İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adem Erden Başvurusu (B. No: 2015/4032)

1. Başvuru, infaz kurumunda darbedilmeyle

Başvuru No2015/4032Tarih23 Ocak 2019Okuma14 dk · 2.789 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Adem Erden Başvurusu

Karar tarihi
23 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2015/4032
R.G. Tarih ve Sayı
5/2/2019 - 30677
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.789 kelime·14 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, infaz kurumunda darbedilmeyle

ilgili olarak yapılan kovuşturmanın makul sürat ve özenle yürütülmemesi

nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 4/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi’nden (UYAP) elde edilen bilgilere göre olaylar özetle şöyledir:

9. 1963 doğumlu olan başvurucu, başvuru konusu olayın

gerçekleştiğini öne sürdüğü 13/8/2005 tarihinde İzmir F 2 Tipi Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükmen tutuklu olarak bulunmaktadır.

10. Yukarıda zikredilen tarihte saat 08.00 civarında Ceza İnfaz

Kurumunda yapılan sayıma katılmak istemediğinden infaz koruma memurlarının

sırtında sigara söndürdüklerini ileri süren başvurucu, saat 09.28’de revire

götürülmüştür. Başvurucunun sırtında ekimozlar ve

yirmi iki adet sigara yanığı tespit eden Ceza İnfaz Kurumu doktoru başvurucuyu

Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk etmiştir. Hastane tarafından

yapılan muayeneden sonra soruşturma açılmıştır. Başvurucu, Adli Tıp Kurumu

(ATK) İzmir Şube Müdürlüğünde 15/8/2005 tarihinde muayene edilmiştir. ATK’da yapılan muayenesinde; Ceza İnfaz Kurumunda darbedildiğini, vücuduna sigara bastırıldığını beyan

ettiği, sırt sağ tarafta yaklaşık 0,8 cm çaplı sigara söndürülmesi sonucu

oluştuğunu söylediği yirmi adet yuvarlak, etrafı hiperemik,

orta kısmı açık sarı renkte lezyon, sol sırt bölgesi 5 cm çaplı, 2,5 cm çaplı

mor-yeşil renkli ekimoz, sol bel bölgesi 5x8 cm çaplı

mor renkli ekimoz, sağ bel bölgesi 3 cm çaplı ekimoz, sol omuz arkası 3x1 cm mor renkli ekimoz, karın üzeri orta hatta 14x3 cm yeşil mor renkli ekimoz, (iyileşmekte olan), sol kol iç yüzde 6x3 ve 3x1 cm

mor renkli ekimoz (yer yer noktavi

tarzda), karın sağ tarafta 4x2,5 cm mor renkli ekimoz,

sağ kol iç yüzde nokta ve yuvarlak şekilli 6x2 cm, 2 cm çaplı 4-5 adet ekimoz, sağ dirsek arkasında 1x0,2 cm abrazyon,

sağ dirsek iç yüzde hastanede serum verilmesine bağlı olduğunu belirttiği 2,5

cm çaplı morluk, sağ kol üst taraf dorsalde 3x2 cm

çaplı ekimoz, karın sağ üst taraf 3 cm çaplı

kahve-mor renkli ekimoz, sol bacak ön yüz laterale uzanan 3x3 cm ve 12x10 cm yeşil-mor renkli ekimoz, sağ bacak üst taraftan alta uzanan 20x8 cm mor

yeşil renkte ekimoz, sağ bacak laterali

5x4 cm mor renkli ekimoz, sol bacak arka taraf diz

üstünde 5x4 cm siyah-mor renkli ekimoz, sol bacak

ayak bileği üstü 12x6 cm mor renkli ekimoz, sağ bacak

ayak bileği üstü medialde 8x2,5 cm mor renkli ekimoz, sol bacak orta kısım ayak bileği üzeri 2 cm çaplı,

kişinin eskiden oluştuğunu belirttiği iki adet lezyon görüldüğü, sonuç olarak

tespit edilen bulguların künt travma ile meydana

gelebileceği, ayrıca sırt sağ yan ve bel bölgesindeki yaraların muhtemelen

sigara yanığı olabileceği ancak yaraların ne şekilde meydana geldiği hususunun

adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olacağı, tespit edilen bulguların

kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir

nitelikte olduğu bildirilmiştir.

11. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının (Savcılık) 15/9/2005

tarihli iddianamesiyle İnfaz Koruma Memuru S.E., M.S., K.K., T.K. ve Ş.A.

hakkında işkence suçundan İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası

açılmıştır.

12. Mahkeme 20/12/2006 tarihinde delil yetersizliğinden

sanıkların beraatine karar vermiştir.

13. Başvurucunun temyiz ettiği karar, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin

8/12/2011 tarihli ilamıyla sanıklar S.E. ve M.S. yönünden onanmış; diğer

sanıklar K.K., T.K. ve Ş.A. yönünden bozulmuştur. Bozma ilamının ilgili kısmı

şöyledir:

“…

Katılan ile birlikte dosyanın İstanbul Adli

Tıp Kurumu Başkanlığı'na gönderilip tanık cezaevi tabibi [V.A.nın] rapor ve

beyanları da gözetilerek, katılanın vücudundaki ekimoz

ve sigara yanığı izlerinin kendisi tarafından yapılmasının mümkün olup olmadığı

ve aynı izlerin suç tarih ve saati ile uyumlu olup olmadığı hususları tespit edilip,

hazırlıkta dinlenen ve katılanın yan koğuşuna bulunan tanık [M.G.nin] de duruşmaya

çağrılarak olaya ilişkin ayrıntılı ifadesi alınmak suretiyle tüm deliller

birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik

soruşturma ile delil yetersizliğinden yazılı şekilde beraatlerine

karar verilmesi,

Yasaya aykırı [bulunmuştur.]”

14. Bozmaya uyularak sürdürülen yargılamada tanık M.G. duruşmada

dinlenilmiş ve Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan rapor alınmıştır. Raporun

sonuç kısmı şöyledir:

“13.08.2005

tarihinde cezaevinde kaldığı koğuşta cezaevi görevlileri tarafından tekme ve

tokatla dövüldüğünü, sırt kısmında sigara söndürüldüğü iddiası olan kişi

hakkında düzenlenmiş Cezaevi doktoru [V.A.nın] aynı tarihli

raporu, bu raporuyla ilgili beyanı, dosyada mevcut diğer tıbbi belgeler ile

ifadeler, tutanaklar gibi adli evrakın ve kişiye ait fotoğrafların Kurulumuzda

yapılan incelenmesinden elde edilen bilgiler ile kişinin Kurulumuzda yapılan

muayenelerinden elde edilen bulgular birlikte değerlendirildiğinde, sırt

bölgesindeki lezyonların tanımlanan özellikleri dikkate alındığında, sigara

gibi sıcak bir cismin değdirilmesi ile oluşabilecek nitelikte olduğu,

lezyonların lokalizasyonları, dağılımı, kişinin elinin ulaşabildiği bölgelerde

olması hususlarına göre kişinin kendisi tarafından yapılabileceği gibi, başkası

veya başkaları tarafından da oluşturulabilecekleri,

Vücudunun diğer bölgelerinde ekimoz, abrazyon şeklinde

tanımlanan diğer lezyonların künt travmatik

nitelikte oldukları, yaygınlığı ve lokalizasyonlarına göre hepsinin kişinin

kendisi tarafından oluşturulmasının tıbben varit görülmediği, bu bölgelere

yönelik tekme, yumrukgibi doğrudan künt travmalarla veya uygun zemine çarpma, çarptırılma ile

oluşabilecekleri, kol bölgesindekilerin bu bölgelerden sıkıca kavranması ile

oluşabilecek nitelikte olduğu, tüm lezyonların tanımlanan nitelikleri

itibarıyla 13.08.2005 tarihi ile uyumlu olduğu, ancak kesin oluş günü ve

saatinin mevcut verilerle tıbben söylenemediği oy birliği ile mütalaa olunur.”

15. 18/2/2015 tarihinde Mahkeme, sanık K.K., T.K. ve Ş.A.nın 26/9/2004 tarihli ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 94. maddesi uyarınca işkence suçundan 2 yıl 6 ay

hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve 1 yıl 3 ay memuriyetten yoksun

bırakılmasına oyçokluğuyla karar vermiştir. Muhalif hâkim, eylemin kasten

yaralama suçunu oluşturduğu görüşündedir.

16. Gerek sanıklar ve gerekse katılan (başvurucu) tarafından

temyiz edilen hüküm incelenmek üzere Yargıtay’dadır.

17. Başvurucu 4/3/2015 tarihinde süresi içinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 5237 sayılı Kanun’un

"İşkence" kenar başlıklı 94. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bir

kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı

çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol

açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

B. Uluslararası Hukuk

19. Devletin bireylerin maddi ve manevi varlıklarını koruma

yükümlülüğü sadece esasa ilişkin olmayıp usule ilişkin boyutu da içermektedir.

Usule ilişkin yükümlülükler, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde (Sözleşme)

düzenlenen hakların teorik veya hayali olmayıp etkili ve uygulanabilir

olmasının zorunlu bir sonucudur. Aksi takdirde polis veya diğer kamu

görevlileri tarafından ihlal edildiği ileri sürülen kötü muamele yasağı

iddialarının soruşturulması, kötü muamele yasağının temel ve mutlak niteliğine

rağmen uygulamada etkisiz kalacak ve bazı durumlarda devlet görevlilerinin

cezasız kalmasına yol açacaktır (Assenov ve

diğerleri/Bulgaristan, B. No: 24760/94, 28/10/1998, § 102; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000,

§§ 131-136).

20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 3.

maddesinin tartışılabilir ve makul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının

etkin biçimde soruşturma yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye, B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’nin

içtihadında tanımlanan etkinlik için minimum standartlar soruşturmanın

bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık olmasını ve yetkili makamların

titizlikle ve süratli biçimde çalışmasını gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007,§

73; Çelik ve İmret/Türkiye,

B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).

21. AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialarda

soruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini,

ancak iddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usulle

soruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05,

45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91).

22. AİHM, gözaltında darpla ilgili olarak takriben dokuz yıl

sonra polis memurları hakkında verilen beraat kararının başvuru konusu

yapıldığı olayda, başvuranların kötü muamele vakasının gerçekleşme koşullarını

tespit etmeye imkân veren delillerin toplanmasını ve genel olarak soruşturmanın

özenli bir şekilde yürütüldüğünü de gözönünde

bulundurarak ceza yargılamasının süresinin uzunluğunun tek başına söz konusu

soruşturmanın etkinlikten yoksun olduğunu söylemek için yeterli olamayacağı

kanaatine vararak açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle başvuruyu kabul

edilemez bulmuştur (Erol Volkan İldem ve

diğerleri/Türkiye (k.k.), 17820/11,

16/1/2018).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 23/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

24. Başvurucu; infaz koruma memurları tarafından darbedildiğini, sırtında sigara söndürüldüğünü, on yıldan

fazla bir süre geçmesine karşın dosyanın derdest olduğunu, kötü muamele

yargılamasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek kötü muamele yasağı ile

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

25. Bakanlık, kötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi gereken

başvuru konusu kararın henüz kesinleşmemesinden dolayı başvuru yollarının

tüketilmesi meselesinin değerlendirilmesi gerektiğini bildirmiş; yargılamanın

uzun sürmesinin başlı başına etkili soruşturma yükümlülüğünü ihlal etmeyeceğini

gösteren Erol Volkan İldem ve

diğerleri/Türkiye kararına atıf yapmıştır.

26. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında, yargılamanın

makul sürede bitirilmeyerek kötü muamele vakasının örtbas edilmeye

çalışıldığını, kötü muamele faillerinin hâlihazırda görevlerinin başında

olduğunu, sorun yaşamadan terfi etmelerinin işkencenin ödüllendirilmesi anlamı

taşıdığını, aradan geçen on üç yılın hukuki süreci sonlandırmaya yetmediğini

belirtmiştir.

B. Değerlendirme

27. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes,

yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

…

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

28. Anayasa'nın “Devletin temel amaç ve görevleri” kenar

başlıklı 5. maddesi şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin

bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun

refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,

sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan

siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi

varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

29. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Yargılamanın makul süratte yürütülmemesi,

kötü muamele yasağının etkili soruşturma usul yükümlülüğü kapsamında

kaldığından adil yargılanma hakkı yönünden ayrı bir değerlendirme

yapılmamıştır.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

30. Derdest olan bir yargılamanın makul süratte tamamlanmadığı

iddiasının doğası gereği başvuru yollarının tüketilmesine gerek olmadığından

Bakanlığın bu yöndeki kabul edilemezlik görüşü isabetli görülmemiştir.

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

32. Pozitif yükümlülüğün usul boyutu çerçevesinde bireyin

Anayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde kötü muameleye maruz kaldığına

ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde devlet, sorumlularının

belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî

bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu soruşturmanın temel amacı, söz konusu

saldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve

faillerin hesap vermelerini sağlamaktır. Bu, olanaklı olmazsa kötü muamele

yasağı sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve kötü muamele

faillerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kişilerin haklarını istismar

etmeleri mümkün olacaktır (Cezmi Demir ve

diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 110, 111).

33. Kötü muameleye ilişkin bir soruşturmanın olabildiğince

süratle ve özenle yürütülmesi gerekir. Bazı durumlarda soruşturmanın

ilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir. Ancak böyle bir durumda dahi

yetkililerin süratle hareket etmeleri olayın aydınlatılabilmesi, hukukun

üstünlüğüne olan inancın korunması ve hukuka aykırı eylemlere müsamaha

gösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesi açısından büyük öneme

sahiptir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 119).

34. Mahkemelerin özellikle kötü muamele niteliğindeki bir olayın

zamanaşımına uğramaması için ellerinden gelen tüm gayreti sarf etmeleri ve tüm

araçlara başvurmaları gerekir. Kötü muamele iddialarına ilişkin bir ceza davası

söz konusu olduğunda yetkililer tarafından çabuklukla verilecek bir yanıt,

eşitlik ilkesi içinde genel olarak kamunun güveninin korunması açısından temel

bir unsur olarak sayılabilir ve kanun dışı eylemlere karışanlara karşı

gösterilecek her türlü hoşgörüden kaçınmaya olanak tanır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 120)

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

35. Bakanlık görüşünde, AİHM’nin Erol Volkan İldem ve diğerleri/Türkiye kararına atıfta

bulunularak diğer konularda etkisiz olmayan bir soruşturmada yargılama

sürecinin uzunluğunun tek başına sorun teşkil etmeyebileceği bildirilmiştir.

36. Yargılamanın dokuz yıl sürmesinin AİHM tarafından ihlal

sebebi olarak görülmediği bu olayda; usul yükümlülüğünün soruşturmada atılan

adımların yeterliliği, mağdurun katılımı, soruşturmanın bağımsızlığı ve makul

hızda yürütülmesi gibi birçok önemli değişkene dayandığına, birbirleriyle

bağlantılı olan bu değişkenler beraber ele alındığında bunların soruşturmanın

etkinlik düzeyinin değerlendirilmesine olanak sağladığına işaret etmiştir.

Soruşturmanın derhâl başlatılması, elverişli delillerin toplanmış olması,

davanın zamanaşımına uğramaması, başvurucuların gözaltında kötü muameleye maruz

kalmış olabileceklerini tespit etmeye imkân veren hiçbir delil bulunmamasının

-başka bir anlatımla soruşturmanın genel olarak özenli yürütülmesi- da dikkate

alındığı vurgulanmalıdır (ayrıntılar için bkz. Erol

Volkan İldem ve diğerleri/Türkiye, § 58).

37. Başvurunun dayanağını teşkil eden kötü muamele iddiasına

ilişkin olarak yapılan yargılamada Yargıtayın bozma

ilamı doğrultusunda infaz koruma memurlarının mahkûmiyetine karar verilmesi, AİHM’in anılan içtihadının somut olayda uygulama

kabiliyetinin bulunmadığını göstermektedir. Dahası anılan içtihada konu olayda Yargıtayca onanarak kesinleşmiş ve tamamlanmış bir yargı

sürecine karşı başvuruda bulunulmuştur. Eldeki başvuru ise derdesttir.

38. Soruşturmanın etkililiği meselesinin incelenmesinde

öncelikle soruşturmaya başlandığı anda başvurucunun iddialarının savunulabilir

düzeyde olup olmadığı ve buna göre soruşturmanın seyrinin uygun bir şekilde

yönlendirilip yönlendirilmediği tespit edilmelidir.

39. Başvurucunun adli muayenesinde vücudunun muhtelif yerlerinde

tespit edilen yoğun ekimoz ve sigara yanığı bulguları

ile bunların bir kısmının kişinin bizzat kendisi tarafından oluşturulmasının

mümkün bulunmadığı yönündeki ATK 2. İhtisas Kurulunun raporu başvurucunun

iddialarını savunulabilir mahiyete büründürmüştür. Savunulabilir iddia

değerlendirmesinde fiziki bulgular bakımından doktor raporlarının anahtar role

sahip olduğunun altı çizilmelidir. Mahkemece verilen mahkûmiyet kararı da

-henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte- iddiaların savunulabilirlik

seviyesine eriştiğini gösteren bir olgudur.

40. Bu aşamadan sonra kamu makamlarına düşen görev, bu

iddiaların mahiyetiyle bağdaşan nitelikteki delilleri toplamaktır. Bu düzlemde

ilk derece yargı mercileri tanıkları dinlemiş, kamera görüntülerinin

çözümlemesini yaptırmış ve ATK’dan rapor aldırmıştır.

41. Öte yandan 13/8/2005 tarihinde meydana geldiği öne sürülen

kötü muameleden dolayı 15/9/2005 tarihinde açılan kamu davasında ilk derece

mahkemesi 20/12/2006 tarihinde delil yetersizliğinden dolayı beraat kararı

vermiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen beraat kararı yaklaşık beş yıl

sonra 2/12/2011 tarihinde Yargıtayca incelenerek üç

sanık yönünden kısmen bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılamada

özellikle ATK’dan başvurucunun raporunun

aldırılmasının gecikmesi nedeniyle ancak üç yıl sonra 18/2/2015 tarihinde

sanıkların mahkûmiyetine karar verilmiştir. Temyiz edilen dosya yaklaşık dört

yıldır Yargıtayda derdest durumdadır. Buna göre

olayın üzerinden geçen on üç yıla rağmen iddia konusu kötü muamele vakasında

kesinleşmiş bir karar verilememiştir.

42. Hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların

niteliği, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi

kıstaslar dikkate alındığında başvuru konusu olay çok da karmaşık bir görünüm

arz etmediği gibi başvurucunun yargılamanın uzamasına sebep olacak tutum ve

usule ilişkin haklarını kullanırken özensizliğini gösteren bir unsur da

gözlenmediğinden on üç yıllık yargı süresinde makul olmayan bir gecikme söz

konusudur.

43. Özellikle temyiz talepleri sonrasında kayda değer hiçbir gerekçe

bulunmadan ilk temyiz sürecinin beş, ikincisinin dört yıl sürmesi soruşturmanın

makul özen ve hız içinde tamamlanamamasında önemli rol oynamıştır.

44. Yapılan bu tespitler bütünsel olarak değerlendirildiğinde

özellikle temyiz aşamasında yaşanan gecikmeler nedeniyle on üç yıldır süren

yargılamada -kararın sonucunun ne olduğundan bağımsız olarak- başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği dikkate alındığında

özelde başvurucunun ve genel olarak da toplumdaki diğer bireylerin hukukun

üstünlüğüne olan bağlılığını sürdürmesi ve kamu görevlilerinden kaynaklanan

kötü muamele olaylarına kayıtsız kalındığı görünümü verilmesinin engellenmesi

açısından yeterli hız ve özenle yürütülmeyerek etkili bir yargısal tepki

verilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan kötü muamele yasağının makul sürat ve özenle yargılama usul

yükümlülüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine

karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

47. Başvurucu, miktar belirtmeksizin tazminat talebinde

bulunmuştur.

48. Somut olayda, kötü muamele yasağının makul sürat ve özenle

yargılama usul yükümlülüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

49. Yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvurucuya net 18.000 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının usul yönünün ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele

yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 18.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D.226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin dosyanın temyiz incelemesi için

beklediği Yargıtay ilgili ceza dairesine GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

23/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Hüseyin

MECEK

Başvurucu

:

Adem ERDEN

Vekili

:

Av. Kadir

TOPKAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/4032, 23 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  13. G. Kararın bir örneğinin dosyanın temyiz incelemesi için
  14. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Kömürcü
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Mecek
  20. Topkan
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/4032
Tarih
23 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Cemil Türker Başvurusu (B. No: 2015/13104)
  • Aşır Tunç Başvurusu (B. No: 2015/17453)
  • Ahmet Turan Polat Başvurusu (B. No: 2015/12142)
  • Gülizar Dağ ve Zeki Dağ Başvurusu (B. No: 2015/9005)
  • Fesih Aydar Başvurusu (B. No: 2015/4259)
  • Süleyman Yom Başvurusu (B. No: 2015/3429)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.