İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muzaffer Peker Başvurusu (B. No: 2016/7192)

1. Başvuru, sosyal güvenlik aylığının kesilmesi ve ödenen

Başvuru No2016/7192Tarih7 Kasım 2019Okuma21 dk · 4.177 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Muzaffer Peker Başvurusu

Karar tarihi
7 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/7192
R.G. Tarih ve Sayı
11/12/2019-30975
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.177 kelime·21 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sosyal güvenlik aylığının kesilmesi ve ödenen

aylıklarının iade edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/4/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. İşçi olan başvurucu 1956 doğumlu olup Ankara'nın Sincan

ilçesinde ikamet etmektedir.

9. 14/3/2002 tarihinde yaşlılık aylığı tahsisi talebinde bulunan

başvurucuya Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından 15/3/2002 tarihinden

itibaren aylık bağlanmıştır.

10. Yaşlılık aylığının bağlanmasından sonra başvurucunun

6/5/2006 tarihinde Belpa Ankara Eğitim Sağ. Hiz. İnş. Enr. Gıd. Tem. İth. İhr. Tic. A.Ş.de (Belpa

A.Ş.) çalışmaya başladığı gerekçesiyle SGK tarafından 21/9/2011 tarihinde

yaşlılık aylığı kesilmiş ve başvurucudan yapılan ödemenin iadesi istenmiştir.

11. SGK tarafından başvurucu aleyhine 6/5/2006-21/9/2011

tarihleri arasındaki dönemde 60.455,90 TL asıl ve 14.199 TL faiz alacağı için

Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2011/12163 Esas sayılı dosyasında icra takibinde

bulunulmuştur. Başvurucunun itirazı ile takip durmuştur.

12. Başvurucunun itirazı ile duran takibe karşı SGK tarafından

24/7/2012 tarihinde Ankara 15. İş Mahkemesinde (Mahkeme) itirazın iptali davası

açılmıştır. Mahkemece 17/7/2013 tarihinde davanın kabulüne karar verilerek

itirazın iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına karar verilmiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"...Davacının yaşlılık aylığı almaya

başladıktan sonra 06.05.2006 tarihinde Belpa A.Ş.

şirketinde çalışmaya başladığı, bu şirketin Ankara Büyükşehir Belediyesi

bünyesinde bir belediye iktisadi teşebbüsü olarak kurulup, faaliyet gösterdiği,

dolayısı ile davacının çalıştığı yerin 5335 sayılı yasa kapsamında kaldığı

görülmüştür

...

Bu durumda davalı 5335 sayılı yasanın emredici

hükmüne uymaksızın çalışma yapmıştır. O halde SGK tarafındanbu

çalışma dönemi açısından emeklilik ve yaşlılık aylıklarının kesilmesi olgusunun

hukuka uygun bulunduğu, dolayısı ile ödenen aylıkların da yersiz ödeme olarak

davacı kurum tarafından istenebileceği,

...

davalıya yapılan yersiz ödemelerin davacı kurumun hatalı işlemlerinden

kaynaklanmadığı, buna ilişkin herhangi bir verinin dosyada bulunmadığı, davalı

tarafın da bu konuda herhangi bir delilini sunmadığı anlaşılmakla davacının

sübut bulan davasının kabulüne karar verilmiştir."

13. Temyiz edilen karar, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (Daire)

tarafından 27/10/2014 tarihinde bozulmuştur. Kararın gerekçesinde, karar

tarihinden sonra yürürlüğe giren 10/9/2004 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile

Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı

Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun'un 81. maddesi ile 31/5/2006

tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na

eklenen geçici 60. maddesinin dokuzuncu fıkrası gereği davaya konu borç yapılandırma

kapsamında bulunduğundan buna göre yapılacak değerlendirmeyle bir karar

verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

14. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama

neticesinde 5/5/2015 tarihinde davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde,

bozma kararı doğrultusunda araştırma yapıldığı ve SGK'nın

alacak talebinin önceki kararında belirtilen gerekçe doğrultusunda yerinde

olduğu belirtilmiştir.

15. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Daire tarafından

7/3/2016 tarihinde onanmıştır.

16. Her ne kadar Mahkemece başvurucunun 6/5/2006-21/9/2011

tarihleri arasında Belpa A.Ş.de çalıştığı kabul

edilerek bu tarihler arasında ödenen aylıkların faiziyle iadesine hükmedilmiş

ise de SGK'nın 11/4/2016 tarihli yazısından

başvurucunun 21/6/2009 tarihine kadar anılan Şirkette çalıştığı açıklanarak

6/5/2006-21/6/2009 tarihleri arasındaki dönemde yersiz ödenen aylıklar için

yeniden borç kaydı oluşturulacağı belirtilmiştir.

17. Başvuru tarihinden sonra yeniden düzenlenen borç kaydına

ilişkin olarak SGK'dan gönderilen yazıdan

6/5/2006-21/6/2009 tarihleri arasındaki dönem yönünden 32.033,97 TL asıl ve

10.531,58 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 42.565,55 TL borç kaydı oluşturulduğu

ve borcun tahsil edildiği anlaşılmıştır.

18. Nihai karar 16/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

19. Başvurucu 15/4/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 27/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinin

ikinci fıkrası şöyledir:

"Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan

emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel

bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar,

belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından

kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan

kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve

kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile

müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan

diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve

görev yapamazlar"

B. Uluslararası Hukuk

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamındaki

davalara genel olarak uygulanan ilkelerin ve özellikle anılan maddenin mülk

edinme hakkını korumadığı biçimindeki ilkenin sosyal güvenlik ödemeleri ve

sosyal yardımlar yönünden de geçerli olduğunu belirtmektedir (Moskal/Polonya, B. No: 10373/05, 15/9/2009, §

38). AİHM'e göre bir ekonomik menfaatin sonradan

ortadan kaldırılması, olayın somut koşulları çerçevesinde tek başına o ekonomik

menfaatin en azından ortadan kaldırıldığı ana kadar Sözleşme'ye

ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamına mülk olarak görülmesini engellemez.

Öte yandan tartışma konusu ekonomik menfaate hak kazanmanın şarta bağlandığı

durumlarda, koşulun yerine getirilmemesi sonucu kaybedilen şarta bağlı hakkın Sözleşme'yeek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi anlamında mülk

olarak değerlendirilmesi mümkün değildir (Moskal/Polonya, § 40).

22. AİHM; sosyal adaletin önemine dikkat çekmekle birlikte bunun

kural olarak -kamu otoritelerinin ihmallerinden kaynaklananlar da dâhil olmak

üzere- hatalı işlemlerini geri almasına engel teşkil etmeyeceğinin altını

çizmektedir. AİHM'e göre aksi karara varılması,

haksız zenginleşme yasağına aykırılık oluşturur. Bu durum aynı zamanda sosyal

güvenlik sistemine katkı payı ödeyen ve özellikle katkı payı ödedikleri hâlde

kanuni koşulları taşımamaları nedeniyle bundan yararlanamayan diğer bireylere

haksızlık oluşturur. Son olarak bu, sınırlı kamu kaynaklarının kamu yararına

uygun olmayan alanlara harcanması sonucunu doğurur. AİHM, hatanın herhangi bir

üçüncü tarafın kusuru olmaksızın kamu makamlarından kaynaklanan durumlarda

başvurucuya yüklenen külfetin daha farklı bir orantılılık yaklaşımı esas

alınarak yapılması gerektiğini vurgulamıştır. AİHM sonuç olarak başvurucunun

emekli aylığından yoksun bırakılmasının sonuçlarına dikkati çekmiş;

başvurucunun yaşı, yeni bir gelir elde etme olanağının bulunmaması gibi

etkenleri de gözeterek mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olmadığı

sonucuna varmıştır (Moskal/Polonya, §§ 73-76).

23. Čakarević/Hırvatistan (B. No: 48921/13, 26/4/2018)

kararına konu olayda da başvurucu 1995 yılında, çalıştığı şirketin iflas etmesi

nedeniyle işsiz kalmıştır. Başvurucu, emekliliğine iki ay kaldığı için emekli olamamış

ancak kendisine bir yıl süreyle işsizlik ödeneği bağlanmıştır. Başvurucuya bir

şekilde bu bir yıla ek olarak üç yıl daha işsizlik ödeneği ödenmesine devam

edilmiştir. Başvurucu ise aynı zamanda psikiyatrik sorunları olduğundan

çalışabilecek durumda da değildir. İdare geçmişe yönelik fazla ödemelerin

faiziyle birlikte iadesini (altmış civarı taksitte) istemiştir. AİHM ilk olarak

başvurucunun hata veya hilesinin bulunmadığını, kusurun da idareden

kaynaklandığını tespit etmiştir. Ayrıca başvurucudan sadece ana paranın değil

faizin de istendiğini vurgulamıştır. AİHM'e göre

altmış civarı taksite bağlansa da hiçbir geliri ve mal varlığı bulunmayan

başvurucu için bu durum da ağır bir yük oluşturmaktadır. Ayrıca somut olayda

başvurucunun hastalık hâlinin ve ödenen yaşlılık aylığının çok mütevazı

olmasının hiç gözetilmediğini ifade etmiştir. AİHM, başvurucunun emekli

olmasına kısa bir süre kaldığının ancak işvereninin iflas etmesi nedeniyle bu

hakka kavuşamadığının da altını çizmiştir. AİHM tüm bu hususları gözeterek

hatalı ödenen paranın başvurucudan iadesinin istenmesinin ölçülü olmadığı

sonucuna ulaşmıştır (Cakarevic/Hırvatistan, §§ 77-91).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 7/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, işe başlamadan önce yetkili kişilere konuyu

sorduğunu ve kendisine "Kanunda sıkıntı

var, sıkıntı olmaz, rahatça çalışabilirsin." dedikleri için işe

başladığını ifade etmiştir. Aslında sunduğu belgelerle 2006-2009 yılları

arasında çalıştığını ispatlamasına rağmen Mahkemece 2006-2011 yılları arasında

çalıştığının kabul edildiğini oysa mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra SGK

tarafından bu durumun dikkate alındığını, bunun da hakkının açıkça ihlal

edildiğini gösterdiğini belirtmiştir. Başvurucuya göre SGK tarafından her ay

destek primi kesilmesi nedeniyle haksız ödeme yapıldığı iddiası asılsızdır.

Ayrıca destek primi kesintisi yapılması SGK tarafından durumun bilindiğinin

açık göstergesidir. Sonuç olarak başvurucu, arkadaşlarının benzer davalarının

lehlerine sonuçlandığını belirterek sunduğu bilgi ve belgeler incelenmeksizin

hukuka aykırı karar verildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

26. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu hangi haklarının ihlal edildiğini

açıkça belirtmemiş ise de şikâyetinin özü, ödenen bir kısım yaşlılık aylığının

geri alınmasına yönelik olduğundan tüm şikâyetlerinin mülkiyet hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı

29. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."

denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır.

Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer

ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını

kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk

olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul

mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni hakların ve fikrî

hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının

kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve

diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

30. Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal

güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden

prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir

ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili

mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına

giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, B. No:

2013/2166, 25/6/2015, § 36).

Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılması, onun en

azından ortadan kaldırılıncaya kadar mülk olarak

kabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent

Akgül, B. No: 2013/3391, 16/9/2015, § 56).

31. Somut olayda SGK tarafından başvurucunun yaşlılık aylığı

çalışmaya başlaması üzerine kesilmiş ve 2006-2011 yılları arasında ödenen

yaşlılık aylıklarını geri ödemesi başvurucudan istenmiştir. Yaşlılık aylığının

başvurucuya ödenmesiyle başvurucunun mevcut mal varlığı hâline geldiği

tartışmasızdır. Bu nedenle bunların ilgili mevzuatta öngörülüp öngörülmediğinin

tartışılmasına dahi girilmeksizin Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk

olduğunun kabulü gerekir.

b. Müdahalenin Varlığı ve

Türü

32. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve

kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma, onun üzerinde tasarruf etme, ürünlerinden yararlanma imkânı

verir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B.

No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma,

semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden

herhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, § 53). Ayrıca meşru

beklenti teşkil eden mülk edinme beklentilerini zedeleyici kamu

işlem ve eylemleri de mülkiyet hakkına müdahale oluşturur (Süleyman Oktay Uras ve Sevtap

Uras, B. No: 2014/11994, 9/3/2017, § 57).

33. Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural

ihtiva ettiği görülmektedir. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında

herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yer

verilmiş, ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin

çerçevesi belirlenmiştir. Mülkten yoksun

bırakma ve mülkiyetin kontrolü

mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir. Mülkten yoksun bırakma

şeklindeki müdahalede mülkiyetin kaybı söz konusudur. Mülkiyetin kullanımının

kontrolünde ise mülkiyet kaybedilmemekte ancak mülkiyet hakkının malike

tanıdığı yetkilerin kullanım biçimi toplum yararı gözetilerek belirlenmekte

veya sınırlandırılmaktadır. Mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale ise

genel nitelikte bir müdahale türü olup mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin

kullanımının kontrolü mahiyetinde olmayan her türlü müdahalenin mülkten

barışçıl yararlanma hakkına müdahale kapsamında ele alınması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, §§ 55-58).

34. Başvurucunun yaşlılık aylığının kesilmesi ve 2006-2011

yılları arasındaki dönemde yapılan yaşlılık aylığı ödemelerinin başvurucudan

geri istenmesi mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmektedir. Anayasa Mahkemesi

daha önce benzer başvuruları mülkiyetin kamu yararına kullanımının kontrolüne

veya düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelemiştir (Kuddis Büyükakıllı, B.

No: 2014/3941, 5/10/2017, § 45; Fatma Ülker

Akkaya, B. No: 2014/18979, 22/2/2018, § 46). Somut olayda da aynı

ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

c. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

35. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

36. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel

hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmaksızın Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına

yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması,

kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması

gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan,

§ 62).

i. Kanunilik

37. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit

edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç

hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir

kuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye

İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,

B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).

38. Başvurucunun yaşlılık aylığının kesilmesi, 2006-2011 yılları

arasında ödenen yaşlılık aylıklarının geri ödemesinin istenmesi, hakkında icra

takibi başlatılması işlemlerinin dayanağı olarak 5335 sayılı Kanun'un 30.

maddesinin ikinci fıkrası gösterilmiştir.

39. Anılan mevzuat hükmünün belirli, öngörülebilir ve

ulaşılabilir olduğu açıktır. Bu itibarla derece mahkemelerinin kararlarının

dayandığı gerekçeler ile yukarıda belirtilen mevzuat hükmü dikkate alındığında

başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı

değerlendirilmiştir.

ii. Meşru Amaç

40. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,

mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılmasına

imkân vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkının

kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda bir

sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır (Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §

53).

41. Yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra 5335 sayılı Kanun'un 30.

maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işyerlerinde çalışanlara emekli maaşı

ödenmemesinin temelinde yatan amaç, sosyal güvenlik sisteminin korunması ve

devamlılığının sağlanmasıdır. Bu amacın kamu yararına dönük olduğu açıktır.

42. Sosyal adaletin gereği olarak idarenin tesis ettiği hatalı

işlemi somut olayın koşullarına göre geri alabileceği veya belli durumlarda

kaldırabileceği hususunda kuşku yoktur. Bu tespit hatalı idari işlemden

kaynaklanan sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerlidir. Aksi durum kişilerin

sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda

bulundukları hâlde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle

ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden adil olmayan sonuçlar doğurabilir.

Bu durum, sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz

verilmesi anlamına gelebileceğinden kamu yararı ile örtüşmez (Tevfik Baltacı, B. No: 2013/8074, 9/3/2016, § 74).Dolayısıyla

yaşlılık aylığı almaya başladıktan sonra 2006-2011 yılları arasında Belpa A.Ş.de çalıştığı gerekçesiyle başvurucuya 2006-2011

yılları arasındaki döneme ilişkin ödenen yaşlılık aylıklarının geri

istenmesinin kamu yararı amacına dayandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle

müdahalenin meşru bir amacının bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

iii. Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

43. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek

için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığı

değerlendirilmelidir.

44. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

45. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi bir

taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate

alacaktır (Arif Güven, B. No:

2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).

46. Orantılılık ilkesi değerlendirilirken dikkate alınması

gereken hususlardan biri de kamu makamlarının tutum ve davranışlarıdır. Bu

bağlamda idarenin iyi yönetim

ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır. İyi yönetim ilkesi, kamu yararı kapsamında

bir mevzu söz konusu olduğunda kamu makamlarının uygun zamanda, uygun yöntemle

ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir. Bu bağlamda

idarelerin kendi hatalarının sonuçlarını gidermeleri ve bireylere yüklememeleri

gerekir (Reis Otomotiv Ticaret ve Sanayi

A.Ş. [GK], B. No: 2015/6728, 1/2/2018, § 100; Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No:

2013/711, 3/4/2014, § 68).

47. İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına

yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde idarenin hatalı işlemi

karşısındaki tutumunun yanında işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı

işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faiz

gibi yaptırımların öngörülüp öngörülmediği önem arz etmektedir (Tevfik Baltacı, § 71).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

48. Somut olayda elverişlilik ve gereklilik ilkeleri yönünden

tartışmayı gerektiren bir yön bulunmamaktadır. Asıl üzerinde durulması gereken,

müdahalenin orantılı olup olmadığıdır. Bu itibarla uygulanan tedbirle

başvurucuya aşırı ve orantısız bir yük yüklenip yüklenmediğinin tespiti

gerekmektedir.

49. Başvurucu ilk olarak yeniden çalışmaya başlaması nedeniyle

yaşlılık aylığının kesilmesinden şikâyet etmiştir. Anayasa Mahkemesi daha önce

benzeri bir şikâyeti mülkiyet hakkı yönünden incelemiş, genç işsizliği

sorununun çözümü yönündeki kamu yararı amacının ağırlığını dikkate alarak ve

aylığı kesilenlerin çalışma süresi sonunda yeniden aylıklarına

kavuşabilmelerinin mümkün olması sebebiyle müdahalenin ölçülü olduğu sonucuna

varmıştır (İsmail Hakkı Bulunmaz,

B. No: 2014/2960, 4/10/2017, §§ 68-75). Somut olayda da yaşlılık aylığının

kesilmesi yönünden bu ilkeden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

50. Başvuru konusu olayda, yaşlılık aylığı tahsisi talebinde

bulunan başvurucuya SGK tarafından 15/3/2002 tarihinden itibaren aylık

bağlanmıştır. Daha sonra başvurucunun Belpa A.Ş.de

6/5/2006 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı gerekçesiyle 21/9/2011

tarihinde yaşlılık aylığı kesilmiş ve başvurucudan yapılan ödemelerin iadesi

istenmiştir. Bu kapsamda başvurucu aleyhine 60.455,90 TL asıl ve 14.199 TL faiz

alacağı için icra takibi başlatılmıştır. Başvurucunun itirazı ile duran takibe

karşı SGK tarafından açılan itirazın iptali davasında davanın kabulüne karar

verilerek itirazın iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına karar

verilmiştir. Kararın kesinleşmesinden sonra SGK'nın

11/4/2016 tarihli yazısından başvurucunun 21/6/2009 tarihine kadar anılan

Şirkette çalıştığı açıklanarak 6/5/2006-21/6/2009 tarihleri arasındaki dönemde

yersiz ödenen aylıklar için yeniden borç kaydı oluşturulacağı belirtilmiştir.

Başvuru tarihinden sonra yeniden düzenlenen borç kaydına ilişkin olarak SGK'dan gönderilen yazıdan 6/5/2006-21/6/2009 tarihleri

arasındaki dönem yönünden 32.033,97 TL asıl ve 10.531,58 TL faiz alacağı olmak

üzere toplam 42.565,55 TL borç kaydı oluşturulduğu ve başvurucudan tahsil

edildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla 2006 ile 2009 yılları arası ödenen yaşlılık

aylıklarının iadesi yönünde işlem tesis edildiğine göre başvurucunun 2009

sonrası dönem için yaptığı şikâyet de yerinde değildir.

51. Anayasa Mahkemesi, daha önce çeşitli kararlarında yersiz

olarak ödendiği anlaşılan sosyal güvenlik ödemelerinin iadesi ile ilgili

ilkeleri ortaya koymuştur (Fatma Ülker Akkaya,

§§ 49-60; Tevfik Baltacı, § 79; Uğur Ziyaretli,

B. No: 2014/5724, 15/2/2017, § 76). Bu bağlamda söz konusu kararlarda, başvurucuların ana paranın

yanında faiz ödemekle de yükümlü kılınmış olmalarının kusurlu davranışlarıyla

orantısız bir külfet yüklenmeleri sonucunu doğurduğunu belirterek müdahalenin

ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Fatma

Ülker Akkaya, § 59; Tevfik

Baltacı, § 79; Uğur Ziyaretli, § 76).

52. Kanunu bilmemek mazeret sayılamayacağından başvurucunun 5277

sayılı Kanun'un 25. maddesinin (f) fıkrasının ikinci paragrafı ile 5335 sayılı

Kanun'un 30. maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra kendisine yapılan

ödemelerin hukuka aykırı olduğunu bilmesi gerekmektedir. Anılan düzenlemenin

yürürlüğe girdiği tarihten sonra Belpa A.Ş.de

çalışmaya başlayan başvurucunun kendisine yaşlılık aylığı ödenmeye devam

edilmesi nedeniyle bunu idareye bildirmesi iyi

niyet ilkesinin bir gereğidir. Söz konusu düzenlemelere rağmen

başvurucunun bu tarihten sonra yapılan yaşlılık aylığı ödemelerini hiçbir

uyarıda bulunmaksızın kabul etmeye devam etmesi iyi niyetli bir bireyden

beklenebilecek bir davranış değildir. Dolayısıyla başvurucunun kusurlu olduğu

açıktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Uğur Ziyaretli, § 71).

53. Buna mukabil Belpa A.Ş.de çalışan

başvurucunun maaşından destek primi kesintisi yapılmıştır. Dolayısıyla

maaşından destek primi kesintisi yapılan başvurucunun 5335 sayılı Kanun

kapsamında kalıp kalmadığının tespiti SGK'nın

görevidir. İdare, söz konusu denetim ve inceleme görevini yerine getirmediği

gibi başvurucuya izafe edilemeyen bu kusuru sonucu oluşan işlemindeki hata

unsurunu yaklaşık altı yıl sonra fark ederek anılan işlemin iptali yoluna

gitmiştir. Diğer taraftan başvurucuya ödenen yaşlılık aylığının yersiz

olduğunun tespit edilmesinde geçen yaklaşık altı yıllık süre oldukça uzundur.

Bu süre boyunca hatalı işlemin varlığının tespit edilebilmesini temin edecek ve

başvurucuya ödenmeye devam edilen yaşlılık aylığının kesilmesi sonucunu

doğuracak gerek kurum içi gerekse kurum dışı bir denetim faaliyetinin ya hiç ya

da yeterli düzeyde gerçekleştirilmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla olayda

idarenin de kusurlu olduğu açıktır.

54. Somut olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen

ana para tutarının iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku

bulunmamaktadır. Aksi durumun başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol

açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır. Buna karşın alacağın

başvurucudan tahsilindeki yöntem önem arz etmektedir. Olayda, başvurucuya

ödenen 32.033,97 TL tutarındaki yaşlılık aylıklarının yanında 10.531,58 TL

kanuni faizin tahsil edildiği görülmektedir. Üstelik söz konusu tutar

taksitlerle ödendiği hâlde peşin olarak tahsil edilmeye çalışılmıştır. Davalı

idarenin de kusurunun bulunduğu gözetildiğinde başvurucunun ana paranın yanında

10.531,58 TL tutarındaki faizi ödemekle yükümlü kılınması başvurucunun kusurlu

davranışıyla orantısız bir külfet yüklenmesi sonucunu doğurmaktadır.

55. Sonuç olarak başvurucunun 5353 sayılı Kanun kapsamında

yeniden çalışmaya başlaması nedeniyle yaşlılık aylığının kesilmesi yönündeki

müdahalenin içerdiği meşru amacın dayandığı kamu yararı ile

karşılaştırıldığında ölçülü olduğu değerlendirilmiştir. Bununla birlikte başvurucuya

yersiz olarak fazladan ödendiği anlaşılan yaşlılık aylıklarının yasal faizi ile

birlikte tahsil edilmesinin -özellikle kamu makamlarının kusurunun ağırlığı da

gözetildiğinde- başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet

yüklediği, bu sebeple söz konusu müdahaleyle kamunun yararı ile başvurucunun

mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu

aleyhine bozulduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi benzer

diğer başvurularda da aynı sonuca varmıştır (Uğur

Ziyaretli, §§ 40-79; Tevfik Baltacı, §§ 36-80).

56. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

58. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin

ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin

ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep

olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen

diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).

59. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna

göre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama

işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim

yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).

60. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)

bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için

yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine hükmedilir. Bu durumda anılan kanun hükmü uyarınca benzer usul

hukuku kurumlarından farklı olarak yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği

hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden

Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin

ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere

gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, §§ 58-59).

61. Somut olayda başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına karar

verilmesi talebinde bulunmuştur.

62. Anayasa Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda başvurucunun

emekli olduktan sonra 5335 sayılı Kanun kapsamında bir şirkette çalışmasından

dolayı şirkette çalıştığı süre içinde ödenen yaşlılık aylıklarının faiziyle

birlikte iadesinin istenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır. İptal işlemi idare tarafından yapıldığına göre ihlalin

kaynağı idari bir işlemdir.

63. Bununla birlikte başvuru öncesinde başvurucu tarafından

takibe itiraz edilmiş, SGK tarafından itirazın iptal edilmesi için dava

açılmış, derece mahkemelerince davanın (faiz yönünden de) kabulüne karar

verilmesi ihlalin giderilmemesine yol açmıştır.

64. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan

farklı ve bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, öncelikle yeniden yargılama

kararı verilerek hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadan

kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri

gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden

ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

Ankara 15. İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

65. Ayrıca benzeri ihlallere yol açılmaması bakımından kararın

bir örneğinin de bilgi edinilmesi için ilgili idareye gönderilmesi gerekir.

66. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara

15. İş Mahkemesine (E.2014/1603, K.2015/611) GÖNDERİLMESİNE,

D. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Sosyal Güvenlik Kurumuna

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

7/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Mahmut ALTIN

Başvurucu

:

Muzaffer

PEKER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/7192, 7 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye
  13. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  14. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  15. C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
  16. D. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  17. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Gökcan
  20. Hakyemez
  21. Menteş
  22. Peker
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/7192
Tarih
7 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Mahmut Çelebi Başvurusu (B. No: 2016/7824)
  • Hasan Ercan Başvurusu (B. No: 2015/54)
  • Ahmet Haluk Altan Başvurusu (B. No: 2015/14340)
  • U.ç. Başvurusu (B. No: 2018/17068)
  • Şükran İrge Başvurusu (B. No: 2016/8660)
  • Abdullah Yavuz Başvurusu (B. No: 2016/59096)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.