İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Çilgin Başvurusu (B. No: 2014/18849)

1. Başvuru, hükmen tutuklu olduğu sırada başvurucuya oğlunun

Başvuru No2014/18849Tarih11 Ocak 2017Okuma19 dk · 3.739 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Çilgin Başvurusu

Karar tarihi
11 Ocak 2017
Başvuru Numarası
2014/18849
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.739 kelime·19 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hükmen tutuklu olduğu sırada başvurucuya oğlunun

cenaze törenine katılması için izin verilmemesi nedeniyle özel ve aile hayatına

saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/12/2014 tarihinde, Bayburt Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 28/3/2016 tarihinde,

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 28/3/2016 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 20/6/2016 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

23/6/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 27/6/2016 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ile erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Doğubayazıt Cumhuriyet Savcısı'nın yerine

getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürülmesi eylemine ilişkin olarak -bu fiilin

işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vadetmek suretiyle- suça iştirak

ettiği gerekçesiyle Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin 3/4/2013 tarihli kararıyla

20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmıştır. Söz konusu karar, Yargıtay 16. Ceza

Dairesinin 15/6/2015 tarihli ve E.2015/1098, K.2015/174 sayılı kararı ile

onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu, Bayburt M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

bulunmaktadır.

9. Doğubayazıt Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Bayburt M Tipi

Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna hitaben yazılan 1/11/2014 tarihli yazıda;

başvurucunun, doğum tarihi 25/8/1999 olan oğlunun, yüksekten düşme sonucu

31/10/2014 tarihinde vefat etmiş olduğu, cenazenin kesin ölüm sebebinin tespiti

için Trabzon Adli Tıp Grup Başkanlığına gönderildiği belirtilmiş ve durumdan

başvurucuya bilgi verilmesi istenilmiştir.

10. Başvurucu, 1/11/2014 tarihinde Bayburt Cumhuriyet

Başsavcılığına başvurarak oğlunun, Ahmedihani

Mahallesi, ... Doğubayazıt/Ağrı adresinde yapılacak cenaze törenine

katılabilmesi için izin talep etmiştir. Söz konusu dilekçede cenaze töreninin

ne zaman yapılacağı veya iznin hangi tarihten itibaren başlayacağı açıkça

belirtilmemiştir. Bununla birlikte ülkemizdeki yaygın inanca ve geleneklere

bağlı olarak adli işlemler veya benzer zaruri haller dışında cenazenin mümkün

olan en kısa sürede defin edilmesi dikkate alındığında, başvurucunun dilekçe

tarihi olan 1/11/2014 tarihinden itibaren izin almak istediği anlaşılmaktadır.

Nitekim başvurucu, Bakanlık görüşüne verdiği cevap dilekçesinde, cenazenin iki

gün bekletildikten sonra defnedildiğini ifade etmiştir.

11. Bayburt Cumhuriyet Başsavcılığı 1/11/2014 tarihli "Çok İvedi" ibareli yazısıyla

başvurucunun talebini Erzurum Ağır Ceza Mahkemesine ileterek talep hakkında

karar verilmesi istenmiştir.

12. Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesince izin verilmesinin güvenlik

bakımından sakınca oluşturup oluşturmayacağı araştırılmıştır. Bu kapsamda

Bayburt İl Jandarma Komutanlığının 1/11/2014 tarihli ve 9120-4098-14 Asy. sayılı yazısında, "... sevkin yapılacağı

güzergahın terör yönünden riskli bölgede bulunduğu, sevk edilecek hükümlünün

tehlikeli hükümlülerden olduğu, öngörülen sevk tarihlerinin Erzurum Jandarma

Bölge Komutanlığınca bildirilen emniyetli yol günleri içinde olmadığı, sevk

tarihinden en az iki gün önce yol güzergahındaki birliklerin gerekli emniyet

tedbirlerini alması maksadıyla mesaj çekilmesinin gerektiği, cenaze töreninin

yapılacağı yerde oluşabilecek provokasyonda başvurucunun ve devriye

personelinin can güvenliği tehlikeye girebileceğinden bölgede gerekli emniyet

tedbirleri alınmadan sevkin gerçekleştirilmesinin uygun olmayacağı"

bildirilmiştir.

13. Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/11/2014 tarihli ve

2014/841 Değişik İş sayılı kararıyla başvurucunun cenaze törenine katılmasının

güvenlik yönünden uygun olmadığı gerekçesiyle talep reddedilmiştir. Kararın

gerekçesi şöyledir:

“Hükümlünün, ... dilekçesi ile oğlunun vefatı

sebebi ile (... Doğubayazıt/Ağrı adresinde yapılacak) cenazesine katılmak için

mazeret izin talebinde bulunduğu anlaşılmış, …5275 Sayılı Kanunun 116/2.

maddesi gereği güvenlik bakımından sanığın cenazeye katılmasının sakınca

oluşturup oluşturmayacağı yönünden Bayburt Cumhuriyet Başsavcılığından mütalaa

istenilmiş, gelen cevabi yazı ve ekindeki Bayburt İl Jandarma Komutanlığının

yaptığı araştırma tutanağında hükümözlü sanık Ahmet Çilgin'in cezasına konu suçun vasıf ve mahiyeti açısından

tehlikeli tutuklu ve hükümlülerden olduğu, cenaze töreninin yapıldığı mahalde

herhangi bir provakasyonun meydana gelmesi halinde

hükümlü ve devriyenin can güvenliğinin tehlike altına girebileceği, sevkin

yapılacağı güzergahın terör yönünden riskli bölgede bulunduğu, netice olarak

mütalaada hükümözlü sanık Ahmet Çilgin'in

cenazeye katılmasının güvenlik bakımından sakıncalı olduğu yönünde görüş

bildirildiği görülmüştür.

5275 Sayılı Kanunun 116/2 maddesi gereği hükümözlü sanığın oğlunun cenaze törenine katılması

talebinin yukarıda belirtilen nedenlerle hükümözlü

sanığın can güvenliği bakımından sakınca oluşturduğu, bu açıdan yasal koşulları

oluşmadığından talebin reddine.”

14. Başvurucu bu karara karşı itiraz yoluna başvurmuştur. İtiraz

mercii olan Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/11/2014 tarihli ve 2014/869

Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun itirazının reddine karar verilmiştir.

Bu karar başvurucuya 25/11/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 1/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanun’un 8/8/2011 tarihli ve 650 sayılı Kanun Hükmünde

Kararname ile değişik 116. maddesinin (2) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:

“İkinci derece dâhil kan veya kayın hısımlarından birinin ya da eşinin

ölümü hâlinde, tutukluya, soruşturma evresinde soruşturmayı yapan Cumhuriyet

savcısı, kovuşturma evresinde kovuşturmayı yürüten hâkim veya mahkeme

tarafından, soruşturmanın veya kovuşturmanın selameti ve güvenlik bakımından

sakınca oluşturmaması koşuluyla, dış güvenlik görevlisinin refakatinde yol

süresi dışında iki güne kadar cenazeye katılması için izin verilebilir.

…

İkinci ve üçüncü fıkraya göre izin verilen tutuklunun, izin süresi

içinde gece konaklaması gerektiği takdirde, kendi evi veya ikinci fıkrada

belirtilen bir yakınının evinde, güvenli görülen başka bir yerde ya da gidilen

yerde bulunan kapalı ceza infaz kurumunda kalmasına, güvenlik hususu

değerlendirilmek ve gerekli güvenlik tedbirleri alınmak suretiyle, gidilen yerin

valisi tarafından karar verilir. Yurt dışına çıkmasını gerektirmesi durumunda

tutukluya, bu madde gereğince izin verilemez”

17. 28/6/2013 tarihli ve 28691 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan,

Hükümlü ve Tutuklulara Yakınlarının Ölümü veya Hastalığı Nedeniyle

Verilebilecek Mazeret İzinlerine Dair Yönetmelik’in (Yönetmelik) 4. maddesi

şöyledir:

“(1) Bu Yönetmelikte geçen;

a)Dış güvenlik birimi: Mazeret izni verilen hükümlü veya tutuklunun

bulunduğu ceza infaz kurumunun dış güvenliğinden sorumlu jandarma birimini,

b) Dış güvenlik görevlisi: Dış güvenlik biriminde görev yapan, hükümlü

veya tutukluya izin süresince refakat eden jandarma görevlilerini,

…

İfade eder.”

18. Anılan Yönetmelik’in 5. maddesi şöyledir:

“….

(2) Soruşturmanın veya kovuşturmanın selameti ve güvenlik bakımından

sakınca oluşturmaması koşuluyla tutuklulara; ikinci derece dâhil kan veya kayın

hısımlarından birinin ya da eşinin ölümü hâlinde, soruşturma evresinde

soruşturmayı yapan Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde ilgili hâkim veya

mahkeme tarafından yol süresi hariç iki güne kadar cenazeye katılması amacıyla

izin verilebilir.

(3) Hükümlü ve tutukluların, izin sırasında gece konakladıkları ev,

ceza infaz kurumu veya diğer yerlerde geçirdikleri tüm süreler izin süresine

dâhildir.

(4) 20/3/2006tarihli ve 2006/10218 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla

yürürlüğe konulan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 138 inci maddesinin altıncı fıkrası

çerçevesinde, bu maddeye göre izin verilen hükümlü ve tutuklulardan;

a) Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunanlar dış güvenlik görevlisi

refakatinde,

b) Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitim evlerinde bulunanlar ise refakatsiz,

izne gönderilir.”

19. Anılan Yönetmelik’in 9. maddesi şöyledir:

“1) Hükümlü veya tutukluya refakat eden dış güvenlik yetkilisinin bilgi

vermesi ve talebi hâlinde izne gidilen yerdeki kolluk birimleri tarafından

cenaze merasiminin yapılacağı veya konaklanacak yerde ya da talep edilen başka

bir yerde gerekli güvenlik tedbirleri alınır.

(2) Hükümlü veya tutuklu, izin süresince dış güvenlik görevlilerinin

yakın nezareti altında bulundurulur.

(3) Konaklanacak yerin içi ve çevresi de dâhil olmak üzere izin

süresince alınacak tüm güvenlik tedbirlerinin nitelik ve kapsamı,

görevlendirilecek personelin sayısı ve giyeceği kıyafet ile gerektiğinde

hükümlü veya tutukluya devamlı ya da geçici suretle kelepçe takılıp

takılmayacağı, dış güvenlik yetkilisi tarafından şahsın işlediği suç türü,

kişisel durumu, koşullu salıverilme tarihi ve mevcut güvenlik riskleri dikkate

alınarak belirlenir.

(4) Mazeret izni verilen tutuklu veya hükümlünün çocuk olması

durumunda, iznin geçirileceği ilin valiliği tarafından pedagog, psikolog veya

sosyal hizmet uzmanı görevlendirilebilir.”

20. Aynı Yönetmelik’in 12. maddesi şöyledir:

“Hükümlü veya tutuklunun konakladığı yerde kendisi ya da güvenlik

görevlileri yönünden kontrolü mümkün olmayan güvenlik riski oluşması hâlinde,

dış güvenlik yetkilisinin kararı ve sorumluluğunda şahıs en yakın ceza infaz

kurumuna veya güvenli görülen başka bir yere konulur ve bu durum tutanağa

bağlanarak derhâl valiliğe bildirilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 11/1/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, oğlunun cenaze törenine katılamadığı için büyük

üzüntü duyduğunu, medyadan takip ettiği kadarıyla başka yerlerde tutuklu ve

hükümlülere cenazeye katılma izni verildiğini, bu iznin kendisine tanınmaması

nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş; manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özünü, yargı

makamlarınca oğlunun cenaze törenine katılmasına izin verilmemesi sonucu son

görevini yerine getirememesi, ailesinin acısını paylaşamaması sebebiyle manevi

ıstırap duyması oluşturmaktadır. Buna göre söz konusu şikâyet Anayasa’nın 20.

maddesinde düzenlenen özel ve aile hayatına saygı hakkını ilgilendirmekte olup

bu çerçevede inceleme yapılmıştır (Beşir

Doğan, B. No: 2013/2335, 15/12/2015,§ 19).

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel ve

aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

25. Başvurucu, oğlunun cenazesine katılmasına izin verilmemesi

nedeniyle özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

26. Bakanlık görüşünde, cenazeye katılma izninin hangi

koşullarda verilebileceğinin kanunla öngörüldüğünü, yerel Mahkemenin takdir

yetkisi çerçevesinde güvenliğin sağlanamayacağı gerekçesiyle izin

verilmediğini, üst Mahkemenin de aynı gerekçeyle itirazı reddettiğini

bildirmiştir. Öte yandan Bakanlık; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarına atıfta bulunarak özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkına

müdahalenin incelenmesinde kanunilik, meşru amaç, demokratik toplumda

gereklilik ve ölçülülük değerlendirilmesinin yapılması gerektiğini ifade

etmiştir.

27. Başvurucu, Bakanlık görüşüne verdiği cevapta önceki

iddialarını tekrar etmiştir.

a. Genel İlkeler

28. Anayasa'nın "Özel

hayatın gizliliği" kenar başlıklı 20. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının

gizliliğine dokunulamaz”

29. Anayasa’nın “Ailenin

korunması ve çocuk hakları” kenar başlıklı 41. maddesi şöyledir:

“Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların

korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için

gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça

aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme

hakkına sahiptir.

Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu

tedbirleri alır.”

30. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasında “herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir” hükmüne yer verilmek

suretiyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı düzenlenmiştir. Bununla

birlikte ailenin sosyal yapısının yanısıra toplum

hayatında oynadığı rol de gözetilerek ailenin korunması hususunda devletin

pozitif yükümlülüklerini belirtmek açısından Anayasa’nın 41. maddesinde

tamamlayıcı bir düzenleme bulunmaktadır. Anayasa’nın 20. ve 41. maddelerindeki

düzenlemeler aile hayatına saygı ve bu hayatın korunması hususunda sadece birey

merkezli bir değerlendirmeden öte ailenin diğer fertleri ve genel olarak toplum

menfaatleri de gözetilerek bir değerlendirme yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

Bu nedenle aile hayatına saygı hakkı bakımından Anayasa’nın 20. maddesinin 41.

madde ile birlikte uygulanması gerekmektedir (Mehmet

Koray Eryaşa, B. No:2013/6693, 16/4/2015,

§ 87; Beşir Doğan,§ 27-30).

31. Özel hayat kavramı eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş bir

kavram olup "bireyin kişiliğini geliştirmesi ve gerçekleştirmesi" kavramı,

özel hayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde temel alınmaktadır. Bu

yönü ile değerlendirildiğinde bahsi geçen hak, ilişki kurmak ve geliştirmek

üzere çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir (Serap Tortuk, B.

No: 2013/9660, 21/1/2015, § 31). Söz konusu olan diğer kişilerin içine aile

fertlerinin de dahil olduğunda kuşku bulunmamaktadır ve aile ilişkilerinin

normal bir şekilde sürdürülebilmesi, aile fertlerinin birbiriyle zaman

geçirebilmesi de özel hayata saygı hakkının konusu kapsamındadır (Marcus Frank Cerny [GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 36; Beşir Doğan,§ 27).

32. Anayasa’nın 19. maddesi gereği hükümlü ve tutukluların özel

hayata ve aile hayatına birtakım sınırlamaların getirilmiş olması, hukuka uygun

olarak cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Bu bağlamda

idarenin tutuklu ve hükümlülerin özel ve aile hayatına müdahale konusunda

takdir yetkisinin daha geniş olduğu gözetilmelidir. Bununla birlikte tutuklu ve

hükümlülerin Anayasa’da yer alan temel hak ve hürriyetlerin tamamına sahip

oldukları da gözetilerek kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi ile özel ve

aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı arasında adil bir denge sağlanmalıdır (Mehmet Koray Eryaşa,

§ 89).

b. Genel İlkelerin Somut Olaya Uygulanması

i. Müdahalenin Varlığı

33. Somut olayda hükmen tutuklu bulunan başvurucunun, oğlunun

cenazesine katılma talebi reddedilmiştir. Dolayısıyla anılan işlemin

başvurucunun özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkına bir

müdahale oluşturduğu açıktır (Beşir Doğan,

B. No: 2013/2335, 15/12/2015, § 30; benzer yönde AİHM kararları için bkz. Ploski/Polonya, B. No: 26761/95, 12/11/2002, §

32; Banaszkowski/Polonya, B. No: 40950/12, 25/3/2014, §

21; Giszczak/Polonya, B. No: 40195/08, 29/11/2011, §

27).

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

34. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı

olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve

ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

35. Yukarıda anılan müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığının

belirlenmesinde Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun

düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen

nedenlere dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmama koşulları yönünden inceleme yapılması gerekir.

Kanunilik

36. Tutukluların yakınlarının vefatı hâlinde cenaze törenlerine

katılmalarına imkân veren düzenleme, 5275 sayılı Kanun’un 116. maddesinin (2)

numaralı fıkrasında yer almaktadır. Anılan fıkrada hangi koşullarda tutuklunun

yakınlarının cenazesine katılmasına izin verilebileceği ayrıntılı şekilde

belirlenmiştir. Ayrıca Yönetmelik’te de konuyla ilgili düzenlemelere yer

verilmiştir. Bu kapsamda somut olayda başvurucunun özel ve aile hayatına saygı

hakkına yapılan müdahalenin kanuni bir dayanağının mevcut olduğu

anlaşılmaktadır.

37. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında yapılan

değerlendirmeler neticesinde, anılan mevzuat hükümlerinin “kanunilik” ölçütünü

karşıladığı sonucuna varılmıştır (Beşir

Doğan, §§ 34-35). Somut olayda bu sonuçtan ayrılmayı gerektirecek

bir iddia ve tespit de bulunmamaktadır.

Meşru Amaç

38. Anayasa'nın 13. maddesi temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasını, ilgili hak ve özgürlüğe ilişkin Anayasa maddesinde

gösterilen özel sınırlandırma sebeplerinin bulunmasına bağlı kılmıştır.

39. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel

sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan

bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın diğer maddelerinde yer alan

kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Buna

göre Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete

yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere

sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir. (AYM, E. 2014/87, K.2015/112,

8/12/2015; E. 2016/37, K.2016/135, 14/7/2016, § 9; E.2013/130, K.2014/18,

29/1/2014;Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187,

19/12/2013, § 33).

40. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası yönünden özel

sınırlama nedeni düzenlenmemiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, birtakım

sınırlama sebeplerine yer verilmiş olmakla beraber bu sebepler sadece arama ve

elkoyma tedbirlerine yöneliktir. Dolayısıyla bu sebeplerin özel hayata saygı

hakkının tüm boyutları yönünden uygulanması mümkün görünmemektedir. (AYM,

E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013, IV- Esasın İncelenmesi kısmının J başlığının bb alt başlığı altında).

41. Bu durumda Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan hak ve

özgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin somut olay bakımından sınırlandırma

sebebi olarak kabul edilip edilemeyeceği araştırılmalıdır.

42. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu

düzenlenmiştir. Anılan hüküm ile devlete verilen yaşam hakkını koruma ödevinin,

kişilerin Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen haklarının

sınırlanmasında dikkate alınması gerekmektedir.

43. 5275 sayılı Kanun’un 116. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında, yakını vefat eden tutukluya “…

kovuşturmayı yürüten hâkim veya mahkeme tarafından, soruşturmanın veya

kovuşturmanın selameti ve güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması koşuluyla…”

cenaze törenine katılma izni verilebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda

başvurucunun oğlunun cenaze törenine katılma talebi, can güvenliği yönünden

risk oluşturduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Buna göre müdahalenin tutuklu

kişinin kaçmasını, suç işlemesini önlemek; kamu düzeni ve güvenliğini sağlamak,

bunun yanı sıra gerek tutuklu kişinin gerekse tutukluya refakat edecek güvenlik

görevlilerinin yaşamı ve vücut bütünlüğünün korunması amaçlarını taşıdığı ve

bunun da Anayasa'nın 17., 19. ve 20. maddeleri kapsamında meşru bir amaç olduğu

sonucuna varılmıştır.

Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma ve Ölçülülük

44. Kanuni dayanağı bulunan ve meşru amaç taşıyan müdahalenin,

ihlal teşkil etmemesi için Anayasa’nın 13. maddesinde yer verilen demokratik

toplum düzeninde gereklilik, hakkın özüne dokunmama ve ölçülülük şeklindeki

güvence ölçütlerine uygun olması gerekir.

45. Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş

ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin

özüne dokunup onları büyük ölçüde kısıtlayan veya tümüyle kullanılamaz hâle

getiren sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gerekleriyle de bağdaştığı

kabul edilemez. Demokratik hukuk devletinin amacı kişilerin hak ve

özgürlüklerden en geniş biçimde yararlanmalarını sağlamak olduğundan yasal

düzenlemelerde insanı öne çıkaran bir yaklaşımın esas alınması gerekir. Bu

nedenle getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsü değil; koşulları, nedeni,

yöntemi ve kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yolları gibi unsurların tamamı

demokratik toplum düzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir (Marcus Frank Cerny, §

71).

46. Hakkın özü, dokunulduğunda söz konusu temel hak ve özgürlüğü

anlamsız kılan asli çekirdeği ifade etmekte olup bu yönüyle her temel hak

açısından kişiye dokunulmaz asgari bir alan güvencesi sağlamaktadır. Bu

çerçevede, hakkın kullanılmasını önemli ölçüde güçleştiren, hakkı kullanılamaz

hâle getiren veya ortadan kaldıran sınırlamaların, hakkın özüne dokunduğu kabul

edilmelidir. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı bağlamında da bu hakkın

ortadan kaldırılması, kullanılamaz hâle getirilmesi veya kullanılmasının aşırı

derecede güçleştirilmesi sonucunu doğuran müdahalelerin bu hakkın özünü

zedeleyeceği açıktır. Ölçülülük ilkesinin amacı da temel hak ve özgürlüklerin

gereğinden fazla sınırlandırılmasının önlenmesidir. Anayasa Mahkemesi kararları

uyarınca ölçülülük ilkesi; sınırlama için kullanılan aracın sınırlama amacını

gerçekleştirmeye uygun olmasını ifade eden elverişlilik, sınırlayıcı önlemin

sınırlama amacına ulaşmak bakımından zorunlu olmasına işaret eden zorunluluk ve

araçla amacın orantısız bir ölçü içinde bulunmaması ile sınırlamanın ölçüsüz

bir yükümlülük getirmemesi anlamına gelen orantılılık unsurlarını içermektedir

(Marcus Frank Cerny, §

72;AYM, E.2012/100, K.2013/84,4/7/2013).

47. Anayasa’nın 13. maddesi vasıtasıyla Anayasa’da yer alan tüm

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması hususunda geçerli olan bu denge,

özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının sınırlandırılmasında da dikkate

alınmalıdır. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının sınırlanması mümkün

olmakla beraber sınırlamada öngörülen meşru amaç ile sınırlandırma aracı

arasında orantısızlık bulunmamalı, sınırlandırma ile ulaşılabilecek yarar ile

temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılan bireyin kaybı arasında adil bir denge

kurulmasına özen gösterilmelidir. Bu noktada belirtilen ölçütlere riayetle bir

sınırlandırma yapılıp yapılmadığının tespiti için müdahale teşkil ettiği, özel

hayata ve aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiği iddia edilen önlemin temelini

oluşturan meşru amaç karşısında bireye düşen fedakârlığın ağırlığının dikkate

alınması ve genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılan bireyin

kaybı arasında adil bir dengenin kurulup kurulmadığının belirlenmesi

gerekmektedir (Marcus Frank Cerny, §

73).

48. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında

hukuka uygun tutma olarak değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği

hakkı dışında (İbrahim Uysal, B.

No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak alanı

kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptir

(Benzer yönde AİHM kararları için bkz. Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, §

69). Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak tutuklunun

kaçmasının, delilleri yok etmesinin veya değiştirmesinin önlenmesi ve

disiplinin temini gibi kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda

sahip olduğu haklar sınırlanabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35).

49. Hükümlü ve tutukluların temel haklarına yapılan müdahalelere

gerekçe olarak gösterilebilecek yukarıda belirtilen makul nedenlerin, somut

olayın tüm koşulları çerçevesi dâhilinde olaya özgü olgu ve bilgilerle

gerekçelendirilmesi gerekmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, B. No: 13590/88, 25/3/1992, § 48). Ayrıca

talebin mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılması gerekir (Benzer yönde AİHM

kararları için bkz. Giszczak/Polonya, B. No: 40195/08, 29/11/2011, §§

38-39). Bunun yanı sıra yapılacak değerlendirmede kişinin itham edildiği suçun

ve tutuklama sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Georgiou/Yunanistan (k.k.),

B. No: 45138/98, 13/1/2000, § 6; Ploski/Polonya,

§ 38). AİHM, tehlikelilik durumuna göre bazı kişilere özel mahkumiyet

kurallarının uygulanması gerekliliği konusunda bir şüphe duymadığını

kararlarında ifade etmektedir (Öcalan/Türkiye

(2), B. No: 24069/03, 18/3/2014, §§ 161-162).

50. Bu bağlamda başvuru konusu olay bakımından yapılacak

değerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerinin

kararlarında dayandıkları gerekçelerin özel hayata ve aile hayatına saygı

hakkını kısıtlama bakımından “demokratik bir toplumda gerekli olma” ve

“ölçülülük” ilkelerine uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup

koyamadığı olacaktır(Beşir Doğan,

§ 44).

51. Somut olayda başvurucu, Doğubayazıt Cumhuriyet Savcısı'nın

yerine getirdiği kamu görevi nedeni ile öldürülmesi eylemi ile ilgili olarak

fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vadetmek suretiyle suça

iştirak ettiği gerekçesiyle Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin 3/4/2013 tarihli

ilamı ile 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucunun hükmen

tutukluluğu devam etmekte iken oğlu31/10/2014 tarihinde hayatını kaybetmiştir.

Başvurucunun cenaze törenine katılabilmesi için izin verilmesi yönündeki

1/11/2014 tarihli talebi, Derece Mahkemesinin aynı tarihli kararıyla "...sanık Ahmet Çilgin'in

cezasına konu suçun vasıf ve mahiyeti açısından tehlikeli tutuklu ve

hükümlülerden olduğu, cenaze töreninin yapıldığı mahalde herhangi bir provakasyonun meydana gelmesi halinde hükümlü ve devriyenin

can güvenliğinin tehlike altına girebileceği, sevkin yapılacağı güzergahın

terör yönünden riskli bölgede bulunduğu, netice olarak hükümözlü

sanık Ahmet Çilgin'in cenazeye katılmasının can

güvenliği bakımından sakıncalı olduğu, " gerekçesiyle

reddedilmiştir. Başvurucu bu karara karşı itiraz yoluna başvurmuştur. Erzurum

2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/11/2014 tarihli kararıyla başvurucunun itirazı

reddedilmiştir.

52. Öncelikle Derece Mahkemesinin, başvurucunun talebini aynı

gün inceleyerek sonuçlandırdığı, dolayısıyla cenazeye katılma talebinin olması

gereken çabuklukta ele alınarak karara bağlandığı anlaşılmıştır. Derece

mahkemesinin, özel ve aile hayatına saygı hakkı bakımından Anayasa ile sağlanan

güvenceleri dikkate alarak, yerel kolluk makamlarından başvurucunun Bayburt

ilinden Ağrı ilinin Doğubayazıt ilçesine sevkine ilişkin imkânları ve güvenlik

koşullarını araştırdığı görülmektedir. Yerel kolluk makamlarınca söz konusu

sevk güzergâhının terör yönünden riskli olduğu, sevk tarihlerinin emniyetli yol

günleri içinde bulunmadığı, kolluk güçleri tarafından gerekli güvenlik

önlemleri alınmadan sevkin gerçekleştirilmesinin uygun olmadığı yönünde bilgi

verilmesi üzerine Derece Mahkemesinin, başvurucunun ve refakatine verilecek

görevlilerin ayrıca sevk esnasında görevlendirilecek kolluk personelinin yaşam

haklarının korunması ile başvurucunun özel ve aile hayatına saygı hakkı

arasında bir değerlendirme yaptığı, olayda terör nedeniyle başvurucunun yaşam

hakkının yanı sıra refakatine verilecek personel ile kolluk görevlilerinin

yaşam hakkına yönelik ciddi tehlike ve risklerin bulunduğunu dikkate alarak

yaşam hakkına üstünlük tanıdığı anlaşılmaktadır.

53. Söz konusu sevk güzergâhının terör olaylarının gerçekleştiği

riskli bölgede olduğu ve bu olaylara bağlı olarak can kayıplarının yaşandığı

kamuoyunun bilgisi dâhilindedir. Zaten Mahkemenin gerekçesinde, başvurucunun

gitmek istediği tarih, adres ve sevk güzergâhı itibarıyla güvenliğin

sağlanmasının emniyet ve asayiş yönünden riskli olduğunu detaylı olarak ortaya

konulduğu görülmektedir. Kararda söz konusu terör eylemleri nedeniyle

başvurucunun ve refakatine verilecek güvenlik güçlerinin yaşam hakkı ve vücut

bütünlüklerine yönelik risklerin önüne geçilmesi, yerel mahkemece hükümlü

bulunduğu suçun vasıf ve niteliği dikkate alınarak tehlikeli tutuklu ve

hükümlülerden olduğu değerlendirilen başvurucunun kaçmasının önlenmesi, kamu

düzeni ve güvenliğinin sağlanmasının amaçlandığı anlaşılmıştır. Buna göre

derece mahkemelerinin bulundukları yerin güvenlik risklerini daha iyi takdir

edebilecekleri de dikkate alınarak söz konusu gerekçenin, keyfîlik

içermediği, başvurucunun çıkarları ile toplumun çıkarları arasında adil denge

kurulmasına yönelik ilgili ve yeterli unsurlara sahip olduğu sonucuna

varılmıştır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, başvurucunun özel hayata ve aile

hayatına saygı gösterilmesi hakkına yönelik kısıtlamaların, yaşam hakkının

korunması, kamu düzeninin korunması ve güvenliğin sağlanması amacı bakımından

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu

söylenemez.

54. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddialarının bir ihlal

içermediği anlaşıldığından Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan

özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata

ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata

ve aile hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA, 11/1/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Şermin

BİRTANE

Başvurucu : Ahmet ÇİLGİN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/18849, 11 Ocak 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  12. Necipoğlu
  13. Gökcan
  14. Birtane
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/18849
Tarih
11 Ocak 2017

İlgili Kararlar

  • An İnşaat Gıda Turizm Petrol Ürünleri Nakliye San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/13621)
  • Nurittin Öztürk ve Zeynep Çamlık Başvurusu (B. No: 2014/15172)
  • Ali Hulusi Gürbüz ve Saffet Avdan Başvurusu (B. No: 2014/14595)
  • Mustafa Özkan Başvurusu (B. No: 2014/19850)
  • Hediye Doğan Başvurusu (B. No: 2014/18060)
  • S.ı. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17850)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.