin belirtilmediği, tesis

edilen işlemin başvurucunun sicili ve eylemin ağırlığı gözetilerek ölçülülük

yönünden değerlendirilmediği, dolayısıyla söz konusu müdahalenin gerekçelerinin

ortaya konulamadığı görülmektedir. Bu nedenlerle derece mahkemeleri tarafından

verilen kararın özel hayata saygı hakkına müdahaleyi haklı kılacak şekilde

konuyla ilgili ve yeterli gerekçe içermediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum

yukarıdaki açıklamalarla birlikte değerlendirildiğinde, başvurucunun özel

hayatına ilişkin eylemlerin ifa ettiği görevi etkileyen bir unsur olarak

değerlendirilerek görev yerinin değiştirilmesinin kamu hizmetinin gereği gibi

yürütülmesini sağlamak amacıyla alınması zorunlu bir tedbir olduğu söylenemez.

55. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 20.

maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

56. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

57. Başvurucu yargılamanın yenilenmesi ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

58. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret

etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri, B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

59. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

60. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda

Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

İçtüzük’ün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından

ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul

hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin

yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir

yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan

mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. (Mehmet

Doğan, §§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 57-59, 66-67).

61. İncelenen başvuruda Anayasa'nın 20. maddesinde

güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna

ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin idarenin işleminden kaynaklandığı

anlaşılmaktadır. Bununla birlikte derece mahkemeleri de ihlali

giderememişlerdir. Bu açıdan ihlal aynı zamanda mahkeme kararından da

kaynaklanmıştır.

62. Bu durumda özel hayata saygı hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Balıkesir İdare Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekmektedir.

63. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

64. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve

2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel

hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Balıkesir İdare Mahkemesine(E.2014/1354, K.2014/1762) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 7/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : B.B. Vekili : Av. Ruşen Aşkın AKÇAY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/14741, 7 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  18. B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel
  19. C. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının
  20. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  21. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/14741
Tarih
7 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Sınırlı Sorumlu Adapazarı Pancar Ekiciler Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2016/15546)
  • K.ş. Başvurusu (B. No: 2016/70773)
  • Şevki Atasoy ve Yakup Atasoy Başvurusu (B. No: 2016/866)
  • Şeyma Fenercioğlu Başvurusu (B. No: 2015/12747)
  • Ali Ertan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/6190)
  • Abdulmecit Er Başvurusu (B. No: 2014/3825)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.