İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adil Özer Başvurusu (B. No: 2014/13231)

1. Başvuru, başvurucu hakkındaki ceza yargılamasının beraat

Başvuru No2014/13231Tarih21 Haziran 2017Okuma15 dk · 3.064 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Adil Özer Başvurusu (2)

Karar tarihi
21 Haziran 2017
Başvuru Numarası
2014/13231
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.064 kelime·15 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurucu hakkındaki ceza yargılamasının beraat

kararı ile sonuçlanmasına rağmen başvurucunun suçlu kabul edilerek meslekten

çıkarılması ve iptal davasının reddedilmesi nedeniyle masumiyet karinesi

ilkesinin; icra edildiği iddia edilen aynı eylem nedeniyle hem disiplin hem de

ceza yargılamasının yapılması gerekçesiyle aynı suçtan iki kez yargılanmama ve

cezalandırılmama hakkının; yapılan başvurunun makul sürede sonuçlandırılmaması

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adil yargılanma, mülkiyet, savunma

hakları ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiaları yönünden kısmi kabul

edilmezlik kararı verilerek başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. İdari Yargıdaki Dava

Yönünden

8. Başvurucu, İstanbul ili Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü

Trafik Denetleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev yapmakta iken

yetkisini ve nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla

kullandığından bahisle başvurucu hakkında disiplin soruşturması ve kovuşturması

başlatılmıştır.

9. Başvurucu, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün ilgili

maddeleri uyarınca Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun 14/2/2002

tarihli ve 2002/112 sayılı işlemi ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır.

Anılan idari kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"...

SANIKLARIN

Ad Soyad ve

Görevleri : 1- Adil ÖZER

İstanbul Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görevli ... sicil sayılı Polis

Memuru

...

Suçlandıkları Olay :

1- Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla

veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak.

2- Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza

etmek veya ettirmek.

...

Sanıklar hakkında İl Polis Disiplin Kurulunca

verilen "MESLEKTEN ÇIKARMA" kararına bağlı olarak gelen soruşturma

dosyası kurulumuzca incelendi;

Sanıkların İstanbul Emniyet Müdürlüğü

kadrosunda görevli bulundukları sırada, 23.06.2000 günü saat 03.00 sıralarında

Gaziosmanpaşa Küçükköy stadı Poligorı

caddesinde (D.A.) adına kayıtlı (F.E.) idaresindeki 34 ... plaka sayılı otonun

(H.S.) adına kayıtlı park halindeki 34 ... plaka sayılı otoya çarpması sonrası

Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Tescil Büro Amirliğinde

görevli sanık Polis memurları Adil ÖZER ve (M.E.)in 23.06.2000 tarihli kaza

tespit tutanağını ve alkol test raporunu içeren anlaşma tutanağını tanzim

ettikleri, Trafik kazası tespit tutunağındaki el

yazılarının ve ismi altındaki imzanın sanık Polis memuru Adil ÖZER eli mahsulü

olduğu, ... sürücü (F.E.) ismi altındaki imzanın kendisine ait olmadığı, (H.S.)

adına düzenlenen tescil belgelerinin sahte olarak düzenlendiği, meydana gelen

trafik kazasına karışan araçların belgelerinin (H.Y.) isimli şahıs tarafından

diğer bazı trafik kazalarında haksız menfaat temin etmek maksadıyla

kullanılması, maddi hasarlı Trafik Kazası tespit tutanağının ilgili birimin

trafik kazası kayıt defterine kaydedilip numara alarak resmilik kazanması,

(H.Y.)ın tutanakları kendisinin tanzim ettirdiğini

kazanın hayali olduğunu sahte tescil belgesinin kendisi tarafından

düzenlendiğini beyan etmesi, kaza tarihinde aracın sürücüsü olarak gösterilen

(F.E.)ın kazaya karışmadığını beyan etmesi sonucunda

düzenlenen tutanakların gerçek anacak kazanın ve muhteviyatının hayali olup

sivil kişilerin kendilerine maddi çıkar sağlamak amacıyla tutanakları

düzenlettirdikleri, dolayısıyla sanık Polis memurlarının sigorta şirketlerinden

para tahsil etmek isteyen şahıslara muhteviyatı itibarı ile gerçek olmayan

tutanakları tanzim ederek kendilerine de menfaat sağladıklarından Yetkisini

veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya

dostluk nedeniyle kötüye kullanmak ve Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek

veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek fiillerini işledikleri,

Adli yönden ise ... Şişli Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderildiğinin ayrıca hazırlanan ön inceleme raporunun

31.01.2002 tarih ve 2044/229 sayı ile İstanbul Valiliğine gönderildiği sanık

beyanları, tanık ifadeleri, kaza tespit tutanakları. ekspertiz raporları ve

dosyada mevcut diğer deliller muvacehesinde anlaşılmakla,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Sanık Polis Memurları Adil ÖZER ve ..."Yetkisini veya nüfuzunu

kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk

nedeniyle kötüye kullanmak" suçlarını işledikleri sübuta erdiğinden

eylemlerine uyan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8. maddesinin 7 ve 12.

fıkraları gereğince "MESLEKTEN ÇIKARMA" cezası ile tecziyelerine,

sanıkların işledikleri suçun niteliği işleniş biçimi ve mesleğin özelliği

dikkate alındığında haklarında aynı tüzüğün 15. maddesinin

uygulanamayacağına..."

10. Başvurucu tarafından belirtilen işleme karşı 26/4/2002

tarihinde iptal davası açılmıştır.

11. İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 30/6/2003 tarihli ve

E.2002/600, K.2003/871 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline

hükmedilmiştir.

12. Davalı idarenin temyizi üzerine Danıştay Onikinci

Dairesinin 21/3/2005 tarihli ve E.2003/5265, K.2005/868 sayılı ilamı ile bozma

kararı verilmiştir.

13. Başvurucunun karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 11/3/2008

tarihli ve E.2005/5543, K.2008/1506 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

14. Bozma kararına uyularak yapılan incelemede, İstanbul 6.

İdare Mahkemesinin 18/9/2009 tarihli ve E.2008/1234, K.2009/1454 sayılı kararı

ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"...

Dava, polis memuru olan davacının meslekten

çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8.

maddesinin 7. fıkrasında ‘Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına

çıkar sağlamak veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak’ fiilinin, aynı

maddenin 12. fıkrasında ise “Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya

tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek’ fiilinin, meslekten çıkarma

cezasını gerektirdiği kurala bağlanmıştır.

Dosyanın incelenmesinden; 23.06.2000 tarihinde

iki otonun karıştığı trafik kazası ile ilgili olarak, davacı ve diğer görevli

polis memurlarınca maddi hasarlı trafik kazası tesbit

tutanağı ve alkol metre cihazı ile yapılan test rapor tutanağının tanzim

edildiği bu belgelere ilgili birimin trafik kazası kayıt defterine kaydedilip

numara alınarak resmilik kazandırıldığı, kaza tarihinde aracı kullanımında

bulunduran kişinin belirtilen tarihte otonun kazaya karışmadığını beyan etmesi,

tutanakları düzenlettiren şahsın kazanın hayali olarak düzenlediğini belirtmesi

karşısında tutanakların gerçek ancak kazanın muhteviyatının hayali olduğu,

davacının görevini kötüye kullanmak suretiyle sigorta şirketlerinden para

tahsil etmek isteyen şahıslara, araç sahibi ve sürücüleri olmaksızın

muhteviyatı itibarı ile gerçek olmayan tutanakları tanzim ederek yetki ve nufuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla

kötüye kullandığı ve kasıtlı olarak gerçek dışı rapor verip veya tutanak

düzenleyip imza ettiği veya ettirdiğinin yapılan soruşturma ile sübuta

erdiğinden bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.

Bir trafik kazası olması durumunda, polis

memurları tarafından kazaya karışan sürücülerin kimlikleri tespit edilerek ve

araç sahibinin kimliği de araştırılarak trafik kaza tutanağı ve alkolmetre test tutanağı düzenleneceği açıktır.

Olayda ise, davacının kazaya karışan araç

sahipleri ve sürücüleri olay yerinde bulunmamasına rağmen, bu şahısların kazaya

karıştıkları yolunda gerçeğe aykırı tutanak düzenlediği ve bu tutanaklar

sayesinde bazı şahısların sigorta şirketinden para almalarını sağladığı

görüldüğünden üzerine atılı suçun sübuta

erdiği sonucuna varılmıştır.

Bu durumda, disiplin cezasına konu fiilleri

soruşturma raporu ile sabit olan davacının, meslekten çıkarma cezasıyla

cezalandırılmasına işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır."

15. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onikinci

Dairesinin 14/11/2011 tarihli ve E.2009/9428, K.2011/5816 sayılı ilamıyla İlk

Derece Mahkemesi hükmünün ve gerekçesinin hukuka ve usule uygun olduğu, hükmün

bozulmasını gerektirecek sebep bulunmadığı belirtilerek onama kararı verilmiştir.

16. Başvurucunun karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 19/3/2014

tarihli ve E.2012/5848, K.2014/1818 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

17. Başvurucu 1/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. Ceza Yargılaması

Yönünden

18. Başvurucu hakkında yürütülen ceza kovuşturmasında Eyüp 2.

Ağır Ceza Mahkemesinin 27/4/2005 tarihli ve E.2002/329, K.2005/101 sayılı

kararı ile başvurucunun beraatine karar verilmiştir.

Bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"... 26.5.2000 tarihli trafik kaza

tutanağı tutulması için hasarlı araç sahibi ve kaza yapan şahıs tarafından

müracaat edildiği ve polis memuru sanıklarında tutanak tuttukları

anlaşılmıştır. Polis memuru olan sanıklar ADİL ÖZER, ..., kendilerine haber

verildiğinde trafik kazsının olmuş olduğu olay yerine

gidildiğinde hasarlı araçların olay yerinde bulunduğu etrafta cam kırıkları ve

benzeri şeylerin bulunduğu buna göre kaza tutanağı düzenledikleri yolundaki

savunmaları ve bu savunmanın aksinin ispatlanamamış olması ve ayrıca kendisine

kaza ihbarı gelen trafik ekibinin olay yerine intikal ederek kazaya karışan

araçlarla ilgili durumu gösterir şekilde trafik kaza tutanağı ve trafik ceza

tutanakları tutmasının yasal zorunluluk olduğu polis memuru sanıkların

görevlerini ifa ettikleri bu nedenle sahte evrak düzenlemek kastıyla hareket

ettiklerine dair herhangi bir delili elde edilemediği....

Olaya ilişkin gerçek bir kaza olmayıp kaza

mizansene düzenlendiği iddia dahi edilse mizansen hazırlandıktan sonra dışarıdan

bunu gören sanıkların kazanın gerçekten olup olmadığını bilmeleri mümkün

değildir. Bunun aksini gösterir herhangi bir delil de dosyada bulunmadığından

sanıklar ADİL, ... delil yetersizliği nedeniyle BERAATLERİNE,

... yukarıda açıklanan haklı gerekçelerden

ötürü:

...Sanıklar ADLİ ÖZER, ...üzerlerine atılı

23/06/2000 ve 26/5/200 tarihli tutanaklardan dolayı açılan ve birleştirilen

dosyada sahte evrak düzenlemek ve dolandırıcılık kastıyla hareket ettiklerine

dair her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil elde

edilemediğinden ayrı ayrı BERAATLERİNE..."

IV. İLGİLİ HUKUK

19. Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8. maddesinin birinci

fıkrasının (7) ve (12) numaralı bentleri şöyledir:

"Meslekten çıkarma cezasını gerektiren

eylem, işlem, tutum ve davnışlar şunlardır:

...

7 - Yetkisini veya nüfusunu kendisine veya

başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye

kullanmak,

...

12 - Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek

veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 21/6/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Aynı Suçtan İki Kez

Yargılanmama ve Cezalandırılmama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu; Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/4/2005 tarihli

kararı ile hakkında beraat kararına hükmedildiğini (bkz. § 18), aynı eylem

sebebiyle hakkında disiplin soruşturması ve kovuşturması yürütüldüğünü,

meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığını, bu işlem hakkında açtığı

davada da idari yargı mercilerince değerlendirmeler yapılarak davasının

reddedildiğini, dolayısıyla aynı eylem nedeniyle hem adli yargıda hem de idari

yargıda hakkında yargılama yapıldığını belirterek aynı suçtan iki kez

yargılanmama ve cezalandırılmama hakkının ihlal edildiği iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

22. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel

başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia

edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir.

Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalanhak

ihlali iddiasını içeren başvurular bireysel başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

23. Uyuşmazlık konusu olayın 23/6/2000 tarihli olduğu, bu olay

kapsamında 14/2/2002 tarihli işlemle başvurucunun meslekten çıkarıldığı,

başvurucunun idari yargıda açtığı iptal davasının reddine dair İlk Derece

Mahkemesi kararının 18/9/2009 tarihinde verildiği, bu kararın karar düzeltme

isteminin reddi ile 19/3/2014 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.

24. Sözleşme’ye ek 7 No.lu Protokol’ün

4. maddesinde aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı tanınmış

ise de ilgili tarihlerde Türkiye bu Protokol’e taraf değildir (Murat Deniz, B. No: 2014/5318, 21/9/2016,

§ 39).

25. Açıklanan nedenlerle, başvurunun bu bölümünün diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Masumiyet Karinesi

İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu; ispatlanmamış ithamlar içeren işlemle meslekten

çıkarıldığını, hakkındaki ceza kovuşturmasının beraatla neticelendiğini, suçlululuğu yasal olarak sabit olmadığı hâlde ihtisas

mahkemesi olmayan, cezai konularda uzmanlaşmış hâkimlerden oluşmayan idari

yargı mercilerince üzerine atılı eylemi işlediği sabitmiş gibi değerledirmelerle suçlu olduğu kabul edilerek davasının

reddedildiğini, hakkındaki beraat hükmünün dikkate alınmadığını belirterek

masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

27. Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş

bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır.

Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat

külfeti iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez.

Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve

kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine

tabi tutulamaz (Kürşat Eyol,

B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

28. Bu çerçevede, masumiyet karinesi kural olarak hakkında bir

suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir

ilkedir. Masumiyet karinesi, suç isnadının karara bağlandığı yargılamalarda

geçerli olduğu için Sözleşme'nin 6. maddesinde ifade edilen “medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar” çerçevesinde değerlendirilen idari

davalar, kural olarak masumiyet karinesinin uygulama alanı dışında kalmaktadır.

Ancak idari davada uyuşmazlık konusu olan maddi olayın tespitinde idari yargı

mercii, aynı maddi olayı ele alan ceza mahkemesinin daha önce verdiği beraat

kararına uygun hareket etmelidir. Bu kural, kişi hakkında verilen beraat kararı

sorgulanmadığı sürece aynı maddi olay çerçevesinde daha düşük ispat standardı

kullanılarak kişinin disiplin sorumluluğu çerçevesinde yaptırıma tabi

tutulmasına engel teşkil etmemektedir (Ramazan Tosun, B. No: 2012/998,

7/11/2013, §§ 61, 62).

29. Bu çerçevede, ceza davası dışında fakat ceza davasına konu

olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda kişi hakkında beraat

kararı verilmiş olmasına rağmen bu karara esas teşkil eden yargılama sürecine

dayanılması ve bu şekilde beraat kararının sorgulanması masumiyet karinesi ile

çelişir. Buna karşılık, idari uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi

bakımından kişi beraat etmiş olsa dahi yargılanmış olması olgusundan veya buna

ilişkin karardan söz edilmesi, kişinin suçlu muamelesi gördüğünden ve

dolayısıyla masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmek bakımından

yeterli değildir. Bunun için kararın gerekçesinin bütün hâlinde dikkate

alınması ve nihai kararın münhasıran kişinin yargılandığı ve sonuçta beraat

ettiği fiillere dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir (Kürşat Eyol, §

29).

30. Öte yandan, Ceza Muhakemesi Hukuku ve Disiplin Hukuku farklı

kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Kamu görevlisinin davranışı, suç

tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu da gerektirebilir. Böyle

durumlarda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrı ayrı yürütülür. Ceza

muhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemi işlemediğine dair hükümler

dışında, ceza mahkemesi hükmü disiplin makamları açısından doğrudan bağlayıcı

değildir (Kürşat Eyol,

§ 30). Ancak bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde delil yetersizliğine dayalı

olsa bile kişi hakkında verilen beraat kararına aykırı olarak kişinin suçsuz

olmadığı yönünde değerlendirmelerden kaçınılması gerekir (Ramazan Tosun, § 64).

31. Disiplin gerekleri dikkate alındığında masumiyet karinesinin

disiplin hukukunun uygulanabilmesi için mutlaka ceza davalarının sonucunun

beklenmesini gerektirdiği söylenemez. Kişinin suçluluğunu ima eden ya da kabul

eden bir yargı söz konusu olmadıkça sadece soruşturma açılmış olması da

disiplin veya idari yaptırım işlemlerinin başlatılması veya uygulanması için

yeterli görülebilir (Ramazan Tosun, § 65).

32. Somut olayda, başvurucunun polis memurluğu mesleğinden

ihracına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun 14/2/2002

tarihli işleminin gerekçesi (bkz. § 9) incelendiğinde işlemin birçok kısmında

başvurucudan "sanık" olarak bahsedildiği, "sanıkların

işledikleri suçun" ifadesine

yer verildiği tespit edilmiştir. İşlemin yapıldığı tarihte başvurucu hakkında

yürütülen bir ceza kovuşturması mevcut olduğu dikkate alındığında işlemde

özensiz bir dil kullanıldığı anlaşılmakla birlikte başvurucudan sanık olarak

bahsedilmesinde başvurucunun masumiyet karinesi yönünden sorun görülmemektedir.

İşlemin gerekçesinin tamamı, açıklamaların bağlamı dikkate alındığında işlemde

"suç" ile kastedilenin disiplin suçu olduğu, başvurucu hakkında

yürütülen disiplin soruşturması, kovuşturması ve meslekten çıkarmanın dayanağı

olan disiplinsizlik eyleminin sübutuna ilişkin Emniyet Örgütü Disiplin

Tüzüğü'nün ilgili maddeleri uyarınca nitelendirme ve incelemelerin yapıldığı tespit

edilmiştir. Ayrıca başvurucunun ceza hukuku anlamında suçlu olduğunu ifade eden

bir ibareye de yer verilmediği görülmektedir.

33. Meslekten çıkarma işleminin hukuka uygunluğunun denetlendiği

İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 18/9/2009 tarihli kararının gerekçe kısmında

(bkz. § 14) başvurucunun "... üzerine

atılı suçun sübuta erdiği sonucuna varılmıştır..." şeklinde

ifade kullanıldığı tespit edilmiştir. Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararının

gerekçesinde (bkz. § 18) başvurucunun sahte evrak düzenlemek kastıyla hareket

ettiğine dair herhangi bir delil elde edilemediği, başvurunun kazanın gerçekten

olup olmadığını bilmesinin mümkün olmadığı ve bunun aksini gösterir herhangi

bir delilin de dosyada bulunmadığı, anılan kararda başvurucunun üzerilerine atılı sahte evrak düzenlemek ve dolandırıcılık

suçlarında kasıtlı hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin,

yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediği belirtilmiş; nihayetinde ceza

yargılamasının başvurucunun beraatı ile sonuçlanmış olsa da İdare Mahkemesinin

kararında ceza yargılamasına, ceza hukuku anlamında bir suçluluğa atıf

yapılmamıştır. İlgili disiplin hükümlerine, başvurucu hakkında yürütülen

disiplin yargılamasına, bir trafik kazası olması durumunda, polis memurları

tarafından kazaya karışan sürücülerin kimlikleri tespit edilerek ve araç

sahibinin kimliği de araştırılarak trafik kaza tutanağı ve alkolmetre

test tutanağı düzenleneceğinin açık olduğuna değinildikten sonra başvurucunun

üzerine atılı suçun (disiplin suçu)sabit olduğu sonucuna varılmış ve davanın

reddine hükmedilmiştir.Kararın gerekçesi bir bütün

olarak dikkate alındığında "üzerine atılı suçun sübuta erdiği" ifadesi ile kastedilenin disiplin suçu

olduğu anlaşılmaktadır.

34. Tüm bu tespitler ışığında ve ceza hukuku ile disiplin hukukunun

farklı kural ve ilkelere tabi disiplinler olduğu ve bu iki disiplinde farklı

ispat standartlarının benimsendiği dikkate alındığında Emniyet Genel Müdürlüğü

Yüksek Disiplin Kurulunun işleminde ve İstanbul 6. İdare Mahkemesinin kararının

gerekçelerinde masumiyet karinesini ihlal eden bir yön bulunmadığı

değerlendirilmektedir.

35. Açıklanan nedenlerle başvurucunun masumiyet karinesi

ilkesine yönelik bir müdahalenin bulunmadığının açık olduğu anlaşıldığından

başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

36. Başvurucular, makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

38. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013, §§ 45, 47).

39. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

40. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 11 yıl 10 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

41. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

42. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

43. Başvurucu yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi,

maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuştur.

44. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

45. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında net 16.800 TL manevi tazminatın başvurucuya ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 16.800 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin İstanbul 6. İdare Mahkemesine

(E.2008/1234, K.2009/1454) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

21/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Leyla Nur

ODUNCU

Başvurucu

:

Adil ÖZER

Vekili

:

Av. İsmail

ERGÜNEŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/13231, 21 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. İdari Yargıdaki Dava
  7. Sanıkların
  8. Gereği Düşünüldü
  9. B. Ceza Yargılaması
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Aynı Suçtan İki Kez
  13. B. Masumiyet Karinesi
  14. C. Makul Sürede
  15. D. 6216 Sayılı Kanun'un
  16. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. F. Kararın bir örneğinin İstanbul 6. İdare Mahkemesine
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Yıldırım
  20. Özgüldür
  21. Kömürcü
  22. Oduncu
  23. Ergüneş
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/13231
Tarih
21 Haziran 2017

İlgili Kararlar

  • Hatice Karakaya Başvurusu (B. No: 2014/19433)
  • Lütfiye Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/14578)
  • Haydar Demirhan ve Serdar Demirhan Başvurusu (B. No: 2014/11821)
  • Sümer Uzun ve Özer Uzun Başvurusu (B. No: 2014/4557)
  • Onur Girginer Başvurusu (B. No: 2014/10352)
  • Necmettin İnan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2276)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.