İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emine Nalan Oğul ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/8240)

1. Başvuru, taşınmazın yıkılması nedeniyle oluşan zararın

Başvuru No2016/8240Tarih20 Kasım 2019Okuma13 dk · 2.500 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Emine Nalan Oğul Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
20 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/8240
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.500 kelime·13 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, taşınmazın yıkılması nedeniyle oluşan zararın

tazmini istemiyle açılan davada hakkaniyete aykırı hüküm kurulması, dava açılmasını

anlamsız hale getirecek şekilde aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesi ve

yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/4/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. 2016/3130, 2016/2985, 2017/17156 numaralı bireysel başvuru

dosyaları aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2016/8240

numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiş olup inceleme 2016/8240

numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmüştür.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Adıyaman ili sınırları içinde mukim ve başvurucuların da

dairelerinin bulunduğu binanın taşıyıcı kolonları herhangi bir müdahale olmadan

patlamıştır. Adıyaman Belediye Başkanlığı (Belediye) tarafından teknik inceleme

yaptırılarak binanın yıkılacak derecede

tehlikeli yapı olduğu yönünde karar alınmıştır. Bu karar üzerine

3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 39. maddesi uyarınca bina

belediye ekiplerince yıkılmıştır.

10. Binanın yıkılmasını müteakip başvurucular Belediyeye 120.000

TL tutarındaki zararın giderilmesi için başvurmuştur. Talebin zımnen reddi

üzerine Şanlıurfa İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde 120.000 TL maddi tazminat

istemli tam yargı davası açılmıştır.

11. Mahkeme 18/9/2008 tarihli kararı ile davayı kısmen kabul

etmiştir. Mahkeme aynı olay nedeniyle Adıyaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde

açılan tazminat ve tespit davalarında yaptırılan bilirkişi incelemelerini

dikkate almıştır. Bu raporlarda bağımsız bölümün değeri 83.250,00 TL olarak

saptanmıştır. Raporlarda binanın yapım aşamasındaki hatalardan kaynaklanan

kusur; kalitesiz imalat, projelendirme hatası ve yapı denetim kusuru olarak

toplamda 7/8 oranında değerlendirilerek bu sorumluluğun müteahhid,

yapı denetimi yapan kurum ve proje sorumlusuna ait olduğu ifade edilmiştir.

Belediyenin de yapı kullanma izni verdiği için 1/8 oranında kusurlu olduğu

tespit edilmiştir. Bununla birlikte kararda idarenin daha sonra sorumluluğu

bulunan diğer kişilere rücu edebileceği ve fenni mesulün, müteahhidin kusurunun

bulunmasının idarenin vatandaşa karşı sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı ifade

edilerek belediyenin zararın tamamından sorumlu olduğu vurgulanmıştır. Sonuç

olarak raporda belirtilen tutara karşılık gelen maddi tazminatın idareye

başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte ödenmesine

hükmedilmiştir.

12. Bu hüküm Danıştay Altıncı Dairesi tarafından bozulmuştur.

Bozma gerekçesinde, bilirkişi raporları uyarınca maddi zarara neden olan

yıkımın gerçekleşmesinde idarenin kusurunun 1/8 oranında olduğu ve bu nedenle

diğer kişilerin kusurundan doğan sorumluluğun idareye yüklenmesinin mümkün

olmadığı vurgulanmıştır. Ayrıca kusuru bulunan diğer kişiler aleyhine

başvurucuların murisi tarafından tazminat davası açıldığının altı çizilmiştir.

Diğer taraftan taşınmazın maliyet değerinin saptanmasına yönelik unsurlar

dışında hususlara yer verilmesi ve yıpranma payının dikkate alınmaması

suretiyle taşınmazın piyasa değerinin hesaplandığı belirtilerek ulaşılan maddi

değerin gerçek zararın tespitine esas alınamayacağı ifade edilmiştir.

13. Mahkeme 5/11/2012 tarihli kararıyla Danıştay Altıncı

Dairesinin bozma ilamına uymuştur. Mahkeme öncelikle taşınmazın değerine

ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Kullanılan malzeme, genişlik,

nitelik ve yıpranma payı dikkate alınarak hazırlanan rapor uyarınca bağımsız

bölümün maddi değerinin 51.092,00 TL olduğu ifade edilmiştir. Diğer taraftan

kusur oranı ve kusurdan doğan sorumluluk bağlamında Danıştay Altıncı Dairesinin

bozma kararındaki hukuki değerlendirmeyi benimseyen mahkeme belediyenin

taşınmazın değerinin 1/8 oranında mali sorumluluğu bulunduğunu ifade ederek başvurucular

lehine 6.386,50 TL maddi tazminat ödenmesine fazlaya ilişkin istemlerin reddine

hükmetmiştir. Mahkeme ayrıca reddedilen tazminat tutarını dikkate alarak

başvurucular aleyhine 11.139,08 TL tutarında vekalet ücretine hükmetmiştir.

14. Söz konusu hükümler temyiz ve karar düzeltme aşamalarından

geçerek kesinleşmiştir. Nihai kararın tebellüğ edilmesinin ardından süresi

içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

15. UYAP aracılığıyla yapılan inceleme neticesinde başvurucu

Fahriye Songül Bildik'in bireysel başvuruda

bulunduktan sonra 23/8/2019 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi

eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu

hüküm Türk hukukunda idarenin mali sorumluluğunun anayasal temelini

oluşturmaktadır. Özel hukuktan farklı olarak -somut bazı konuları düzenleyen

birkaç istisna dışında- idarenin idari nitelikteki işlem ve eylemlerinden doğan

zararlara ilişkin mali sorumluluğunu düzenleyen genel bir kanun hükmü yoktur.

İdarenin kamu hukuku alanından kaynaklanan mali sorumluluğunun çerçevesi ile

hüküm ve esasları, Anayasa'nın anılan hükmünden yola çıkılmak suretiyle

Danıştay içtihatlarıyla belirlenmiştir. Danıştay içtihatlarına göre idarenin

mali sorumluluğu, kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk şeklinde ikiye

ayrılmakta; kusursuz sorumluluk da dayandığı sebebe göre tehlikeli faaliyetler,

mesleki risk, sosyal risk ve fedakârlığın denkleştirilmesi biçiminde tasnif

edilmektedir. Kusur sorumluluğunda idarenin kusurlu bulunması (hizmet kusuru)

sorumluluğun temel şartı iken kusursuz sorumluluk hâllerinde idarenin kusuru

bulunmasa dahi mali sorumluluğu söz konusu olabilmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §§28, 29, 30).

17. 2/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri

ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun

Hükmünde Kararname 'nin 14. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Tahkim usulüne tabi

olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili

sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri,

hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu

davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve

takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar

üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 20/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucu Fahriye

Songül Bildik Bakımından

19. Başvurucu Fahriye Songül Bildik'in,

başvuru tarihinden sonra 23/8/2019 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.

20. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 80.

maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"(1) Bölümler ya da Komisyonlarca

yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:

...

ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir başka gerekçeden

ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden

görülmemesi.

..."

21. Başvurucunun bireysel başvuruda bulunduktan sonra ölmesi

nedeniyle başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir nedenin

kalmadığı anlaşılarak ölen başvurucu açısından başvurunun düşmesine karar

verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

22. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin düşmesine karar verilmesi

gerekir.

B. Diğer Başvurucular Bakımından

1. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

23. Başvurucular, yargılamaların makul sürede tamamlanmadığını

ileri sürmektedir.

b. Değerlendirme

24. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini

tartışmıştır.

25. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgilibaşarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

26. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Mahkemeye Erişim Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

28. Başvurucular, dava açıldığı dönemde ıslah imkanı

bulunmaması nedeniyle gerçek zararın tazminin sağlanması adına talebin yüksek

tutulduğunu, tazminat talebinin reddedilen kısmı üzerinden idare lehine yüksek

vekalet ücretine hükmedildiğini ve bu durumun dava açmayı anlamsız hale

getirdiğini belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

b. Değerlendirme

i. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

29. Başvurucuların, aleyhe hükmedilen avukatlık ücretinin

mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktan

yoksun olmayıp başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun

bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

30. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız

hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren

sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

31. İdari ve askerî idari yargıda görülen davalarda talep edilen

tazminat miktarlarının reddedilen kısmı üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin mahkemeye

erişim hakkını ihlal edebileceği Anayasa Mahkemesinin benzer olaylara ilişkin

birçok kararında ortaya konmuştur (İbrahim

Can Kişi, B. No: 2012/1052, 23/7/2014; Mehmet Tekin, B. No: 2013/7611, 20/5/2015; Nevriye Sağır ve Salim Sağır, B. No:

2014/6129, 20/5/2015).

32. Bu kararlarda idari ve askerî idari yargıda 15/11/2012

tarihinden önce ıslah imkânının bulunmadığı gözetilerek tarafların ileride hak

kaybına uğramamak için dava talep miktarlarını yüksek tutmalarından kaynaklı

olarak reddedilen kısım üzerinden aleyhlerine yüksek tutarlarda vekâlet

ücretine hükmedilmesinin ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır (İbrahim Can Kişi, § 44; Mehmet Tekin, § 62; Nevriye Sağır ve Salim Sağır, § 29).

33. Somut olayda başvurucuların dava açtığı sırada ıslah

imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak için talebini yüksek

tuttuğu, talep edilen ancak yargılama sonucunda reddedilen maddi tazminat

tutarı üzerinden 11.139,08 TL avukatlık ücretini davalı idareye ödemek zorunda

kaldığı görülmüştür. Dolayısıyla somut olayda da Anayasa Mahkemesinin benzer

durumlarda verdiği yukarıda belirtilen (bkz. §§ 27,28) kararlarda belirlediği

ilkelerden ayrılmayı gerektirecek bir durumun olmadığı anlaşılmaktadır. Bu

durumda başvurucu aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin ölçülü olmadığı ve

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

34. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. Diğer İhlal İddiaları

a. Başvurucuların

İddiaları

35. Başvurucular, mahkemenin hatalı yorumla hukuka aykırı karar

verdiğini, benzer davalarda idarenin kusurun tamamından sorumlu tutulmak

suretiyle tazminata hükmedildiğini belirterek anayasal haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmektedir.

b. Değerlendirme

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Şikâyetlerin özü Mahkeme tarafından hatalı

bir yorumla karar verildiği iddialarına yönelik olduğundan şikâyetin yargılama

sonucuna yönelik olduğu ve bu kapsamda değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

37. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki

hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013,

§ 42).

38. Öte yandan farklı kararların aynı mahkemeden çıkmış olması

tek başına, adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmeyecektir. Bu kapsamda

bireylerin makul güvenlerinin korunması ve hukuki güvenlik ilkesi, içtihadın

değişmezliği şeklinde bir hak bahşetmemektedir (Türkan Bal [GK],

B. No: 2013/6932, 6/1/2015, §§ 53, 54). Mahkemelerce hukuk kurallarının

yorumlanması ve delillerin değerlendirilmesinde farklılıklar meydana gelmesi ya

da önceki çözümün tatminkâr bulunmaması, yeni kabul edilmiş bir yasanın

yorumlanmasında içtihadın müstakar olması için belli bir zamana ihtiyaç

duyulması gibi çeşitli nedenlerle içtihat değişikliğine gidilmesi de tek başına

adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde kabul edilemez (Mehmet Emin Yılmaz, B. No: 2014/3928,

15/12/2015,§ 58).

39. Somut olayda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı incelenerek

ilgili kısımları yukarıda belirtilen (bkz. § 13) gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

Mevzuatın, somut olayın ve delillerin yorumlanması yukarıda anılan ilkeler

uyarınca uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkemenin takdirinde olup bireysel

başvuruda değerlendirmeye konu edilemez.

40. Bu hâle göre başvurucular tarafından ileri sürülen iddialar,

delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup

kararda bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının

kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir..

4. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

43. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin ortadan nasıl kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir.

44. Başvurucular; ihlalin tespitini, maddi ve manevi tazminata

hükmedilmesini istemiştir.

45. Başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

46. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığından

salt ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlar karşılığında net

10.200 TL manevi tazminatın hüküm fıkrasında belirtildiği şekilde ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

47. Dosyadaki belgelerden tespit edilen harç ve 2.475 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvuruculara hüküm fıkrasında

belirtildiği şekilde ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucu Fahriye Songül Bildik açısından ileri sürülen ihlal

iddialarının incelenmesinin sürdürülmesini

haklı kılan bir neden kalmamış olması nedeniyle bu başvurucu

açısından başvurunun DÜŞMESİNE,

B. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Bireysel veya murisler tarafından açılan davalarda hak sahibi

olma durumuna göre katlanılan külfet dikkate alınarak; başvurucu Ali Haydar

Karadağ'a 10.200 TL; başvurucular Emine Nalan Oğul, Kübra Baykan, Mehmet

Celalettin Baykan, Müjgan Baykan ve Zeynep Kaktın'a

MÜŞTEREKEN 10.200 TL; başvurucular Begüm Şayan Kaya, Bihter Ebru Yaşar, Burçin

Volkan Yıldırım ve Rukiye Yıldırım'a MÜŞTEREKEN 10.200 TL; başvurucular Asuman

Oğuz, Neriman Akgün, Fadime Esin İşbora, Nurten

Çelik, Zeliha Nejla Karaca ve Zübeyde Özyaşar Gürbüz'e MÜŞTEREKEN 10.200 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 1. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç

bedelinin başvurucular Asuman Oğuz, Neriman Akgün, Fadime Esin İşbora, Nurten Çelik, Zeliha Nejla

Karaca ve Zübeyde Özyaşar Gürbüz'e MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE;

diğer başvuruculara ise yatırdıkları 239,50 TL tutarındaki harç bedellerinin

AYRI AYRI ÖDENMESİNE,

2. 2.475 TL vekâlet ücretinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN

ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucular

:

1. Emine

Nalan OĞUL

2. Kübra

BAYKAN

3. Mehmet

Celalettin BAYKAN

4. Müjgan

BAYKAN

5. Zeynep

KAKTIN

6. Ali

Haydar KARADAĞ

7. Asuman

OĞUZ

8. Begüm

Şayan KAYA

9. Bihter

Ebru YAŞAR

10. Burçin

Volkan YILDIRIM

11. Neriman

AKGÜN

12. Fadime

Esin İŞBORA

13. Fahriye

Songül BİLDİK

14. Nurten

ÇELİK

15. Rukiye

YILDIRIM

16. Zeliha Nejla KARACA

17. Zübeyde

ÖZYAŞAR GÜRBÜZ

Vekilleri

:

Av. Mehmet

KISAYOL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/8240, 20 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucu Fahriye
  9. B. Diğer Başvurucular Bakımından
  10. C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  11. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine
  12. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Kömürcü
  14. Yıldırım
  15. Akıncı
  16. Çakmak
  17. Baykan
  18. Baykan
  19. Kaktın
  20. Oğuz
  21. Akgün
  22. Çelik
  23. Yıldırım
  24. Özyaşar Gürbüz
  25. Kısayol
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/8240
Tarih
20 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Nevzat Tekel Başvurusu (B. No: 2014/13863)
  • Caner Duygu Başvurusu (B. No: 2014/7490)
  • Diyadin Abak ve Mehmet Yiğit Başvurusu (B. No: 2015/2331)
  • Lütfi Akbudak Başvurusu (B. No: 2016/2232)
  • Bayram Bozkurt Başvurusu (B. No: 2015/3176)
  • Kerem Altıparmak ve Yaman Akdeniz Başvurusu (B. No: 2015/17387)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.