İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adem Turan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/29465)

1. Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine

Başvuru No2017/29465Tarih3 Kasım 2020Okuma13 dk · 2.549 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Adem Turan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
3 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2017/29465
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.549 kelime·13 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine

dayalı olarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasının esası

incelenmeden reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular muhtelif tarihlerde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Ekli tablonun (A) sütununda numaraları belirtilen

başvuruların konu yönünden irtibatları nedeniyle 2017/29465 numaralı başvuru

ile birleştirilmesine ve incelemenin 2017/29465 numaralı başvuru üzerinden

sürdürülmesine karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

8. Bakanlık tarafından görüş bildirilen dosyalarda yer

alan başvuruculardan Ali Faik Taş ve Adem Turan Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Arka Plan

Bilgisi

10. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır. Devletin yetkili organları tarafından

tehdit değerlendirmesi yapılarak demokratik anayasal düzene, bireylerin temel

hak ve hürriyetlerine, millî güvenliğe yönelik tehdit oluşturan tüm terör

örgütlerine ve illegal yapılanmalara karşı tedbirler alınması

kararlaştırılmıştır (ayrıntılar için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],

B. No: 2016/22169, 20/6/2017).

11. Anılan tedbirler kapsamında olağanüstü hâl (OHAL)

ilan edilmiş ve OHAL kanun hükmünde kararnameleri çıkarılmıştır. Bu çerçevede

22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan

Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK) 23/7/2016 tarihli

ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

12. 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinde devletin millî

güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar verilen

yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya

iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen her türlü kadro,

pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personelin kamu görevinden

çıkarılmaları öngörülmüştür.

13. 667 sayılı KHK 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı

Kanun'un 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak

yürürlüğe girmesi sonucunda kanunlaşmıştır.

B. Somut

Başvuruya İlişkin Olay ve Olgular

14. Başvurucular, kamu kurumlarında (İdareler) ve özel şirketlerde

(Şirket) işçi olarak çalışmakta iken yapılan tespitler ve ilgili birimlerce

başvurucuların terör örgütü ile iltisaklı olduklarının İdarelere bildirilmesi

üzerine başvurucuların iş akitleri İdarelerce ve Şirketçe feshedilmiştir.

15. Başvurucular, iş akitlerinin usulüne uygun olarak

feshedilmediğini ve fesih için somut bir olguya dayanılmadığını belirterek işe

iade istemiyle Şirket ve İdareler aleyhine dava açmıştır. Davalı İdareler ve

Şirket cevap dilekçesinde; ilgili birimlerin yazıları ekinde davacının

bilgilerinin de yer aldığı listede bulunan kişilerin terör örgütü yapılanması

ile irtibatı ve iltisakı olduğu tespitine yer verildiğini, başvurucuların iş

akitlerinin bu kapsamda ve 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi gereği feshedildiğini

belirterek davanın reddini savunmuştur.

16. Ekli tablonun (D) sütununda belirtilen ilk derece

mahkemelerince davaların kabulüne karar vermiştir. İlk derece mahkemeleri

kararlarında; başvurucuların terör örgütleri ile bağlantılı ya da ilişkili

olduklarına yönelik somut herhangi bir bilginin sunulmadığı, haklı ve geçerli

bir fesih nedeni bulunmadığı ve bu nedenle yapılan fesihlerin geçersiz olduğu

gerekçelerine yer verilmiştir.

17. İdareler ve Şirket, karara karşı istinaf yoluna

başvurmuştur. Ekli tablonun (E) sütununda belirtilen bölge adliye mahkemeleri

ilgili daireleri (Bölge Adliye Mahkemesi) istinaf istemlerini kabul ederek

davaların reddine karar vermiştir. Kararlarda; şüphe feshi kavramı üzerine

durulmuş ve ilgili birimlerin yazıları ile başvurucuların terör örgütü

yapılanmalarıyla irtibatı olduğunun bildirildiği, davalı işveren bakımından iş

sözleşmelerinin artık katlanılamaz derecede bir yük ve sıkıntı teşkil ettiği

vurgulanmıştır.

18. Temyiz yolu açık kararlara karşı yapılan temyiz

başvuruları, Yargıtay ilgili Hukuk Dairesince (Daire) reddedilmiş ve Bölge

Adliye Mahkemesinin kararları kesin olmak üzere onanmıştır.

19. Nihai kararların tebliğinin ardından başvurucular

süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

20. İlgili hukuk için bakınız Berrin Baran Eker

[GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-35.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 3/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

22. Başvurucuların bir kısmı, bireysel başvuru harç ve

masraflarını karşılayacak gelirleri olmadığını beyan ederek adli yardım

talebinde bulunmuştur.

23. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucuların açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

24. Başvurucular; işverence iş akdine 667 sayılı KHK

gereği son verildiği belirtilmesine rağmen terör örgütü ile irtibatlı ve

iltisaklı olduklarına dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadığını iddia

etmiştir. Başvurucular; İdarelerin ve Şirketin iş akdinin 667 sayılı KHK

kapsamında feshedildiği yönündeki beyanı yeterli görülerek ve bu beyana

üstünlük tanınarak işe iade davasının istinaf merciince reddedildiğini, bu

durumun adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

25. Bakanlık görüşünde özetle somut olayda ilk derece

mahkemelerinin şüphe feshi kapsamında verdiği kararların istinaf ve temyiz

mercilerince değerlendirildiği ve başvurucuların bireysel başvurudaki

iddialarının kanun yolu şikâyeti mahiyetinde olduğu belirtilmiştir.

26. Başvurucular karşı beyanlarında; Bakanlık görüşlerini

kabul etmediklerini belirtmişler ve daha önceki beyanlarını tekrar etmişlerdir.

2. Değerlendirme

27. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Somut olayda başvurucuların temel iddiası, asıl işveren tarafından terör

örgütü ile iltisaklı olarak gösterilmesinin derece mahkemelerince yeterli kabul

edilerek esası hakkında herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan işe

iade davasının reddedilmesidir. Bu nedenle başvurucuların iddialarının adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkı yönünden incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mahkeme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

30. Anayasa Mahkemesi, eldeki başvuruda uygulanacak

ilkeleri başvuruya benzer olgu ve iddiaları içeren Berrin Baran Eker

(aynı kararda bkz. §§ 53-60) kararında belirlemiştir. Anılan kararda ifade

edildiği üzere demokratik bir toplumda vazgeçilmez bir hak niteliğindeki adil

yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkeme hakkı; uyuşmazlığın bir

mahkeme önüne getirilebilmesini, dava konusu edilen uyuşmazlığa ilişkin esaslı

iddia ve savunmaların yargı merciince incelenerek değerlendirilmesini ve bir

karara bağlanmasını, ayrıca verilen kararın icra edilmesini gerektirir. Buna

göre mahkeme hakkı; mahkemeye erişim hakkı, karar hakkı ve kararın icrası

haklarını içerir (Berrin Baran Eker, § 55).

31. Mahkemenin, önündeki uyuşmazlığı karara bağlarken

taraflardan birinin iddia ve savunmasına bağlı kalarak, buna karşı diğer

tarafın öne sürdüğü esaslı itirazları tartışmadan yargılamayı sonuçlandırması

hâlinde -ortada şeklî anlamda bir karar bulunsa bile- gerçek anlamda bir

yargılama yapıldığından bahsedilemeyecektir. Bu durumda uyuşmazlığa karşı yargı

yolunun teorik olarak açık olması pratikte bir anlam ifade etmeyecek, böylece

mahkeme hakkı ve dolayısıyla adil yargılanma hakkı bir yanılsamadan ibaret

kalacaktır (Berrin Baran Eker, § 56).

32. Diğer taraftan mahkemelerin, önündeki uyuşmazlığın

esasını incelememesi sadece adil yargılanma hakkını zedelemekle kalmaz, aynı

zamanda davanın konusunu oluşturan medeni hakkın bağlantılı bulunduğu diğer

(maddi) hak ve özgürlükler yönünden etkili başvuru hakkının ihlal edilmesine de

yol açabilir. Yargısal başvuru yolları, çoğunlukla bir hak veya özgürlükle

bağlantılı uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulması amacıyla ihdas edilmiştir.

Kişiler dava açmak suretiyle mahkemelerden hak ve özgürlükleriyle ilgili olarak

yargısal koruma talep etmektedir. Bireylerin yargısal koruma taleplerine cevap

vermek, bu bağlamda dava konusu uyuşmazlığın esasını inceleyerek iddia ve

savunmaları değerlendirdikten sonra davayı karara bağlamak yargı mercilerinin

anayasal yükümlülüğüdür (Berrin Baran Eker, § 57).

33. Bununla birlikte adil yargılanma hakkı davanın

sonucuna yönelik bir güvence içermemekte yargılama sürecinin adil olarak

yürütülmesini temin edecek birtakım usul güvenceleri sunmaktadır. Dolayısıyla

bireysel başvuru incelemelerinde adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirme

yapılırken davanın sonucuna ilişkin bir çıkarım yapılması mümkün değildir.

Anayasa Mahkemesinin tarafların öne sürdüğü ve esasa etkili olan iddiaların

-mahkeme hakkının gereği olarak- derece mahkemelerince işin mahiyetinin

gerektirdiği ölçüde incelenip incelenmediğini denetleme görevi bulunmaktadır (Berrin

Baran Eker, § 58).

34. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin Berrin Baran Eker kararında

vurgulandığı üzere 667 sayılı KHK'da, devletin millî güvenliğine karşı

faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar verilen yapı, oluşum veya

gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut

bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen işçilerin iş sözleşmelerinin

feshedilmesi öngörülmüş ancak yargı mercilerinin denetim yetkisini kısıtlayan

herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Bu bakımdan 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi

dayanak gösterilerek iş sözleşmesi feshedilen işçiler tarafından açılan işe

iade davalarının esasının incelenmesini önleyen herhangi bir düzenleme

bulunmamaktadır (Berrin Baran Eker, § 69).

35. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu ve bu

Kanun'u yorumlayan Yargıtay içtihatlarına göre asıl işverenin alt işverenden

sözleşmenin feshini istemesi feshi kendiliğinden tek başına geçerli hâle

getirmemektedir. Ayrıca her ne kadar işten çıkarmanın şüphe feshine dayalı

olduğu, dolayısıyla niteliği gereği şüphenin veya şüpheye götüren olguların

ispatının imkânsız olduğu haklı olarak ileri sürülebilirse de -Yargıtay

kararlarında da belirtildiği üzere- derece mahkemelerince işvereni şüpheye

götüren olguların ispat koşulu aranmadan bir bütün olarak değerlendirilmesine

engel bir durum yoktur. Aksi takdirde işverenin şüphesine dayanak olguların

değerlendirilememesi, böylece feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığının

incelenememesi şüphe feshinde yargı yolunun açık olmasını anlamsız kılar.

Dolayısıyla derece mahkemelerinin başvurucunun iş sözleşmesinin feshinin

geçerli nedene dayanıp dayanmadığını inceleme yükümlülüğünün bulunmadığı

sonucuna ulaşılmasını gerektirecek herhangi bir neden söz konusu değildir (Berrin

Baran Eker, § 69).

36. Kısacası 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinde belirtilen

örgüt, yapı, oluşum veya gruplara üye olunması ya da bunlara mensubiyetin veya

iltisakın yahut irtibatın bulunması geçerli bir fesih sebebi olarak

öngörülmüştür. Ancak bu düzenleme sözü edilen yapılarla irtibatının bulunduğu

gerekçesiyle iş sözleşmesi feshedilen bir işçinin açtığı işe iade davasında

derece mahkemelerinin geçerli fesih sebebi olarak gösterilen olguyu, diğer bir

ifadeyle işçinin kuralda belirtilen yapılarla irtibatının bulunup

bulunmadığını, iş hukukunun kurallarını da gözeterek araştırma ve ortaya koyma

yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır (Berrin Baran Eker, § 71).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

37. Somut olayda da Bölge Aliye Mahkemesi, adil

yargılanma hakkının bir unsuru olan mahkeme hakkı gereği asıl işverenin

başvurucular hakkındaki değerlendirmesinin objektif ve makul dayanakları olup

olmadığını, dolayısıyla geçerli feshin koşullarının oluşup oluşmadığını

incelemeden asıl işverenin şüphesine bağlı kalarak sonuca varmıştır. Başka bir

ifadeyle derece mahkemeleri yargısal fonksiyonun esasını oluşturan uyuşmazlığın

içinde yer alan maddi ve hukuki sorunların bütünüyle ele alınması ve karara

bağlanması işlevini yerine getirmemiş, gerçek anlamda bir yargısal faaliyet

icra etmemiştir. Dolayısıyla hukuk düzeni tarafından başvuruculara tanınan

feshe karşı yargı yolunun açık olması teorik olmaktan öteye geçememiştir. Bu

durumda başvurucuların mahkeme hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Her ne kadar başvuruya konu kararların bir kısmında bazı başvurucular hakkında

adli işlem olduğu belirtilmişse de bu işlemlerin neler olduğu ve şüpheyi haklı

kılıp kılmadığı olgusal olarak değerlendirilmediğinden anılan karardan

ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı anlaşılmaktadır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan mahkeme hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

40. Başvurucular, yargılamanın yenilenmesine ve

zararlarının tazminine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da

işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,

7/11/2019).

42. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

43. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı ve

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan

mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

44. İncelenen başvuruda, derece mahkemelerinin dava

konusu uyuşmazlığın esasını incelememeleri sebebiyle adil yargılanma hakkı

kapsamındaki mahkeme hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla

ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

45. Bu durumda mahkeme hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere ekli tablonun (D) sütununda belirtilen

mahkemelere gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

46. İşbu ihlal kararının başvurucular tarafından açılan

davaların esasıyla ilgili herhangi bir değerlendirme içermediği

vurgulanmalıdır. Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirttiği ihlal gerekçelerini

gözeterek ve söz konusu işlemlerle ilgili olarak yeniden bir değerlendirme

yaparak gereken kararı vermek ekli tablonun (D) sütununda belirtilen

mahkemelerin takdirindedir.

47. İhlalin tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

48. Avukatla temsil edilen başvuruculara 3.000 TL vekâlet

ücretinin ayrı ayrı ödenmesine; dosyadaki belgelerden tespit edilen ve ekli

tablonun (F) sütununda gösterilen miktarlardaki harcın başvuruculara ayrı ayrı

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinde bulunan başvurucuların adli

yardım taleplerinin KABULÜNE,

B. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin mahkeme hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli

tablonun (D) sütununda belirtilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,

F. Avukatla temsil edilen başvuruculara 3.000 TL vekâlet

ücretinin AYRI AYRI ÖDENMESİNE; dosyadaki belgelerden tespit edilen ve ekli

tablonun (F) sütununda gösterilen miktarlardaki harcın başvuruculara AYRI AYRI

ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

3/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Selçuk KILIÇ Başvurucular : Adem TURAN ve diğerleri (bkz. ekli tablonun (B) sütunu) Başvurucular Vekili : Bkz. ekli tablonun (C) sütunu

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/29465, 3 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Arka Plan
  10. B. Somut
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Adli Yardım
  16. B. Adil
  17. C. 6216 Sayılı
  18. A. Adli yardım talebinde bulunan başvurucuların adli
  19. B. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının
  20. C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  21. D. Kararın bir örneğinin mahkeme hakkının ihlalinin
  22. F. Avukatla temsil edilen başvuruculara 3.000 TL vekâlet
  23. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların
  24. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  25. M. Emin KUZ
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/29465
Tarih
3 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Arafat Delen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/37821)
  • Ali Rıza Ataman ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/36639)
  • Ayten Sekman ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/4987)
  • Abdulkerim Aydın ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/15889)
  • Doğan Başak Başvurusu (B. No: 2017/32745)
  • Beyza Gümüş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/21003)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.