İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdurrahman Şanda Başvurusu (B. No: 2014/3907)

1. Başvuru, şartları oluşmasına rağmen yargılamanın yenilenmesi

Başvuru No2014/3907Tarih7 Aralık 2016Okuma12 dk · 2.413 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdurrahman Şanda Başvurusu

Karar tarihi
7 Aralık 2016
Başvuru Numarası
2014/3907
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.413 kelime·12 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, şartları oluşmasına rağmen yargılamanın yenilenmesi

talebinin hatalı değerlendirme sonucu reddedilmesi ve dava değeri itibarıyla

kesin nitelikteki karara karşı temyiz yoluna başvurulamaması nedenleriyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği, parasal temyiz sınırı öngören Kanun

hükmünün Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmesi gerektiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/3/2014 tarihinde Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde Komisyonlar Başraportörünce

3/4/2014 tarihinde başvurunun süre aşımı nedeniyle idari yönden reddine karar

verilmiştir.

3. Başvurucunun anılan karara itirazı üzerine başvuru dosyasının

gönderildiği İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 22/3/2016 tarihinde, idari red kararına itirazın değerlendirilmesine ve başvurunun

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu aleyhine, satın aldığı ürünün bedelini ayıplı

olduğu iddiasıyla ödememesi ve bu bedelin tahsili için başlatılan icra takibine

itiraz etmesi nedenleriyle tüketici mahkemesi sıfatıyla Aydın 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinde (Mahkeme) itirazın iptali davası açılmıştır. Yargılama sonunda

Mahkemece 26/3/2013 tarihli ve E.2012/304, K.2013/188 sayılı karar ile davanın

kısmen kabulüne, takibin 695,00 TL asıl alacak ve 10,70 TL işlemiş faiz

üzerinden devamına dava değeri itibarıyla kesin olmak üzere karar verilmiştir.

6. Başvurucu 11/4/2013 tarihli dilekçeyle anılan davada yargılamanın

yenilenmesi talebinde bulunmuş, Mahkeme 19/11/2013 tarihli ve E.2013/384,

K.2013/873 sayılı kararı ile yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden hiçbirinin

bulunmaması nedeniyle talebin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi

şöyledir:

“Dosyamızın davacısının yargılamanın

yenilenmesi talebinin dayanağı; 1.Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği hakimin reddi dilekçesindeki bilirkişi raporunun gerçeği

yansıtmadığı yönündeki beyanının bilirkişi raporuna itiraz mahiyetinde

olduğunun kabul edilmesi gerektiği iddiasıdır. Bu iddia davacı tarafından

"yeni delil ortaya çıkması" olarak öne sürülmekteyse de buna ilişkinsomut bir tarih belirlenememiş, bu durumda

yargılamanın yenilenmesi talebinin yasal sürede yapıldığı kabul edilerek esasın

incelenmesine geçilmiştir.

Yargılamanın iadesi sebepleri 6100 sayılı HMK'nun 375. maddesinde tahdidi şekilde sayılmış olup yeni

nedenler eklenmesi, nedenlerin çoğaltılıp genişletilmesi mümkün değildir.

Davacının "Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği hakimin

reddi dilekçesindeki bilirkişi raporunun gerçeği yansıtmadığı yönündeki

beyanının bilirkişi raporuna itiraz mahiyetinde olduğunun kabul edilmesi

gerektiği" iddiasının HMK'nun 375/1-ç maddesinde

zikredilen belgelerden sayılması mümkün değildir. Satır aralarından bilirkişi

raporuna itiraz edildiği sonucu çıkarılabilseydi dahi mahkemenin itirazı kabul

etme zorunluluğu yoktu. Ayrıca mahkeme kararının gerekçesinde bilirkişi

raporuna itibar edilmesinin sebebinin dosyamızın davacısının rapora itiraz

etmemesi değil "bilirkişi raporunun mahkememizin keşifteki harici

gözlemine uygun ve karara dayanak yapılabilir nitelikte görülmesi" olduğu dabelirtilmiştir.

Toplanan deliller ve incelenen tüm dosya

içeriğine göre dosyada HMK'nun 375. maddesinde

tahdidi olarak sayılan yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden hiçbiri

bulunmadığından davanın reddi gerektiği sonuç ve kanaatine [varılmıştır].”

7. Duruşma tutanağında ve gerekçeli karardaki hüküm

paragrafında, anılan kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde Yargıtay

temyiz yolunun açık olduğu belirtilmiştir.

8. Başvurucunun bu kararı temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk

Dairesi 4/2/2014 tarihli ve E.2014/2879, K.2014/2883 sayılı ilamı ile temyiz

konusu tutarın karar tarihi itibarıyla temyiz sınırı olan 1.820 TL’den az

olması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir.

9. Yargıtay ilamının başvurucuya tebliğ edildiğine ilişkin bir

kayıt bulunmamakla birlikte dava dosyasının Mahkemeye 20/2/2014 tarihinde

ulaştığı tespit edilmiştir.

10. Başvurucu 20/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuş,

Komisyonlar Başraportörünce başvurunun 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasında belirtilen otuz günlük

süre içinde yapılmaması nedeniyle idari yönden reddine 3/4/2014 tarihinde karar

verilmiştir.

11. Başvurucu, bu kararı 17/4/2014 tarihinde tebliğ almış;

18/4/2014 tarihinde karara itiraz etmiştir.

B. İlgili Hukuk

12. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 375. maddesi şöyledir:

“(1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak

yargılamanın iadesi talep edilebilir:

a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül

etmemiş olması.

b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki

ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya

karara katılmış bulunması.

c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin

huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.

ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan

nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele

geçirilmiş olması.

d) Karara esas alınan senedin sahteliğine

karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde

ikrar edilmiş olması.

e) İfadesi karara esas alınan tanığın,

karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.

f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas

alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.

g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas

alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.

ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan

kalkmış olması.

h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir

eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.

ı) Bir dava sonunda verilen hükmün

kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada,

öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.

i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana

Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle

verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit

edilmiş olması.

(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g)

bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin

kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır.

Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya

mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde

dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında

öncelikle ispat edilmesi gerekir.”

13. 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesi gereğince temyize

ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunan 18/6/1927 tarihli 1086 sayılı

mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427. maddesinin ikinci fıkrası

şöyledir:

“Miktar veya değeri 1.820 TL’yi [2013 yılı

için] geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar

kesindir”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 7/12/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

15. Başvurucu, satın aldığı malın ayıplı olması nedeniyle

bedelini ödemediğini, bu nedenle aleyhine açılan davada bilirkişinin yanlı

beyanlarına dayanılarak hüküm kurulduğunu, yargılama sonrasında esaslı deliller

sunarak yargılamanın yenilenmesini talep ettiğini ancak hatalı değerlendirme

sonucu bu talebinin reddedildiğini, dava konusu alacağın temyiz sınırı altında

olması nedeniyle kesin nitelikte verilen bu karara karşı temyiz yoluna

başvuramadığını belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.

16. Başvurucu, ayrıca temyiz yolu kapalı şekilde kesin nitelikte

karar verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olması nedeniyle buna ilişkin Kanun

maddesinin iptali gerektiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Başvurunun İdari

Yönden Reddi Kararına İtiraz Yönünden

17. Başvurucunun, temyiz yolu açık olduğu belirtilerek verilen

başvuru konusu karara karşı hükümde belirtilen süre içinde Yargıtaya

başvurduğu ancak kararın kesin olması nedeniyle Yargıtay ilgili Dairesince

temyiz talebinin reddedildiği, bunun üzerine ilamın tebliğinden itibaren otuz

gün içinde başvurucunun Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğu

anlaşılmıştır

18. Başvurucu, Mahkemenin yanlış yönlendirmesi sonucu temyiz

yoluna başvurmak durumunda kaldığından Yargıtay ilamının öğrenilme tarihine

göre 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasında belirtilen

otuz günlük süre içinde yapılan başvurunun süresinde olduğunun kabulü gerekir.

19. Açıklanan nedenle başvurunun idari yönden reddine ilişkin

Komisyonlar Başraportörü'nün kararına yapılan

itirazın kabulüne karar verilmesi gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

21. Başvuru formunda ifade edilen, dava değeri itibarıyla kesin

nitelikte olan karara karşı temyiz yoluna başvurulamaması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mahkemeye erişim hakkı

kapsamında; şartları oluşmasına rağmen yargılamanın yenilenmesi talebinin

hatalı değerlendirme sonucu reddedildiği iddiasının ise yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığı başlığı altında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir. Temyiz sınırı öngören Kanun hükmünün Anayasa’ya aykırılığı

nedeniyle iptal edilmesi gerektiği iddiası da ayrıca incelenmiştir.

a. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucu, dava konusu alacağın temyiz sınırı altında olması

nedeniyle kesin nitelikte verilen karara karşı temyiz yoluna başvuramadığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

24. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa'da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriğinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

25. Sözleşme’nin 6. maddesi mahkemeye başvurma hakkını açıkça

düzenlenmemekle beraber mahkemeye başvurma hakkının hukukun temel prensibi

olduğu, mahkemeye başvurma hakkı olmaksızın hakkaniyete uygun, aleni bir

yargılamadan söz edilemeyeceği ve adil yargılanma hakkının içerdiği

güvencelerden yararlanmanın olanaksız hâle geleceği Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) tarafından kabul edilmektedir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 35).

26. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen

veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme

kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

27. Mahkemeye erişim hakkı sadece ilk derece mahkemesine dava

açma hakkını değil eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun

yollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını da

içerir (Ali Atlı, B. No:

2013/500, 20/3/2014, § 49).

28. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıp

sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlamaların

hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi,

açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir

(Serkan Acar, B. No: 2013/1613,

2/10/2013, § 38).

29. Mahkemelerin kuruluşunun, görev ve yetkilerinin, işleyişinin

ve yargılama usullerinin kanunla düzenlenmesi Anayasa’da öngörülmüştür. Buna

göre usul kanunlarının Anayasa’ya uygun olmak koşuluyla düzenlenmesi kanun

koyucunun takdirine bırakılmıştır. Anayasa’da tüm mahkeme kararlarının temyiz

edilebilmesi hakkını içeren bir kurala yer verilmemiştir (Tufan Şahin, B. No: 2012/799, 26/3/2013,

§19).

30. Öte yandan Sözleşme ve ek protokollerinde, ceza yargılaması

ile ilgili iki dereceli yargılama hakkı düzenlenmesine rağmen hukuk yargılaması

açısından bu hakla ilgili ayrıntılı düzenleme bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra

ceza yargılamasında "az önemli suçlar" adı altında bu hakka istisna

getirilebileceği de düzenlenmektedir (Yusuf

Tekdemir, B. No: 2013/799, 26/3/2013, § 20).

31. Hukuk yargılamasında, sonuçları dikkate alındığında bazı

dava türleri ve değerine göre bazı davalar için (ceza yargılamasında olduğu

gibi) "az önemli davalar" kriteri altında temyiz sınırı

öngörülmesinin ve kanunda belirlenen sınırın, adalet duygusunu rencide edecek

veya hukuk devleti kavramıyla bağdaşmayacak sonuçlara yol açacak boyutta

bulunmaması durumunda anayasal hakları ihlal etmeyeceği açıktır (AYM,

E.2006/65, K.2009/114, 23/7/2009).

32. Bu kapsamda gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının

azaltılması ve böylece mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmeksizin

uyuşmazlıkların makul sürede bitirebilmesi amacıyla bir kısım mahkeme kararına

karşı temyiz yolunun kapalı tutulmasının anayasal hakları ihlal ettiği

söylenemez.

33. Bu ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde başvurucunun

yargılamanın yenilenmesini talep ettiği itirazın iptali davasında başvurucu

hakkındaki takibin 695 TL asıl alacak ve 10,70 TL işlemiş faiz üzerinden

devamına karar verildiği, söz konusu alacak miktarının karar tarihi olan 2013

yılı için Kanun’da öngörülen 1.820 TL temyiz sınırının altında kalması

nedeniyle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin kararın da kesin

nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu uyuşmazlığın niteliği ve miktarı

nazara alındığında Kanun’da öngörülen bu sınırın adalet duygusunu rencide

edecek boyutta olmadığı, bu itibarla başvuru konusu kararın temyiz edilmemesi

dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlalin

bulunmadığının açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

34. Açıklanan nedenlerle başvurucunun mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddiasının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

35. Başvurucu, şartları oluşmasına rağmen yargılamanın yenilenmesi

talebinin hatalı değerlendirme sonucu reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

36. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda

değildir (Ahmet Sağlam, B. No:

2013/3351, 18/9/2013, § 42).

37. Somut olayda ayıplı olduğu iddiasıyla satın aldığı ürünün

bedelini ödemeyen başvurucu aleyhine bedelin tahsili için icra takibi

başlatılmış, başvurucunun takibe itiraz etmesi üzerine itirazın iptali davası

açılmıştır. Yargılama sonunda Mahkeme davanın kısmen kabulüne, takibin 695 TL

asıl alacak ve 10,70 TL işlemiş faiz üzerinden devamına karar vermiştir.

38. Başvurucunun anılan davadaki yargılamanın yenilenmesi

talebiyle yaptığı başvuru, yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden hiçbirinin bulunmaması

nedeniyle Mahkemece reddedilmiştir. Mahkemenin taleple ilgili yaptığı

değerlendirme ve yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden hiçbirinin

bulunmadığına ilişkin ulaştığı sonuç (bkz.§ 6) yönünden herhangi bir keyfîlik tespit edilmemiştir.

39. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde iddiaların özünün Derece Mahkemeleri tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

40. Başvurucu; yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemeleri

tarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin bir bilgi ya

da kanıt sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açıkça

keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

41. Açıklanan nedenlerle kanun yolu şikâyeti niteliğindeki

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Temyiz Sınırı Öngören

Kanun Hükmünün Anayasa'ya Aykırılığı Nedeniyle İptal Edilmesi Gerektiğine

İlişkin İddia

42. Başvurucu, temyiz yolu kapalı şekilde kesin nitelikte karar

verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olması nedeniyle bu uygulamanın dayanağı olan

Kanun maddesinin iptali gerektiğini ileri sürmüştür.

43. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (3) numaralı fıkrasında,

yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemlerin doğrudan bireysel başvuru

konusu yapılamayacağı düzenlenmiştir. Bir yasama işleminin, temel hak ve

özgürlüğün ihlaline neden olması durumunda doğrudan yasama işlemi aleyhine

değil ancak yasama işleminin uygulanması mahiyetindeki işlem, eylem ve

ihmallere karşı bireysel başvuru yapılabilir (Süleyman

Erte, B. No: 2013/469, 16/4/2013, § 17; Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 37).

44. Somut olayda başvurucu, temyiz yolu kapalı şekilde kesin

nitelikte karar verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek

temyiz sınırı öngören Kanun hükmünün iptalini talep etmekle doğrudan ve soyut

olarak yasama işlemi aleyhine başvuru yapmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle temyiz sınırı öngören Kanun hükmünün

Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmesi gerektiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun idari yönden reddine ilişkin karara yapılan

itirazın KABULÜNE,

B. 1. Mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Temyiz sınırı öngören

Kanun hükmünün Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmesi gerektiğine ilişkin

iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

7/12/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Recai AKYEL

Raportör

:

Kamil KAYA

Başvurucu

:

Abdurrahman

ŞANDA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/3907, 7 Aralık 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun idari yönden reddine ilişkin karara yapılan
  12. B. 1. Mahkemeye erişim
  13. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Yıldırım
  15. Akıncı
  16. Şanda
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/3907
Tarih
7 Aralık 2016

İlgili Kararlar

  • Cafer Üzer Başvurusu (B. No: 2014/16040)
  • Dinar Kaya Başvurusu (B. No: 2014/16131)
  • Kinyas Şahin ve Hamide Koç Başvurusu (B. No: 2014/16129)
  • Necati Yıldız ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15635)
  • Hayrettin Öztekin Başvurusu (B. No: 2014/19805)
  • Ayşegül Tümel Başvurusu (B. No: 2014/17947)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.