İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Endes ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/19018)

1. Başvuru, konutta arama gerçekleştirildiği esnada

Başvuru No2018/19018Tarih15 Aralık 2020Okuma26 dk · 5.260 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Endes Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
15 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2018/19018
R.G. Tarih ve Sayı
26/1/2021-31376
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.260 kelime·26 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, konutta arama gerçekleştirildiği esnada

kolluk görevlilerinin güç kullanımı neticesinde yaralanma meydana gelmesi ve bu

olayla ilgili olarak yürütülen soruşturmanın etkili olmaması nedeniyle eziyet

yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 23/5/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

8. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

10. 1995 doğumlu olan birinci başvurucu Ahmet Endes, 1975

doğumlu olan ikinci başvurucu Gülümser Endes ile 1971 doğumlu olan üçüncü

başvurucu Mehmet Endes'in oğludur. 1947 doğumlu olan dördüncü başvurucu Zeynep

Endes, üçüncü başvurucu Mehmet Endes'in annesidir. Başvurucular olay tarihinde

Gaziantep'in İslâhiye ilçesinde yaşamaktadır.

11. Başvurucuların yaşadığı ilçede görev yapan bir

savcıya yönelik sosyal medya aracılığıyla hakaret ve/veya tehdit suçu

işlendiğine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında başvurucuların akrabaları

-dördüncü başvurucunun oğlu- olan Ö.E.nin evinde arama yapılmasına karar

verilmiştir. 18/9/2017 tarihinde gece saat 02.00'de gerçekleştirilen arama

esnasında evde bulunan dördüncü başvurucu Zeynep Endes'in oğlunun üçüncü

başvurucu Mehmet Endes'e haber vermesi üzerine üçüncü başvurucu, yanında eşi ve

çocuğu olan diğer başvurucularla birlikte aramanın yapıldığı olay yerine

gitmiştir.

12. Bu aşamadan sonra olayın gelişimine ilişkin

başvurucular ile kolluk görevlilerin anlatımları ve Olay Tutanağı'ndaki

bilgiler arasında farklılık bulunmaktadır.

13. Başvurucuların anlatımına göre başvurucular barikat

kurulan evin yakınına araçla geldikleri sırada kolluk görevlileri tarafından

durdurulmuş, kimliklerinin gösterilmesi istendiğinde birinci başvurucu Ahmet

Endes'in yanında kimliğinin olmaması nedeniyle kolluk görevlileri arasında

bulunan, Özel Harekat Şube Müdürlüğünde görev yapan polisler başvuruculara

yaklaşarak sinkaflı küfretmiş, ayrıca gerekmediği hâlde fiziksel güç

uygulayarak başvurucuları yaralamıştır. İddiaya göre olay sonrasında kolluk

merkezine götürülen birinci ve üçüncü başvurucu orada da fiziksel şiddete maruz

kalmıştır.

14. Olay günü kolluk görevlilerince düzenlenen tutanağa

göre saat 02.00'de ev araması yapılan caddede kolluk görevlilerince güvenlik

önlemi alınmış, başvurucuların içinde bulunduğu aracın arama yapılan bölgeye

hızla yaklaşması üzerine durmasını sağlamak amacıyla önce uyarıda bulunulmuş,

durmadığı fark edildiğinde havaya ateş edilerek aracın durması sağlanmıştır.

Araçtan indirilen başvurucuların kimlik kontrolleri yapılırken başvurucular

görevlilere sinkaflı küfretmiş, bu arada üçüncü başvurucu Mehmet Endes'in polis

memurlarından birinin silahını almaya yeltenmesi ile birinci başvurucu Ahmet

Endes'in polis memurlarına vurması üzerine her iki başvurucuya da orantılı güç

kullanılarak başvurucular etkisiz hâle getirilmiş, kolluk görevlilerinin

şikâyetçi olması nedeniyle de haklarında yasal işlem yapılmak üzere kolluk

merkezi ile hastaneye götürülmüştür.

15. Başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes hakkında

farklı tarihlerde sağlık raporları düzenlenmiştir:

- İslâhiye Devlet Hastanesi tarafından başvurucu Mehmet

Endes hakkında 21/9/2017 tarihinde düzenlenen sağlık raporunda kasten yaralama

şikâyetiyle Acil Servise getirilen başvurucunun yapılan muayenesinde

yaralanmasının basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek düzeyde olduğu

belirtildikten sonra "sırt bölgesinde sol tarafta 8 cm'lik

derma-abrazyon, sol skapula hizasında dört adet biri 2 cm'lik diğerleri 1

cm'lik derma-abrazyon, sağ humerus proksimal 1/3 lateralde üç adet 2cm'lik

derma-abrazyon, sağ humerus arteryolda 2x6 cm'lik ekimoz, her iki diresek

posteryolda üç adet 1 cm'lik derma-abrazyon, sol toraks ve sol abdominal flank

bölgesinde altı adet 2x2 cm'lik ekimoz, sol lomber bölge lateralde 6 cm'lik

ekimoz, sol toraks posteryolde hassasiyet, her iki dizde iki ader 2x2 cm'lik

derma-abrazyon, sağ ayak dorselde altı adet 1 cm'lik derma abrozyon, sol ayak

dorsel lateralde iki adet 1 cm'lik derma-abrazyon, çekilen grafilerinde ve

tomografisinde sol toraks 11 kot posterioda fraktür, mevcut geri kalan eklemlerinde

kırık olmadığı" tespitlerine yer verilmiştir.

- İslâhiye Devlet Hastanesi tarafından başvurucu Ahmet

Endes hakkında 20/11/2017 tarihinde düzenlenen sağlık raporunda 18/9/2017

tarihinde burnuna darbe alan ve nazal (burun kemiği) fraktürü

(kırığı) redükte edilen (normal anatomik şekline/eski hâline getirme)

başvurucunun yapılan muayenesinde kırığın hayati tehlike yaratmadığı ve duyu

kaybına yol açmadığı belirtilmiş, ayrıca "nazal dorsumda asimetrik

kemik hump bulunduğu, kollomella orada septum anteriorda sağa deviye

izlendiği" tespit edilmiştir.

16. Başvurucular yaralanmalarından sorumlu olan kolluk

görevlileri hakkında İslâhiye Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) şikâyette

bulunmuştur. Başvurucuların şikâyetine üzerine soruşturma başlatılmış ve bu

soruşturma başvurucuların görevi yaptırmamak için direnme suçunu işledikleri

isnadıyla haklarında açılan soruşturma ile birlikte yürütülmüştür.

17. Arama sırasında yaralanan polis memurları T.D., İ.A.

ve C.K.nın şikâyetçi olarak ifadeleri alınmıştır. Şikâyetçi polisler,

başvurucuların üzerilerine yürüdüğünü ve çıkan arbede esnasında C.K.ya yumruk

atıldığını, üçüncü başvurucu Mehmet Endes'in kendilerine hakaret ettiğini,

birinci başvurucu Ahmet Endes'in ise İ.A.nın yanına gelerek onu boğazından

tuttuğunu, bu sırada İ.A.nın tişörtünün yırtıldığını beyan etmiş; bu nedenle

başvuruculara karşı orantılı güç kullandıklarını ifade etmiş; ayrıca dördüncü

başvurucu Zeynep Endes'in kendilerine taş attığını, kendini duvara vurmak

suretiyle kendine zarar verdiğini belirterek başvuruculardan şikâyetçi

olmuştur.

18. Savcılık tarafından başvurucular Ahmet Endes ve

Mehmet Endes'in savunmaları ve şikâyetleri alınmıştır. Üzerlerine atılı

suçlamaları kabul etmeyen başvurucular, başvurucu Ahmet Endes'in yanında

kimliği olmaması nedeniyle kolluk görevlileriyle aralarında tartışma

yaşandığını, tartışma esnasında kendilerine silah doğrulttuğunu ve havaya ateş

edildiğini, ayrıca görevlilerin kendilerini yere yatırıp tekmeyle

darbettiklerini, vücutlarının çeşitli yerlerinden yaralandıklarını, darp

uygulayan polisleri teşhis edebileceklerini dile getirerek yaralanmalarından

sorumlu polislerden şikâyetçi olduklarını ifade etmiştir.

19. Olayla ilgili olarak Kolluk Amiri F.Y., polis memuru

M.S. ile aramada hazır bulunan mahalle muhtarı Ö.T.nin tanık olarak beyanlarına

başvurulmuştur. F.Y. ile M.S. benzer ifadelerinde iki erkek şahsın polis

memurlarına vurduğunu, yanlarındaki kadın şahsın da polislere doğru taş

attığını, başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes'e karşı orantılı güç

kullanıldığını beyan etmiştir. Diğer tanık Ö.T. ise -Bakanlık görüşüne

yansıdığı kadarıyla- arama işlemine nezaret etmek amacıyla polislerle birlikte

Ö.E.nin evine gittiklerini, arama işlemleri yapılırken dışarıdan silah sesi

duyması üzerine dışarıya baktığında polislerin başvurucular Mehmet Endes, Ahmet

Endes ve Gülümser Endes'i darbettiklerini gördüğünü dile getirmiştir.

20. Başvurucuların kolluk merkezinde bulunduruldukları

yerlerin kamera kayıtları temin edilmiş, görüntüler İslâhiye İlçe Jandarma

Komutanlığı tarafından incelenmiştir. Jandarma Komutanlığı tarafından

düzenlenen Çözüm Tutanağı'nda başvurucuların kolluk merkezinde darbedildiğine

dair herhangi bir görüntüye rastlanmadığı belirtilmiştir.

21. Başvurucuların yaralanmasına ilişkin soruşturma

sonunda Savcılıkça polis memurları T.D., İ.A. ve C.K. hakkında 13/2/2018

tarihinde kovuşturma yapılmamasına yönelik ek karar verilmiştir. Karar

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Tüm soruşturma evrakı

incelenmekle, ... numaralı soruşturma kapsamında icra edilecek aramada yukarıda

isimleri yazılı müştekilerin de bulunduğu, müştekilerin ... numaralı

soruşturmada şüpheli bulunan [Ö.E.nin] yakınları olduğu, arama emrinin icrasında polis

memurlarının görevlerini yapmasını engelledikleri, çıkan bu arbede de Mehmet

Endes, Ahmet Endes ve Zeynep Endes isimli şahısların yaralandığı, 5237 sayılı

TCK 24 maddesi gereği yukarıda isimleri yazılı şüphelilerin Cumhuriyet

Başsavcılığımızca verilen arama kararının icrasında görevli oldukları, yerine

getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri yerine getirdikleri, dolayısıyla

TCK 24/3 maddesi gereğince bu emri uyguladıklarından bahisle sorumlu

olmayacakları, kendilerine karşı görevli oldukları arama kararını yerine

getirdikleri esnada direnerek saldıran şahıslara karşı kolluk kuvvetinin

orantılı bir şekilde güç kullanmak yetkisinin bulunduğu, bu hususunda hukuka

uygunluk nedeni oluşturduğu, olayın yukarıda anlatıldığı şekliyle gerçekleşmiş

olduğu, dolayısıyla yaralanan Zeynep Endes, Mehmet Endes ve Ahmet Endes'in

yaralanmalarının kolluk kuvvetinin görevini ifa kapsamında meydana gelmiş

olduğu ve bu hususta TCK 24 maddesi gereği yukarıda isimleri yazılı

şüphelilerin ceza sorumluluklarının bulunmayacağı kanaatiyle şüpheliler

hakkında üzerlerine atılı suç yönünden kamu adına kovuşturma yapılmasına yer

olmadığına..."

22. Başvurucular Savcılığın ek kararına itiraz etmiş,

itirazları Kilis Sulh Ceza Hâkimliğinin 19/4/2018 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Anılan kararın başvurucular tarafından 25/4/2018 tarihinde

öğrenildiği beyan edilmiştir.

23. Başvurucular 23/5/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

24. Savcılık tarafından görevi yaptırmamak için direnme

suçunu işledikleri isnadıyla başvurucular hakkında 13/2/2018 tarihinde ceza

davası açılmıştır. Başvurucu Mehmet Endes hakkında ayrıca hakaret suçu yönünden

de dava açılmıştır.

25. İslâhiye 2. Asliye Ceza Mahkemesi (Asliye Ceza

Mahkemesi) tarafından yargılanan başvurucular hakkında 7/7/2020 tarihinde

beraat kararı verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Müşteki beyanları, sanıkların

savunmaları, tarafların adli rapor içerikleri, yukarıdaki bahsi geçen yargıtay

ilamları ve tüm dosya içerikleribirlikte değerlendirildiğinde; olay günü

hakaret ve tehdit suçu bakımından gece vakti arama yapıldığı, aramaya 15 adet

polis memuru görevlendirildiği, müştekilerin olay tarihinden önce 16.09.2017

günü İslahiye'ye geçici olarak görevlendirildiği görülmüştür. Ancak geçici

görevle görevlendirilen müşteki Özel harekat polis memurlarının yaralanması ile

sanıklardan Ahmet Endes'in burnunda, sanıklardan Mehmet Endes'in ise

kaburgasında kırık olması, sunulan fotoğraf içerikleri ve diğer yaralanmaları,

sanıkların beyanı ile tanıkların beyanının benzer mahiyette olması, sanıkların

savunmalarında belirtilen yaralanmaların adli rapor içeriği ile tutarlı olması

gözönüne alındığında; görevli özel harekat polislerine karşı direnildiğine

ilişkin dosyada herhangi bir delil olmadığı gibi 2559 sayılı Polis Vazife ve

Salâhiyet Kanunu'nun 'Zor ve Silah Kullanma' başlıklı 16. Maddesine aykırı

olarak ölçülülük ilkesini aşmak suretiyle zor kullanımda bulunduğu ayrıca

sanıkların, müştekilere yönelik cebir ve tehdit ettiği yönünde dosyada herhangi

bir delil mevcut olmadığından sanıkların atılı suçtan ayrı ayrı beraatine karar

verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Her ne kadar sanıklardan Mehmet Endes'in

görevli özel harekat polislerine karşı 'ben sizin ananızı avradınızı sinkaf

ederim, benim evimi arayacak adam daha anasının karnından doğmadı, dünkü

aldığınız ders daha yetmedi'' diyerek hakaret ettiği iddia edilse de sanığın

gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasından alınan beyanları ile tarafsız

tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde sanığın iddia edilen sözleri

söylediğine ilişkin bir delil dosyada mevcut olmadığı gibi sanığın üzerine

atılı suçu işlediğine dair soyut iddia dışında, savunmasının aksini ispata

yarar nitelikte, cezalandırılmasına yeter mahiyette ya da başkaca her türlü

şüpheden uzak, kesin, somut, inandırıcı mahiyette delil elde edilemediğinden,

oluşan şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğinden müsnet suçtan

sanığın CMK’nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerektiği

kanaatine varılmıştır."

26. Asliye Ceza Mahkemesi kararının vekâlet ücreti

yönünden başvurucular tarafından istinaf yoluna başvurulması nedeniyle inceleme

tarihi itibarıyla henüz kesinleşmediği tespit edilmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

27. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması" kenar

başlıklı 256. maddesi

şöyledir:

"Zor kullanma yetkisine sahip kamu

görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği

ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin

hükümler uygulanır."

28. 5237 sayılı Kanun'un "Kasten yaralama"

kenar başlıklı 86. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1)

Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin

bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.

...

(3) Kasten yaralama suçunun;

...

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu

nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır. "

29. 5237 sayılı Kanun'un "Neticesi sebebiyle

ağırlaşmış yaralama" kenar başlıklı 87. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(3) Kasten yaralamanın vücutta

kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre

belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre,

yarısına kadar artırılır."

B. Uluslararası

Hukuk

30. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3.

maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı

ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

31. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 3.

maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların

en temel değeri olduğunu vurgulamış; terörle ya da organize suçla mücadele gibi

en zor şartlarda dahi mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence,

insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerin Sözleşme'yle

yasaklandığını belirtmiştir. AİHM, kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15.

maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi

hiçbir istisnaya yer vermediğine dair içtihatlarını da hatırlatmıştır (Selmouni/Fransa,

B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95,

6/4/2000, § 119).

32. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele

olduğunun söylenebilmesi için eylemin minimum ağırlık eşiğini aşması

beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan

Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007 §§ 35, 37; Gafgen/Almanya [BD],

B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88, 90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık,

B. No: 13134/87, 25/3/1993, § 30).

33. AİHM, sağlıklı olarak gözaltına alınan bir kişinin

serbest bırakıldığı sırada yaralanmış olması hâlinde bu yaralanmanın nasıl

oluştuğu konusunda geçerli bir açıklama getirmenin devletin yükümlülüğünde

olduğunu belirtmiştir (Selmouni/Fransa, § 87).

34. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir ve

makul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma

yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye,

B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik

için minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık

olmasını, yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasını

gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73;

Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

35. Mahkemenin 15/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

36. Başvurucular; kolluk görevlileri tarafından

darbedilmelerine rağmen olayla ilgili olarak etkili soruşturma yürütülmediğini,

tanıkların beyanlarına itibar edilmediğini, aynı ilçede görev yapan bir savcı

ile aralarındaki husumet nedeniyle yapılan arama sırasında sözlü ve fiilî

şiddete maruz kaldıklarını, arama yerini gösterir görüntülerin toplanarak

incelenmediğini, bu nedenlerle kötü muamele yasağı ile adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37. Bakanlık görüşünde; başvurucu Mehmet Endes'in polis

merkezinde de darbedildiğini iddia etmesine rağmen yapılan kamera kaydı

incelemesi neticesinde başvurucunun darbedildiğine dair herhangi bir görüntüye

ulaşılamaması, arama faaliyetlerinin yürütüldüğü alana doğru araçla hızla

yaklaşan başvurucuların polisin dur ihtarına uymaması, havaya açılan uyarı

atışı sonucunda kolluğun aracı durdurması, güvenlik amacıyla kimlik kontrolü

yapmak isteyen kolluğa kimlik ibraz edilmemesi, polislerden birinin silahının

alınmaya çalışılması ve başvurucuların polisleri yaralamaya yönelik eylemleri

dikkate alınarak başvurucuların kötü muameleye ilişkin iddialarının asgari

ağırlık eşiğini aşan bir muamele olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,

ayrıca Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında gerekli soruşturma

adımları atmak suretiyle ulaştığı sonucun makul olduğu ve başvurucuların

şikâyetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olduğunun değerlendirildiği

bildirilmiştir.

B. Değerlendirme

38. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet

yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz."

39. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri

" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

"Devletin temel amaç ve

görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah,

huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların adil yargılanmaya ilişkin şikâyetleri kötü muamele

yasağının soruşturma yükümlülüğü kapsamında kaldığından başvurunun sadece kötü

muamele yasağı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Eziyet

Yasağının Maddi Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Genel

ilkeler

42. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına sahip olduğu, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır.

Anılan maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmış; üçüncü

fıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan

haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı

hüküm altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,

17/7/2014, § 80).

43. Anayasa ve Sözleşme tarafından kötü muamele, kişi

üzerindeki etkisi gözetilerek derecelendirilmiş ve farklı kavramlarla ifade

edilmiştir. Dolayısıyla Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında geçen

ifadeler arasında bir yoğunluk farkının bulunduğu görülmektedir. Bir muamelenin

işkence, eziyet ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

kavramlarından hangisiyle nitelendirileceğine karar vermek için aralarındaki

ayrıma bakmak gerekmektedir. Buna göre anayasal düzenleme bağlamında kişinin

maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne en fazla zarar veren muamelenin işkence

olarak belirlenmesi mümkündür. Muamelelerin ağırlığının yanı sıra özellikle

bilgi almak, cezalandırmak veya yıldırmak amacıyla ya da ayrımcı bir nedenle

kasten ağır acı veya ızdırap vermeyi kapsadığı, bu muamelelerde kasıt

unsurunun bulunduğu anlaşılmaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 84,

85).

44. İşkence seviyesine varmayan fakat yine de

önceden tasarlanmış, uzun bir dönem içinde saatlerce uygulanmış, fiziki

yaralanmaya veya yoğun maddi veya manevi ızdıraba sebep olan insanlık dışı

muameleler eziyet olarak tanımlanabilir (Tahir Canan, § 22). Bu

hâllerde meydana gelen acı, meşru bir muamele ya da cezada kaçınılmaz bir unsur

olarak bulunan acının ötesine geçmelidir. İşkenceden farklı olarak eziyette,

ızdırap verme kastının belli bir amaç doğrultusunda bulunması şartı aranmaz.

Fiziksel saldırı, darp, psikolojik sorgu teknikleri, kötü şartlarda tutma,

kişiyi kötü muamele göreceği bir yere sınır dışı ya da iade etme, devletin

gözetimi altında kişinin kaybolması, kişinin evinin yok edilmesi, ölüm

cezasının infazının uzunca bir süre beklenmesinin doğurduğu korku ve sıkıntı,

çocuk istismarı gibi muameleler Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası

bağlamında eziyet olarak nitelendirilebilir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 88).

45. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal olarak zarar görmelerine neden

olmamalarını gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı

gösterme yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 81).

46. Görevlerini yaparken direnişle karşılaşmaları hâlinde

kolluk görevlileri, bu direnişi kırmak amacıyla ve direnişi kıracak ölçüde zor

kullanmaya yetkilidir. Fiilî bir saldırının varlığı hâlinde kolluk görevlileri

ayrıca meşru savunma kapsamında zor kullanma yetkisine de sahiptir. Ancak zor

kullanımı yalnızca zorunlu hâllerde başvurulabilecek bir yol olduğu gibi

başvurulacak güç ölçülü ve kademeli olmalıdır (Arif Haldun Soygür, B.

No: 2013/2659, 15/10/2015, § 51).

47. Aktif/etken direnme kolluk görevlisine karşı fiilî

bir saldırı, güç kullanımı sonucu kolluk görevlisinin görevini yapmasına engel

olmak şeklinde gerçekleşirken pasif/edilgen direnme evrak göstermeme, araca

binmeme, araçtan inmeme gibi kolluk görevlisinin talimatlarına uymama şeklinde

gerçekleşmekte ve fiilî bir güç kullanımını içermemektedir. Direnmenin türüne

göre görevin ifası için gerekli kuvvet kullanımı değişebileceği gibi kuvvet

kullanımının meşru bir zemine oturması için direnmenin sona ermemiş olması, güç

kullanımının görevin ifası için zorunlu olması ve yerine getirilmek istenen

amaç ile orantılı olması gerekmektedir (Arif Haldun Soygür, § 52).

Polisin zor kullanma yetkisi bir cezalandırma aracı olmayıp zorunlu sınırın

aşılması kötü muamele yasağının ihlali sonucunu doğurabilecektir (Arif

Haldun Soygür, § 54).

48. Yakalama sırasında güç kullanımı mevcutsa yakalanan

kişilerde oluşan yaralanmaların ne şekilde meydana geldiği ile bu durumda

kullanılan gücün gerekli ve orantılı olduğunu ispat yükümlülüğü kamu makamlarına

aittir (Şahin Öncü, B. No: 2017/26001, 22/7/2020, § 54).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

49. Bir ilçede görev yapan savcıya yönelik hakaret

ve/veya tehdit suçu işlendiği iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında

başvurucuların akrabasının evinde gece saat 02.00 civarında arama yapılmak

istenmesi nedeniyle arama yapılan evde bulunan dördüncü başvurucunun haber

vermesi üzerine diğer üç başvurucu eve gitmeye çalışırken evin önünde kolluk

görevlilerince durdurulmuştur.

50. Olay Tutanağı'na göre araç içinde bulunan

başvurucuların dur ihtarına uymamaları nedeniyle havaya ateş edilerek

başvurucuların aracı durdurulmuş, ardından başvurucular araçtan indirilerek

kimliklerinin ibrazı istenmiştir. Başvurucular; araçlarını uyarıya rağmen

durdurmadıkları iddiasını kabul etmemekle birlikte başvurucu Ahmet Endes'in

kimliğinin yanında olmamasından dolayı kolluk görevlileriyle aralarında

tartışma yaşandığını dile getirmiş, tartışma sırasında havaya ateş edildiğini

ileri sürmüştür.

51. Bu durumda olayın gerçekleşme sırası hususunda

başvurucu anlatımları ile kolluk tutanağı ve görevlilerin ifadeleri arasında

farklılık mevcut ise de arama yapılan evin önünde kimlik ibrazı meselesi

nedeniyle başvurucular ile kolluk görevlileri arasında tartışma yaşandığı hususunda

tereddüt bulunmamaktadır.

52. Başvurucular tartışma esnasında kolluk görevlilerinin

kendilerine bedensel şiddet uyguladığını iddia etmiştir. Kolluk görevlileri de

başvurucuların saldırgan tavırlarından dolayı başvuruculara güç kullanıldığını

ve kullanılan gücün orantılı olduğunu ifade etmiştir. Başvurucular Ahmet Endes

ve Mehmet Endes'in olay günü yaralandığına ilişkin olarak haklarında sağlık

raporları düzenlenmiş, diğer başvurucular ile ilgili rapor alınmamıştır.

Savcılık tarafından yapılan soruşturma sonunda başvurucular Ahmet Endes, Mehmet

Endes ile Zeynep Endes'in kolluk görevlilerinin güç kullanması neticesinde

yaralandığı ve kullanılan gücün emrin ifasını yerine getirme kapsamında hukuka

uygun ve orantılı olduğu kabul edilmiştir. Dolayısıyla başvurucuların

yaralanmalarının kolluk görevlileri tarafından kullanılan güç neticesinde

meydana geldiği açıktır.

53. Öncelikle vurgulanması gerekir ki başvurucular arama

kararının verildiği soruşturmada şüpheli değildir. Diğer bir ifadeyle gece

arama yapılan evin önünde soruşturmayla ilgisi olmayan başvuruculara güç

uygulanmasının başvurucuların yakalanmasına yönelik olmadığı görülmektedir.

Kolluk görevlilerinin arama yapmasına engel olmaya çalıştıkları ve saldırgan

davranış gösterdikleri gerekçesiyle başvuruculara güç kullanıldığı, dolayısıyla

başvurucuların haklarında görevi yaptırmamak için direnme suçuna ilişkin

soruşturma başlatıldığı anlaşılmaktadır.

54. Elbette bireylerin kolluk görevlilerinin görevlerini

yapmalarını engeller biçimde davranışlarının mevcut olması hâlinde

engellemeleri ortadan kaldırmak amacıyla ve bu amaçla orantılı olacak ölçüde

görevlilerin zor kullanma yetkilerinin bulunduğu kabul edilmektedir. Buna

karşın zor kullanma yetkisi, yalnızca başkaca tedbir alınmasının yetersiz kaldığı

hâllerde ve direnişi kırmak amacıyla orantılı kullanıldığı takdirde kötü

muamele olarak nitelendirilmeyecektir. Kullanılan gücün zorunlu ve orantılı

olduğu hususundaki ispat yükümlülüğü ise kamu makamlarına aittir.

55. Başvurucuların arama yapılmasını engeller şekilde

davranış gösterdikleri için güç kullanımının gerekli olduğu kolluk belgelerine

ve ifadelerine yansımıştır. Buna karşın başvurucular hakkında görevi

yaptırmamak için direnme suçunu işledikleri isnadıyla açılan davanın sonunda

derece mahkemesince başvurucuların görevlilere direndiğine dair somut delil

bulunmaması nedeniyle beraatlerine karar verilmiştir. Her ne kadar karar

kesinleşmemiş ise de yargılamanın sadece vekâlet ücreti yönünden istinaf

aşamasında devam etmekte olduğu dikkate alındığında başvurucuların arama

yapılmasına engel oldukları yönündeki iddianın yargı makamları tarafından kabul

edilmediği anlaşılmıştır. Başvuruya yansıyan olgular doğrultusunda Savcılığın

kabulünün aksine Asliye Ceza Mahkemesince ulaşılan kanaatten farklı bir sonuca

ulaşılmasını gerektirir bir durum tespit edilmemiştir.

56. Kaldı ki somut olay koşullarında kolluk tarafından

güç kullanılmasının gerekli olduğu kabul edilse dahi orantılılığı hususunda

ciddi sorunlar bulunduğu gözlemlenmiştir. Kolluk makamının orantılı güç

kullanıldığı iddiası soruşturma makamınca kabul edilerek Savcılık kararına esas

alınmıştır. Ancak kararda başvurucuların yaralanmalarının niteliği ve oluş

şekli irdelenmeden uygulanan gücün orantılı olduğu tespitiyle yetinildiği

görülmüştür. Diğer taraftan Asliye Ceza Mahkemesinin beraat hükmü gerekçesinde,

kullanılan gücün orantısız olduğu değerlendirmesine yer verildiği

anlaşılmıştır.

57. Kolluk görevlilerinin güç kullanımı neticesinde

birinci başvurucu Ahmet Endes'in burun kemiği kırılmış, üçüncü başvurucu Mehmet

Endes'in kaburgasında kırık meydana geldiği gibi vücudunun birçok yerinde

morluk ve sıyrık oluşmuştur. Bu bağlamda olay yerinde yaklaşık on beş polis

memurunun bulunduğu, başvurucuların yanında silah benzeri bir aracın olmadığı,

başvurucuların yüzünde veya kaburgasında kırık oluşacak şekilde meydana gelen

yaralamalarının niteliği dikkate alındığında uygulanan bedensel gücün orantılı

olduğu hususunun kamu makamlarınca ortaya konulamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

58. Bu tespitten sonra kolluk görevlileri tarafından

gerçekleştirilen eylemin hangi boyuta ulaştığı değerlendirilmelidir. Bu

kapsamda somut olay bir bütün olarak değerlendirildiğinde özellikle

başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes'te yarattığı etki nazara alındığında

eylemin eziyet olarak nitelendirilmesi mümkün görülmüştür.

59. Diğer taraftan başvurucular Gülümser Endes ve Zeynep

Endes hakkında Savcılıkça sağlık raporu düzenlenmediği için başvurucuların

yaralanıp yaralanmadığı, yaralanma gerçekleşmişse bunun niteliği bilinmemektedir.

Savcılık kararında başvurucular arasında ayrım yapılmaksızın hepsine güç

kullanıldığı belirtilmiş, başvurucu Zeynep Endes'in güç kullanımı neticesinde

yaralandığı kabul edilmiş ise de kararda genel ifadeler kullanıldığı ve kolluk

görevlilerinin Zeynep Endes'in kendi kendini duvara vurmak suretiyle

yaralandığını beyan ettikleri de nazara alındığında kullanılan gücün veya

meydana gelmişse yaralanmanın mahiyeti tespit edilememiştir. Bu aşamada

olguların gerçekliği konusunda kanaat oluşmadığından başvurucular Gülümser

Endes ve Zeynep Endes hakkında kötü muamele yasağının maddi boyutu itibarıyla

bir inceleme yapılmasına olanak bulunmadığı değerlendirilmiştir.

60. Açıklanan gerekçelerle başvurucular Ahmet Endes ve

Mehmet Endes yönünden Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan eziyet yasağının maddi boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

b. Eziyet

Yasağının Usul Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Genel

İlkeler

61. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün bir usul boyutu bulunmaktadır. Bu

usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı

olayının sorumlularının belirlenmesini, gerekiyorsa cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz bir

soruşturmanın temel amacı söz konusu saldırıları önleyen hukukun etkin bir

şekilde uygulanmasını güvenceye almak, kamu görevlilerinin ya da kurumlarının

karıştığı olaylarda bunların sorumlulukları altında meydana gelen olaylar için

hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 110).

62. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve

cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu mümkün olmazsa madde,

sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet

görevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan

kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, §

25).

63. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların

tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli

olmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için

soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve

sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplaması gerekir.

Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir

şekilde, hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer,

olay ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya

da kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara

dayanmamalıdır. Bu kapsamda yetkililer diğer deliller yanında görgü

tanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişi incelemeleri dâhil söz

konusu olayla ilgili kanıtları toplamak için alabilecekleri bütün makul

tedbirleri almalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).

64. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi

ve manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde

uygulanmasını ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap

vermelerini sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların

kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmeler

hiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adli

bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı, tüm yargılamaları

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği

anlamına gelmemektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 113).

65. Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde

edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması,

bunun yanı sıra söz konusu kararın vücut bütünlüğüne yönelik müdahalenin

Anayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup

olmadığına yönelik bir değerlendirme içermesi de gerekmektedir (Cemil

Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 99).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

66. Başvurucuların tamamı kolluk görevlilerinin

kendilerini darbettiklerini iddia ederek kolluk görevlilerinden şikâyetçi

olmuştur. Başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes hakkında sağlık raporu

alınmış, başvurucuların vücudunda kemik kırığı oluşacak derecede ağır

yaralanmaların meydana geldiği raporlarla tespit edilmiştir. Buna karşın

başvurucular Gülümser Endes ve Zeynep Endes hakkında sağlık raporu

aldırılmamıştır. Dolayısıyla bu başvurucuların yaralanıp yaralanmadığı veya ne

ölçüde yaralandığı raporla ortaya konulmamıştır.

67. Kolluk tarafından kendilerine güç kullanıldığı

kişilerin kötü muameleye maruz kalıp kalmadığının tespiti amacıyla alınan

sağlık raporları, bu hususta bir şikâyet bulunması hâlinde değerlendirmeye esas

oluşturacak en önemli kanıtlardan biri olup devletin Anayasa'nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasındaki yükümlülüğüne aykırı davranmadığını ispatlayabileceği

nitelikte bir belgedir. Üçüncü kişi konumunda bulunan doktorlar tarafından

-iddia ve savunmadan bağımsız bir şekilde- gözleme dayalı bulguların tespit

edilmesi suretiyle olaydan hemen sonra hazırlanan raporlar, maddi gerçeğe

ulaşmayı sağlayan yegâne araçtır (benzer yöndeki karar için bkz. Salih

Şahin, B. No: 2016/13964, 28/1/2020, § 85).

68. Bu durumda soruşturma makamınca eksik araştırma

yapılarak başvurucular Zeynep Endes ve Gülümser Endes hakkında sağlık raporu

düzenlenmemesi, başvurucuların kötü muameleye maruz kalma iddialarını

savunulabilir olmaktan çıkarmayacaktır. Dolayısıyla başvurucuların tamamının

darbedilme iddialarının savunulabilir olduğu değerlendirilerek etkili

soruşturma yapılması beklentileri meşru kabul edilmiştir.

69. Kötü muamele yasağı çerçevesinde bireyi kamu

görevlilerinin hukuka aykırı kuvvet kullanımına karşı korumak maksadıyla

güvence altına alınan etkili bir soruşturmanın varlığından söz edilebilmesi

için her şeyden önce soruşturma makamlarının tarafsız bir biçimde, özenli

davranarak maddi gerçeğe ulaşma çabası içinde olması gerekmektedir. Bu kapsamda

soruşturma makamlarından olaya dair tüm delilleri toplaması ve bu delilleri

nesnel bir analizle yorumlayarak hukuki sonuca ulaşması beklenmektedir.

70. Arama sırasında görevli olan kolluk görevlilerinden

yaralananların şikâyetçi olarak beyanları yine başka kolluk görevlileri

tarafından alınmış, soruşturma sonunda Savcılık tarafından bu görevlilerin

şüpheli sıfatıyla haklarında kovuşturma yapılmamasına karar verilmiştir. Diğer

bir ifadeyle başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes'in kendilerini yaralayan

kolluk memurlarını teşhis edebileceklerini beyan etmelerine karşın

başvuruculara teşhis işlemi yaptırılmamış, yaralamadan sorumlu olabilecek

şüpheli polislerin kimlikleri tespit edilmemiştir. Sadece olay sırasında

yaralanan ve başvuruculardan şikâyetçi olan üç polis memurunun şikâyeti tespit

edildikten sonra bu memurlar şüpheli olarak belirlenmiş ancak savunmaları

alınmadan haklarında kovuşturulma yapılmamasına karar verilmiştir. Arama

sırasında yaklaşık on beş memurun bulunduğu dikkate alındığında diğer

memurların şüpheli veya tanık olarak ifadelerine başvurulmama nedeni Savcılık

kararından anlaşılamamıştır.

71. Diğer taraftan başvuruculardan Zeynep Endes ve

Gülümser Endes'in olaya ilişkin beyanı alınmamış, başvuruculara şikâyet ve

delilleri sorulmamıştır. Kısaca başvurucuların soruşturmaya katılımı

sağlanmamıştır. Ayrıca başvurucuların darbedildiklerini iddia ettikleri olayın

geçtiği yeri gösterir kamera kayıtlarının temin edilmesi talep edilmişse de

Savcılığın bu yönde bir araştırma yapıp yapmadığı soruşturma dosyasına

yansımamıştır.

72. Yapılan soruşturma sonunda başvuruculara orantılı güç

kullanıldığını kabul eden Savcılık kararında başvurucuların iddialarını

doğrulayan tanık beyanları tartışılmamış, yaralanmaların ağırlığı hususunda bir

açıklama yapılmamıştır. Belirtilen bu tespitler ışığında maddi gerçeğin ortaya

çıkarılması için gerekli delillerin toplanması ve takdiri konusunda Savcılıkça

yapılan soruşturmada, Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kötü muamele yasağı açısından gerekli özenin gösterilmediği

değerlendirilmiştir.

73. Açıklanan gerekçelerle başvurucular Ahmet Endes ve

Mehmet Endes yönünden Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan eziyet yasağının, Gülümser Endes ve Zeynep Endes yönünden kötü

muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

74. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

75. Başvurucular; ihlalin tespit edilmesi ve her

başvurucu için 100.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminata karar verilmesi

talebinde bulunmuştur.

76. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

77. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

78. Başvuruda, başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes

yönünden kolluk güçlerinin orantısız güç kullanması nedeniyle eziyet yasağının

maddi boyutuyla, buna ilişkin etkili soruşturma yapılmaması nedeniyle de eziyet

yasağının usul boyutuyla ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Eziyet yasağının

maddi boyutuna yönelik ihlalin kolluk görevlilerinin eyleminden, usul boyutuna

yönelik ihlalin ise öncelikle Cumhuriyet Başsavcılığının kararından kaynaklandığı

anlaşılmıştır. Ayrıca başvurucular Gülümser Endes ve Zeynep Endes yönünden

etkili soruşturma yapılmaması nedeniyle de kötü muamele yasağının usul

boyutuyla ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Kötü muamele yasağının usul

boyutuna yönelik ihlalin yine Cumhuriyet Başsavcılığının kararından

kaynaklandığı anlaşılmıştır.

79. Bu durumda kötü muamele/eziyet yasağının usul

boyutuna yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

soruşturma yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden soruşturma,

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden soruşturma kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden soruşturma yapılmak üzere ilgili Cumhuriyet başsavcılığına

gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

80. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucuların uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için eziyet/kötü muamele yasağının ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes'e ayrı ayrı net 65.000

TL, başvurucular Gülümser Endes ve Zeynep Endes'e ayrı ayrı net 20.000 TL

manevi tazminat ödenmesine, tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar verilmesi

gerekir.

81. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 3.600 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes yönünden

eziyet yasağının, başvurucular Gülümser Endes ve Zeynep Endes yönünden kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes yönünden

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan eziyet

yasağının maddi ve usul boyutu itibarıyla İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Başvurucular Gülümser Endes ve Zeynep Endes yönünden

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele

yasağının usul boyutu itibarıyla İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele/eziyet yasağının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak

üzere İslahiye Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes'e AYRI AYRI

net 65.000 TL, başvurucular Gülümser Endes ve Zeynep Endes'e AYRI AYRI net

20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin

REDDİNE,

E. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 15/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucular : 1. Ahmet ENDES 2. Gülümser ENDES 3. Mehmet ENDES 4. Zeynep ENDES Başvurucular Vekili : Av. Adnan EROL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/19018, 15 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucuların
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes yönünden
  18. C. Kararın bir örneğinin kötü muamele/eziyet yasağının
  19. E. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  20. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  21. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/19018
Tarih
15 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Adil Yavuz Bayat ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/22400)
  • Beşir Buzbay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/36741)
  • Cevdet Sert Başvurusu (B. No: 2019/42542)
  • Maıtısong Maıtouhutı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/22784)
  • Agit Tufan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/23835)
  • Sabri Uhrağ Başvurusu (B. No: 2017/34596)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.