İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Lütfiye Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/14578)

1. Başvuru; kadastro tespitine itiraz davasında temyiz

Başvuru No2014/14578Tarih21 Haziran 2017Okuma15 dk · 3.082 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Lütfiye Yılmaz Başvurusu

Karar tarihi
21 Haziran 2017
Başvuru Numarası
2014/14578
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.082 kelime·15 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; kadastro tespitine itiraz davasında temyiz

aşamasında düzenlenen bilirkişi raporunun tebliğ edilmemesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının, bu davada sonradan Orman Genel Müdürlüğünün davaya dâhil

edilerek davanın reddedilmesi nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/7/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Zonguldak ili Merkez ilçesine bağlı Kırat Mahallesi'nde

yapılan kadastro çalışmaları sırasında 130 ada 1 parsel numarasıyla

sınırlandırılan taşınmaz -tarla nitelikli olarak- H.S. adına tespit edilmiştir.

Kadastro sınırlandırma ve tespiti 1/7/2010 ile 30/7/2010 tarihleri arasında

askı ilanına alınmış, başvurucu 30/7/2010 tarihinde tespit maliki H.S. aleyhine

Zonguldak Kadastro Mahkemesinde (Mahkeme) kadastro tespitine itiraz davası

açmıştır.

9. Mahkeme 1/6/2011 tarihinde uyuşmazlık konusu taşınmazın

bulunduğu yere giderek keşif yapmıştır. Kadastro, ziraat ve orman uzmanı teknik

bilirkişilerin de katıldığı keşif sırasında bir mahallî bilirkişi ile davacı

tanıklarının beyanları alınmıştır. Keşif tutanağında; taşınmazın eğiminin

%30-35 olduğu, üzerinde bir adet ev, meyve ağaçları, fındık ağaçları, eğrelti,

çalı, diken ve otların bulunduğu ayrıca kayın ve gürgen ağaçları ile

fidanlarının bulunduğu belirtilmiştir. Öte yandan bu taşınmazın bitişiğinde 101

ada 1 parsel sayılı orman niteliğinde Maliye Hazinesi (Hazine) adına tespit ve

tapuya tescil edilen bir taşınmaz bulunmaktadır.

10. Ziraat uzmanı teknik bilirkişinin 20/6/2011 tarihli

raporunda, uyuşmazlık konusu taşınmazın yıllardır tarımsal amaçlarla

kullanılmadığı ve orman bitki örtüsü taşıyan alanların hâkim olduğu

belirtilmiştir. Orman uzmanı teknik bilirkişinin 4/7/2011 tarihli raporunda, bu

taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu kanaati belirtilmiştir.

11. Yargılama sırasında 22/7/2011 tarihli beşinci oturumda

Mahkemece davanın Orman Genel Müdürlüğüne (İdare) ihbarı yönünde ara kararı

verilmiş, 28/7/2011 tarihli katılma talebi üzerine İdare, asli müdahil

sıfatıyla yargılamaya dâhil edilmiştir.

12. Mahkeme 28/10/2011 tarihinde, başvurucunun açtığı davanın

reddine ve asli müdahil İdarenin açtığı davanın ise kabulüne karar vermiştir.

Bu karara göre uyuşmazlık konusu taşınmazın davalı adına yapılan kadastro

tespitinin iptali ile bu taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya

tesciline karar verilmiştir. Kararda; mahallî bilirkişi ve davacı tanıklarının

bu taşınmazın H.S. ile bir ilgisinin olmadığını, taşınmazın başvurucuya ait

olduğunu bildikleri yönündeki beyanlarına yer verilmiştir. Mahkeme; ayrıca

başvurucunun fasulye ve sebze ekerek bu taşınmazı kullandığını, taşınmazın

üzerinde meyve ağaçları da bulunduğunu ancak başvurucunun bir süredir taşınmazı

kullanmadığını mahallî bilirkişi ve tanıkların beyan ettiğine de değinmiştir.

Kararda orman uzmanı teknik bilirkişinin raporunun hükme esas alındığı

belirtilmiş ve bu raporda yer alan bazı tespitlerden söz edilmiştir. Mahkeme,

1972 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarına göre bu taşınmazın orman

sınırları içinde ve 1960 ile 1984 yıllarına ait memleket haritalarında yeşil

renkli orman rumuzlu alanda kaldığını belirtmiştir. Ayrıca hava fotoğraflarının

stereoskopik incelemesine göre bu taşınmazın çevre ormanlık alanlarla bütünlük

oluşturan orman bitki örtüsü ile kaplı alanda bulunduğu da kararda

açıklanmıştır. Mahkeme, ziraat ve orman uzmanı teknik bilirkişilerin

görüşlerine de yer verdikten sonra dava konusu taşınmazın orman sayılan

yerlerden olup kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilemeyeceği sonucuna

varmıştır.

13. Başvurucu 22/12/2011 tarihinde kararı temyiz etmiştir.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi (Daire) 11/6/2012 tarihinde, eksikliklerin

giderilmesi amacıyla dosyanın Mahkemeye iadesine karar vermiştir. Bu ilamda

öncelikle uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan

orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı

ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla

birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneğinin getirtilmesi

istenmiştir. Daire ayrıca kadastro ve orman uzmanı teknik bilirkişilerden

kesinleşmiş orman kadastrosu ve aplikasyonu çalışmalarına ait haritaların

kadastro paftası ölçeklerinin denkleştirilerek aynı altlık üzerinde

gösterildiği krokili bir ek rapor aldırılması gerektiğini belirtmiştir.

14. Yargıtay ilamı doğrultusunda Mahkeme 12/7/2014 tarihinde

Orman İşletme Müdürlüğünden orman tahdit haritasını istemiş, orman ve kadastro

uzmanı teknik bilirkişilerden getirtilen bu harita ile kadastro paftasının aynı

ölçekte aynı altlık üzerinde çakıştırıldığı krokili bir ek bilirkişi raporu

aldırmıştır.

15. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden (UYAP) sorgulandığında

bu ek bilirkişi raporunun tebliğ edilmeden dava dosyasının temyiz incelemesi

için Daireye gönderildiği görülmektedir. Dairenin 25/6/2013 tarihli ilamıyla

hükmün onanmasına karar verilmiştir. Onama ilamında, kararın dayandığı

gerekçeye atıfta bulunulmuş ve özellikle keşif sonucu düzenlenen bilirkişi

raporunda taşınmazın eylemli biçimde orman olduğunun tespit edilmesi nedeniyle

temyiz itirazlarının reddi gerektiği belirtilmiştir.

16. Başvurucu, ek bilirkişi raporunun kendisine tebliğ

edilmemesinin usule aykırı olduğunu belirtmiş ve yargılama sırasında tebliğ

edilen diğer bilirkişi raporlarıyla ilgili itirazlarını sıralayarak karar

düzeltme talebinde bulunmuştur. Dairenin 21/4/2014 tarihli ilamıyla

başvurucunun karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.

17. Nihai karar, başvurucu vekiline 3/6/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 2/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun "Tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların

tespiti" kenar başlıklı 14. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam

yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100

dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az

yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi

veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”

20. 3402 sayılı Kanun’un

"Kamu malları" kenar başlıklı 16. maddesinin ilgili

kısımları şöyledir:

“Kamunun ortak kullanılmasına veya bir kamu hizmetinin görülmesine

ayrılan yerlerle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz

yerlerden:

...

D) Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan

ormanlar, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde, özel kanunları hükümlerine

tabidir.”

21. 3402 sayılı Kanun'un

"İhya edilen taşınmaz mallar" kenar başlıklı 17. maddesi

şöyledir:

"Orman sayılmayan Devletin hüküm ve

tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf

ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen

taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya

halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir.

..."

22. 3402 sayılı Kanun'un 18. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

"Orta malları, hizmet malları, ormanlar

ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen

yerler ile kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlı

olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez."

23. 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Tabii olarak yetişen ve emekle

yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman

sayılır"

24. 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

"Bu yerler dışında orman sınırlarında

hiçbir suretle daraltma yapılamaz."

25. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 280. maddesi şöyledir:

"Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine

incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı

olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce

birer örneği taraflara tebliğ edilir."

B. Uluslararası Hukuk

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında,

mülkiyet hakkının kapsamı konusunda mevzuat hükümlerinden ve derece

mahkemelerinin bunlara ilişkin yorumundan bağımsız olarak “özerk bir yorum”

esas alınmaktadır (Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010,

§ 62; Anheuser-Busch Inc./Portekiz

[BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, § 63; Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99,

30/11/2004, § 124; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004,

§ 129).

27. AİHM, mülkiyet hakkına ilişkin Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin mülkiyeti elde

etme hakkını koruma altına almadığını kabul etmektedir (Slivenko ve diğerleri/Letonya [BD] (k.k.),

B. No: 48321/99, 23/1/2002, § 121; Fener Rum

Erkek Lisesi Vakfı/Türkiye, B. No: 34478/97, 9/1/2007, § 52).

28. AİHM, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının ancak

müdahalenin Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1.

maddesinin anlamı kapsamında bir "mülk" ile ilişkili olması durumunda

ileri sürülebileceğini belirtmektedir. Buna göre alacak haklarını da içeren mevcut

mülk veya mal varlığı yanında mülkiyet hakkının elde edilebileceği yönündeki en

azından bir "meşru beklenti" de mülkiyet hakkı kapsamında

değerlendirilebilir (Kopecký/Slovakya [BD], B. No: 44912/98,

28/9/2004,§ 35; Lihtenştayn Prensi Hans-Adam II/Almanya [BD], B. No: 42527/98,

12/7/2001, § 83; meşru beklenti kavramının ilk defa geliştirildiği kararlar

için Pine Valley Developments

Ltd ve diğerleri/İrlanda, B. No: 12742/87,

29/11/1991, § 51; Stretch/Birleşik Krallık, B. No: 44277/98,

24/6/2003, § 35; Pressos Companía Naviera S.A. ve diğerleri/Belçika, B. No:

17849/91, 20/11/1995, § 31).

29. Bununla birlikte AİHM içtihatlarına göre temelsiz bir hak

kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamında

savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli

değildir (Kopecký/Slovakya, § 35; Gratzinger ve Gratzingerova/Çek

Cumhuriyeti (k.k.) [BD],B. No: 39794/98,

10/7/2002, § 69). İç hukukun ne şekilde yorumlanacağına ve uygulanacağına dair

bir uyuşmazlık olduğunda ve bu bağlamda başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların ulusal mahkemelerce kesin olarak reddedildiği durumlarda “meşru bir

beklentinin” bulunduğu sonucuna

varılamaz (Kopecký/Slovakya, §§ 50, 52; Jantner/Slovakya, B. No: 39050/97, 4/3/2003, §§ 29-33).

30. AİHM içtihatlarında sıklıkla -her ne kadar anlaşılabilir

olsa da- basit beklenti ile daha somut nitelikte olması ve hukuki bir

düzenlemeye ya da iç hukukta yerleşik ve istikrarlı bir yargı kararına

dayanması gereken meşru beklenti arasındaki fark vurgulanmaktadır (Kopecký/Slovakya, § 52; Bozcaada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfi/Türkiye

(k.k.), B. No: 22522/03, 9/12/2008).

31. Kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilmesi bakımından

AİHM, mülkiyet hakkının kapsamını belirlerken iç hukuktaki düzenlemeler ile

yargısal uygulamaları gözeterek sonuca varmaktadır. Buna göre mera, orman gibi

alanların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağı yönündeki Türk

hukukundaki düzenlemeler nedeniyle başvurucuların, bu taşınmazların mülkiyetini

elde etmelerini sağlayabilecek bir meşru beklentinin doğmasının mümkün

bulunmadığı kabul edilmiştir (Sarısoy ve

diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 21303/07,

14/10/2014, § 35); Kadir Gündüz/Türkiye

(k.k.), B. No: 50253/99, 18/10/2007; Nane ve diğerleri/Türkiye, No. 41192/04,

24/11/2009, §§ 25-28; Bölükbaş ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 29799/02, 9/2/2010, § 26; Usta/Türkiye (k.k.),

B. No: 32212/11, 27/11/2012, § 44). Öte yandan İpseftel/Türkiye (B. No: 18638/05, 26/5/2015, §§ 48-69) kararında

ise yine iç hukuktaki düzenlemelere işaret edilmiştir. Bu kararlar ile

22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesindeki

kazandırıcı zamanaşımı koşulları gerçekleştikten sonra verilen idari ve

yargısal kararlarla başvurana, toplumun genel yararının gerekleri ile bireysel

hakların korunmasının gerekleri arasında düzenlenmesi gereken adil dengeyi

sağlayacak nitelikte herhangi bir tazminat ödenmeksizin, mülkiyetin

kaybettirilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 21/6/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Silahların Eşitliği ve

Çelişmeli Yargılama İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

33. Başvurucu, açmış olduğu kadastro tespitine itiraz davasında

verilen hükmün temyizine ilişkin inceleme devam ederken Yargıtayın

eksikliğin giderilmesine ilişkin ilamı doğrultusunda aldırılan ek bilirkişi

raporunun tebliğ edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Genel İlkeler

34. Anayasa Mahkemesinin birçok kararında, adil yargılanma

hakkının unsurlarından birisinin silahların eşitliği ilkesi olduğu, silahların

eşitliği ilkesinin davanın taraflarının usuli haklar

bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre

daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde

mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına geldiği

açıklanmıştır (Yaşasın Aslan, B.

No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı

olan çelişmeli yargılanma hakkının ise kural olarak bir hukuk ya da ceza

davasında tüm taraflara gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi

sahibi olma ve bunlarla ilgili görüş bildirebilme imkânı verdiği belirtilmiştir

(Ömer Topuz, B. No: 2013/6833,

3/4/2014, § 57).

35. Yine Anayasa Mahkemesi, yargılamanın hakkaniyetine ilişkin

herhangi bir eksiklikliğin belli koşullar altında

ister aynı seviyede isterse daha üst bir mahkeme tarafından daha sonraki bir

aşamada telafi edilebildiği durumlarda hak ihlalinin söz konusu olmayacağını belirtmiştir

(Hamiyet Köseoğlu, B. No:

2013/1341, 21/5/2015, § 30).

2. İlkelerin Olaya

Uygulanması

36. Somut olayda başvurucunun açtığı kadastro tespitine itiraz

davasında Mahkeme, yapılan keşif ile orman ve ziraat uzmanı teknik

bilirkişilerin raporlarını hükme esas alarak 28/10/2011 tarihinde davanın

reddine karar vermiştir. Başvurucu hükmü temyiz etmiş, Dairenin 11/6/2012

tarihli ilamıyla eksikliğin giderilmesi amacıyla dosyanın İlk Derece

Mahkemesine iadesine karar verilmiştir. Daire, kesinleşmiş orman kadastrosu ve

aplikasyonu çalışmalarına ait haritaların kadastro paftası ölçeklerinin

denkleştirilerek aynı altlık üzerinde gösterildiği krokili bir ek rapor

aldırılması gerektiğini belirtmiştir. Mahkemece bu doğrultuda orman ve kadastro

uzmanı teknik bilirkişilerden müşterek imzalı bir ek rapor aldırılmış ve dava

dosyası yeniden Daireye gönderilmiştir. Dairenin 25/6/2013 tarihli ilamıyla

hükmün onanmasına karar verilmiş, 21/4/2014 tarihinde de başvurucunun karar

düzeltme talebi reddedilmiştir.

37. Başvuruya konu dava dosyası UYAP kayıtlarından

incelendiğinde başvurucunun da belirttiği gibi söz konusu ek bilirkişi

raporunun başvurucuya tebliğ edilmemiş olduğu anlaşılmaktadır. Ancak ek

bilirkişi raporunun tebliğ edilmemesi nedeniyle başvurucuya rapora karşı

itirazlarını sunma fırsatı tanınmamış ise de başvurucunun onama ilamıyla

birlikte raporun içeriğini öğrendiği ve karar düzeltme aşamasında rapora karşı

görüş ve itirazlarını ileri sürebilme imkânını bulduğu görülmektedir.

Dolayısıyla eksikliğin sonraki aşamada telafi edildiği, yargılamanın bütününe

göre başvurucu açısından herhangi bir hak kaybının söz konusu olmadığı sonucuna

ulaşılmaktadır. Kaldı ki Yargıtayın onama ilamında,

yapılan keşif ve önceki bilirkişi raporlarına atıfta bulunularak taşınmazın

özellikle eylemli olarak orman olması nedeniyle temyiz itirazlarının

reddedildiği belirtilmektedir. Bu durumda Yargıtay onama ilamındaki bu gerekçe

dikkate alındığında orman ve kadastro haritalarının aynı ölçekte ve aynı

altlıkta gösterilmesine ilişkin krokinin düzenlenmesinden ibaret ek rapor

aldırılmasının yargılamanın sonucunu değiştirmesi bakımından etkili olmadığı da

değerlendirilmektedir.

38. Açıklanan gerekçelerle silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

39. Başvurucu, uyuşmazlık konusu taşınmazın zilyetliğinde

olduğunu ve bu taşınmazın orman arazisinde kalmadığını belirtmiştir.

Başvurucuya göre Derece Mahkemelerince kendiliğinden İdarenin davaya dâhil

edilerek orman ağaçları bulunduğu gerekçesiyle taşınmazın orman vasfıyla Hazine

adına tescil edilmesi hakkaniyete uygun bir karar değildir. Başvurucu, kadastro

sırasında yanlışlıkla üçüncü bir kişi adına tespit edilen ancak kendisine ait

olduğunu iddia ettiği taşınmazın orman vasfında olduğu tespit edilerek elinden

alınması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

40. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın

35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

41. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mülkiyet hakkının ihlali iddiası

yanında kadastro tespitine itiraz davasının reddedilerek taşınmazın orman

vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Ancak başvurucunun temel

iddiası, uyuşmazlık konusu taşınmazın zilyetlik yoluyla kazandırıcı zamanaşımı

hükümlerine dayalı olarak kendisine ait olmasına rağmen orman sahası olarak

tespit ve tescil edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine

ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun yargılamanın sonucunun adil olmadığına

ilişkin şikâyetinin de mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

42. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı; mevcut

mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi

olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati ne

kadar güçlü olursa olsun Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir.

Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir "ekonomik değer"

veya icrası mümkün bir "alacağı" elde etmeye yönelik "meşru bir

beklenti" Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir.

Meşru beklenti makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir alacağın

doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma

ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına dayanan

yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma

beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın

varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:

2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37).

43. Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklenti olmayıp

bir kanun hükmü, yerleşik bir yargısal içtihat veya ayni menfaatle ilgili

hukuki bir işleme dayalı beklentidir (Selçuk

Emiroğlu, B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 28). Dolayısıyla Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma kapsamında olan meşru beklentiye dayalı mülkiyet

hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasının

tanınmasına bağlı olup bu tanım, mevzuat hükümleri ve yargı kararları ile

yapılmaktadır (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd.

Şti., B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37). Bu çerçevede mülkiyet

hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse önce böyle bir hakkının var

olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa

Ateşoğlu ve diğerleri, B. No: 2013/1178, 5/11/2015, §§ 49-54).

44. Başvuru konusu olayda başvurucu, kadastro sırasında üçüncü

bir kişi adına tespit edilen taşınmazın kendisine ait olduğu iddiasıyla bu kişi

aleyhine kadastro tespitine itiraz davası açmıştır. Başvurucunun kadastro

öncesine ait bir tapu kaydı bulunmamaktadır. Başvurucu gerek açtığı kadastro tespitine

itiraz davasında gerekse de bireysel başvuruda bir tapu kaydına

dayanmamaktadır. Dolayısıyla ihlal iddiasına konu taşınmazın kadastro

tespitinden önceki hukuki süreçlerde başvurucu adına tescil edildiğine ve

başvurucunun malik olarak muamele gördüğüne ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır.

Başvurucu esas itibarıyla mülk edinmeyi sağlayan zilyetlik yoluyla olağanüstü

kazandırıcı zamanaşımı koşullarının lehine gerçekleştiği ve bu suretle

uyuşmazlık konusu taşınmazın mülkiyetini edindiğini iddia etmektedir.

45. Öncelikle başvurucunun kendisini vekil ile temsil ettirdiği

duruşmalı olarak görülen yargılamada, başvurucuya itiraz ve savunmalarını

ortaya koyabilme ve delillerini sunabilme olanağının tanındığı anlaşılmaktadır.

Kadastro Mahkemesi, taşınmazın başında keşif yapmış; keşif sırasında mahallî

bilirkişi ve davacı tanıklarını dinlemiş; aynı zamanda orman, kadastro ve

ziraat uzmanı teknik bilirkişilerden raporlar almıştır. Yapılan yargılama

neticesinde tarafların delillerini değerlendiren Mahkeme, dava konusu

taşınmazın orman olduğunun belirlenmesi nedeniyle özel mülke konu olamayacağı

ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilemeyeceği gerekçesiyle

başvurucunun davasının reddine karar vermiştir. Başvurucunun temyiz ve karar

düzeltme istemleri de aynı gerekçelerle Yargıtayca

reddedilmiştir.

46. Anayasa Mahkemesinin delillerin değerlendirilmesi ve hukuk

kurallarının yorumlanmasına yönelik şikâyetler bakımından görevi ise bireysel

başvurunun ikincil doğası gereği sınırlıdır. Derece mahkemeleri önünde hukukun

ne şekilde yorumlanacağına ve uygulanacağına dair bir uyuşmazlık olduğunda ve

bu bağlamda başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların derece mahkemelerince

kesin olarak reddedildiği durumlarda açık bir keyfîlik

veya bariz bir takdir hatası olmadığı sürece “meşru bir beklentinin” bulunduğu sonucuna varılamaz.

47. Somut olayda Derece Mahkemelerinin gerekçesinin, özellikle

uyuşmazlık konusu taşınmazın eylemli olarak orman olduğu olgusu ve 3402 sayılı

Kanun'un 18. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen orman niteliğindeki

taşınmazların zilyetlik yoluyla edinilmesinin mümkün olmadığı yönündeki hükme

dayandığı anlaşılmaktadır. Mahallinde yapılan keşif, mahallî bilirkişi ve tanık

beyanları ile bilirkişi raporlarını esas alan Derece Mahkemelerince, dava

konusu taşınmaz yönünden başvurucu yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde

öngörülen kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinmeyi sağlayan zilyetlikle

edinme koşullarının oluşmadığı belirlenmiştir. Bu durumda başvurucunun, yapılan

yargılama neticesinde orman olduğu belirlenen uyuşmazlık konusu taşınmazın

mülkiyetini kazandırıcı zamanaşımı yoluyla elde ettiğini ispat edemediği

anlaşılmaktadır.

48. Başvurucu ayrıca, İdarenin resen davaya dâhil edildiğini

ileri sürmektedir. Ancak davanın ihbarı üzerine İdarenin davaya müdahale

dilekçesi verdiği görülmektedir. Öte yandan kazandırıcı zamanaşımı koşullarının

başvurucu yararına gerçekleştiğinin kanıtlanamadığı tespit edildiğine göre

İdarenin davaya dâhil edilmesinin başvurucu bakımından sonuca bir etkisi

bulunmamaktadır. Zira İdare davaya dâhil edilmemiş olsa da başvurucunun

zilyetlik yoluyla kazandırıcı zamanaşımı koşullarının gerçekleştiğini ispat

etmesi gerekir.

49. Ayrıca belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 35. maddesi soyut

bir temele dayalı olarak mülkiyete erişmeyi ve mülkiyeti edinmeyi değil

mülkiyet hakkını güvence altına almaktadır.

50. Sonuç olarak somut başvuru açısından yeterli bir hukuki

temele dayalı olmadığından başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında bir mülkü veya en azından mülkiyeti

elde etme yönünde bir meşru beklentisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.

51. Açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

21/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

Lütfiye

YILMAZ

Vekili

:

Av. Arzu

YILMAZ ERGÜNAÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/14578, 21 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 48321/99, 23/1/2002, § 121; Fener Rum
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Silahların Eşitliği ve
  12. B. Mülkiyet Hakkının
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Yıldırım
  15. Özgüldür
  16. Kömürcü
  17. Yılmaz
  18. Yılmaz Ergünaç
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/14578
Tarih
21 Haziran 2017

İlgili Kararlar

  • Haydar Demirhan ve Serdar Demirhan Başvurusu (B. No: 2014/11821)
  • Sümer Uzun ve Özer Uzun Başvurusu (B. No: 2014/4557)
  • Onur Girginer Başvurusu (B. No: 2014/10352)
  • Necmettin İnan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2276)
  • Şeyhmus Yavuz Başvurusu (B. No: 2014/15076)
  • Roche Dıagnostıcs Turkey A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/20036)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.