İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Erdemir Başvurusu (B. No: 2016/10891)

1. Başvuru, disiplin cezasına karşı açılan iptal

Başvuru No2016/10891Tarih9 Eylül 2020Okuma17 dk · 3.471 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Erdemir Başvurusu

Karar tarihi
9 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2016/10891
R.G. Tarih ve Sayı
8/12/2020-31328
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.471 kelime·17 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, disiplin cezasına karşı açılan iptal

davasında ceza yargılaması sonucu verilen beraat kararının dikkate alınmaması

nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 7/6/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Tapu ve Kadastro Bölge Müdürlüğünde mutemet

olarak görev yapmaktadır.

A. Başvurucu

Hakkındaki Ceza Soruşturması Süreci

9. Başvurucu, doğrudan temin yöntemi ile akaryakıt

alımlarına ilişkin işlemleri 2006-2008 yılları arasında yürütmüştür. Bu

alımlarda ihaleye fesat karıştırıldığı yolundaki ihbarlar üzerine Edirne İl

Emniyet Müdürlüğünce harekete geçilmiş, on beş farklı ihaleye fesat

karıştırılmasına ilişkin bilgi ve belgeler Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına

(Savcılık) bildirilmiştir.

10. Başvurucu 10/4/2008 tarihinde tutuklanmış ve ihaleye

fesat karıştırma suçundan hakkında iddianame düzenlenmiştir. Savcılık; daha

sonra suç işlemek amacıyla örgüt kurma, özel belgede sahtecilik ve suç işlemek

amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından da ek iddianame düzenlemiştir.

11. İdarenin olaylardan haberdar olması üzerine idari

soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma sonucunda düzenlenen 8/5/2008 tarihli

soruşturma raporunda, başvurucunun gerçekleştirme görevlisi olarak söz konusu

alımlarla ilgili tüm işlemleri yaptığı ve tüm evrakı hazırladığı

belirtilmiştir. Bu dönemde yapılan akaryakıt ihalelerinde teklif mektubu veren

bazı şirket yetkililerinin ifadelerinde teklif mektuplarındaki imza ve el

yazılarının kendilerine ait olmadığını beyan ettiği, yapılan incelemede teklif

mektuplarının sahte olduğu tespitlerine yer verilmiştir. Raporda, başvurucunun

aynı eylemi dolayısıyla yargılandığı Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinde (Ceza Mahkemesi)

verilecek kararla hüküm giymesi durumunda devlet memurluğundan çıkarma cezası

ile cezalandırılması yolunda teklif getirilmiştir.

12. Ceza Mahkemesinin 11/11/2009 tarihli kararı ile

başvurucunun ihaleye fesat karıştırma, örgüt kurma ve örgüte üye olma

suçlarının unsurları oluşmadığından beraatine, bazı ihalelerde başka

şirketlerin de teklif vermiş gibi gösterilmesi amacıyla sahte özel belge

düzenleme ve kullanma suçuna iştirak ettiği gerekçesiyle diğer sanıklarla

birlikte hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Bununla birlikte bu

cezalar nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı

verildiği anlaşılmıştır.

13. Savcılık ve Hazine vekili beraat hükmünü temyiz

etmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 1/10/2013 tarihli ilamıyla ihaleye fesat

karıştırma suçundan verilen beraat kararını eksik soruşturmayla beraat kararı

verildiği gerekçesiyle bozmuştur. Yeniden yapılan yargılama sonucunda Ceza

Mahkemesi 19/12/2014 tarihli kararıyla tekrar beraat kararı vermiş, bu karar da

temyiz edilmeden kesinleşmiştir.

B. Disiplin

Cezasına Karşı Açılan İptal Davası Süreci

14. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Disiplin Kurulu

16/7/2008 tarihli kararıyla başvurucuya 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet

Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (f) alt

bendinde yer alan "Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenleme"

fiilini işlediği gerekçesiyle bir yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması

cezası verilmesine karar vermiştir.

15. Başvurucu, anılan işlemin iptali istemiyle Edirne

İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme 28/4/2010 tarihli kararıyla

davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

".. davacının aynı eylemi sebebiyle

yargılandığı Ağır Ceza Mahkemesinde özel belgede sahtecilik suçundan suçlu

bulunarak hüküm giymiş olması ve soruşturma raporundaki tespitler, tanık

ifadeleri ve diğer bilgi ve belgelere göre davacının üzerine atılı bulunan

gerçeğe aykırı belge düzenlemek suçunu diğer sanıklarla birlikte iştiraken

işlediği sonucuna varıldığından bu eylemi nedeniyle verilen disiplin cezasında

hukuka aykırılık görülmemiştir."

16. Başvurucunun ceza davasında beraat ettiğini, bir

başka ifadeyle suçluluğunun hükmen sabit olmadığını, bu sebeple mahkeme

kararının bozulması gerektiğini ifade ettiği temyiz istemi Danıştay Onikinci

Dairesinin (Daire) 13/11/2014 tarihli kararıyla reddedilerek mahkeme kararı

onanmıştır. Karar düzeltme istemi de Dairenin 31/3/2016 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Bu karar 26/5/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 7/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 657 sayılı Kanun'un "Disiplin cezalarının

çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" kenar başlıklı 125.

maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Kademe ilerlemesinin durdurulması:

Fiilin ağırlık derecesine göre memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1 - 3

yıl durdurulmasıdır.

...

f) Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek

..."

19. 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin üçüncü fıkrası

şöyledir:

"Geçmiş hizmetleri sırasındaki

çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için

verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir."

20. 657 sayılı Kanun'un "Disiplin cezası vermeye

yetkili amir ve kurullar" kenar başlıklı126. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

"Uyarma, kınama ve aylıktan kesme

cezaları disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin durdurulması

cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan

sonra, atamaya yetkili amirler il disiplin kurullarının kararlarına dayanan

hallerde Valiler tarafından verilir."

21. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Özel belgede sahtecilik" kenar başlıklı 207. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Bir özel belgeyi sahte olarak

düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde

değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır."

B. Uluslararası

Hukuk

1. İlgili Sözleşme

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve

açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir..."

"Kendisine bir suç isnat edilen

herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır."

2. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi İçtihadı

23. İlgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı

için bkz. Didem Ekşiler, B. No: 2014/11453, 9/1/2019, §§ 29-35.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

24. Mahkemenin 9/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

25. Başvurucu; imza ve kaşeler üzerinde adli tıp

incelemesi yapılması yolundaki taleplerinin gerek ceza davasında gerekse idare

mahkemesinde dikkate alınmadığını, hangi gerekçelerle taleplerinin

reddedildiğinin belirtilmediğini, Mahkemenin ret kararı ile Ceza Mahkemesince

verilen beraat kararının birbirleriyle çeliştiğini, suçu olmadığı hâlde

disiplin cezası alması nedeniyle suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin de ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucu; her ne kadar gerekçeli karar hakkı ile suç ve cezaların

kanuniliği ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiş ise de anılan şikâyetin

içeriği incelendiğinde başvurucunun şikâyetinin özünün ceza yargılamasının

beraat kararı ile sonuçlanmış olmasına, disiplin cezasının iptal edilmemesine

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu bakımdan başvurucunun iddialarının masumiyet

karinesi bakımından incelenmesi gerekmektedir.

27. Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti"

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

28. Anayasa'nın "Suç ve cezalara ilişkin

esaslar" 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

"Suçluluğu hükmen sabit oluncaya

kadar, kimse suçlu sayılamaz."

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

29. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan

Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

30. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında adil

yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı

Kanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesinde "değişiklikle

Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına

alınmış olan adil yargılama hakkı[nın] metne dahil" edildiği

belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesine söz konusu ibarenin

eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal

güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (Yaşar Çoban [GK], B. No:

2014/6673, 25/7/2017, § 54). Bu itibarla Anayasa'da güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının kapsam ve içeriği belirlenirken Sözleşme'nin "Adil

yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin gözönünde

bulundurulması gerekir (Onurhan Solmaz, § 22).

31. Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında,

bir suçla itham edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar

masum sayılacağı düzenlenmiştir. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber

suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı belirtilmek

suretiyle Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir

(Adem Hüseyinoğlu, B. No: 2014/3954, 15/2/2017, § 33).

32. Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet

karinesinin sağladığı güvencenin iki boyutu bulunmaktadır. Güvencenin ilk

boyutu kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka

ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında

olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar

kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını

yasaklar. Güvencenin bu boyutunun kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten

mahkemeyle sınırlı değildir. Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli

makamların da işlem ve kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar

kişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli

kılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil

ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve

yargılamalarda da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali

söz konusu olabilir (Galip Şahin, B. No: 2015/6075, 11/6/2018, § 39). Güvencenin

ikinci boyutu ise ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet dışında bir hüküm

kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suçla

ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüphe duyulmamasını, kamu makamlarının

toplum nezdinde kişinin suçlu olduğu izlenimini uyandıracak işlem ve

uygulamalardan kaçınmasını gerektirir (Galip Şahin, § 40).

33. Masumiyet karinesine ilişkin anayasal güvencelerin

harekete geçirilebilmesi için kural olarak kişinin suç isnadı altında bulunması

gerekmektedir. Bununla birlikte masumiyet karinesinin ikinci boyutuna ilişkin

güvencelerin uygulanabilmesi, kişinin hâlihazırda suç isnadı altında

bulunmasını zorunlu kılmamaktadır. Ancak ceza yargılamasının sonuçlanmasından

sonra başlayan veya ceza yargılaması henüz sonuçlanmadan başlasa bile ceza

yargılamasının kesinleşmesinden sonra da devam eden medeni hak ve yükümlülüklere

ilişkin yargılamalarda masumiyet karinesinin uygulanabilmesi için başvurucunun

söz konusu medeni yargılama ile hakkında yürütülen ve sona eren ceza

yargılaması arasında bağlantı bulunduğunu göstermesi gerekmektedir. Medeni hak

yargılamasında, ceza yargılamasında verilen kararın sonucunun dikkate alındığı

ve değerlendirildiği veya ceza dosyasında yer alan delillerin irdelendiği ya da

başvurucunun hakkındaki suçlamayı doğuran olaylara dahli ile ilgili

irdelemelerde bulunulduğu veyahut başvurucunun muhtemel suçluluğuyla ilgili

yorum yapıldığı hâllerde söz konusu bağlantının var olduğu kabul edilebilir.

Bununla birlikte hukuk yargılaması ile ceza yargılaması arasındaki bağlantının

varlığına işaret eden olguların tüketme yoluyla sayılmasının mümkün olmadığı,

bunların kararların verildiği yargılamaların türüne ve içeriğine göre

değişebileceği kabul edilmelidir. Ancak bağlantının varlığı değerlendirilirken

kararda kullanılan dilin kritik öneme sahip olacağı vurgulanmalıdır (benzer

değerlendirmeler için bkz. S.M. [GK], B. No: 2016/6038, 20/6/2019, §

38).

34. Somut olayda başvurucu ceza yargılamasında

yargılandığı bazı suçlardan beraat etmesine, bazı suçlardan ise HAGB kararı

verilmesine rağmen Mahkeme kararlarında yer alan ifadelerin kendisinin suçlu

olduğu inancına yol açtığından yakınmıştır. Dolayısıyla başvurucunun

şikâyetinin masumiyet karinesinin ikinci boyutuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır. Mahkeme kararında başvurucu hakkında yürütülen ceza

soruşturması kapsamındaki suçlamayla ilgili olarak değerlendirme yapıldığına

işaret eden ibarelerin bulunduğu gözlemlenmektedir. Sözü edilen ibarelerin

varlığı -herhangi bir ihlale yol açıp açmadıkları hususu aşağıda

değerlendirilecek olmakla birlikte- idari yargılama ile ceza yargılaması

arasında bağlantının bulunduğu sonucuna ulaşılması bakımından yeterli

görülmüştür. Dolayısıyla masumiyet karinesinin ikinci boyutunun somut olayda

uygulanabilir olduğu kanaatine varılmıştır.

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

36. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir

kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis

edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti

ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169,

26/12/2013). Anılan karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı

kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır.

Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve

kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez; suçlu muamelesine tabi

tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

37. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan masumiyet karinesi, ceza soruşturmasıyla eş zamanlı olarak kişi

hakkında disiplin soruşturması yürütülmesine engel teşkil etmediği gibi

hakkındaki ceza soruşturmasının kovuşturmaya yer olmadığı, beraat, düşme gibi

mahkûmiyet dışındaki bir hüküm ile sonuçlanması kişiye disiplin yaptırımı

uygulanmasına veya bu kişinin başka türlü sorumluluğuna gidilmesine de mâni

oluşturmaz (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. M.E.T., B. No:

2014/11920, 3/7/2018, § 61).

38. Bu bağlamda beraat eden ya da hakkında HAGB kararı

verilen kişi aleyhine disiplin soruşturması başlatılması ve kişiye disiplin

cezası uygulanması -disiplin cezası ne kadar ağır olursa olsun- kişinin suçlu

ilan edildiği hükmüne varılabilmesi için yeterli değildir. Aynı şekilde ceza

yargılamasındaki delillerin disiplin soruşturmasında kullanılması da kendi

başına masumiyet karinesini ihlal etmez. Aksi takdirde beraat kararına,

mağdurların haksız fiil ve benzeri hukuki sebeplere dayanarak zararlarını

gidermek için tazminat davası açma hakkını, idarenin de idari düzeni sağlamak

için disiplin cezası ve diğer idari tedbirleri uygulama yetkisini ortadan

kaldıracak şekilde arzulanandan öte bir anlam yüklenmiş olur. Bu durum beraat

eden kişi lehine amacından saptırılmış bir keyfîliğe yol açar. Aynı şekilde bu

yaklaşım, beraat eden kişiye kendi fiilinin tazminat hukuku ile idare hukukuna

ilişkin sonuçlarından da kaçınma avantajı sağlar. Anayasa'nın 36. maddesi veya

başka herhangi bir maddesi masumiyet karinesinin bu şekildeki bir yorumuna

geçerlilik sağlamamaktadır.

39. Ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukuku farklı

kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku kurumun iç düzenini

korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma

düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak

yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen

bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise kamu görevlisinin fiili ceza hukuku

kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku yönünden de

sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabilir (benzer yöndeki değerlendirmeler

için bkz. Özcan Pektaş, B. No: 2013/6879, 2/12/2015, § 25; Kürşat

Eyol, § 30).

40. Cezai sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiş veya

ceza sorumluluğu ortadan kalkmış olsa dahi aynı olaylar nedeniyle -daha hafif

bir ispat külfeti temelinde- kişi hakkında başka tür bir sorumluluğun tesis

edilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır. Bu bağlamda ceza yargılamasına

konu maddi olay ve olguların disiplin hukuku esasları çerçevesinde diğer kamu

makamlarınca (idari/adli) ayrıca değerlendirilmesi ve bu değerlendirme

sonucunda ulaşılacak kanaate göre işlem/karar tesis edilmesi mümkündür (benzer

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, § 25; Kürşat Eyol,

§ 30, Galip Şahin, § 48).

41. Adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını

aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması

masumiyet karinesinin ihlaline yol açabilir. Masumiyet karinesi kapsamındaki

güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti yapılırken ise kararın

gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir (Galip Şahin, §

48; M.I., B. No: 2012/1268, 30/12/2014, § 50). Bu kapsamda karar

vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa Kıvrak, B. No:

2013/3175, 20/2/2014, § 36). Kamu makamlarının işlem ya da kararlarında

belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk

yüklememeleri, ceza mahkemeleri tarafından suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti

üzerine gölge düşürülmesine sebebiyet vermemeleri gerekmektedir (Galip

Şahin, § 47).

42. İdari makamlarca veya mahkemelerce salt bir kimsenin

suç isnadı altında olduğunun ifade edilmesi masumiyet karinesini zedelemez. Bu

bakımdan kişinin suç isnadı altında olduğunun belirtilmesi ile hakkında

kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde onun mahkûm olduğunun kesin

bir dille ifade edilmesi veya bu yönde kanat oluşmasına yol açacak nitelikte

açıklamalarda bulunulması arasındaki ayrıma özen gösterilmelidir. İkincisi

masumiyet karinesinin ihlaline yol açarken ilki kural olarak masumiyet karinesi

yönünden bir sakıncaya neden olmayabilir.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

43. Somut olayda başvurucu, aleyhine ceza davası açılmış

ve hüküm verilmiş olmasının disiplin cezası verilmesine ilişkin işleme karşı

açtığı davanın reddine gerekçe olarak gösterilmesi nedeniyle masumiyet

karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bir başka ifadeyle başvurucu

gerek idarenin disiplin cezası kararında gerekse Mahkeme kararında geçen somut

herhangi bir ifadeden şikâyet etmemiş, bir bütün olarak ceza davasındaki

suçlamalar esas alınarak disiplin cezası verilmesi ve buna karşı açtığı davanın

reddedilmesinden yakınmıştır.

44. Olayda başvurucu hakkındaki ceza ve disiplin hukuku

süreçlerinin eş zamanlı olarak yürütüldüğü ancak disiplin işlemine karşı açılan

idari davanın ceza yargılaması devam ederken ilk derece mahkemesinde

sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun kanun yolu aşamasında ceza davasında

beraat ettiğini, bir başka ifadeyle suçluluğunun hükmen sabit olmadığını, bu

sebeple Mahkeme kararın bozulması gerektiğini ifade ettiği, öte yandan sahte

özel belge düzenleme ve kullanma suçundan hakkında HAGB kararı verildiğinden ve

bu kararın kesinleştiğinden bahsetmediği görülmektedir (bkz. § 16).

45. Mahkeme kararının (bkz. § 15) incelenmesinden

başvurucuya disiplin cezası verilmesinin salt ceza davasına dayanmadığı, ceza

yargılamasında kullanılan deliller gözönünde bulundurularak ancak ceza

yargılamasından ayrı olarak disiplin hukuku çerçevesinde durumunun

değerlendirildiği, disiplin cezası verilmesine ilişkin işlemin Mahkemece hukuka

uygun bulunarak davanın reddedildiği anlaşılmaktadır.

46. Bununla birlikte mahkeme kararının gerekçesinde

kullanılan "belgede sahtecilik suçundan suçlu bulunarak hüküm giymiş

olması" ifadesi, ceza yargılaması sonucunda başvurucu hakkında verilen

HAGB kararının cezai bir sorumluluk yükleyen nihai bir karar mahiyetinde olduğu

algısına yol açmaktadır.

47. Ceza yargılaması sürecinde verilen kararın hem

başvurucunun dava konusu ettiği idari işlemin sebep unsurlarından biri hem de

mahkeme kararının gerekçelerinden biriolduğu görülmüş ve Mahkemenin, başvurucu

hakkındaki ceza yargılamasında verilen HAGB kararı sonucunda hüküm giydiği

çıkarımında bulunduğu değerlendirilmiştir. Bu durumda Mahkemenin iptal davasına

ilişkin yargılama kapsamında kalan yetki sınırını, başvurucu hakkında eş

zamanlı olarak yürütülen ceza yargılamasında verilen kararın sonucuna ilişkin

tespitiyle masumiyet karinesini ihlal edecek şekilde aştığı görülmektedir.

48. Dolayısıyla başvuruya konu mahkeme kararında

başvurucunun suçlu olduğuna yönelik bir ithamın olduğu görüldüğünden bireysel

başvuruya konu edilen mahkeme kararında masumiyet karinesine yönelik bir

müdahalenin bulunduğu sonucuna varılmıştır.

49. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. ve 38.

maddelerinde güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekmektedir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden

yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya

üzerinden karar verir.”

51. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılanma

talebinde bulunmuştur.

52. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

53. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

54. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58-59;

Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

55. İncelenen başvuruda masumiyet karinesinin ihlal

edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

56. Bu durumda masumiyet karinesinin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Edirne İdare Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen, başvuru harcı

olarak ödenen 239,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerinde güvence altına

alınan masumiyet karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin masumiyet karinesinin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Edirne

İdare Mahkemesine (28/10/2010 tarihli ve E.2008/1134, K.2010/334)

GÖNDERİLMESİNE,

D. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 9/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Zeynep KARAKOÇ DOĞANOĞLU Başvurucu : Ahmet ERDEMİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/10891, 9 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Başvurucu
  10. B. Disiplin
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. A. Ulusal Hukuk
  14. B. Uluslararası
  15. V. İnceleme Ve
  16. Gerekçe
  17. A. Başvurucunun
  18. B. Değerlendirme
  19. A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin
  20. B. Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerinde güvence altına
  21. C. Kararın bir örneğinin masumiyet karinesinin ihlalinin
  22. D. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin
  23. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  24. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  25. M. Emin KUZ
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/10891
Tarih
9 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • H.ç. Başvurusu (B. No: 2017/14907)
  • Majid Momtaz Başvurusu (B. No: 2017/24261)
  • Mehmet Aypan Başvurusu (B. No: 2016/4868)
  • Ulaş Yılmaz Başvurusu (B. No: 2019/35669)
  • Orhan Gökdemir Başvurusu (B. No: 2017/38377)
  • V.ö. Başvurusu (B. No: 2017/14699)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.