İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adil Biçer Başvurusu (B. No: 2014/14828)

1. Başvuru, vekâleten yürütülen görevden alınarak asıl kadroya

Başvuru No2014/14828Tarih6 Temmuz 2017Okuma10 dk · 1.934 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Adil Biçer Başvurusu

Karar tarihi
6 Temmuz 2017
Başvuru Numarası
2014/14828
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.934 kelime·10 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, vekâleten yürütülen görevden alınarak asıl kadroya

atanmaya ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada verilen iptal kararının

gereği gibi uygulanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) üzerinden başvuruya konu yargılama dosyasına ilişkin tespit edilen

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığında vekâleten

Hukuk Daire başkanı olarak görev yapmakta iken bu görevden alınarak kendi

kadrosu olan iletişim uzmanı kadrosuna

atanmıştır.

8. Başvurucunun anılan işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması

istemi ile açtığı davada, Ankara 4. İdare Mahkemesi 19/3/2014 tarihli ve

E.2014/326 sayılı kararıyla başvurucunun atanmasına ilişkin işlemin hukuka

aykırı olduğu ve uygulanması hâlinde telafisi güç zararlar doğuracağı

gerekçesiyle 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun

27. maddesi gereğince yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir.

9. İdarenin karara karşı yapmış olduğu itiraz Ankara Bölge İdare

Mahkemesinin 5/5/2014 tarihli ve Y.D. İtiraz 2014/2798 sayılı kararıyla kabul

edilmiş ve yürütmenin durdurulması kararı kaldırılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi

kararında, başvurucunun görevlendirilmesine yönelik işlemin, uygulanması

hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararına neden olacak işlemlerden olmadığı

zira vekâleten görevlendirmenin hizmet gereği yapılan geçici bir uygulama

olması nedeniyle vekâlet edilen kadro yönünden kazanılmış bir hak olarak

görülemeyeceği; asaleten kazanılmış bir kadro unvanının kaybı ya da naklen

atama niteliği taşımayan dava konusu işlemler hakkında Mahkeme kararında bu

hususta gösterilen gerekçenin de belirtilen türden bir zararın doğmasına neden

olmayacağı gerekçesine yer verilmiştir.

10. Daha sonra davayı esastan inceleyen Ankara 4. İdare

Mahkemesi 17/6/2014 tarihli ve E.2014/326, K.2014/946 sayılı kararıyla dava

konusu işlemi iptal etmiştir.

11. Anılan iptal kararı üzerine idare 19/8/2014 tarihli işlem

ile 6/3/2014 tarihli ve 28933 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanarak yürürlüğe giren 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 18.

maddesi ile değiştirilen 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesi gereği Hukuk Daire

başkanı kadrosuna asaleten atama yapıldığı gerekçesiyle başvurucuyu tekrar

iletişim uzmanı olarak atamıştır.

12. Başvurucu 11/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

13. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra Danıştay Beşinci

Dairesinin 21/12/2015 tarihli ve E.2014/6595, K.2015/10699 sayılı kararıyla

Ankara 4. İdare Mahkemesinin anılan iptal kararı bozulmuştur. Daire

gerekçesinde, hakkında adli soruşturma yürütülen ve asıl kadrosu iletişim

uzmanı olan başvurucunun vekâlet görevinin sona erdirilmesi konusunda idarece

sahip olunan takdir yetkisinin hukuka aykırı olarak kullanıldığı yolunda

herhangi bir tespit bulunmadığı gözönüne alındığında

hizmet gereği tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı

belirtilmiştir.

14. Ankara 4. İdare Mahkemesi 31/5/2016 tarihli ve E.2016/2116,

K.2016/2014 sayılı kararıyla bozmaya uymuş ve davanın reddine karar vermiştir.

15. Başvurucu, anılan kararı temyiz etmemiş ve davanın reddine

ilişkin karar kesinleşmiştir

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 2577 sayılı Kanun'un "Kararların

sonuçları" kenar başlıklı 28. maddesinin (1) sayılı fıkrası,

yürütmenin durdurulması kararı üzerine idarece uygulama yapıldığı tarihte

yürürlükte bulunan şekliyle şöyledir:

"Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare

ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının

icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya

mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz

günü geçemez. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 10/7/2013 tarihli ve E.:

2012/107 K.: 2013/90 sayılı Kararı ile.)(…) (Ek cümleler: 21/2/2014-6526/18 md.) Kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, görevden

alma, göreve son verme, naklen veya vekâleten atama, yer değiştirme, görev ve

unvan değişikliği işlemleriyle ilgili olarak verilen iptal ve yürütmenin

durdurulmasına ilişkin mahkeme kararlarının gereği; dava konusu edilen kadronun

boş olması hâlinde bu kadroya, boş olmaması hâlinde ise aynı kurumda kazanılmış

hak aylık derecesine uygun başka bir kadroya atanmak suretiyle yerine

getirilir. Eski kadro ile atandığı yeni kadro arasında mali haklar bakımından

bir fark bulunması durumunda, bu fark 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet

Memurları Kanununun 91 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen usul ve

esaslar çerçevesinde ödenir.”

17. Anayasa Mahkemesi, 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesinde

yapılan değişiklik ile kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, görevden

alma, göreve son verme, naklen veya vekâleten atama, yer değiştirme, görev ve

unvan değişikliği işlemleriyle ilgili olarak verilen iptal ve yürütmenin

durdurulmasına ilişkin mahkeme kararlarının gereğinin dava konusu edilen

kadronun boş olması hâlinde bu kadroya, boş olmaması hâlinde ise aynı kurumda

kazanılmış hak aylık derecesine uygun başka bir kadroya atanmak suretiyle

yerine getirileceğine ilişkin kuralın Anayasa’nın 2., 13., 36.ve 138.

maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir (AYM, E.2014/86,

K.2015/109, 25/11/2015). Kararın ilgili kısmı ise şöyledir:

“103. Anayasa’nın 138. maddesine göre yasama

ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organlar

ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine

getirilmesini geciktiremez. Buna göre, idare bağlı yetkiye sahiptir. İdarenin,

yargı kararlarını uygulayıp uygulamama konusunda takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Bunun yanında idare, yargı kararını uygulamayı herhangi bir

koşula da bağlayamaz. Aksine bir yaklaşım, iptal kararı ile ortadan kaldırılan

işlemin sonuçlarını geçerli kılmak anlamına gelir. İdare iptal kararının

gereğine göre yeni bir işlem yapmak ve iptal edilen işlemden doğan sonuçları

ortadan kaldırmakla görevlidir. İdarenin başkaca bir tercih ve takdir hakkı

yoktur.

104. Kuşkusuz, ilgililerin atama ve benzeri

işlemlere karşı dava açmalarının nedeni, tesis edilen işlemin hukuka aykırı

olduğunu ileri sürmek ve yargı kararı ile dava konusu işlemin hukuka

aykırılığının tespiti halinde önceki görevlerine dönebilmektir. Oysa itiraz

konusu kurallarla yargı kararlarının uygulanması “kadronun boş olması” koşuluna

bağlanmıştır. Uygulamada ise söz konusu kadroların boş bırakılmama, bu

kadroların söz konusu işlemler sonrası diğer kamu görevlileriyle doldurulma

ihtimali çok yüksektir. Bu durumda yargı kararıyla dava konusu işlemin hukuka

aykırılığı tespit edilmiş olsa bile kadro boş olmadığından bu karar

uygulanamayacaktır. Dolayısıyla yargı kararlarının uygulanmasının bu şekilde

kadronun boş olması koşuluna bağlanmış olması hak arama özgürlüğünü etkisiz

hale getiren ölçüsüz bir sınırlamadır. Kural idarenin yargısal denetimini ve

hak arama özgürlüğünü etkisiz bırakacağından, hukuk devleti ilkesine aykırılık

oluşturduğu gibi idarenin bütün işlemlerinin yargı yoluyla denetlenmesi ve

yargı kararlarının bağlayıcılığı ilkelerini de ihlal etmektedir.”.

18. 2577 sayılı Kanun'un 52. maddesinin (4) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Kararın bozulması,

kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur."

B. Uluslararası Hukuk

19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme/AİHS) adil

yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde kararların icrasından açıkça

bahsedilmemekle birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkeme

hakkından yola çıkarak yargı kararlarının icra edilmesi hakkını adil yargılanma

hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. AİHM'e

göre mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı

zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsar.

Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın

sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir

anlamı olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan,

B. No: 18357/91, 19/3/1997, § 40).

20. Ancak AİHM içtihatlarında, icra edilmediğinden şikâyet

edilen ve bu nedenle ihlale konu olan yargı kararlarının kesinliğine ve nihailiğine vurgu yapıldığı görülmektedir (Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997 §

40; Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2012 § 34; Büker/Türkiye, B. No: 29921/96,

24/10/2000, §§ 28-34; Ahmet Kılıç/Türkiye,

B. No: 38473/02, 25/7/2006, § 27). AİHM, üst mercilerin incelemesine tabi

olabilecek ya da üst mahkemece bozulabilecek kararların Sözleşme'nin 6.

maddesinin birinci fıkrasının güvencesi altına alınmadığını açıkça

belirtmektedir. Temyiz merciinin, ilk derece mahkemesi kararının uygulanmasını

erteleme veya askıya alma gibi bir etkisinin olup olmadığına bakılmaksızın 6. madde

sadece nihai ve bağlayıcı mahkeme kararlarının uygulanmasını korur. Özellikle

de temyiz merciinin, başvuranların taleplerini dayandırdığı kararı bozduğunu gözönünde bulundurarak iç hukuk tarafından uygulanması

zorunlu olsa bile idarenin bu karara uymamasını 6. maddenin gerekliliklerine

aykırı olarak görmemektedir (Ouzounis ve

diğerleri/Yunanistan, B. No: 49144/99, 15/4/2002,§ 21).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 6/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; vekâleten yürüttüğü daire başkanlığından alınarak

kadrosu olan uzmanlığa atanması üzerine açtığı davada verileniptal

kararının 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesi gerekçe gösterilerek

uygulanmadığını, böylelikle yargı kararının etkisiz hâle getirildiğini

belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespiti ile tazminata karar

verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

23. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasında herkesin,

Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Sözleşme

kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla

Anayasa Mahkemesine başvurabileceği belirtilmiştir. Buna göre Anayasa ile

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda sadece Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanı içinde olan temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin

iddiaları inceleme görevi verilmiştir.

24. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruda, anılan ortak koruma

alanı içindeki temel hak ve özgürlüklerin ihlali iddialarını incelemekte,

bununla birlikte bu incelemeyi yaparken temel hakların yorumlanması ile kapsam

ve içeriğinin belirlenmesinde Anayasa'nın diğer maddelerinden destek norm

olarak yararlanmaktadır. Örneğin Anayasa Mahkemesi adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurularda incelemeyi Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında yapmakta ve bu maddenin yorumlanması ile kapsam ve

içeriğinin belirlenmesinde Anayasa'nın yargılamaya ilişkin hususları düzenleyen

diğer maddelerinden de faydalanmaktadır (Gerekçeli karara ilişkin Anayasa'nın

141. maddesin üçüncü fıkrası yönünden Vedat

Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30; makul süreye ilişkin

Anayasa'nın 141. maddesinin dördüncü fıkrası yönünden Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 39; kanuni hâkim güvencesine ilişkin Anayasa'nın 142. maddesi

yönünden Mehmet Çelik, B. No:

2015/889, 17/11/2016, § 56).

25. Öte yandan Anayasa'nın 36. maddesine 2001 yılında yapılan

Anayasa değişikliğiyle eklenen "adil yargılanma" ibaresine ilişkin

gerekçede, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerce güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesini Anayasa'nın yargılamaya ilişkin diğer

hükümleri ile Sözleşme'nin 6. maddesi ve Sözleşme'yi

yorumlayan AİHM içtihadı ışığında yorumlamaktadır (Güher Ergun ve diğerleri, § 38; Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22; Adnan Oktar, B. No: 2012/917, 16/4/2013, §

21).

26. Bu çerçevede bireysel başvuruya konu olan mahkeme

kararlarının icra edilmediğine ilişkin şikâyetin de ancak ortak koruma alanında

olan ve Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı

kapsamında ve Sözleşme'nin 6. maddesi ile buna ilişkin AİHM içtihadı (bkz. §§

19, 20) gözönünde bulundurularak incelenmesi

gerekmekte olup Anayasa'nın 125. ve 138. maddeleri yönünden adil yargılanma

hakkından bağımsız bir inceleme yapılması mümkün değildir.

27. Buna göre bireysel başvuruda Anayasa Mahkemesi tarafından,

yargılamanın tümü bakımından kesinlik taşımayan kararların icra edilmemesine

ilişkin şikâyetlerde adil yargılanma hakkı yönünden bakılacak husus; bu kararın

uygulanmamasının ileride başvurucu lehine verilecek muhtemel nihai kararın icra

edilmesini imkânsız hâle getirecek veya aşırı derecede zorlaştıracak nitelikte

olup olmadığıdır. Bu hususun ise her somut olayda olayın koşulları dikkate

alınarak incelenmesi gerekir (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Bülent Türk, [GK] B.No:2014/7002,

1/12/2016).

28. Adil yargılanma hakkına ilişkin ilke bu şekilde olmakla

birlikte diğer temel haklar yönünden kesin ve nihai nitelikte olmayan

kararlarının icra edilmemesi şikâyetinin somut olayın koşulları dikkate

alınarak yargılamanın bütününden bağımsız olarak incelenmesi mümkündür. Nitekim

Anayasa Mahkemesi Yaman Akdeniz ve diğerleri

(B. No: 2014/3986, 2/4/2014) başvurusunda yürütmenin durdurulması kararının

uygulanmadığına ilişkin başvuruyu ifade özgürlüğü yönünden incelemiştir. Benzer

şekilde Mahkeme, Kristal-İş Sendikası, ([GK],

B. No: 2014/12166, 2/7/2015) başvurusunda yürütmenin durdurulması isteminin

reddi üzerine yapılan bireysel başvuruyu sendika hakkı yönünden incelemiştir.

29. Somut olayda bireysel başvuruya dayanak olan ve gereği gibi

yerine getirilmediği ileri sürülen karar, başvurucunun vekâleten yürüttüğü

görevinin sonlandırılarak kadrosunun bulunduğu göreve atanması işlemine ilişkin

davada verilen ancak başvuru sırasında henüz kesinleşmemiş olan karardır.

Başvuruya konu yapılan karar, esasa ilişkin olmakla birlikte başvuru tarihi

itibarıyla kesin olmadığı gibi (nitekim sonrasında temyiz merciince bozulduğu

ve davanın reddine karar verildiği), söz konusu kararın gereği gibi icra

edilmemesinin yargılama sonundaki nihai kararın icra edilmesini imkânsız hâle

getirecek veya aşırı derecede zorlaştıracak bir nitelikte olmadığı, ayrıca

başvurunun başka bir hakla bağlantısının da tespit edilemediği anlaşılmaktadır.

30. Bu durumda bakılmakta olan başvuruda, kararın gereği gibi

uygulanmadığı şikâyetine ilişkin başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiği sonucuna

varılmaktadır.

31. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun, açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

6/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Mehmet Sadık

YAMLI

Başvurucu : Adil BİÇER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/14828, 6 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurunun, açıkça dayanaktan
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  14. Necipoğlu
  15. Yamlı
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/14828
Tarih
6 Temmuz 2017

İlgili Kararlar

  • Ahmet Baday ve Veysi Baday Başvurusu (B. No: 2014/12351)
  • İlknur Balcı Başvurusu (B. No: 2014/11958)
  • Ali Rıza Baylı Başvurusu (B. No: 2014/2458)
  • Sinan İyit Başvurusu (B. No: 2014/292)
  • Ali Rıza Akgün Başvurusu (B. No: 2014/6723)
  • Hasan Özkan Başvurusu (B. No: 2014/1569)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.