İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adnan Ağaoğlu Başvurusu (B. No: 2017/32485)

1. Başvuru; hisse devir sözleşmesinin iptali neticesinde

Başvuru No2017/32485Tarih3 Kasım 2020Okuma26 dk · 5.262 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Adnan Ağaoğlu Başvurusu

Karar tarihi
3 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2017/32485
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.262 kelime·26 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; hisse devir sözleşmesinin iptali neticesinde

uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemiyle açılan davanın reddedilmesi

nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 22/8/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

A. Uyuşmazlığın

Arka Planı

8. İş adamı olan başvurucu, halka açık olan ve hisseleri

İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB) işlem gören Fon Finansal Kiralama

A.Ş.nin (Fon Finansal Kiralama) hisselerinin %5'ine sahiptir. Yıldız Holding

A.Ş. (Yıldız Holding) ise Fon Finansal Kiralamanın hisselerinin %87'sine

sahiptir.

9. Başvurucu 14/12/2006 tarihine kadar Fon Finansal

Kiralamada genel müdür, 18/4/2008 tarihine kadar da Yönetim Kurulu üyeliği

yapmıştır.

10. Yıldız Holding ile Global Investment House KSCC

(Global Investment) arasında 17/12/2007 tarihinde Yıldız Holdingin sahip olduğu

Fon Finansal Kiralama hisselerinin %60'ının Global Investmente devredilmesine

ilişkin sözleşme imzalanmıştır. Yine 17/12/2007 tarihinde Yıldız Holding

tarafından hisse devrinin tamamlanmasını müteakip başvurucunun da aralarında

bulunduğu diğer tüm ortakların sahip olduğu hisselerin tamamının satın

alınacağı açıklanmıştır.

11. Fon Finansal Kiralama hisselerinin %60'ının Global

İnvestmente devredilmesine ilişkin özel hâl bildirimleri özetle şöyledir:

i. 18/12/2007 tarihli özel hâl bildiriminde hisselerin

120.000.000 dolar (Amerikan doları) karşılığında satışına ilişkin 17/12/2007

tarihli hisse devir anlaşması imzalandığı, hisse devri için gerekli izinlerin

alınması amacıyla Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Rekabet

Kurulu Başkanlığına başvuruların Global Investment tarafından yapılacağı ve

Global Investmentin halka çağrıda bulunmak üzere Sermaye Piyasası Kuruluna

(SPK) başvuruda bulunacağı açıklanmıştır.

ii. 2/1/2008 tarihli özel hâl bildiriminde ise BDDK ve

Rekabet Kurulundan gerekli izinlerin alınmasından sonra %60 hisse payının

karşılığı olarak anlaşılan 120.000.000 doların ödemesinin nakden ve defaten

yapılacağı ve hisse başına satış fiyatının 12.81 dolar olduğu açıklanmıştır.

iii. 5/3/2008 tarihli özel hâl bildiriminde ise hisse

devri için gerekli olan ön koşulların tamamlanması ve resmî makamlardan gerekli

izinlerin alınması konusunda çalışmaların sürdürüldüğü ve gelişmelerin kamuya

duyurulacağı açıklanmıştır.

iv. 10/3/2008 tarihinde Yıldız Holding tarafından yapılan

özel hâl bildiriminde Yıldız Holdingin hisse miktarının %27.83 olarak

yansıtıldığı görülmektedir.

12. Başvurucunun bir kısım hissesi zorunlu çağrı yapılmadan

önce 7/3/2008 tarihinde zorunlu çağrı için açıklanan fiyattan Yıldız Holding

tarafından satın alınmıştır. Yıldız Holdingin cevap dilekçesinde bir kısım

hisse senedinin 7/3/2008 tarihinde 15.00 TL/adet birim fiyattan, bir kısım

hisse senedinin ise 2/7/2008-4/8/2008 tarihleri arasında ortalama 12.00 TL/adet

birim fiyattan satın alındığı belirtilmiştir.

13. 13/10/2008 tarihinde Yıldız Holdingin Fon Finansal

Kiralama hisselerinin %60'ını Global Investmente satılmasından vazgeçilmiştir.

Ayrıca diğer ortakların hisselerinin de satın alınmayacağı açıklanmıştır.

B. Başvuru

Konusu Yargılama Süreci

14. Başvurucu tarafından Yıldız Holding ve Global

Investment aleyhine 20/11/2008 tarihinde İstanbul Anadolu 1. Ticaret

Mahkemesinde (Mahkeme) tazminat davası açılmıştır. Başvurucu, davalıların

kamuoyunu doğru, açık ve tam zamanında bilgilendirmediklerini iddia etmiştir.

Bu doğrultuda bir kısım hisse senedini borsa dışında devralan Yıldız Holding

tarafından ortaklıkta ulaştığı payla ilgili yapılan açıklama ve sonrasında

Global Investmenti temsilen Yönetim Kurulu üye değişimi birlikte

değerlendirildiğinde devir işleminin bittiği ve Global Investmentin çağrı

yapmak üzere SPK’ya başvuracağı yönünde kesin bir kanaat uyandırıldığını ifade

etmiştir. Başvurucu, netice olarak çağrı yapılması hâlinde hisselerini 12.81

dolar/adet fiyatı ile devretme imkânına sahip olacakken dava tarihi itibarıyla

bu değerin 3.64 TL/adede gerilediğini ileri sürerek tarafına 12.117.076,29 TL

ödenmesini talep etmiştir.

15. Davalılar, 2008 yılında borsanın %52.4 oranında değer

kaybına uğradığını ve başvurucunun hisse senetlerini satmayarak zorunlu çağrıyı

beklemesinden doğan zarardan sorumlu olmayacaklarını savunmuşlardır. Davalı

Global Investment ayrıca sözleşmenin şarta bağlı olduğunu, hisse devir işlemine

izin verilmesi talebinde bulundukları BDDK’nın 6/3/2008 tarihinde yapılan

başvuruya olumlu ya da olumsuz yanıt vermediğini, 10/10/2008 tarihinde Yıldız

Holdinge gönderdikleri yazıda gerekli yasal izinlerin çıkmamış olduğunu da

gözönünde bulundurarak devir işleminden vazgeçildiğini bildirdiklerini,

yatırımcıların da bu durumdan 13/10/2008 tarihinde bilgi sahibi olduğunu

vurgulamıştır.

16. Mahkemece alınan 11/7/2013 havale tarihli bilirkişi

kurulu raporunda davalılar arasında imzalanan hisse devir sözleşmesi de

değerlendirilmiştir. Raporda sözleşmenin bazı hükümlerinin dava konusunu

ilgilendirmediği, tarafların 3. kişilerin bilmesinde sakınca duyacakları farklı

kuruluşlar, ortaklıklar veya iş ilişkilerine dair bilgiler olduğu belirtilerek

sözleşmenin ilgili hükümleri özetlenmiştir. Buna göre bilirkişi raporunda

sözleşmenin ilgili hükümleri özetle şöyledir:

i. Davalılar arasında imzalanan sözleşmenin II.

maddesinin satıştaki hisselerin satın alınması, satın alma ve ödeme başlıklı

2/2 a, b ve c hükümlerine göre satışa konu hisselerin satın alma bedelinin 120

milyon dolar olduğu, 60 milyon doların işbu anlaşmada yer alan şartlara ve

bunlarda ortaya konulan koşullara tabi olarak alıcı taraf feragatnamesinin

teslim edilmesini takip eden yedi iş günü içinde peşin, kalan 60 milyon doların

ise bir ertesi gün değerinde yatırılması talimatının verilmesi taraflarca

kararlaştırılmıştır.

ii. Sözleşmenin III. maddesinin 3.1. maddesinde alıcının

ön koşulları, 3.2. maddesinde satıcının ön koşulları ve 3.3. maddesinde de

ortak ön koşullara yer verilmiştir. Satışa konu hisselerin satışı ve alımı ile

ilgili BDDK onayının usulüne uygun olarak temin edilmesinin alıcı Global

Investmentin yükümlülüğünde olması taraflarca kararlaştırılmıştır.

iii. Sözleşmenin 3.3. maddesinde, Rekabet Kurulu onayının

Rekabet Kurumunun satışa konu hisselerin satıcı tarafından bu sözleşmeye uygun

bir şekilde alıcıya devrini onaylaması olarak ifade edilmiştir. Burada yer alan

tekellüfler, herhangi bir halel getirmeksizin satışa konu hisseler ile ilgili

tüm menfaatler ve riskler satışa konu hisseleri temsil eden hisse senetlerinin

alıcıya teslimi ve devrinin ardından kapanışın tamamlanmasıyla birlikte alıcıya

geçecektir.

iv. Alıcı onayları temin etmek için gereken veya önerilen

başvurusunu zamanında ve doğru bir şekilde yapacaktır. 3.1, 3.2. ve 3.3 sayılı

maddelerde açıklanan Rekabet Kurulu ve BDDK onaylarını temin etmek için

eksiksiz bir iş birliği sergileyeceklerdir. Alıcı bu konuda atılan tüm adımları

zamanında satıcıya bildirecektir. Satıcı ve alıcı, Rekabet Kurumu ve SPK'ya

başvuruda bulunmadan önce gerekli tüm bilgileri paylaşacaktır.

v. Sözleşmenin "Muvafakatler, İhlal

Olmaması" başlıklı 5.4. maddesinin 5.4/b fıkrasına göre alıcı; Rekabet

Kurumu, BDDK ve SPK da dâhil olmak üzere hükûmet kurumlarından herhangi birinin

talep ettiği her türlü belgeyi usulüne uygun olarak ve zamanında tedarik

edecektir. Sözleşmenin 5.4/c fıkrasında; herhangi bir tüzük veya kanunu ya da

alıcı ile ilgili herhangi bir hükûmet kurumunun herhangi bir hükmünü, kararnamesini,

kararını, yönetmeliğini veya kuralını ihlal etmeyecektir.

vi. Sözleşmenin "Satıcı Tarafından Tazmin"

başlıklı 8.2 maddesinde ise 8.1 maddesinde belirtilen sınırlamalara tabi olmak

kaydıyla satıcı, alıcının tazmin edilen kişilerini tazmin edecek; savunacak ve

zarar görmelerini önleyecektir.

vii. Sözleşmenin feshi 9. maddede düzenlenmiştir. 9.1/d fıkrasına

göre fesheden tarafın o anda sözleşme kapsamında temerrüde düşmemiş olması

kaydıyla kapanış meydana gelmemiş ise bu sözleşmenin imza tarihinden itibaren

altı ay içinde ya da kapanış tarihi taraflarca karşılıklı olarak uzatılmışsa üç

ay içinde diğer tarafa herhangi bir yükümlülük yüklemeksizin karşılıklı yazılı

mütabakatla satıcının yükümlülüklerinden herhangi birisini tekellüfü veya

taahhüdü ihlal etmesiyle ya da alıcının yükümlülüklerinden herhangi birisini

tekellüfü veya taahhüdü ihlal etmesiyle konuya ilişkin yazılı bildirimden

sonraki on beş gün içinde bu ihlallerin düzeltilmemesi durumunda yazılı

ihbarname gönderilmek suretiyle alıcı veya satıcı tarafından feshedilebilir.

17. Davalılar arasındaki sözleşmeye ilişkin bilirkişi

raporundaki değerlendirme şöyledir:

"Davacı ve Davalılar arasında

imzalanan Hisse Devir Sözleşmesinin bu maddelerinden de görüleceği üzere hisse

devrinin davalılar arasında imzalanan sözleşmesinin 3.1, 3.2 ve 3.3

maddelerinde belirtilen ön koşulların tümünün yerine getirilmesi halinde

gerçekleşeceği taraflarca kabul edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan

sözleşmenin 9. maddesinde yer alan hükümden de görüleceği üzere, sözleşmenin

geçerliliği 6 ay ile sınırlandırılmış sözleşmenin kapanışının karşılıklı olarak

3 ay uzatılabileceği kararlaştırılmış olup, bu süre içinde taraflar

birbirlerine her hangi bir sorumluluk yüklemeksizin sözleşmeyi

feshedebilecektir. Hisse devri açısından önemli olan ve Kamuya açıklanması

gereken bu süre hakkında taraflarca her hangi bir açıklama yapılmamış olup,

13/10/2008 tarihinde sözleşmenin 6 ay sonunda Yıldız Holding AS tarafından

fesih edildiğine ilişkin kamuya açıklama yapılmıştır. Davalılar Yıldız Holding

A.Ş ve Global Investment House KSCC ile dava dışı FFK Fon Finansal Kiralama A.Ş

arasında 17/12/2007 tarihli 'Hissedarlar Sözleşmesi imzalanmış olup (bu

sözleşmenin imzalanması FFK Fon Finansal Kiralama A.Ş.' nin elinde bulundurduğu

FKB hisselerini, TFKB. SPA. çerçevesinde tasarlanan işlemlerin anmasından

itibaren 3 yıllık bir süre boyunca bir üçüncü şahsa devrini

sınırlandırmaktadır.) bu sözleşmede yer alan şirketlerin hisse satışı

dışındaki, idari ve mali ilişkilerinin düzenlendiği (hissedarların garantileri,

tarafların akitleri, dış kaynak kullanımı, faaliyet, şirket genel kurulu,

yönetim kurulu üyeleri ve yönetim, şirket denetçileri, finansman ve teminatlar,

bütçeler vbg. hususlara ait) sözleşme hükümlerinin, davacı tarafından

bilinmesinin ticari sir (gizli bilgiler şirket veya hissedarlarının veya

filyallerinin işleriyle ilgili olup şirket tarafından herhangi bir hissedara

veya bir hissedar tarafından bir başka hissedara bu sözleşmenin tarihinden önce

veya sonra açıklanan, gerek yazılı veya sözlü olarak gerek bir başka yolla ve

doğrudan veya dolaylı olarak ve bu sözleşmenin ve hisse satın alma

sözleşmesinin şartlarıyla burada bahsedilen her türlü konuyu içeren gizli

nitelikte tüm bilgilerdir. sözleşme md. 1.1.) olarak değerlendirilebileceği,

sözleşmede söz konusu şirketlerin Ticaret Siciline kayıtlı olmaları ve Ticaret

Sicilinin aleni olması nedeniyle söz konusu şirketlerin Ticari Sır kapsamında

değerlendirilemeyeceği görüş ve kanaatindeyiz."

18. Mahkemece 21/5/2014 tarihinde davanın reddine karar

verilmiştir. Kararın gerekçesi özetle şöyledir:

i. Hisse devir sözleşmesinin imzalanması hakkında özel

hâl açıklamalarında bulunulduğu görülse de bu açıklamaların tebliğde belirtilen

şartların yerine getirilmediği, tam tersine yanıltıcı olduğu, sözleşmenin sona

ereceği yönünde kamuya açıklamada bulunulmadığı, 10/3/2008 tarihinde Yıldız

Holding tarafından yapılan açıklamada ise hisse devri sanki gerçekleşmiş gibi

hisse miktarının %27,83 olarak yansıtıldığı vurgulanmıştır.

ii. Davalıların sermaye piyasasına aykırı hareket

etmelerinin hukuka aykırı bir fiil teşkil ettiği ve kusurlu oldukları

açıklandıktan sonra başvurucunun zorunlu çağrı gerçekleşseydi elde edeceği

hisse bedeli ile bu hisselerin dava açıldığı sıradaki değeri arasındaki farkın

zarar teşkil ettiği kabul edilse dahi hukuka aykırı fiil ile zarar arasında

illiyet bağı olmadığı sonucuna varılmıştır.

iii. Bu sonuca ulaşılırken başvurucunun Fon Finansal

Kiralamada genel müdür sıfatıyla görev yapmış olduğu, hisse senedi piyasası

konusunda bilgili olduğu ve hisse devrinin gerçekleşmesi hâlinde devralınan

hisseler bakımından davalı Global Investmentin çağrıda bulunma yükümlülüğünün

doğacağı, devrin gerçekleşmemesi hâlinde ise bu yükümlülüğün ortadan

kalkacağını bildiği ve başvurucunun devrin gerçekleşmemesi riskini alarak

hareket ettiği belirtilmiştir. Netice itibarıyla başvurucunun bu hareketiyle

davalıların hukuka aykırı fiili ile uğradığı zarar arasındaki illiyet bağını

kopardığı ifade edilmiştir.

19. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Yargıtay

11. Hukuk Dairesince (Daire) 17/11/2015 tarihinde kararın gerekçesi

düzeltilerek onanmıştır. Kararın gerekçesi özetle şöyledir:

i. Davalıların İMKB'ye bildirim yapmakla yükümlü olduğu,

hisse devrine ilişkin olarak dava dışı Fon Finansal Kiralama aracılığıyla özel

hâl bildiriminde bulunulduğu, bundan sonra meri tebliğ uyarınca herhangi bir

gelişme olmasa dahi altmış günlük sürelerle bildirimde bulunulmasının gerektiği

açıklanmıştır. Ardından davalıların bu kurala uymadığı, devir sözleşmesinde

devir için birtakım şartlar öngörülmesine rağmen bunun özel hâl bildirimlerinde

açıklanmadığı belirtilerek davalıların meri tebliğin bir kısım hükümlerini

ihlal etmeleri karşısında hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği ifade edilmiştir.

ii. Öte yandan başvurucunun hisse devrinin gerçekleşeceği

düşüncesiyle hisselerini elden çıkarmaması ve sonrasında hisse bedellerinin

düşmesi sonucu ortada bir zarar bulunduğu da açıklanmıştır.

iii. Ancak Mahkemenin davalıların hukuka aykırı eylemleri

ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığına ilişkin değerlendirmesinin

doğru olmadığı vurgulanarak başvurucunun hisse piyasaları konusunda bilgili bir

kişi olması, zarar ile hukuka aykırı fiil arasındaki bağı koparmadığı

belirtilmiştir.

iv. Gerek davalılarca gerekse de dava dışı Fon Finansal

Kiralama tarafından İMKB'ye yapılan özel hâl bildirimlerinde hisse satış

anlaşmasının imzalandığı, hisseleri alacak davalı şirketin mali durumunun ve

büyüklüğünün gösterildiği, BDDK ve Rekabet Kurulundan gerekli izin ve onayların

alınmasını müteakip öngörülen hisse bedelinin ödeneceği, son olarak hisse

satışından vazgeçildiği, hisse devir sözleşmesinin feshedildiği hususlarının

bildirildiği açıklanmıştır.

v. Buna göre davalılar arasında yapılan hisse alım satım

sözleşmesine ilişkin temel hususların kamuya açıklanmış olduğu ve süreç

hakkında yanlış veya yanıltıcı bilgi de verilmediği değerlendirilmiştir. Ayrıca

10/3/2008 tarihli özel hâl bildiriminde gerçekleşmesi öngörülen hisse devrinden

sonraki pay durumunun yazılmış olmasının da yapılan tüm bildirimlerle birlikte

değerlendirildiğinde yanıltıcı nitelikte kabul edilemeyeceği, zira bu tarihten

sonraki 8/4/2008 tarihli özel hâl bildiriminde hisse devrine izin için Rekabet

Kurumuna başvuruda bulunulduğunun açıklanmış olduğu ve sonraki bildirimlerden

devrin henüz gerçekleşmediğinin kesin bir biçimde anlaşıldığı vurgulanmıştır.

vi. Netice olarak hisse devir sürecine ilişkin temel

unsurların kamuya açıklanmış olması karşısında sırf birtakım bildirimlerin

süresinde yapılmaması, davalıların 10/3/2008 tarihli bildirimde hisse oranının

yanlış gösterilmesi ve sözleşmenin süresinin gösterilmemesi şeklinde

gerçekleşen hukuka aykırı eylemleri ile başvurucunun bu açıklamalar nedeniyle

hisse senetlerini elinden çıkarmadığı iddiasına dayalı zararı arasında uygun

illiyet bağı bulunduğunun kabulünün mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.

Bununla birlikte başvurunun 10/3/2008 tarihinden başlamak üzere değişik

tarihlerde ve değişik bedellerle bir kısım hissesini elinden çıkarmış olmasının

dahi uygun illiyet bağının bulunmadığını teyit ettiğini gösterdiği kabul

edilmiştir.

20. Başvurucunun karar düzeltme talebi de aynı Daire

tarafından 22/6/2017 tarihinde reddedilmiştir.

21. Nihai karar 23/7/2017 tebliğ edilmiştir.

22. Başvurucu 22/8/2017 tarihinde başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

23. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar

Kanunu'nun 49. maddesi şöyledir:

“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille

başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk

kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren

de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”

24. 6098 sayılı Kanun'un 50. maddesi şöyledir:

“Zarar gören, zararını ve zarar verenin

kusurunu ispat yükü altındadır.

Uğranılan zararın miktarı tam olarak

ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı

önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak

belirler. ”

25. 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı mülga Sermaye

Piyasası Kanunu’nun "Kamunun Aydınlatılmasında Özel Durumlar"

başlıklı 16/A maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Halka açık anonim ortaklıkların

sermaye ve yönetiminde kontrolü sağlamak amacıyla pay sahiplerine çağrıda

bulunarak, hisse senedi toplama girişiminde bulunulmasında veya genel

kurullarda oy hakkını kullanmak için vekalet istenmesinde veya ortaklığın pay

dağılımının önemli ölçüde değişmesi sonucu veren, hisse senedi el

değiştirmelerinde, sermaye artırımlarında, birleşme ve devirlerde, menkul

kıymetlerin değerini etkileyebilecek önemli olay ve gelişmelerden Kurul, küçük

pay sahiplerinin korunması ve kamunun aydınlatılmasını sağlamak amacıyla

düzenlemeler yapar.

Hisse senetleri borsalar ve

teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören anonim ortaklıkların yönetim

kurulu üyeleri, genel müdür ve yardımcıları ile sermayenin % 10 veya daha

fazlasına sahip ortakları, malik oldukları anonim ortaklıklara ait hisse

senetleriyle ilgili olarak, Kurulun kamuya aydınlatma açısından gerekli gördüğü

bilgileri, belirlenecek şekil ve esaslar dahilinde Kurul ve ilgili borsalara ve

teşkilatlanmış diğer piyasalara bildirmekle yükümlüdürler."

26. 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasaları

Kanunu’nun 32. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

"(4) Yanlış, yanıltıcı veya eksik

bilgiler içeren izahnamenin geçerlilik süresi boyunca; diğer kamuyu aydınlatma

belgelerinin ise kamuya açıklandığı tarihten hemen sonra, ilk halka arzdan veya

borsada satın alınan veya satılan sermaye piyasası araçlarının, gerçeğe uygun

bilginin ortaya çıktığı tarihten hemen sonra borsada satılması veya satın

alınması üzerine yatırımcıların malvarlıklarında zarar meydana gelmesi hâlinde

bu maddeye göre ileri sürülecek tazminat talepleri açısından kamuyu aydınlatma

belgesi ile zarar arasında illiyet bağı kurulmuş sayılır."

27. 2499 sayılı mülga Kanun’un 16/A maddesine dayanılarak

çıkarılan Sermaye Piyasası Kurulunun mülga seri: VIII, No: 39 sayılı Özel

Durumların Kamuya Açıklanmasına İlişkin Esaslar Tebliği'nin (Tebliğ) "Özel

durumlar" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:

"Bu maddede belirtilen özel

durumların gerçekleşmesi halinde, bu Tebliğde belirtilen esaslar çerçevesinde

kamuya açıklama yapılır. Ancak yapılacak açıklamalar aşağıda belirtilen

durumlarla sınırlı olmayıp, yatırım kararlarını ve sermaye piyasası araçlarının

değerini etkileyebilecek her türlü bilginin bu Tebliğ hükümleri çerçevesinde

kamuya açıklanması zorunludur.

...

Bir gerçek veya tüzel kişinin veya bu

gerçek veya tüzel kişi ile birlikte hareket eden diğer gerçek veya tüzel

kişilerin, doğrudan veya dolaylı olarak ortaklıktaki toplam oy hakkının veya

sermayenin en az %5, %10,%15,%20,% 25, 1/3, % 50, 2/3 ve %75 ine veya daha

fazlasına sahip olması veya ortaklıktaki toplam oy hakkının veya sermaye

payının sözkonusu oranların altına düşmesi,

...

Bir kurucuya ait yatırım fonlarının

doğrudan veya dolaylı olarak ortaklık sermayesinin veya toplam oy hakkının %5,

%10, %15, %20,% 25, 1/3, % 50,2/3 ve %75ine veya daha fazlasına sahip olması,

toplam oy hakkının veya sermaye payının söz konusu oranların altına düşmesi,

...

Ortaklığın yönetim kurulu başkan ve

üyeleri, murahhas müdürleri, genel müdür ve yardımcıları, denetimden sorumlu

komite üyeleri, denetçileri ile ortaklıkta önemli karar ve yetki sorumluluğu

taşıyan diğer kişilerin atanması, ayrılması veya herhangi bir nedenle

değişmesi,

...

Ortaklar veya üçüncü şahıslar

tarafından, ortaklığın hisse senetlerine ya da ortaklık tarafından diğer

ortaklıkların hisse senetlerine yönelik olarak; çağrıda bulunarak hisse senedi

veya vekalet toplanmasına karar verilmesi, Kurul tebliğleri uyarınca çağrıda

bulunma zorunluluğunun ortaya çıkması, bu zorunluluktan muaf tutulma veya

çağrıda bulunma başvurusunda bulunulması, başvurunun sonuçlanması,

...

Kamu kurumları ile özel sektör

kuruluşlarınca ortaklığı doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyecek karar

alınması ya da açıklama yapılması,"

28. Tebliğ'in "Açıklamanın kapsam ve niteliği"

kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:

"Bu Tebliğ uyarınca yapılacak

açıklamalar, açıklamadan yararlanacak kişi ve kuruluşların karar vermelerine

yardımcı olacak ölçüde, zamanında, doğru, tam, dolaysız, anlaşılabilir ve

yeterli olmalı; özel durumun doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi için

zorunluysa bu durumun ilgili olduğu karşı taraf belirtilmeli, değişikliklerin

ve/veya etkilerinin miktar veya tutar olarak ifade edilebilmesi halinde, yapılacak

açıklamalarda miktar ve tutara yer verilmelidir. Önceden yapılmış olan özel

durum açıklamalarında meydana gelen gelişmeler ve değişiklikler sürekli olarak

güncellenerek kamuya duyurulur. Daha önce özel durum açıklaması yoluyla kamuya

duyurulan ve henüz sonuçlanmamış bir hususta herhangi bir gelişme olmaz ise, bu

durum konuya ilişkin son özel durum açıklama tarihinden itibaren altmışar

günlük sürelerle, gerekçeleri ile birlikte kamuya açıklanır. Bu Tebliğde geçen

önemli kavramı, sermaye piyasası araçlarının değerini ve yatırım kararlarını

etkileyebilecek ve mevcut koşullar altında önemli olarak addedilebilecek olan

veya bir varlık ya da ilgili mali tablo kaleminde %10 ve üzerindeki bir oranda

değişiklik yaratabilecek olan bilgiyi ifade eder. Özel durumlara ilişkin

açıklamalar yanlış, yanıltıcı, mesnetsiz abartılı veya eksik olamayacağı gibi,

ortaklıkların mevcut durumları hakkında yanlış kanaat uyandıracak nitelikte de

olamaz. Bu Tebliğ uyarınca açıklanması zorunlu aşamaya gelmiş olmakla beraber,

miktar, tutar veya işlem olarak bazı belirsizlikler içeren özel durumlar, söz

konusu belirsizlikler ve bu belirsizliklerin ortadan kalkacağı muhtemel tarih,

(varsa) koşullarıyla birlikte kamuya açıklanır. Karar alınması aşamasında

yapılacak özel durum açıklamalarında, kararın uygulamaya geçirilmesi için

öngörülen süre ve uygulamayı önleyebilecek unsurlar da açıklamaya eklenir. Özel

durum açıklamalarından sorumlu, ortaklığı temsile yetkili kişiler belirlenerek

ilgili Borsaya veya Kurula bildirilir. Söz konusu kişilerin değişmesi halinde

de bildirim yapılır. Bu Tebliğin uygulanmasında özel kanunlardaki hükümler

saklıdır"

29. Tebliğ'in "Görüşmelere ilişkin bildirimler "

kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:

"Bu Tebliğ kapsamında özel durum

açıklaması yapılması sonucunu doğuracak iş ve işlemlere veya görüşmelere

ilişkin olarak; görüşmelerin başlangıcında, kesinleşen hususlarda her aşamada

ve sonuç aşamasında özel durum açıklaması yapılması zorunludur."

30. Tebliğ'in "Sermaye piyasası araçları Borsada

işlem gören ortaklıklarca yapılacak açıklamanın şekli " kenar başlıklı

12. maddesi şöyledir:

"Sermaye piyasası araçlarından

herhangi biri bir Borsada işlem gören ortaklıklarca, bu Tebliğin 5, 6, 7, 8 ve

11 inci maddelerinde belirtilen özel durumlar veya özel durumlardaki değişiklikler

ortaya çıktığı veya öğrenildiği anda en seri haberleşme vasıtasıyla ilgili

Borsaya bu özel durum hakkında bir açıklamanın ulaştırılması zorunludur.

Açıklama ayrıca Ek/2’de yer alan forma

uygun olarak, en geç durumun ortaya çıktığı günü izleyen iş günü saat 9:00’a

kadar ilgili Borsaya ulaştırılır.

Kurul tarafından uygun görülen hallerde

Borsa tarafından bazı özel durumların bildirim esaslarına ilişkin olarak ayrıca

düzenleme yapılabilir."

31. Tebliğ'in "Hisse senetlerinde işlem yapanların

açıklaması" kenar başlıklı 14. maddesi şöyledir:

"5 inci maddenin (a) bendinin (2)

ve (4) numaralı alt bendleri ile (h) bendinin (6) numaralı alt bendinde

belirtilen özel durumların ortaya çıkması halinde ilgili ortaklığın sermaye

piyasası araçları bir Borsada işlem görmekte ise 12 nci maddede; bunun dışında

kalan ortaklıklarda 13 üncü maddede belirtilen esaslar çerçevesinde, işlemi

gerçekleştirenler veya kurucu tarafından açıklama yapılır. Açıklamanın bir

örneği aynı süre içerisinde ilgili ortaklığa da iletilir.

5 inci maddenin (h) bendinin (1)

numaralı alt bendinde belirtilen alış ve/veya satış işlemlerinde, işlemi yapan

kişilerce, Ek/1 ve Ek/2’de yer alan formlar aracılığı ile aynı gün, ilgili

ortaklığın sermaye piyasası araçları bir Borsada işlem görmekte ise Borsaya,

bunun dışında kalan ortaklıklarda ise Kurula özel durum açıklaması

gönderilir."

32. Tebliğ'in "Açıklamaların kamuya duyurulması

" kenar başlıklı 16. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Sermaye piyasası araçları Borsada

işlem gören ortaklıklarla ilgili açıklamalar, ilgili Borsa tarafından

belirlenen esaslar çerçevesinde; sermaye piyasası araçları Borsada işlem

görmeyen ortaklıklarla ilgili olarak bu Tebliğ uyarınca Kurula gönderilen

bilgiler ise Kurul bülteni ile kamuya duyurulur."

33. Tebliğ'in "Gizlilik" kenar başlıklı 17.

maddesi şöyledir:

"Bu Tebliğ uyarınca açıklanması

gereken özel durum hakkında bilgi sahibi olan tüm kişiler, bu Tebliğ kapsamında

Borsa veya Kurula gönderilen bilgiler 16 ncı madde kapsamında kamuya

duyuruluncaya kadar, söz konusu bilgilerin gizliliğini korumakla

yükümlüdürler."

34. Sermaye Piyasası Kurulunun mülga seri: IV, No: 8

sayılı Halka Açık Anonim Ortaklıklar Genel Kurullarında Vekaleten Oy

Kullanılmasına ve Çağrı Yoluyla Vekalet veya Hisse Senedi Toplanmasına İlişkin

Esaslar Tebliği'nin "Çağrı yoluyla hisse senedi toplanmasında kamuyu

aydınlatma ve bilgi verme" kenar başlıklı 14. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Ortaklıkların sermaye ve

yönetiminde kontrolü sağlamak amacıyla pay sahiplerine çağrıda bulunarak hisse

senedi toplama girişimi, münferiden veya topluca EK.4'de yer alan bilgi

formunun da ekleneceği bir teklifle yapılır. Formun, yeterli, dürüst ve açık

bilgi verecek şekilde düzenlenmesi şarttır."

35. Sermaye Piyasası Kurulunun mülga seri: IV, No: 8

sayılı Tebliğ'in "Çağrıda bulunma zorunluluğu" kenar başlıklı

17. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

"Çağrı yoluyla hisse senedi

toplanması, blok veya münferit alımlar ya da diğer her hangi bir yöntemle, tek

başına veya birlikte hareket ettikleri kişilerle beraber, doğrudan veya dolaylı

olarak bir ortaklığın sermayesinin ve oy haklarının % 25'ine veya daha

fazlasına ya da bu orana bağlı olmaksızın yönetim kontrolünü sağlayan paylarına

sahip olanlar, diğer ortaklara ait hisse senetlerini de satın almak üzere

çağrıda bulunmak zorundadırlar. Tek başına veya birlikte hareket ettiği

kişilerle beraber bir ortaklığın sermayesine ve oy haklarına % 25 ile % 50

arasında bir oranda sahip olanlar da, herhangi bir on iki aylık süre içerisinde

bu oranı, % 10 ya da daha fazla arttırırlarsa, diğer ortaklara ait hisse

senetlerini satın almak üzere çağrıda bulunmakla yükümlüdürler. Söz konusu

oranlara ulaşılmasını izleyen on beş gün içerisinde, çağrı yapmak üzere Kurul'a

başvurulması gereklidir.

Bu madde uyarınca yapılacak çağrıda

ortaklara önerilecek fiyat, birinci fıkrada düzenlenen alımlar, çağrı yoluyla

hisse senedi toplanması sonucunda yapılmışsa, bu çağrıda ortaklara ödenen en

yüksek fiyattan; blok alımlar yoluyla yapılmışsa, blok alımda ödenen en yüksek

fiyattan; diğer yollarla yapılmışsa, alımı yapan kişinin veya birlikte hareket

ettiği kişilerin, alımı yapmalarından önceki üç ay içerisinde ortaklık hisse

senetlerine ödedikleri en yüksek fiyattan daha aşağı olamaz. Önerilecek bedelin

nakit karşılığı olması ve yapılacak çağrının, en az onbeş gün süreyle ortaklara

açık olması zorunludur."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

36. Mahkemenin 3/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

37. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

38. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve

30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı

Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair

Kanun'a geçici madde eklenmiştir. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye

göre yargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya eksik icra

edilmesi ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu

maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest

olan bireysel başvuruların, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen

kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak

müracaat üzerine Bakanlık İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

39. Ferat Yüksel (B. No: 53984/00, 30/3/2004, §

37) kararında Anayasa Mahkemesi, yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen

bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun ilk

bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesi olduğunu değerlendirmiştir. Buna göre Tazminat

Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin

bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak

başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı

vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 27-36).

40. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

42. Başvurucu; SPK tarafından hazırlanan rapor ve

davalılar arasındaki hisse devri sözleşmesinin gizli bilgi, ticari sır olduğu

belirtilerek sunulmadığını, bilirkişi raporlarında gizlilik kararına konu

belgeler de incelenerek hukuka aykırılığın ortaya konduğunu, davada davalıların

bilgisinde olan ve bilirkişi raporundan anlaşıldığı kadarıyla davalıların

hukuka aykırı davrandıklarının delili olan belgelerin mahkemece gizli kabul

edilmesiyle yargılamanın bütününe aktif katılımın engellendiğini belirtmiştir.

Başvurucu ayrıca üç bilirkişi raporunda lehine değerlendirme yapılmışken

aleyhine görüşün sunulduğu raporun esas alındığını ifade etmiş ve diğer

bilirkişi raporlarının kabul edilmeme sebebinin açıklanmamasından şikâyetçi

olmuştur.

43. Başvurucu bununla birlikte 6362 sayılı Kanun'un 32.

maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan değişikliğin dikkate alınmadığını,

davalıların hukuka aykırı işlemleri ile zarar arasında illiyet bağı olmadığı

yönündeki derece mahkemelerinin gerekçelerinin hukukun temel ilkelerine aykırı

olduğunu, makul bir gerekçe belirtilmediğini, uzun zaman önce yaptığı bir görev

ve yapmadığı başka bir görev sebebiyle illiyet bağının kesildiğinin kabul

edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

44. Başvurucu; sonuç olarak davalıların aralarındaki

sözleşme süreci hakkında kamuoyunun eksik, yanıltıcı ve geç bilgilendirmeleri

sonucu sözleşmenin olağan şekilde seyrettiğine ve hisselerinin satın

alınacağına güven oluşturulması nedeniyle zarara uğratıldığını belirterek

mülkiyet ve gerekçeli karar hakları ile çelişmeli yargılanma ilkesinin ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

45. Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras

haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,

kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum

yararına aykırı olamaz."

46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun hisse senetlerinde meydana gelen değer kaybının

karşılanmamasına ilişkin şikâyetlerinin mülkiyet hakkını ilgilendirdiği

anlaşıldığından başvurunun bu kapsamda incelenmesi uygun görülmüştür.

a. Genel

İlkeler

47. Mülkiyet hakkının korunmasının devlete birtakım

pozitif yükümlülükler yüklediği hususu Anayasa'nın 35. maddesinin lafzında açık

bir biçimde düzenlenmemiş ise de bu güvencenin sadece devlete atfedilebilen

müdahalelere yönelik sınırlamalar getirdiği, bireyi üçüncü kişilerin

müdahalelerine karşı korumasız bıraktığı düşünülemez. Pozitif yükümlülüklerin

ortaya çıkmasının nedeni gerçek anlamda koruma sağlanmasıdır. Buna göre

anılan maddede bir temel hak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyet

hakkının gerçekten ve etkili bir şekilde korunabilmesi yalnızca devletin

müdahaleden kaçınmasına bağlı değildir. Gerçek anlamda koruma sağlanması için

devletin negatif yükümlülükleri dışında pozitif yükümlülüklerinin de olması

gerekir. Dolayısıyla Anayasa'nın 5. ve 35. maddeleri uyarınca devletin mülkiyet

hakkının korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu bağlamda

söz konusu pozitif yükümlülükler, kimi durumlarda özel kişiler arasındaki

uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere mülkiyet hakkının korunması için belirli

tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir (Türkiye Emekliler Derneği, B.

No: 2012/1035, 17/7/2014, §§ 34-38; Eyyüp Boynukara, B. No: 2013/7842,

17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol

Ürünleri Sanayi Ticaret Limitet Şirketi, B. No: 2014/8649, 15/2/2017, §

43).

48. Devletin pozitif yükümlülükleri mülkiyet hakkına

yapılan müdahalelere karşı usule ilişkin güvenceleri sunan yargısal yolları da

içeren etkili hukuksal bir çerçeve oluşturma, oluşturulan bu hukuksal çerçeve

kapsamında yargısal ve idari makamların bireylerin özel kişilerle olan

uyuşmazlıklarında etkili, adil bir karar vermesini temin etme sorumluluklarını

da içermektedir (Selahattin Turan, B. No: 2014/11410, 22/6/2017, § 41).

49. Özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda tarafların

birbirleriyle çatışan menfaatleri bulunmaktadır. Dolayısıyla tarafların karşı

karşıya gelen menfaatleri çerçevesinde mülkiyet hakkını korumakla yükümlü

bulunan devletin maddi ve usule ilişkin pozitif yükümlülüklerini yerine getirip

getirmediği dikkate alınarak sonuca varılmalıdır. Bu bağlamda ilk olarak

belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir bir kanun hükmünün mevcut olup olmadığı

irdelenmelidir.

50. İkinci olarak mülkiyet hakkına yapılan müdahaleye

etkin bir biçimde itiraz edebilme, savunma ve iddialarını yetkili makamlar

önünde ortaya koyabilme olanağının başvuruculara tanınıp tanınmadığı

incelenmelidir. Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvenceden söz

etmemektedir. Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamda korunabilmesi

bakımından bu madde -Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da ifade

edildiği üzere- mülk sahibine müdahalenin makul olmayan şekilde ya da kanun

dışı veya keyfî uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar

önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması güvencesini

kapsamaktadır. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarak

yapılmalıdır (Züliye Öztürk, B. No: 2014/1734, 14/9/2017, § 36; Bekir

Yazıcı [GK], B. No: 2013/3044, 17/12/2015, § 71).

51. Mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri hem özel

kişiler arasındaki mülkiyet uyuşmazlıklarında hem de taraflardan birinin kamu

gücü olduğu durumlarda geçerlidir. Bu bağlamda mülkiyet hakkının korunmasının

söz konusu olduğu durumlarda usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerine

getirildiğinden söz edilebilmesi için derece mahkemelerinin kararlarında konu

ile ilgili ve yeterli gerekçe bulunmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki bu

zorunluluk davacının bütün iddialarına cevap verilmesi anlamına gelmemekle

birlikte mülkiyet hakkını ilgilendiren, davanın sonucuna etkili, esasa ilişkin

temel iddia ve itirazların yargılama makamlarınca özenli bir şekilde

değerlendirilerek karşılanması gerekmektedir (Kamil Darbaz ve GMO Yapı Grup

End. San. Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/12563, 24/5/2018, § 52).

52. Son olarak kişilerin mülkiyet haklarını koruyacak ve

onlara yeterli güvenceler sağlayacak hukuksal mekanizmaların oluşturulup

oluşturulmadığı incelenmelidir. Özel kişilerin mülkiyet haklarının çatıştığı bu

gibi durumlarda bunlardan hangisine üstünlük tanınacağının takdiri, kanun

koyucuya ve somut olayın koşulları gözönünde bulundurularak derece

mahkemelerine ait bir yetkidir. Bununla birlikte her iki tarafın menfaatlerinin

mümkün olduğunca dengelenmesi ve sürecin taraflardan biri aleyhine ölçüsüz bir

sonuca da yol açmaması gerekir. Menfaatler dengesinin kurulmasında taraflardan

biri aleyhine bireysel olarak aşırı ve olağan dışı bir külfetin yüklenmesi,

pozitif yükümlülüklerin ihlali sonucunu doğurabilir. Olayın bütün koşulları ve

taraflara tanınan tüm imkânlar ile tarafların tutum ve davranışları gözönünde

bulundurularak menfaatlerin adil bir şekilde dengelenip dengelenmediği

değerlendirilmelidir (Faik Tari ve Sultan Tari, B. No: 2014/12321,

20/7/2017, § 52).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

53. Başvurucu, davalıların bilgisinde olan ve bilirkişi

raporunda belirtildiği kadarıyla davalıların hukuka aykırı davrandığının delili

olan belgelerin Mahkemece gizli kabul edilmesiyle yargılamanın bütününe aktif

katılımın engellendiğini iddia etmiştir. Bununla birlikte hisse devir

sözleşmesinde taraflar dışındaki şirketlere ilişkin de bilgilerin bulunması

nedeniyle bilirkişi raporunda üçüncü kişilere ait bu bilgilere yer

verilmeksizin sözleşmenin ilgili hükümlerinin açıklandığı anlaşılmıştır (bkz. §

17). Buna göre başvurucunun bilirkişi raporundaki açıklamalar doğrultusunda

sözleşmenin esaslı hükümlerine vakıf olduğu değerlendirilmiştir.

54. Öte yandan başvurucunun, sözleşmenin davalıların

hukuka aykırı işlemde bulunduklarının delili olduğuna ilişkin iddiası, derece

mahkemeleri tarafından da kabul edilerek değerlendirme yapıldığı

anlaşıldığından başvurucunun bu iddiasının da açıkça dayanaktan yoksun olduğu

kabul edilmiştir (bkz. §§ 18-19).

55. Başvurucu ayrıca üç bilirkişi raporunda lehine

değerlendirme yapılmışken aleyhine görüşün sunulduğu raporun esas alındığını ve

diğer bilirkişi raporlarının kabul edilmeme nedeninin açıklanmadığını iddia

etmiş ancak başvuru formu ekinde bilirkişi raporlarını sunmamıştır. Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) yapılan inceleme neticesinde sadece

11/7/2013 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunun ve aynı bilirkişiler

tarafından sunulan ek bilirkişi raporunun olduğu anlaşılmıştır. Diğer taraftan

derece mahkemelerinin bilirkişi raporlarının hükme esas alındığına ilişkin

gerekçe belirtmediğini vurgulamak gerekir. Dolayısıyla başvurucunun bu

iddialarını temellendiremediği sonucuna varılmıştır.

56. Başvurucunun temel şikâyeti, hissedarı olduğu

şirketin hisselerinin devri konusunda davalıların İMKB'ye eksik ve yanlış

bildirimlerde bulunarak kendisini zarara uğratmalarına rağmen derece

mahkemelerince illiyet bağının olmadığı yönünde yapılan değerlendirmelerin

makul bir gerekçe içermediği ve hukuka aykırı olduğudur.

57. Öncelikle başvurucunun mahkemeye sunduğu 13/9/2013

tarihli dilekçesinde; 14/12/2006 tarihine kadar Fon Finansal Kiralamada genel

müdür, 18/4/2008 tarihine kadar da yönetim kurulu üyeliği yaptığını bizzat

kendisinin beyan ettiğini vurgulamak gerekir. Mahkeme de başvurucunun Fon

Finansal Kiralamada genel müdür sıfatıyla görev yapmış olduğunu, hisse senedi

piyasası konusunda bilgili olduğunu ve devrin gerçekleşmemesi riskini alarak

hareket ettiğini değerlendirerek davalıların hukuka aykırı fiiliyle oluşan

zarar arasındaki illiyet bağının kesildiğini kabul etmiştir (bkz. § 18).

58. Daire tarafından da davalıların hukuka aykırı fiilin

ve buna bağlı olarak zararın gerçekleştiği kabul edilmiş ancak başvurucunun

hisse piyasaları konusunda bilgili bir kişi olması, zarar ile hukuka aykırı

fiil arasındaki bağı koparmadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte İMKB'ye

yapılan özel hâl bildirimlerinde, hisse satım sözleşmesine ilişkin temel

hususların kamuya açıklanmış olduğu ve süreç hakkında yanlış veya yanıltıcı

bilgi de verilmediği ifade edilmiştir. Netice olarak hisse devir sürecine

ilişkin temel unsurların kamuya açıklanmış olması karşısında sırf birtakım

bildirimlerin süresinde yapılmaması, 10/3/2008 tarihli bildirimde hisse

oranının yanlış gösterilmesi ve sözleşmenin süresinin gösterilmemesi şeklinde

gerçekleşen davalıların hukuka aykırı eylemleri ile başvurucunun bu açıklamalar

nedeniyle hisse senetlerini elinden çıkarmadığı iddiasına dayalı zararı arasında

uygun illiyet bağı bulunduğunun kabulünün mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.

Öte yandan başvurucunun 10/3/2008 tarihinden başlamak üzere değişik tarihlerde

ve değişik bedellerle bir kısım hisselerini elinden çıkarmış olmasının uygun

illiyet bağının bulunmadığını teyit ettiği vurgulanmıştır (bkz. § 19).

59. Buna göre somut olayda yapılan açık yargılama sonunda

tarafların davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmalarının

tartışılarak verilen kararlarda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu

görülmektedir. Derece mahkemelerinin gerekçelerinin hukuka aykırı olduğu

iddiası ise delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının

yorumlanmasına ilişkin olup mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık

bir keyfîlik oluşturan bir hususun bulunmadığı anlaşılmaktadır.

60. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 3/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Mahmut ALTIN Başvurucu : Adnan AĞAOĞLU Vekili : Av. İbrahim Doğu ÖZTEKİN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/32485, 3 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Uyuşmazlığın
  10. B. Başvuru
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Makul Sürede
  16. B. Mülkiyet
  17. A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  18. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  19. M. Emin KUZ
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/32485
Tarih
3 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Adem Bolat ve Şahinler Tekstil Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2019/26658)
  • Ahmet Ülger ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/30878)
  • Fidan Kaytar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/8306)
  • Kenan Arslan ve Yusuf Sönmez Başvurusu (B. No: 2017/30700)
  • Gökhan Gündüz Başvurusu (B. No: 2017/32051)
  • Serkan Sevinç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/36748)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.