İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adalet Kayalıbay Başvurusu (B. No: 2014/11382)

- 30089

Başvuru No2014/11382Tarih10 Mayıs 2017Okuma31 dk · 6.223 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Adalet Kayalıbay Başvurusu

Karar tarihi
10 Mayıs 2017
Başvuru Numarası
2014/11382
R.G.Tarih ve Sayı
7/6/2017
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.223 kelime·31 dk okuma·18 bölüm

- 30089

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yönetim ve denetimine el konulan şirketin mal

varlığının satışından elde edilen gelirden hisse sahibi ortağa pay verilmemesi

nedeniyle mülkiyet hakkının; idari yargıda açılan tam yargı davasının uzun

sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm

Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru

belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü Anayasa Mahkemesine bildirmiştir.

6. Bakanlık görüşü başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu da

Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. Uyuşmazlığın Arka

Planı

8. Başvurucu, Metaş İzmir Metalurji Anonim Şirketinin (METAŞ) halka açık olarak işlem

görmekte olan %46,1747 oranındaki hisselerinden 20.203 adedinin (%2,86) sahibidir.

9. Sıvı çelik üretimi ve haddeleme faaliyeti ile uğraşan METAŞ,

1999 yılında üretimini durdurmuş; 2003 yılında ise "gayrifaal"

hâle gelmiştir. Öte yandan METAŞ’ın halka arz edilen

hisseleri 1998 yılında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) 100 endeksinden

çıkarılarak "gözaltı pazarı"na dâhil

edilmiş, 2003 yılında ise borsa kaydından tamamen çıkarılarak sürekli işlem

görmekten men edilmiştir.

10. METAŞ’ın %41,9855 hisseli ortağı

olan Rumeli Çelik Sanayi Anonim Şirketi (Rumeli A.Ş.) aynı zamanda T. İmar

Bankası T. Anonim Şirketinin (İmar Bankası) ortağıdır.

11. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun (BDDK) 3/7/2003 tarihli kararıyla İmar Bankasının bankacılık

işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılmış ve anılan Banka,

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredilmiştir. Karar 18/6/1999 tarihli ve 4389 sayılı mülga Bankalar Kanunu’nun

14. maddesinin (3) numaralı fıkrasına dayanılarak alınmıştır. Kararın

gerekçesinde; İmar Bankasının yükümlülüklerini vadesinde yerine getirmediği,

alınması gereken tedbirleri almadığı ve faaliyetlerinin devamının mevduat

sahiplerinin hakları, mali sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz

ettiği için Bankaya el konulduğu belirtilmiştir.

12. Bankalar yeminli murakıplarınca hazırlanan 21/6/2005 tarihli raporda, METAŞ'ın

İmar Bankasının hâkim ortağı olan Uzan Grubu şirketlerinden biri olduğu ve

bunlar adına hareket ettiği saptanmıştır. Raporda ayrıca METAŞ'ın,

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kanunlarına tabi olarak kurulmuş olan İmar

Bankası Off Shore

Limitetten (Off Shore Ltd.)

en fazla kredi kullananUzan Grubu şirketlerinden

olduğu tespit edilmiştir. Off Shore

Ltd.nin Uzan Grubu tarafından anılan Gruba ait

şirketlere halktan para toplamak suretiyle kaynak sağlamak amacıyla kıyı

bankacılığı (off-shore) hükümlerine göre kurulan bir

şirket olduğu hususu raporda ifade edilmiştir. Öte yandan METAŞ'ın

hisselerine sahip olan G.Y.nin

aynı zamanda Uzan Grubu şirketlerinin hâkim ortaklarından olan Kemal Uzan'ın sekreteri olduğu anlaşılmaktadır.

13. TMSF’nin 24/12/2003

tarihli işlemiyle, İmar Bankası tarafından yetkili mercilere beyan edilen

sigortaya tabi tasarruf mevduatı ile TMSF tarafından tespit edilen tasarruf

mevduatı tutarı arasındaki 7.552.995.710,63 TL farkın METAŞ’ın

da aralarında bulunduğu Uzan Grubu şirketleri ile onlar adına hareket eden

şirketlerden (toplam 179 şirketten) tahsil edilmesine karar verilmiştir.

14. METAŞ’ın mal varlığına ihtiyati

haciz uygulanmasından sonra TMSF, 29/1/2004 tarihli

yazıyla 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü

Hakkında Kanun'un 37. maddesi uyarınca borcun (7.552.995.710,63 TL) bir ay

içinde ödenmesi istemiyle METAŞ'a, borcu ödemeye

davet mektubu göndermiştir.

15. TMSF tarafından 13/2/2004 tarihli

işlemle, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesi uyarınca METAŞ’ın

temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetim kurulları devralınmış; bu

kurullara üyeler atanmıştır.

16. TMSF’nin 16/2/2004

tarihli kararıyla METAŞ ve iştiraki olan şirketlerin faaliyetlerinde kullanılan

menkuller, gayrimenkuller ile bu varlıkların ferî veya mütemmim cüzü

niteliğinde olan sözleşmeler ile bunlardan doğan hak ve alacakların bir araya

getirilmesi suretiyle oluşturulan “METAŞ ticari ve iktisadi bütünlüğü”nün

satılması yolunda işlem tesis edilmiştir. METAŞ’ın

hisseleri 5411 sayılı Kanun’un 134. maddesi gereği “METAŞ ticari ve iktisadi bütünlüğü”ne dâhil edilmemiştir. Anılan kararda, METAŞ'tan ayrı tüzel kişilikleri bulunan Demaş Demir Mamülleri A.Ş., Limaş Liman Hizmetleri A.Ş. ve Aysan

Anadolu Yay Sanayi ve Ticaret A.Ş. için de aynı işlem yapılmıştır.

17. Borcun belirlenen vade içinde ödenmemesi nedeniyle 6183

sayılı Kanun’un 55. maddesi uyarınca METAŞ adına 24/3/2004

tarihli ödeme emri düzenlenmiştir. 5/4/2004 tarihinde

de haciz varakaları düzenlenerek ihtiyati haciz kesin hacze dönüştürülmüştür.

18. TMSF bünyesinde oluşturulan satış komisyonu tarafından

“METAŞ ticari ve iktisadi bütünlüğü”nün değeri

40.000.000 ABD doları, diğer üç şirketin değeri ise toplam 40.000.000 ABD

doları olarak belirlenmiştir. Bu satış bedelleri TMSF tarafından onaylanarak

“METAŞ ticari ve iktisadi bütünlüğü” 4/5/2006

tarihinde ihaleye çıkarılmış ve sonuç olarak söz konusu iktisadi bütünlük

22/6/2006 tarihinde 40.500.000 ABD doları karşılığında Cer Çelik Endüstri

Anonim Şirketine satılmıştır. Dosyada diğer üç şirketin mal varlığından oluşan

iktisadi bütünlüklerin hangi fiyata satıldığına ilişkin bir bilgi

bulunmamaktadır.

19. 4/4/2008 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan METAŞ ticari ve iktisadi bütünlüğü sıra

cetveline göre satış masrafları düşüldükten sonra geriye kalan 37.910,10 ABD

dolarından öncelikle ipotek ve rehinler için pay ayrılmış, Sosyal Güvenlik

Kurumu (SGK) ile Bornova Belediyesine ait borçlar ödenmiştir. Ardından Uzan

Grubu şirketleri ile İmar Bankasının vergi borçları için Gelir İdaresi

Başkanlığına toplam 33.603.474,36 ABD doları ödenmiştir.Satış bedelinden arta kalan tutar

bulunmadığından diğer alacaklılara herhangi bir ödeme yapılmamıştır.

B. Başvurucu Tarafından Yapılan İdari

Başvurular

20. Başvurucu 27/4/2006 tarihinde kayda

giren dilekçe ile Sermaye Piyasası Kuruluna (SPK) başvurmuştur. Anılan

başvuruda TMSF işlemlerinin hukuksuz olduğundan söz edilmiş ve TMSF

işlemlerinin onaylanmaması talep edilmiştir. SPK tarafından başvurucuya gönderilen

11/5/2006 tarihli cevap yazısında, TMSF tarafından

yapılan işlemlere ilişkin süreç açıklanmış ve gereken detaylı bilginin TMSF’den alınabileceği bildirilmiştir.

21. Başvurucu, 2/5/2006 tarihli dilekçe

ile TMSF’ye başvuruda bulunarak METAŞ’ın

satışından elde edilen gelirden hissesine düşen tutarın tarafına ödenmesini

talep etmiştir. TMSF tarafından, altmış günlük yasal süresi içinde cevap

verilmeyerek talep zımnen reddedilmiştir.

22. Başvurucu tarafından ayrıca 25/5/2006

tarihinde kayda giren dilekçe ile bir kez daha SPK'ya başvurularak METAŞ’ın hisselerinin İMKB bünyesindeki pazardan

çıkarılması ve işlem görmekten men edilmesi nedeniyle uğranılan zararların

ödenmesi isteminde bulunulmuştur. SPK tarafından 30/5/2006

tarihli yazıyla verilen cevapta, 27/4/2006 tarihli başvuruya verilen cevap

yazısının başvurucuya gönderildiğinin belirtilmesiyle yetinilmiştir.

C. Tam Yargı Davasına İlişkin Süreç

23. Başvurucu tarafından 8/8/2006

tarihinde Danıştay Onüçüncü Dairesinde, hem “METAŞ

ticari ve iktisadi bütünlüğü”nün satışı hem de METAŞ’ın halka açık hisse senetlerinin İMKB piyasasında

işlem görmekten men edilmesi nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 2.578.912 TL’nin

yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle TMSF ve SPK

aleyhine tam yargı davası açılmıştır.

24. Danıştay Onüçüncü Dairesinin 24/9/2007 tarihli kararıyla “METAŞ ticari ve iktisadi bütünlüğü”nün satışı nedeniyle uğranılan zararın tazmini

istemi ile METAŞ’ın halka açık hisse senetlerinin

İMKB piyasasında işlem görmekten men edilmesi nedeniyle uğranılan zararın

tazmini istemi arasında maddi ve hukuki bağlılık veya sebep-sonuç ilişkisinin

bulunmadığı görüşüyle her iki isteme ilişkin olarak ayrı ayrı dava açılmak

üzere dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

25. Dilekçe ret kararının başvurucuya tebliği üzerine “METAŞ

ticari ve iktisadi bütünlüğü”nün satışından elde

edilen bedelden kamu alacaklarının düşülmesinden sonra kalan kısmın hissesi

oranında başvurucuya ödenmemesi nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 2.578.912

TL’nin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle Danıştay Onüçüncü Dairesinde yeniden dava açılmıştır. Dairenin 31/3/2008 tarihli kararıyla dava görev yönünden reddedilerek

dosyanın görevli ve yetkili İstanbul İdare Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmiştir.

26. Görevsizlik kararı üzerine dosyaya bakan İstanbul 10. İdare

Mahkemesi, 29/12/2008 tarihli kararıyla davanın

reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, 5411 sayılı Kanun’un 134. ve

135. maddelerine yer verilmiş; METAŞ’ın İmar

Bankasından kullandığı kredi nedeniyle TMSF’ye olan

borcunun tahsili amacıyla haczedilen mal varlığının satışından elde edilen

gelirin TMSF’nin alacağına mahsup edilmesinde hukuka

aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir. Kararda, sonuç olarak idarenin gerek

kusur sorumluluğu gerekse kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tazminat

ödemesini gerektiren bir durumun bulunmadığı ifade edilmiştir.

27. Kararı temyizen inceleyen Danıştay

Onüçüncü Dairesinin 1/6/2012

tarihli kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararı onanmıştır. Karar düzeltme istemi

ise aynı Dairenin 17/4/2014 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Nihai karar 18/6/2014 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

28. Başvurucu tarafından 11/7/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

29. El koyma tarihinde yürürlükte bulunan 18/6/1999

tarihli ve 4389 sayılı mülga Bankalar Kanunu’nun “Tasarruf Mevduatı ve Sigorta Fonu” kenar başlıklı 15. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“…

7 a) Fon, alacağının tahsili bakımından yarar

görmesi halinde ve Fona borçlu olup olmadıklarına bakılmaksızın; hisseleri

kısmen veya tamamen kendisine intikal eden bir bankanın ...

gerçek ve tüzel kişi ortaklarının yönetim ve

denetimini doğrudan ya da dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde

bulundurdukları şirketlerin ortaklarının, bu şirketlerde sahip oldukları

hisselerinin tamamına ve/veya bir kısmına ilişkin temettü hariç, ortaklık

hakları ile bu şirketlerin yönetim ve denetimini devralmaya ve şirket ana

sözleşmesinde belirlenen yönetim, müdürler ve denetim kurulu üyelerinin

sayılarıyla bağlı kalmaksızın ve imtiyazlı hisselere dayanılarak atanıp

atanmadıklarına bakılmaksızın görevden almak ve/veya üye sayısını artırmak

ve/veya eksiltmek suretiyle bu kurullara üye atamaya yetkilidir.

... Fon, bu bentte sayılan gerçek veya tüzel

kişilere ait şirket hisselerinin ve/veya ... diğer tüm

hak ve varlıklarının ... satışını gerçekleştirmeye ve

bu satışlardan elde edilen tutarları Fon alacaklarına mahsup etmeye veya

şirketlerin kamu borçları ve/veya Sosyal Sigortalar Kurumuna borçları ile sair

borçlarını ödemede kullanmaya ... yetkilidirler.

… Fon alacaklarının tahsilini teminen 6183 sayılı

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca haczedilen

aktif değerler ile ... diğer tüm hak ve varlıkları bir

araya getirerek ticari ve iktisadi bütünlük oluşturarak alıcısına geçişini

sağlayacak şekilde satışına, .... Fon Kurulu

yetkilidir…

...”

30. 4389 sayılı mülga Kanun'un

“Hazine alacağı” kenar başlıklı 15/a maddesinin birinci fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

“Fon alacaklarından; yönetim ve denetimi Fona

intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri … kaldırılan … bankaların

yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak elinde bulunduran ortaklarının … her ne ad altında olursa olsun kendilerine

ait yurt içi ve yurt dışı şirket, finans kuruluşu, off-shore

bankalara aktardıkları banka kaynakları … veya

bankaların hakim ortaklarının … iştiraklerine ve bağlı

şirketlerine ayni bankanın el değiştiren ortaklarının birbirlerine verdiği

krediler …, bankanın yönetim ve denetim döneminde

yeterli ticari faaliyeti olmaksızın kaynak aktarımı amacıyla kurulmuş

şirketlere verilen krediler …, bankalarının off-shore

bankalarındaki yargı kararları nedeniyle ödedikleri mevduatları ve off-shore bankaların bankaya izinli veya izinsiz aktardığı off-shore mevduatlar, … başkaca

bir işleme gerek olmaksızın Hazine alacağı haline gelmiş sayılır…”

31. 4389 sayılı mülga Kanun'un

“Bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırılmasının

sonuçları” kenar başlıklı 16. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili

bölümü şöyledir:

“3. Fon, yönetim ve denetimi kendisine intikal

eden bankada mevduat sahipleri ile diğer alacaklıların haklarını korumaya

yönelik tedbirleri alır. Bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni

kaldırılan bankanın 17 nci maddede sayılan

ilgililerinin mal, hak ve alacaklarına Fonun talebi üzerine mahkeme tarafından

teminat şartı aranmaksızın ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz konulabilir…”

32. 5411 sayılı Kanun'un “Fonun

alacaklarının tahsiline ilişkin diğer yetkiler” kenar başlıklı 134.

maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Fon, alacağının tahsili bakımından yarar görmesi hâlinde ve Fona

borçlu olup olmadıklarına bakılmaksızın, Fon bankalarının;

a) Yönetim ve denetimine sahip olduğu

iştiraklerinin,

b) Hâkim ortağı olan tüzel kişilerin,

c) Gerçek ve tüzel kişi hâkim ortaklarının

hâkim ortak olduğu şirketlerin,

d) Yukarıda sayılan kişiler adına hareket eden

veya onlar hesabına kendi adına para, mal veya hak edinen şirketlerin

ortaklarının,

Bu maddede belirtilen şirketlerde sahip

oldukları hisselerinin tamamına ve/veya bir kısmına ilişkin temettü hariç

ortaklık hakları ile bu şirketlerin yönetim ve denetimini devralmaya

... yetkilidir.

…

... Fon, bu fıkrada sayılan gerçek veya tüzel

kişilere ait şirket hisselerinin ve/veya ... diğer tüm

hak ve varlıklarının ve/veya bu hisselerle orantılı aktiflerinin satışını

gerçekleştirmeye ve bu satışlardan elde edilen tutarları Fon alacaklarına

mahsup etmeye veya şirketlerin kamu borçları ve/veya Sosyal Sigortalar Kurumuna

borçları ile sair borçlarını ödemede kullanmaya ... yetkilidirler.

...

Fon alacaklarının tahsilini teminen, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü

Hakkında Kanun hükümleri uyarınca haczedilen aktif değerler ile

... diğer tüm hak ve varlıkları bir araya

getirerek, ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturarak alıcısına geçişini

sağlayacak şekilde satışına, ... Fon Kurulu yetkilidir...

…

Gerçek ve tüzel kişilerin sahip olduğu

varlıkların, bu maddede yer alan hükümler çerçevesinde ticari ve iktisadi

bütünlük kapsamında veya bu Kanunda yer alan hükümler çerçevesinde ayrı ayrı

cebri icra yoluyla satışlarından elde edilen bedelden; satış tarihine kadar

tahakkuk etmiş olmak şartıyla, sırasıyla ..., kişilerin

Devlete ve sosyal güvenlik kuruluşlarına olan 6183 sayılı Kanun kapsamındaki

borçları ... ödendikten sonra kalan kısım, kişilerin

diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üst kurullara olan borçlarına garameten taksim edilerek ödenir…

…"

33. 5411 sayılı Kanun’un

“Sigortaya tâbi mevduat ve katılım fonu tutarının eksik beyanı hâlinde

uygulanacak takip ve tahsil usulleri” kenar başlıklı 135. maddesinin

ilgili bölümü şöyledir:

"1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez

Bankası Kanunu ile bu Kanun uyarınca banka tarafından yetkili mercilere beyan

edilen sigortaya tâbi mevduat ve katılım fonu tutarı ile Fon tarafından tespit

edilen mevduat ve katılım fonu tutarı arasında bir fark bulunması hâlinde, bu

fark nispetinde bankanın yönetim kurulu ve kredi komitesi başkan ve üyeleri ile

genel müdür, genel müdür yardımcıları, imzaları bankayı ilzam eden memurları ve

şube müdürleri ile yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak tek

başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarının, kendilerine, eşlerine ve

çocuklarına ait bankalar ve banka dışı malî kurumlar ile diğer gerçek ve tüzel

kişiler nezdindeki, kiralık kasa mevcutları da dahil

olmak üzere, hak ve alacakları, döviz tevdiat hesapları ve limitli ve limitsiz

kredi kartı ve ATM kartları hesapları dahil tüm banka hesaplarının

dondurulmasına, kara, hava ve deniz taşıtları dâhil her türlü taşınır ve

taşınmaz, kıymetli evrak ve yurt içi veya yurt dışı hazine bonosu, devlet

tahvili, hisse senedi, yatırım fonları katılım belgeleri gibi diğer menkul

değerlerle, bağımsız ticari işletme, fabrika ve tesisler, bu tesislerin

işletilmesine yönelik marka ve lisans hakları, kamu imtiyaz sözleşmelerinden

doğan televizyon kanalı, elektrik santralı gibi bir tesisin kurulması ve işletilmesi

yetkilerini veren lisans, ruhsat ve işletme hakları ile bu tesisleri lisans

hakkına dayanarak veya lisans hakkı bulunmadan kuran ve işleten şirketlere ait

hisse senetleri, hak ve alacakların üzerindeki tasarruf yetkisinin tamamen veya

kısmen kaldırılmasına, belirtilen tüm mal, kıymetli evrak, nakit ve diğer

değerlerin zaptına ve/veya resmî sicillerdeki kayıtları üzerinde ihtiyatî

tedbir konulmasına, bunların bir tevdi mahalline yatırılmasına ve hak ve

alacakların üzerine diğer tedbirlerin konulmasına, bunlardan elde edinilmiş her

türlü taşınır ve taşınmaz, hak ve alacaklar ile kıymetli evrak, nakit, bir

tesisi işletme ve kurma hakkı veren marka ve lisans hakları, bu tesisleri

lisans, ruhsat ve işletme hakkı ile veya bu hakları bulunmadan işleten, kuran

ve hak sahibi niteliğini haiz şirketlere ait hisse senetleri hakkında

belirtilen tedbirlerin alınmasına, Fonun talebi üzerine ilgili bankanın

merkezinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimi, yargılama sırasında ise mahkeme

tarafından karar verilir.

Yukarıda belirtilen farkın bu Kanunda yer alan

hükümler dahilinde takip ve tahsiline Fon tarafından

karar verilebilir. Bu hükümler, yukarıda sayılan kişiler adına hareket eden

veya onlar hesabına kendi adına para, mal veya hak edinen kişiler hakkında da

uygulanır.

…”

34. 5411 sayılı Kanun’un geçici 11. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“Bu Kanunun yayımı tarihinden önce, 26.12.2003

tarihine kadar temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fona

intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri … kaldırılarak

tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri

başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü

Fon alacakları tahsil edilinceye kadar bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389

sayılı Kanunun 14, 15, 15/a, 16, … maddeleri, … hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.”

B. Uluslararası Hukuk

35. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), şirket hisselerinin

ekonomik değere sahip olması nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne

(AİHS) ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi anlamında mülk teşkil ettiğini ifade

etmektedir (Sovtransavto Holding/Ukrayna, B. No: 48553/99, 25/7/2002, § 91). AİHM; sahibinin şirketteki bir paya, bağlı

haklarıyla birlikte malik olduğunu belgeleyen hisse senedinin karmaşık bir

hukuki statüsünün bulunduğunu vurgulamaktadır. Hisse

senedinin sadece şirketin mal varlığı üzerinde hak iddiasında bulunma yetkisi

tanımadığını, aynı zamanda özellikle oy hakkı ve şirkete etki etme hakkı gibi

diğer bazı hakları da içerebildiğini hatırlatan AİHM, hisse senetlerinden

kaynaklanan müdahale iddialarının herhangi bir kategoriye dâhil edilmesinin güç

olduğuna işaret etmekte ve bunların genel kural (mülkiyetten barışçıl

yararlanma) kapsamında incelenmesinin uygun olacağını belirtmektedir (Sovtransavto Holding/Ukrayna, §§ 92, 93).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

36. Mahkemenin 10/5/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

a. Başvurucunun

İddiaları

37. Başvurucu, halka arz edilen

hisselerden 20.203 adedine sahip olduğu METAŞ’ın

ortağı Rumeli A.Ş.nin aynı zamanda BDDK tarafından

bankacılık işlemleri yapma ve mevduat toplama izni kaldırılarak TMSF’ye devredilen İmar Bankasının da hissedarı olması

dolayısıyla İmar Bankasının borçlarından, Rumeli A.Ş.nin

hisse oranıyla sınırlı olmaksızın bütün mal varlığıyla sorumlu tutularak tüm

mal varlığına el konulmasının mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını ifade

etmiştir. Başvurucu, İmar Bankasının ortakları arasında bulunan Rumeli A.Ş.nin aynı zamanda METAŞ’ın da

ortağı olması nedeniyle METAŞ’ın sorumluluğu yoluna

gidilmiş ise de Rumeli A.Ş.nin hisse oranının

gözetilmemesinin Rumeli A.Ş. ile hiçbir ilgisi bulunmayan, İmar Bankasının

kamuya verdiği zararlarda katkısı ve kusuru olmayan, sadece parasını

değerlendirmek amacıyla devlete ve borsaya güvenerek halka açık hisse senedi

satın alan bireylerin de zarara uğramalarına yol açtığını savunmuştur.

38. METAŞ’ın İmar Bankasına olan kredi

borcunun 11.403.000 ABD doları olduğunu ve tüm mal varlığının 87.575.000 ABD

dolarına satıldığını iddia eden başvurucu, kredi borcu ile SGK’ya

olan borç düşüldükten sonra geriye 62.000.000 ABD dolarından kendi hissesinin

karşılığının da ödenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Başvurucu, satış bedelinden

kendi hissesine isabet eden kısmın ödenmesi istemiyle TMSF’ye

yapılan başvurunun cevap verilmeksizin reddi üzerine açtığı davanın -bilirkişi

incelemesi yapılması gerektiği yolundaki talepleri dikkate alınmaksızın-

gerekçesiz olarak reddedildiğini ifade etmiştir. Başvuru ayrıca, Mahkeme

kararlarına konu olan maddi zararın tazmin edilmesi isteminde bulunmuştur.

b. Bakanlık

Görüşü

39. Bakanlık görüş yazısında; başvurucunun hissedarı olduğu

şirkete el konulmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkin bir yargı kararının

bulunmadığı, aksine başvurucu tarafından açılan davada el koyma işleminin

hukuka uygun olduğunun saptandığı hatırlatılmıştır. Bakanlık, METAŞ'ın satışının tasarruf mevduatı farkından kaynaklanan

kamu alacağının tahsiline yönelik bulunduğunu ve İlk Derece Mahkemesinde

davanın açıldığı tarih itibarıyla Şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiğini

vurgulamıştır. Bakanlık ayrıca, METAŞ'ın hisselerini

satın alan başvurucunun kâr sağlamanın yanında zarar riskini de üstlendiği

görüşünü savunmuştur.

40. Bakanlık, AİHM'in Erdem ve Egin-Erdem ve

diğerleri/Türkiye (B. No: 28431/06, 17/11/2009)

kararında mevduata ilişkin ödeme rejiminin başvurucu üzerinde orantısız bir yük

yaratmadığı içtihadında bulunduğunu anımsattıktan sonra söz konusu kararda

benimsenen ilkelerin somut olay açısından önem taşıdığını belirtmiştir. AİHM'in anılan kararına atıfta bulunan Bakanlığa göre

bankacılık sisteminin ve mali sistemin desteklenmesi, bankacılığın etkinliğinin

güvence altına alınması ve bankacılık sisteminin devamlılığının sağlanması

amacına yönelik müdahale meşru bir amaç taşımakta; başvurucu üzerinde aşırı ve

ağır bir yük oluşturmamaktadır.

c. Başvurucunun

Cevabı

41. Başvurucu tarafından Bakanlık görüşüne cevap olarak

gönderilen dilekçede, esas itibarıyla başvuru dilekçesindeki iddialar

tekrarlanmıştır. Başvurucu, ek olarak hisse senetlerine sahip olmanın zarar

riskini de üstlenmeyi gerektirdiğini kabullenmekle birlikte “METAŞ ticari ve

iktisadi bütünlüğü”nün satışı sonucunda kalan artı

değerin hissedarlar arasında paylaştırılması gerektiğini ifade etmiştir.

Başvurucu somut olayda METAŞ'ın kamuya olan tüm

borçları ödendikten sonra geriye kalan 62.000.000 ABD doları artı değerin

hukuka aykırı olarak İmar Bankasının borçlarının ödenmesinde kullanılmasının

mülkiyet hakkının gasbı niteliğinde olduğunu

belirtmiştir.

2. Değerlendirme

42. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı

35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."

43. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Satış bedelinden

başvurucunun hissesine isabet eden kısmın başvurucuya ödenmesi istemiyle TMSF’ye yapılan başvurunun cevap verilmeksizin reddi

üzerine açılan davanın gerekçesiz kararlarla reddedildiği şikâyetinin, özünde

mülkiyet hakkına yapıldığı iddia edilen müdahaleye ilişkin olduğundan mülkiyet

hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

44. Öte yandan başvurucu, hisselerine

sahip olduğu METAŞ’ın tüm mal varlığına el

konulmasından şikâyet etmekte ise de gerek açtığı tam yargı davasında gerekse

bireysel başvuru dilekçesinde, satıştan elde edilen 87.575.000 ABD dolarından

kamu borçları düşüldükten sonra geriye kaldığını ileri sürdüğü 62.000.000 ABD

dolarından hissesine isabet eden kısmının kendisine ödenmesi isteminde

bulunduğundan inceleme, var olduğu iddia edilen 62.000.000 ABD dolarından

hissesi oranında başvurucuya ödenmemesine münhasır kılınmıştır.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Mülkün Varlığı

46. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."

denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan

maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve

parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,

E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda

mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve

gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve

fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet

hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve

diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, §

60).

47. Başvurucu, yönetim ve denetim organları ile mal varlığına el

konularak satılan METAŞ’ın halka açık olarak işlem

görmekte olan %46,55 oranındaki hisselerinden 20.203 adedinin (%2,86)

sahibidir.

48. Sermaye şirketlerinin ortaklarına sermaye paylarını

belgelendirmek amacıyla verdikleri kıymetli evrak olan hisse senedi, sahibine

(elinde tutana) ihraç edildiği şirketin senet üzerinde gösterilen oranda/payda

değişik biçimlerde mülkiyet hakkısağladığından

Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında mülk olduğunda kuşku bulunmamaktadır (Josef Asboth, B.

No: 2013/6484, 31/3/2016, § 46). Başvurucunun

sahibi olduğu hisseler nedeniyle kullanabildiği haklar, hisse senetlerinin

satılması, temettüsünden ve değer artışından yararlanılması ile sınırlı olsa da

hâkim ve büyük ortaklar gibi şirketin yönetim ve denetiminde söz sahibi olmak

gibi imkânlar sunmasa da bunların taşıdığı ekonomik değer nedeniyle mülkiyet

hakkı kapsamında korunmaya değer bir menfaatinin bulunduğu anlaşılmaktadır (Josef Asboth, §

47).

ii. Müdahalenin Varlığı ve Türü

49. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve

yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma ve tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı veren bir

haktır(Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B.

No: 2013/817, 19/12/2013, §§ 28, 32). Dolayısıyla

malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf

etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale

teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan,

B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). Ayrıca kişinin mal

varlığında azalma sonucunu doğuran kamusal işlem ve eylemler de mülkiyet

hakkına müdahale oluşturur (Tülay Aslan ve

diğerleri, B. No: 2014/7051, 2/2/2017, §

77).

50. Başvuru konusu olayda, başvurucunun hisselerine sahip olduğu

METAŞ’ın temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim

ve denetiminin devralınmış olmasının vemenkuller,

gayrimenkuller ile bu varlıkların ferî veya mütemmim cüzü niteliğinde olan

sözleşmeler ile bunlardan doğan hak ve alacaklar haczedilerek satılmasının

mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır.

51. Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural

ihtiva ettiği görülmektedir.Anayasa'nın

35. maddesinin birinci fıkrasında herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu

belirtilmek suretiyle "mülkten barışçıl yararlanma hakkı"na

yer verilmiş, ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına

müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. "Mülkten yoksun bırakma" ve

"mülkiyetin kontrolü" mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir.

Mülkten yoksun bırakma şeklindeki müdahalede mülkiyetin kaybı söz konusudur.

Mülkiyetin kullanımının kontrolünde ise mülkiyet kaybedilmemekte ancak mülkiyet

hakkının malike tanıdığı yetkilerin kullanım biçimi, toplum yararı gözetilerek

belirlenmekte veya sınırlandırılmaktadır. Mülkten barışçıl yararlanma hakkına

müdahale ise genel nitelikte bir müdahale türü olup mülkten yoksun bırakma ve

mülkiyetin kullanımının kontrolü mahiyetinde olmayan her türlü müdahalenin

mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale kapsamında ele alınması

gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan,

§§ 55-58).

52. Olayda Şirket hisselerine doğrudan el konulmamış; Şirket,

yönetim ve denetimiyle mal varlığına el konularak satılmıştır. Olay tarihi itibarıyla

Şirketin tüzel kişiliği ve başvurucunun maliki bulunduğu hisseler hukuki

varlığını sürdürmektedir. Dolayısıyla müdahalenin mülkten yoksun bırakma olarak

değerlendirilmesi mümkün değildir. Öte yandan TMSF'ye

ait kamu alacağının tahsili amacıyla METAŞ'ın mal

varlığına el konulmuş ise de söz konusu kamu alacağı, vergi, resim, harç ve

benzeri mali yükümlülüklerden farklı olarak kamunun tek taraflı iradesine

dayanan bir parasal yükümlülük niteliğinde olmayıp İmar Bankasının hukuka

aykırı bankacılık işlemleri sebebiyle oluşan kamu zararıdır. Şu hâlde el koyma

biçimindeki müdahalenin mülkiyetin kontrolü olarak kabulü de mümkün değildir.

Bu durumda somut olayın mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkına müdahale

kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

iii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

53. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir.

54. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

55. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir.

(1)Kanunilik

56. Olayda METAŞ’ın temettü hariç

ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin devralınmış olması vemenkuller, gayrimenkuller ile bu varlıkların ferî veya

mütemmim cüzü niteliğinde olan sözleşmeler ile bunlardan doğan hak ve

alacaklarının haczedilerek satılması, 4389 sayılı mülga Kanun’un 15., 16. ve geçici 11. maddelerine dayanılarak

gerçekleştirilmiştir.

57. 4389 sayılı mülga Kanun'un 15.

maddesinin (7) numaralı fıkrasının (a) bendine göre TMSF, alacağının

tahsili bakımından yarar görmesi hâlinde ve TMSF'ye

borçlu olup olmadıklarına bakılmaksızın hisseleri kısmen veya tamamen kendisine

intikal eden bir bankanın gerçek ve tüzel kişi ortaklarının yönetim ve

denetimini doğrudan ya da dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde

bulundurdukları şirketlerin ortaklarının bu şirketlerde sahip oldukları

hisselerinin tamamına ve/veya bir kısmına ilişkin temettü hariç, ortaklık

hakları ile bu şirketlerin yönetim ve denetimini devralmaya, şirket ana

sözleşmesinde belirlenen yönetim, müdürler ve denetim kurulu üyelerinin

sayılarıyla bağlı kalmaksızın ve imtiyazlı hisselere dayanılarak atanıp

atanmadıklarına bakılmaksızın görevden alma ve/veya üye sayısını artırma

ve/veya eksiltme suretiyle bu kurullara üye atamaya yetkilidir. TMSF, bu bentte sayılan gerçek veya

tüzel kişilere ait şirket hisselerinin ve diğer tüm hak ve varlıklarının satışını

gerçekleştirmeye ve bu satışlardan elde edilen tutarları TMSF alacaklarına

mahsup etmeye veya şirketlerin kamu borçları ve/veya Sosyal Sigortalar Kurumuna

borçları ile sair borçlarını ödemede kullanmaya yetkilidir. TMSF alacaklarının

tahsilini teminen 6183 sayılı Kanun hükümleri

uyarınca haczedilen aktif değerler ile diğer tüm hak ve varlıkları bir araya

getirerek, ticari ve iktisadi bütünlük oluşturarak alıcısına geçişini

sağlayacak şekilde satışına TMSF kurulu yetkilidir.

58. Bu kurala dayanılarak tesis edilen el koyma ve satış

işlemleri Derece Mahkemelerince hukuka uygun bulunmuştur. Derece Mahkemelerinin

bu tespitinin yerinde olmadığı sonucuna götürecek herhangi bir neden

bulunmadığından müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu kanaatine varılmıştır.

(2) Meşru Amaç

59.

Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla

sınırlanabilir. Olayda İmar Bankasının 7.552.995.710,63 TL kamu borcunun;

Bankanın hâkim ortağı olan Uzan Grubu şirketlerinden olduğu ve bunlar adına

hareket ettiği saptanan METAŞ'tan tahsili amacıyla METAŞ'ın mal varlığına el konularak bu mal varlığı

satılmıştır. Satıştan elde edilen bedelin 6.896.527,70 ABD doları, satış

masrafları ile METAŞ tüzel kişiliğine ait borçların ödenmesinde kullanılmış;

kalan 33.603.474,36 ABD doları ise Uzan Grubu şirketleri ile İmar Bankasının

vergi borçlarına mahsup edilmiştir. Dolayısıyla müdahaleyle ulaşılmak istenen

amacın İmar Bankası tarafından kamuya verilen zararlardan doğan kamu alacağının

tahsil imkânının artırılması olduğu söylenebilir.

60. Kamu

alacağının tahsilinin güvenceye bağlanması ve tahsil imkânının artırılmasında

kamu yararının bulunduğu tartışmasızdır (AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015; E.2012/87, K.2014/41, 27/2/2014; E.2014/144,

K.2015/29, 19/3/2015; E.2011/42, K.2013/60, 9/5/2013; E.1992/29, K.1993/23,

24/6/1993). Bu itibarla kamu alacağının tahsili amacıyla METAŞ'ın

yönetim ve denetiminin devralınmış olmasında, mal varlığının haczedilerek

satılmasında kamu yararının bulunduğu ve bunun anayasal açıdan meşru bir temele

dayandığı sonucuna ulaşılmaktadır.

(3) Ölçülülük

(a) Genel İlkeler

61. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk

devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumun

gerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.

Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla

sınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına

geleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

62. Ölçülülük ilkesi, “elverişlilik”, “gereklilik” ve

“orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik” öngörülen

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,

“gereklilik” ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını

yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,

“orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç

arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,

E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E. 2012/102,

K.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013; E.2013/32,

K.2013/112, 10/10/2013; E.2013/15, K.2013/131, 14/11/2013; E.2013/158,

K.2014/68, 27/3/2014; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016;

E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, § 38).

63. Ölçülülüğün bir alt ilkesi olan müdahale için seçilen aracın

gerekliliğinin değerlendirilmesi öncelikli olarak ilgili kamu makamlarının

yetkisindedir. Müdahale ile ulaşılmak istenen somut kamu yararı amacının

gerçekleştirilmesi yetkili idarelerin sorumluluğunda olup amaca ulaşılmasında

ne tür bir aracın daha etkili ve verimli sonuçlar doğuracağı hususunda sorumlu

ve yetkili otoriteler en isabetli karar verebilecek konumdadırlar. Bu nedenle

hangi aracın seçileceği konusunda idarelerin belli ölçüde takdir yetkisi

bulunmaktadır. Ne var ki seçilen aracın gerekliliğine ilişkin olarak idarelerin

haiz bulunduğu takdir yetkisi sınırsız değildir. Tercih edilen aracın

müdahaleyi ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağırlaştırması

durumunda Anayasa Mahkemesince müdahalenin gerekli olmadığı sonucuna ulaşılması

mümkündür. Ancak Anayasa Mahkemesinin bu kapsamda yapacağı denetim seçilen aracın

isabet derecesine yönelik olmayıp hak ve özgürlükler üzerinde oluşturduğu

müdahalenin ağırlığına dönüktür (Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, § 70).

(b) İlkelerin Olaya Uygulanması

64.Somut olayda, İmar Bankasının hâkim ortağı olan Uzan Grubu

şirketleri arasında bulunduğu ve bunlar adına hareket ettiği saptanan METAŞ'tan borcun tahsili amacıylaMETAŞ'ın

mal varlığına el konularak satılmasının İmar Bankası tarafından sebep olunan

7.552.995.710,63 TL kamu zararının tazmini amacına ulaşmaya elverişli olduğu

açıktır.

65. Kamu alacağının miktarı gözetildiğinde METAŞ'ın

mal varlığına el konularak satılması yolundaki tedbirin müdahaleyi bariz bir

biçimde ağırlaştırdığı söylenemez. Dolayısıyla müdahalenin gerekliliği

hususunda kamu makamlarınca yapılan değerlendirmeden aksi bir sonuca ulaşmayı

gerektirecek bir neden bulunmamaktadır.

66. Somut olaydaki müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilmesi

bakımından asıl önem taşıyan ölçüt orantılılıktır. Öngörülen tedbirin maliki

olağan dışı ve aşırı bir yük altına sokması durumunda müdahalenin orantılı ve

dolayısıyla ölçülü olduğundan söz edilemez. Bu itibarla uygulanan tedbirle

başvuruculara aşırı ve orantısız bir yük yüklenip yüklenmediğinin tespiti

gerekmektedir.

67. Olayda başvurucunun gerek dava

safhasındaki gerekse bireysel başvuru dilekçesindeki talebi dikkate alınarak

inceleme, başvurucu tarafından 87.575.000 ABD doları olduğu iddia edilen satış

bedelinden kamu borçları ödendikten sonra geriye kaldığı öne sürülen 62.000.000

ABD dolarının hissesi oranında kendisine ödenmemesi şikâyetine münhasır

kılındığından orantılılık değerlendirmesi de sadece bu iddia bağlamında

yapılacaktır. Diğer bir ifadeyle satış bedelinden arta kaldığı

belirtilen 62.000.000 ABD dolarının başvurucunun hissesine isabet eden

bölümünün başvurucuya ödenmemiş olmasının müdahaleyi ölçüsüz kılıp kılmadığı

üzerinde durulacaktır. Ancak bu yönde bir denetimin yapılabilmesi için

öncelikte başvurucu tarafından öne sürülen “METAŞ ticari ve iktisadi bütünlüğü”nün 87.575.000 ABD doları karşılığında satıldığı

ve kamu borçları düşüldükten sonra geriye 62.000.000 ABD dolarının kaldığı

iddiasının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının tespiti gerekmektedir.

68. Konu ile ilgili müzekkereyle istenmesi üzerine TMSF

tarafından 23/12/2016 tarihli yazı ekinde gönderilen

bilgi ve belgelerden, "METAŞ ticari ve iktisadi bütünlüğü”nün

40.500.000 ABD doları karşılığında Cer Çelik Endüstri Anonim Şirketine

satıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca aynı gerekçeyle mal varlıklarına el konulan

ve METAŞ'tan ayrı tüzel kişilikleri bulunan Demaş Demir Mamülleri A.Ş., Limaş Liman Hizmetleri A.Ş. ve

Aysan Anadolu Yay Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin mal

varlıkları için toplam 40.000.000 ABD doları değer tespiti yapıldığı

görülmektedir. Dosyada bu üç şirketin mal varlığından oluşturulan iktisadi

bütünlüklerin hangi fiyata satıldığına ilişkin bir bilgi bulunmamakla birlikte

bunların hukuken METAŞ'tan ayrı tüzel kişiliklerinin

bulunduğu açıktır. Dolayısıyla bunların satışından elde edilen gelirin METAŞ'ın mal varlığı gibi değerlendirilmesi mümkün

değildir.

69. “METAŞ ticari ve iktisadi

bütünlüğü”nün satışından 87.575.000 ABD doları değil 40.500.000 ABD doları elde

edilmekle birlikte bu miktarın da sadece 6.896.527,70 ABD dolarının satış

masrafları ile METAŞ'ın tüzel kişiliğine ait borçların ödenmesinde kullanıldığı,

geri kalan 33.603.474,36 ABD dolarının ise Uzan Grubu şirketleri ile İmar

Bankasının vergi borçlarına mahsup edildiği anlaşılmaktadır. Başvurucunun, METAŞ'ın

borçlarını aşan kısmının ortaklara dağıtılması gerektiği yolundaki iddiası

dikkate alındığında 33.603.474,36 ABD dolarının ortaklara dağıtılmayarak Uzan Grubu şirketleri ile İmar Bankasının vergi borçlarına

mahsup edilmiş olmasının orantılılık ilkesi bağlamında değerlendirilmesi

gerekmektedir.

70.

Başvurucunun halka açık hisselerine sahip olduğu METAŞ'ın

İmar Bankasının 7.552.995.710,63 TL borcundan sorumlu tutulmasının sebebi,

Rumeli A.Ş.nin METAŞ'ın

hissedarı bulunması değil İmar Bankasının hâkim ortağı olan Uzan Grubu

şirketlerinden olması ve bunlar adına hareket etmesidir. Bu nedenle sadece Rumeli

A.Ş.nin hissesi oranıyla sınırlı bir takibat

yapılmamış, METAŞ'ın tüm mal varlığına el

konulmuştur. METAŞ'ın mal varlığının Rumeli A.Ş.nin hissesini aşan bölümünün de takip edilerek

satılmasının başvurucunun da aralarında bulunduğu diğer hissedarlara belli bir

külfet yüklediği açıktır. Müdahalenin orantılı olup olmadığının

değerlendirilmesi bağlamında başvurucunun hukuksal konumu, METAŞ'ın

İmar Bankasıyla ilişkisinin mahiyeti ve İmar Bankasının hukuka aykırı

bankacılık iş ve işlemleri dolayısıyla oluşan kamusal zararın boyutları da gözönünde bulundurulmalıdır.

71.

Öncelikle İmar Bankasının kamuya verdiği zararlardan başvurucunun şahsen

sorumlu tutulmadığının, hisse senetlerine sahip olduğu Şirketin (METAŞ'ın) sorumluluğu yoluna gidildiğinin altı çizilmelidir.

TMSF tarafından, Uzan Grubu şirketlerinden olan METAŞ'ın

İmar Bankasınca mudilerden toplanan mevduatın Uzan Grubuna aktarılmasında ve bu

suretle kamunun zarara uğratılmasında araçsallaştırılan

bir şirket olduğu değerlendirilerek bu sebeple oluşan kamu zararının doğrudan

şirket tüzel kişiliğine ait mal varlığından tahsil edilmesi yoluna gidilmiştir.

Şirket ortaklarının şahsen sorumlu tutulması söz konusu olmamıştır. Başvurucu,

mal varlığına el konulan şirketin ortağı olması sebebiyle ve bu şirketteki mal

varlığıyla sınırlı olarak işlemin sonuçlarından dolaylı bir biçimde

etkilenmiştir.

72. Şirket

ortaklığı, bir yandan ortağa şirketin kârından -daha geniş bir ifadeyle

şirketin mal varlığında olumlu anlamda meydana gelen artışlardan- yararlanma

hakkı sağlarken aynı zamanda ortağın şirket faaliyetlerinden doğan risk ve

külfetlere de katlanmasını gerektirir. Şirket ortağının katlanması gereken risk

ve külfetler, sadece şirketin ticari faaliyeti çerçevesinde yüklendiği ticari

borçlarla sınırlı olmayıp şirketin kanunlara aykırı faaliyet ve eylemlerinden

kaynaklanan her türlü mali yükümlülükleri de içermektedir. Bu bağlamda şirket

ortağının şirketin kanuna aykırı iş ve işlemlerine herhangi bir katkısının

bulunmadığı ileri sürülerek ortağın hissesine isabet eden şirket mal

varlığının, bu işlemlerden kaynaklanan kamusal zararların telafisi amacıyla

takibata tabi tutulmaktan bağışık tutulması gerektiği biçimindeki bir savın

geçerliliği bulunmamaktadır.

73.

Şirketin hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden doğan zararın kamunun üzerinde

bırakılması durumunda toplumun yükleneceği külfetin ağırlığı gözetildiğinde bu

zarara, şirketteki mal varlığıyla sınırlı olarak -katkısı ve kusuru bulunmasa

bile- şirketin nimetlerinden yararlanan şirket ortağının katlanması ortağa aşırı

bir külfet yüklendiği anlamına gelmez. Zira bu durumda toplumun korunmasındaki

kamu yararı, zararın oluşumuna katkısı bulunmayan şirket ortağının

gözetilmesindeki bireysel yarara göre daha baskın bir nitelik taşımaktadır.

74. METAŞ'ın, hukuka aykırı bankacılık işlemleriyle kamuyu

7.552.995.710,63 TL zarara uğratan İmar Bankasının hâkim ortağı olan Uzan Grubu

şirketlerinden olduğu ve bunlar adına hareket ettiği idarece tespit edilmiş ve

açılan davada da Derece Mahkemelerince aksi bir kanaat açıklanmamıştır.

Başvurucunun daMETAŞ'ın İmar Bankasının hâkim ortağı

olan Uzan Grubu şirketlerinden olduğu ve bunlar adına

hareket ettiği tespitine yönelik bir şikâyeti bulunmamaktadır. Başvurucunun

yakındığı husus, METAŞ'ın sadece Rumeli A.Ş.nin hissesi oranında değil tüm mal varlığıyla sorumlu

tutulmasıdır. Uzan Grubuyla ilişkisine yönelik bu tespitler karşısında METAŞ'ın, Uzan Grubunun ve İmar Bankasının kamuya verdiği

zarardan sorumlu tutulamayacağı sonucuna ulaşılması mümkün değildir. Bu durumda

başvurucunun, METAŞ'ın Uzan Grubunun kanuna aykırı

faaliyetlerinden doğan kamusal zarardan Rumeli A.Ş. dışındaki diğer ortakların

sorumlu tutulamayacağı savının haklı bir temeli bulunmamaktadır.

75. Ayrıca

İmar Bankasınca yapılan usulsüz bankacılık işlemlerinin sadece belli bireyler

üzerinde değil ülkenin bankacılık sistemi ve buna bağlı olarak ekonomisi

üzerinde ciddi hasarlara yol açtığı tartışma kabul etmez bir vakıadır. İmar

Bankasınca neden olunan kamu zararının vergi mükellefleri üzerinde önemli bir

yük oluşturduğu da görmezden gelinemez bir gerçektir. Bu hususlar

gözetildiğinde İmar Bankasının neden olduğu zarardan, hâkim ortaklarına ait

veya onlar adına hareket eden şirketlerin de tüm mal varlıklarıyla sorumlu

tutulması suretiyle METAŞ hissedarlarına yüklenen külfetin aşırı ve

katlanılamaz olmadığı, dolayısıyla müdahalenin orantılı olduğu sonucuna

ulaşılmaktadır.

76. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

77. Başvurucu davanın makul sürede tamamlanmadığını belirterek

Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1.Kabul Edilebilirlik Yönünden

78. Açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

79. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 45, 47).

80. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

81. Anılan

ilkeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar

dikkate alındığında somut olayda 7 yıl 11 ay devam eden yargılamanın süresinin

makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

82. Açıklanan

gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50.

Maddesi Yönünden

83. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

84. Başvurucu, tazminat talebinde bulunmuştur.

85. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

86. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 8.400 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

87. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

2. Anayasa'nın 36. maddesinde güvenceye bağlanan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle net 8.400

TL manevi tazminatın başvurucuya ÖDENMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin İstanbul 10. İdare Mahkemesine

(E.2008/846) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/5/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Ayhan KILIÇ Başvurucu : Adalet KAYALIBAY Vekili : Av. Berra BESLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/11382, 10 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İkinci Bölüm
  4. Karar
  5. I. Başvurunun Konusu
  6. II. Başvuru Süreci
  7. III. Olay Ve Olgular
  8. A. Uyuşmazlığın Arka
  9. B. Başvurucu Tarafından Yapılan İdari
  10. C. Tam Yargı Davasına İlişkin Süreç
  11. IV. İlgili Hukuk
  12. A. Ulusal Hukuk
  13. B. Uluslararası Hukuk
  14. V. İnceleme Ve Gerekçe
  15. A. Mülkiyet Hakkının
  16. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Satış bedelinden
  17. B. Makul Sürede Yargılanma
  18. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  19. F. Kararın bir örneğinin İstanbul 10. İdare Mahkemesine
  20. M. Emin KUZ
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/11382
Tarih
10 Mayıs 2017

İlgili Kararlar

  • Aydın Koloğlu Başvurusu (B. No: 2014/2456)
  • Diler Yılmaz Başvurusu (B. No: 2016/9462)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/920
  • İzotek Yapı Elemanları Pazarlama İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/7914)
  • Ahmet Hazar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17239)
  • Hale Koloğlu Başvurusu (B. No: 2014/2460)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.