İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Pervane ve İnsan Hakları Derneği Başvurusu (B. No: 2016/3349)

1. Başvuru, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde Kaymakamlık

Başvuru No2016/3349Tarih2 Haziran 2020Okuma13 dk · 2.556 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Pervane Ve İnsan Hakları Derneği Başvurusu

Karar tarihi
2 Haziran 2020
Başvuru Numarası
2016/3349
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.556 kelime·13 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde Kaymakamlık

tarafından alınan sokağa çıkma yasağı kararının başvurucu ve ilçede yaşayan

diğer vatandaşlar yönünden yaşama hakkı, işkence ve eziyet yasağı, kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurucular, başvurularında ayrıca Sur Kaymakamlığı

tarafından sokağa çıkma yasağı kararı alınmasının ve uygulanmasının

engellenmesi, sokağa çıkma yasağı uygulanan bölgede bulunan kişilerin

yaşamlarının korunması, sağlık hizmetlerine erişimleri ve güvenli bir bölgeye

alınmaları konusunda tedbir kararı verilmesini talep etmişlerdir.

4. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. İkinci Bölüm 24/2/2016 tarihinde, tedbir kararı

verilmesine yer olmadığına, kamu makamlarının başvurucu Ahmet Pervane’nin

ağabeyinin bulunduğu yere ulaşarak sağlık hizmetlerine erişiminin sağlanması

için gerekli tedbirleri almaya devam etmesine, Valiliğin sonraki gelişmelerden

Anayasa Mahkemesini gecikmeksizin bilgilendirmesine karar vermiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

8. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

9. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve

belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Başvuruya

Dayanak Oluşturan Olayların Arka Planı

10. PKK'nın terör örgütü olduğu ulusal ve uluslararası

makamlar tarafından kabul edilmiş, tartışmasız bir olgudur. Anılan örgütün

gerçekleştirdiği terörist şiddet; bölücü amaçları dolayısıyla anayasal düzene,

millî güvenliğe, kamu düzenine, kişilerin can ve mal emniyetine yönelik ağır

tehdit oluşturmaktadır. Bu yönüyle ülkenin toprak bütünlüğünü hedef alan PKK

kaynaklı terör, onlarca yıldır Türkiye'nin en hayati sorunu hâline gelmiştir.

Bununla birlikte kamuoyunda demokratik açılım süreci, çözüm süreci ve Millî

Birlik ve Kardeşlik Projesi gibi farklı isimlerle ifade edilen süreç içinde

2012 yılının son döneminden itibaren PKK tarafından gerçekleştirilen terör

saldırıları önemli ölçüde azalmıştır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No:

2016/40170, 16/11/2017, §§ 7-19).

11. Ancak Türkiye 2015 yılı Haziran ayından itibaren

yeniden yoğun bir şekilde terör saldırılarına maruz kalmıştır. Bu kapsamda ilk

olarak 5/6/2015 tarihinde Diyarbakır'da Halkların Demokratik Partisi (HDP)

tarafından yapılan seçim mitingi sırasında gerçekleştirilen bombalı saldırı

sonucunda Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamaya göre 2 kişi

hayatını kaybederken 100'den fazla kişi de yaralanmıştır. 20/7/2015 tarihinde

ise Suruç'ta (Şanlıurfa), Suriye'deki çatışmalara ilişkin basın açıklaması

sırasında DAEŞ tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen bombalı intihar

saldırısında 34 kişi hayatını kaybederken 73 kişi de yaralanmıştır. Bu

saldırının iki gün sonrasında Ceylanpınar'da (Şanlıurfa), 2 polis memuru

evlerinde başlarından vurulmuş hâlde ölü olarak bulunmuş, saldırı PKK

tarafından üstlenilmiştir.

12. Bu olaylardan sonra PKK tarafından Şırnak il merkezi

ile Cizre, Silopi ve İdil ilçelerinde, Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde,

Diyarbakır'ın Silvan, Sur ve Bağlar ilçelerinde, Mardin'in Dargeçit, Nusaybin

ve Derik ilçelerinde, Muş'un Varto ilçesinde cadde ve sokaklara hendekler

kazılıp barikatlar kurularak ve bu barikatlara bomba ve patlayıcılar

yerleştirilerek teröristler tarafından bu yerleşim yerlerinin bir kısmında öz

yönetim adı altında hâkimiyet sağlanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çok

sayıda terörist, halkın bu yerlere giriş ve bu yerlerden çıkışını engellemek

istemiştir. Güvenlik güçleri, hendeklerin kapatılması ve barikatların

kaldırılması suretiyle yaşamın normale dönmesini sağlamak amacıyla operasyonlar

yapmış ve teröristlerle çatışmaya girmiştir. Aylarca devam eden bu operasyon ve

çatışmalar sırasında yaklaşık 200 güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiş,

tonlarca bomba ve patlayıcı imha edilmiştir.

13. 2015 yılının Ağustos ayından itibaren

Valilikler/Kaymakamlıklar tarafından Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu

Bölgelerindeki bazı il ve ilçelerde sokağa çıkma yasakları uygulanmıştır.

Sokağa çıkma yasaklarının amacı, terör örgüt üyeleri tarafından kazılan

hendeklerin ve yerleştirilen patlayıcıların temizlenmesi, sivil vatandaşların

şiddetten korunması olarak belirtilmiştir.

B. Başvuru süreci

14. Bu kapsamda Sur Kaymakamlığı tarafından 11/12/2015

tarihinde Diyarbakır'ın Sur ilçesinde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir.

Kaymakamlık tarafından anılan yasağa ilişkin olarak yapılan duyuru şöyledir:

"İlçemiz Suriçi mahallelerinde

silahlı terör örgütü mensuplarınca barikat kurma, hendek kazma ve bombalı

tuzaklama faaliyetleri neticesinde eğitim öğretim faaliyetlerinin, sağlık

hizmetlerinin, ibadethanelerde icra edilen din hizmetlerinin sunulmasında ve

vatandaşlarımızın bu hizmetlere ulaşmasında sorunlar yaşanmaktadır. Bu durum

nedeni ile ilçemiz merkez mahallelerinde vatandaşlarımızın günlük yaşamını

normal şartlar altında sürdürmesinin zorlaştığı ve ticari hayatın aksadığı

gözlemlenmiştir.

Bu bakımdan kamu düzeninin sağlanması,

sokak aralarındaki barikatların kaldırılması hendeklerin kapatılması ve kurulan

bombalı düzeneklerin imhası çalışmaları esnasında sivil vatandaşlarımızın can

ve mal güvenliğini temin etme adına ilçemiz Suriçi’nde bulunan toplam 15

mahallemizin 6’sında (Cevatpaşa, Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz ve

Savaş) ve Gazi caddesinde 11 Aralık 2015 Cuma günü saat 16.00 itibari ile

ikinci bir emre kadar Kaymakamlığımızca sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir.

Vatandaşlarımızın söz konusu yasağa riayet etmeleri kendi can ve

güvenliklerinin temin edilmesi adına önem arz etmektedir. Kamuoyuna saygı ile

duyurulur."

15. Başvurucu Ahmet Pervane; sokağa çıkma yasağının

uygulandığı Sur ilçesinde yalnız ikamet eden 76 yaşındaki (başvuru tarihinde)

ağabeyi M.Ş.P.nin yaşamı ve sağlık durumu hakkında endişe duyduğunu, seksen

gündür kendisinden haber alamadığını belirterek 18/2/2016 tarihinde İnsan

Hakları Derneği Diyarbakır Şubesinden yardım talebinde bulunmuştur.

16. Başvurucu; Diyarbakır Valiliğine ve Diyarbakır

Emniyet Müdürlüğüne müracaat ettiğini, 15/2/2016 tarihinde Çarşı Polis

Karakolunda ifadesinin alındığını ancak kamu makamlarının kendisine yardımcı

olmadığını İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesine bildirmiştir.

17. İnsan Hakları Derneği tarafından başvurucu adına

18/2/2016 tarihinde Diyarbakır Valiliği, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına

yazılı olarak başvurulmuş ve 112 Acil Yardım hattı telefonla aranmıştır.

18. Başvurucular, M.Ş.P.nin ve -bu kişinin yanı sıra-

genel olarak sokağa çıkma yasağının uygulandığı Sur'da yaşayan vatandaşların yaşamlarının

tehlike altında bulunduğunu, sokağa çıkma yasağı kararlarına ilişkin idari ve

yargısal başvuru yollarının etkisiz olduğunu belirterek 19/2/2016 tarihinde

Anayasa Mahkemesine tedbir talebiyle bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

19. Anayasa Mahkemesi, başvurucular tarafından sunulan

bilgilerin tedbir talebini sağlıklı bir şekilde karara bağlamaya yeterli

nitelikte olmadığını gözeterek –benzer olaylarda takip ettiği usule uygun

olarak- başvurunun Anayasa Mahkemesine ulaştığı gün derhâl Diyarbakır Valiliğinden

bilgi ve belge talebinde bulunmuştur.

20. Elde edilen bilgilere göre başvurucu Ahmet

Pervane'nin 15/2/2016 tarihinde Çarşı Polis Karakoluna ağabeyinden haber

alamadığını belirterek müracaat etmesi üzerine Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığınca tahkikat başlatılmıştır. Aynı gün Diyarbakır İl Emniyet

Müdürlüğü Kayıp Şahıslar Büro Amirliğince başvurucunun ağabeyi M.Ş.P.nin yurt

genelinde araması da başlatılmıştır.

21. 17/2/2016 tarihinde başvurucunun ağabeyinin evinde

araştırma yapılmak istenmiş ancak evin güvenlik güçlerine yönelik bombalı ve

uzun namlulu silahlarla saldırıların gerçekleştiği ve keskin nişancıların

bulunduğu bir yerde bulunması nedeniyle henüz kontrol edilemediği, dolayısıyla

gerekli araştırmanın yapılamadığıifade edilmiştir.

22. Valilik 17-18-19/2/2016 tarihlerinde 16.00-17.30

saatleri arasında operasyonların durdurularak güvenlik koridoru açıldığını,

yazılı ve görsel basında duyurular ve mahallelerde anonslar yapılarak tahliye

olmak isteyen kişilerin güvenli şekilde bölgeyi terk etmesine olanak

sağlandığını, bu kapsamda İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesinden bir

avukatla telefonla görüşüldüğünü ancak M.Ş.P. hakkında somut bir bilgiye

ulaşılamadığını ve tahliyesinin gerçekleştirilemediğini belirtmiştir.

23. Valilik, M.Ş.P.nin komşuları ile telefonla iletişime

geçildiğini, yapılan görüşmede komşularından M.K.nın yaklaşık bir ay önce bir

haber kanalında M.Ş.P.yi Sur’u terk eden kişiler arasında gördüğünü

belirttiğini ancak yapılan araştırmada (oteller ve hastaneler) bu yönde de bir

veriye ulaşılamadığını ifade etmiştir.

24. Başvurucunun ağabeyi 2/3/2016 günü saat 21.30

sıralarında Sur ilçesinde operasyon devam etmekteyken güvenlik güçlerine teslim

olan şahıslar arasında bulunmuştur. Başvurucunun ağabeyi ikamet ettiği adresten

askerî personelin yardımıyla askerî araca bindirilerek çatışma bölgesinden

çıkarılmış ve başvurucuya da bilgi verilmiştir.

25. Sur ilçesinde yaşanan silahlı çatışmalar ile ilgili

olarak haklarında kamu davası açılan şüpheliler ile birlikte teslim olan başvurucunun

ağabeyi M.Ş.P. hakkında da soruşturma başlatılmıştır.

26. Başvurucunun ağabeyi M.Ş.P. 3/3/2016 tarihli

ifadesinde evinden hiç ayrılmadığını, yaşlı olması nedeniyle hareket

kabiliyetinin de az olduğunu, Sur ilçesinde yapılan operasyonlar başladığından

beri evinde tek başına bulunduğunu, evinden dışarı çıkmadığını, 2/3/2016

tarihinde evinden alınıp askerî personelin yardımıyla askerî araca bindirilerek

çatışma bölgesinden çıkarıldığını, bu süre zarfında kayıp olmadığını, evinde

bulunduğunu, evde bulunduğu süre zarfında herhangi bir suça maruz kalmadığını,

olayla ilgili olarak kimseden şikâyetçi olmadığını belirtmiştir.

27. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucunun

ağabeyi M.Ş.P. hakkında 28/7/2016 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı

vermiştir. Başvurucunun ağabeyi 20/10/2017 tarihinde vefat etmiştir.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

28. Mahkemenin 2/6/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü

A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü

29. Başvurucular 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl

İdaresi Kanunu'nun mülki amirlere sokağa çıkma yasağı kararı alma yetkisi

vermediğini, sokağa çıkma yasağının uygulandığı bölgede bulunan ve seksen

gündür haber alınamayan M.Ş.P.nin yaşamı ve sağlık durumu hakkında endişe

duyduklarını, kamu makamlarının M.Ş.P.nin yaşamının ve fiziksel bütünlüğünün

korunması için gerekli tedbirleri almadığını belirterek başvurucu ve bölgede

yaşayan diğer vatandaşlar yönünden yaşam hakkı, işkence ve eziyet yasağı, kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; sokağa çıkma

yasağı kararı alınmasının ve uygulanmasının engellenmesi, sokağa çıkma yasağı

uygulanan bölgede bulunan kişilerin yaşamlarının korunması, sağlık hizmetlerine

erişimleri ve güvenli bir bölgeye alınmaları konusunda tedbir kararı

verilmesini talep etmişlerdir.

30. Bakanlık görüşünde başvurunun bir bütün olarak yaşam

hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık;

başvurucu Derneğin tüzel kişiliğine yönelik bir ihlal iddiasının bulunmadığını,

tüzel kişi Derneğin mağdur sıfatının olmadığını ileri sürmüştür. Bakanlık

ayrıca somut olayda başvurucu Ahmet Pervane'nin iddialarının soruşturma konusu

yapıldığını ve bu soruşturmanın devam ettiğini, sokağa çıkma yasaklarının

uygulanmasına ilişkin idari yargıda dava açıldığına ilişkin bir bilgi

sunulmadığını, dolayısıyla başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul

edilemezlik kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

31. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı cevaplarında İnsan

Hakları Derneğinin insan hakları ihlallerini tespit etme, başvuruları alma,

değerlendirme, gelen başvurulara hukuki çözümler bulma alanında çalışmalar

yürüttüğünü, mevzuatta derneklere temsil ettikleri kesim adına topluluk davası

açmaya imkan tanıyan hükümler bulunduğunu, dolayısıyla başvuru yapma

yetkilerinin olduğunu ileri sürmüşlerdir. Başvuru yollarının tüketilmediği

iddiasına ilişkin olarak ise idare mahkemelerinin şeklî gerekçelerle ya da

davaları sürüncemede bırakmak suretiyle davaların reddi yoluna gittiklerini,

telafisi imkânsız sonuçlar doğuran sokağa çıkma yasakları ve süre giden

ihlaller yönünden idari yargı yolunun etkili olmadığını ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Başvurucu

İnsan Hakları Derneği Yönünden

32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru

hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"(1) Bireysel

başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından

yapılabilir."

(2) …Özel hukuk tüzel kişileri sadece

tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda

bulunabilir."

33. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel başvuru

hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel

başvuru yapabileceği sayılmış olup anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre

bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel

ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar, başvuruya konu

edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da

ihmalinden dolayı başvurucunun güncel bir hakkının ihlal edilmesi, bu

ihlalden dolayı kişinin kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş

olması, bunların sonucunda başvurucunun kendisinin mağdur olduğunu ileri

sürmesi gerekir (Onur Doğanay, B. No: 2013/1977, 9/1/2014, § 42).

34. Bireysel başvuruda mağdur kavramı, davada

menfaat veya dava ehliyeti gibi kurallardan bağımsız bir şekilde yorumlanır.

Ayrıca mağdur kavramının yorumu, günümüzde toplumun koşulları ışığında

değişime tabi olup bu kavram aşırı biçimcilikten uzak bir şekilde

uygulanmalıdır (Tezcan Karakuş Candan ve diğerleri, B. No: 2014/5809,

10/12/2014, § 20).

35. Hukukumuzda özel hukuk tüzel kişilerinden biri olan

derneklerin sadece dernek tüzel kişiliğine ait hakların ihlal edildiği

gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilecekleri öngörülmüştür. Anayasa

Mahkemesinin yerleşik hâle gelmiş içtihadına göre ise yalnızca üyelerinin

haklarını etkileyen müdahaleler nedeniyle topluluk tarafından bireysel

başvuruda bulunulamayacağı kabul edilmiştir (Türk Pediatrik Onkoloji Grubu

Derneği, B. No: 2012/95, 25/12/2012, §§ 20-23).

36. Somut olayda şikâyet konusu işlemlerden başvurucu

Derneğin tüzel kişiliğinin doğrudan etkilenmediği ve tüzel kişiliğe ilişkin bir

hakkın ihlal edilmediği, dolayısıyla Derneğin mağdur statüsünün olmadığı

anlaşılmaktadır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının kişi

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Başvurucu

Ahmet Pervane Yönünden

38. Bireysel başvuru yolunu işletebilecekler esas

itibarıyla doğrudan mağdur sıfatını taşıyan kişiler olmakla birlikte somut

olayın koşullarına ve ihlal edilen hakkın niteliğine göre mağdur ile arasında

doğrudan kişisel ve özel bir bağ bulunan, dolayısıyla da Anayasa'nın ihlalinden

olumsuz olarak etkilenmiş veya ihlalin sona ermesinden meşru ve kişisel bir

menfaati bulunan kimseler de dolaylı mağdur sıfatıyla bireysel başvuruda

bulunabileceklerdir (Engin Gök ve diğerleri, B. No: 2013/3955, 14/4/2016, §

53).

39. Bununla birlikte dolaylı mağduriyetin ortaya çıkması,

somut olayın koşullarına ve ihlal edilen hakkın niteliğine bağlı olarak

değişebilmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, mağdurun bizzat başvuru

yapmasının mümkün olmadığı ve yakın akrabalık ilişkisinin bulunduğu kimi

durumlarda -özellikle yaşam hakkının söz konusu olduğu durumlarda-

başvurucuların ihlalden doğrudan etkilenmemiş olmalarına rağmen ihlalden dolaylı

olarak etkilenmeleri nedeniyle kendi adlarına başvuru yapabileceklerine karar

vermiştir (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014; Sadık Koçak

ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014; Rıfat Bakır ve diğerleri, B.

No: 2013/2782, 11/3/2015 ).

40. Anayasa Mahkemesi kötü muamele yasağına ilişkin bu

tür şikâyetleri incelediği başvurularda; hakları ihlal edilen kişinin aile

üyelerinin olaydan dolayı ruhsal çöküntü ve üzüntü yaşamalarının kendileri için

kaçınılmaz bir sonuç olduğunu, bu nedenle Anayasa'nın 17. maddesinin bu kişiler

bakımından ihlal edilebilmesi için söz konusu durumun yeterli olmadığını, aile

bireylerinden birinin mağdur olup olmamasının yaşadıkları üzüntüden farklı bir

boyut kazandıracak özel faktörlerin başvuruda var olup olmadığına bağlı

olduğunu ifade etmiştir (Engin Gök ve diğerleri, §§ 49-54).

41. Diğer taraftan bir bireysel başvurunun kabul

edilebilmesi için başvurucunun sadece mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli

olmayıp ihlalden doğrudan veya dolaylı olarak etkilendiğini yani mağdur

olduğunu göstermesi veya mağdur olduğu konusunda Anayasa Mahkemesini ikna

etmesi gerekir. Bu itibarla mağdur olduğu zannı veya şüphesi de mağdurluk

statüsünün varlığı için yeterli değildir (Ayşe Hülya Potur, B. No:

2013/8479, 6/2/2014, § 24).

42. Somut olayda başvurucu Ahmet Pervane sokağa çıkma

yasağı uygulanan bölgede yalnız başına ikamet eden ağabeyinden seksen gündür

haber alınamadığını, yaşam ve sağlık durumu hakkında ciddi endişelerin

bulunduğunu, kamu makamlarının konu hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen

yardımda bulunmadığını ileri sürmüştür.

43. Başvurucu Ahmet Pervane söz konusu olaylar nedeniyle

dolaylı olarak mağdur olduğunu söylememiştir. Başvurucunun şikâyetlerinin

ağabeyinin maddi ve manevi varlığında meydana gelen etki ve sonuçlar üzerinde

yoğunlaştığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun dolaylı olarak mağdur

olduğunu ortaya koyamadığı sonucuna varılmıştır. Kaldı ki doğrudan mağdurun

başvuru yapmasının mümkün olduğu durumlarda dolaylı mağduriyetten söz

edilemeyecektir. Başvurucunun ağabeyi olayda kamu makamlarınca bulunduğu

2/3/2016 tarihi itibarıyla hayattadır ve bulunduktan sonra bireysel başvuruda

bulunma imkânına da sahiptir. Ancak başvurucunun ağabeyi daha sonra bireysel

başvuruda bulunmamıştır.

44. Öte yandan başvurucunun başvuru yapıldığı tarihte

kayıp olan ağabeyinin adına bireysel başvuru yapıp yapamayacağının da

incelenmesi gerekir. Başvurucuların başvuruyu doğrudan kendilerinin yapması

yerine kanuni temsilci veya avukat vasıtasıyla yapmaları da mümkündür. Bu

şekilde takip edilen başvurularda kanuni temsilci veya avukatın başvurucuyu

temsile yetkili olduğuna dair mevzuata uygun belgenin mevcut olması gerekir.

45. Ancak doğrudan mağdurların Anayasa'nın 17. ve 20.

maddelerindeki haklarınınihlal edildiği iddialarında geçerli usulde bir yetki

belgesi sunulmaması hâlinde dahi mağdurun mahkemeye başvuru yapmasını

engelleyebilecek şekilde yaş, cinsiyet ya da engellilik gibi dezavantajlı bir

konumda olması durumunda mağdurlar adına bireylerce sunulan başvurular kabul

edilebilir bulunabilir.

46. Somut olayda başvurucu, ağabeyinin yasal temsilcisi

konumunda değildir. Başvurucunun ağabeyinin kayıp olarak arandığı dönemde onun

adına başvuru yapması makul karşılanabilirse de başvurucunun kayıp olarak

aranan ağabeyinin 2/3/2016 tarihinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Başvurucunun

ağabeyi 3/3/2016 tarihinde emniyette verdiği ifadesinde evinden hiç

ayrılmadığını, yaşlı olması nedeniyle hareket kabiliyetinin de az olduğunu, Sur

ilçesinde yapılan operasyonlar başladığından beri evinde tek başına

bulunduğunu, evinden dışarı çıkmadığını, 2/3/2016 tarihinde evinden alınıp

askerî personelin yardımıyla askerî araca bindirilerek çatışma bölgesinden

çıkarıldığını, bu süre zarfında kayıp olmadığını, evinde bulunduğunu, evde

bulunduğu süre zarfında herhangi bir suça maruz kalmadığını, olayla ilgili

olarak kimseden şikâyetçi olmadığını belirtmiştir. Başvurucunun ağabeyinin söz

konusu bireysel başvurunun devam ettirilmesi yönünde bir iradesi de söz konusu

olmamıştır. Öte yandan başvurucunun ağabeyininin ölümünden sonra mirasçılarının

da bu yönde bir talebi olmamıştır. Başvurucunun ağabeyinin kendi ihtiyaç ve

menfaatlerine ilişkin istek veya görüşlerini ifade edemeyecek halde olduğunu

söylemek için de geçerli bir neden bulunmamaktadır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının kişi

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

BIRAKILMASINA 2/6/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Raportör : Yusuf Enes KAYA Başvurucular : 1. Ahmet PERVANE 2. İnsan Hakları Derneği Vekili : Av. Rehşan BATARAY SAMAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/3349, 2 Haziran 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. A. Başvuruya
  9. B. Başvuru süreci
  10. IV. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Başvurunun kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/3349
Tarih
2 Haziran 2020

İlgili Kararlar

  • Erkan Kumbul Başvurusu (B. No: 2016/12807)
  • İskele Denizcilik Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/38763)
  • Abdulkerim Şen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15441)
  • F.m.a. Başvurusu (B. No: 2016/23688)
  • Abdulkadir Uçar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6924)
  • Ahmet Uluçay Başvurusu (B. No: 2017/27431)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.