İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Harun Aydoğan Başvurusu (B. No: 2016/3830)

1. Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında hayati tehlike

Başvuru No2016/3830Tarih20 Kasım 2019Okuma20 dk · 4.086 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Harun Aydoğan Başvurusu

Karar tarihi
20 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/3830
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.086 kelime·20 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında hayati tehlike

oluşacak şekilde yaralanma olayı meydana gelmesi ve bu olay nedeniyle Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinde açılan tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle

yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

başvuruya konu dava dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle

şöyledir:

8. Başvurucu, zorunlu askerlik hizmeti kapsamında Erzincan

59'uncu Topçu Eğitim Tugayı Silah Eğitim Taburunda (Eğitim Taburu) acemi

askerlik eğitimi almıştır.

9. Eğitim Taburunda yapılan tıbbi muayene sırasında başvurucuda

doğal olmayan bir bulguya rastlanmadığı gibi başvurucu da sağlığıyla ilgili bir

şikâyet dile getirmemiştir.

10. Başvurucu, acemi eğitiminin akabinde kullandığı izin

sonrasında, 22/10/2013 tarihinde Şırnak'ın Silopi ilçesinde bulunan 172'nci

Zırhlı Tugay 4'üncü Hudut Bölük Komutanlığına (Bölük Komutanlığı) katılmıştır.

11. Aynı gün bölük komutanı başvurucuyla bir görüşme yapıp

başvurucu hakkında danışmanlık kartı düzenlemiştir. Altında başvurucunun da

imzası bulunan danışmanlık kartında, başka hususlar yanında başvurucuya

psikolojik sorunu ve herhangi bir probleminin olup olmadığının sorulduğu

belirtilmiştir. Danışmanlık kartında başvurucu tarafından ifade edilen herhangi

bir husus yer almamaktadır.

12. Bölük Komutanlığı tarafından tutulan er ve erbaş künye

defterine göre başvurucu, sağlık durumuyla ilgili olarak sadece Behçet

hastalığı ve migren rahatsızlığından bahsetmiştir.

13. Bölük Komutanlığı, 22/10/2013 tarihinde başka talimatlar

yanında Emniyet ve Kaza Önleme Talimatı ile Mevzii Nöbet Talimatı'nı

da başvurucuya tebliğ etmiştir. Emniyet Kaza Önleme Talimatı'na

göre tüfek devamlı emniyette bulundurulacak, emir verilmeden de tam dolduruş

yapılmayacaktır.

14. Başvurucuya 23/10/2013 tarihinde oryantasyon eğitimi vermeye

başlayan Bölük Komutanlığı, 25/10/2013 tarihinde başvurucuyu emniyet ve kaza

önleme parkurundan geçirmiş; 26/10/2013-28/10/2013 tarihleri arasında ise

başvurucuya mekanik nişancılık eğitimi vermiştir.

15. Kadro görevi havan cephaneciliği

olan başvurucu, havan eğitimi almak ve sonrasında orada göreve devam etmek

üzere 28/10/2013 tarihinde üç er/erbaşla birlikte 2'nci Hudut Takım

Komutanlığına (Takım Komutanlığı) gönderilmiştir

16. Takım Komutanlığınca P. Er A.K. başvurucunun can dostu

(birliğe katılan bir askerin birliğe intibakını kolaylaştırmak için

görevlendirilmiş asker) olarak görevlendirilmiştir. Tabur Komutanınca onaylanan

can dostu talimatı uyarınca, can dostları birbirlerinin dertlerini ve

sıkıntılarını çözecek; çözemedikleri sorunları da bölük komutanına

bildireceklerdir.

17. Başvurucu 31/10/2013 ve 1/11/2013 tarihlerinde atış

görevleri icra etmiştir.

18. Başvurucu, A.K. ve P. Er S.Ö. ile birlikte 3/11/2013 günü

05.00-17.00 saatleri arasında gözetleme ve nöbet faaliyetlerini gerçekleştirmek

üzere 3 No.lu mevzide görevlendirilmiştir.

19. Aynı gün saat 12.00 sıralarında öğle yemeği için A.K. ile

birlikte mevziden ayrılan başvurucu, yemekhaneye gitmeden önce yaptığı bir

telefon görüşmesinden sonra tek başına bir havan mevzisine

gitmiştir.

20. Başvurucu, saat 12.25 sıralarında adına zimmetli piyade

tüfeğinden çıkan bir kurşunla sol koltuk altından yaralanmıştır.

21. Olay yerinde yapılan ilk tıbbi müdahalenin ardından

başvurucu, helikopter yardımıyla hastaneye ulaştırılmıştır.

22. Olay sonrasında durumdan haberdar edilen Şırnak 23'üncü

Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı Askerî Savcılığı (Askerî Savcılık) olay

hakkında derhâl bir soruşturma başlatmış, 172'nci Zırhlı Tugay komutanı da

olayın araştırılması için İdari Tahkikat Heyeti oluşturmuştur.

A. Olay Hakkında

Yürütülen İdari Tahkikat Süreci

23. İdari Tahkikat Heyeti, Bölük Komutanı S.K.nın, Takım Komutanı VekiliT.S.nin,

Takım Astsubayı O.A.nın, başvurucu ve başvurucu ile

birlikte nöbet tutan S.Ö. veA.K.nın, başvurucu ile

aynı askerlik döneminde askere alınan P. Onb. K.Ç. ve P.Onb.

Ö.F.K.nın ve başvurucunun arkadaşı P. Er R.A.nın ifadelerini almıştır. Alınan ifadelerde;

i. S.K., birliğe katılmasını müteakip başvurucuyla görüştüğünü,

görüşme sırasında başvurucunun herhangi bir sıkıntısı olmadığını beyan edip bir

an önce sözlüsüne kavuşmak istediğini ve acemi birliğinde elinden yaralandığını

söylediğini, başvurucunun elinin tedavisinin yapıldığını, iç hizmet uygulaması,

emniyet ve kaza önleme parkuru, nöbet ve mekanik nişancılık eğitimi gibi

faaliyetlerden sonra branşına uygun eğitim alması için başvurucuyu Takım

Komutanlığına gönderdiğini, başvurunun katılış muayenesinin yapılmadığını,

başvurucunun daha önce psikolojik yardım almadığına ve uyuşturucu madde

bağımlılığı olmadığına ilişkin beyanına ve arkadaşlık ilişkilerinin iyi

olduğuna dair gözlemi nedeniyle başvurucuyu Rehberlik ve Danışanlık

Merkezine (RDM) sevk etmediğini, olaydan sonra başvurucunun sakin ve kendinden

emin bir biçimde "Askerlik yapmak

istemiyorum." dediğini beyan etmiştir.

ii. T.S., birliğe katıldığı zaman başvurucuyla bir görüşme

yaptığını, başvurucunun herhangi bir sıkıntısından söz etmediğini, birliğe yeni

katıldığı için onu tanıma şansının pek olmadığını ancak onun da göze çarpan

olumsuz bir davranışının olmadığını, başvurucuya nöbete gidiş geliş ve nöbet

sırasındaki hareket tarzı konusunda uygulamalı eğitim verildiğini, atış

görevlerini tamamlaması nedeniyle başvurucunun nöbete dâhil edildiğini, göreve

yönelik oryantasyon eğitiminin devam ettiğini, olay günü Tabur Komutanlığı

tarafından Bölük Komutanlığına doktor ve RDM uzmanı gönderildiğini ancak

muayeneler tamamlanmadan yaralanma olayının meydana geldiğini söylemiştir.

iii. O.A., çamaşırhanede bulunduğu sırada bir el silah sesi

duyduğunu, sesin geldiği yöne doğru koşunca başvurucuyu havan mevzisinde kanlar içinde ayakta dururken gördüğünü, ne

yaptığını sorunca başvurucunun "Beni

bırakın komutanım. Kendimi vuracağım." dediğini, başvurucunun

herhangi bir sıkıntısından bahsetmediğini, birlikteki erbaş ve erlerin de

kendisine bu yönde bir beyanda bulunmadığını, her gün içtima sırasında sorunu

olan asker olup olmadığını sorduğunu, atış görevlerinin bitmesi nedeniyle

başvurucunun nöbete dâhil edildiğini, başvurucunun katılış muayenesinin yapılıp

yapılmadığı ve başvurucunun RDM kaydının olup olmadığı konusunda bilgisinin

olmadığını, başvurucunun oryantasyon eğitiminin tamamlanmadığını ifade etmiştir.

iv. Başvurucu; babasının işten çıkarılması ve babasının borcunun

fazlalılığı nedeniyle bunalıma girdiğini, bunu

bilerek yapmadığını, Behçet ve migren hastalıklarının olduğunu, daha önce

psikolojik bir rahatsızlık geçirmediğini, problemlerini başkalarıyla ve

komutanlarıyla paylaşamadığını, can dostuna ve arkadaşlarına sorunlarından

bahsetmediğini, rüyasında takım astsubayına "Bu silahı benden alın. Başıma bela olacak." dediğini,

buna karşı takım komutanının da "Sen

delikanlı adamsın. Hiçbir şey olmaz."şeklinde cevap verdiğini ve bu rüyasını

anlattığı arkadaşı R.A.nın

sağ salim askerliği bitirip gideceklerinden söz ederek kendisine moral

verdiğini anlatmıştır.

v. S.Ö., iki gündür tanıdığı başvurucunun sessiz biri olduğunu

ancak yalnız kalmak istediğine dair bir şey söylemediğini, bildiği kadarıyla

başvurucunun bir sorunu olmadığını, nöbet esnasında konuştuğu başvurucunun çok

sıkıldığından ve istemediği bir yerde kalmak istemediğinden söz ettiğini,

ayrıca başvurucunun ablasının düğünü için izin isterse izin verilip

verilmeyeceğini sorduğunu beyan etmiştir.

vi. A.K., başvurucuyla birlikte 05.00-16.30 saatleri arasında

nöbetçi olduğunu, öğle yemeği için yemekhaneye gittiklerini, başvurucunun

yemekten önce bir telefon görüşmesi yapmak istediğini, bu nedenle yanından

ayrılıp yemeğe geçtiğini, nöbet esnasında başvurucunun çok sıkıldığından

yakınıp ablasının düğünü için izin alması gerektiğinden söz ettiğini ve

istemediği yerde kalmak istemediğini söylediğini, başvurucunun birliğe yeni

katılması nedeniyle sıkılmış olabileceğini ve askerliğe alışacağını düşündüğü

için komutanlarına bir şey anlatmadığını ifade etmiştir.

vii. E.P., başvurucunun "Bu

askerlik bitmez." dediğini ancak birliğe ilk katıldığı zamanlar

kendisinin de aynı şekilde düşündüğünü, sonradan duruma alışır düşüncesiyle

komutanlarına bir şey anlatmadığını söylemiştir.

viii. K.Ç., bildiği kadarıyla başvurucunun bir problemi

olmadığını ancak başvurucunun kalan askerlik süresinden söz edip "Ben burada durmak istemiyorum. Burası çekilmez."

dediğini beyan etmiştir.

ix. Ö.F.K., başvurucunun herhangi bir sıkıntısından söz

etmediğini ifade etmiştir.

x. R.A., başvurucunun olaydan önceki gece saat 23.00 sıralarında

ablasıyla telefonda konuştuğunu, telefon görüşmesinden sonra yaptıkları sohbet

sırasında başvurucunun babası ve kardeşinin işten çıkarılmasından ve nişanlı

olmasından söz edip o gece gördüğü bir rüyasında kendini vurduğundan

bahsettiğini, gördüğü rüyaların daha sonra gerçekleştiğini iddia ettiğini, daha

sonra "Kendime sıkacağım."

dediğini, bu sözü bir şaka olarak kabul ettiğini, izne ihtiyacı olduğunu ancak

yeni gelmesi nedeniyle komutanlarının izin vermeyeceğini söylemesi üzerine

başvurucuya komutanların izin konusunda ona yardımcı olabileceklerini

belirttiğini, başvurucunun sakin biri olduğunu ancak psikolojik durumunun iyi

olmadığını ve çok sıkıldığından bahsettiğini, şaka yaptığını düşündüğü için

komutanlarına bu konuda bir şey anlatmadığını söylemiştir.

24. İdari tahkikat kapsamında alınan ifadeleri dikkate alıp

askerlik hizmeti süresince başvurucu hakkında düzenlenen belgeleri inceleyen

İdari Tahkikat Heyetince düzenlenen idari tahkikat raporunda;

- Oryantasyon eğitiminin kısa tutulması, başvurucunun

faaliyetlere katılımında aceleci davranılması, RDM kaydı olup olmadığı tespit

edilmeden, tam olarak tanınmadan ve kayıt kabul muayenesi ile ilk değerlendirme

anketi yapılmadan başvurucunun Takım Komutanlığına gönderilmesi, Takım

Komutanlığınca birliğe yeni katılan erbaş ve erlere uygulanan işlemlerin

yetersiz olması, katılış işlemleri tamamlanmadan başvurucuya mermili nöbet

görevi verilmesi nedenleriyle bölük komutanı, takım komutanı vekili ve takım

astsubayının emri altındakilerin denetim, kontrol ve gözetimde ihmal

gösterdiği,

- Kendisine emniyet ve kaza önleme talimatları tebliğ edilmesine

rağmen başvurucunun adına zimmetli tüfek ile koltuk altına ateş ederek

kendisini askerliğe elverişsiz hâle getirmeye çalıştığı belirtilmiştir.

25. Tugay komutanı, İdari Tahkikat Heyetinin tespitleri

doğrultusunda gerekli yasal işlemlerin yapılmasını emretmiştir.

26. İdari tahkikat raporuna istinaden ne tür işlemlerin

yapıldığı tespit edilememiştir.

B. Olay Hakkında

Yürütülen Ceza Soruşturması Süreci

27. Olayın meydana geldiği mevziyi

askerî savcı ile inceleyen Şırnak İl Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme

Tim Komutanlığı (Olay Yeri İnceleme) görevlileri, olay yerinde bulunan kamuflaj

desenli mühimmat yeleğini ve gömleği, haki renkli bir

atleti, başvurucuya ait tüfek ve boş bir kovanı Jandarma Kriminal

Daire Başkanlığınca incelenmek üzere muhafaza altına alıp olay yerini

fotoğraflamışlardır.

28. Askerî Savcılık olay günü Bölük Komutanı S.K.nın, Takım Komutanı VekiliT.S.nin,

başvurucuya tıbbi müdahalede bulunan Tbp. Astğm. M.T.Ç.nin, olay yerine ilk

giden kişi olan O.A.nın ve

başvurucu ile birlikte zorunlu askerlik hizmetini yerine getiren Ö.F.K., K.Ç.,

E.P., S.A., N.K., R.B., A.K., S.Ö. ve R.A.nın tanık

sıfatıyla ifadelerini almıştır. İfadelerinde;

i. S.K., olay sonrasında başvurucuya neden kendisini vurduğunu

sorduğunu, hatırladığı kadarıyla başvurucunun askerlik yapmak istemediğini

söylediğini, başvurucuyla yaptığı görüşme sırasında ona uyuşturucu kullanıp

kullanmadığını ve psikolojik rahatsızlığı olup olmadığını sorduğunu ancak

olumsuz bir cevap almadığını, diğer askerlerden de başvurucunun herhangi bir

sıkıntısı olduğunu duymadığını, başvurucunun izin talep etmediğini ve

başvurucuda intihara yönelik davranışa rastlamadığını beyan etmiştir.

ii. T.S., Takım Komutanlığına geldiği gün başvurucuyla

görüştüğünü, ona herhangi bir sıkıntısı olup olmadığını sorduğunu ancak

başvurucunun herhangi bir sorunundan bahsetmediğini, kendisinin de bu yönde bir

izlenim edinmediğini ve başvurucunun izin talep etmediğini ifade etmiştir.

iii. M.T.Ç., silahlı yaralama olayının bildirilmesi üzerine

gittiği olay yerindeT.S.yi

yaraya tampon yaparken gördüğünü, gerekli tıbbi müdahale sonrasında

helikopterle başvurucuyu hastaneye sevk ettiklerini söylemiştir.

iv. O.A., çamaşırhanede bulunduğu esnada bir silah sesi

duyduğunu, havan mevzisinde kanlar içinde gördüğü

başvurucuya ne yaptığını sorduğunu, başvurucunun "Bırakın beni, kendimi vuracağım." dediğini, başvurucunun kendisine herhangi

bir sıkıntısından söz etmediğini ve diğer askerlerden de bu yönde bir şey

duymadığını, başvurucunun kendisinden izin talep etmediğini beyan etmiştir.

v. E.P., yaklaşık üç gün başvurucunun "Bu askerlik bitmez." dediğini beyan

etmiştir.

vi. S.A., başvurucuyu Bölük Komutanlığında tanıdığını, havan

eğitimi almak için Takım Komutanlığına giden başvurucunun birkaç gün sonra

Bölük Komutanlığına geldiğini, yaptıkları sohbet esnasında başvurucunun Takım

Komutanlığının daha rahat olduğundan söz ettiğini, başvurucunun herhangi bir

sorunundan bahsetmediğini ve başvurucunun normal olmayan bir hareketini de

gözlemlemediğini söylemiştir.

vii. N.K., R.B. veÖ.F.K. başvurucunun

herhangi bir sorununun bulunduğunadair duyumlarının

olmadığını beyan etmişlerdir.

viii. A.K., başvurucu ve S.Ö. ile birlikte 3 No.lu mevzide

nöbetçi olduklarını, nöbet tutarlarken başvurucunun askerlikten sıkıldığını,

orada durmak istemediğini, bir an önce gitmek istediğini ve istemediği yerde

zorla kalmayacağını söylediğini, başvurucudan intihar edeceğine veya kendisini

vuracağına dair bir söz duymadığını, ailevi sorunu olup olmadığını sorduğu

başvurucunun hiçbir ailevi problemi olmadığını beyan ettiğini, başvurucunun

ablasının düğünü için O.A.dan izin istediğini ancak O.A.nın izin vermediğinden söz ettiğini, saat 12.10

sıralarında başvurucuyla yemekhaneye doğru gittiklerini, başvurucunun ailesine

telefon edeceğini söylediğini ve başvurucuyu beklemeden yemekhaneye gittiğini

söylemiştir.

ix.S.Ö., başvurucunun olay günü A.K. ve

kendisiyle birlikte 3 No.lu mevzide görevli olduğunu, A.K. ve başvurucuya çevre

hakkında bilgi verdiğini, A.K. ve başvurucunun 12.15 sıralarında yemek için

mevziden ayrıldığını, başvurucudan "Ben

askerlik yapmayı sevmiyorum. Bu askerlik çekilmez." gibi sözler

duyduğunu ancak başvurucunun intihar edeceğine ya da kendisini vuracağına dair

bir söz duymadığını ifade etmiştir.

x. K.Ç., havan eğitimi aldıkları bir sırada başvurucunun

kendisine "Keşke ben şimdi o havanların

önünde olsam da beni vursalar." dediğini, başvurucununaskerliğin

zor gelmesi nedeniyle bu sözü söylediğini düşündüğünü, hâl ve hareketlerinden

anladığı kadarıyla başvurucunun askerlik hizmetini sevmediğini beyan etmiştir.

xi. R.A., olaydan önceki gece saat 23.00 sıralarında başvurucunun

ablasıyla telefonda görüştüğünü, telefon görüşmesinden sonra başvurucunun

babasının ve kardeşinin işten çıkarılmasından, nişanlı oluşundan, ekonomik

durumlarının kötü olmasından ve sıkıldığından bahsedip ablasının düğünü için

izin alması gerektiğini söylediğini, komutanların yardımcı olacaklarını

başvurucuya ifade ettiğini, daha sonra başvurucunun rüyasında kendini vurduğunu

anlatıp gördüğü rüyaların daha sonra gerçekleştiğini iddia ettiğini ancak

kendisini vuracağından veya intihar edeceğinden bahsetmediğini açıklamıştır.

29. Başvurucu; Askerî Savcılıkça alınan ifadesinde, olay günü

babasıyla telefon görüşmesi yaptığını, babasının iş bulamadığını söylediğini,

ablasının düğününe gidebilmesiiçin babasından

komutanlarını aramasını istediğini, telefon görüşmesinden sonra havan mevzisine gittiğini, canının sıkıldığını ancak intihar

etmek gibi bir düşüncesinin olmadığını, yemeğe gitmek üzere ayağa kalkınca

birden tüfeğin patladığını, tüfeğin emniyetinin nasıl açıldığını ya da kurma

kolunun nasıl çekildiğini hatırlamadığını beyan etmiştir. Başvurucu ifadesinin

devamında askere gelmeden önce psikolojik tedavi için kendisine reçete edilen

bir ilacı bir süre kullandığını, ortama alışamaması ve babasının işsizliği

nedeniyle canının sıkkın olduğunu, kendisini vurduğunu hatırlamadığını

belirtmiştir.

30. Olay Yeri İnceleme görevlilerince muhafaza altına alınan

eşyalar ile başvurucunun el ve yüz svaplarını

inceleyen Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı;

- Başvurucunun tüfeğinin kabzasının arkasından elde edilen bir adet

parmak izinin başvurucunun sağ el yüzük parmağına ait izle aynı olduğunu,

- Başvurucunun tüfeğinin sağlam ve işler durumda olduğunu,

tüfeğin atışa mani mekanik arızasının bulunmadığını,

olay yerinden edilen kovanın başvurucunun tüfeğinden atıldığını ve tüfeğin

çarpma ve düşme durumunda fişek yatağındaki fişeği kendiliğinden

patlatmadığını,

- Başvurucudan alınan svaplarda atış

artığı bulunmadığını tespit edip giysiler üzerindeki atış artıklarının

yoğunluğuna ve dağılımına göre atışın bitişik

atış olduğu kanaatine ulaşmıştır.

31. Bir adli tıp uzmanı tarafından düzenlenen bilirkişi

raporunda da Kriminal Daire Başkanlığının

tespitlerine, mermi giriş deliğinin kenarlarında yanık ve barut kalıntısı

olduğuna dair tıbbi belgeye işaret edilerek atışın bitişik veya bitişiğe yakın

yapıldığı belirtilmiştir.

32. Başvurucu hakkında düzenlenen tıbbi belgeleri inceleyen

Şırnak Asker Hastanesince görevli bir genel cerrahi uzmanınca düzenlenen

bilirkişi raporunda, başvurucuda toplardamar ve sinir yaralanması geliştiği,

başvurucuya damar nakli yapıldığı, başvurucunun askerliğe elverişsiz hâle

geldiği ve olay nedeniyle hayati tehlike geçirdiği açıklanmıştır.

33. Askerî Savcılık; başvurucunun kendisine zimmetli silahla

kendisini yaraladığı, bunun aksini gösterir delil, iz ve ifade olmadığı,

başvurucunun kendisini askerliğe elverişsiz hâle getirmek kastıyla hareket

ettiği kanaatine ulaşılamadığı, idari tahkikat raporunda bölük komutanı, takım

komutanı vekili ve takım astsubayının birtakım ihmalleri olduğu belirtilse de

başvurucunun kendisini yaralaması ile ihmalî

hareketler arasında doğrudan bir illiyet bağı olmadığı, bu nedenle söz konusu

kişilerin cezai sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle kendini askerliğe

yaramayacak hâle getirmek suçu

yönünden başvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (kovuşturmasızlık kararı) vermiştir.

34. Anılan karar başvurucuya 15/5/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir

C. Başvurucu Tarafından Açılan Tam Yargı

Davasına İlişkin Süreç

35. Millî Savunma Bakanlığına yaptığı maddi ve manevi tazminat

talebi zımni olarak reddedilen başvurucu, 14/11/2014 tarihinde Millî Savunma

Bakanlığı aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde tam yargı

davası açmıştır. Bu davada başvurucu, idari tahkikat raporundaki tespitlere

işaret edip silah hakkında yeterli bilgiye sahip olmamasına rağmen kendisine

silahlı görev verildiğini de belirterek uğradığı zararların idarece tazmin edilmesi

gerektiğini ileri sürmüştür.

36. AYİM İkinci Dairesi 6/5/2015 tarihinde, idari tahkikat

raporunda ifade edilen kendisini askerliğe elverişsiz hâle getirmek için

başvurucunun kendisini yaraladığına ilişkin kanaat ile kovuşturmasızlık

kararını esas alarak oyçokluğu ile davanın reddine karar vermiştir. Kararın

ilgili kısmı şöyledir:

“...

...[G]erek idari tahkikat raporu ve gerekse askerî

Savcılıkça yapılan soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına

dair kararları dikkate alındığında; davacı Harun AYDOĞAN'ın

koltukaltı bölgesinden yaralanması olayına, kendi kastı ve kusurlu davranışının

neden olduğu, başka birinin ya da idarenin herhangi bir ajanının bir dahlinin

veya katkıda bulunan bir kusurunun olmadığı, dolayısıyla zarar doğuran yaralanmanın

doğrudan davacının kasti eylemleri sonucu meydana geldiğinin tespit edildiği,

bu haliyle oluşan zararla davalı idarenin hizmet kusuru veya kusursuz

sorumluluğunu gerektirir bir illiyet bağı bulunmadığı ve bu itibarla davalı

idareye yüklenebilir bir kusurun olmadığı anlaşılmakla, davacının maddi ve

manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve

sonucuna varılmıştır.

...”

37. AYİM İkinci Dairesinde görevli iki üye, öz itibarıyla idari

tahkikat raporundaki tespitlere değinerek başvurucunun psikolojik sorunları

olduğuna ilişkin beyanlara ve bu konuda ortaya çıkan emarelere rağmen gerekli

tedbirlerin alınmaması, başvurucuya rehberlik ve danışmanlık hizmeti

verilmemesi, psikiyatri yönünden bir rahatsızlığı olup olmadığının tespiti ve

böyle bir rahatsızlığı varsa tedavisinin yapılması için girişimde

bulunulmaması, psikolojik durumuna ve birliğe katılış tarihi itibarıyla henüz

hazır olmamasına rağmen silahlı nöbet hizmetinde görevlendirilmesi nedenleriyle

olayda hizmet kusurunun bulunduğu düşüncesiyle karara muhalif kalmışlardır.

38. Başvurucunun kendini yaraladığına dair her türlü şüpheden

uzak delil bulunmadığını, silah konusunda eğitilmeyen bir kişinin yaşamına son

vermesinin veya yaşamını tehlikeye sokmasının hayatın olağan akışına uygun

olduğunu ve dava konusu olaya benzer vakalarda idarenin hizmet kusurunun kabul

edilerek tazminata hükmedildiğini belirterek yaptığı karar düzeltme başvurusu,

AYİM İkinci Dairesince 6/1/2016 tarihinde reddedilmiştir.

39. Anılan karar başvurucuya 22/1/2016 tarihinde tebliğ edilmiş

olup başvuru 19/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

40. Başvuruya konu yargılamanın yapıldığı tarihte yürürlükte

bulunan 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı

davası açılması” kenar başlıklı 43. maddesi şöyledir:

“İdari eylemlerden

hakları ihlal edilmiş olanların askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan

önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri

tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde

yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır.

Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği

tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği

tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler.

Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan

tam yargı davasının görevden reddi halinde sonradan askerî Yüksek İdare

Mahkemesine açılan davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı

aranmaz.”

B. Uluslararası Hukuk

41. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, zorunlu askerlik hizmeti

sırasında meydana gelen bir ölüm ve bu ölüm olayı hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasıyla

yapılan bir başvuruda, daha önce verdiği bir karara da atıf yapmak suretiyle

genel olarak askerlikle bağlantılı kaygı ve memnuniyetsizlik hâli ile

unsurların yakın bir intihar riskinin göstergesi olduğunun düşünülemeyeceğini

belirtmiştir (Hayri Kamalak ve

diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 2251/11,

8/10/2013, § 30).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

42. Mahkemenin 20/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

43. Başvurucu, hem kusurlu sorumluluk

hem de kusursuz sorumluluk esasına göre yaralanmasından devletin sorumlu

olduğunu belirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Devletin

kusurlu sorumluluğuyla ilgili olarak başvurucu; kendisini vuracağını, rüyasında

kendisini vurduğunu gördüğünü, rüyasında gördüklerinin daha sonra

gerçekleştiğini, sorunları olduğunu, askerlik görevini yerine getirmek

istemediğini, sevmediği yerde kalmayacağını diğer askerlere söylemesine rağmen

yaşamının korunması için gerekli tedbirlerin alınmadığını ve lüzumlu

denetimlerin yapılmadığını iddia etmiştir. Başvurucu, hâlinden haberdar olan

askerlerin üstlerini bilgilendirmesi gerektiği düşüncesindedir.

44. Bundan başka başvurucu; idari tahkikat raporunda belirtilen

oryantasyon eğitiminin kısa tutulması, personelin faaliyetlere katılımında

aceleci davranılması, RDM kayıtları kontrol edilmeden, personel tam olarak

tanınmadan, kayıt kabul muayenesi ve ilk değerlendirme anketi yapılmadan,

karakola katılma işlemleri tamamlanmadan mermili görev ve nöbet yazılması

nedeniyle bölük komutanı, takım komutanı vekili ve takım astsubayının emri

altındaki askerlerin denetim, kontrol ve gözetiminde ihmali olduğuna ilişkin

tespitlere, kendi beyanına ve tanık anlatımlarına rağmen tazminat istemini

reddeden AYİM'in bağımsız ve tarafsız olmadığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini öne sürmüştür. Başvurucuya

göre AYİM'in idari tahkikat raporundaki tespitleri

tartışmaması ve dosyadaki delilleri dikkate almaması,kusurlu eylemler ile olay arasındaki illiyet

bağının kesildiği ön kabulünden hareket ettiğini göstermektedir.

B. Değerlendirme

1. İddiaların

Vasıflandırılması ve İncelemenin Kapsamı Yönünden

45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, kendisini

hayati tehlike geçirecek şekilde yaralamaması için gerekli tedbirlerin askerî

yetkilerce alınmadığına ve başvuruya konu olaydan doğan zararların tazmini için

açılan tam yargı davasında özenli bir inceleme yapılmadığına ilişkindir.

Başvurucunun iddiaların özünü ve olay nedeniyle yaşamsal tehlike ile

karşılaştığını dikkate alan Anayasa Mahkemesi, başvurunun münhasıran yaşam

hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir.

46. Unutulmamalıdır ki ölüm gerçekleşmese dahi bazı hâllerde

başvurunun yaşam hakkı çerçevesinde incelenebilmesi mümkündür (Mehmet Karadağ, B. No: 2013/2030,

26/6/2014, § 20) ve bu hâllerde başvurunun yaşam hakkı kapsamında incelenip

incelenmeyeceğinin tespitinde diğer faktörlerle birlikte kişiye karşı

kullanılan gücün derecesi, türü, kullanımının ardında yatan niyet ve amaç

birlikte değerlendirilir (Mustafa Çelik ve Siyahmet Şeran, B. No: 2014/7227, 12/1/2017, §

69).

47. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

48. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

49. Bir bireysel başvurunun yaşam hakkının maddi boyutu

kapsamında değerlendirilebilmesi için yetkili makamların kusura dayalı

sorumluluğunun ileri sürülmesi gerekir. Devletin bir ölümden kusursuz

sorumluluk ilkeleri gereğince sorumlu olunduğu iddiasının yaşam hakkı

kapsamında incelenebilmesi mümkün değildir (Aziz

biter ve diğerleri, B. No: 2015/4603, 19/2/2019, § 59). Bu nedenle

başvurucunun kusursuz sorumluluk esasına göre devletin yaralanma olayından

sorumlu olduğu iddiası yönünden bir inceleme yapılmamıştır.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

50. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşam

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

51. Başvuruya uygulanabilir nitelikteki genel ilkeler Sadık Koçak ve diğerleri (B. No: 2013/841,

23/1/2014, §§ 72-76) kararında yer almaktadır.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

52. Başvurucu; yaşamının korunmadığı iddiası kapsamında, bir

yandan oryantasyon eğitiminin tamamlanmaması gibi bazı idari uygulama

eksikliklerine rağmen kendisine silahlı nöbet görevi verilmesinden, diğer

yandan kendisini ateşli silahla vuracağının askerî yetkilerce bilinmemesine

rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığından yakınmaktadır. Anayasa Mahkemesi,

anılan iddialar hakkında bir sonuca varabilmek için başvurucunun birinci

şikâyeti bağlamında yeterli eğitim verilmeden kendisine mermili nöbet görevi

verildiği iddiasını inceleyecek; başvurucunun ikinci şikâyeti bağlamında ise başvurucunun

kendisini ateşli silahla vurması riskini askerî yetkililerin bilip bilmediğini

ya da bilmeleri gerekip gerekmediğini tespit edip böyle bir durum söz konusu

ise bu riski ortadan kaldırmak için askerî yetkililerin makul ölçüler

çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında kendilerinden beklenen her

şeyi yapıp yapmadıklarını değerlendirecektir.

i. Birinci Şikâyet

Yönünden

53. Olayın meydana geldiği tarihte başvurucu, acemi bir asker

değildir (bkz. § 10). Ayrıca kendisine Bölük Komutanlığınca Emniyet ve Kaza

Önleme Talimatı ile Mevzi Nöbet Talimatı tebliğ edilen başvurucu, olay

öncesinde emniyet ve kaza önleme parkurundan geçmiş; mekanik nişancılık eğitimi

almış ve atış görevlerini yerine getirmiştir (bkz. §§ 13, 14, 17). Başvurucunun

yaralanmasıyla sonuçlanan olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasında

başvurucuya zimmetli tüfeğin arızalı olmadığı, tüfeğin çarpma ve düşme

durumunda fişek yatağındaki fişeği kendiliğinden patlatmadığı saptanmıştır

(bkz. § 30). Mevcut bilgiler ışığında Anayasa Mahkemesi, başvurucuya yeterli

ölçüde silah eğitimi verilmediğinin söylenemeyeceği kanısındadır.

ii. İkinci Şikâyet

Yönünden

54. Başvurucunun askerlik hizmeti öncesinde psikolojik sorunları

bulunduğuna, anılan sorunlar nedeniyle tedavi gördüğüne veya ruhsal durumu

itibarıyla zorunlu askerlik hizmetine elverişli olmadığına dair bir iddiası

bulunmamaktadır. Bu nedenle anılan konularda bir değerlendirme yapılmamıştır.

55. Eğitim Taburunda yapılan tıbbi muayenesi sırasında

sağlığıyla ilgili bir şikâyetini dile getirmeyen başvurucu, bölük komutanıyla

yaptığı görüşmede de herhangi bir psikolojik sorunundan ya da probleminden söz

etmemiş; Behçet ve migren hastalıkları dışındaki bir rahatsızlığını Bölük

Komutanlığına bildirmemiştir.

56. Başvurucu; askerlik görevini yerine getirmek istemediğini,

sevmediği yerde kalmayacağını ve ailesinin ekonomik durumuyla ilgili

sıkıntılarını bazı askerlere söylediğinden bahsederek yaşamını koruyucu

önlemelerin alınmadığını ileri sürmüştür. Ne var ki başvurucunun dile getirdiği

konular askerlikten duyulan genel memnuniyetsizlik hâli ve askerlikle ilgili

genel kaygılardan ibaret olup anılan hususların başvurucunun kendini ateşli

silahla vuracağının göstergesi olarak kabulü mümkün değildir.

57. Başvurucu kendisini vuracağını, rüyasında kendisini

vurduğunu gördüğünü ve rüyasında gördüklerinin daha sonra gerçekleştiğini diğer

askerlere söylemesine rağmen yaşamının korunması için gerekli tedbirlerin

alınmadığını ve lüzumlu denetimlerin yapılmadığını iddia etmiştir. Gerçekten de

Askerî Savcılıkça alınan ifadesi sırasında K.Ç.nın havan eğitimi aldıkları bir sırada başvurucunun

kendisine "Keşke ben şimdi o havanların

önünde olsam da beni vursalar." dediğini beyan ettiği; idari

tahkikat sırasında beyanı alınan R.A.nın ise

başvurucunun olaydan önceki gece gördüğü bir rüyasında kendini vurduğundan

bahsettiğini, başvurucunun gördüğü rüyaların daha sonra gerçekleştiğini iddia

ettiğini, daha sonra da "Kendime

sıkacağım." dediğini ifade ettiği görülmüştür. Bununla birlikte

K.Ç., askerliğin başvurucuya zor geldiğini düşündüğü için, R.A. da başvurucunun

şaka yaptığını zannettiği için komutanlarına konuyla ilgili bir şey

anlatmamıştır.

58. Başvurucunun kendini ateşli silahla vuracağını

düşündürebilecek zihinsel bozuklukları olduğunu gösteren hiçbir unsur

bulunmadığı gibi başvurucunun da bu yönde bir iddiasının olmadığını,

başvurucunun kendini vurma riskini ortaya koyabilecek davranış bozukluğu

sergilemediğini, bu nedenle K.Ç.nin ve R.A.nın komutanlarına bir şey söylememelerinin olağan dışı

bir durum olmadığını, olayların nispeten kısa bir zaman diliminde yaşandığını

zira K.Ç.nin ifadesinde geçen olayın başvuruya konu

olaydan sadece birkaç gün önce, R.A.nın bahsettiği

olayın ise olaydan önceki gece 23.00 sıralarında vuku bulduğunu dikkate alan

Anayasa Mahkemesi; askerî yetkililerin durumu belirlemek ve önlem almak

konusunda fırsatlarının olmadığı, dolayısıyla başvurucunun kendini vurmasını

önleyememiş olmaları nedeniyle askerî yetkilileri sorumlu tutmanın yaşam hakkı

kapsamındaki pozitif yükümlülükler bakımından askerî yetkilere aşırı bir yük

yüklemek anlamına geleceği sonucuna varmıştır(benzer değerlendirme için bkz. Anzılha Zorlu, B. No: 2015/20152, 28/6/2018, §

65).

59. Başvurucu, idari tahkikat raporundaki tespitleri tartışmaması

ve dosyadaki delilleri dikkate almaması nedeniyle AYİM'in

Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği seviyede bir inceleme yapmadığını iddia

etmiştir ancak AYİM İkinci Dairesince verilen karar ve iki üyenin yazmış olduğu

karşıoy (bkz. §§36, 37), idari tahkikat raporu dâhil

dosyada mevcut tüm delillerin ve bu arada illiyet bağı meselesinin

tartışıldığını ortaya koymaktadır.

60. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Murat İlter

DEVECİ

Başvurucu

:

Harun

AYDOĞAN

Vekili

:

Av. Murat

TİMUR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/3830, 20 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olay Hakkında
  7. B. Olay Hakkında
  8. C. Başvurucu Tarafından Açılan Tam Yargı
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  16. B. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  17. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Kömürcü
  19. Yıldırım
  20. Akıncı
  21. Deveci
  22. Aydoğan
  23. Timur
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/3830
Tarih
20 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Duran Eren Şahin Başvurusu (B. No: 2016/11928)
  • Mustafa Sağlık Başvurusu (B. No: 2016/11973)
  • Ayşe Ekici ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/15120)
  • Telpa Telekomünikasyon Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/8880)
  • Gülsün Karaman ve Şerif Karaman Başvurusu (B. No: 2016/16239)
  • Hatice Turhan Başvurusu (B. No: 2016/4642)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.