İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdulmecit Er Başvurusu (B. No: 2014/3825)

1. Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi ve gizli tanık beyanın

Başvuru No2014/3825Tarih7 Kasım 2019Okuma15 dk · 3.034 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdulmecit Er Başvurusu

Karar tarihi
7 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2014/3825
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.034 kelime·15 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi ve gizli tanık beyanın

hükme esas alınması nedeniyle adil yargılanma hakkının; başvurucunun farklı

tarihlerde belirli bir gruba cuma namazı kıldırmasının terör örgütü üyeliği

suçu bakımından mahkûmiyet hükmüne esas alınması nedeniyle din ve vicdan

özgürlüğünün; hukuka aykırı olarak tutuklama kararı verilmesi nedeniyle de kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu 1965 doğumlu olup olayların meydana geldiği tarihte

Adana'da ikamet etmekte ve tuhafiye işleriyle uğraşmaktadır.

8. Başvurucu, PKK/KCK terör örgütüne üye olma suçunu işlediği

gerekçesiyle 8/9/2011 tarihinde gözaltına alınmış ve 11/9/2011 tarihinde

tutuklanmıştır. Daha sonra başvurucu hakkında, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının

21/12/2011 tarihli iddianamesiyle PKK/KCK terör örgütüne üye olma suçundan kamu

davası açılmıştır.

9. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) savunmasını aldıktan

sonra 15/3/2012 tarihinde başvurucuyu tahliye etmiş; 17/1/2013 tarihinde,

başvurucunun PKK/KCK terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis

cezasıyla mahkûmiyetine hükmetmiştir.

10. Mahkeme, gerekçeli kararına iddianame ve sanık savunmalarını

özetleyerek başlamış; daha sonra PKK terör örgütünün alt yapılanması olan KCK'nın yapısını ve işleyişini kısaca açıklamıştır.

11. Mahkeme tarafından, PKK terör örgütünün amaçları

doğrultusunda yayın yapan bazı internet sitelerinde terör örgütü lideri

Abdullah Öcalan'ın demokratik çözüm çadırı

adı altında çadırlar kurulması talimatı verdiği ve bu doğrultuda 22/3/2011

tarihinde Adana'nın Şakirpaşa-Ova Mahallesi içinde

çadır kurulduğu belirtilmiştir. Yine PKK terör örgütünün amacı doğrultusunda

yayın yapan bazı internet sitelerinde 2011 yılının Mart ve Nisan aylarında

yayımlanan iki haberde terör örgütü lideri Abdullah Öcalan tarafından verilen

talimat üzerine sivil itaatsizlik eylemlerine başlandığı ve bu kapsamda cami,

okul, hastane gibi kamu kurum ve kuruluşlarına alternatif olarak "sivil cuma namazı", "sivil 23 Nisan", "sivil sağlık taraması" vb. eylemler

yapıldığı ifade edilmiştir.

12. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucuya ilişkin yapılan

değerlendirmeler ise özetle şöyledir:

i. Adana'nın Ova Mahallesi'nde bulunan boş bir arsa içinde demokratik çözüm çadırı adı altında

kurulan çadırda 22/4/2011 tarihinde yaklaşık yüz elli kişinin katılımıyla

"sivil cuma namazı"

kılındığı ve namazı başvurucunun kıldırdığı tespit edilmiştir. Yine aynı gün

PKK terör örgütünün amacı doğrultusunda yayın yapan internet sitesinde "Onbinler 'Sivil Cuma Namazı'na

durdu" başlıklı haber yapıldığı ve haberin içinde namazı

kıldıran kişi olarak başvurucunun da isminin yer aldığı belirtilmiştir.

ii. Başvurucunun 29/4/2011, 13/5/2011, 8/7/2011 ve 12/8/2011

tarihlerinde farklı yerlerde "sivil

cuma namazı" adı altında namaz kıldırdığı tespit edilmiştir.

Başvurucunun 12/8/2011 tarihinde kıldırdığı cuma namazına ilişkin olarak yine

PKK terör örgütünün amacı doğrultusunda yayın yapan internet sitesinde haber

yapılmıştır. Haberde namaz öncesi M.K.nın hutbe

verdiği ve hutbede "...İran ve Türkiye

Kandil'e saldırarak günahsız insanları öldürüyor. Türkiye Başkanı gidip

Suriye'ye iç işlerine karışıyor. Önce gelsin kürtlerin

sorunlarını çözsün. Çünkü kürt halkının çocukları gün

geçtikçe ölüyor..." şeklinde ifadeler kullandığı, ardından cuma

namazını başvurucunun kıldırdığı belirtilmiştir.

iii. Başvurucu ile ilgili olarak soruşturma evresinde Cumhuriyet

savcısı, kovuşturma evresinde ise Mahkeme tarafından gizli tanık dinlenmiştir.

Kovuşturma evresinde gizli tanık dinlenmeden önce taraflara gizli tanığa

yöneltmek istedikleri soruları bildirmeleri için on günlük süre verilmiş, bu

suretle celse arasında Mahkemece Cumhuriyet savcısı huzurunda dinlenen ve

taraflarca bildirilen soruların sorulduğu gizli tanığın beyanı daha sonra

celsede tüm taraflara okunmuş ve diyecekleri sorulmuştur. Gizli tanığın

Cumhuriyet savcısı huzurunda alınan ifadesi şu şekildedir:

"KCK Kandil odaklı

şehirlerdeki PKK yapılanmasının illegal sivil uzantısıdır... KCK bir devlet

modeli gibi faaliyet göstermektedir, yani yasama, yürütme ve yargı güçleri

bulunmaktadır. Yasama, Kandilde KONGRA-GEL denen Halk Kongresi eliyle yürütülür

ve alınan kararlar yürütme organı eliyle gerçekleştirilir. Yürütmenin altında

kent konseyi, kent konseyinin altında il ve ilçe konseyleri, il ve ilçe

konseylerinin altında mahalle komiteleri, mahalle komitelerinin altında sokak

komiteleri, sokak komitelerinin altında hane komiteleri vardır. Yargı, Halk

Mahkemeleri adıyla yürütülmektedir. Halk arasında meydana gelen olaylara bu

mahkeme bakar, bu mahkeme kişilere ceza verme yetkisine sahiptir. KCK, Türkiye

yapılanmasında 5 ayrı bölgeye ayrılmıştır. Bu bölgelerden bir tanesi de

Çukurova bölgesinde Adana, Mersin, Malatya, K.Maraş,

Hatay, G.Antep illeri dahildir. Adana’da KCK

faaliyetleri kapsamında Yürütmeye bağlı olarak... İnanç Komitesinde; 1-) M.B.,

2-) M.K., 3-) Abdulmecit ER, 4-) M.E.O., 5-) H.G.,

6-) İ.T. bulunmaktadır... Bana burada (18) rakamı ile gösterilen şahıs Abdulmecit ER'dir. Kendisi sivil

itaatsizlik adı altında müzahir kitleye namaz kıldırır. MELE olarak bilinir.

İnanç komitesinde yer alır, halkı devlete karşı kışkırtır."

iv. Gizli tanık kovuşturma evresinde alınan ifadesinde de

Cumhuriyet savcılığında verdiği ifadeyi aynen tekrar ettiğini beyan ederek

başvurucunun inanç komitesinde olduğunu ve bazı mahallelerde birkaç kez namaz

kıldırdığını ifade etmiştir.

v. Başvurucu hakkında iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması

tedbiri uygulanmıştır. Başvurucunun yapmış olduğu telefon görüşmelerinde "...bizi oraya yönlendirdiler...",

"...hatta başkanlığımız da ayrı bir

camide namaz kılmamızı söyledi...", "...zaten parti bu kararı almış..."

şeklinde konuşmalar yaptığı tespit edilerek başvurucunun KCK yapılanması

tarafından "sivil imam"

olarak atandığı ve bu görevlendirme doğrultusunda hareket ettiği

belirtilmiştir.

vi. 27/8/2011 tarihinde başvurucu ile R.B. arasında geçen

telefon görüşmesi kapsamında Mahkemece başvurucunun KCK adına para topladığı

sonucuna varılmıştır. Kararda başvurucunun bu yönde yaptığı telefon

görüşmelerine yer verilmiştir.

vii. Başvurucunun ikametinde yapılan aramada iki terör örgütü

mensubunun yer aldığı 1 adet fotoğraf, biri kadın olmak üzere toplam sekiz

örgüt mensubunun yer aldığı 1 adet fotoğraf, PKK terör örgütünün propagandasını

içerir Kürtçe içerikli toplam 10 adet müzik dosyasının bulunduğu hafıza kartı,

içinde terör örgütünün propagandası içerir çok sayıda metin, fotoğraf ve

resimlerin bulunduğu hard diskin ele geçirildiği belirtilmiştir.

13. Mahkeme, başvurucu hakkında PKK/KCK silahlı terör örgütü

üyesi olma suçundan verdiği mahkûmiyet kararında başvurucunun KCK yapılanması

içinde faaliyet gösterdiğini belirtmiştir. Yine Mahkeme, başvurucunun KCK

Sözleşmesi'nin Altıncı Bölümü içinde bulunan 23. maddesindeki "mahalle yürütmesi (komisyonu)"

yapılanması ve aynı Sözleşme'nin üçüncü bölümünde düzenlenen "azınlıklar ve inanç komitesi"

çerçevesinde imam olmadığı hâlde Türkiye Cumhuriyeti resmî imamlarına

alternatif niteliğinde "sivil imam"

olarak eylem ve faaliyetlerde bulunduğunu ifade etmiştir.

14. Mahkemece sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmü, Yargıtay

9. Ceza Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucu 29/11/2013

tarihinde onanarak kesinleşmiştir.

15. Başvurucu, Yargıtay ilamından 10/3/2014 tarihinde haberdar

olduğunu belirtmiştir.

16. Başvurucu 19/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Metin Birdal ([GK], (B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-39)

ve Levon Berç Kuzukoğlu

ve Ohannes Garbis Balmumciyan ([GK], (B. No: 2014/17354, 22/5/2019, §§ 46-48)

başvuruları hakkında verilen kararlar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 7/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

20. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma (Değişik ibare:

3.10.2001-4709/14 md.) ile adil yargılanma hakkına

sahiptir."

21. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri bağlamında medeni hak ve

yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerektiğine

dair temel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bu konuda

kararlar verilmiştir (Güher Ergun ve

diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013; Güher Ergun ve Tosun Tayfun Ergun, B. No: 2012/12,

17/9/2013). Başvuru konusu olayda bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir husus

bulunmamaktadır.

22. Somut olayda başvurucunun 8/9/2011 tarihinde gözaltına

alınmasıyla başlayan yargılama süreci 29/11/2013 tarihinde Yargıtay tarafından

verilen onama kararı ile sonlanmıştır.

23. Başvuruya konu yargılama süreci incelendiğinde davanın iki dereceli bir yargılama sisteminde toplam

2 yıl 2 ay 21 gün sürdüğü, yargılama sürecinin bütünü dikkate alındığında

başvurucunun haklarını ihlal edecek bir gecikme olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

24. Açıklanan nedenle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma

Hakkına İlişkin Diğer İhlal İddiaları

a. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu; gizli tanığın beyanlarının tek başına hükme esas

alınamayacağını ve gizli tanık beyanları arasında çelişkiler bulunduğunu, bu

nedenle yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığını belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

26. Başvuru formu ve ekli belgelerde başvurucu tarafından

tanığın gizli olarak dinlenmemesi gerektiğine ilişkin herhangi bir açıklamada

bulunulmamıştır. Bu kapsamda başvurucunun tanık

sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiası bulunmadığı gibi tanığın gizli tanık statüsünde dinlenmesine de

herhangi bir itirazının olmadığı anlaşılmıştır.

27. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

28. Başvurucunun iddialarının özünün derece mahkemeleri

tarafından hukuk kurallarının ve delillerin değerlendirilmesinde ve

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucu hakkındaki mahkûmiyet hükmü ise gizli

tanık beyanının yanı sıra iletişimin dinlenmesi kayıtlarına, başvurucunun

"sivil cuma namazları"

kıldırması eylemlerine, arama ve el koyma tutanaklarına ve PKK terör örgütünün

amacı doğrultusunda yayın yapan internet sitelerinde yer alan somut haberlere

dayandırılmıştır.

29. Bu kapsamda başvuru konusu dava incelendiğinde dava konusu

yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi,

hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan

sonucun adil olup olmaması hususunda bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren bir durum tespit edilmemiştir.

30. Açıklanan gerekçelerle kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu anlaşılan başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Din ve Vicdan

Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

31. Başvurucu; İslam dininin Şafii mezhebine mensup olduğunu,

yıllardır kendi mahallesinde bu mezhebe mensup kişilere namaz kıldırdığını, bu

mezhep farklılığı ve bir siyasi partinin "sivil

cuma namazı" adı altında yaptığı toplumsal muhalefet nedeniyle

terör örgütü üyeliğinden ceza aldığını iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca, hiçbir

şiddet eylemi içermeyen ibadet, eylem ve düşünce açıklamasının suç vasfına

dönüştürülemeyeceğini ifade ederek din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

32. Anayasa Mahkemesi Metin

Birdal kararında, kişilerin

anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan faaliyetlerinin mahkûmiyet

kararlarında delil olarak kullanılmasının bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükler üzerinde caydırıcı etki yaratabileceğini, dolayısıyla bu konunun

Anayasa Mahkemesinin ilgi alanında kaldığını ifade etmiştir (Metin Birdal, § 48). Bu kapsamda başvurucunun "sivil cuma namazı" kıldırmış

olmasının terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde delil

olarak kullanılması da din ve vicdan özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki

doğurabileceğinden başvurucunun Anayasa'nın 24. maddesinde koruma altına alınan

hakkına bir müdahalede bulunulduğu kabul edilmelidir.

33. Somut olayda, başvurucunun "sivil

cuma namazı" kıldırmış olmasının terör örgütüne üye olmak

suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde delil olarak kullanılmasının, kamu

güvenliği ve suçların önlenmesine yönelik çalışmaların bir parçası olduğu

açıktır. Bu anlamda, Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı ile

maddi ve manevi varlığın korunması hakkı din ve vicdan özgürlüğünün doğal

sınırlarını oluşturmaktadır (bkz. Esra Nur

Özbey, B. No: 2013/7443, 20/5/2015, §§ 69-75). Sonuç olarak somut

olayda din ve vicdan özgürlüğüne yapılan müdahalenin Anayasa’nın kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığının korunmasına ilişkin 17. maddesinin

birinci fıkrası kapsamında kişilerin yaşamının, maddi ve manevi varlığının korunması

meşru amaçlarını taşıdığı sonucuna varılmıştır. Bundan sonra başvuru konusu

müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı

değerlendirilecektir.

a. Müdahalenin Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

34. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altında bulunan bir

eylemin terör örgütüne üye olmak suçunun mahkûmiyetinde delil olarak

kullanılması suretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan bir

müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir

(zorunlu toplumsal ihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın,

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68;Ferhat

Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, §§ 45, 46; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, § 51).

b. Somut Olayın

Değerlendirilmesi

35. Terör örgütüne üye olma suçu, üye ve hatta örgüt henüz bir

suç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran ve

bu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesini

engelleme amacı taşıyan bir suç türüdür (Metin

Birdal, §§ 60, 61).

36. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir.

Dolayısıyla başvurucu hakkında isnat edilen terör örgütü üyesi olma suçunun

sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olup

olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. Yılmaz

Çelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45; krş. Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428,

17/7/2018, § 65). Bundan başka bir ceza yargılamasında hangi delillerin hükme

esas alınabileceği meselesi de esas itibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev

alanının dışındadır (Türk Ceza Muhakemesi Hukuku uygulamasına ilişkin bazı

değerlendirmeler için bkz. Metin Birdal,

§§ 67-71).

37. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terör

örgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarının

o kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz ceza

kanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecek

kuvvette bir bağın varlığının araştırılması bireylerin sahip olduğu fikirlerin,

bağlı oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin, davranışlarının

anlamlarının ve bunların altında yatan saiklerin de

değerlendirilmesini gerektirebilir. Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üye

olmak, toplantılara katılmak veya düşünce açıklamaları yapmak gibi kişilerin

anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan eylemlerini de kapsadığı

durumlarda başta ifade, örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi bir

baskı oluşturabilecek potansiyele sahip olduğu açıktır (Metin Birdal, §§ 63, 64).

38. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyet

kararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağı

caydırıcı etki nedeniyle -devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerine

karşı korumak şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanların

terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olarak

etkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).

39. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi için

derece mahkemelerinin kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerini terör örgütü üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyet kararlarında

delil olarak kullanılmalarının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığını göstermeleri

gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaki denetimi temel

haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacı karşıladığının

ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilip gösterilemediği ile sınırlı

olacaktır (Metin Birdal, § 72).

40. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruda başvurucunun

toplantı ve ifade özgürlüklerine yapılan müdahalelerin gerçekten toplumsal bir ihtiyaca cevap verip vermediği

sorusuna cevap bulacaktır.

41. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi süreklilik,

çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği kabul edilen eylem ve davranışlarıyla şiddeti

ve demokratik olmayan yöntemleri benimseyen başvurucunun PKK terör örgütünün

üyesi olduğu kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucu tarafından

sunulan bilgi ve belgeler ile derece mahkemelerince başvurucunun mahkûm

edilmesi için benimsenen gerekçeleri yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca bir

bütün olarak ve dikkatle incelemiştir.

42. Somut olayın koşullarında ilk derece mahkemesinin

başvurucuyu suç oluşturmadığı ve anayasal hakların kullanımından ibaret olduğu

ileri sürülen eylemleri nedeniyle mahkûm ettiği kabul edilmemiştir. İlk derece

mahkemesi diğer bazı deliller yanında örgütsel talimat ve iş bölümünün bir

gereği olarak "sivil cuma namazı"

adı altında birden fazla kez namaz kıldırmış olmasını başvurucunun örgüt

üyeliğini açıklayan ve eylemlerinin sürekliliğini gösteren deliller olarak

kullanmıştır (krş. Metin Birdal,

§ 76).

43. Nitekim ilk derece mahkemesi; mahkûmiyet hükmünde bir gizli

tanığın başvurucu hakkındaki ifade ve teşhisine, başvurucunun yapmış olduğu

telefon görüşmeleri ile ikametinde yapılan arama sonucu ele geçirilen örgütsel

doküman ve dijital materyallere de dayanmıştır. Asıl mesleği imamlık olmayan ve

tuhafiye işleriyle uğraşmakta olan başvurucu, Abdullah Öcalan'ın talimatlarıyla

2011 yılının Nisan ayından Ağustos ayına kadar geçen sürede birçok kez örgütün

görüşlerinin aktarılması ve taban kazanılması amacıyla düzenlenen "sivil cuma namazlarında" imamlık

yapmıştır. Yine PKK terör örgütünün amaçları doğrultusunda yayın yapan internet

siteleri bu namazları propaganda hâline getirerek haberleştirmiştir. Bu

haberlerde namazı kıldıran kişi olarak başvurucunun ismine de yer verilmiş,

kıldırdığı bir namaz öncesi verilen hutbede Türkiye Cumhuriyeti'nin haksız

biçimde Kandil'e saldırarak oradaki günahsız insanları öldürdüğünden

bahsedilmiştir. Son olarak Mahkemenin telefon görüşmeleri kapsamında

başvurucunun KCK adına para topladığı yönündeki tespitine başvurucu tarafından

temyiz dilekçesinde veya başvuru formunda herhangi bir itirazda

bulunulmamıştır.

44. Bu itibarla ilk derece mahkemesi, başvurucunun KCK

yapılanması içindeki inanç komitesi faaliyetlerinin ve "sivil cuma namazları" kıldırma

eylemlerinin onun PKK terör örgütünün hiyerarşik yapılanmasına kendi isteğiyle

ve bilerek dâhil olduğuna dair bilgileri doğrular ve tamamlar nitelikte

olduğunu ilgili ve yeterli biçimde ortaya koymuştur. Bu şekilde Mahkeme,

başvurucunun şikâyetine konu eylemlerinin mahkûmiyet hükmünde delil olarak

kullanılmasının acil bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını göstermiştir.

45. Sonuç olarak başvurucunun din ve vicdan özgürlüğüne yapılan

müdahale demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı bir müdahale olarak

değerlendirilemez.

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda müdahalenin

meşru olduğu açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun din ve vicdan

özgürlüğünün ihlal edildiğine dair başvurusunun bir ihlal bulunmadığı açık

olduğundan açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemezliğine karar verilmesi gerekir.

C. Kişi Özgürlüğü ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

48. Başvurucu; hakkında verilen tutuklama kararında kanun

değişiklikleri, emsal kararlar ve yüksek mahkeme içtihatlarının gözönüne alınmadığını, bu nedenlerle hukuka aykırı olarak

tutuklandığını iddia ederek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

49. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında zaman

bakımından yetkisiyle ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre

23/9/2012 tarihinden önce verilen bir kararla sona eren tutukluluk durumuna

ilişkin başvuruların zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında

kaldığı kabul edilmiştir (Osman Büyüksu, B. No: 2013/5512, 3/4/2014, §§ 20-24; Ali Öksüz, B. No: 2013/6065, 3/4/2014, §§

20-23; Cevdet Genç, B. No:

2012/142, 9/1/2014, §§ 24-29).

50. Somut olayda başvurucunun suç isnadına bağlı tutukluluk

durumu, tahliye edildiği 15/3/2012 tarihinde, yani bireysel başvuruların

incelenmeye başlandığı tarih olarak belirlenen 23/9/2012 tarihinden önce sona

ermiştir.

51. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

7/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Denizhan HOROZGİL Başvurucu : Abdulmecit ER Vekili : Av. İlhan ÖNGÖR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/3825, 7 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adil Yargılanma
  9. B. Din ve Vicdan
  10. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68;Ferhat
  11. C. Kişi Özgürlüğü ve
  12. A. 1. Adil yargılanma hakkının
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/3825
Tarih
7 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Sami Çelik Başvurusu (B. No: 2016/1559)
  • Cevdet Ayaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/13689)
  • Hayat Aksu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/1453)
  • İbrahim Acar Başvurusu (B. No: 2016/3140)
  • Eylem Baykuş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/26938)
  • Yusuf Akkuş Başvurusu (B. No: 2016/2600)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.