İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm
Birinci BölümBaşvuru No: 2016/1559Tarih: 19 Kasım 2019

Sami Çelik Başvurusu (B. No: 2016/1559)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

SAMİ ÇELİK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/1559)

Karar Tarihi: 19/11/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, Gezi Parkı olaylarında kolluğun müdahalesi

sırasında yaralama olayıyla ilgili olarak soruşturma izni verilmemesi nedeniyle

kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 18/1/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

8. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden (UYAP) elde edilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

10. 1974 doğumlu olan başvurucu 31/5/2013 tarihinde Gezi

Parkı olayları kapsamında Taksim’de milletvekillerinin yaptığı oturma eylemini

seyrederken kolluğun kullandığı gaz kapsülünün başına isabet etmesi sonucunda

yaralandığını ileri sürerek 29/5/2014 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına

(Savcılık) suç ihbarında bulunmuştur. Başvurucunun aynı gün Savcılıkta ifadesi

alınmıştır. Başvurucu 15/1/2014 tarihinde muhakkik huzurunda da müşteki olarak

dinlenmiştir. Başvurucu ifadelerinde ve dilekçesinde resen soruşturma

başlatılmadığından dilekçe verdiğini, çok sayıda gaz kapsülü atıldığı için

yaralandığını, T... Oteli’ne doğru kaçtığını, burada kendini kaybettiğini, olay

mahallinde bulunan bazı kişilerin kendisini Taksim Eğitim ve Araştırma

Hastanesine (Hastane) götürdüğünü, burada tedavi gördüğünü, kafasına çok sayıda

dikiş atıldığını, olaydan ötürü ruhsal olarak derinden etkilendiğini, olay

yerinde kesinlikle gösteri amacıyla bulunmadığını, hastane polisinin tanzim

ettiği tutanakların adli mercilere iletilmediğini anladığı için bu kadar uzun

süre geçtikten sonra şikâyetçi olduğunu, hastane polisinin kendisine Savcılık

ya da karakola gitmesi gerektiği yönünde bir şey söylemediğini ifade etmiştir.

11. Başvurucu hakkında, Taksim Eğitim ve Araştırma

Hastanesi ile İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünden adli raporlar aldırılmıştır:

i. 31/5/2013 tarihinde acil tıp uzmanınca saat 13.53’te

yapılan muayenede kafa sol parietal (kafa tasının kenar ve çatısını

birleştiren kemik) bölgede 6-8 cm cilt, cilt altı saçlı deri kesisi izlendiği,

sütür atıldığı kayıtlıdır. Raporda başvurucunun darp şikâyetiyle geldiği

yazılıdır.

ii. Başvurucunun 31/5/2013 günü saat 14.08’de çekilen

tomografisi radyoloji uzmanınca değerlendirilmiştir. Bu raporda sol parietal

bölgede cilt altında yumuşak doku şişliği ve metalik sütürlere ait görünüm,

sağ maksiller (üst çene kemiği) sinüste mukozal (salgı üreten

doku tabakası) kalınlaşma saptanmıştır. Dayak sonrası muayene ve gözlem

tanısıyla rapor düzenlenmiştir.

iii. İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 24/12/2014

tarihli kesin raporunda ise yumuşak doku lezyonlarına yol açan ve kemik kırığı

tarif edilmeyen yaranın basit tıbbi müdahaleyle giderilebileceği kayıtlıdır.

12. Savcılık 5/6/2014 tarihli yazısıyla İstanbul İl

Emniyet Müdürlüğünden şu hususların araştırılmasını istemiştir:

“…

Müştekinin şikayeti ile başlayan

soruşturmaya esas olmak üzere Birleşmiş Milletler Kanun Adamlarının Zor ve

Silah Kullanılmasına Dair Temel Prensipler başlıklı bildirisinin 22. Maddesi de

dikkate alınarak müştekinin iddiaları ile ilgili araştırma yapmak üzere bir ya

da birden fazla müfettiş görevlendirilerek,

1-Şikayete konu gösteri yürüyüşü için

katılımcıların yürüyüş öncesinde yasal bildirimde bulunup bulunmadıklarının

tespiti,

2-Müştekini şikayetine konu ettiği zor

kullanma öncesinde gösteri yürüyüşüne katılanların şiddet içerikli hareket ve

davranışlar sergileyip sergilemediklerini tespiti, şayet müdahale öncesinde

şiddet içerikli hareket ve davranışlar varsa bunları gösteren kamera görüntüsü,

tutanak vb. tüm delillerin toplanması,

3-Şikayete konu gösteri yürüyüşünü

trafik karışıklığına yol açmak dışında başkalarına zarar verme ya da

başkalarının hiçbir güçlükle karşılaşmadan halk içinde dolaşma hakkı gibi

hakları ihlal edip etmediğinin tespiti, şayet böyle bir ihlal varsa buna

ilişkin kamera görüntüsü, tutanak vb. tüm delillerin toplanması, (Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi açık bir alanda gerçekleştirilen her türlü gösterinin günlük

yaşamın akışını bir ölçüde bozacağını, bir karışıklığa ve düşmanca tepkilere

yol açabileceğini ancak bu orandaki düzen bozukluğunun tek başına toplanma

özgürlüğü hakkına yönelik müdahaleyi haklı kılmayacağı görüşündedir.)

4-Gösteri yürüyüşü müdahale öncesi

şiddet içermiyorsa diğer bir ifade ile barışçıl bir gösteri yürüyüşü ise

müdahale öncesi makul bir süre beklenip beklenilmediği, bu süre geçtikten sonra

dağılma uyarısı yapılıp yapılmadığının tespiti, buna ilişkin kamera

görüntüsü,tutanak gibi tüm delillerin toplanması, (Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi Oya ATAMAN kararında toplantının başlayıp gözaltı ile bittiği yarım

saatlik süreyi sabırsızlık olarak nitelendirmektedir.)

5-Olay yeri ve zaman dilimindeki zor

kullanmanın kaçınılmaz olup olmadığına ve aşırı (orantılı) olup olmadığına

ilişkin tespit yapılması, buna ilişkin kamera görüntüsü, tutanak vb. tüm

delillerin tespiti,

6-Olay yeri ve zaman diliminde kayıt

yapan toma aracı kamerası, mobese kamerası, banka şubesi kamerası vb.

kameraların olaya ilişkin kaydetmiş olduğu görüntüler CD ya da DVD ortamına

aktarılarak ve de üzerilerinde inceleme yapılarak gerektiğinde müştekinin de

ifadesi alınıp toma aracı numarası vb. bilgiler alınarak ya da teşhis işlemi

yaptırılarak olay tarih ve yerinde müştekiye yönelik zor kullanan polis

memurlarının tespiti.”

13. Savcılığın talebi üzerine, Emniyet Genel Müdürlüğünün

tahkik emrine istinaden olayla ilgili olarak Polis Teftiş Kurulu İstanbul Bölge

Başkanlığınca (Teftiş Kurulu) görevi kötüye kullanma suçundan idari soruşturma

süreci başlatılmıştır. Polis müfettişleri, Emniyet Müdürlüğünden olaya ilişkin

MOBESE kayıtları, TOMA görüntü kayıtları, ulusal basın ve yayım kuruluşlarında

çıkan görüntüler, olay ve yakalama tutanağı, gösteride görevli rütbeli personel

listesi, başvurucunun tedavi olduğu gece hastanede görev yapan polis

memurlarının isimleri, hastane defter kayıtları, hastane polisinin adli evrak

kayıt defteri ve adli muayene raporlarının gönderilmesini istemiştir. Aşağıda

anlatılan olaylardaki bilgiler disiplin soruşturmasında yapılan incelemeler

sonucunda elde edilmiştir.

14. 31/5/2013 günü saat 00.00’da düzenlenen Olay ve

Yakalama Tutanağı'nın başvurucunun yaralanma zamanına ilişkin olabileceği

değerlendirilen kısımları şöyledir:

“31. 05.2013 gönü saat 05.00

sıralarında … Taksim Gezi Parkı Projesininbaşlatılmasını engellemek amacıyla

toplanılacağı şeklinde bilgiler elde edilmiş olup aynı gün saat 05.00’da

gerekli emniyet tedbirleri yeteri kadar personelle uygulamaya konulmuştur.

Aynı gün saat 12.00 itibarıyla Beyoğlu

ilçesi Taksim Tramvay Durağında Bağımsız Milletvekili … de aralarında bulunduğu

grup toplanmaya başlamış grubun sayısı 1000’e ulaşmıştır. Söz konusu grup saat:

12.00 de basın açıklamasına başlamış ve basın açıklamasını saat 13.00

itibarıyla bitirip oturma eylemine geçmişlerdir.

Oturma eylemine geçen gruba hitaben

emniyet yetkililerince; herkesin duyabileceği şekilde yapılan basın

açıklamasından sonra dağılmaları ve oturma eyleminin kanuna aykırı olduğu

söylenmiştir. Grubun oturma eylemine devam edeceklerini ve bu yönde irade

göstermeleri üzerine gruba hitaben tekrar “basın açıklamasının ardından yapılan

oturma eyleminin kanuna aykırı olduğu ve dağılmaları gerektiği” yönünde

uyarılar yapılmıştır. Grubun oturma eylemine devam etmeleri özerine

dirençlerini kıracak ölçüde ve kademeli olarak artan nispette zor kullanılmış

ve grup dağıtılmıştır.

Gruptan dağılan şahısların ilimiz

Beyoğlu ilçesi İstiklal Caddesi yönüne dağıldıkları ve yapılan müdahaleden

sonra İstiklal Caddesi/Bekar Sokak, Zambak Sokak, Mis Sokak, İmam Adnan Sokak

üzerlerinde tekrar toplandıkları ve emniyet görevlilerine taşla mukavemet

gösterdiklerinin görülmesi üzerine grupların dirençlerini kıracak ölçüde

kademeli olarak artan nispette zor kullanılarak gruplar yaptıkları eylemden men

edilmişlerdir.

…”

15. Hastane poliklinik defterinde başvurucunun Taksim

Gezi Parkı olayları sırasında darbedilmesi nedeniyle müracaat ettiği, merkeze

bilgi verildiği kayıtlıdır.

16. Başvurucu 18/6/2015 tarihinde, soruşturmada iki

yıldır bir gelişme olmadığını belirterek dosyanın suretini Savcılıktan talep

etmiştir.

17. Emniyet Müdürlüğü Radyo TV Foto Film Şube Müdürlüğü

24/9/2014 tarihinde, 31/5/2013 tarihindeki Gezi Parkı olayları kapsamında bazı

görüntüleri Teftiş Kuruluna göndermiştir.

18. Emniyet Müdürlüğü 3/11/2014 tarihli yazıyla olay

gününe ait TOMA görüntü kaydının bulunmadığını bildirmiştir.

B. Kolluk Görevlilerinin İfadeleri

19. Olayla ilgili yapılan disiplin soruşturmasında

değişik rütbelerde elli yedi polisin bilgi veren sıfatıyla ifadesine

başvurulmuştur.

20. Hastanede mukayyit olarak görevli polis memuru

H.Ö.nün 27/10/2014 tarihinde verdiği ifadesinin ilgili kısımları şöyledir:

“… benden istenilen görev hastanede

görevli doktorlar tarafından bana iletilen adli vakaları kaydedip ilgili

birimlere iletmektir. Gerekli olduğu durumlarda ise şahıslarla görüşüp olayın

nerede nasıl olduğu hakkında ön bilgiler alıp ilgili birimlere iletmektir.

Buradaki amaç ilgili birimlerin zaman kaybetmeden olay yerine intikal etmesi

olayla ilgilenmesi içindir. Yaptığım bu görev herhangi bir evrak tanzim ederek

adli bir işlem başlatma veya adli birimlere herhangi bir evrak gönderme

niteliğinde değildir. Bu görev olaya bakan birimin sorumluluğundadır. Görev

yaptığım süre zarfında görevimi sorunsuz bir şekilde yapmış olup hiçbir sorun

yaşamadım. Bana iletilen adli vakaları polis noktasın içerisindeki deftere

kaydedip ilgili birimlere zaman kaybetmeden bilgi verdim. Söz konusu şahsın

bahsettiği tarihlerde tüm Türkiye’nin de yakından takip ettiği Gezi Parkı

olaylarında Taksim İlkyardım Hastanesinin bulunduğu Beyoğlu ilçesi çok

karışıktı, büyük bir toplumsal olay yaşanmaktaydı. Polise karşı büyük bir tepki

vardı, bu toplumsal olaylarda yaralananların büyük bir kısmı ile görüştüğümde

bana olayla ilgili herhangi bir bilgi vermemiş ve polisten şikâyetçi olduğu

için herhangi bir emniyet birimine işlem yaptırmak istemediğini, şikâyetini

adli makamlara bildireceğini beyan etmişlerdir. Bu şahısları şuan hatırlamam

mümkün değildir. Olayların olduğu taksim bölgesi ve görev yaptığım hastanede

farklı şubelerden pek çok sivil memur bulunmaktaydı. Bunlar bütün olayları

izleyerek kendi açılarından kayda alıyorlardı. Yaralananlardan müracaatta

bunmak isteyen veya istemeyen tüm kişilerin kaydı onlar tarafından tutuldu.

Olaylar boyunca olan bütün adli olayların (mala zara verme hırsızlık yaralama

vb.) çok büyük bir kısmı gezi olayları bitiminde emniyet birimlerince işlem

yapılmıştır. Bu durum taksim polis merkezince ceraimlerine bakılınca

anlaşılabilmektedir.

Bana iletilen bilgileri ise ben sorunsuz

şekilde ilgili birimlere ilettim. Olayların yoğun olduğu dönmelerde hastanede

tek çalıştığım ve can güvenliğim açısından bir sorun yaşanmaması için belli

dönemlerde polis merkezine çağrıldım. Çünkü hastanede bulunan polis noktasına

ve şahsıma birçok kez saldın girişiminde bulunuldu. Evrakta belirtilen şahsın

olaydan bir yıl sonra böyle bir şikayette bulunmasına anlam veremedim. Söz

konusu olayda benim bir ihmalim yoktur. Görev yaptığım süre içerisinde bana

verilen görevi sorunsuz şekilde gerçekleştirdim.”

- Hastanede

görevli diğer altı polis de benzer mahiyette ifade vermiştir.

21. Olay yerinde görev yapan Emniyet Müdürü K.Ş.nin

ifadesinin ilgili kısımları şöyledir:

“31/5/2013 tarihinde vekaleten Çevik

Kuvvet Şube Müdürlüğüne bakıyordum. 30/5/2013 günü gezi parkında bulunan

göstericilerin boşaltılması talimatı verilince Çevik Kuvvet, Beyoğlu ve Güvenlik

Şube Müdürlüğü personeli ile 31/5/2013 günü saat:01:00 sıralarında gezi

parkında buluşup gerekli planlamayı yaptık… Öğle vaktine doğru göstericiler

Beyoğlu tarafından da yoğun bir şekilde gelmeye başladı. Ben uzun bir süre

grupların daha yoğun olduğu Divan Kavşağı tarafında [C.S.] müdürümle beraber

bulunuyordum. [C.S.] müdürümüz zaman zaman telefonla İl Emniyet

Müdürümüz ve İl Valimizle görüşüp hem konu hakkında bilgi veriyor hem de

talimat alıyordu. İl Emniyet Müdürümüz grupların dağıtılması ve gezi parkı ve

çevresine alınmamaları konusunda [C.S.] müdürümüze talimatlarını

iletmiş, [C.S.] müdürümüzde bu talimatları o bölgede bulunan görevli

müdürlere iletti.

Aynı gün taksim meydanı tramvay

duraklarının olduğu yerde saat: 12:00 sıralarında başlayan basın açıklamasının

oturma eylemine döndüğü ve müdahalenin başladığı bilgisi gelmesi üzerine [C.S.] müdürümle beraber gezi

parkının merdivenleri civarına geldim. Bu esnada alanda müdahale devam

etmekteydi. Polise direnenler gözaltı yapıldı ve Güvenlik Şube Müdürlüğüne

gönderildi. Yapılan müdahaleler kanunların bize vermiş olduğu yetkiler ve

usullere uygun olarak yapılmıştır. Bu olaylar esnasında bana Sami ÇELİK isimli

şahsın yaralanması ile ilgili her hangi bir birimden bir bilgi gelmemiştir.

Çevik Kuvvet Şube Müdür Vekili olduğum ve olay yeri ve çevresinde bulunduğum

için olay ve yakalama tutanağında imzam vardır.”

- Emniyet Müdürleri C.S. ve Y.A. da aynı doğrultuda

beyanda bulunmuştur.

22. Olay yerinde görev yapan Emniyet Müdürü R.E.nin

ifadesi şöyledir:

“31/5/2013 tarihinde Beyoğlu İlçe

Emniyet Müdürlüğünde İlçe Emniyet Müdürü olarak görev yapmaktaydım. Söz konusu

eylem kamuoyunda gezi olayları olarak bilinen olayların 2. günü yapılan bir

eylemdi. Taksim Meydanı tramvay duraklarının bulunduğu yerde saat 12:00

sıralarında Güvenlik Şube Müdürlüğü, Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü ve Beyoğlu

ilçe Emniyet Müdürlüğü personeli ile birlikte tedbir alınmış idi. Aralarında

milletvekillerinin de bulunduğu yaklaşık 1000 kişi basın açıklamasına müteakip

İstiklal Caddesi girişinde oturma eylemine geçtiler. Oturma eylemine devam

etmeleri ve bu yönde direnç göstermeleri üzerine ses yayın araçları ile

herkesin duyabileceği bir şekilde yaptıkları eylemin kanunsuz olduğu,

dağılmaları gerektiği, dağılmamaları takdirde zor kullanılarak müdahale

edileceği şeklinde anons edilerek gerekli ikazlar yapılmış ancak grubun

dağılmaması üzerine genel sorundu İl Emniyet Müdür Yardımcısının talimatı ile

grubun direncini kıracak ve dağılmalarını sağlayacak şekilde kademeli olarak

zor kullanıp gaz ve su kullanılarak topluluk dağıtılıp yakalanan şahıslar adli

işlemler yapılmak üzere güvenlik şube müdürlüğüne gönderildi. Yapılan

müdahalede özellikle gaz silahıyla yaralanan bir şahıs görmedim. Yaralanan

herhangi bir şahıs olduğunu görseydim tedavisini yaptırmak üzere en yakın

sağlık kuruluşuna gönderir ve takip ederdim. Diğer taraftan herhangi bir

birimden de gaz silahı ile herhangi bir şahsın yaralandığına dair bilgi

geldiğini hatırlamıyorum.”

- Emniyet Müdürleri H.A. ve Y.D. de benzer yönde ifade

vermiştir.

23. İfadesi alınan polislerden bir kısmı, diğer olayla

ilgili doğrudan bilgi sahibi olmadıklarını, başka bir yerde görevli

olduklarını, olayı hatırlamadıklarını söylemiştir. Bazı polisler de

göstericilerin polise taş, şişe, havai fişekli saldırıya kanunun verdiği

yetkiyi kullanarak müdahale ettiklerini ifade etmiştir.

C. İdari Soruşturma ve Ceza Soruşturması Sonucunda

Verilen Kararlar

24. İstanbul Valiliği 7/9/2015 tarihinde soruşturma izni

verilmemesine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

“...Ön İnceleme Raporu başlıklı

dosyanın incelenmesi neticesinde;

Sami ÇELİK isimli şahsın darp iddiasıyla

hastaneye intikal ettirildiği ve dayak sonrası muayene ve gözlem tanısı

konulduğu, tedavisi yapıldıktan 3-4 saat sonra hastaneden taburcu edildiği,

şahsın kafasına gaz mermisi gelerek yaralanması iddiasıyla ilgili herhangi bir

görgü tanığı olmadığı, Radyo TV ve Foto Film Şube Müdürlüğünce çekilmiş olan

kamera görüntülerinde, Sami ÇELİK isimli şahsın kafasına gaz mermisi gelerek

yaralanması ile ilgili görüntü olmadığının net olarak gözlemlendiği, görevli

polislerin Sami ÇELİK'in kafasına bilerek ya da kazaen gaz fişeği atarak

yaralaması suçunu işlediklerine dair kesin bir bilgi ve bulguya ulaşılamadığı,

muayene ve tedavisini yapan hastane doktorlarının verdikleri raporda da gaz

fişeği neticesi yaralanma fiilini aydınlatacak bir ibareye rastlanılmadığı,

darp eden kişi veya kişilerle ilgili de yapılan araştırmada, sivil kişiyi darp

etme olayı tespit edilemediği,

Müşteki Sami ÇELİK’in şikayet konusu

hakkında açık, somut ve teşhise uygun isim, şahıs, şahit, beyan, delil ortaya

koyma imkanı olmadığından müştekinin iddialarına mesnet teşkil edecek suç

unsuruna rastlanmadığı anlaşılmıştır.

Bu nedenle, 4483 sayılı Memurlar ve

Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanunun 6. Maddesi gereğince;

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Görevlileri hakkında SORUŞTURMA İZNİ

VERİLMEMESİNE... [karar

verilmiştir.]”

25. Bu karara başvurucunun yaptığı itiraz, İstanbul Bölge

İdare Mahkemesi 1. Kurulunca 18/11/2015 tarihinde reddedilmiştir. Kararın

gerekçesinde ön inceleme rapor ve ekindeki belgelerin Savcılıkça soruşturma

yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlilikte olmadığına işaret edilmiştir.

26. 19/12/2015 tarihinde tebliğ edilen karara karşı 18/1/2015

tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

27. Bireysel başvurudan sonra İstanbul Valiliği

11/12/2015 tarihinde soruşturma izni verilmemesine dair kararın kesinleşmiş

örneğini Savcılığa göndermiştir. Savcılık tarafından 15/1/2016 tarihinde, Bölge

İdare Mahkemesinin ret kararının kesinleştiği, yetkili merci tarafından usulüne

uygun olarak verilmiş soruşturma izni bulunmadığı, buna göre soruşturma şartı

gerçekleşmediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

28. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk, Anayasa

Mahkemesinin Selçuk Yıldız (B. No: 2014/10382, 15/2/2017, §§ 21-29)

başvurusunda yer almaktadır.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

29. Mahkemenin 19/11/2019 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Toplantı ve

Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

30. Başvurucu, gösteriyi izlerken polis müdahalesi

neticesinde yaralanmasının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal

ettiğini ileri sürmüştür.

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesine göre Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulması için başvuruya konu edilen ve ihlale

yol açtığı ileri sürülen kamusal eylem veya işlemden başvurucunun kişisel

olarak ve doğrudan etkilenmiş olması gerekir (Onur Doğanay, B. No:

2013/1977, 9/1/2014, §§ 42-45).

32. Somut olayda, başvurucunun yapılan toplantı ve

gösteri yürüyüşüne katıldığı yönünde bir iddiası bulunmamaktadır. Başvurucu soruşturma

aşamasında gösteriyi izlemek için orada bulunduğunu ifade ettiğinden toplantı

ve gösteri yürüyüşüne katılanlara yönelen müdahaleden bu hak yönünden kişisel

olarak etkilenmediği anlaşılmaktadır.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele

Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

34. Başvurucu 31/5/2013 tarihinde Gezi Parkı olayları

kapsamında bir gösteriyi izlerken polis tarafından atılan onlarca gaz

kapsülünden birinin başına isabet etmesinden ötürü yaralandığını, künyelerini

başvuru formunda bildirdiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) bazı

kararlarına göre polisle çatışmaya girmeyen göstericiler arasında yer almayan

kişilere karşı kullanılan gücün haklı gerekçeye dayandırılmamasının kötü

muamele yasağının ihlali anlamına geldiğini, kullanılan gücün orantısız

olduğunu, özensiz yürütülen soruşturmanın etkisiz olduğunu, yine AİHM

kararlarına atıf yaparak etkili soruşturma ilkelerine riayet edilmediğini

belirterek kötü muamele yasağı ve bununla bağlantılı olarak etkili başvuru

hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini öne sürmüştür.

35. Bakanlık görüşünde, Anayasa Mahkemesinin toplantı ve

gösteri yürüyüşü sırasında kötü muamele yasağının incelendiği Ali Ulvi

Altunelli (B. No: 2014/11172, 12/6/2018) ile Ali Rıza Özer ve diğerleri ([GK],

B. No: 2013/3924, 6/1/2015) kararlarında yer alan ilkelerin gözönünde

bulundurulması gerektiği belirtilmiştir.

2. Değerlendirme

36. Anayasa’nın 17. maddesinin ilgili kısımları ile 5.

maddesi şöyledir:

“Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve

manevi varlığı

Madde 17 – Herkes, yaşama, maddi ve

manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

…

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;

kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

…

Devletin temel amaç ve görevleri

Madde 5- Devletin temel amaç ve görevleri,

Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini,

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

37. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Kötü muamele yasağının usul yükümlülüğü kapsamında kaldığı

değerlendirilen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden ayrıca

inceleme yapılmamıştır.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

39. Güç kullanılması sırasında kötü muamele yasağına

ilişkin Anayasa Mahkemesinin ilkeleri Özge Özgürengin (B. No: 2014/5218,

19/4/2018, §§46-54, 70-80) başvurusunda açıklanmıştır.

40. Başvurunun özü, toplantı ve gösteri yürüyüşüne

yapılan müdahale sırasında gösterici olmadığını dile getiren başvurucunun gaz

fişeğiyle yaralandığı olayda derhâl ve resen soruşturma başlatılmaması ile

etkili soruşturma yürütülmemesinden dolayı kötü muamele yasağının ihlal

edildiği iddiasıdır.

41. Anayasa Mahkemesi Hidayet Enmek ve Eyüpsabri Tinaş

(B. No: 2013/7907, 21/4/2016), Turan Uytun ve Kevzer Uytun (B. No:

2013/9461, 15/12/2015) ve Selçuk Yıldız başvurularında, gösteriye

müdahale sırasında yaralanan ya da hayatını kaybeden kişiler hakkında

soruşturma izni verilmemesini etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiği

sonucuna varmıştır. Bu sonuç özetle şu gerekçelerle temellendirilmiştir: Kamu

görevlilerinin vazifeleri sırasında ortaya çıkan bazı durumlarda sık şikâyet

edilme ve soruşturulma tehdidi altında bulunmaları adli soruşturmaları belli

makamların iznine bağlanmasını gerektirebilir. Bununla birlikte soruşturma izni

şartına bağlı olmayan suçlarda izin mekanizmasının işletilmesi soruşturmanın

etkililiği bakımından sorun oluşturmaktadır.

42. Nitekim başvuru konusu edilmemekle beraber -başvuru

konusu bölge idare mahkemesi kararına dayanarak verilen- Savcılığın

kovuşturmaya yer olmadığı kararında da 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı

Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri

çerçevesinde kolluk görevlileri hakkında yürütülen ve soruşturma izni

verilmemesi ile sonuçlanan ön inceleme aşamasına atıf yapılırken atılı suçların

4483 sayılı Kanun'un izin şartına bağlı olmaksızın resen kovuşturulması gereken

suçların düzenlendiği 2. maddesinin beşinci fıkrası kapsamında olup olmadığının

tartışılmadığı görülmüştür. Bu nedenle yukarıdaki paragrafta zikredilen

kararlardaki sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.

43. Başvuru konusu olayda ayrı bir değerlendirmeyi

gerektiren husus da soruşturmanın derhâl ve resen başlatılmadığı iddiasıdır.

Başvurucu, gösteriye yapılan müdahalede yaralandığını hastanede dile getirmesi

ve doktor raporlarıyla bunun tespit edilmesine karşın sorumlular hakkında

herhangi bir işlem başlatılmadığını dile getirmiştir.

44. Olayın meydana geldiği gün hastanede düzenlenen

raporda; başvurucunun başından yaralandığı, darp sonrası muayene edildiği

kayıtlıdır. Disiplin soruşturmasını yapan müfettişlere gönderilen hastane

poliklinik defterinde de başvurucunun Taksim Gezi Parkı olayları sırasında

darbedilmesi nedeniyle müracaat ettiği ve merkeze bilgi verildiği yazılıdır.

Yapılan muayenesinde tespit edilen yaralanmalar gözetildiğinde başvurucunun

darp iddialarından kamu makamlarının haberdar olmasına karşın kolluğun

Savcılığa bilgi vermeyerek resen ve derhâl soruşturma başlatılmasının

sağlanmadığı anlaşılmaktadır (benzer bir olayda aynı doğrultuda değerlendirme

için bkz. S.D., B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 117-119).

45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul yükümlülüğünün ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

46. Kolluğun zor kullanma yetkisini kullanırken

gereklilik ve orantılılık şartlarını taşıyıp taşımadığını değerlendirmeye

elverişli nitelikte etkili soruşturma yürütülmediği sonucuna ulaşılması maddi

boyuttan inceleme yapılmasını engellemiştir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

47. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

48. Başvurucu, 100.000 TL maddi, 100.000 TL de manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

49. Anayasa Mahkemesi Mehmet Doğan ([GK], B. No:

2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60) başvurusuna dair vermiş olduğu kararda, bireysel

başvuruya konu olayın incelenmesi sonucunda ihlal kararı verilmesi durumunda

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenler

hususunda detaylı açıklamalarda bulunmuştur. Anılan içtihat doğrultusunda, 6216

sayılı Kanun uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için temel

kural olan eski hâle getirmenin başvuruya konu olayda uygulanması gerektiği

sonucuna varılmıştır.

50. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin

giderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili

usul kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).

51. Başvuruda, Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

52. Bu durumda kötü muamele yasağına ilişkin ihlalin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden etkin bir adli soruşturma

yapılmasında ve sorumlu kolluk görevlisi ya da görevlileri hakkında kamu davası

açılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden soruşturma

ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken

iş, öncelikle ihlale yol açan soruşturma izni verilmesine yer olmadığına dair kararın

ortadan kaldırılması ve nihayet kolluk görevlileri hakkında yeniden soruşturma

yapılmasından ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin İstanbul Bölge İdare

Mahkemesi 1. Kuruluna (E.2015/727, K.2015/890) ve bilgi için İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığına (Soruşturma No: 2014/76089, K.2016/903)

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

53. Başvurucuya manevi zararları karşılığında net 18.300

TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

54. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddiasının kişi bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 1. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Bölge İdare

Mahkemesi 1. Kuruluna (E.2015/727, K.2015/890) GÖNDERİLMESİNE,

2. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığına (Soruşturma No: 2014/76089, K.2016/903) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 18.300 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için İçişleri Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 19/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Hüseyin MECEK

Başvurucu

:

Sami ÇELİK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/1559, 19 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

  • Mercii: Anayasa Mahkemesi
  • Bölüm: Birinci Bölüm
  • Başvuru No: 2016/1559
  • Tarih: 19 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Cevdet Ayaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/13689)
  • Hayat Aksu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/1453)
  • İbrahim Acar Başvurusu (B. No: 2016/3140)
  • Eylem Baykuş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/26938)
  • Yusuf Akkuş Başvurusu (B. No: 2016/2600)
  • Deniz Fidan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/32974)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.