İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

K.ş. Başvurusu (B. No: 2016/70773)

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

Başvuru No2016/70773Tarih7 Kasım 2019Okuma18 dk · 3.581 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm K.Ş. Başvurusu

Karar tarihi
7 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/70773
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.581 kelime·18 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca 8/4/2019 tarihinde tutuklamanın hukuki olmadığı

şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul edilemezlik kararı verilmiş,

başvurunun tutuklamanın hukukiliğine ilişkin kısmının kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl

ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar

birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere

dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine

devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü

(FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir

yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın

Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe

girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı

sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki

yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından

soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama

tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 51; Mehmet Hasan

Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

10. Başvurucu, en son Danıştay tetkik hâkimi olarak görev

yapmıştır.

11. Darbe teşebbüsü sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu 12/8/2016 tarihinde

gözaltına alınmıştır.

12. Başvurucu, Savcılık tarafından üzerine atılı silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle Ankara 9. Sulh Ceza

Hâkimliğine sevk edilmiştir.

13. Başvurucu, Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan

sorgusunun ardından 16/8/2016 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Şüpheliler S.A., K.Ş.(Başvurucu), K.B.üzerine atılı bulunan Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

suçunu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren dosya

kapsamında somut delillerin bulunması, şüphelilerin kaçma ve delilleri karartma

ihtimallerinin bulunduğu, bu nedenlerle adli kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağı şüphelilere isnat edilen suçun ağır cezayı gerektiren suç üstü halleri

gerektiren suç olması nedeni ile CMK 2/1-J ve 2802 sayılı Kanun'un yasanın 94.

maddesi ve CMK’nın 100. maddesi ile ilgili

düzenlemeler ile AİHS 5. maddesindeki tutuklama şartları kapsamında isnat

olunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında şüphelilerin CMK.nun 101. maddesi uyarınca ayrı ayrı tutuklanmasına... [karar

verildi.]"

14. Başvurucunun söz konusu tutuklama kararına itiraz etmesi

üzerine Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliği itirazı değerlendirmiş ve 7/9/2016

tarihli kararıyla "Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği'nin ... sorgu sayılı tutuklama kararı ve bu

karara dayanak dosya kapsamının incelenmesinde, Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği'nin ... kararında herhangi bir isabetsizlik

bulunmadığı" gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir.

15. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği 4/11/2016 tarihinde

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu, bu karara

itiraz ettiğini ancak itirazın sonucunun kendisine tebliğ edilmediğini

belirtmiştir.

16. Başvurucu 28/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği 7/3/2017 tarihinde

başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Tahliye kararının ilgili kısmı

şöyledir:

"İncelenen dosya kapsamına göre şüphelilerin

sabit ikametgah sahibi olduğu, soruşturmanın geldiği aşama ve mevcut delil

durumu itibariyle tutukluluğun orantısız olması cihetiyle, şüpheliler hakkında

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebininkabulü ile

şüpheli ... ve şüpheli K.Ş.(başvurucu) hakkındaki Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 16/8/2016 tarihli, 2016/123 Sorgu sayılı tutuklama

kararının kaldırılmasına, şüphelilerin tahliyesine başka bir suçtan hükümlü

veya tutuklu değiller ise derhal salıverilmelerine, ancak şüphelilerin üzerine

atılı suçun niteliği, hakkında kuvvetli suç süphesinin

varlığını gösteren olgular, delillerin tamamının toplanmamış olması nazara

alındığında şüpheli hakkında CMK.nun 109.maddesi

gereğince adli kontrol altına alınmalarına, CMK'nın

109. Maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendi gereğince şüphelinin

soruşturma sonuçlanıncaya kadar yurt dışını çıkışının yasaklanmalarına... [karar

verildi.]"

18. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 13/9/2018 tarihli

iddianamesiyle başvurucu hakkında silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası

açılmıştır. İddianamede başvurucuyla ilgili yapılan değerlendirmeler şöyledir:

"Şüphelinin adı geçen örgütle irtibatlı

olduğu gerekçesiyle HSYK tarafından meslekten çıkarıldığı ve bu kararın

kesinleştiği,

Alınan kararlar doğrultusunda yapılan

aramalarda ayrıntıları tutanaklarda belirtilen dijital materyaller dışında suç

unsurunun ele geçmediği, dijitallerle ilgili imaj alma işlemlerinin yapılıp

emanete kaydının yapıldığı ancak raporun henüz dosyaya girmediği, gelince

mahkemeye gönderileceği,

Cumhuriyet Başsavcılığımız bylock

bürosunca düzenlenen 13/9/2018 tarihinde evrak ve ekindeki belgelerde;

şüphelinin bylock kaydının bulunmadığının

belirtildiği, Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne veri havuzu sorgulama raporunun

düzenlenmesi için yazılan talimatın henüz dönmediği, HTS analiz çalışmaları

neticesinde düzenlenen 2/3/2017 tarihli raporda; şüphelinin kullandığı telefon

ile; haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle

görüşmesinin bulunduğunun belirtildiği ancak bu kişilerin genellikle yargı

mensubu olduğu ve örgütün üst düzey yöneticisi olduklarına dair de bir tespite

yer verilmediği,

Şüpheliyle ilgili ifadelerden;

A.A. ifadesinde; şüphelinin stajdan dönem

arkadaşı olduğunu, şüphelinin Danıştay'a atanmasından sonra FETÖ/PDY bağlantılı

Danıştay Tetkik Hakimlerinin şüpheliye çok saygı gösterdiklerini, şüphelinin

FETÖ/PDY bağlantılı olduğunu düşündüğünü beyan ettiği, şüphelinin suçlamayı

kabul etmediği anlaşılmıştır."

19. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi 1/10/2018 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/420 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır.

20. Başvurucu 11/2/2019 tarihli duruşmada savunmasını yapmıştır.

Başvurucunun savunmasının ilgili kısmı şöyledir:

"Eğer dönemimdeki meslektaşlarımdan 7 yaş

küçük olsaydım ve yaş olarak benden büyük meslektaşlarım hayatın olağan akışına

aykırı bir şekilde şahsıma saygı gösterselerdi bu durum FETÖ yapılanması

düşünüldüğünde örgütsel bir ilişkiyi akla getirebilirdi. Ancak kendimden 7 yaş

küçük meslektaşlarımın iş yerinde gösterdiği saygı bunu nasıl düşündürdü

anlayabilmiş değilim. Ya da tanık örgüte ilişkin bir gezide, yurtta, örgüt

evinde, örgüt toplantısında, normalde iş yerinde muhabbet etmediğim

meslektaşlarımın bana saygı gösterdiklerini gözlemlemiş olsaydı şahsımın da bu

örgütle bağlantılı olduğunu düşünmesi anormal olmazdı. Ancak böyle bir durum da

söz konusu değildir. Tanık benim ve hayatım hakkında hiçbir şey bilmemektedir.

Hayatımda iş yeri dışında onu gördüğümü hatırlamıyorum. Birbirimizle önce

stajda, daha sonra iş yerinde yemekhanede ve kafeteryada karşılaştık. Aslında

benim hakkımda bir kanaati bile yok. Dönemimizden bazı hakimlerin FETÖ ile

bağlantısı olduğunu düşünüyor, o kişilerin de bana yakın olduğu zannı ile böyle

bir çıkarsamada bulunuyor. Ancak burada çıkartılması gereken hususlar var.

Saygı gösterdiğini iddia eden şahısların isimleri, nerede,

ne zaman, ne için saygı gösterdiklerine dair açıklayıcı bir beyan

bulunmamaktadır. Şahsıma saygı gösterdikleri iddia edilen hakimler yaşı

kendisinden büyük olan dönem arkadaşlarından sadece bana mı saygı

göstermişlerdir. Ayrıca şahsıma saygı gösteren hakimler sadece FETÖ ile

irtibatlı olanlar mıdır? Tanığa bunu düşündüren nedir? Gizlilik FETÖ için bu

kadar önemliyken kafeterya, yemek salonu, servis gibi aleni ortamlarda

gözlemlenen yaşça kendimden küçük meslektaşlar arasındaki saygı ilişkisinin

temelinde örgütsel irtibatın aksine genel ahlak kuralları olamaz mı? İş yeri

gibi her kademede çalışanın genel kurallar gereği birbirine saygı gösterdiği

bir yerde tanık şahsıma gösterilen saygının farklı bir gerekçeye dayandığını,

farklı bir amacının olduğunu nasıl gözlemlemiştir? Şayet staj döneminde adalet

akademisinde, mahkemelerde, Danıştayda tanıştığım

dolayısıyla geçmişleri hakkında hiçbir bilgim olmayan hakimler FETÖ yapılanması

içinde yer alıyorsa bu tanık tarafından bilinebiliyorsa ve 16 Temmuz 2016

tarihine kadar dönemim olan tetkik hakimleri hakkında bir ihbar ve işlem

yapılmadığı için benim bilme şansım ve ihtimalim yoksa bu iddianın sorumluluğu

tarafıma yüklenebilir mi?

...

HTS raporuna ilişkin açıklamalarım şu

şekildedir. Adıma kayıtlı sistemde üç telefon çıkmış. İki telefon var. Bir

tanesini eşimin anne annesi kullanıyor. Savcılık ifadesinde de belirtmiştim

onu. O listede yer alan görüşmeler şahsımın görüşmesi olmadığı için bilgim

bulunmamaktadır. O dönem kendi kullandığım ... numaralı telefona ait açıklamam:

Oradaki numaraların 3 tanesi eşimin babası, kayın pederim üzerinedir. Onun bir

tanesini eşimin babası kendi kullanıyordu. Bir tanesi eşimin annesinin üzerine

kayıtlıydı. Bir tanesi de eşimin babasının ev telefonudur. Rapordaki bir kişi

İ.E. vergi mahkemesinde tanıştım. Dönemin tetkik hakimi.

Danıştay'da da aynı dairede staj yaptık. Daha sonra da Danıştay'a atandık.

Öğlen yemeklerini birlikte yedim. Bazen aynı servisi kullandım. Telefon

görüşmelerimin büyük çoğunluğunu da mesai saatlerinde yemek, kafetarya, servise ilişkin haberleşmelerden oluşuyor. M.A.,

A.A. ve F.K. Adalet Akademisi stajında aynı sınıfta olduğum hakimlerdir. Benim

üzerime kayıtlı numaraların hepsi hakimlerden oluşuyor FETÖ şüphelisi. M.T.

idare mahkemesi stajımı Ankara 10. İdare mahkemesinde yaptım. O zaman M.T. o

mahkemenin üye hakimiydi. Mahkeme stajında ona bağlı olarak çalıştım. Daha

sonra da Danıştay'a tayin oldu. Staj döneminden itibaren yapılan telefon

görüşmeleri bunlar da. M.A.Ö. var. Danıştay 9. Dairesinde aynı odada görev

yaptığım tetkik hakimi. Kimse Yok Mu derneği

görünüyor. Ben hiç mesaj göndermedim. Ancak bu kaydın o dernek tarafından

gönderilen standart mesajlardan olduğunu düşünüyorum yani oradan bana gelen

nasıl ismim o şeye girdi bilmiyorum. HTS raporlarından görüldüğü üzere bu

görüşmeler hakimliği kazandıktan sonra tanıştığım meslektaşlarım ile olan

görüşmeler. Bu kayıtların aleyhime delil olarak kullanılması mümkün

değildir."

21. 27/5/2019 tarihli ikinci duruşmada tanık A.A. dinlenmiştir.

Duruşma tutanağının ilgili kısmı şöyledir:

"Başkan: K.Ş.yi (Başvurucu) nereden tanıyorsunuz FETÖ ile

bağlantısı olup olmadığına dair ne biliyorsunuz bize anlatırmısınız?

Tanık A.A: Efendim şöyle biz idari yargıda 9.

dönem idari yargı hakim adayları olarak aynı dönemde

staj yapmıştık aynı dönemde Danıştay'da başladık mesleğe ve kendisi meslekten

ihraç edilen döneme kadar Danıştay'da çalıştık ama yani böyle çok olağanüstü

bir samimiyet veya tanışıklık durumu söz konusu değil kendisiyle. Yanılmıyorsam

HSYK'daki ifadem üzerine herhalde davet edildim.

Üzerinden de uzun bir zaman geçtiği için şu anda tam olarak herşeyiyle

hatırlamıyorum ifademi ama eğer sizin sormak istediğiniz ayrıca bir şey varsa.

Başkan: Ya FETÖ'yle

bir bağlantısını gördünüz mü?

Tanık A.A: Böyle yani HSYK'da

yanılmıyorsam bana sorulduğunda kendisi hakkında özellikle bir kişi hakkında İ.L.ydi yanılmıyorsam ismi İ.L. hakkında bir ifade İ.L. iki

üniversiteden tanırım. Onun hakkında gereken K.Ş. (başvurucu) ile aralarının

çok samimi olduğunu İ.L.nin sürekli K.Ş.den K. abi diye bahsettiğini duyduğumu ifade ettim diye

hatırlıyorum. Onun haricinde yani genel olarak hatırladığım bu olması üzerine

irtibatlı olabileceğini düşünüyorum şeklinde bir ifadem olmuş olabilir.

Başkan: Peki bu K.Ş. o İ.L. miydi?

Tanık A.A: Evet.

Başkan: Onların arasında bir yaş farkı var mı?

Tanık A.A: Var İ.L. benimle yaşıt K.Ş.

yanılmıyorsam bizden yaş olarak da büyük.

Başkan: Kaç yaş büyük?

Tanık A.A: Vallahi tam olarak yani muhtemelen

4-5 yaş vardır diye düşünüyorum.

Başkan: O yüzden abi demiş olabilir mi?

Tanık A.A: Ben heralde

HSYK'da bunuda söyledim yaş

itibariyle büyük olduğundan dolayı ayrı bir saygısı var derken hani yaş ile

büyük olmasından kaynaklı olabilir bu.

Başkan: İ.L.nin FETÖ'le bağlantısı var mı?

Tanık A.A: İ. üniversitedeyken sınıf arkadışımdı zaten İ. FETÖ'ye

bağlantılı yurtlarda yurtta kaldığını biliyodum. Yani

duymuştum daha doğrusu arkadaş ortamında bilinen birşeydi

İ.L.nin kaldığı ama yine onun da sonrasında ne

yaptığını bağlantısını ne derece de devam ettirdiği konusunda bilgim yok. Hatta

şöyle S.B. diye bizim dönemde bir hakim vardı onunla

beraber aynı evde kalıyordu İ. ama bu ne kadar FETÖ'yle

olduğunu gösterir tam emin değilim.

Başkan: Şey peki daha önceki beyanınızda şey

demişsiniz FETÖ bağlantılı Danıştay Tetkik hakimleri saygı gösterirdi sanığa demişşiniz.

Tanık A.A: İ.L.yi orada kast etmişimdir.

Başkan : İ.L.yi mi kast ettiniz orada?

Tanık A.A: Evet İ.L. ile muhabbetleri iyiydi.

Başkan: Savcı bey

sorunuz var mı? Avukat bey sorunuz var mı?

Başvurucu müdafii : Sorumuz yok

herhangi hiçbir tanıklık derecesinde değil."

22. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

23. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel (B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39) başvurusu

hakkında verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 7/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

25. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını

karşılayacak geliri olmadığını beyan ederek adli yardım talebinde bulunmuştur.

26. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenleri

bulunmadan tutuklandığını ileri sürmüştür.

28. Bakanlık görüşünde, tutuklamaya dair verilen kararlara

ilişkin gerekçeler ve iddianame kapsamında başvurucunun tutukluluğunun keyfî

olduğunun savunulamayacağı belirtilmiş; ayrıca tutuklamanın hukukiliğinin

belirlenmesinde olağanüstü dönemin şartlarının ve terörle mücadelenin

zorluklarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Bakanlık ayrıca

başvurucunun tahliye olduğu da dikkate alınarak 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen başvuru yolunun

tüketilip tüketilmediğinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

29. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında; tutuklama

anındaki delillerin dikkate alınması gerektiğini, bu durumda sadece tanık A.A.nın ifadesinin

değerlendirileceğini, bu tanığın ifadesinin de soyut olduğunu, bu ifadeye

itibar edilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca Bakanlığın

önerdiği tazminat yolunun somut olay bakımından etkili olmadığını ileri

sürmüştür.

C. Değerlendirme

30. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

31. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığına yönelen bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi

gerekir.

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

33. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü

bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya

konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla

bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca

yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 187-191).

34. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama

tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki

yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa

Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla

ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk

Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

35. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek; aykırılık

saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı

meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, § 58).

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

36. Somut olayda başvurucu 4/11/2016 tarihli tutukluluk hâlinin

devamına ilişkin karara itiraz ettiğini ancak itirazın sonucunun kendisine

tebliğ edilmediğini belirtmiştir. UYAP üzerinden yapılan incelemede de

başvurucunun itirazı hakkında karar verildiğine ilişkin bir bilgi veya belgeye

ulaşılamamıştır. Bu nedenle başvuru yollarının tüketildiği kabul edilmelidir.

Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

37. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacak

genel ilkeler için bkz. Salih Sönmez

(B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 99-104) başvurusu hakkında verilen karar.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

38. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında

silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi

uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

39. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

40. Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında, başvurucu

yönünden kuvvetli suç şüphesini oluşturan somut olguların bulunduğuna genel

olarak değinilmiş; herhangi bir ayrıntıya yer verilmemiştir (bkz. § 13).

41. İddianamede ise isnat edilen suçlamaya ilişkin olarak

başvurucunun meslekten ihraç edilmesine, FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen

bir kısım kişilerle görüşmesinin bulunduğuna ve A.A. adlı tanığın ifadesine

dayanılmıştır.

42. Buna göre başvurucuya yöneltilen ve tutuklamaya konu olan

suçlamanın dayanaklarından biri, başvurucunun görevinden uzaklaştırılması ve

ihraç edilmesidir.

43. Anayasa Mahkemesinin daha önce birçok kez vurguladığı üzere

kişiler hakkında görevden uzaklaştırma ve/veya kamu görevinden çıkarma

tedbirlerinin uygulanmasının -tek başına- suç işlediğine dair kuvvetli bir

belirti olarak kabulü mümkün değildir (bkz. Mustafa

Baldır, B. No: 2016/29354, 4/4/2018, § 70; Mustafa Açay, B.

No: 2016/66638, 3/7/2019, § 54; Ali Aktaş,

B. No: 2016/14178, 17/7/2019, § 53).

44. Soruşturma mercileri ayrıca HTS analiz çalışmaları

neticesinde düzenlenen 2/3/2017 tarihli raporda; başvurucunun kullandığı

telefon ile haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle

görüşmesinin bulunduğunun belirtildiği ancak bu kişilerin genellikle yargı

mensubu olduğu ve örgütün üst düzey yöneticisi olduklarına dair de bir tespite

yer verilmediği belirtilmiştir. Başvurucu, savunmasında; görüşme yaptığı

kişilerle mesleği gereği görüştüğünü, örgütsel bir görüşme gerçekleştirmediğini

belirtmiştir. Soruşturma makamları da başvurucunun hayatın olağan akışına uygun

savunmasının aksini ortaya koyamamışlardır. Başvurucu hakkındaki tanık

anlatımının ise oldukça soyut olduğu, yer, zaman ve eylem bilgisi ihtiva

etmediği, varsayımlara dayalı birtakım çıkarımlardan oluştuğu ve bu anlamda

yargı makamlarına denetim yaparak söz konusu beyanları doğrulama ya da çürütme

imkânı sunmadığı görülmektedir (bkz. §§ 18, 21) Bu nedenle bu beyanların da

kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi mümkün görülmemiştir (benzer yönde

değerlendirmeler için bkz. E.A., B. No: 2016/78293, 3/7/2019, §§ 59-60).

45. Bu itibarla başvurucunun savunması ve dosya kapsamına göre

somut olayda tutuklama için

gerekli olan suç işlendiğine dair kuvvetli

belirtinin yeterince ortaya konulamadığı kanaatine ulaşılmıştır.

46. Varılan bu sonuç karşısında tutuklama nedenlerinin bulunup

bulunmadığına ve tutuklamanın ölçülü olup olmadığına ilişkin ayrıca bir

inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

47. Açıklanan gerekçelerle suç işlediğine dair kuvvetli

belirtiler ortaya konulmadan başvurucu hakkında tutuklama tedbirinin

uygulanmasının, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin olarak olağan

dönemde Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelere

aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

48. Bununla birlikte anılan tedbirin olağanüstü dönemlerde temel

hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını

düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığının

incelenmesi gerekir.

4. Anayasa'nın 15.

Maddesi Yönünden

49. Anayasa Mahkemesi daha önceki pek çok kararında olağanüstü hâl döneminde temel hak ve

özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen

Anayasa'nın 15. maddesinin suç işlendiğine dair belirtilerin varlığı ortaya

konulmadan gerçekleştirilen tutuklamaları meşru kılmadığına, suç işlendiğine

dair belirti olduğu ortaya konulmadan tutuklama tedbirinin uygulanmasının

durumun gerektirdiği ölçüde bir müdahale olmadığına karar vermiştir (Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, §§

152-157; Turhan Günay [GK], B.

No: 2016/50972, 11/1/2018, §§ 83-89; Mustafa

Baldır, B. No: 2016/29354, 4/4/2018, §§ 83-88).

50. Somut olayda bu kararlardan ayrılmayı gerektiren bir yön

bulunmamaktadır. Bu nedenle -Anayasa'nın 15. maddesiyle birlikte

değerlendirildiğinde de- Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

51. Açıklanan gerekçelerle -Anayasa'nın 15. maddesiyle birlikte

değerlendirildiğinde de- başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası

bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

5. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının birinci cümlesi ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

53. Başvurucu; 1.000.000 TL maddi, 1.000.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

54. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri, B.No:

2016/12506, 7/11/2019).

55. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine

karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz

edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin, yani

ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle

ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan

karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,

varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu

bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

56. Başvuruda, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle

Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar

verilmiştir. Başvurucu hakkındaki davada 7/3/2017 tarihinde başvurucunun

tahliyesine karar verilmiş ve başvurucunun tutukluluk hâli sona ermiştir.

57. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin başvurucunun

uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır.

Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya net 27.500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

58. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 2.475 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

C. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

D. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

E. Başvurucuya net 27.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata

ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 22. Ağır Ceza

Mahkemesine (E.2018/420) GÖNDERİLMESİNE,

İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

7/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

K.Ş.

Vekili

:

Av. Nurcan

BAL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/70773, 7 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adli Yardım Talebi
  9. B. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  10. C. Değerlendirme
  11. B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  12. D. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi
  13. F. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  14. G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  15. İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Gökcan
  17. Hakyemez
  18. Menteş
  19. Kaya
  20. Bal
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/70773
Tarih
7 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Şevki Atasoy ve Yakup Atasoy Başvurusu (B. No: 2016/866)
  • Şeyma Fenercioğlu Başvurusu (B. No: 2015/12747)
  • Ali Ertan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/6190)
  • Abdulmecit Er Başvurusu (B. No: 2014/3825)
  • Sami Çelik Başvurusu (B. No: 2016/1559)
  • Cevdet Ayaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/13689)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.