İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cevdet Ayaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/13689)

1. Başvuru; gözaltında avukat yardımından faydalandırılmama nedeniyle

Başvuru No2016/13689Tarih19 Kasım 2019Okuma27 dk · 5.454 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cevdet Ayaz Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/13689
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.454 kelime·27 dk okuma·27 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; gözaltında avukat yardımından faydalandırılmama nedeniyle

müdafi yardımından yararlanma hakkının, müdafi yokluğunda baskı ve zora dayalı

verilen ifadelerin mahkûmiyete esas alınması nedeniyle hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/7/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek görülmediğini

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. Başvurucular Cevdet Ayaz ve Hatip Yazıcı

Hakkındaki Soruşturma Süreci

8. Sırasıyla 1973 ve 1965 doğumlu olan başvurucular olayların

geçtiği tarihte Diyarbakır'da ikamet etmektedirler.

9. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından yasa dışı PŞK-KDP (Partiye Şoreşa

Kürdistan-Kürdistan Devrim Partisi) örgütüne yönelik olarak soruşturma

başlatılmıştır.

10. Soruşturma kapsamında 9/4/2001 tarihinde gözaltına alınan

başvurucular, 18/4/2001 tarihinde tutuklanmışlardır.

11. Başvuruculardan Cevdet Ayaz, müdafii

olmaksızın kollukta verdiği ifadesinde; bahsi geçen örgütün kurucularından biri

olduğunu beyan ederek örgütün organizasyon yapısı ve üyeleri hakkında detaylı

açıklamalarda bulunmuştur. Başvurucu, kolluk ifadesinde; Hoca (kod) Necati

Güzel ile birlikte PŞK-KDP adı altında yeni bir oluşum kurmak için çalışmalar

yaptıkları, bu oluşuma katılması hususunda Hatip Yazıcı'yı kendisinin ikna

ettiği, örgüt toplantılarını Necati Güzel'e ait evde gerçekleştirdikleri

yönünde bilgiler vermiştir.

12. Başvuruculardan Hatip Yazıcı, müdafii

olmaksızın kollukta verdiği ifadesinde; Cevdet Ayaz'ın teklifi üzerine PŞK-KDP

isimli oluşumun içinde yer aldığını, Cevdet Ayaz ve Necati Güzel ile birlikte

koordineli olarak çalıştıklarını, muhtelif tarihlerde Necati Güzel'in

ikametgâhında toplantılar düzenleyerek örgütün programı üzerinde görüştüklerini

beyan etmiştir.

13. Başvurucular, Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı ve DGM

Yedek Hâkimliği önündeki sorgularında; kollukta verdikleri ifadelerin baskı

altında alındığını ve gözleri bağlı bir şekilde, okutulmadan, zorla

imzalatıldığını belirterek kolluk ifadelerini reddetmişlerdir.

14. Soruşturma kapsamında aralarında başvurucuların da yer

aldığı şüphelilerin ikametgâhlarında ve işyerlerinde arama yapılmıştır. Bu

aramalarda örgütsel nitelikli olduğu değerlendirilen ve örgütün organizasyon

yapısına ilişkin bilgilerin bulunduğu çok sayıda doküman, tabanca, dinamit lokumu,

elektrikli fünye ele geçirilmiştir.

B. Başvurucu Necati Güzel

Hakkındaki Soruşturma Süreci

15. 1951 doğumlu olan başvurucu, olayların geçtiği tarihte

İzmir'de ikamet etmektedir.

16. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığı ile ulaşılan

bilgi ve belgelerin incelenmesinden PŞK-KDP örgütüne yönelik olarak başlatılan

soruşturma kapsamında 4/5/2001 tarihinde hakkında gıyabi tutuklama (yakalama)

kararı verilen başvurucunun 9/7/2001 tarihinde tutuklandığı, 12/2/2002

tarihinde ise tahliyesine karar verildiği anlaşılmıştır.

C. Yargılama Süreci

17. Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığının 24/5/2001 tarihli

iddianamesi ile başvurucuların da aralarında yer aldıkları bir kısım şüpheli

hakkında yasa dışı PŞK terör örgütünün kurucusu ve üyesi olma suçundan kamu

davası açılmıştır.

18. İddianamenin başvurucuların eylemleri ile ilgili kısımları

şöyledir:

"Sanıkların, nihai amacı Türkiye

Cumhuriyeti devletinin mevcut düzenini yıkarak sosyalist düzene dayalı doğu ve

güneydoğu Anadolu bölgesi üzerinde KÜRDİSTAN adı altında bağımsız bir kürt devleti kurmak, Kürdistan ulusal bağımsızlık ve

kurtuluş mücadelesinde öngördüğü devrimci savaşımın ülke koşulları içerisinde

oluşan iç dinamiklerin ve diğer ulusal demokratik güçlerin devrimci bir

anlayışı ile sınıf ve sosyal yapı farklılıkları gözetmeden yakın hedefi

Demokratik Devrim gerçekleştirmek olan yasadışı PŞK-KDP (PARTİYE ŞOREŞA

KÜRDİSTAN-KÜRDİSTAN DEVRİM PARTİSİ) terör örgütünü kurarak örgüt adına merkez

Diyarbakır olmak üzere (...) örgütlenme çalışmalarını yürüttükleri, Türkiye

genelinde sansasyonel eylemler yaparak kurdukları örgütün adını duyurmak amacı

ile eylem hazırlığı içerisinde oldukları;

Bu anlamda:

Sanıklar Niyazi Güzel (Hoca kod) Cevdet Ayaz

(Ahmet kod) (...) Hatip Yazıcı (Orhan kod) (...) yasadışı PŞK terör örgütünün

kurucuları oldukları, sanıklardan Necati Güzel, Cevdet Ayaz, [R.Ş.] Hatip Yazıcı, [Z.U.], [N.C.]

Merkez komiteyi oluşturdukları, (...) sanıkların yasadışı PKK terör örgütünün

etkinliğinin azalması ve özellikle Abdullah Öcalan'ın yakalanmasından sonra

karar verdikleri, daha önce yasadışı YEKBUN örgütünden yer alan o örgütün faal

olduğu dönemlerde Kuzey Irak'taki kamplarda Askeri ve Siyasi eğitim gören

sanıklar Yasadışı PŞK terör örgütünün çatısı altında toplandıkları, sürekli

toplantı yaparak örgütün yapılanmasını oluşturdukları, artık sıra örgütün

sesini duyurmak için Türkiye genelinde ses getirecek eylemlerin hazırlığı

içerisindeyken güvenlik kuvvetlerinin yapılan ihbarları değerlendirmek sureti

ile örgütü henüz eylem hazırlığı içerisinde iken ortaya çıkartarak yasadışı

örgütün büyük bir kısmını yakalayarak (...)

Sanıkların evlerinde ve üzerilerinde

yapılan aramalarda çok sayıda yasak yayın ve örgütsel doküman (...) ele

geçirildiği, (...) güvenlik kuvvetlerinin istihbaratı araştırma neticesinde

yaptıkları operasyonlar sonucunda sanıkların

eylem yapmadan yakalandıkları ve böylece sanıkların müsned

suçları işledikleri gerek kollukta alınan savunmalarından, gerek sanıkların

evlerinde, işyerlerinde ve üzerilerinde yapılan arama

neticesinde ele geçirilerek emanete alınan belge ve mühimmatlardan, gerek sanıklardan [N.C.] ait disketin Nöbetçi

DEVLET GÜVENLİK MAHKEMESİ Yedek Hakimliği tarafından yaptırılan çözümünde

yasadışı PŞK terör örgütünün program taslağının bulunmasından(...) müsned suçu işledikleri anlaşılmakla..."

19. Diyarbakır 2 No.lu DGM'nin E.2001/197 sayılı dosyasına kaydedilen

davanın 27/11/2001 tarihli celsesinde başvuruculardan Necati Güzel, müdafii eşliğinde savunma yapmıştır. Başvurucu, kolluk

beyanı dışında suçlamaları kabul ettiğine dair herhangi bir beyanı

bulunmadığını belirterek hakkındaki suçlamayı reddetmiştir.

20. Diğer başvurucular Cevdet Ayaz ve Hatip Yazıcı da yargılama

sırasında müdafi yardımından yararlanmış, suçlamaları reddetmiş ve önceki

ifadelerini kabul etmemişlerdir.

21. Devlet güvenlik mahkemelerinin kapatılması üzerine

yargılamaya (kapatılan) Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK. 250. maddesi

ile görevli) (Mahkeme) E.2001/197 sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir.

22. Mahkemenin 27/11/2012 tarihli kararı ile başvurucuların

atılı suçtan 15 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına hükmedilmiştir.

Gerekçeli kararın ilgili kısımları şöyledir:

"PŞK-KDP (PARTİYA ŞOREŞA

KÜRDİSTAN-KÜRDİSTAN DEVRİM PARTİSİ) GENEL DEĞERLENDİRME

KAWA, YEKBUN, PRNK/KUK, TSK ve TS isimli

örgütler tarafından 16/03/1996-03/04/1996 tarihleri arasında Romanya-Köstence-Tekirgöl kasabasında yapılan toplantı ile PYSK-KSBP (Partiya Yetkiya Sosyalista Kürdistan - Kürdistan Sosyalist Birlik Partisi)

adı altında bir oluşum gerçekleştirildiği,KAWA ve

YEKBUN örgütleri arasında meydana gelen kişisel anlaşmazlıklar ve bu örgütlerin

faaliyetleri birbirinden bağımsız olarak kendi isimleri altında sürdürme

gayretleri neticesinde 10-11-12 TEMMUZ 1998 tarihlerinde Almanya'da toplantı

ile PYSK(KSBP) oluşumunun fes edildiği,bir grup

YEKBUN örgütü eski kadrolarınca PŞK-KDP(Partiya Şoreja Kürdistan - Kürdistan Devrim Partisi) adı altında

yeni bir yapılanmaya gidildiği anlaşılmıştır.

(...)

AHMET SUAT KOD CEVDET AYAZ Emniyetteki

ifadesinde; PŞK (PARTİYA ŞOREJA

KURTİSTAN) KDP ( KÜRDİSTAN DEVRİM PARTİSİ) nin

kurucularından olduğunu, (...)YEKBUN örgütünün 1998 yılı içerisinde fesih

edildiğini, Genel Kürtçü Mücadele tarihçesi içerisinde gelinen aşamalarda

mevcut Kürtçü örgütlerin ortak ve ferdi sorumluluklarına işaret edilerek,

özellikle terör örgütü PKK lideri ABDULLAH ÖCALAN'ın

yakalanması ile hızla bir çözüm aşamasına gelen örgütün yerini dolduracak

herhangi bir örgütün olmayışı ve bu vesile ile gündeme güçlü girilerek bir

örgütle söz konusu PKK tabanının kendi çevrelerinde toparlanabileceği düşüncesi

ile bir birleşim sağlanabileceği ve bu fikre sıcak bakılması hususunda

telkinlerde bulunulması üzerine kendisinin de yeni bir oluşum içerisinde yer

almaya karar vermesi üzerine, HOCA KOD NECATİ GÜZEL ile kendisinin söz konusu

çalışmalar çerçevesinde halihazırda ilimizde faaliyet gösteren bir grup YEKBUR

örgütü eski kadrolarınca, PKK terör örgütünün halkın isteklerine cevap

veremediği fikrinden hareketle PŞK-KDP (Partiya Şoreja Kürdistan- Kürdistan Devrim Partisi) adı altında

yeni bir yapılanmaya gittikleri,yürütülün çalışmalar

çerçevesinde ilimiz merkezli 11/04/1999 tarihi itibarı ile başlayan bir süreçte

PŞK-KDP(Partiya Şoreja

Kürdistan- Kürdistan Devrim Partisi)adı altında yeni bir örgütlenmeyi oluşturduklarını,

bu oluşum içerisnde mücadele edecek şahıslara

kendisinin ulaştığını ve bizzat kendisinin görüştüğü SEDAT KOD [N.C.] ile şu an göz atında bulunan ORHAN KOD HATİP YAZICI,

ŞERZEN KOD [Z.U.] FIRAT KOD [R.Ş.] isimli şahısları örgütleyerek oluşumu sağlanan PŞK

içerisinde faaliyet göstermelerine ikna ettiğini, örgütsel buluşmaları HOCA KOD

NECATİ GÜZEL isimli şahsın evinde yaptıklarını (...)beyan etmiştir.

(...)

HATİP YAZICI Emniyetteki ifadesinde;

1989-1990’lı yıllarda ihracat ithalat işleriyle uğraştığından sürekli olarak

Irak ve diğer ülkelere gidip geldiğini, Irak’a gittiğimde orada ilk önceleri

PPKK (KÜRDİSTAN ÖNCÜ İŞÇİ PARTİSİ) örgütü mensupları ile tanıştığını, bu

şahıslardan etkisi ve telkinleri sonucu 1993 yılı içerisinde ROJ dergisine

gitmeye başladığını, burada HASAN (...) isimli şahsın propagandaları sonucu

YEKBUN örgütüne sempati duyduğunu, (...) YEKBUN örgüt örgütünün propagandasını,

eski faaliyetlerini ve amaçlarını anlattıklarını, SELİM KOD [M.B.nin] ikametinde

AHMET KOD CEVDET AYAZ isimli şahısla tanıştığını, daha sonra bu şahsın önceden

YEKBUN örgütü içerisinde faaliyet gösterdiğini öğrendiğini, bu şahsın kendisine

kürt halkının bağımsızlığı için mücadele etmek için

yeni YEKBUN örgütü içerisinde önceden faaliyet gösteren arkadaşları ile yeni

bir oluşuma gittiklerin, bu şahsın teklifi ile bu oluşum içinde yer aldığını,

bunun üzerine AHMET KOD CEDET AYAZ’ın kendisini HOCA

KOD NECAT GÜZEL isimli şahısla tanıştırdığını, (...)

Sanıkların emniyet ifadeleri, yer gösterme

tutanakları, teşhis tutanakları, yüzleştirme tutanakları, aramalarda ele

geçirilen örgütsel dokümanlar- silahlar, bilgi alma tutanakları, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuarı

Müdürlüğünce tanzim edilen Ekspertiz raporu,Diyarbakır

Kriminal Polis Laboratuarı

Müdürlüğünce tanzim edilenbomba imha raporu,PŞK MK Olağan Genel Toplantısı Karar Metni,PŞK Merkez Yürütme Komitesine hitaben yazılmış rapor,PŞK Merkez Komitesine hitaben yazılmış faliyet raporu,PŞK M.K (Geçici)

ne sunulur başlıklı faaliyet raporu,yakalama, üst

arama tutanakları,muvafakatlı ev arama tutanakları, muvafakatlı ev arama yer gösterme ve zapt etme tutanağı,

ifadeli yer gösterme yakalama ve arama tutanağı,üst

arama ve teslim tutanakları,mukayese el yazısı forumları,PŞK-KDP (Partiye Şoreşa

Kurdistan-Kürdistan Dervim

Partisi)'nin kuruluşu, faaliyet alanı, proğram taslağı, merkez komite kararları, amaç ve

hedefleri, gerçekleştirilen operasyonlar bildirir yazı,yer

gösterme tutanakları,Diyarbakır 2. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi Yedek Üyeliğinin 04/05/2001

tarih ve 2001/601 Müt sayılı kararı,Emniyet

Genel Müdürlüğünün PŞK örgütü ile ilgili yazısı ve tüm dosya kapsamıyla

birlikte değerlendirildiğinde,

(...)

Terör örgütü PKK lideri ABDULLAH ÖCALAN'ın yakalanması ile Avrupa alanında meydana gelen

gelişmelere dahil olmak maksadıyla PŞK terör örgütü sansasyonel bir eylem

gayreti içerisinde girmişse de temelde yine Avrupa alanındaki gelişmelerin göz

önünde bulundurulması, özelde ise örgütlenmenin ülke genelinde tamamlanmaması

gerekçe gösterilerek eylem gayretlerinin daha sonraki bir döneme ertelenmesinin

daha sağlıklı olacağı değerlendirmesi ile bu yönlü girişimleri geçici olarak

askıya almıştır.

Silahlı faaliyetlerin askıya alınması ile

örgüt yapısının oturtulması ve geliştirilmesi çalışmalarına hız veren örgütün

nadiren halihazırda ilişkide bulundukları terör örgütü PKK'ya mazahir YEKBUN kökenli örgüt mensupları ile irtibata geçerik MK üyesi mensupların, eski tanışıklarını baz almak

suretiyle her bir alana ayrı ayrı girilerek örgütlenme ağını bire bir ikna yolu

ile Türkiye geneline yayma gayreti içerisine girmişlerdir.

PŞK Kürdistan ulusal bağımsızlık ve kurtuluş

mücadelesinde öngördüğü devrimci savaşımın ülke koşulları sürecinde oluşan iç

dinamiklerin ve diğer ulusal demokratik güçlerin devrimci bir anlayışı ile

sınıf ve sosyal yapı farklılıkları göz ardı etmeden yakın hedefi olan

Demokratik Devrimi gerçekleştirmektir.

PŞK'nın merkez komitesinin Hoca KOD Necati GÜZEL, Ahmet KOD Cevdet AYAZ, Fırat

KOD [R.Ş.] Orhan KOD Hatip

YAZICI, Şerzan KOD [Z.U.] ve Sedat KOD isimli şahıslardan oluştuğu Yurtiçi

faaliyetlerini Ahmet KOD Cevdet AYAZ, Fırat KOD [R.Ş.] ve Orhan KOD Hatip YAZICI'nın

yaptıkları, yurtdışı faaliyetlerini ise Hoca KOD Necati GÜZEL'in

İsveç'te bulunan kardeşi [V.G.]

ve daha önceden tanıdıkları aracılığı ile yaptığını, Askeri kanadın sorumluluk

ve koordinesini Fırat KOD [R.Ş.nin] yaptığı, Siyasi kanadın sorumluluk ve koordinesini

Ahmet KOD Cevdet AYAZ'ın yaptığı, diğer sanıkların

örgüte üye oldukları, ele geçirilen silah ve malzemelerden örgütün silahlı bir

örgüt olduğu hususu tüm dosya kapsamı ile sübuta ermiştir.

Sanıklar C. Savcı[lı]ğında ve Mahkemedeki savunmalarında atılı suçlamaları

kabul etmemişlerdir.Sanıkların inkara yönelik savunmalarına,

sanıkların hazırlık aşamasında emniyette verdikleri ve ele geçen belgeler ile

uyumlu savunmaları, yer gösterme tutanakları, teşhis tutanakları, yüzleştirme tutanakları,aramalarda ele geçirilen örgütsel dokümanlar-

silahlar, bilgi alma tutanakları,Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuarı

Müdürlüğünce tanzim edilen Ekspertiz raporu,Diyarbakır

Kriminal Polis Laboratuarı

Müdürlüğünce tanzim edilenbomba imha raporu,PŞK MK Olağan Genel Toplantısı Karar Metni,PŞK Merkez Yürütme Komitesine hitaben yazılmış rapor,PŞK Merkez Komitesine hitaben yazılmış faliyet raporu, PŞK M.K (Geçici) ne sunulur başlıklı

faaliyet raporu,yakalama, üst arama tutanakları,muvafakatlı ev arama tutanakları, muvafakatlı ev arama yer gösterme ve zapt etme tutanağı,

ifadeli yer gösterme yakalama ve arama tutanağı,üst

arama ve teslim tutanakları,mukayese el yazısı forumları,PŞK-KDP (Partiye Şoreşa

Kurdistan-Kürdistan Dervim

Partisi)'nin kuruluşu, faaliyet alanı, proğram taslağı, merkez komite kararları, amaç ve

hedefleri, gerçekleştirilen operasyonlar bildirir yazı,Emniyet

Genel Müdürlüğünün PŞK örgütü ile ilgili yazısı ve tüm dosya kapsamı karşısında

itibar edilmemiştir."

23. Başvurucular; PŞK isimli bir örgütün mevcut olmadığını,

silahlı ya da silahsız herhangi bir eylem iddiasında bulunulmadığını, örgütün

varlığına ve kendilerinin bu örgütün kurucusu ve yöneticisi olduklarına dair

tek delilin kolluk beyanları olduğunu, bu beyanları ise tüm aşamalarda

reddettiklerini belirterek hükmü temyiz etmişlerdir.

24. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 4/4/2016 tarihli kararı ile

hüküm onanmıştır.

25. Nihai karar 3/6/2016 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiş

olup başvurucular 1/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

26. 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun

168. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Her kim, 125, 131,

146, 147, 149 ve 156 ncı

maddelerde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cemiyet ve çete teşkil eder

yahut böyle bir cemiyet ve çetede amirliği ve kumandayı ve hususi bir vazifeyi

haiz olursa onbeş seneden aşağı olmamak üzere ağır

hapis cezasına mahkum olur"

27. Olay tarihinde yürürlükte olan 4/4/1929 tarihli ve 1412

sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 135. maddesi şöyledir:

“Zabıta

amir ve memurları ile Cumhuriyet Savcısı tarafından ifade almada ve hâkim

tarafından sorguya çekilmede aşağıdaki hususlara uyulur:

1. İfade verenin veya sorguya çekilenin

kimliği tesbit edilir. İfade veren veya sorguya

çekilen kimliğe ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmak zorundadır.

2. Kendisine isnat edilen

suç anlatılır.

3. Müdafi tayin hakkının

bulunduğu, müdafi tayin edebilecek durumda değilse baro tarafından tayin

edilecek bir müdafi talep edebileceği ve onun hukuki yardımından

yararlanabileceği, isterse müdafiin soruşturmayı

geciktirmemek kaydı ile ve vekaletname aranmaksızın ifade veya sorguda hazır

bulunacağı bildirilir; yakınlarından istediğine yakalandığını duyurabileceği

söylenir.

4. İsnad edilen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu

söylenir.

5. Şüpheden kurtulması

için somut delillerinin toplanmasını talep edebileceği hatırlatılır ve kendisi

aleyhine var olan şüphe sebeplerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları

ileri sürmek imkânı verilir.

6. İfade verenin veya

sorguya çekilenin şahsi halleri hakkında bilgi alınır.

7. İfade veya sorgu bir

tutanakla tesbit edilir. Bu tutanakta;

a) İfade verme veya

sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih,

b) İfade verme veya

sorguya çekme sırasında hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatları ile ifade

veren veya sorguya çekilen kişinin açık kimliği,

c) İfade vermenin veya

sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine getirilip getirilmediği, bu

işlemler yerine getirilmemiş ise sebepleri,

d) Tutanak içeriğinin

ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan müdafi tarafından okunduğu ve

imzalarının alındığı,

e) İmzadan imtina halinde bunun nedenleri yer

alır.”

28. 1412 sayılı mülga Kanun’un 136. maddesi şöyledir:

“Yakalanan

kişi veya sanık, soruşturmanın her hal ve derecesinde bir veya birden fazla müdafiin yardımından faydalanabilir. Kanuni temsilcisi

varsa o da yakalanana veya sanığa bir müdafi seçebilir.

Zabıta amir ve memurları tarafından yapılacak

sorgulama işlemlerinde, ancak bir müdafi hazır bulunabilir. Cumhuriyet

Savcılığı işlemlerinde bu sayı üçü geçemez.

Zabıtaca yapılan soruşturma da dahil olmak

üzere, soruşturmanın her safhasında müdafiin,

yakalanan kişi veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında

olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.”

29. 1412 sayılı mülga Kanun’un 138. maddesi şöyledir:

“Yakalanan

kişi veya sanık müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse talebi

halinde baro tarafından kendisine bir müdafi tayin edilir. Yakalanan kişi veya

sanık onsekiz yaşını bitirmemiş yahut sağır veya

dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede malul olur ve bir müdafi’de bulunmazsa talebi aranmaksızın kendisine müdafi

tayin edilir.”

30.1412 sayılı mülga Kanun’un 144. maddesi şöyledir:

“Yakalanan

veya tutuklu bulunan kişi vekaletname aranmaksızın müdafi ile her zaman ve

konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin

müdafi ile yazışmaları denetime tabi tutulamaz.”

31. Başvurucuların gözaltında bulunduğu sırada yürürlükte

bulunan 16/6/1983 tarihli ve 2845 sayılı mülga Devlet Güvenlik Mahkemelerinin

Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 16. maddesi şöyledir:

“Devlet

Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren suçlarda yakalanan veya tutuklanan

şahıs, yakalama veya tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için

zorunlu süre hariç en geç kırksekiz saat içinde hakim önüne çıkarılır ve sorguya çekilir.

Üç veya daha fazla kişinin bir suça iştiraki

suretiyle toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya

fail sayısının çokluğu ve benzeri nedenlerle Cumhuriyet savcısı, bu sürenin

dört güne kadar uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Soruşturma bu sürede

sonuçlandırılmazsa Cumhuriyet savcısının talebi ve hakim

kararı ile süre yedi güne kadar uzatılabilir.

Anayasanın 120 nci maddesi gereğince olağanüstü hal ilan edilen

bölgelerde yakalanan veya tutuklanan kişiler hakkında ikinci fıkrada yedi gün

olarak belirlenen süre Cumhuriyet savcısının talebi ve hakim kararıyla on güne

kadar uzatılabilir.

Tutuklu bulunan sanık, müdafii

ile her zaman görüşebilir. Hakim tarafından gözaltı

süresinin uzatılmasına karar verildikten sonra gözaltında bulunan kişi hakkında

da aynı hüküm uygulanır.”

32.Başvurucuların gözaltında bulunduğu sırada yürürlükte olan

18/11/1992 tarihli ve 3842 sayılı Kanun’un 31. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Bu

Kanunun 4, 5, 6, 7, 9, 12, 14, 15, 18, 19, 20 ve 22 nci madde hükümleri Devlet Güvenlik Mahkemelerinin

görev alanına giren suçlarda uygulanmaz. Bunlar hakkında 1412 sayılı Ceza

Muhakemeleri Usulü Kanununun bu değişiklikten önce yürürlükte olan eski

hükümleri değiştirilmeden önceki halleriyle uygulanır.”

33. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

148. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:

“Müdafi

hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli

veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.”

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

34. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrası ve (3) numaralı fıkrasının (c) bendi şöyledir:

''1. Herkes davasının, …

cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek

olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil ve

kamuya açık olarak, … görülmesini isteme hakkına sahiptir...

…

3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki

asgari haklara sahiptir:

…

c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir

müdafiin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak

için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için

gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak

yararlanabilmek;''

2.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

35. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin 6.

maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi kapsamında, suç isnadı altında bulunan

kişi savunma hakkının kullanılmasında üç ayrı hakka sahiptir. Bunlar kendisini

bizzat savunma, seçtiği bir müdafi yardımından yararlanma, bir müdafi tayin

etme olanağından yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görülürse

resen atanacak bir müdafi yardımından yararlanma haklarıdır. Dolayısıyla suç

isnadı altında bulunan kişinin kendisini bizzat savunması talep edilemez (Pakelli/Federal Almanya, B. No: 8398/78,

25/4/1983, § 31). Bir suçla itham edilen herkesin avukat yardımından etkili bir

şekilde yararlanma hakkı, mutlak bir hak olmamakla beraber adil yargılanma

ilkesinin temel özelliklerinden birini oluşturmaktadır (Salduz/Türkiye [BD], B. No: 36391/2, 27/11/2008, § 51).

36. Kendini suçlamama hakkı, kamu makamlarının

şüphelinin/sanığın arzusu hilafına baskı ve zorlama metotları ile elde edilen

delillere başvurmadan iddialarını ispat etmelerini öngörmektedir (Jalloh/Almanya [BD], B. No: 54810/00, 11/7/2006,

§ 100; Salduz/Türkiye, § 54). AİHM, soruşturma

evresindeki ikrarın kötü muamele veya işkence altında verildiği belirtilerek

hâkim önünde reddedilmesi hâlinde bu konunun irdelenmeden esasa geçilerek

ikrarın dayanak olarak kullanılmasını bir eksiklik olarak değerlendirmiştir (Hulki Güneş/Türkiye, B. No: 28490/95,

19/6/2003, § 91). Bu kapsamda ikrarın avukat yardımı olmaksızın ve uzun süren

bir gözaltı sırasında yapılmış olması gibi hususlar da gözönünde

bulundurulmalıdır (Barberà, Messegué ve Jabardo/İspanya [GK], B. No: 10590/83,

6/12/1988, § 87).

37.İlke olarak şüpheliye, gözaltına alındığı ya da tutuklandığı

andan itibaren avukat yardımından yararlanma imkânı sağlanmalıdır (Dayanan/Türkiye, B. No: 7377/3,

13/10/2009, § 31). AİHM diğer taraftan kolluk tarafından ifade alınma aşamasını

da kapsayan müdafi yardımından yararlanma hakkının geçerli bir nedene

dayanılarak kısıtlanabileceğini, bu durumda somut olay açısından yargılamanın

bütününe bakılarak söz konusu kısıtlamanın adil yargılanmaya engel olup

olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir (John Murray/Birleşik

Krallık [BD], B. No: 18731/91, 8/2/1996, § 63; Magee/Birleşik Krallık,

B. No: 28135/95, 6/6/2000, § 41).

38. Bu bağlamda AİHM, Sözleşme’nin 6. maddesinin ne lafzı ne de

ruhunun başvuranın iradi olarak açık ya da örtülü biçimde adil yargılanma

hakkından vazgeçmesini engellemediğini belirtmektedir (Aksin ve diğerleri/Türkiye, B. No: 4447/5,

1/10/2013, § 48). Adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan müdafi yardımından

yararlanmadan vazgeçmenin geçerli ve etkin olabilmesi için her türlü şüpheden

uzak bir açıklıkta olması, ayrıca sonuçlarının ağırlığının gerektirdiği asgari

garantileri içermesi gerekir (Salduz/Türkiye,

§ 59).

39.

AİHM, bazı durumlarda kişinin talebi olmasa da resen ücretsiz olarak avukat

tayin edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Kişinin olanağının olmaması yanında

ayrıca suçlama nedeniyle alabileceği özgürlükten mahrum bırakılmayı gerektiren

bir ceza ve davanın karmaşıklığı, avukat yardımının sağlanmasını gerektiren bir

hukuki menfaati ortaya çıkarmaktadır (Tunç/Türkiye,

B. No: 32432/96, 27/3/2007, §§ 55, 56).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

40. Mahkemenin 19/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Müdafi Yardımından

Yararlanma Hakkıyla Bağlantılı Olarak Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları

41.Başvurucular, genel olarak yargılamanın hakkaniyete uygun

yürütülmediğini, bu kapsamda esas olarak gözaltında avukata erişim imkânından

yararlandırılmadıkları sırada imzalanan ancak içeriği kabul edilmeyen ifadelere

dayanılarak mahkûmiyetlerine karar verildiğini belirterek adil yargılanma

haklarının ve suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının müdafi

yardımından yararlanma hakkıyla bağlantılı olarak hakkaniyete uygun yargılanma

hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

43. Anayasa’nın 36. maddesinin(1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

44. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan müdafi

yardımından yararlanma hakkıyla bağlantılı olarak hakkaniyete uygun yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

45. Ceza yargılamasında savunma haklarının güvence altına

alınması, demokratik toplumun temel ilkelerindendir (Erol Aydeğer, B. No: 2013/4784,

7/3/2014, § 32). Savunma, ceza adaletinin hakkaniyete uygun gerçekleşmesini

sağlamaktadır. İddiaya karşı savunma tanınmadığı sürece silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkelerine uygun muhakeme yapılması ve maddi gerçeğe

ulaşılması da mümkün değildir (Yusuf Karakuş

ve diğerleri, B. No: 2014/12002, 8/12/2016, § 69).

46.Savunma hakkının sağladığı güvenceler

esasen adil yargılanma hakkı içinde yer almaktadır. Savunma hakkı, hukuk

devleti ilkesinin gereklerinden ve adil yargılanma hakkının önemli

güvencelerinden biri olması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde açıkça ifade

edilmiştir. Anılan hükümde, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Savunma hakkı tanınmadan

kişilerin cezalandırılması, Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan

masumiyet karinesine de uygun değildir. Bu nedenle savunma hakkının

sağlanmadığı bir yargılamanın adil olduğundan söz edilemez(Yusuf Karakuş ve diğerleri, § 70).

47. Şüpheli ve sanığa salt savunma hakkının tanınması yeterli

değildir. Şüpheli ve sanığın savunma için Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen

meşru vasıta ve yollardan yararlandırılması

da gerekir. Savunmada başvurulacak meşru vasıta ve yollar arasında avukatların

teknik bilgilerinden ve tecrübelerinden yararlanma olanağı da bulunmaktadır.

Şüpheli ve sanık için Anayasa'nın 36. maddesinde sözü edilen meşru vasıta ve

yollardan en önemlisi müdafi yardımından yararlanmaktır. Diğer bir ifadeyle

müdafi yardımından yararlanma hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen meşru vasıta ve yollar kavramının

kapsamındadır. Bu itibarla müdafi yardımından yararlanmanın adil yargılanma

hakkının kapsam ve içeriğine dâhil ve bu hakkın doğal sonucu olduğu ortaya

çıkmaktadır. Dolayısıyla suç isnadı altındaki kişi, adil yargılanma hakkı

kapsamında kendisini bizzat

savunma veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanma hakkına sahiptir (Yusuf Karakuş ve diğerleri, § 72).

48. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerce de güvence altına

alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır.

Nitekim Sözleşme'nin6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (c) bendinde; bir suç

ile itham edilen herkesin kendisini bizzat

savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanması, eğer avukat

tutmak için gerekli maddi olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi

için gerekli görüldüğünde resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz

olarak yararlanabilmesi hakkı düzenlenmiştir (Yusuf

Karakuş ve diğerleri, § 73).

49. Savunmanın iddia makamı karşısında dezavantajlı konuma

düşmemesi için şüpheli ve sanığın kendisini bireysel

olarak (bizzat) savunabilmesinin yanı sıra müdafi yardımından yararlandırılması

da gerekebilir. Suç isnadı altındaki kişinin müdafi yardımına olan ihtiyacı;

delillere ulaşma bakımından yaşanan güçlüklerin aşılması, hukuki bilgi

eksikliği veya içinde bulunulan psikolojik durumdan kaynaklanabilir. Bu

kapsamda savunma hakkının etkin bir şekilde kullanma imkânını sağlayan müdafi

yardımından yararlanma hakkı aynı zamanda adil yargılanma hakkının diğer bir

unsuru olan silahların eşitliği ilkesinin

de gereğidir. Diğer bir ifadeyle müdafi yardımından yararlanma hakkı hem

savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamakta hem de silahların

eşitliği ilkesine işlerlik kazandırmaktadır (Yusuf

Karakuş ve diğerleri, § 74).

50. Anılan hakkın ilke olarak şüphelinin kolluk tarafından ilk

kez sorgulanmasından itibaren sağlanması gerekir. Şüpheliye kolluk tarafından

ilk kez sorgulanmasından itibaren avukata erişim hakkı sağlanması, kendisini

suçlamama ve susma hakları yanında genel olarak da adil yargılanma hakkının

etkili bir koruma işlevine sahip olması bakımından gereklidir. Çünkü bu aşamada

elde edilen deliller, yargılama sırasında söz konusu suçun hangi çerçevede ele

alınacağını belirlemektedir. Özellikle delillerin toplanması ve kullanılması

aşamasında cezai yargılamaya ilişkin mevzuat giderek daha karmaşık hâle

geldiğinden şüpheliler, ceza yargılamasının bu evresinde kendilerini savunmasız

bir durumda bulabilir. Belirtilen savunmasızlık hâli, ancak bir müdafinin

hukuki yardımı ile gereği gibi telafi edilebilir (Aligül Alkaya ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1138, 27/10/2015, §§

118, 135; Sami Özbil,

B. No: 2012/543, 15/10/2014, § 64).

51. Müdafi yardımından yararlanma hakkı mutlak değildir. Bu

hakkın istisnai hâllerde sınırlandırılması mümkündür. Zorunlu sebeplerin ortaya

çıkması hâlinde bu hak kısıtlanabilir. Avukat erişiminin sağlanmamasına

istisnai olarak zorunlu sebeplerin gerekçe gösterilmesi durumunda bile böylesi

bir kısıtlama şüphelinin/sanığın adil yargılanma bağlamında güvence altına

alınan haklarına zarar vermemelidir (Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 118, 137). Müdafi yardımından

yararlanma hakkı bakımından önemli olan, yargılamaya bir bütün olarak bakıldığında

şüphelinin/sanığın müdafi yardımından etkili bir biçimde yararlanmış olmasıdır.

Ancak avukata erişim yönünden getirilen kısıtlama yargılamanın sonraki

aşamalarında telafi edilmiş ise savunma hakkı ihlal edilmiş sayılmaz (Yusuf Karakuş ve diğerleri, § 78).

52. Sanık, olay hakkında doğrudan doğruya bilgiye sahiptir.

Dolayısıyla sanığın beyanlarının olayın aydınlatılması bakımından son derece

önemli bir delil niteliğinde olduğu açıktır. Bu bakımdan suç isnadı altındaki

kişinin müdafi hazır bulunmadığı hâlde kendini suçlayıcı beyanlarda bulunup

bulunmadığı, bu itirafların aleyhinde kullanılıp kullanılmadığı, susmasından

mahkemece olumsuz sonuçlar çıkarılıp çıkarılmadığı ve kendisine herhangi bir

baskı uygulanıp uygulanmadığı her somut olayda değerlendirilmelidir. Bir ceza

davasında kendi aleyhine tanıklık etmeme ve delil vermeye zorlanmama hakkı, suç

isnadını zorla veya baskıyla sanığın isteğine aykırı olarak elde edilen

delillere başvurmadan kanıtlamaya çalışmayı gerektirir. Avukata erişimi sağlanmayan

sanığın kolluktaki ikrarının mahkûmiyet kararında kullanılması durumunda

savunma hakkına telafi edilmez biçimde zarar verilmiş sayılacaktır. Soruşturma

evresinde elde edilen ikrarın kötü muamele ve işkence altında verildiği

belirtilerek reddedilmesi durumunda mahkemece bu husus irdelenmeksizin ikrarın

dayanak olarak kullanılması önemli bir özen eksikliğidir (Yusuf Karakuş ve diğerleri, § 79).

53. Bireysel başvuru incelemelerinde, ölçü norm Anayasa'dır;

kanuna uygunluk denetimi yapılmamaktadır. Bu nedenle kanuna dayalı olarak

avukata erişimin kısıtlanması yönündeki uygulamanın Anayasa'ya uygun olduğu

anlamına gelmez. Müdafi yardımından yararlanma hakkının Anayasa'nın 36.

maddesini ihlal edip etmediğinin değerlendirilmesinde yargılamanın bütünlüğü

içinde somut davanın kendine özgü koşulları dikkate alınmalıdır. Anayasa

Mahkemesi de daha önce şüphelilerin devlet güvenlik mahkemelerinin görev

alanına giren suçlar yönünden müdafi yardımından faydalandırılmamasının

mevzuattan kaynaklanan bir uygulama olduğunu tespit etmiş (Aligül Alkaya ve diğerleri, § 144, Sami Özbil, § 71; Güllüzar Erman, B. No: 2012/542, 4/11/2014, § 48)

ancak müdafi yardımından yararlanma hakkının sonradan telafi edilmediği

gerekçesiyle ihlal kararları vermiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 127-145, Sami Özbil, §§ 56-76; Aynur Avyüzen,

B. No: 2014/784, 27/10/2016, §§ 37-58; Veli

Özdemir, B. No: 2014/785, 27/10/2016, §§ 39-62).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

54. Somut olayda başvurucuların gözaltında tutulduğu sırada

devlet güvenlik mahkemelerinin görev alanına giren suçlar yönünden kural olarak

müdafi yardımından yararlanmaları ancak belli bir aşamadan sonra mümkün

olmaktadır. 3842 sayılı Kanun’a eklenen 31. maddeyle gözaltında bulundurmaya ve

müdafi yardımından yararlanmaya ilişkin yeni düzenlemelerin devlet güvenlik

mahkemelerinin görev alanına giren suçlarda uygulanmayacağı, bunlar hakkında

değişiklik yapılmadan önceki 1412 sayılı mülga Kanun hükümlerinin uygulanacağı

hükme bağlanmıştır. Başvurucuların gözaltında tutulduğu tarihlerde anılan

mevzuat, gözaltı süresinde avukata erişim imkânını tanımamaktadır.

Başvurucuların belirtilen şartlarda 10 ile 12 gün arasında gözaltında tutulduğu

görülmektedir.Bu itibarla

başvurucuların gözaltında bulunduğu dönemde müdafi yardımından

faydalandırılmamalarının mevzuata dayandırılan yerleşik bir uygulama olduğu

anlaşılmaktadır.

55. Başvurucular, PŞK isimli silahlı örgütün kurucusu olma

suçundan yargılanarak mahkȗm edilmişlerdir.

Başvurucuların mahkȗmiyetlerine hükmedilirken

kendilerinin ve diğer sanıkların gözaltında müdafi olmaksızın elde edilen

beyanlarının delil olarak kabul edildiği görülmektedir. Somut olayda

başvurucular, söz konusu terör örgütünün merkez komitesinde yer alarak örgütün

yöneticileri olmakla suçlanmaktadırlar. Başvurucular gözaltına alınmış ve

tutuklandıkları tarihe kadar gözaltında tutulmuşlardır. Başvurucular, müdafi

olmadan kollukta verdikleri ifadelerinde; isnat edilen suçu nasıl ve kimlerle

birlikte işlediklerine dair beyanda bulunmuşlardır. Cumhuriyet Başsavcılığında

ve sorguda müdafi yardımından yararlanmayan başvurucular; Mahkeme önünde

yaptıkları savunmalarında ise kolluk beyanlarının baskıya dayalı olarak

alındığını, gözleri bağlı bir şekilde kendilerine okutulmadan imzalatıldığını

belirterek bu beyanları reddetmişlerdir.

56. Öte yandan mahkȗmiyet

hükmünün yer gösterme tutanakları, teşhis tutanakları, yüzleştirme tutanakları,

aramalarda ele geçirilen örgütsel dokümanlar, silahlar, bilgi alma tutanakları,

Emniyet Genel Müdürlüğünün PŞK örgütü ile ilgili yazısı ve sair delillere

dayandırıldığını da not etmek gerekir. Bununla birlikte başvurucuların

gözaltında verdikleri ifadelerin belirleyici ölçüde hükme esas alındığı

görülmektedir (bkz. § 23). Mahkemenin gerekçeli kararında bahsi geçen diğer

delillerin başvurucuların kolluk beyanları ile uyumlu olduğu yönünde

değerlendirmede bulunularak başvurucuların kolluk beyanlarına itibar edildiği

ifade edilmiştir.

57. Başvurucuların diğer deliller yanında müdafi olmaksızın

alınan ve daha sonra Mahkemede doğrulanmayan ifadeleri doğrultusunda isnat

edilen suçtan mahkûmiyetlerine karar verildiği, gözaltında iken alınan bu

ifadelerin mahkûmiyet için belirleyici biçimde kanıt olarak kullanıldığı

anlaşılmaktadır.

58. Sonradan (yargılama devam ettiği sırada) yürürlüğe giren

5271 sayılı Kanun’un 148. maddesi; hâkim veya mahkeme önünde doğrulanmayan,

müdafi yardımı sağlanmadan alınan kolluk beyanları bakımından kovuşturma

aşamasında savunmanın etkinliğini sağlayacak niteliktedir. Ancak Mahkemece bu

husus gerekçede tartışılmamış ve temyiz aşamasında da bu eksiklik telafi

edilememiştir. Gözaltında avukata erişim imkânı sağlanmamasının mevzuata dayalı

yerleşik bir uygulamadan kaynaklanması ve bu sırada elde edilen ifadelerin

mahkûmiyet kararına esas alınması müdafi yardımından yararlanma hakkıyla

bağlantılı olarak hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali sonucunu

doğurmuştur.

59. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki müdafi

yardımından yararlanma hakkıyla bağlantılı olarak hakkaniyete uygun yargılanma

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

60. Başvurucular, makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

61. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında

Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı

kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla

31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak

Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına (Tazminat

Komisyonu) başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu, ulaşılabilir olma,

başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı

yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 27-36).

62. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

63. Mevcut başvuruda, söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

64. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduklarına

karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

65. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

66. Başvurucular, adil yargılanma hakkı kapsamında müdafi

yardımından yararlanma hakkıyla bağlantılı olarak hakkaniyete uygun yargılanma

haklarının ihlal edildiğinin tespit edilmesi talebinde bulunmuşlardır.

67. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan (B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, Anayasa

Mahkemesince bir temel hakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve

sonuçlarının nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel

ilkelere yer verilmiştir (Mehmet Doğan,

§§ 57-60).

68. Başvuruda, başvurucuların gözaltında müdafi yardımından

faydalandırılmaksızın alınan beyanlarının mahkûmiyet için belirleyici biçimde

kanıt olarak kullanılması nedeniyle müdafi yardımından yararlanma hakkıyla

bağlantılı olarak hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

69. Bu durumda müdafi yardımından yararlanma hakkıyla bağlantılı

olarak hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Buna göre yapılacak

yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ikinci fıkrasına göre

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece

mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme

kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar

verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama

yapılmak üzere (kapatılan) Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.

madde ile görevli)(E.2001/197) dosyalarının

devredildiği mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

70. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Müdafi yardımından yararlanma hakkıyla bağlantılı olarak

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki müdafi yardımından yararlanma hakkıyla bağlantılı

olarak hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin müdafi yardımından yararlanma hakkıyla

bağlantılı olarak hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere (kapatılan)

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. madde ile görevli)

(E.2001/197, K.2012/773) dosyalarının devredildiği mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

D. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

19/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Zehra

GAYRETLİ

Başvurucular

:

1. Cevdet

AYAZ

2. Hatip

YAZICI

3. Necati

GÜZEL

Vekili

:

Av. Sedat

ÇINAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/13689, 19 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvurucular Cevdet Ayaz ve Hatip Yazıcı
  7. B. Başvurucu Necati Güzel
  8. C. Yargılama Süreci
  9. "Pşk-kdp (Partiya Şoreşa
  10. Kürdistan-kürdistan Devrim Partisi) Genel Değerlendirme
  11. IV. İlgili Hukuk
  12. A. Ulusal Hukuk
  13. B. Uluslararası Hukuk
  14. V. İnceleme Ve Gerekçe
  15. A. Müdafi Yardımından
  16. B. No: 2014/784, 27/10/2016, §§ 37-58; Veli
  17. B. Makul Sürede
  18. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  19. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  20. C. Kararın bir örneğinin müdafi yardımından yararlanma hakkıyla
  21. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve
  22. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  23. Gökcan
  24. Menteş
  25. Gayretli
  26. Ayaz
  27. Yazıcı
  28. Güzel
  29. Çınar
  30. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/13689
Tarih
19 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Hayat Aksu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/1453)
  • İbrahim Acar Başvurusu (B. No: 2016/3140)
  • Eylem Baykuş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/26938)
  • Yusuf Akkuş Başvurusu (B. No: 2016/2600)
  • Deniz Fidan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/32974)
  • Orhan Tekkaya Başvurusu (B. No: 2016/10431)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.