İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adalet Bahadır ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/28144)

1. Başvuru, usule ilişkin kazanılmış hakka aykırı karar

Başvuru No2017/28144Tarih2 Aralık 2020Okuma20 dk · 4.073 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Adalet Bahadır Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
2 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2017/28144
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.073 kelime·20 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, usule ilişkin kazanılmış hakka aykırı karar

verilmek suretiyle kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 3/7/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. İkinci Bölüm Birinci Komisyon tarafından 11/12/2019

tarihinde başvurunun, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası

yönünden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna, makul sürede yargılanma hakkı dışındaki ihlal iddiaları yönünden

kabul edilebilirlik hususunun karara bağlanmasının Bölüm kararını gerektirmesi

nedeniyle Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

9. İzmir ilinde ikamet etmekte olan başvurucular, Trabzon

ili Vakfıkebir ilçesi Çamlık Sahil Mahallesi'nde bulunan 289 ada 1 parsel

sayılı 7.815,39 m² yüz ölçümlü taşınmazda paylı maliktir.

10. Karayolları Genel Müdürlüğü (İdare) tarafından

Karadeniz Sahil Yolu İyileştirme Projesi kapsamında başvurucuların hissedarı

olduğu taşınmazın 4.829,86 m²lik kısmının yol, inşaat ve emniyet sahası olarak

kullanılmak üzere kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda İdare,

başvurucular ve diğer malikler aleyhine 3/8/2006 tarihinde kamulaştırma

bedelinin tespiti ve tescili istemiyle Vakfıkebir Asliye Hukuk Mahkemesinde

(Mahkeme) dava açmıştır.

11. Mahkeme 25/7/2007 tarihinde davanın kabulüne,

taşınmazın 4.829,86 m²lik kısmının yol olarak terkinine, kamulaştırma bedelinin

1.082.245,70 TL olarak belirlenmesine ve tespit edilen bedelin hisseleri

oranında taşınmaz maliklerine ödenmesine karar vermiştir.

12. Taraflarca temyiz edilen karar Yargıtay 5. Hukuk

Dairesince (Yargıtay Dairesi) 15/9/2008 tarihinde bozulmuştur. Bozma kararında,

arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinin

yöntem olarak doğru olduğu belirtilmiştir. Ancak taşınmazın bir kısmının kıyı

kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle Hazine tarafından açılan davanın

neticesinin beklenmesi gerektiğini belirten Yargıtay Dairesi, kabule göre de

Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu (Komisyon) tarafından belirlenen

bedellere göre emsalin taşınmazdan 2 kat daha değerli olduğunun anlaşılmasına

rağmen taşınmazın sit alanında kaldığı gerekçesiyle emsalin taşınmazdan 3,25

kat daha değerli olduğunu kabul ederek değer biçen bilirkişi kurulundan bu

konuda ek rapor alınmadan eksik inceleme ile daha aza hükmedildiğini ifade

etmiştir.

13. Bozmaya uyan Mahkeme tarafından alınan 28/2/2012

tarihli bilirkişi ek raporu şu şekildedir:

i. Dava tarihi olan 2/8/2006 tarihine göre hesaplama

yapılmıştır. Taşınmaz sit alanında ve imar planında yeşil alanda kaldığından bu

hususlar rayiç değerinde düşüklük yaratır.

ii. Emsal taşınmaz Vakfıkebir ilçe merkezinde köşe başı

parseldir. Düz ve sağlam zemin yapısına sahip olup imarda bitişik nizam beş kat

yapılaşmaya müsaittir. Şehir merkezinde olduğundan bankalar, ticaret borsası ve

her türlü ticari ve ekonomik merkezlerle iç içedir. Dava konusu taşınmaz ise Vakfıkebir

ilçe merkezine yaklaşık 2-2,5 km uzaklıkta, Trabzon-Samsun devlet kara yoluna

yaklaşık 170 m mesafede ve ön cepheli bir taşınmazdır. Kuzeyden denize

sıfırdır. Etrafında yazlık evler ve toplu konut inşaatları bulunmaktadır.

iii. Belediye tarafından emsal taşınmazın dava

tarihindeki emlak vergisine esas arsa m² değeri hatalı olarak 125 TL

bildirilmiştir. Oysa emsal taşınmazın dava tarihindeki emlak vergisine esas

arsa m² değeri 170 TL'dir. Dava konusu taşınmazın ise dava tarihindeki emlak vergisine

esas arsa m² değeri 60 TL'dir. Diğer koşullar da dikkate alındığında emsalin

dava konusu taşınmazdan 3,25 daha değerli olduğu sonucuna varılmıştır.

14. İtirazlar nedeniyle Mahkemece 20/4/2012 tarihinde

yeniden taşınmaz üzerinde keşif yapılmıştır. Keşif sonrası düzenlenen 4/6/2012

tarihli bilirkişi heyeti raporu şu şekildedir:

i. Dava konusu taşınmaz Vakfıkebir ilçe merkezinde imar

planı içinde ve arsa vasıflı olup her türlü yol, su, itfaiye ve çöp gibi

belediye hizmetlerinden faydalanmaktadır. Şehrin ticari, ekonomik ve kültürel

bakımdan üstün merkezlerine kısmen yakın mesafededir. Taşınmaz Vakfıkebir ve

Beşikdüzü ilçe merkezlerine 2 km, Vakfıkebir devlet hastanesine 1 km ve

yüksekokullara 500 m mesafede seyrek yapılaşmanın bulunduğu alandadır. Taşınmaz

jeolojik ve topoğrafik olarak düz ve sağlam yapıdadır. İmar planında olduğu

gibi bırakılan kadastro parseli olup ticari değeri olan bölgeye yakın, kıyı

kenar çizgisine sınır ve sit alanı içerisindedir.

ii. Taşınmazın üzerinde 2006 yılına göre 43.950,56 TL ve

9.534,96 TL değerinde iki bina mevcuttur.

iii. Kemaliye mahallesinde bulunan arsa ve bina vasıflı

73 ada 6 parsel sayılı emsal alınan taşınmazın değeri dava tarihine göre 809,62

TL/m²dir. Emsal, daha merkezi konumda olması, ticari ve kültürel merkezlere

yakın olması, araç ve insan yoğunluğu daha fazla olan bölgede bulunması,

yapılaşma bakımından avantajlı olması hususları dikkate alındığında dava konusu

taşınmazdan 3,75 kat daha değerlidir. Buna göre dava konusu taşınmazın bedeli

215 TL/m²dir.

iv. Emsal taşınmazın dava tarihindeki emlak vergisine

esas arsa m² değeri 170 TL olup dava konusu taşınmazın emlak vergi değerinin 60

TL/m² olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda emsal taşınmazın dava konusu taşınmaza

üstünlük oranı 2,83'tür.

v. 7.815,39 m² yüz ölçümlü taşınmazın 4.829,86 m²si

kamulaştırıldığından kalan alanda %40 oranında değer kaybı meydana gelmiştir.

vi. Değer takdir komisyonu serbest alım satımları dikkate

almadan ve emsal tartışması yapmadan değer takdirinde bulunmuştur.

vii. Taşınmazın kamulaştırma değeri 1.170.315,92 TL (arsa

değeri 4.829,86 m²x215TL/m²=1.038.419 TL+kalan kısmın değer düşüklüğü

%40x911,75m²x215 TL/m²=78.410,5 TL+taşınmaz üzerindeki 1. yapının değeri

43.950,56 TL+taşınmaz üzerindeki 2. yapının değeri 9.534,96 TL) hesap

edilmiştir.

15. İtirazlar üzerine Mahkeme tarafından alınan 21/2/2013

tarihli bilirkişi ek raporu şu şekildedir:

i. Taşınmaz için düzenlenen ilk bilirkişi raporunda

emsalin dava konusu taşınmazdan 5 kat daha değerli olduğu belirtilerek dava

konusu taşınmazın değeri 154,92 TL/m² hesap edilmiştir. 8/1/2007 tarihli

bilirkişi raporunda emsalin dava konusu taşınmazdan 3,20 oranında daha değerli

olduğu belirtilerek dava konusu taşınmazın değeri 211 TL/m² hesap edilmiştir.

17/4/2007 tarihli bilirkişi raporunda ise emsalin dava konusu taşınmazdan 3,25

oranında daha değerli olduğu belirtilerek dava konusu taşınmazın değeri 213

TL/m² hesap edilmiştir. Mahkeme tarafından da 3,25 oranı benimsenerek karar

verilmiştir.

ii. Bozma sonrası ek rapor alınmış ancak yapılan

itirazlar üzerine yeniden yapılan keşif sonucunda da emsal taşınmazın dava

konusu taşınmazdan 3,75 kat daha değerli olduğu tespit edilerek dava konusu

taşınmazın değeri 215 TL/m² olarak hesap edilmiştir.

iii. Kamulaştırma dosyasında ve tapu iptali tescil

dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında aynı emsal incelenmiş ve emsalin

dava konusu taşınmazdan 3,25-3,75 oranlarında daha değerli olduğu görüşlerine

yer verilmiştir.

iv. Belediye tarafından gönderilen 27/3/2007 tarihli

yazıda emsal taşınmazın emlak vergi değeri hatalı olarak 129,87 TL/m² olarak

bildirilmiştir. Dava konusu taşınmazın ise emlak vergi değeri 60 TL/m²

olduğundan emsal taşınmazın vergi değerine oranı (125/60) 2,08 olarak yani

Yargıtay Dairesi tarafından 2 kat diye ifade edilecek şekilde tespit

edilmiştir. Ancak daha sonra emsal taşınmazın vergi değerinin 170 TL/m² olduğu

bildirilmiştir. Hesaplama da bu oran kullanılarak yapılmıştır. Bu durumda emsal

taşınmazın dava konusu taşınmaza üstünlük oranı 2,83 (170 TL/m²/60 TL/m²)

olmaktadır.

v. Dava konusu taşınmazın değeri belirlenirken sadece sit

alanında bulunması gerekçe gösterilmemiştir. Taşınmazın değerine etki eden tüm

unsurların tamamı dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır.

16. Mahkeme 18/4/2013 tarihinde, 17/4/2007 tarihli ikinci

bilirkişi heyetinden alınan raporda belirlenen kamulaştırma bedeline göre

davanın kabulüne, taşınmazın 4.829,86 m²lik kısmının yol olarak terkinine ve

kamulaştırma bedelinin 1.082.245,70 TL olarak tespitine karar vermiştir.

17. Karar taraflarca temyiz edilmiş, Yargıtay Dairesi

23/9/2013 tarihinde sair temyiz itirazlarını reddetmiş ve kararı kısmen

bozmuştur. Bozma gerekçesi şöyledir:

i. Hazine tarafından

açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda taşınmazın 2.073,73 m²lik kısmının

kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle tapusunun iptali ile

terkinine karar verildiği belirtilmiştir. Bu bölümün ne kadarlık kısmının

kamulaştırmaya konu edilen kısım içinde kaldığı hususunda bilirkişi kurulundan

ek rapor alınarak, bu bölüm bedeline hükmedilmemesi gerekirken, kamulaştırılan

kısmın tamamının bedeline hükmedilmesinin yerinde olmadığına vurgu yapılmıştır.

ii. 11/4/2013 tarihli

ve 6459 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanunu'nda yapılan değişiklik uyarınca dava dört ay içinde

sonuçlandırılamadığından tespit edilen kamulaştırma bedelinden acele elkoyma

kararı ile ödenen kısmın mahsubu sonucunda kalan bölümüne 2/12/2006 tarihinden

ilk karar tarihi olan 25/7/2007 tarihine kadar faiz işletilmesi gerektiği ifade

edilmiştir.

18. Başvurucular ve diğer davalılar tarafından yapılan

karar düzeltme istemi Yargıtay Dairesi tarafından 15/9/2014 tarihinde

reddedilmiştir.

19. Mahkeme bozmaya uymuş ve diğer bazı dosyalarda alınan

bilirkişi raporları ile ölçüm yönünden kısmen çelişki bulunduğu gerekçesiyle

yeniden keşif yapılmasına karar vermiştir. Yapılan keşif sonrası düzenlenen

bilirkişi raporunda kamulaştırılmasına karar verilen bölüm içerisindeki 620,36

m²lik kısmın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı tespit edilmiştir.

20. Mahkeme 7/5/2015 tarihinde davanın kabulüne,

taşınmazın kıyı kenar çizgisi dışında kalan toplam 4.209,50 m²lik kısmının

kamulaştırılmasına ve yola terkinine karar vermiştir. Ayrıca Mahkeme, kıyı

kenar çizgisi içerisinde kalan 620,36 m²lik kısım için fazladan ödenen

132.136,68 TL'nin başvurucular ve diğer davalılardan hisseleri oranında

alınarak İdareye ödenmesi gerektiğini belirtmiştir.

21. Yargıtay Dairesi 29/2/2016 tarihinde, tarafların

temyiz itirazlarının bozma ile kesinleşen yönlere ilişkin olduğunu ifade ederek

kararı onamıştır.

22. Başvurucular ve diğer davalılar tarafından yapılan

karar düzeltme istemi de Yargıtay Dairesi tarafından 3/5/2017 tarihinde

reddedilmiştir.

23. Nihai karar başvuruculara 6/6/2017 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

24. Başvurucular 3/7/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

25. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanunu’nun 10. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Kamulaştırmanın satın alma usulü

ile yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve

belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki

diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer

asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin

tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3 üncü maddenin ikinci

fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına

tesciline karar verilmesini ister.

Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden

itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava

dilekçesi ve idare tarafından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek

taşınmaz malın malikine meşruhatlı davetiye ile veya idarece yapılan

araştırmalar sonucunda adresleri bulunamayanlara, 11.2.1959 tarihli ve 7201

sayılı Tebligat Kanununun 28 inci maddesi gereğince ilan yoluyla tebligat

suretiyle bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de

tebliğ olunur.

Mahkemece malike doğrudan çıkarılacak

meşruhatlı davetiyede veya ilan yolu ile yapılacak tebligatta;

...

d) 14 üncü maddede öngörülen süre

içerisinde, tebligat veya ilan tarihinden itibaren kamulaştırma işlemine idari

yargıda iptal veya adli yargıda maddi hatalara karşı düzeltim davası

açabilecekleri,

...

Belirtilir.

...

14 üncü maddede belirtilen süre içinde,

kamulaştırma işlemine karşı hak sahipleri tarafından idari yargıda iptal davası

açılması ve idari yargı mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı

verilmesi halinde mahkemece, idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul

edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır.

Kamulaştırma işlemine karşı idari

yargıda iptal veya maddi hatalara karşı adli mahkemelerde açılacak düzeltim

davalarında hangi idareye husumet yöneltileceğinin davetiye ve ilanda açıkça

belirtilmemiş veya yanlış gösterilmiş olması nedeniyle davada husumet yanlış

yöneltilmiş ise, gerçek hasma tebligat yapılmak suretiyle davaya devam

olunur."

26. 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"15 inci madde uyarınca

oluşturulacak bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın

bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de

dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın;

a) Cins ve nevini,

b) Yüzölçümünü.

c) Kıymetini etkileyebilecek bütün

nitelik ve unsarlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,

d) Varsa vergi beyanını,

e) Kamulaştırma tarihindeki resmi

makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini,

f) Arazilerde, taşınmaz mal veya

kaynağın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde

getireceği net gelirini.

g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden

önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,

h) Yapılarda, resmi birim fiyatları ve

yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,

ı) (Değişik: 19/4/2018-7139/27 md.) Bu

fıkrada belirtilen unsurlara göre tespit edilen arazi bedelinin yarısını

geçmemek ve her bir ölçünün etkisi açıklanmak kaydıyla bedelin tespitinde

etkili olacak diğer objektif ölçüleri,

Esas tutarak düzenleyecekleri raporda

bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin

beyanını da dikkate alarak Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen

değerleme standartlarına uygun, gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı

olarak taşınmaz malın değerini tespit ederler.

Taşınmaz malın değerinin tespitinde,

kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer

artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr

dikkate alınmaz.

..."

B. Uluslararası

Hukuk

27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve

mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse,

ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası

hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin,

mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin

ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) davanın esasını

teşkil eden zararı giderecek tazminatın ulusal mahkemeler tarafından

hesaplanması gereken hâllerde kendini bu konuda karar vermeye yetkili

görmemektedir. Doğrusu AİHM kamulaştırılan yerin değerini belirleyecek ve buna

karşılık ödenecek tazminatın kriterlerini belirlemede kendini Türk

mahkemelerinin yerine koyamaz. Ne var ki somut olaydaki dava dosyası içeriğine

göre AİHM, başvurucunun ulusal mahkemelerce hükmedilen tazminat bedelinin

mülkün değeri ile makul bir bağlantı kurmadığını gösterebildiğini

gözlemlemektedir (Yıltaş Yıldız Turistik Tesisleri A.Ş./Türkiye, B. No:

30502/96, 24/4/2003, § 38).

29. Halil Göçmen/Türkiye (B. No: 24883/07,

12/11/2013) kararında ise kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet hakkının

ihlal edildiğine karar veren AİHM, derece mahkemelerince hükmedilen tazminatın

yeterliliğini de ölçülülük bağlamında tartışmıştır. AİHM bu bağlamda öncelikle

ulusal mahkemelerin yerine geçerek kamulaştırma bedelini belirleme gibi bir

görevinin bulunmadığını ancak mahkemelerin adil veya makul olmayan kararlar

verilmesini sağlamakla yükümlü olduğunu belirtmiştir. AİHM somut olayda kamulaştırmasız

el atma tazminatına ilişkin iki ayrı bilirkişi raporu bulunduğuna dikkat çekmiş

ve derece mahkemelerince yeterli bir gerekçe gösterilmeden daha az bir bedel

öngören raporun hükme esas alınmasının müdahaleyi ölçüsüz kıldığını

belirtmiştir (Halil Göçmen/Türkiye, §§ 37-43).

30. Öte yandan Tkachenko/Rusya (B. No: 28046/05,

20/3/2018) kararında AİHM, iç hukuktaki düzenlemelere aykırı olan bir

müdahalenin de hukukilik ölçütünü karşılamadığını kabul etmiştir. Bununla

birlikte herhangi bir usule aykırılığın müdahalenin hukukiliğiyle uyumsuz kabul

edilemeyeceği belirtilmiştir. Bu bağlamda AİHM, hukukun doğru biçimde

uygulanması ve yorumlanması konusunda sınırlı bir yetkisi olduğunu ve ulusal

mahkemelerin yerine geçme gibi bir sorumluluğu olmadığını ancak bu kararların

açık bir keyfîlik veya bariz takdir hatasından yoksun olmaması gerektiğini

vurgulamıştır (Tkachenko/Rusya, § 52). AİHM sonuç olarak somut olayda iç

hukukta öngörülen kamulaştırma usulüne aykırı davranıldığını tespit ederek

mülkiyet hakkının ihlaline karar vermiştir (Tkachenko/Rusya, §§ 53-58).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

31. Mahkemenin 2/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

32. Başvurucular, Yargıtay Dairesi tarafından verilen ilk

bozma kararında taşınmazın emsale göre 2 kat daha değersiz sayılması gerekirken

3,25 kat daha değersiz sayılmasının doğru olmadığının ve taşınmazın kıyı kenar

çizgisinde kalan kısmının Hazine adına tescil edilecek olması nedeniyle kalan

kısımda oluşacak değer azalmasının hesap edilmesi gerektiğinin ifade edildiğini

ileri sürmüştür. Ayrıca Mahkeme tarafından bozmaya uyulmasına karar verildiğine

vurgu yapan başvurucular, usule ilişkin kazanılmış haklarına aykırı olarak

önceki kararın tekrar edildiğini belirtmiştir. Sonuç olarak başvurucular, usule

ilişkin kazanılmış hakka aykırı karar verilmek suretiyle kamulaştırma bedelinin

düşük belirlendiğini ileri sürerek Anayasa'nın 12., 14., 35., 40., 46., 125. ve

138. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğinden şikâyet

etmiştir.

B. Değerlendirme

33. Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,

kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum

yararına aykırı olamaz.”

34. Anayasa'nın "Kamulaştırma" kenar

başlıklı 46. maddesi şöyledir:

"Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu

yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla,

özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla

gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî

irtifaklar kurmaya yetkilidir.

Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme

bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun

uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin

gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve

turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla

gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme

süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.

Kamulaştırılan topraktan, o toprağı

doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin

ödenir.

İkinci fıkrada öngörülen

taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde

kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır. "

35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların şikâyetlerinin özünün kamulaştırma bedelinin düşük

belirlenmesine yönelik olduğu dikkate alındığında ihlal iddialarının mülkiyet

hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

36. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Mülkün

Varlığı ile Müdahalenin Varlığı ve Türü

37. Somut olayda başvurucuların taşınmazı

kamulaştırılmıştır. Taşınmaz mal varlığının Anayasa’nın 35. maddesinde yer alan

mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.

Başvurucuların taşınmazının mülkiyetinin kamulaştırma yoluyla Hazineye geçmiş

olmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır. Anayasa Mahkemesinin

çok sayıda kararında da belirtildiği üzere taşınmazın kamulaştırılması

mülkiyetten yoksun bırakma niteliği taşımaktadır (Mehmet Akdoğan ve

Diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32; AYM, E.1988/34, K.1989/26,

21/6/1989; E.2011/58, K.2012/70, 17/5/2012).

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

38. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

39. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız

bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir.

Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi

için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca

ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife

Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).

i. Kanunilik

40. Kamulaştırmanın usul ve esasları 2942 sayılı Kanun'da

düzenlenmiştir. Somut olayda, başvuruculara ait taşınmazın yol inşaatı ve

emniyet sahası tesis etmek amacıyla İdare kararıyla kamulaştırıldığı ve

kamulaştırma sürecinin 2942 sayılı Kanun’a göre sürdürülerek tamamlandığı

görülmektedir. Bu durumda mülkiyetten yoksun bırakma sonucuna yol açan

müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır.

ii. Meşru Amaç

41. Somut olayda başvurucuların taşınmazı yol, inşaat ve

emniyet sahası yapılmak üzere kamulaştırılmıştır. Ulaşım ihtiyacının

karşılanması amacıyla yol, inşaat ve emniyet sahası yapılmasında kamu yararı

bulunduğu açıktır. Bu nedenle müdahalenin meşru bir amacının da bulunduğu

değerlendirilmiştir.

iii. Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

42. Ölçülülük ilkesi; elverişlilik, gereklilik ve

orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,

gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani

aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,

orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç

arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,

E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012

E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013; E.2013/32, K.2013/112, 10/10/2013; E.2016/16,

K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve

diğerleri, § 38).

43. Mülkiyet hakkından yoksun bırakma biçimindeki

müdahalelerde, hedeflenen kamu yararı ile malikin bireysel yararı arasında

gözetilmesi gereken adil denge ancak malike tazminat ödenmek suretiyle

sağlanabilir. Diğer bir ifadeyle mülkten yoksun bırakmalarda malike tazminat

ödenmesi, müdahaleyle malike yüklenen aşırı külfetin telafi edilmesini temin

eden temel bir araçtır. Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma yoluyla

malikin mülkiyet hakkının sona erdirildiği hâllerde malike ödenmesi gereken tazminat

taşınmazın gerçek bedelidir. Bu itibarla taşınmazın gerçek bedelinin ödenmediği

durumlarda somut olayın koşulları da gözetilerek müdahalenin orantılı olmadığı

sonucuna ulaşılabilir (Cevat Aydın, B. No: 2014/13886, 4/10/2017, § 59).

44. Kamulaştırma yoluyla malikin mülkiyet hakkının sona

erdirildiği hâllerde taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi orantılılık

ilkesinin gereğidir. Taşınmaz bedelinin tespiti teknik ve uzmanlık gerektiren

bir konudur. Bu nedenle kamulaştırılan taşınmazın bedelinin tespiti uzman

mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetkisinde ve

görevindedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda uzmanlaşmış bir mahkeme olmadığı gibi

Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkı kapsamında yapılan bireysel başvurularda

bedel veya değer düşüklüğü karşılığını hesaplamak gibi bir görevi de

bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkına yapılan müdahale ile

ödenen bedel arasındaki ilişki yönünden yapacağı tespit, orantılılık

incelemesinden ibarettir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, B. No:

2013/2511, 22/1/2015, § 49; Abdülkerim Çakmak ve diğerleri, B. No:

2014/1964, 23/2/2017, § 52).

45. Mülkiyet hakkının korunmasının söz konusu olduğu

durumlarda usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerine getirildiğinden söz

edilebilmesi için derece mahkemelerin kararlarında konu ile ilgili ve yeterli

gerekçe bulunmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki bu zorunluluk davacının bütün

iddialarına cevap verilmesi anlamına gelmemekle birlikte mülkiyet hakkını

ilgilendiren davanın sonucuna etkili esasa ilişkin temel iddia ve itirazların

yargılama makamlarınca özenli bir şekilde değerlendirilerek karşılanması

gerekmektedir (Kamil Darbaz ve GMO Yapı Grup End. San. Tic. Ltd. Şti.,

B. No: 2015/12563, 24/5/2018, § 53).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

46. Somut olayda, İdare tarafından bedel tespiti ve

tescil istemiyle açılan dava sırasında yapılan keşif sonucu düzenlenen

17/4/2007 tarihli bilirkişi raporunda, emsal alınan taşınmazın dava konusu

taşınmazdan 3,25 oranında daha değerli olduğu tespit edilmiş ve dava konusu

taşınmazın değeri 213 TL/m² hesap edilmiştir. Mahkeme, bu hesaplamayı yerinde

görerek davayı kabul etmiş, kamulaştırma bedelinin 1.082.245,70 TL olarak

tespitine ve belirlenen bedelin hisseleri oranında taşınmaz maliklerine

ödenmesine karar vermiştir.

47. Tarafların temyizi üzerine Yargıtay Dairesi kararı

bozmuştur. Bozma kararında arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması

yapılarak değer biçilmesinin yöntem olarak doğru olduğu ancak taşınmazın bir

kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle Hazine tarafından

açılan davanın neticesinin beklenmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca Yargıtay

Dairesi, kabule göre de Komisyon tarafından belirlenen bedellere göre emsalin

taşınmazdan 2 kat daha değerli olduğunun anlaşılmasına rağmen taşınmazın sit

alanında kaldığı gerekçesiyle emsalin taşınmazdan 3,25 kat daha değerli

olduğunu kabul ederek değer biçen bilirkişi kurulundan bu konuda ek rapor

alınmadan eksik inceleme ile daha aza hükmedildiğini ifade etmiştir.

48. Başvurucular, uyulmasına karar verilen Yargıtay

Dairesinin bozma kararında emsalin taşınmazdan 2 kat daha değerli olduğunun

tespit edildiği hâlde Mahkemenin usule ilişkin kazanılmış hakka aykırı karar

vermek suretiyle kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğini ileri

sürmektedirler.

49. Taşınmaz bedelinin tespiti teknik ve uzmanlık

gerektiren bir konudur. Bu nedenle kamulaştırılan taşınmazın bedelinin tespiti

uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetkisinde ve

görevindedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda uzmanlaşmış bir mahkeme olmadığı gibi

Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkı kapsamında yapılan bireysel başvurularda

bedel veya değer düşüklüğü karşılığını hesaplamak gibi bir görevi de

bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkına yapılan müdahale ile

ödenen bedel arasındaki ilişki yönünden yapacağı tespit, orantılılık

incelemesinden ibarettir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, § 49; Abdülkerim

Çakmak ve diğerleri, § 52).

50. Somut olayda, başvurucular lehine olduğu ileri

sürülen bozma kararı incelendiğinde, Yargıtay Dairesinin iki hususa işaret

ettiği görülmektedir. Bunlardan ilki, taşınmazın bir kısmının kıyı kenar

çizgisi içerisinde kalması nedeniyle bu hususta açılan davanın sonucunun

beklenmesi gerektiğine ilişkindir. Bir diğer husus ise, Komisyon tarafından

belirlenen bedellere göre emsalin taşınmazdan 2 kat daha değerli olduğunun

anlaşılmasına rağmen taşınmazın sit alanında kaldığı gerekçesiyle emsalin

taşınmazdan 3,25 kat daha değerli kabul edilmesidir. Bu son durumda Yargıtay

Dairesi, değer tespit hususunda çelişki bulunduğunu görmüş ve çelişkinin

giderilmesi için bilirkişi kurulundan bu konuda ek rapor alınmadan daha az

bedele hükmedilmesinin hatalı olduğunu vurgulamıştır. Dolayısıyla Yargıtay

Dairesi kararında başvurucuların ileri sürdüğünün aksine taşınmazın bedelinin

fazla olması gerektiğine yönelik bir tespit yer almamış, yalnızca Komisyon

tarafından yapılan hesaplamadan farklı ve daha düşük bir bedel tespit

edilmesinin gerekçesinin ortaya konulması istenilmiştir.

51. Bozma kararından sonra alınan bilirkişi raporlarında,

emsal taşınmaz yönünden belediyenin daha evvel dava tarihindeki emlak vergisine

esas değeri hatalı olarak 129,87 TL/m² olarak bildirdiği ancak bu değerin

gerçeği yansıtmadığı ve emsalin emlak vergisine esas değerinin 170 TL/m² olduğu

belirtilmiştir. Emlak vergisine esas değerlerine göre de emsal taşınmazın dava

konusu taşınmaza üstünlük oranı 2,83 olarak tespit edilmiştir. Ayrıca bilirkişi

raporlarında yalnızca emlak vergisine esas değer üzerinden değerlendirme

yapılamayacağına işaret edilmiş ve emsal karşılaştırması yapılarak taşınmaza

değer biçildiği ifade edilmiştir. Yargılama süreci incelendiğinde alınan bütün

bilirkişi raporlarında, emsal alınan taşınmazın ilçe merkezinde köşe başı

parsel olduğuna, düz ve sağlam zemin niteliğinde olup imarda bitişik nizam beş

kat yapılaşmaya müsait olduğuna, şehir merkezinde bankalar, ticaret borsası ve

her türlü ticari, ekonomik ve kültürel merkezlerle iç içe olduğuna, buna karşın

dava konusu taşınmazın ise ilçe merkezine yaklaşık iki, iki buçuk km uzaklıkta,

Trabzon-Samsun devlet kara yoluna yaklaşık 170 m mesafede ve ön cepheli

olduğuna, kuzeyden denize sıfır olup etrafında yazlık evler ile toplu konut

inşaatları bulunduğuna vurgu yapılmıştır. Bilirkişiler kök ve ek raporlarında

emsalin taşınmazdan 3,25-3,75 oranında daha değerli olduğunu belirtmiş ve bunun

nedeninin taşınmazların konum ile özelliklerindeki farklılıktan kaynaklandığını

ifade etmişlerdir. Mahkeme de emsalin taşınmazdan 3,25 oranında kıymetli olduğu

değerlendirmesi yapan 17/4/2007 tarihli bilirkişi raporunu kararına esas alarak

davayı kabul etmiştir.

52. Dolayısıyla taşınmazın değerinin düşük belirlendiğine

ilişkin mülkiyet hakkına yönelik şikâyetlerin derece mahkemelerince

değerlendirilerek kök ve ek raporlar alındığı, bu raporlarda da emsalin

taşınmazdan 3,25 oranında değersiz olarak belirlenmesine ilişkin yeterli ve

ilgili gerekçeye yer verildiği anlaşılmaktadır.

53. Sonuç olarak kamulaştırılan taşınmazın niteliklerine,

geometrik durumuna ve yüzölçümüne göre başvurucuların ileri sürdüğü ihlal

iddialarına konu müdahalenin yeterli ölçüde tazminat ödenmek suretiyle

giderildiği anlaşılmıştır. Bir başka deyişle başvuruculara ödenen bedel ile

ulaşılmak istenen kamu yararı arasında orantısızlık bulunduğuna veya adil

dengenin başvurucular aleyhine bozulduğuna ilişkin bir tespitte

bulunulamamıştır. Bu nedenlerle başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal

edilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

54. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan

mülkiyet hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 2/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Olcay ÖZCAN Başvurucular : 1. Adalet BAHADIR 2. Aydan BAHADIR 3. Ongan BAHADIR Başvurucular Vekili : Av. Hamdi Tahsin ULUS

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/28144, 2 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucuların
  16. B. Değerlendirme
  17. E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012
  18. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  19. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan
  20. C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde
  21. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/28144
Tarih
2 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Süleyman Özkul Başvurusu (B. No: 2019/22148)
  • Çetin Hakkı Şaşmaz Başvurusu (B. No: 2017/26248)
  • Cemal Taş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/3316)
  • Raşit Dörtyol Başvurusu (B. No: 2017/34383)
  • Müslüm Basılgan Başvurusu (B. No: 2018/18612)
  • Mehmet Akbayır Başvurusu (B. No: 2019/22701)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.