İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ayşe Ekici ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/15120)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan mahpusun intihar

Başvuru No2016/15120Tarih20 Kasım 2019Okuma19 dk · 3.726 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ayşe Ekici Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
20 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/15120
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.726 kelime·19 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan mahpusun intihar

etmesini önlemeye yönelik tedbirlerin alınmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.

7. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. İ.E. başvurucu Ayşe Ekici'nin eşi, başvurucular Kübra Ekici,

Esra Ekici ile Fatih Emre Ekici'nin babası ve başvurucu Tevfik Ekici'nin

kardeşi olup Ereğli Belediyesinde daktilograf olarak çalışmaktadır.

10. Ereğli (Konya) Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık)

ihaleye fesat karıştırma suçu kapsamında yürüttüğü soruşturma kapsamında

gözaltına alınan İ.E., Ereğli Sulh Ceza Hâkimliğinin 29/3/2011 tarihli

kararıyla tutuklanmış ve Ereğli B Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz

Kurumu) tutulmaya başlanmıştır.

11. 25/6/2011 tarihinde Ceza İnfaz Kurumunda temizlik günü

olması nedeniyle 4 No.lu koğuşta kalan ve temizlik işlerinden sorumlu olan

hükümlü M.Ç.ye idare tarafından kontrollü şekilde temizlik malzemesi

verilmiştir.

12. Hükümlü M.Ç. ile aynı koğuşta kalan İ.E. olay günü saat

09.30 sıralarında banyodan çıkıp koğuşa alınmasının hemen ardından temizlik

yapılan kısımda bulunan çamaşır suyunu bir anda almış ve içerek intihar

etmiştir.

13. Bu durumu fark eden koğuş arkadaşları duruma hemen müdahale

etmiş ve görevli personele haber vermişlerdir. Görevli personelin saat 09.53'te

112 Acil Servisi çağırması üzerine İ.E., saat 09.58'te Ceza İnfaz Kurumuna

gelen ambulans ile Ereğli Devlet Hastanesine kaldırılmıştır. İ.E.ye ilk

müdahale ambulansta yapılmıştır.

14. Ereğli Devlet Hastanesinde İ.E.ye gerekli tıbbi müdahale

yapılmış, bu kapsamda İ.E.nin damar yolu açılmış,

tahliller yapılmış ve tedavinin takibini yapabilecek, gastroentroloji

yoğun bakım ünitesi olan bir hastaneye sevkinin sağlanması için araştırma

yapılmıştır. Araştırma neticesinde İ.E. saat 11:35'te içinde iki acil tıp

teknisyeni bulunan ambulans ile Konya ilinde bulunan Meram Tıp Fakültesi

Hastanesine sevk edilmiştir.

15. Konya ili girişinde İ.E.nin

solunumunun durması üzerine İ.E. bulunduğu yere en yakın hastane konumunda olan

Konya Numune Hastanesine götürülmüş, ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen

hayatını kaybetmiştir.

A. Ölüm Olayıyla İlgili

Olarak Yürütülen Ceza Soruşturması Süreci

16. Ceza İnfaz Kurumunun 4 No.lu koğuşunda kalan İ.E.nin temizlik malzemesi içerek intihar edip Konya Numune

Hastanesi kaldırıldığı yönünde olaydan hemen sonra yapılan ihbar üzerine

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından derhâl soruşturma başlatılmıştır.

17. Ölüm olayının Konya il merkezinde gerçekleşmesi nedeniyle

Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Konya Numune Hastanesi morgunda ölü

muayene ve klasik otopsi işlemi gerçekleştirilmiştir. İşlem neticesinde

düzenlenen 25/6/2011 tarihli Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağı'nda,

İ.E.nin ölümünün koroziv

madde içiminden kaynaklanan iç organ hasarı neticesinde gerçekleştiği, ölüme

etkili başkaca travmatik ve patolojik bulguya

rastlanmadığı belirtilmiştir.

18. Ölü muayene ve klasik otopsi işlemini gerçekleştiren Konya

Cumhuriyet Başsavcılığı yürüttüğü soruşturmayı tamamlayarak 27/6/2011 tarihli

yetkisizlik kararı ile dosyayı ölüm olayını soruşturmakla yetkili başsavcılığa

göndermiştir.

19. Başsavcılık yürüttüğü soruşturma kapsamında 27/6/2011

tarihinde, İ.E. ile aynı koğuşta kalan M.Ç., E.A., S.K., A.D., A.E., R.O., Y.G.

ve B.K.nın tanık sıfatıyla

ifadelerini almıştır. Söz konusu ifadelerin ilgili kısımları özetle şu

şekildedir:

i. M.Ç. ifadesinde; çamaşır suyunu yazdırarak kantinden

aldıklarını, ihtiyaçları kadar olan kısmını idarenin verdiğini, olay günü İ.E.nin banyoya gitmekte isteksiz göründüğünü,

arkadaşlarıyla banyoya gitmesine rağmen onlardan erken döndüğünü, bu sırada

kendisinin de bulaşık yıkadığını, çamaşır suyunu yanındaki kovanın yan tarafına

bıraktığını, bir anda çamaşır suyunu İ.E.nin elinde

gördüğünü, durumu fark eden Y.G.nin olaya müdahale

ettiğini, İ.E.yi kusturmaya çalıştıklarını, önce İ.E.nin buna izin vermediğini ancak birkaç dakikalık

mücadeleden sonra kustuğunu gördüğünü, ambulansa haber verildiğini, ambulansın

hızlı bir şekilde gelip İ.E.ye müdahale ettiğini beyan etmiştir.

ii. E.A. ifadesinde; İ.E.nin içine

kapanık biri olduğunu, olay günü yatakhanede iken dışarıdan gelen sesler

üzerine dışarıya çıktığında İ.E.yi

yerde yatar vaziyette gördüğünü, arkadaşlarının kusturmaya çalışmalarına rağmen

İ.E.nin ağzını kesinlikle açmadığını, daha sonra da

ambulansın geldiğini, çamaşır suyunun kendilerine teslim edilmeyip bardak bardak verildiğini beyan etmiştir.

iii. S.K. ifadesinde; İ.E.nin herhangi

bir sorunu olup olmadığını bilmediğini ancak kendisinden "Ben bu olayı kendime yediremiyorum, benim

sülalemde böyle bir olay olmadı." şeklindeki sözleri birkaç kez

duyduğunu beyan etmiştir.

iv. A.D. ifadesinde; İ.E.nin ne sorunu

olduğunu bilmediğini, kendisi ile herhangi bir şey paylaşmadığını beyan

etmiştir.

v. A.E. ifadesinde; İ.E. ile çok fazla muhabbetinin olmadığını,

bu nedenle ne gibi bir sorunu olduğunu bilmediğini, olayda idarenin kusuru

olduğunu düşünmediğini zira normalde çamaşır suyunun bardakla verildiğini, az

miktar kaldığında kutu ile verildiğini, idare tarafından kendileri üzerinde

fiziki ve psikolojik bir baskı uygulanmadığını beyan etmiştir.

vi. R.O. ifadesinde; İ.E. ile Ereğli Belediyesinin ihaleleri ile

ilgili soruşturma nedeniyle aynı gün tutuklandıklarını ve o tarihten bu yana

aynı koğuşta kaldıklarını, İ.E.yi içine kapanık biri

olarak gördüğünü, İ.E.nin birkaç sorunu olmakla

birlikte en büyük sorununun kendisinin tutuklanması nedeniyle ailesinin ve

kendisinin onurunun zedelenmesi olduğunu, bunun yanında on beş gün kadar önce

babasının vefat ettiğini, babası ile helalleşemediği için ciddi üzüntü duyduğunu,babasının cenazesine katılması için Mahkemenin

İ.E.ye izin verdiğini ancak İ.E.nin kelepçeli olarak

kimsenin huzuruna çıkmak istememesi sebebiyle cenazeye katılmadığını, ayrıca

avukatının yanına gelmemesini İ.E.nin sorun

yaptığını, olay günü İ.E.nin banyodan sonra bir anda

çamaşır suyu içerek intihar ettiğini, ona hemen müdahale edip infaz koruma

memurlarına haber verdiklerini, ardından ambulansın geldiğini, olayda idarenin

herhangi bir kusurunun bulunmadığını, keza kendilerinin İ.E.nin

bu boyutta psikolojik rahatsızlıklarının bulunduğu veya intihara meyilli

olacağını düşünmediklerini, bu nedenle de idareye herhangi bir bilgi

vermediklerini beyan etmiştir.

vii. Y.G. ifadesinde;

İ.E. ile aynı soruşturma dosyasından tutuklandığını, İ.E. ailesinden hiç

kimsenin bu güne kadar ceza infaz kurumuna düşmediğini, mahkûmiyet

yaşamadığını, bu durumun kendisi için onur kırıcı olduğunu söylediğini, on beş

gün kadar önce İ.E.nin babasının vefat ettiğini,

babası ile helalleşememesi nedeniyle de üzüntü yaşadığını ancak anılan

nedenlerin intihara neden olabileceğini düşünmediklerini, böyle bir şeyi tahmin

edemedikleri için de idareye İ.E. ile ilgili herhangi bir bilgi vermediklerini

hatta ceza infaz kurumu savcısının sorunları olup olmadığını sorduğunu ancak

ona da herhangi bir sorun iletmediklerini, idarenin kendilerine yönelik olumsuz

bir tavrının olmadığını, olay günü İ.E.nin kendisine "[Y.] abi ben burada bunaldım, beni artık buradan çıkartın."

dediğini, kendisinin de İ.E.yi teselli ettiğini,

banyodan sonra İ.E.nin intihar ettiğini beyan

etmiştir.

viii. B.K. ifadesinde; İ.E. ile aynı dosyadan tutuklandıklarını

ve İ.E.nin bu karardan sonra bunalıma girdiğini,

ailesinden bugüne kadar hiç kimsenin suç işlemediğini, böyle bir suçla

tutuklanmadığını ve mahkûm olmadığını, kendisinin de bu tutuklamadan dolayı

gurunun incindiğini söylediğini, İ.E.yi teselli

etmesine rağmen bir türlü onun moralini düzeltemediğini, on beş gün kadar önce

babasının vefat ettiğini, babası ile helalleşememesi nedeniyle büyük üzüntü

duyduğunu, bunlara rağmen İ.E.nin psikolojisinin bu

denli bozuk olduğunu tahmin edemediklerini, intihar edebileceğini

düşünmediğini, bu nedenle de idareye herhangi bir şey söylemediklerini beyan

etmiştir.

20. Ayrıca Başsavcılık 27/6/2011 tarihinde Ceza İnfaz Kurumu

Müdürü N.Ç., başgardiyan Me.A., ile infaz koruma

memurları M.E. ve S.Y.nin şüpheli sıfatıyla

ifadelerini almıştır. İfadelerin ilgi kısımları özetle şu şekildedir:

i. N.Ç. ifadesinde; çamaşır suyunu koğuşlara yönetmelik gereği

düzenli ve talepleri halinde verdiklerini, fazla miktarı kilitli olarak bir

dolapta muhafaza ettiklerini, İ.E.nin psikolojisinin

bozuk olduğuna dair koğuştan veya kendisinden herhangi bir şikayet almadığını,

böyle bir izlenim de edinmediğini, ancak 15 gün kadar önce babası vefat ettiği

için üzgün olduğunu gördüğünü, moralini yükseltebilmek için İ.E. ile bir kaç

defa görüştüğünü, ölüm olayıyla ilgili herhangi bir ihmalinin bulunmadığını

beyan etmiştir.

ii. Me.A. ifadesinde; olay günü koğuşa

çamaşır suyunu kendisinin verdiğini, kutunun içinde az kalması nedeniyle

çamaşır suyunu bu şekilde verdiğini, o gün İ.E.nin

banyodan erken çıkmasının dikkatini çektiğini, neden erken çıktığını İ.E.ye

sorduğunda "Öyle icap etti." şeklinde

cevap aldığını, koğuşa girdikten birkaç dakika sonra İ.E.nin

çamaşır suyu içtiği yönünde haberler geldiğini, durumu jandarmaya bildirdiğini,

kendilerine acilen çıkış yaptırdıklarını, olayda herhangi bir ihmalinin

bulunmadığını beyan etmiştir.

iii. M.E. ifadesinde; olay günü İnfaz Kurumunda nöbetçi

olduğunu, İ.E.nin intihar ettiğini duyunca hemen

olaya müdahale ettiklerini, ambulansı aradığını, ambulansın hemen olay yerine

geldiğini, İ.E.nin hastaneye kaldırıldığını, olayda

bir kusurunun olmadığını düşündüğünü beyan etmiştir.

iv.

S.Y. ifadesinde; olay günü çamaşır suyu kutusu içinde bir bardak kadar kaldığı

için çamaşır suyunu koğuşa kutu ile verdiklerini, saat 09.50 sıralarında İ.E.nin banyodan dönmesi üzerine onu koğuşa aldığını, nöbet

yerine geçtikten kısa bir süre sonra gelen sesler üzerine olaya müdahale

ettiklerini, ambulansı aradıklarını, ambulansın kısa bir süre içinde gelip İ.E.yi hastaneye götürdüğünü beyan

etmiştir.

21. Başsavcılık yürüttüğü soruşturma neticesinde 15/7/2011

tarihinde, şüphelilerin görevlerinin gereklerine uygun davrandıkları, meydana

gelen intihar olayında taksir derecesinde dahi icrai

ve ihmalî hareketleri bulunmadığı gibi İ.E.nin kendi iradesiyle temizlik maddesini içerek hayatını

kaybettiği, onu intihara yönlendiren, azmettiren, teşvik eden veya ona yardım

eden herhangi bir kişinin bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına

dair karar vermiştir.

22. Anılan karara başvurucular tarafından yapılan itirazı

inceleyen Karaman Ağır Ceza Mahkemesi 7/9/2011 tarihli kararıyla itirazın

reddine karar vermiş ve bu şekilde karar kesinleşmiştir.

B. Ölüm Olayıyla İlgili

Yürütülen Tazminat Davası Süreci

23. Başvurucular, idarenin gerekli dikkat ve özeni göstermemesi

nedeniyle kusurlu olduğu iddiasıyla İdare aleyhine Ereğli 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinde (Asliye Hukuk Mahkemesi) maddi ve manevi tazminat talepli dava

açmışlardır.

24. Asliye Hukuk Mahkemesi 13/9/2012 tarihli kararıyla, anılan

iddiaların idari yargının görev alanına girmesinden dolayı davanın yargı yolu

nedeniyle reddine karar vermiştir.

25. Başvurucular, ölüm olayında idarenin hizmet kusuru bulunduğu

gerekçesiyle Bakanlık ve Sağlık Bakanlığı aleyhine bu defa Konya 2. İdare

Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) maddi ve manevi tazminat talepli tam yargı

davası açmışlardır.

26. İdare Mahkemesi 18/4/2013 tarihli kararıyla açılan davanın

reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"...Davalı Adalet Bakanlığı yönünden olay

incelendiğinde;

Olayda, dosya içeriğindeki tüm bilgi ve

belgeler ile olayın tanıklarının ifadeleri incelendiğinde, porçöz

isimli temizlik maddesinin koğuşta temizlik yapılması nedeniyle kantinden satın

alınarak koğuşa verildiği, hayatın olağan akışında cezaevi koşullarının

iyileşmesi için cezaevinde bu tür temizlik maddelerinin kontrollü şekilde

bulunmasında bir sakınca olmadığı, anılan şahsın bu maddeyi içerek intihar

ettiği, anılan şahsın intihara meyilli olduğuna ilişkin herhangi bir somut

tespitin idareye iletilmediği, hizmetin idarece kusurlu işletildiğinden söz

edilebilmesi için olayın oluş şekli değerlendirilerek hizmette ortaya çıkan

eksiklik veya aksaklığın açık bir biçimde ortaya konulmasının gerektiği, sadece

olayın cezaevinde meydana gelmiş olmasından hareketle hizmetin kusurlu

işletildiğini söylemeye imkan olmadığı, zira cezaevindeki mahkum ve

tutukluların zarara yol açan eylem ve kusurlu davranışlarının bütünüyle

önlenmesinin olanaksız olduğu; idarenin cezaevinde yürüttüğü kamu hizmeti ile

nedensellik bağı kurulamayan her türlü olay ve ortaya çıkan zararlardan hukuken

sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, uğranılan zararın zarar görenin

kusurundan kaynaklandığı, ayrıca bu olayda idarenin kusursuz sorumluluk

ilkelerinden hareketle sorumlu sayılmasına olanak bulunmadığı görülmüş olup,

Adalet Bakanlığı yönünden davanın reddi gerekmektedir.

Davalı Sağlık Bakanlığı yönünden olay

incelendiğinde ise ;

Dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden,

davacılar murisinin temizlik amacıyla verilen temizlik maddesini içmesi

nedeniyle cezaevinden içerisinde bir paramedik ve iki

acil tıp teknisyeninin bulunduğu ambulansla Ereğli Devlet Hastanesi'ne

getirildiği, anılan kişiye tıbbi tedavinin uygulandığı, tahlillerinin

yapıldığı, damar yolu açıldığı ve hastanın takibini yapabilecek olan gastroentroloji yoğun bakım ünitesi olan bir servise, Konya

İli'nde bulunan Meram Tıp Fakültesi Hastanesi'ne

sevkinin yapıldığı, Konya'ya nakli sırasında ise ambulansta iki acil tıp

teknisyeninin bulunduğu, Konya İli girişinde hastanın solunumunun durması

üzerine en yakın hastaneye götürüldüğü, yapılan müdahalelere rağmen hastanın ex olduğu, davacılar vekili tarafından ambulansla sevk

sırasında hekim bulundurulması halinde yakınlarının kurtarılma ihtimalinin

olduğu iddiasıyla Sağlık Bakanlığı'na kusur izafe ettiği görülmüş olup,

Ambulanslar Ve Acil Sağlık Araçları İle Ambulans Hizmetleri Yönetmeliği'nin 7.

maddesinde, 'Acil yardım ambulanslarında en az üç personelden oluşan bir ekip

görev yapar. Ekipte en az bir hekim veya bir paramedik

veya Sağlık Bakanlığınca belirlenmiş modül eğitimlerini tamamlamış bir acil tıp

teknisyeni ile diğer bir sağlık personeli ve bir şoför bulunur. Ambulansta

sürücülük görevini öncelikle acil tıp teknisyeni veya zorunlu hallerde paramedik yürütebilir. Bu durumda şoför bulundurulmaz.

Hekim bulundurulmayan acil yardım ambulanslarında hasta kabininde nakil

esnasında hastaya müdahale etmek üzere görev yapan personelden en az biri paramedik olmalıdır. Hekim veya paramedik

bulunmayan acil yardım ambulanslarında çalışacak acil tıp teknisyeni; temel

modül, travma resüsitasyon, çocuklarda ileri yaşam

desteği ve erişkin ileri yaşam desteği kurslarını başarı ile tamamlamış ve

sertifika almış olmalıdır. b) Hasta nakil ambulanslarında en az bir sağlık

personeli ve bir şoför olmak üzere iki personel görev yapar. Ekipte şoför

yerine bir ambulans ve acil bakım teknikeri (AABT) veya acil tıp teknisyeni

(ATT) çalıştırılabilir. Hasta nakli sırasında en az bir sağlık personeli hasta

kabininde bulunur.' hükmü bulunduğundan ambulansta hekim bulunmasının zorunlu

olmadığı, anılan şahsa gerekli tedavinin uygulanmadığı yönünde bir iddia

bulunmadığı, anılan şahsa hastanede hekimler tarafından müdahale edildiği ve

sevk işleminin gerçekleştiği, bu haliyle ambulansta hekim bulunmaması dolasıyla

ölüm olayının gerçekleştiğinden söz edilemeyeceği ve bu sebeple davalı Sağlık

Bakanlığı'na kusur yöneltilemeyeceği açık olarak görülmektedir..."

27. Bu kararı başvurucular temyiz etmiştir. Temyiz incelemesi

yapan Danıştay Onbeşinci Dairesi 21/5/2014 tarihli

kararında, olayda Bakanlığın hizmet kusurunun bulunmadığını belirtmiş; Sağlık

Bakanlığına ilişkin iddialar yönünden ise İdare Mahkemesi kararının bozulmasına

karar vermiştir.

28. Anılan karara karşı Sağlık Bakanlığı ve başvurucular karar

düzeltme isteminde bulunmuşlardır. Ancak Danıştay Onbeşinci

Dairesi 5/4/2016 tarihli kararıyla karar düzeltme istemlerinin reddine karar

vermiştir.

29. Anılan nihai karar başvurucuların vekiline 26/7/2016

tarihinde tebliğ edilmiştir.

30. Başvurucular 24/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

31. Konuyla ilgili ulusal hukuk, Anayasa Mahkemesinin Nejla Özer ve Müslim Özer (B. No: 2013/3782, 21/4/2016)

ve Hilmi Moray (B. No: 2013/3053,

21/4/2016) başvuruları hakkında verdiği kararlarda yer almaktadır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 20/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

33. Başvurucular; İ.E.nin Ceza İnfaz

Kurumundaki yılgın, yorgun, ümitsiz ve psikolojisi bozuk hâllerinin idare

tarafından gözlemlenmesine rağmen İ.E.ye psikolojik destek verilmediğini, İ.E.nin kendisine verebileceği zararlara karşı korunmadığı

gibi ölüm olayı için gerekli tedbirlerin alınmadığını, ayrıca İdare

Mahkemesinin kusur araştırması yapmadan karar verdiğini belirterek yaşam ve

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve ihlal kararı ile

tazminata karar verilmesini talep etmişlerdir.

34. Bakanlık, görüşünü 22/5/2019 tarihli yazıyla bildirmiştir.

Anılan yazıda;

i. Kabul edilebilirlikle ilgili olarak, Başsavcılık tarafından

verilen 15/7/2011 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan

itirazın reddedilmesiyle kararın kesinleştiği, başvurucuların bu tarihten

itibaren bir ay içinde bireysel başvuru yoluna başvurmaları gerekirken bu yola

başvurmadıkları belirtilmiştir.

ii. Yaşam hakkının maddi boyutu ile ilgili olarak, İdare

Mahkemesi kararında da ifade edildiği üzere Ceza İnfaz Kurumu koşullarının

iyileşmesi için olayda kullanılan türde temizlik maddelerinin kontrollü şekilde

Ceza İnfaz Kurumunda bulundurulmasında sakınca olmadığına, başvurucuların

yakınlarının intihar edeceğine dair somut bir tespitin idareye iletilmediğine,

ölümün başvurucunun yakınlarının kusurundan kaynaklandığı sonucuna varıldığına

işaret edilmiştir.

iii. Yaşam hakkının usul boyutu ile ilgili olarak da

Başsavcılığın derhâl soruşturmaya başladığı, soruşturma kapsamında tanık

dinlediği, İ.E.nin kesin ölüm sebebini tespit ettiği,

ölüm nedenine ilişkin rapor ve alınan ifadeleri değerlendirerek olayının

gerçekleşmesinde bir başkasının eyleminin neden olduğuna dair herhangi bir

delil veya emare bulunmadığını dikkate alarak kovuşturmaya yer olmadığına dair

karar verdiği, soruşturmanın kısa bir sürede tamamlandığı ifade edilmiştir.

35. Başvurucular Bakanlık görüşüne 11/6/2019 tarihli dilekçeyle

verdikleri cevapta özetle İ.E.nin psikolojisinin

bozulduğunu fark etmelerine rağmen Ceza İnfaz Kurumu idaresinin intiharı

önleyecek, gerekli tedbirleri almadığını, dikkat ve özeni göstermediğini,

İ.E.ye doğru bir şekilde tıbbi müdahalede bulunulmadığı gibi hastaneye sevk

işleminin de kusurlu şekilde yapıldığını, nakil aracına yakınlarının

alınmadığını, yetkililerin kamu hizmetinin sunumunda gerekli dikkat ve özeni

göstermediklerini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

36. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

" Herkes,

yaşama... hakkına sahiptir."

37. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devletin

temel amaç ve görevleri, ...kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk

devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğine yönelik iddiaları da dâhil bütün iddialarının özü, yakınları

olan İ.E.nin devletin gözetimi ve kontrolü altında

bulunmasına rağmen yaşamının korunmadığına ilişkindir. Bu nedenle

başvurucuların iddiaları bir bütün olarak yaşam hakkı kapsamında incelenmiş,

başvurucuların bireysel başvuru formunda ileri sürmeyip daha sonradan Bakanlık

görüşüne verdikleri cevapta ifade ettikleri hususlarla ilgili ayrıca bir

değerlendirme yapılmamıştır.

1. Kabul edilebilirlik

Yönünden

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında; ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlerin bireysel başvuru

hakkına sahip oldukları kurala bağlanmıştır. Yaşam hakkının doğal niteliği

gereği yaşamını kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru, ancak

yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından

yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41).

40. Somut olayda başvurucu Ayşe Ekici İ.E.nin

eşi, başvurucular Kübra Ekici, Esra Ekici ile Fatih Emre Ekici İ.E.nin çocukları, başvurucu Tevfik Ekici ise İ.E.nin kardeşidir. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından

bir eksiklik bulunmamaktadır.

41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşama

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

42. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı birbiriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez ve vazgeçilmez haklardan

olup devletin bu konuda pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır.

Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyin

yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme, bunun yanı sıra pozitif

bir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını

gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§§ 50, 51).

43. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkı kapsamında devletin sahip

olduğu pozitif yükümlülükler açısından benimsediği temel yaklaşıma göre

devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında gerçekleşen ölüm

olaylarında Anayasa’nın 17. maddesi devlete, elindeki tüm imkânları kullanarak

bu konuda ihdas edilmiş yasal ve idari çerçevenin yaşamı tehlikede olan

kişileri korumak için gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin

durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri

alma görevi yüklemektedir. Bu yükümlülük -kamusal olsun veya olmasın- yaşam

hakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

44. Bu kapsamda bazı özel koşullarda devletin kişinin kendi

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı yaşamı korumak amacıyla gerekli

tedbirleri alma yükümlülüğü de bulunmaktadır (Sadık

Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 74). Ceza infaz

kurumlarında gerçekleşen ölüm olayları için de geçerli olabilecek bu

yükümlülüğün ortaya çıkması için ceza infaz kurumu yetkililerinin kendi

kontrolleri altındaki bir kişinin kendini öldürmesi konusunda gerçek bir risk

olduğunu bilip bilmediklerini ya da bilmeleri gerekip gerekmediğini tespit

etmek, böyle bir durum söz konusu ise bu riski ortadan kaldırmak için makul

ölçüler çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında kendilerinden

beklenen her şeyi yapıp yapmadıklarını incelemek gerekmektedir (Mehmet Kaya ve diğerleri, B. No:

2013/6979, 20/5/2015, § 72). Ancak özellikle insan davranışının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek

yapılacak işlemin veya yürütülecek faaliyetin tercihi dikkate alınarak pozitif

yükümlülük yetkililer üzerine aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanmamalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 53; Sadık Koçak ve diğerleri, § 74). Bu

çerçevede Anayasa Mahkemesince yapılacak incelemede basit bir ihmali veya

değerlendirme hatasını aşan bir kusurun ceza infaz kurumu yetkililerine

atfedilebilip atfedilemeyeceğinin ortaya konulması gerekmektedir.

45. Tutuklanan veya hürriyeti bağlayıcı cezasının infazına

başlanan kişilerin daha önce sahip oldukları pek çok özgürlükten mahrum

kalmalarının ve günlük yaşamlarında ciddi nitelikte bir değişim yaşamalarının

doğal bir sonucu olarak psikolojik durumları bozulabilmekte, dolayısıyla

kırılgan ve korumasız bir konumda bulunan bu kişilerin intihar riski

artabilmektedir. Bu nedenle yasal ve ikincil düzenlemelerin ceza infaz kurumu

yetkililerine bu kişiler hakkında daha duyarlı ve dikkatli olma görevi

yüklemesi, tutuklu veya hükümlü kişilerin hayatlarının tehlikeye atılmasını

önleyici tedbirler alınmasını sağlaması gerekmektedir. Bu amaçla öncelikle ceza

infaz kurumunda kalan kişilerin davranışlarının ve sağlık durumlarının takip

edilmesi, gerektiğinde doktor muayenesine başvurulması, diğer yandan bu konuda

eğilimi olduğu anlaşılanlar açısından kendileri için en uygun yerlerde

kalmalarının temin edilmesi, intihar eylemlerinde kullanılabilecek

kesici/delici eşyalara, kemer, çamaşır ipi veya ayakkabı bağcıkları gibi

eşyalara el konması suretiyle bu tip risklerin azaltılmasına yönelik önlemlerin

alınması gerekmektedir (Mehmet Kaya ve

diğerleri, § 73).

46. Bu bağlamda kişi özgürlüğüne aşırı bir sınırlama

getirmeyecek ölçüde bir tutuklunun veya hükümlünün kendine zarar verme

ihtimalini en aza indirecek tedbirlerin alınması yetkililerden

beklenebilecektir. Bir hükümlü veya tutuklu açısından daha sıkı tedbirlerin

gerekip gerekmediği ve bunların uygulanmasının makul olup olmadığı başvuru

konusu yapılan her bir somut olayın koşullarına göre değişecektir (Mehmet Kaya ve diğerleri, § 74).

47. Somut olayda ceza infaz kurumunda bulunan kişilerin yaşam ve

sağlıklarının korunması için oluşturulması gereken yasal ve idari çerçevenin

oluşturulmadığı yönünde ileri sürülen bir eksiklik bulunmadığı gibi bu konuda

Anayasa Mahkemesi tarafından resen gözetilmesi ve incelenmesi gereken bir

hususun da bulunmadığı anlaşılmıştır.

48. Dolayısıyla mevcut başvuruda, yukarıda yer verilen ilkeler

çerçevesinde öncelikle Ceza İnfaz Kurumu yetkililerinin İ.E.nin

intihar etme riskini bilip bilmediklerinin veya bilmelerinin gerekip

gerekmediğinin ortaya konması gerekmektedir.

49. Başvuru formu ve ekleri ile soruşturma ve tazminat dosyaları

incelendiğinde başvurucuların yakını olan İ.E.nin

Ceza İnfaz Kurumuna girmeden önce psikolojik bir rahatsızlığının bulunduğuna

dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Öte yandan İ.E.nin Ceza İnfaz Kurumunda bulunan infaz dosyası Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde incelendiğinde de Ceza İnfaz Kurumuna kabulü sırasında anormal

kabul edilebilecek bir davranışı olmadığı gibi Ceza İnfaz Kurumunda kaldığı süre

içinde de psikolojik bir rahatsızlıktan dolayı tedavi gördüğü tespit

edilememiştir. Ayrıca ölüm olayından sonra yürütülen ceza soruşturmasında tanık

sıfatıyla ifadelerine başvurulan, İ.E. ile aynı koğuşta kalan hükümlü ve

tutuklular İ.E.nin tutuklandığı için üzüntülü

olduğunu, tutuklanmayı gururuna yediremediğini, tutuklanmanın onur kırıcı bir

davranış olduğunu dile getirdiğini, bunun yanı sıra olay tarihinden yaklaşık on

beş gün önce babasının vefat ettiğini, babasıyla helalleşememesi nedeniyle de

oldukça üzüntülü olduğunu, tüm bunlara rağmen İ.E.nin

intihar edeceğini düşünmediklerini çünkü İ.E.nin ne

idareye ne de kendilerine bu düşünceyi uyandıracak açıklama veya davranışta

bulunduğunu, bu yönde de bir gözlem yapmadıklarını ifade etmişlerdir. Dolayısıyla psikiyatrik bir geçmişi

bulunmayan İ.E.nin özgürlüğü kısıtlanan bir kişinin

duyabileceği üzüntünün ötesinde psikolojik yönden hassas ve yakın bir şekilde

takibi gerektiren hassasiyetlerinin bulunduğuna dair dosyalarına yansıyan bir

veriye rastlanmamıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde Ceza

İnfaz Kurumu yetkililerinin İ.E.nin kendi yaşamına

son verecek durumda olduğunu bildikleri veya bilmeleri gerektiği kanaatine

ulaşılmamıştır.

50. Son olarak başvurucular, Porçöz

isimli koroziv maddenin tutuklu ve hükümlülere

verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek intihar için gerekli önleyici

tedbirlerin alınmadığını ileri sürmüş iseler de anılan temizlik maddesinin

mevzuat çerçevesinde belli dönemlerde temizlik ve buna bağlı olarak sağlığı koruma

amacıyla ihtiyaç nispetinde, kontrollü olarak hükümlü ve tutuklulara verildiği

anlaşılmaktadır. Somut olay koşullarında Ceza İnfaz Kurumu yetkililerinin

intihar riskini ortadan kaldırmak için makul ölçüler çerçevesinde ve sahip

oldukları yetkiler kapsamında kendilerinden beklenen iş ve işlemleri

yapmadıkları söylenemez.

51.Açıklanan gerekçelerle İ.E.nin

yaşamının kendi eylemlerine karşı korunamadığı yönündeki şikâyetler yönünden

Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Mustafa ARI

Başvurucular

:

1. Ayşe

EKİCİ

2. Esra

EKİCİ

3. Fatih

Emre EKİCİ

4. Kübra

EKİCİ

5. Tevfik

EKİCİ

Vekili

:

Av. Durmuş

ÖZDEMİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/15120, 20 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Ölüm Olayıyla İlgili
  7. B. Ölüm Olayıyla İlgili
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  13. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  14. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Kömürcü
  16. Yıldırım
  17. Akıncı
  18. Ekici
  19. Ekici
  20. Ekici
  21. Ekici
  22. Özdemir
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/15120
Tarih
20 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Telpa Telekomünikasyon Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/8880)
  • Gülsün Karaman ve Şerif Karaman Başvurusu (B. No: 2016/16239)
  • Hatice Turhan Başvurusu (B. No: 2016/4642)
  • Cemile Günaydın Başvurusu (B. No: 2015/5074)
  • Aligül Alkaya ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/12506)
  • A.t. Başvurusu (B. No: 2015/300)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.