İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Kılıçelli Başvurusu (B. No: 2017/31069)

1. Başvuru, tutuklunun ceza infaz kurumundan ailesinin

Başvuru No2017/31069Tarih30 Eylül 2020Okuma15 dk · 3.093 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Kılıçelli Başvurusu

Karar tarihi
30 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2017/31069
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.093 kelime·15 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutuklunun ceza infaz kurumundan ailesinin

yaşadığı yere yakın bir infaz kurumuna nakli ile bu konu hakkında bilgi

talebine ilişkin dilekçesinin nakil şartlarını taşımadığı değerlendirilerek

işleme konulmaması nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 24/7/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde

21/7/2016 tarihinden itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl (OHAL) ilan

edilmesine karar verilmiştir. OHAL süreci, üçer aylık sürelerle uzatılarak

18/7/2018 tarihine kadar devam etmiştir. Darbe teşebbüsüne ilişkin süreç, OHAL

ilanı ve OHAL döneminin gerektirdiği tedbirlere ilişkin detaylı açıklamalar

Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/22169,

20/6/2017, §§ 12-20, 47-66) kararında yer almaktadır.

10 Eski bir hâkim olan başvurucu, darbe teşebbüsü

sonrasında yürütülen soruşturma sürecinde silahlı terör örgütü (Fetullahçı

Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması) üyesi olduğu gerekçesiyle İstanbul 3.

Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/10/2016 tarihli kararıyla tutuklanmış ve Silivri 6

No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) konulmuştur.

11. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün (Genel

Müdürlük) Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) aracılığıyla Ceza

İnfaz Kurumuna gönderdiği tutuklu nakilleri konulu 8/9/2016 tarihli

yazısında, yargılama yeri ve suç nedeniyle bazı tutukluların başka kurumlara

nakledildiğinin görüldüğü belirtilmiştir. Genel Müdürlük tarafından hazırlanan

5/6/2015 tarihli ve 167 No.lu Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri

ve Diğer Hükümler Hakkında Genelge'nin (Genelge) "Suç ve yargılama yeri

nedeniyle nakil" kenar başlıklı 18. maddesinin (13) numaralı

fıkrasında tutukluların yargılanacakları mahkemeler belli olup duruşmaları için

müzekkere gelinceye kadar bulundukları kapalı ceza infaz kurumunda

barındırılmalarına devam edileceğinin açıkça belirtildiği vurgulanmıştır. Bu

kapsamda soruşturma evrakı veya dava dosyasının görevsizlik veya yetkisizlik

kararı ile iade edilen tutukluların yargılanacakları mahkemeler belli olmadan

ve duruşmaları için müzekkere gelmeden Genelge'nin ilgili maddeleri uyarınca

başka bir ceza infaz kurumuna nakillerinin yapılması hâlinde söz konusu naklin

Genelge'ye aykırılık teşkil edeceği bildirilmiştir.

12. Başvurucu; Genel Müdürlüğe hitaben yazdığı 27/12/2016

tarihli dilekçesinde; İstanbul Adliyesinde görev yapmaktayken tutuklandığını,

İstanbul'da bir yakınının bulunmadığını ve ailesinin açık/kapalı görüşlere

gelme konusunda sıkıntı yaşadığını belirterek ailesinin yaşadığı Denizli'deki

(olmadığı takdirde İzmir veya Antalya'daki) ceza infaz kurumuna naklinin mümkün

olup olmadığı, mümkün ise şartlarının bildirilmesi talebinde bulunmuştur.

13. Başvurucunun dilekçesi Ceza İnfaz Kurumu tarafından

işleme konulmamıştır. Söz konusu dilekçenin alt kısmına yazılan derkenar ise

şöyledir:

"İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği

tarafından tutuklanmışsınız. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğünün 05/06/2015 tarihli ve 167 No.lu Genelgesinin 'Suç ve

yargılama yeri nedeniyle nakil' başlıklı 18. maddesinin 1. fıkrasında;

'Tutuklular öncelikle mahkemenin bulunduğu yerdeki kapalı ceza infaz kurumunda

barındırılacaktır.' hükmü gereğince dilekçenize işlem yapılmamıştır."

14. Başvurucu bu defa Ceza İnfaz Kurumuna hitaben yazdığı

16/1/2017 tarihli dilekçesinde; Genel Müdürlüğe hitaben yazdığı dilekçesinin

işleme konulmamış olması nedeniyle dilekçe hakkının engellendiğini, nakil

konusunun ihtiyari olduğunu, dilekçesinde belirttiği gerekçelerin kabul görüp

görmeyeceğinin belirlendikten sonra naklin gerçekleştirilebileceğini, bu

nedenle dilekçesinin ekindeki yazısının Genel Müdürlüğe gönderilerek UYAP kayıt

numarasının tarafına bildirilmesini istemiştir. Genel Müdürlüğe hitaben yazdığı

ekli dilekçesinde ise babasının yakın zamanda trafik kazası geçirdiğinden

ziyaretine gelmesinin sağlığı açısından sorun oluşturduğunu, annesi ve

ablasının da İstanbul'a gelip sonrasında Silivri'ye gelmelerinin zorluklarını

ifade etmiştir.

15. Ceza İnfaz Kurumunun 17/1/2017 tarihli yazısı ile

başvurucunun dilekçesinin işlemsiz olarak iade edilmesine karar verildiği

başvurucuya bildirilmiştir. Karar gerekçesinde, başvurucu hakkında devam eden

soruşturma veya dava dosyasının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve mahkemeleri

tarafından yürütüldüğü hatırlatılarak nakil talebinin Genelge'nin 18. maddesinin

(1) numaralı fıkrasına aykırılık oluşturacağı açıklanmıştır.

16. Ceza İnfaz Kurumu kararının kaldırılması talebiyle

başvurucunun yaptığı şikâyet başvurusu Silivri 1. İnfaz Hâkimliğinin (İnfaz

Hâkimliği) 31/3/2017 tarihli kararı ile kabul edilmiştir. Kararda, başvurucunun

talebinin dilekçe hakkının kullanılmasına yönelik olduğu vurgulanmış ve dilekçe

hakkının kullanılmasını sağlamak amacıyla dilekçenin Genel Müdürlüğe

gönderilmesine karar verildiği açıklanmıştır.

17. Başsavcılık anılan karara 10/4/2017 tarihinde itiraz

etmiştir. İtirazda; Genel Müdürlüğün 8/9/2016 tarihli yazısına göre düzenleme

dışı nakil yapılmamasına, aksi durumun Genelge'ye aykırı olacağına işaret

edildiğinden başvurucunun dilekçesinin Genel Müdürlüğe gönderilmediği ve sebebi

konusunda bilgilendirme yapıldığı belirtilmiştir. Aksi durumun lüzumsuz

yazışmalarla Genel Müdürlüğün meşguliyetine yol açacağı gibi Ceza İnfaz

Kurumunun işleyişini de yavaşlatacağı ifade edilmiştir. Bu nedenlerle Genel

Müdürlükçe işleme alınması söz konusu olmayan dilekçenin gönderilmesi yönünde

karar verilmesinin düzenlemeyle çelişmesi dolayısıyla İnfaz Hâkimliğinin

kararının kaldırılması talebinde bulunulmuştur.

18. Başsavcılığın itirazı, Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin

(Ağır Ceza Mahkemesi) 1/6/2017 tarihli kararı ile kabul edilmiş ve İnfaz

Hâkimliğinin kararının kesin olarak kaldırılmasına karar verilmiştir. Karar

gerekçesinde, başvurucunun dilekçesinin öncelikle Ceza İnfaz Kurumunca

değerlendirilerek şartları taşıyorsa Genel Müdürlüğe gönderilmesi ve açıkça

şartları taşımaması hâlinde gönderilmemesi uygulamasında hukuka aykırılık

bulunmaması nedeniyle itirazın kabulüne karar verildiği açıklanmıştır.

19. Nihai karar 22/6/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucu 24/7/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

21. UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerden;

başvurucu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 18/4/2017 tarihli

iddianamesi ile kamu davasının açıldığı, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinde

görülen davada başvurucunun savunmasının alındığı 8/11/2017 tarihli ilk

duruşmasında tahliyesine karar verildiği ve başvurunun inceleme tarihi

itibarıyla yargılamanın derdest olduğu anlaşılmaktadır.

22. Diğer yandan Anayasa Mahkemesinin 18/12/2019 tarihli

yazısı ile başvurucunun Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu kaldığı sürede yaptığı tüm

görüşlere ilişkin bilgi ve belgeler talep edilmiştir. 19/12/2019 tarihli cevap

yazısından başvurucunun tutuklu olarak barındırıldığı 18/10/2016 ile 8/11/2017

tarihleri arasında beş kez açık görüş hakkından yararlandığı ancak kapalı görüş

yapmadığı belirtilmiştir. Başvurucunun bu süre içinde aile fertleriyle (annesi,

babası ve kardeşi) 28/10/2016, 24/4/2017, 26/6/2017, 4/9/2017 ve 23/10/2017

tarihlerinde açık görüş; iki haftada bir telefonla haberleşme hakkını

kullandığı anlaşılmıştır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

23. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un "Hükümlüyü ziyaret" kenar

başlıklı 83. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Hükümlü, belgelendirilmesi

koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya

kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu

hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla

üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma

saatleri içinde ziyaret edilebilir. ...

...

(3) Görüşler, koşul ve süreleri Adalet

Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde

yaptırılır."

24. 5275 sayılı Kanun’un "Kendi istekleri ile

nakil" kenar başlıklı 54. maddesi şu şekildedir:

"(1) Hükümlülerin kendi

istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için;

a) Gitmek istedikleri kurumlardan

durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri,

b) Nakil giderlerini peşin olarak

ödemeyi kabul etmeleri,

c) Koşullu salıverilmelerine beş aydan

az süre kalmamış olması,

d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası

almamış veya kaldırılmış olması,

e) İstekte bulunulan kurumda yer,

kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması,

f) Mahkûmiyet sürelerine uygun

hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması,

g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak

zorunda kaldıkları kurum olmaması,

Gerekir. (Ek cümle: 24/1/2013-6411/7

md.) Çocuk hükümlüler bakımından bu fıkranın (b) bendi uygulanmaz.

(2) Bu hükümlüler nakledildikleri

kurumlarda, eğitim öğretim veya hastalık nedeniyle nakil hariç, bir yıl kalmak

zorundadırlar. Çocuklar bakımından bu süre altı ay olarak uygulanır."

25. 5275 sayılı Kanun'un "Tutukluların

yükümlülükleri" kenar başlıklı 116. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şu şekildedir:

"Bu Kanunun;... nakiller,

disiplin nedeniyle nakil, zorunlu nedenlerle nakil, hastalık nedeniyle nakil,

nakillerde alınacak tedbirler,... konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ

53, 55 ilâ 62, 66 ilâ 76 ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin

tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da

uygulanabilir."

26. 5275 sayılı Kanun gereğince Genel Müdürlük tarafından

hazırlanan Genelge'nin "Suç ve Yargılama Yeri Nedeniyle Nakil"

başlıklı 18. maddesinin (1) ve (13) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Tutuklular, öncelikle

yargılandıkları mahkemenin bulunduğu yerdeki kapalı ceza infaz kuramlarında, bu

yerde kapalı ceza infaz kurumu bulunmuyor ise suçları itibariyle konumlarına

uygun en yakın kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılacaktır.

(13) Haklarındaki soruşturma evrakı

veya dava dosyasının görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilerek yetkili

Cumhuriyet başsavcılıklarına veya mahkemelere gönderilmesi halinde tutuklular

yargılanacakları mahkeme belli olup, duruşmaları için müzekkere gelinceye kadar

bulundukları kapalı ceza infaz kuramımda barındırılacaktır.

Ancak; ağır ceza mahkemelerinin görevine

giren suçlardan tutuklu olup, müdürlük teşkilatı bulunmayan kapalı ceza infaz

kuramımda bulunanlar derhal bağlı ağır ceza merkezi kapalı ceza infaz kurumuna

nakledilecektir."

B. Uluslararası

Hukuk

27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel

ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"(1) Herkes özel ve aile

hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz

konusu olabilir."

28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre özel

hayat, özel bir sosyal hayat sürdürmeyi yani kişinin sosyal kimliğini

geliştirme hakkı anlamında bir özel hayatı güvence altına almaktadır. Bu

yönü ile birlikte değerlendirildiğinde bahsi geçen hak, ilişki kurmak ve

geliştirmek üzere çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir (Özpınar/Türkiye,

B. No: 20999/04, 19/10/2010, § 45; Oleksandr Volkov/Ukrayna, B. No:

21722/11, 9/1/2013, §§ 165-167; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88,

16/12/1992, § 29).

29. AİHM'e göre hükümlü ve tutuklular, Sözleşme

kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptirler (Hirst/Birleşik

Krallık (No. 2) [BD], B. No: 74025/01, 6/10/2005, § 69).

30. AİHM'e göre suçun mahiyeti haklı gösteriyorsa bir

tutuklunun özel bir ceza infaz kurumu rejimine veya sınırlayıcı ziyaret

düzenlemelerine tabi tutulması Sözleşme'nin 8. maddesi kapsamındaki hakkına

müdahale teşkil eder ancak kendiliğinden bu hakkın ihlali anlamına gelmez (Vlasov/Rusya,

B. No: 78146/01, 12/6/2008, § 123).

31. AİHM'e göre hükümlü ve tutukluların özel ve aile

hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve

tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını

zorunlu kılmaktadır (Messina/İtalya (No. 2), B. No: 25498/94,

28/9/2000, § 61; Ouinas/Fransa (k.k.), B. No: 13756/88, 12/3/1990; Kučera/Slovakya,

B. No: 48666/99, 17/7/2007, § 127). Bu hakka getirilen sınırlamalar, suç ve

düzensizliğinin önlenmesi için güvenlik nedeniyle uygulamaya konulmuş olsa da

haklı bir gerekçeye dayanmalıdır (Gülmez/Türkiye, B. No: 16330/02,

20/5/2008, § 46).

32. Federal Alman Anayasa Mahkemesinin bir kararında;

aileyle uzun görüşe izin verilmemesi şeklindeki ceza infaz kurumu kararına

yapılan itirazda, Mahkemenin geçici hukuki koruma tedbiriyle ilgili olarak

kurumun kararına ilişkin gerekçeleri belirleme yükümlülüğünü

standartlaştırmaktan kaçınılmıştır. Bir mahkeme kararının, itiraza konu yasa

uygulaması ya da onun için kullanılan prosedür kusurlu olsa bile keyfîlik

yasağını ihlal etmeyeceği belirtilmiştir. Ancak buna ek olarak verilen kararın

bariz bir şekilde açık hukuk kurallarına aykırı olmaması ve keyfî değerlendirmelere

dayanmaması gerektiği vurgulanmıştır (Federal Alman Anayasa Mahkemesi, 2

BvR 2530-31/16, 21/12/2016).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

33. Mahkemenin 30/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

34. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderlerini ödeme

gücünden yoksun olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

35. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Aile

Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

36. Başvurucu, nakil talebiyle ilgili dilekçesinin işleme

konulmayarak Genel Müdürlüğe gönderilmemesi nedeniyle dilekçe hakkı ve bilgi

edinme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37. Bakanlık görüşünde; ilgili mevzuat hükümlerine

değinildikten sonra, hükümlülere yönelik 5275 sayılı Kanun'un 54. maddesinde

yer alan "Kendi istekleri ile nakil" düzenlemesinin

aynı Kanun'un 116. maddesince tutuklular hakkında da uygulanacağı

belirtilmediğinden başvurucunun kendi isteği ile naklini mümkün kılan bir

düzenlemenin mevcut olmadığı, başka bir ifade ile nakil talebi tarihinde

tutuklu bulunan başvurucunun hükümlülere yönelik olan isteğe bağlı nakil hükmü

açısından kapsam dışı bırakıldığı vurgulanmıştır. Öte yandan Ceza İnfaz

Kurumunun düzeni, disiplini, güvenliği ve yönetimi hususlarındaki değerlendirme

ve takdir hakkının mevzuat hükümleri kapsamında somut olayın özelliklerine göre

infaz kurumu ve mahkemelere bırakıldığı kanaatinde olunduğu ifade edilmiştir.

2. Değerlendirme

38. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

"Herkes ... aile hayatına saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir... aile hayatının gizliliğine

dokunulamaz..."

39. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması"

kenar başlıklı 40. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Anayasa ile tanınmış hak ve

hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma

imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir."

40. Anayasa’nın 41. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Aile, Türk toplumunun temelidir

...

Devlet, ailenin huzur ve refahı ... için

gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar..."

41. Anayasa'nın "Dilekçe, bilgi edinme ve kamu

denetçisine başvurma hakkı" kenar başlıklı 74. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilgili kısmı şu şekildedir:

"Vatandaşlar ve karşılıklılık

esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya

kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye

Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.

...

Herkes, bilgi edinme ... hakkına

sahiptir. ... "

42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16).

43. Kişilerin kamu makamlarına seslerini duyurabilmeleri

amacına hizmet eden dilekçe hakkı, hak arama özgürlüğünün en önemli

araçlarından biridir. Bu anlamda kişilerin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme

ve haksızlığı giderme yollarından biri olarak hak arama özgürlüğünün işlerlik

kazanması, korunması ve sağlanması bakımından önemli bir role sahiptir (Hasan

Ercan, B. No: 2015/54, 12/11/2019, § 41). Bununla birlikte demokratik ve

şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun

olarak kişilerin kendileri veya faaliyet alanlarıyla ilgili konularda bilgi

edinme hak ve özgürlüğü bulunmaktadır. Bilgi edinme hakkı demokratik toplum

düzeninin ve hukukun üstünlüğünün gereklerindendir. Dolayısıyla dilekçe hakkı

ile sıkı sıkıya bağlı bulunan bilgi edinme hakkı insan hakları ve temel

özgürlüklerin ayrılmaz bir parçasıdır.

44. Öte yandan Anayasa'nın 74. maddesinde düzenlenen

"Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı" Sözleşme

ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerden herhangi birinin kapsamına

girmemektedir.

45. Ancak başvurucunun dilekçe ve bilgi edinme hakkının

ihlali iddiasına konu şikâyetinin özü, ailesinin yaşadığı yere yakın olan bir

infaz kurumuna naklinin gerçekleştirilmemesidir. Bu kapsamda, başvurucunun

bulunduğu Ceza İnfaz Kurumundan ailesinin yaşadığı yerdeki ceza infaz kurumuna

nakil talebi hakkındaki dilekçesinin nakil şartlarını taşımadığı gerekçesiyle işleme

konulmaması üzerine ailesiyle açık/kapalı görüş imkânının zorlaştırıldığı

-kısıtlandığı- iddiasına ilişkin başvurusu aile hayatına saygı hakkı yönünden

incelenmiştir.

46. Bunun yanında başvurucu, nakil ile ilgili dilekçesini

Genel Müdürlüğe hitaben yazdığından talebiyle ilgili sadece bu makam tarafından

karar verilebileceği iddiasında bulunmuştur. Başvurucunun dilekçesi hakkında

Ceza İnfaz Kurumu tarafından Genel Müdürlük Genelgesi değerlendirilerek karar

verilmiştir. Bu karara karşı başvurucunun şikâyet ve itirazlarını yetkili

mahkemelerde etkili şekilde dile getirdiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla etkili

başvuru hakkı yönünden bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

47. Aile hayatına saygı hakkı kapsamında, tutuklu ya da

hükümlünün aile hayatını sürdürmesini sağlamaya yönelik olarak devletin

üstlenmesi gereken birtakım yükümlülükler ortaya çıkabilir. Söz konusu pozitif

yükümlülükler, somut olayın koşullarına göre tedbirler alınmasını ya da edimde

bulunulmasını gerekli kılabilir. Bu anlamda pozitif yükümlülüklerin

gereklerinin her olayın kendine özgü koşullarına göre değişiklik

gösterebileceği kuşkusuzdur.

48. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve

tutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz

kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve

tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu

idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam

ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin, B.

No: 2013/4708, 20/4/2016, § 36). Bununla beraber bu yükümlülük yerine

getirilirken ceza infaz kurumunda tutulmanın doğal sonuçlarının gözetilmesi

gerekmektedir.

49. Devletin hükümlü ve tutukluların ailesi ve

yakınlarıyla iletişimini devam ettirecek önlemleri alması pozitif

yükümlülüklerinin bir gereği olsa da -belirtildiği üzere- hukuka uygun bir

tutulmadan kaynaklanan kaçınılmaz sonuçlar nedeniyle aile hayatı kapsamındaki

temasın sınırlandırılması doğaldır. Kamu düzeninin ve kurum güvenliğinin

sağlanması yönündeki meşru amaç doğrultusunda ve makul bir gerekliliğin olması

durumunda gerekçeleri ilgili ve yeterli şekilde açıklanarak belirli bir süre

boyunca söz konusu pozitif yükümlülüğün karşılanmaması da olağan kabul edilebilir.

Ancak aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine

getirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden

sağlanması bir gerekliliktir (Murat Aydın, B. No: 2016/58533, 3/7/2019,

§ 54).

50. Öncelikle belirtilmelidir ki somut olayda

başvurucunun aile fertleriyle görüştürülmesinin engellendiğine ilişkin herhangi

bir iddiası bulunmamaktadır. Başvurucunun şikâyeti, Ceza İnfaz Kurumunun

ailesinin yaşadığı yerden uzak olması nedeniyle ziyaretine gelme konusunda

ailesinin sıkıntı yaşadığını belirterek nakil talebine ilişkin dilekçesinin,

nakil şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle Genel Müdürlüğe gönderilmemesi

ve bunun sonucunda ailesini daha sık göremediği iddiasına dayanmaktadır.

51. Başvurucunun Genel Müdürlüğe göndermek istediği

dilekçesi, Genel Müdürlük tarafından yazılan 8/9/2016 tarihli ve tutuklu

nakilleri konulu yazı kapsamında değerlendirilerek Ceza İnfaz Kurumu

tarafından dilekçenin işlemsiz olarak başvurucuya iadesine -Genel Müdürlüğe

gönderilmemesine- karar verilmiştir. Söz konusu kararda, başvurucu hakkındaki

devam eden soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

yürütüldüğü -henüz başvurucunun yargılanacağı mahkemenin belli olmadığı-

gerekçesiyle nakil talebinin Genel Müdürlük Genelgesi'ne aykırı bulunduğu

tespit edilerek dilekçe hakkında işlem yapılmadığı bildirilmiştir (bkz. §§

11-15). Öte yandan İnfaz Hâkimliği dilekçe hakkının kullanılmasını sağlamak

amacıyla başvurucunun dilekçesinin Genel Müdürlüğe gönderilmesine karar vermişse

de Başsavcılığın itirazını inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun

dilekçesinin öncelikle Ceza İnfaz Kurumunca değerlendirilmesi ve şartları

taşıması hâlinde Genel Müdürlüğe gönderilmesi uygulamasında hukuka aykırılık

bulunmadığını belirtmiştir (bkz. §§ 16-18).

52. Diğer yandan ilgili mevzuat uyarınca hükümlülere

yönelik olan isteğe bağlı nakil düzenlemesinin tutuklular yönünden kapsam dışı

bırakıldığı anlaşılmakla birlikte (bkz. §§ 24-26) tutuklu olarak bulunan

başvurucunun nakil talebi Genelge'nin "Suç ve Yargılama Yeri Nedeniyle

Nakil" başlıklı 18. maddesinde belirtilen hükümler doğrultusunda

değerlendirilmiştir. Bu kapsamda "...tutukluların yargılanacakları

mahkemeler belli olup, duruşmaları için müzekkere gelinceye kadar bulundukları

kapalı ceza infaz kurumunda barındırılacaktır" şeklindeki ceza

muhakemesi hukukunda duruşmanın doğrudan doğruya olması (yüz yüzelik) ilkesine

uygun olan düzenlemenin geçici nitelikte olduğu, bir başka ifade ile mahkemesi

belli olup tutuklunun savunmasının alındığı duruşmadan sonra yeniden nakil

talebinde bulunma imkânını ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır.

53. Somut olayın tüm koşulları birlikte

değerlendirildiğinde ailesiyle görüşme hakkından yararlanan ve yakınlarıyla

olan ilişkisinin sürdürülmesi engellenmeyen başvurucunun ileri sürdüğü

hususlar, idari ve yargısal süreçlerde kamusal makamlarca üstlenilmesi gereken

pozitif yükümlülüğün gerektirdiği şartların gerisinde kalınmayacak şekilde

değerlendirilmiştir. Somut olay bağlamında başvurucunun tutuklu kaldığı dönemde

suç ve yargılama yeri dışında ailesinin yaşadığı yerdeki infaz kurumuna nakli

hususunda devlete üstlendiği yükümlülükten daha fazla bir pozitif yükümlülük

yüklenemeyeceği de açıktır.

54. Kaldı ki dilekçesinin işleme konulmamasının nedeninin

ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanarak başvurucunun bilgilendirildiği

dikkate alındığında söz konusu uygulamanın adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan

tarzda açık bir keyfîlik içermediği anlaşılmış, açık ve görünür bir ihlal

bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

55. Açıklanan gerekçelerle aile hayatına saygı hakkı

yönünden herhangi bir ihlal tespit edilmediğinden başvurunun diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 30/9/2020 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Volkan SEVTEKİN Başvurucu : Ahmet KILIÇELLİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/31069, 30 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası
  12. V. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Adli Yardım
  15. B. Aile
  16. B. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  17. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  18. M. Emin KUZ
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/31069
Tarih
30 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Yunus Kaya Başvurusu (B. No: 2017/35062)
  • Güner Menderes Başvurusu (B. No: 2019/34118)
  • Ateş Turan Başvurusu (B. No: 2017/15617)
  • Sarıdağlar İnşaat ve Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2017/24735)
  • Kemal Kekeç Başvurusu (B. No: 2017/33316)
  • Ahmet Sil ve Taner Yay Başvurusu (B. No: 2017/35227)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.