İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hayat Aksu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/1453)

1. Başvuru, zorunlu askerlik görevi sırasında yaşamı korumak

Başvuru No2016/1453Tarih19 Kasım 2019Okuma16 dk · 3.210 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hayat Aksu Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/1453
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.210 kelime·16 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, zorunlu askerlik görevi sırasında yaşamı korumak

için gerekli tedbirlerin alınmaması sonucu meydana gelen ölümden doğan

zararların tazmini istemiyle açılan tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle

yaşam hakkının; bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılama yapılmaması ve aleyhe

vekâlet ücretine hükmedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurucular Hayat Aksu, Mahmut Aksu, Mecnun Aksu, Neslihan

Aksu ve Sabiha Aksu Çelik adına 19/1/2016 tarihinde başvuru yapılmıştır.

3. Başvurucuların nüfus cüzdanı örnekleri ile başvuru formunda

belirtilen dayanak belgelerin asıllarının ya da onaylı suretlerinin başvuru

formuna eklenmediğine ilişkin eksiklikler başvurucular vekiline tebligat

yoluyla bildirilmiş ve anılan eksikliklerin on beş gün içinde giderilmesi

başvurucular vekilinden istenmiştir.

4. Başvurucular vekili eksikliklerin giderilmesine ilişkin

23/2/2018 tarihli dilekçesinde, başvuru formunda başvurucu olarak yer almayan

Özlem Gürsoy'a da başvurucu sıfatıyla yer vermiştir. Ne var ki başvuru formunda

isminin yer almaması ve bireysel başvuruya konu nihai kararın tebliğinden

itibaren başvuru süresi içinde adına yeni bir başvuru yapılmaması nedeniyle

başvuruda, Özlem Gürsoy yönünden bir inceleme yapılmamıştır.

5. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

6. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

7. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

8. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek görülmediğini

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

10. Başvurucular Mahmut Aksu ile Hayat Aksu'nun oğlu, diğer

başvurucuların ise kardeşi olan M.A. Elazığ/Maden-Hazar

Jandarma Karakol Komutanlığında askerlik hizmetini yerine getirmekte iken

21/2/2013 tarihinde ateşli silahla yaralanmış vaziyette bulunmuş ve hastaneye

götürülürken yolda vefat etmiştir.

11. Olay hakkında Elazığ 8'inci Kolordu

Komutanlığı Askerî Savcılığınca (Askerî Savcılık) derhâl soruşturma

başlatılmıştır.

A. Ceza Soruşturması

Süreci

12. Soruşturma aşamasında ifadesine başvurulan tanıklardan;

i. Hazar Jandarma Karakolu komutanı olan A.Ö.S. olaydan üç gün

önce durgun görüp problemi olup olmadığını sorduğu M.A.nın sıkıntısı olmadığını söylediğini, bir sonraki

gün de durgun gördüğü M.A.nın kafasına kız

arkadaşının takıldığından söz ettiğini, tavsiyelerde bulunduğu M.A.ya hastaneye göndermeyi teklif ettiğini ancak M.A.nın bu teklifi kabul etmediğini söylemiştir.

ii. J. Uzm. Çvş. M.G., olay günü saat 10.00-10.30 sıralarında

gece hazır kıta olarak görevli olması nedeniyle istirahat etmesi gereken M.A.nın istirahat etmediğini öğrenmesi üzerine askerlerin

kaldığı koğuşa gittiğini, durgun gözüken M.A.yı

neşelendirmek için koğuştaki askerlerle bir buçuk saat kadar çabaladıklarını,

sıkıntısı varsa izin talep edebileceğini M.A.ya

söylediğini ancak M.A.nın izne ihtiyacının olmadığını

beyan ettiğini, durgun olması nedeniyle M.A.ya

isterse ve kendini iyi hissetmiyorsa 18.00-20.00 nöbetini tutmayabileceğini

söylediğini ve M.A.nın "İyi olur." diyerek nöbete çıkmadığını

ifade etmiştir.

iii. J. Komd. Er Z.A., olaydan önceki

gün koğuşta otururlarken bir anda oturduğu yerden kalkan M.A.nın

İ.Ç.ye zimmetli tüfeği alarak şarjörünü takmaya çalıştığını, olaya müdahale

ederek M.A.nın elinden silahı aldığını, daha sonra M.A.nın yatağına yattığını ve kendilerine "Ölmemi istiyor musunuz?" diye

sorduğunu, aynı günün akşamında nöbette iken M.A.nın B.G.nin yanında silahını tam dolduruşa getirdiğini,

elindeki silahı alıp ne yaptığını soran B.G.ye M.A.nınşaka

yaptığını söylediğini, olay sabahı Karakol Komutanı A.Ö.S.ye M.A.nın bir sıkıntısı olduğunu anlattığını ve Y.S.den duyduğuna göre olaydan bir süre önce M.A.nın bir sıkıntısı olup olmadığını soran Y.S.ye "Harcarlar adamı!" dediğinibeyan

etmiştir.

iv. J. Komd. Er O.A., M.A.nın 1/2/2013 tarihinde adına

kayıtlı mobil telefon hattını iptal ettirmezse başının belaya gireceğinden söz

ettiğini anlatmıştır.

v. J. Er N.D., olay günü M.A.nın

durup dururken birkaç kez kendisine "Bana

niye seslendin?" dediğini söylemiştir.

vi. İfadesine başvurulan bazı erat müteveffanın olaydan önceki

son iki üç gün kimseyle konuşmadığını, yemek yemediğini ve uyumadığını, bu

durumun asker arkadaşları ve üstleri tarafından fark edilerek kendisiyle

konuşulmaya çalışıldığını ancak tüm ısrarlara rağmen sıkıntısını kimseye

anlatmadığını ifade etmişlerdir.

13. Yürüttüğü soruşturma sonunda Askerî Savcılık 7/6/2013 tarihinde

olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (kovuşturmasızlık

kararı) vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"...

Tanık beyanları, ölü muayene ve otopsi raporu,

balistik ve kimyasal inceleme raporları birlikte değerlendirildiğinde,

müteveffanın birlik içerisinde üstleri ve asker arkadaşları ile herhangi bir

probleminin olmayıp herkesle arasının iyi olduğu, alınan tanık ifadelerinde

acemi birliğinde iken bir kız arkadaşının olduğu, ... dağa çıktığı ve bu sebeple

ayrıldıkları, olay günü ve üç gün öncesine kadar konuşmadığı, uyumadığı ve

yemek yemediği, bu durumun asker arkadaşları ve rütbeli personel tarafından

fark edilerek kendisi ile defalarca konuşulmaya çalışıldığı, hastane ve izne

gönderme gibi tekliflerin sunulduğu, sıkıntısını tüm ısrarlara rağmen

anlatmadığı, son günlerinde gaipten sesler duyarcasına garip davrandığı, cep

telefonu hattını iptal ettirmesi gerektiğini aksi halde başının belaya

gireceğini arkadaşlarına beyan ettiği, kendisine sıkıntısını soran arkadaşı [Y.S.ye] 'bitirirler adamı' diyerek problemini anlatmadığı,

müteveffanın olaydan önceki gün akşam koğuşa geldiği, aniden oturduğu yerden

kalkarak [İ.Ç.] isimli askere

zimmetli tüfeği alarak şarjörünü takmaya çalıştığı, [Z.A.] isimli askerin müdahale ederek nıüteveffanın

elinden silahı aldığı, yattıktan soma asker arkadaşlarına dönerek 'ölmemi

istiyor musunuz' gibi garip cümleler söylediği, yine müteveffanın nöbette iken

silahını tam dolduruşa getirdiği, personelin müdahale etmesi üzerine şaka yaptığını

söyleyerek geçiştirdiği, olay günü 18:00- 20:00 saatleri arasında nöbeti

olduğu, nöbetçi astsubay'ın kendisini iyi

hissetmiyorsa nöbete çıkmamasını söylemesi üzerine nöbete çıkmadığı, gazinoya

giderek oturduğu, bu esnada bile sıkıntılı bir şekilde volta atmaya devam

ettiği, saat 19:05 sularında kendisine zimmetli silahını, hücum yeleği ile

birlikte şarjörü alarak sorumluluğunda bulunan kazan dairesi bölgesine gittiği,

kazan dairesinin dışarıya açılan ve kül dökmek için kullanılan rampa üzerine

kendisine zimmetli 14 H 963 seri numaralı G 3 piyade tüfeği ile çene altından

ateş etmek suretiyle bitişiğe yakın atış ateşli silah yaralanmasına bağlı

olarak vefat ettiği, silahın patlamasına müteveffa dışında başka şahısların

herhangi bir etkisinin olmadığı, müteveffanın olay esnasında intihar etmek

niyetiyle hareket ettiği, bu eylemi gerçekleştirmesi için kendisini azmettiren

ya da teşvik eden, intihar kararını kuvvetlendiren veya kendisine yardım eden

bir başka şahsın bulunmadığı, müteveffanın ölümünde kendi iradi hareketlerinden

başka bir etkenin rol oynamadığı kanaati edinilmekle;

[M.A.nın] ateşli silah yaralanması sonucu ölümü olayı

[hakkında] ... KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA

... karar verildi."

14. Başvurucu Mecnun Aksu'nun vekili aracılığıyla kovuşturmasızlık kararına yaptığı itiraz Malatya 2'nci Ordu

Komutanlığı Askerî Mahkemesince 11/7/2013 tarihinde reddedilmiştir.

15. M.A.nın

askerlik süreci ve ölüm olayı hakkında yürütülen ceza soruşturmasına ilişkin

daha fazla bilgi Anayasa Mahkemesinin Mecnun

Aksu (B. No: 2013/7208, 21/1/2018) kararında yer almaktadır.

B. Tam Yargı Davası

Süreci

16. Başvurucular 13/6/2014 tarihinde, yakınlarının ölmeden önce

yaşadığı psikolojik sıkıntılardan haberdar olmalarına rağmen askerî

yetkililerin yaşamı korumak için hiçbir tedbir almadıklarını, yakınlarına

ölümünden önce psikolojik destek ve tedavi imkânı sağlanmadığını, kendilerine

de söz konusu sıkıntılar hakkında bilgi verilmediğini ve tazminat taleplerine

idarenin cevap vermediğini belirterek vekilleri aracılığıyla Jandarma Genel

Komutanlığı aleyhine Askerî Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde maddi ve

manevi tazminat istemli tam yargı davası açarak ölenin anne ve babası için ayrı

ayrı 25.000 TL, ölenin her bir kardeşi için ise ayrı ayrı 15.000 TL manevi

tazminat, ölenin anne ve babası için ayrı ayrı 7.000 TL maddi tazminat talep

etmişlerdir.

17. AYİM 24/12/2015 tarihinde, ölüm olayı hakkında yürütülen

ceza soruşturmasında verilen karara işaret ederek başvurucuların tazminat

taleplerinin reddine ve maddi tazminat yönünden 1.680 TL, manevi tazminat

yönünden 1.500 TL olmak üzere toplam 3.180 TL vekâlet ücretinin davacılardan

alınarak yargılamada kendisini vekille temsil ettiren davalı idareye

verilmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

...[O]layla ilgili yapılan söz konusu adli soruşturma neticesinde de tespit

edildiği üzere; müteveffanın tamamen kendi iradesi ile kendisini silahla

vurarak intihar etmesi suretiyle ölümü olayında zararlı sonucu doğuran eylem

ile hizmet arasında illiyet bağının bulunmadığı, davacılar vekilinin de intihar

olayına ilişkin olarak davalı idarenin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunu

doğuracak herhangi bir somut delili ortaya koyamadığı, davalı idareye

yüklenebilecek bir nedensellik bağının mevcut olmadığı, dolayısıyla davalı

idarenin herhangi bir hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluk şartlarının mevcut

olmadığı değerlendirilerek, dava konusu olayda idareye yüklenebilecek hukuki

bir sorumluluğunun bulunmadığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde;

davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi

gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

..."

18. Başvurucular vekili ceza soruşturmasında beyanlarına

başvurulan tanıkların ifadelerine dikkate çekip yaşam hakkını güvence altına

alan Anayasa'nın 17. maddesi uyarınca devletin egemenlik alanı içindeki

kişilerin yaşamlarını korumaya yönelik gerekli tedbirleri almak zorunda

olduğunu ve askerî yetkililerin yakınlarının intihar etme riski taşıdığını

bilmelerine rağmen intiharı önlemek için gerekli ve yeterli önlem almadıklarını

belirterek AYİM'den karar düzeltme talebinde

bulunmuştur.

19. Başvurucular vekilinin talebi AYİM'in

2/12/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

20. Nihai karar başvurucular vekiline 21/12/2015 tarihinde

tebliğ edilmiş olup başvuru 19/1/2016 tarihinde yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. İlgili hukuk için bkz.

Mehmet Aydoğan ve Nufer Aydoğan (B. No:

2013/3775, 14/4/2016, §§ 40, 41) başvurusu hakkında verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 19/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

23. Başvurucular, AYİM'in davanın

reddine dair kararında da yer alan kovuşturmasızlık

kararındaki M.A.nın ölmeden önceki psikolojik

durumuna ilişkin tanık ifadelerine işaret ederek ölenin ciddi psikolojik

sorunları bulunduğundan haberdar olan askerî yetkililerin intiharı önlemek için

hastaneye sevk etmek, psikolojik destek sağlamak, izne göndermek ve ölene

zimmetli silahı geri almak gibi yaşamı koruyucu tedbirlerin hiçbirini

almadığını hatta hazır kıta görevlisi olan ölene nöbet görevi verildiğini,

ayrıca zorunlu askerlik hizmeti sırasında ölene zimmetli silahla gerçekleşen

ölüm olayından idarenin kusursuz sorumlu olduğunu belirterek Anayasa'nın 17.

maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

24. Bundan başka başvurucular, AYİM'in

kaynağı ve oranı belli olmayan bir kusuru ölene yükleyerek davayı reddetmesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmişlerdir.

2. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddialarının özü, askerî yetkilerin intihar riski

konusunda bilgileri olmasına rağmen yaşamı korumak için gerekli idari

tedbirleri almamaları konusunda etkili bir yargısal korumadan

yararlanamadıklarına ilişkindir. Bu sebeple anılan iddialar da Anayasa'nın 17.

maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.

26. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

" Herkes,

yaşama... hakkına sahiptir."

27. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, … kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

28. Anayasa Mahkemesi, yaşam hakkını güvence altına alan

Anayasa'nın 17. maddesini Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirerek

devlete üç tür yükümlülük yükleyecek şekilde yorumlamış ve bu yükümlülüklerin

ihlal edilip edilmediğine ilişkin değerlendirmelerinde gözönüne

alacağı ilkeleri belirlemiştir. Bu yükümlülüklerden ilki kasıtlı ve hukuka

aykırı olarak öldürmememe yükümlülüğü (negatif yükümlülük), ikincisi her türlü

tehlikeye karşı bireylerin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü (pozitif yükümlülüğün

maddi boyutu), üçüncüsü ise doğal olmayan her ölümle ilgili etkili soruşturma

yükümlülüğüdür (pozitif yükümlülüğün usule ilişkin boyutu). Bir bireysel

başvurunun yaşam hakkı kapsamında değerlendirilebilmesi için kamu makamlarının

yaşam hakkının koruma alanına kasıtlı eylemleri veya ihmal suretiyle tezahür

eden eylemsizlikleri ile bir müdahalesinin gerçekleştiği iddia edilmelidir.

Başka bir anlatımla yaşam hakkı kapsamında yapılacak bir incelemenin ancak

yetkili makamların kusura dayalı sorumluluğunun ileri sürüldüğü hâllerde söz

konusu olabileceği ifade edilmelidir. Bir ölümden kusursuz sorumluluk ilkeleri

gereğince sorumlu olunduğunun ileri sürülmesi hâlinde ise bireysel başvurunun

açıklanan gerekçelerle yaşam hakkından incelenebilmesi mümkün değildir (Aziz Biter ve diğerleri, B. No: 2015/4603,

19/2/2019, §§ 58, 59). Bu nedenle başvurucuların devletin meydana gelen ölüm

olayından kusursuz sorumlu olduğuna dair şikâyetleri yönünden herhangi bir

değerlendirme yapılmamıştır.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşam

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

30. Başvuruya uygulanabilir nitelikteki genel ilkeler Hasan Kara ve diğerleri (B. No:

2015/17126, 27/6/2018, §§ 53-56) kararında yer almaktadır.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

31. Yaşam hakkı kapsamında hukuki sorumluluğu ortaya koymak

adına adli ve idari yargıda açılacak tazminat davalarında makul derecede

ivedilik ve özen şartının yerine getirilmesi, dolayısıyla derece mahkemelerinin

bu tür olaylara ilişkin yürüttükleri yargılamalarda Anayasa'nın 17. maddesinin

gerektirdiği seviyede bir inceleme yapıp yapmadıklarının Anayasa Mahkemesi

tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira derece mahkemeleri tarafından

bu konuda gösterilecek hassasiyet, yürürlükteki yargı sisteminin daha sonra

ortaya çıkabilecek benzer hak ihlallerinin önlenmesinde sahip olduğu önemli

rolün zarar görmesine engel olacaktır (Perihan

Uçar, B. No: 2013/5860, 1/12/2015, § 52).

32. Somut olayda başvurucular öz itibarıyla yakınlarının ölmeden

önce yaşadığı psikolojik sıkıntılardan haberdar olmalarına rağmen askerî

yetkililerin yaşamı korumak için hiçbir tedbir almadıkları, ölümünden önce

yakınlarına psikolojik destek ve tedavi imkânı sağlanmadığı iddiasıyla AYİM

nezdinde tam yargı davası açmışlardır (bkz. § 16). Buna rağmen AYİM, dosyadaki

diğer deliller yanında ceza soruşturması kapsamında beyanları tespit edilen

tanıkların ölüm olayından önceki olgulara ve

M.A.nın ölümünden önceki psikolojik durumuna

ilişkin ifadelerini de dikkate alıp askerî yetkililerin M.A.nın

intihar riski taşıdığını bilip bilmediklerini ya da en azından söz konusu riski

bilmelerinin gerekip gerekmediğini, intihar riski askerî yetkililerce biliniyor

veya bilinmesi gerekiyorsa intiharın önlenmesi için makul ölçüler çerçevesinde

önlem alınıp alınmadığını hiç değerlendirmemiş, ölüm olayı hakkında yürütülen

soruşturmada varılan sonucu dikkate alarak ölenin kendi iradesi ile silahla

intihar etmesi nedeniyle eylem ile kamu hizmeti arasında illiyet bağının

bulunmadığı, intihar olayına ilişkin olarak davalı idarenin kusurlu ya da

kusursuz sorumluluğunu doğuracak herhangi bir somut delilin ortaya konulmadığı

kanaatiyle idareye yüklenebilecek hukuki bir sorumluluğunun bulunmadığı

neticesine ulaşmıştır (bkz. § 17).Oysa Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği

seviyede bir inceleme, AYİM'in değerlendirme dışı

bıraktığı hususları dikkate alarak bir karar verilmesini gerektirmektedir.

33. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Bağımsız ve Tarafsız

Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların İddiaları

34. Başvurucular, AYİM'in bağımsız ve tarafsız olmadığını öne sürerek

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmişlerdir.

b. Değerlendirme

35. Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu daha önce incelenirken

belirtildiği üzere AYİM’in oluşumu, statüsü ve

görevleri Anayasa ve ilgili kanunda hüküm altına alınmıştır. AYİM’e atanan askerî hâkimlerin bağımsızlığının Anayasa ve

ilgili kanun hükümleri ile garanti altına alındığı, atanma ve çalışma usulleri

yönünden askerî hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususun olmadığı,

kararlarından dolayı idareye hesap verme durumunda bulunmadıkları, disipline

ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kurulunca incelenip karara bağlandığı

görülmektedir (Yaşasın Aslan, B.

No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29). Diğer yandan sınıf subayı üyelerin en fazla

dört yıllık süre ile görev yapmaları, disiplin konularında Disiplin Kuruluna

tabi kılınmaları, görev süreleri zarfında idari veya askerî yetkililerce

herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları bu subayların idareye karşı

bağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Yaşasın

Aslan, § 30).

36. Açıklanan gerekçelerle bağımsız ve tarafsız mahkemede

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

37. Başvurucular, davanın

reddedilmesi nedeniyle aleyhlerine hükmedilen 3.180 TL vekâlet ücretinin

mahkemeye erişimlerini engellediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

38. Yaşam hakkına yönelik olarak tespit edilen ihlalin

giderilmesi amacıyla yeniden yargılamaya hükmedildiğinden ve yeniden yargılama

yapılmakla vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrası da kendiliğinden ortadan

kalkacağından mahkemeye erişim hakkının ayrıca incelenmesine gerek bulunmadığı

değerlendirilmiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit

edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

40. Başvurucular, AYİM'den talep

ettikleri tazminatın kendilerine ödenmesini ve ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılmasını talep etmişlerdir.

41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda

genel ilkeler belirlenmiştir.

42. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun tespit edilebilmesi için öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

43. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususlarında derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir, derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

44. Mevcut başvuruda AYİM'in dosyadaki

diğer deliller yanında ceza soruşturması kapsamında beyanları tespit edilen

tanıkların ölüm olayından önceki olgulara ve

M.A.nın ölümünden önceki psikolojik durumuna

ilişkin ifadelerini de dikkate alıp askerî yetkililerin M.A.nın

intihar riski taşıdığını bilip bilmediklerini ya da en azından söz konusu riski

bilmelerinin gerekip gerekmediğini, intihar riski askerî yetkililerce biliniyor

veya bilinmesi gerekiyorsa intiharın önlenmesi için makul ölçüler çerçevesinde

önlem alınıp alınmadığını değerlendirmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal

edildiğine karar verilmiştir (bkz. §§32, 33).

45. Bu durumda yaşam hakkına yönelik ihlalin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan

başvurucular tarafından açılan tam yargı davasının reddine dair kararın ortadan

kaldırılması ve dosyadaki diğer deliller yanında ceza soruşturması kapsamında

beyanları tespit edilen tanıkların ölüm

olayından önceki olgulara ve M.A.nın ölümünden önceki

psikolojik durumuna ilişkin ifadeleri de dikkate alınarak askerî

yetkililerin M.A.nın intihar riski taşıdığını bilip

bilmedikleri ya da en azından söz konusu riski bilmelerinin gerekip

gerekmediği, intihar riski askerî yetkililerce biliniyor veya bilinmesi

gerekiyorsa intiharın önlenmesi için makul ölçüler çerçevesinde önlem alınıp

alınmadığı hususlarının değerlendirilmesi sonucunda yeni bir karar

verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama

yapılmak üzere yetkili idari yargı merciine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

46. Başvurucuların AYİM'den talep

ettikleri maddi ve manevi tazminatın yeniden yapılacak yargılamada

değerlendirilecek olması nedeniyle başvurucuların maddi ve manevi tazminat

istemlerinin reddine karar verilmesi gerekir.

47. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714, 50 TL yargılama giderinin

başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

DEĞERLENDİRİLMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere -Anayasa'nın

21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici 21. maddesinin

birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmış

olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİ İDARİ YARGI MERCİİNE

GÖNDERİLMESİNE (Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin E.2014/2765

sayılı dosyası),

D. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714, 50 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması halinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 19/11/2019

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Murat İlter

DEVECİ

Başvurucular

:

1.Hayat AKSU

2.Mahmut

AKSU

3.Mecnun

AKSU

4.Neslihan

ÇİÇEK

5.Sabiha

AKSU ÇELİK

Vekili : Av. Ali Cemal ZÜLFİKAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/1453, 19 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Ceza Soruşturması
  7. B. Tam Yargı Davası
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin
  11. B. Adil Yargılanma
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. VI. Hüküm
  14. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  15. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine
  16. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 19/11/2019
  17. Gökcan
  18. Menteş
  19. Deveci
  20. Aksu
  21. Aksu
  22. Çiçek
  23. Aksu Çelik
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/1453
Tarih
19 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • İbrahim Acar Başvurusu (B. No: 2016/3140)
  • Eylem Baykuş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/26938)
  • Yusuf Akkuş Başvurusu (B. No: 2016/2600)
  • Deniz Fidan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/32974)
  • Orhan Tekkaya Başvurusu (B. No: 2016/10431)
  • C.k. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/23077)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.