İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdullah Yavuz Başvurusu (B. No: 2016/59096)

1. Başvuru, terör olaylarından doğan maddi zararların eksik

Başvuru No2016/59096Tarih7 Kasım 2019Okuma13 dk · 2.684 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdullah Yavuz Başvurusu

Karar tarihi
7 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/59096
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.684 kelime·13 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör olaylarından doğan maddi zararların eksik

tazmin edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının; buna ilişkin idari ve yargısal

sürecin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, terör olayları neticesinde köyünün boşaltılması

nedeniyle yerleşim yerinden göç etmek zorunda kaldığını iddia etmiş ve

27/7/2005 tarihinde 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında

zararlarının karşılanması talebiyle Siirt Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur. Komisyon 20/5/2014

tarihli ve 56/01/2014/721 sayılı kararıyla 2.524,40 TL tazminat ödenmesine

karar vermiştir.

9.

Komisyon kararının akabinde 5233 sayılı Kanun gereğince davet yazısı ile

birlikte sulhname örneği başvurucunun vekiline

gönderilmiştir. Belirlenen zararın başvurucunun gerçek zararını karşılamadığı,

ev ve diğer yapılarına ilişkin haklarını saklı tutulduğu beyanını içeren sulhname 21/11/2014 tarihinde başvurucu vekili tarafından

imzalanmıştır.

10.

Başvurucu 19/1/2015 tarihinde de Komisyon kararının iptali istemiyle dava

açmıştır. Batman İdare Mahkemesi (Mahkeme) 6/7/2015 tarihli kararıyla davayı

reddetmiştir. Kararın gerekçesi özetle şöyledir:

"Bakılan uyuşmazlıkta; her ne kadar dava

konusu Komisyon kararında, başvurunun ev ve diğer yapı varlığından

kaynaklandığı iddia edilen zararlarına yönelik kısmının reddine karar verilmiş

ve davacının bağ ve kıraç arazi zararları için 2.524,40 TL maddi tazminat

önerildiği, bu nedenle ev ve diğer yapılar ile ilgili olarak; 21/11/2014

tarihinde idareye yapılan başvuru ile bu hususa ilişkin davacı vekili tarafından,

bu malvarlıklarına yönelik haklar saklı tutulmak suretiyle ihtirazı kayıt

konulmuş ise de, dava konusu işlemde, davacıya2.524,40- TL'nin ödenmesinin

teklif edildiği, bu tutarın davacı tarafından kabul edilerek uğranılan zararın

tamamının karşılandığını belirten sulhnamenin davacı

vekili tarafından imzalandığı dikkate alındığında, bu aşamadan sonra uyuşmazlık

ortadan kalktığından, Komisyon kararının redde ilişkin kısmının iptali

istemiyle ayrıca dava açılmasına olanak bulunmamaktadır.

Bu durumda, davacının uğradığı zararların

tamamının karşılandığına ilişkin sulhnamenin vekil

tarafından imzalanarak uyuşmazlığın sulhen sona

erdirilmesi nedeniyle, bu aşamadan sonra dava açılması hukuken mümkün

olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir."

11. Başvurucu, ret kararına karşı itiraz yoluna gitmiştir.

Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi 17/3/2016 tarihli kararıyla, sulhnamenin başvurucu vekilince imzalanması suretiyle sulh

yoluyla çözülen uyuşmazlıkla ilgili olarak yargı yoluna başvurulamayacağından

davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiğini ancak doğurduğu

hukuki sonuçlar bakımından davanın esastan veya incelenmeksizin reddine ilişkin

kararlar arasında herhangi bir fark bulunmadığını belirtmiş ve Mahkeme

kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle itiraz

istemini reddederek kararı onamıştır.

12. Karar düzeltme istemi ise Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi

Üçüncü İdari Dava Dairesi tarafından 31/10/2016 tarihli kararla reddedilmiştir.

Karar düzeltme isteminin reddine ilişkin karar 25/11/2016 tarihinde başvurucuya

tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 2/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. 5233 sayılı Kanun'un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 4. maddeleri (bkz. Celal Demir,

B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-21, 23).

15. 5233 sayılı Kanun’un "Zararın

karşılanmasına ilişkin sulhname"

kenar başlıklı 12. maddesi şöyledir:

“Komisyon,

doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci

maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma,

engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye

göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak,

uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca,

bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının

örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir.

Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi

veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı

yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu

belirtilir.

Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili

temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde,

bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından

imzalanır.

Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş

sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye

gönderilir.

Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda

ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.”

16. 5233 sayılı Kanun’un "Zararın

karşılanması" kenar başlıklı 13. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Sulhnamede

belirlenen zararlar, sulhnamenin imzalanmasından

sonra valinin onayı üzerine ifa tarzına göre Bakanlık bütçesine bu amaçla

konulan ödenekten üç ay içerisinde karşılanır.”

17. 20/10/2004 tarihli ve 25619 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Yönetmelik’in (Yönetmelik) "Zararın

karşılanmasına ilişkin sulhname" kenar

başlıklı 25. maddesi şöyledir:

"Komisyon, doğrudan doğruya veya

bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 16 ncı maddeye göre belirlenen zararı, 21 inci maddeye

göre hesaplanan yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerindeki nakdî ödeme tutarını,

20 nci maddeye göre ifa tarzı ile 23 üncü ve 24 üncü

maddelere göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh

yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre

hazırlanan sulhname tasarısının örneği (EK-E) davet

yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir.

Davet yazısında, hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi

veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı

yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu

belirtilir.

Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili

temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde,

bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından

imzalanır.

Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş

sayılması hâllerinde, bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye

gönderilir.

Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda

ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır. "

18. Aynı Yönetmelik'in "Zararın

karşılanması" kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:

"Sulhnamede belirlenen

zararlar, sulhnamenin imzalanmasından sonra valinin

onayı üzerine ifa tarzına göre Bakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenekten

üç ay içerisinde karşılanır.

Bakanlık, ellibin

Yeni Türk Lirasının üzerindeki aynî ifa veya nakdî ödemelerin Bakan onayı ile

yapılmasını kararlaştırabilir. Bu miktar, her yıl bir önceki yıla ilişkin

olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca belirlenen yeniden

değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır.

(Değişik üçüncü fıkra: 4/6/2018-2018/11862 K.)

Devlet, ödeme nedeniyle genel hükümlere göre sorumlulara rücu eder ve rücu

istemine ilişkin zamanaşımı süreleri bir kat artırılarak uygulanır.

19. Aynı Yönetmelik'in"Nakdî ödemenin şekli ve tutarı" kenar başlıklı 27. maddesi

şöyledir:

"Sulhname

tasarıları hak sahibi veya yetkili temsilcisi ile komisyon başkanı tarafından

imzalandıktan sonra Vali veya Bakan tarafından onaylanır.

Ödemeler sulhname

tasarılarının onay tarih ve sıraları dikkate alınarak yapılır. Nakdi ödemeler

hak sahibi veya sahiplerinin banka hesaplarına yapılır."

20. Anayasa Mahkemesinin 25/6/2009 tarihli ve E.2006/79,

K.2009/97 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"5233 sayılı Yasa,

terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının özellikle yargı yoluna

gitmelerine gerek kalmadan, idarece en kısa süre içinde ve sulh yoluyla

karşılanması amacıyla hazırlanmış bir yasadır. Yasa bu yönüyle zarara uğrayan

vatandaş ile devlet arasındaki uyuşmazlıkta yargı yoluna gidilmeden alternatif

bir çözüm yöntemi getirmiştir. Yasakoyucu bu amaca

uygun olarak yargılama hukuku kurallarından farklı hükümler öngörerek buna

ilişkin esasları Yasa'da ayrıntılı olarak kurala bağlamıştır.

...

Terör ve terörle mücadeleden doğan ancak idari

bir eylem veya işlemle nedensellik bağı bulunmayan maddi zararların

karşılanmasına ilişkin 5233 sayılı Yasa'daki düzenlemeler, yasakoyucunun

sosyal hukuk devletinin gereği olarak sorumluluk hukukunun genel ilkelerine

yasayla getirdiği bir istisnadır. İdarenin kusurunun bulunmadığı ancak 'sosyal

risk ilkesi' gereği sulh yoluyla karşılanması gereken zararların nelerden

ibaret olduğunun tespiti, yasakoyucunun takdir

yetkisi içindedir. İtiraz konusu kurallarda yer alan maddi zararların öncelikle

sulh yoluyla karşılanmasına ilişkin hükümlerin bulunmasını bu kapsamda

değerlendirmek gerekir.

5233 sayılı Yasa, idarenin eylem ve işleminin

sonucu olmayan ve herhangi bir idari işlem veya eylemle doğrudan nedensellik

bağı da bulunmayan, ancak terör ve terörle mücadele sırasında meydana gelen

zararların da tazmini yolunu açan, bu anlamda idarenin kusursuz sorumluluk

alanını genişleten bir yasadır. Bu Yasa idarenin kusursuz sorumluluk alanını

genişletmekle birlikte, aynı zamanda terör ve terörle mücadele sırasında

meydana gelen zararlardan sadece 'maddi' olan kısmının sulh yoluyla tazminine

ilişkin esas ve usulleri belirlemektedir.."

21. 5233 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde Kanun'un amaçlarından

birinin özetle terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının yargı yoluna

gitmelerine gerek kalmadan idarece en kısa sürede sulh yoluyla karşılanması

olduğu ifade edilmiştir. Kanun'un 12. maddesinin gerekçesinde ise sulhun davayı

sona erdirici işlem olduğu, sulhname imzalanmasının

dava açılmasını engellediği belirtilmiştir.

B. Uluslararası Hukuk

22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), başvuruya benzer

şekilde terör olayları dolayısıyla köyü terke mecbur kalınması nedeniyle

uğranılan zararın tazminine ilişkin sulhname

imzalanmasının ardından köyü terkten önce var olan hayvanlarına ilişkin zararla

manevi zararının tazmin edilmediği iddialarıyla yapılan şikâyetleri kapsayan

bir grup başvuruyu incelediği Akbayır ve diğerleri/Türkiye (B. No: 30415/08,

28/6/2011) kararında sulhname imzalanmasının

taleplerden feragat edilmesini gerektirdiği, dolayısıyla yerel boyuttaki bu

uzlaşmanın tartışmasız olarak ihtilaflı tazminat hakkında öne sürülen itiraza

son verdiği gerekçesiyle başvuruları kabul edilemez bulmuştur.

23. AİHM, başvuranlar tarafından imzalanan dostane çözüm

beyanlarının (sulhnamelerin) manevi tazminattan söz

etmediğini gözlemlediğini belirterek dostane çözüme dair bu beyanların (sulhname) ilgili tarafların prosedürü sona erdirmeye

ilişkin açık iradesinin tezahürü olduğunu ifade etmiştir. AİHM; tüm başvuru

sahiplerinin iç hukukta ve AİHM huzurunda avukatlar tarafından temsil

edildiğini, bu hâlde başvuranların hem 5233 sayılı Kanun ve kendi beyanlarının

manevi zarara ilişkin hiçbir talep içermediği iddiasını hem de bu anlaşmaların

sonuçlarından habersiz oldukları iddiasını ileri süremeyeceklerini

belirtmiştir. AİHM, söz konusu düzenleme başvuranların prosedürle ilgili her

türlü iddiadan feragat etmelerini gerektirdiğinden bu anlaşmanın söz konusu

ödemeyle ilgili anlaşmazlığı tartışmasız bir şekilde sonlandırması nedeniyle

başvuranların şikâyette bulunamayacakları sonucuna ulaşmıştır (Akbayır ve diğerleri/Türkiye, § 77).

24. AİHM, sürü hayvanlarının farklı türlerine göre besicilikten

elde edilen gelirlerin tazminatının Komisyonlarca yanlış değerlendirilmesine

ilişkin şikâyetle ilgili olarak da dostane çözümün kabul edilmesi konusunda

yukarıda belirtilen sonuçların ayrıca bu şikâyete uygulanabilir olduğu

kanaatinde olup AİHM'e göre sulhnamelerin

imzalandığı ve ödemeler gerçekleştiği andan itibaren Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi bağlamında başvuranların mağdur sıfatı yok olmaktadır (Akbayır ve diğerleri /Türkiye, § 78).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 7/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu; 5233 sayılı Kanun kapsamında yapmış olduğu

başvurunun kısmen kabul edilip kısmen reddedildiğini, yapılara ait kalıntıların

hâlen mevcut olduğunu, sadece tapuların dikkate alındığını, birtakım zirai zararlarının

da bulunduğunu, kayıplarının tam olarak karşılanmadığını, ihtirazi

kayıtla haklarını saklı tutarak sulhname

imzaladığını, başvurusunun on yıl bekletildikten sonra hakkaniyete uygun

olmayan bir kararla sonuçlandırıldığını belirterek eksik tazmin nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

27. Somut başvuruda başvurucu, terör ve terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle oluşan zararlarının karşılanması

amacıyla 5233 sayılı Kanun kapsamında Komisyona başvurmuş; Komisyon tarafından

tespit edilen maddi zararları öngörülen birim fiyatlara tabi tutularak tazminat

miktarı belirlenmiş ve sulh teklifi başvurucu vekili tarafından kabul edilerek

yine başvurucu adına sulhname imzalanmıştır (bkz. §

9).

28. 5233 sayılı Kanun’un gerek genel gerekçesinden gerekse

içerdiği düzenlemelerden terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının yargı

yoluna gitmelerine gerek kalmadan idarece en kısa sürede sulh yoluyla

karşılanmasının amaçlandığı, bu çerçevede ilgili hukuk kısmında yer verilen

düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere sulhname

düzenlenerek uyuşmazlıkların bir an evvel bitirilmesine özel önem atfedildiği

anlaşılmaktadır.

29. 5233 sayılı Kanun'dan kaynaklanan uyuşmazlıklara bakan idare

mahkemeleri ve Danıştay Onbeşinci Dairesi, Kanun'u bu

amacını esas alarak yorumlamış ve sulhname

imzalanmasıyla davacıların uğradıkları zararların tazmin edilmek suretiyle

uyuşmazlığın ortadan kalktığı, dolayısıyla sulhname

imzalanmasının ardından uyuşmazlığın artık yargıya taşınmasının mümkün olmadığı

sonucuna varmışlardır.

30. İdare mahkemelerinin ve Danıştayın

sulhname dışı bırakılan bakiye zarar sebebiyle açılan

davaların sulhname imzalanmış olması nedeniyle

reddedilmesi yönündeki bu yaklaşımı bireysel başvuru yoluyla Anayasa

Mahkemesine taşınmış ve Anayasa Mahkemesi -sulhname

konusu paranın ödenmediği iddiasının bulunması durumu hariç- makul bir

tazminata hükmedilmesini temin eden sulhnameyle

birlikte başvurucuların mağdur sıfatının ortadan kalkacağı sonucuna varmıştır.

Anayasa Mahkemesi, bu durumlarda mağdur sıfatının ortadan kalkmış olması

gerekçesiyle başvuruların kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar vermiştir (Zübeyit Kaya, B. No: 2013/7674, 21/5/2015, §§

29-43; Faris Arslan, B. No: 2014/1026, 20/5/2015, §§

45-58; Salih Alkan, B. No:

2013/4747, 31/3/2016). Bir başka ifadeyle idare mahkemeleri ve Danıştayın anılan yorumunda mülkiyet hakkı yönünden bir

sorun görülmemiştir.

31. Somut olayda da Anayasa Mahkemesinin anılan içtihatlarından

ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Şöyle ki eksik hesaplandığı

iddia edilen zararın miktarı üzerinde başvurucunun idareyle anlaşma sağlamış ve

sulhnameyi imzalamış olması sebebiyle maddi

mağduriyetinin giderildiği anlaşılmaktadır. Komisyonun İdare Mahkemesi kararını

dikkate alarak yeniden yaptığı değerlendirme sonucu belirlenen ve başvurucunun

zararlarının tamamını karşıladığını beyan ettiği alacağı tümüyle davalı idareden

tahsil edildiğinden mülkiyet hakkına ilişkin mağduriyet giderilmiş ve bu hak

yönünden mağdurluk statüsü de aynı tarihte sona ermiştir.Belirtmek gerekir ki başvurucu, Komisyonun sulhname teklifini avukatı aracılığıyla kabul etmiş ve sulhname başvurucu adına avukatı tarafından imzalanmıştır.

Dolayısıyla başvurucunun maddi tazminat iddialarını sona erdiren sulhnamenin bu hukuki sonucundan habersiz olduğu da

düşünülemez. Öte yandan başvurucu, Komisyon tarafından ödenmesine karar verilen

tazminat tutarının kendilerine ödenmediği ya da eksik ödendiği yönünde bir

iddiada da bulunmamıştır.

32. Açıklanan gerekçelerle eksik maddi tazminattan kaynaklanan mülkiyet

hakkına yönelik şikâyet yönünden başvurucunun mağdurluk statüsünü kaybettiği

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin kişi bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucu, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin aynı

iddialarla ve söz konusu hususlarda derece mahkemelerinin gerekçelerinin

bulunmadığı iddiasıyla adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Başvurucu, ayrıca 5233 sayılı Kanun kapsamında başvurulan idari

süreç ve yargılama prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

34. Somut olayda sulhname imzalanarak

maddi tazminata ilişkin uyuşmazlığın sona erdirildiğine ilişkin yukarıda

mülkiyet hakkına dair gerekçede belirtilen değerlendirme ve varılan sonuç gözetildiğinde

usul güvencesi olan adil yargılanma hakkı bakımından aynı şikâyetlerin tekrar

incelenmesini gerektiren bir neden bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurucunun bu

başlık altındaki mülkiyet hakkı yönünden ileri sürdüğü benzer mahiyetteki

şikâyetlerinin incelenmesine gerek görülmemiştir.

35. Diğer taraftan makul sürede yargılanma hakkına ilişkin

şikâyet sulhname imzalanmasından bağımsız olduğundan

ve başvurucunun temel şikâyetlerinden ayrıca ele alınabilecek nitelikte

olduğundan makul sürede yargılanma hakkı yönünden inceleme yapılmıştır.

36. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra 31/7/2018 tarihli ve

30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe

giren 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli

ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların

Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

37. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı tarafından

incelenmesi öngörülmüştür.

38. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018,§§

27-36) kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen

bireysel başvurulara ilişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna

başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı

sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden

inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır.

39. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

40. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduklarına karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

7/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Zeynep

KARAKOÇ

Başvurucu

:

Abdullah

YAVUZ

Vekili : Av. Abdulselam KAVŞUT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/59096, 7 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mülkiyet Hakkının
  11. B. Makul Sürede
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Gökcan
  14. Hakyemez
  15. Menteş
  16. Karakoç
  17. Yavuz
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/59096
Tarih
7 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • B.b. Başvurusu (B. No: 2016/14741)
  • Sınırlı Sorumlu Adapazarı Pancar Ekiciler Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2016/15546)
  • K.ş. Başvurusu (B. No: 2016/70773)
  • Şevki Atasoy ve Yakup Atasoy Başvurusu (B. No: 2016/866)
  • Şeyma Fenercioğlu Başvurusu (B. No: 2015/12747)
  • Ali Ertan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/6190)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.