İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Sefa Topuz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/16056)

1. Başvuru, sendikadan ayrılan başvurucuların işyerinde

Başvuru No2016/16056Tarih21 Nisan 2021Okuma35 dk · 6.913 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Sefa Topuz Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
21 Nisan 2021
Başvuru Numarası
2016/16056
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.913 kelime·35 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, sendikadan ayrılan başvurucuların işyerinde

yaptıkları bir eylem nedeniyle iş akitlerinin feshedilmesi üzerine açtıkları

işe iade davalarının reddedilmesi dolayısıyla sendika hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular 8/9/2016 ile 12/2/2018 tarihleri arasında

yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle ekli

listede yer alan bireysel başvuruların 2016/16056 numaralı bireysel başvuru ile

birleştirilmesine karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Olarak

8. Arçelik-LG Klima ve Sanayi ve Tic. A.Ş. (işveren)

metal iş kolunda faaliyet gösteren ve Türk-Kore ortaklığı olan bir şirket olup

Türkiye Metal Sanayicileri Sendikasına (MESS) bağlıdır. MESS 14/10/1959

tarihinde İstanbul'da 11 girişimci tarafından kurulmuştur. MESS'in internet

sitesinde amaçları; metal iş kolunda faaliyet gösteren işverenleri sendika

çatısı altında toplayarak üyelerini temsil etmek, üyelerinin çalışma

ilişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak,

geliştirmek, aralarında karşılıklı yardımlaşmalarını sağlamak, sanayinin daha

verimli ve ahenkli çalışması için iş kolunda adil bir ücret sisteminin

kurulmasına ve daha iyi bir çalışma ortamının gerçekleşmesine yardımcı olmak,

işçilere sürekli ve uzun vadeli refah ve sosyal güvence sağlayabilmek için ülke

ekonomisini güçlendirici çalışmalar yapmak ve bu doğrultuda toplu iş sözleşmesi

akdetmek, çalışma barışını kurmak, devam ettirmek ve bu amaçla Türkiye çapında

faaliyette bulunmak şeklinde belirtilmiştir.

9. Başvurucuların çalıştıkları işyerinde yetkili sendika

Türkiye Metal, Çelik, Mühimmat, Makina, Metalden Mamül Eşya ve Oto, Montaj ve

Yardımcı İşçiler Sendikasıdır (Türk Metal). Türk Metal, internet sitesinde yer

alan bilgilere göre 10/7/1963 tarihinde Türkiye Metal İş Federasyonu

adıyla kurulmuştur. 16-17/11/1973 tarihlerinde yapılan 6. Genel Kurulu

sırasında Türkiye Metal İş Federasyonunun tüzel kişiliğine son verilmiş ve adı

Türk Metal Sendikası olarak değiştirilmiştir. Türk Metal ayrıca 21 ülkede 19

milyon üyeye sahip Uluslararası Avrasya Metal İşçileri Federasyonunun da kurucu

sendikasıdır. Türk Metal Türkiye’nin 10 büyük sanayi kuruluşunun 8’inde, 100

büyük sanayi kuruluşunun 40’ında örgütlü bir sendikadır.

10. Söz konusu işyerinde Türk Metal ile MESS arasında

imzalanan grup toplu iş sözleşmesi (TİS) 1/9/2014’te sona ermiş ve 15/12/2014

tarihinde, 1/9/2014-31/8/2017 tarihleri aralığını kapsayan üç yıllık grup TİS

imzalanmıştır. Aynı iş kolundaki Bosch fabrikalarında ise sendikalar arasında

yetki uyuşmazlığı nedeniyle konu yargıya taşınmış, yaklaşık dört ay boyunca TİS

imzalanamamış ve sorunun çözülmesiyle 13/4/2015’te Türk Metal ile MESS arasında

TİS imzalanmıştır.

B. Olayların

Arka Planı

11. Başvurucular işveren bünyesinde çalışmaktayken

başvurucu Kenan Reçber, Muhammet Ali Karakaya, Gökhan Kalyoncu, Hatice Gencer,

Melih Şen, İsmail Çetinkaya, Kevser Atalan, Onur Kaplan, Ayhan Özata, Zekeriya

Çetinkuş, İlhami Kaya ve Olgun Tekirdaş dışındakilerin iş akitleri 3/7/2015’te,

adı geçen başvurucuların iş akitleri ise 6/7/2015'te haklı nedene dayalı olarak

feshedilmiştir.

12. Başvurucular, iş akitlerinin feshedilmesinin haklı ve

geçerli bir nedeninin olmadığını iddia ederek farklı mahkemelerde feshin

geçersizliğinin tespiti ve işe iade davaları açmıştır.

13. Fesih nedeni başvurucuların çalıştıkları fabrikada

2-6/7/2015 tarihleri arasında katıldıkları eylem dolayısıyla yasa dışı eyleme katılmak

veya destek vermek olarak belirtilmiştir. İlk derece mahkemesi kararlarında,

Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen işten ayrılış bildirgesinde ayrılış nedeni

kodunun (29) ve ayrılış kodunun karşılığının "işveren tarafından

işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih"

olduğuna yer verilmiştir. Başvuruculara bildirilen fesih gerekçesi şu

şekildedir:

“ .... İşyerinde 02 Temmuz 2015 günü

saat 07:30' da işbaşı yapmak üzere kart basarak işyerine giriş yapan

çalışanların işbaşı yapmayarak başlattıkları üretimi durdurma eylemi söz konusu

vardiyada çalışma süresinin saat 17:00' de tamamlanmasına rağmen üretim alanı

ve işyeri terk edilmemek suretiyle işyeri işgali eylemine dönüştüğü

malumunuzdur. Katılmış olduğunuz bu yasa dışı eylemi sona erdirerek işbaşı

yapmanız ve işyerini terk etmeniz için yapılan yazılı duyurulara ve sözlü

uyarılara rağmen işbaşı yapmadığınız ve yasa dışı eyleminizi devam ettirdiğiniz

mahallinde tanzim edilen noter zaptı, iş yerinde tutulan tutanaklar, fotoğraflar

ve video kayıtları ve sair delillerle tespit edilmiştir. Bu itibarla, gerek

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunun 70. maddesine gerek 4857

sayılı İş Kanunun 25/ll maddesine göre iş sözleşmeniz haklı sebeple tazminatsız

olarak03/07/2015 [12

başvurucu için 6/7/2015] tarihi itibariyle feshedilmiştir. ...."

14. İşverene göre Arçelik-LG’deki eylemin kaynağı diğer

şirketlerde başlayan eylemlerdir. MESS’e bağlı işyerlerinden Bosch'un

işçilerinin sendika değişikliği nedeniyle TİS gecikmiştir. Sonrasında

13/4/2015’te mutabakata varılarak işçilerin saat ücretlerinde artış

yapılmıştır. Arçelik-LG’nin de aralarında bulunduğu işverenlerle imzalanan TİS

ile Bosch'la imzalanan TİS arasında dört aylık bir zaman farkı oluşmuştur. Aynı

iş kolunda çalışan bazı işçiler kendi ücretlerinin de Bosch çalışanlarının

ücretlerine göre düşük kaldığı ve sözleşmelerinin Bosch'taki sözleşmelerle aynı

statüye getirilmesi talebiyle bazı eylemler yapmıştır. İlk olarak Mayıs 2015’te

Renault-Bursa’da ücret zammı talebiyle iş bırakma eylemleri başlamış ve

eylemler büyüyerek metal iş kolundaki işyerlerine sirayet etmiştir.

15. Bu duruma bağlı olarak Renault çalışanları Sendikanın

kendilerini gereği gibi temsil etmediği iddiasıyla Türk Metalden toplu olarak

istifa etmiştir. 26/5/2015’te işveren Arçelik-LG yönetimi tarafından “Fabrikanın

Bakıma Alınması ve İzin” konulu bir mesaj gönderilerek 26/5/2015 saat 00.00

itibarıyla fabrikanın bakıma alınacağı ve bakım sonuna kadar üretime ara

verildiği, işçilerin ücretli izinli sayılacağı bildirilmiştir. Arçelik-LG’de de

25/5/2015-1/6/2015 tarihleri arasında yaklaşık 400 işçi Türk Metalden istifa

etmiştir.

16. Türk Metal Sendikasının derece mahkemelerine sunduğu

18/12/2015 tarihli yazısına ve 20/4/2016 tarihli bilirkişi raporuna göre 25/5/2015

tarihinde davalı işyerinde çalışan sendika üyesi işçi sayısı 796, 2/7/2015

tarihinde üye sayısı 496, 3/7/2015 tarihinde üye sayısı 473, 4/7/2015 tarihinde

üye sayısı 463, 5/7/2015 ve 6/7/2015 tarihlerinde üye sayısı 461'dir. Aynı

belgelere göre davalı işyerinde 25/5/2015-27/7/2015 tarihleri arasında

sendikadan istifa eden 400 kişi olup işyerinde istifa sonrası yeniden üye olan

167 kişi çalışmaya devam etmektedir.

17. İşverene göre Bosch firmasında yaşanan gerginlikler

Arçelik-LG’deki işçileri de etkilemiş ve Sendikadan istifalar başlamıştır.

Diğer şirketlerdeki eylemleri destekleyen bazı işçiler Arçelik-LG’den bazı

taleplerde bulunmuştur. Bu talepler -işverene göre- kendi içlerinde

belirledikleri sözcülerinin bir protokol ile tanınması, kendilerine oda ve boş

zaman verilmesi ve Türk Metalin fabrikadan çıkarılması şeklindedir.

Başvuruculara göre ise olaylar metal sektöründeki genel huzursuzlukla

ilgilidir. Arçelik-LG’den başvurucuların talepleri -kendi beyanlarına göre-

Türk Metal Sendikasından istifa edilebilmesi, işverence sendikal baskı ve

mobbingden arındırılmış bir çalışma ortamının temin edilmesi ve sendikadan

istifa nedeniyle işten çıkarılma olmaması şeklindedir.

18. Mayıs 2015’te başlayan iş bırakma eylemleri Türk

Metal tarafından desteklenmemiş ve işçiler sendikasız bir şekilde büyük çapta

eylem başlatmıştır. Türk Metal, işçileri eylemin yasa dışı olduğu ve devam

etmeleri hâlinde işverenin tazminatsız çıkarma hakkı olduğu yönünde uyarmış ve

üretime devam etmeleri çağrısında bulunmuştur.

19. 1/6/2015 tarihinde de işveren yönetimi tarafından

bakımın sona erdiği ve 2/6/2015 tarihinde saat 7.30’da üretime başlanacağı

bildirilmiştir. 2/6/2015 ile eylemin başladığı 2/7/2015 tarihleri arasında -işçilerin

iddialarına göre- Sendika temsilcileri ve işveren tarafından işçilere ciddi

baskılar uygulanmış ve Sendikaya geri dönmezlerse işten atılacakları

belirtilmiştir.

20. Yukarıda belirtilen tarihlerde yürürlükte bulunan

TİS’e göre (bkz. § 10) yetkili sendika Türk Metal olduğundan bu taleplerinin

karşılanmasının mümkün olmadığı işçilere iletilmiştir. Bu süreçte Türk Metalden

istifalar devam etmiştir. 9/6/2015 tarihinde MESS’e bağlı işyerlerindeki

işçilere dağıtılan 1.000 TL’lik tutarın hesaplara yatırılacağı duyurulmuştur.

İşveren tarafından 10/6/2015 tarihinde işçilere net 1.000 TL ödeme yapılmış ve

22/6/2015’te yapılan duyuru ile Ağustos 2015 ayı için brüt 1.400 TL, Şubat 2016

ayı için brüt 700 TL, Eylül 2016 ayı için brüt 700 TL, Mart 2017 ayı için brüt

700 TL olmak üzere toplamda brüt 3.500 TL tutarında destek ödemesinin sözleşme

şartları değiştirilmeksizin yapılacağı belirtilerek destek ödemeleri konusunda

işçilere bilgi verilmiştir.

C. Somut Olaya İlişkin Bilgiler

1. Genel Olarak

21. 2/7/2015 tarihinde işverene ait fabrikaya sabah saat

7.30 vardiyasında işbaşı yapmak üzere kart basarak 591 işçi giriş yapmıştır. Bu

işçilerin arasından yaklaşık 150 kişilik bir grup kendilerine mobbing

uygulandığı iddiasıyla üretim alanında toplanmış ve iş bırakmak suretiyle

üretimi durdurma eylemi başlatmıştır. Fabrika giriş çıkışlarına müdahale

edilmemiştir. Başvuruculara göre fabrikada enjeksiyon, kalite ve Ar-Ge gibi

bölümlerde çalışma devam etmiştir. 15/4/2016 tarihli bilirkişi raporunda ise

eşanjör ve ambar bölümünde çalışmanın devam ettiği belirtilmiş, bununla

birlikte 591 kişi olan vardiyadan bu bölümlerde çalışan personel sayısının 50

kişi olduğu ve bu durumda 150 kişiden eylem grubunda olanların haricindeki

personelin çalışmasına engel olunduğu tespit edilmiştir.

22. Genel Müdür tarafından işçilere yazılı bilgilendirme

yapılarak işçiler eylemi durdurmaya davet edilmiştir. Grup, şirket

yöneticilerinin görüşme taleplerini “Ölmek Var Dönmek Yok” şeklinde

slogan atarak reddetmiş; yazılı, sözlü ve kısa mesaj (sms) ile kendilerine

uyarı ve duyurular yapılmış, bunlara rağmen grup 17.00 vardiyası bitiminde

üretim alanını terk etmemiştir. 17.30-00.00 vardiyasında, eyleme katılan 172

kişinin fabrika içinde kalmaya devam ettiği saat 18.30'da tutulan tutanakla

tespit edilmiştir. Saat 20.14'te tutulan tutanakla eyleme katılan 63 kişi

tespit edilmiştir.

23. Bu durumu işveren noter vasıtasıyla tespit

ettirmiştir. Ayrıca tutanak, kamera kayıtları ve fotoğraflar ile de tespit

yapılmıştır. Yine işçilerin fabrikayı terk etmemesi nedeniyle emniyet birimleri

haberdar edilmiş ve Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Aynı

akşam işbaşı yapacak grubun işyerine gelişi esnasında işveren tarafından işyeri

tatil edilmiş ve işçiler ücretli izinli sayılmıştır.

24. İşçiler 3/7/2015 sabahı da uyarılara rağmen eylemi

sürdürmüş ve slogan atmaya devam etmiştir. 3/7/2015 gece saat 00.17 civarında

işçilere sabah saat 7.00’ye kadar işyerini terk etmeleri hâlinde yasal işlem

yapılmayacağı yönünde uyarı yapılmıştır. Eylemi sona erdirmeyenlerin iş

akitlerinin tazminatsız feshedileceği kendilerine bildirilmiştir. Eylemi

uyarılara rağmen sona erdirmeyenlerin iş akitleri 3/7/2015’te saat 20.00'de

tutulan tutanağa istinaden tazminatsız feshedilmiştir.

25. İş akitleri feshedilen işçiler üretim alanını terk

etmeme eylemine devam etmişler, işveren tarafından 4/7/2015’te de işçilere

fesih bildirimi yapılmış olsa bile işbaşı yaptırılacakları ifade edilmiş, buna

rağmen işçiler eyleme son vermemiştir. İşçiler bu konuda yazılı taahhüt

istemişler ancak işveren sözlü olarak taahhütte bulunmuştur. İşverenin beyanına

göre dört işçi fesih bildirimine rağmen işbaşı yaptırılmış olup çalışmaya devam

etmektedir. 4/7/2015 tarihinde Savcılık talimatıyla emniyet yetkilileri durum

tespiti yapmış, eylem yapanların temsilcileriyle üretim alanını boşaltmaları için

görüşmüş ancak ikna edememiştir.

26. 5/7/2015 tarihinde ise Uluslararası İşçi Dayanışma

Derneği (UİD-DER) fabrika tel örgüsü dışında kurduğu ses sistemi ile eylemi

destekleyenlerle halay organizesi yapmış ve tel örgü içindeki işçilerin de

büyük çoğunluğu halaya katılmak üzere dışarı çıkmıştır. Fabrika içinde on sekiz

kişinin kalması üzerine emniyet yetkilileri üretim giriş kapısını kapatmıştır.

Savcılık talimatı ile işyerinde kalan on sekiz kişi emniyet yetkileri

tarafından saat 18.00 civarında herhangi bir direniş olmaksızın tahliye

edilmiştir.

27. 6/7/2015 tarihinde de -başvurucuların beyanına

göre- fabrikada hiç bulunmamış veya bulunamamış arkadaşlarına içerdeki

işçilere destek verdikleri gerekçesiyle iş sözleşmelerinin sona erdirildiği

bildirilmiştir. Toplamda başvurucuların beyanına göre 168 işçinin iş akdi sona

erdirilmiş olup bu işçilerin tamamı da Türk Metalden istifa eden işçilerdir.

Yukarıda anılan 15/4/2016 tarihli bilirkişi raporunda; 3/7/2015 tarihinde iş

akitleri feshedilenler dışında 6/7/2015'te eyleme dışarıdan destek verdikleri

tespit edilen ikinci gruptakilerin ve 20/7/2015'te de işgali yapanları teşvik

ve tahrik edenlerin, işveren aleyhinde slogan atanların video kayıtları ile

tespit edilmesi sonucunda üçüncü grupta yer alan çalışanların tespiti ile iş

akitlerinin feshedildiği anlaşılmıştır.

28. Yargılamalar sırasında alınan ve CD incelenmesine

ilişkin bilirkişi raporunda özetle personelin 2/7/2015 tarihinde saat

07.25.10’da, montaj alanına toplu hâlde geldikleri, alanda gruplar hâlinde

bekledikleri, belirli aralıklarla alanda toplantı yaptıkları, halay çektikleri,

toplu yemek yediklerinin görüldüğü, çalışanların fabrika sahasındaki/montaj

alanındaki bekleyişlerinin polis nezaretinde fabrika sahası dışına

çıkarıldıkları 5/7/2015 tarihinde saat 20.46.48’e kadar devam ettiğinin tespit

edildiği belirtilmiştir. Bilirkişi Kurulu tarafından tanzim olunan 20/4/2016 ve

3/5/2016 tarihli raporlarda da işçilerin taleplerinin hukuka uygun ve

karşılanabilir nitelikte olduğu, davalı işyerinde yapılan eylemin dayandığı

talepler, süresi ve yarattığı maliyet bakımından gerekli, elverişli ve orantılı

kaldığı, bu itibarla eylemin ölçülü olduğu, eylemin başlangıçta yapılan

fesihlerden sonra bile barışçıl nitelikte sürdüğünün eylemin işverene telafi

edilemeyecek makul ölçüleri aşan bir zarar vermediği, işverence yapılan feshin

ölçülü olmadığı belirtilmiştir.

29. İşverenin şikâyeti üzerine Gebze Cumhuriyet

Başsavcılığınca (Başsavcılık) 2015/11515 Soruşturma sayılı dosyasında

aralarında başvurucuların da bulunduğu 144 şüpheli hakkında 5/7/2015 tarihli

iş ve çalışma hürriyetinin ihlali ve mala zarar verme suçları yönünden

yürütülen soruşturmada 23/2/2016 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair

karar verilmiştir.

30. İşçilerden bir kısmının şikâyeti üzerine Başsavcılıkça

Türk Metal Sendikası delege ve yöneticileri, MESS yöneticileri, Arçelik-LG

Klima Sanayi Tic. A.Ş. yetkilileri, Koç Holding A.Ş. yetkilileri ve Gebze

Emniyet Müdürlüğünde görevli polisler hakkında sendikal hakların

engellenmesi, tehdit, görevi kötüye kullanma, zor kullanma yetkisine ilişkin

sınırın aşılması ve kasten yaralama suçlarından soruşturma açılmış olup ilk

derece mahkemelerinin karar tarihi itibarıyla soruşturmada herhangi bir işlem

yapılmadığı anlaşılmıştır.

2. Yargılama

Süreci

a. Talep ve İşverenin Cevabı

i. Başvurucuların Talebi

31. Başvurucular; iş akitlerinin feshinin haksız ve

geçersiz olduğunu, feshin gerçek sebebinin işyerinde işveren tarafından

desteklenen ve yetkili sendika olan Türk Metalden başvurucuların istifa etmesi

olduğunu iddia etmiştir. Başvurucular; Türk Metal temsilcileri ve işveren

tarafından işçiler üzerinde ciddi baskılar uygulanmaya başlandığını, telefonla

yapılan tacizlerin bir iş baskısına dönüştüğünü, işverenin baskıya sadece göz

yummayıp aynı zamanda baskıyı doğrudan artırdığını ifade etmiştir.

32. Başvurucular; Sendikadan istifa eden ve bu istifa

sürecinde biraz daha önde duran işçilerin başına insan dikilerek her an gözetim

altında kalarak çalışmalarının beklendiğini, işçilere tuvalete gittiklerinde dahi

hesap sorulduğunu, bu arada Türk Metal temsilcilerince her fırsatta işçilere

Sendikaya geri dönmezlerse işten atılacaklarının söylendiğini, sürekli takip

edildikleri hissine kapılmaya başladıklarını, bu durumun performanslarını ve

psikolojilerini olumsuz etkilediğini belirtmiştir. Sendikadan istifa eden

isçiler hakkında bölücü, vatan haini gibi dedikodular yayılarak

yalnızlaşmalarının sağlanmaya çalışıldığını belirten başvurucular, bu işçilerin

sürekli yerlerinin değiştirilmeye başlandığını iddia ederek sendikal tazminat

talebiyle birlikte feshin geçersizliğine ve işe iadeye karar verilmesini talep

etmiştir.

ii. İşverenin

Cevabı

33. İşveren; yasa dışı olduğunu belirttiği eylemin asıl

kaynağının Arçelik-LG ile bir ilgisi olmadığını, MESS'e bağlı işverenlerden

Bosch fabrikasında TİS imzalanma sürecinin gecikmeli gerçekleştiğini, daha

sonra mutabakata varılması sonucunda o işyerinde saat ücretlerinde artış

yapıldığını, bunun üzerine aynı iş kolunda çalışan bazı işçilerin kendi

ücretlerinin Bosch çalışanlarının ücretlerine göre daha düşük kaldığı ve

kendilerinin de aynı statüye getirilmeleri talebiyle bağlı bulundukları Türk

Metal Sendikasına karşı ayaklanmaya başladığını ifade etmiştir.

34. Bu çerçevede Mayıs 2015 başlarında olayların ilk

başladığı yer olan Renault-Bursa’da otomotiv işçilerinin ücret zammı talebiyle

iş bırakma eylemi başlattığını, bu eylemlerin giderek büyüyerek metal iş

kolunda faaliyet gösteren ve metal sendikasına bağlı birçok işyeriyle birlikte

2/7/2015 tarihinde Arçelik-LG klima fabrikasına da sirayet ettiğini, işveren

ile işçiler arasında o güne kadar herhangi bir sorun bulunmaz iken bazı

işçilerin kışkırtması sonucunda işveren Şirkette de Sendikadan istifaların

başladığını belirtmiştir.

35. İşveren; işçilerin işi bıraktığını ve üretimi

durdurduğunu, diğer şirketlerde gerçekleşen bu eylemleri destekleyen bir kısım

çalışanın yasal olarak karşılanması mümkün olmayan taleplerde bulunduklarını

belirtmiştir. Bu taleplerine ilave olarak işçilerin işveren yöneticileri ile

yaptıkları görüşmelerde diğer şirketlerin verdiği parasal hakları da talep

ettiklerini belirten işveren, bu esnada işyerinde gerek bu eylemleri

destekleyenlerin baskısı ile gerek kendi istekleri ile Türk Metalden

istifaların sürdüğünü ancak bu nedenle işverenin herhangi bir olumsuz tutumu

olmadığı gibi Sendikadan istifa eden hiçbir işçinin de işten çıkartılmadığını

ifade etmiştir.

36. İşveren; bizzat genel müdür dâhil tüm yöneticilerin

ister tek tek isterlerse işçileri temsilen seçecekleri temsilci ya da sözcüleri

vasıtası ile her türlü sorunlarını çözmeye hazır olduklarını belirttiğini,

işçilere net 1.000 TL ödeme yapıldığını ve ileriki yıllarda toplam brüt 3.500

TL destek ödemesi taahhüt edildiğini ifade etmiştir.

37. İşveren, iş barışının sağlanması ve taleplerin

karşılanması yönünde gösterdikleri tüm maddi ve manevi çabaya rağmen ilk olarak

işyerinde, eylemin ilk günü yaklaşık 150 kişilik bir grubun üretim alanında

toplanarak işbaşı yapmadıklarını belirtmiştir. İşveren; işçilerin üretimi

durdurduklarını ve bulundukları alan itibarıyla üretimin yapılmasına engel

olduklarını, görüşme taleplerini işçilerin slogan atarak geri çevirdiklerini,

sağduyulu davranılması için yapılan tüm çağrı, uyarı ve duyurularına rağmen

saat 17.00 vardiyası bitiminde dahi üretim alanını ve işyerini terk etmeyerek

işyerini işgal ettiklerini ifade etmiştir.

38. İşveren; ikinci gün gece saat 00.17 civarı işçilere

sabah 7.00’a kadar işyerinden ayrılarak eylemi sona erdirenlere yasal işlem

yapılmayacağını, eylemi sona erdirmeyenlerin ise son çare olarak iş akitlerinin

tazminatsız feshedileceğinin bildirildiğini belirtmiştir. Eylemi yine de sona

erdirmeyen işçiler için işveren son çare olarak işçilerin iş akitlerinin yasal

mevzuatına göre tazminatsız olarak feshedildiğini belirtmiştir.

b. İlk Derece

Mahkemesi Kararları

i. Gebze 1. İş Mahkemesindeki Yargılamalar

39. Davaları Gebze 1. İş Mahkemesinde görülen

başvurucuların işe iade davaları kabul edilmiş, sendikal tazminat talepleri ise

reddedilmiştir. Mahkeme kararlarının benzer gerekçeleri özetle şöyledir:

i. Kararlarda; başvurucuların işyerinde Sendika ile

yaşadıkları sorunları işverene yansıttıkları, Sendikadan toplu istifalar

gerçekleştirdikleri ancak bu istifalar sebebi ile baskı görmeye başlamaları ve

işverenin verdiği sözleri yerine getirmemesi sebebi ile haklarını aramak için

eylem başlattıkları, işverenin 2/7/2015 tarihinde başlayan eylem neticesinde

3/7/2015 tarihinde eyleme katılan işçilere sms göndererek eyleme devam etmeleri

hâlinde iş akitlerinin feshedileceğini, eylemi bırakmaları hâlinde 6/7/2015

tarihinde işbaşı yaparak çalışmaya devam edebileceklerinin bildirildiği

belirtilmiştir.

ii. İşçilerin yazılı taahhüt istemelerine karşın

işverenin yazılı taahhütte bulunamayacağını belirttiği, eylemin devam etmesi ve

5/7/2015 tarihinde UİD-DER'in fabrikayı ziyarete gelmesi üzerine işyerindeki

eyleme katılanların büyük bir kısmının fabrika bahçesine çıktığı, içeride kalan

18 kişinin ise polis marifeti ile dışarı çıkartıldığı ve eylemin bu şekilde

sona erdirildiği, işverenin 6/7/2015 tarihinde fabrikayı tatil ederek işçilere

ücretli izin verdiği belirtilmiştir.

iii. Başvurucuların somut olayda iş akdinin sendikal

nedenle feshedildiği, işverenin ise feshin yazılı fesih gerekçesine uygun

olduğunu ispatlaması gerektiği, öncelikli olarak işçiler tarafından gerçekleştirilen

bu eylemin Anayasal ve yasal mevzuat ile uluslararası sözleşmeler ve mahkeme

kararları doğrultusunda nasıl değerlendirileceği tartışılmıştır. Bu doğrultuda

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 11/6/2014 tarihli ve E.2014/7358, K.2014/13055

sayılı içtihadının ışık tutucu olduğu ifade edilmiştir.

iv. Anılan kararda "...Grev hakkı 1982

Anayasamızın 54. maddesinde düzenlenmiştir. 12 Eylül 2010 tarihinde referanduma

götürülen 07.05.2010 tarihli Anayasa değişiklikleri kapsamında 54. maddede

birtakım değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda AY md. 54/7'de yer

alan 'Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve

lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişler

yapılamaz.' hükmü kaldırılmıştır. AY md. 54'ün değişiklik gerekçesinde:

'Maddeyle, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler ile çağdaş demokratik

toplumlarda çalışma hayatını düzenleyen ve genel kabul gören evrensel ilkelerle

bağdaşmayan, grev ve lokavt hakkına gereksiz sınırlamalar getiren, 54 üncü

maddenin üçüncü ve yedinci fıkraları yürürlükten kaldırılmaktadır. Söz konusu

hükümlerin kaldırılmasıyla, sendikal haklar ile grev ve lokavt hakkının

kullanılabilmesi bakımından ileri bir adım atılmış olmaktadır' "

ifadelerinin yer aldığı belirtilmiştir.

v. Kararlarda 7/5/2010 tarihli Anayasa değişiklikleri ile

Anayasa'nın 54. maddesinin yedinci fıkrasında yer alan siyasi amaçlı grev ve

lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi

yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişlerin yapılamayacağı yönündeki

hükmün kaldırıldığı vurgulanmıştır. Bu çerçevede Anayasa'ya aykırı olmayan

ve uluslararası normlar uyarınca işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarını

etkileyen veya işyerindeki uygulamalara yönelik olarak kısa süreli, demokratik

bir hakkın kullanımı niteliğindeki protesto eylemlerinin toplu eylem hakkına

dâhil olduğu ifade edilmiştir.

vi. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) denetim

organlarının çeşitli tarihlerde verdikleri kararlarda, siyasi amaçlı grev,

genel grev ve sempati grevlerinin yasaklanmasını Türkiye bakımından eleştirdiği

ve sendika üyelerine menfaatlerini etkileyen konularda eylem yapma imkânının

tanınması ve desteklenen grevin yasal olması kaydıyla sempati eylemlerine izin

verilmesi gerektiği, grev hakkının yalnızca TİS'in imzalanması ile

çözülebilecek endüstriyel uyuşmazlıklarla sınırlı tutulamayacağı, işçilerin

grev hakkı vasıtasıyla korudukları mesleki ve ekonomik menfaatlerin sadece daha

iyi çalışma koşulları veya mesleki nitelikteki toplu taleplerden ibaret

olmadığı yönünde olduğuna yer verilmiştir. Yine ILO denetim organlarına göre

işi yavaşlatma, oturma, aşırı kurallı çalışma gibi eylemlerin barışçıl şekilde

gerçekleştirildiği sürece korunması gerektiği ve bu eylemler ancak barışçıl

olma niteliğini kaybettiği takdirde sınırlanabileceği belirtilmiştir.

vii. Avrupa Sosyal Şartı (Sosyal Şart) ve denetim organı

olan Avrupa Sosyal Haklar Komitesinin kararları ile Anayasa'nın 90. maddesine

de vurgu yaparak atıfta bulunulmuş ve Sosyal Şart'ın 6. maddesinin dördüncü

fıkrasının Komite yorumunda grev hakkının sadece TİS prosedürü sırasında ve bu

prosedürle bağlantılı olarak kullanılamayacağının, sınırlandırılamayacağının

kabul edildiği belirtilmiş; uluslararası normlar uyarınca işçilerin ekonomik ve

sosyal durumlarını etkileyen veya işyerindeki uygulamalara yönelik olarak kısa

süreli, demokratik bir hakkın kullanımı niteliğindeki protesto eylemlerinin

toplu eylem hakkına dâhil olduğu ve bu gibi eylemlerin salt politik nitelikte

olmadıkça yasaklanamayacağı ifade edilmiştir.

viii. İşveren tarafından iş akitlerinin feshinin haklı

nedenle eşitlik ve ölçülülük ilkesine uygun yapıldığı ileri sürülmüş ise de

davalı işverenin birçok fesih yaptığı, fesihlerin farklı zamanlarda ve farklı

gerekçelere dayandırıldığı, işverenin eyleme destek vermekle birlikte bu eylemi

sona erdirmeleri hâlinde bu işçilerin iş akitlerinin sona erdirilmeyeceği

yönündeki sözlü taahhüdüne uygun hareket etmediğine yer verilen mahkeme

kararlarında eylem sonrasında âdeta bir cadı avı başlatılarak eylem ile ilgisi

bulunduğu düşünülen işçilerin tamamının işten çıkartıldığı, eyleme fiziken

katılıp katılmadığına bakılmaksızın, somut olarak delil ortaya konmaksızın,

sadece sosyal medya paylaşımları ve geri bildirimler alındığından bahisle eylem

sona erdikten sonra dahi fesihlere devam edildiği ifade edilmiştir. Zira

işverence eylem sona erdikten sonra gerçekleştirilen fesihlerden işverenin bu

konuda samimi olmadığı, eşit işlem borcuna aykırı davrandığı kanaatine

varıldığı, bu yönü ile işçilerin yazılı taahhüt taleplerinin makul ve kabul

edilebilir olarak görüldüğü belirtilmiştir.

ix. İşyerinde eylemin 2/7/2015 tarihinde başladığına, her

ne kadar eylemler 5/7/2015 tarihinde bitmiş ise de işverenin eylemlerin ikinci

günü de eyleme katılan işçilerin iş akitlerini feshettiğine, bu nedenle eyleme

katılan işçiler yönünden eylemin bir gün sürdüğüne ve eylemin kısa süreli

olduğuna dikkat çekilmiştir.

x. İşverenin hak arama özgürlüğü iddiasında bulunan

işçilere karşı göstermiş olduğu bu tavrın çalışan işçilere gözdağı vermek

boyutunda olduğu ve hukuken korunmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.

İşverenin ezici üstünlüğünün peşinen korunması hâlinde işveren karşısında zayıf

konumda olan işçilerin çok daha fazla ezilmesine sebep olunacağı ve

işverenlerin haksız uygulamalarına karşın işçilerin yargı organlarınca da

korunmayacakları endişesi ile ses çıkaramayacakları, iş hukukunun temel

ilkeleri olan toplum yararı ve işçinin korunması ilkeleri karşısında barışçıl

eylemlerin hak arama özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin hakkaniyetli bir

yaklaşım olacağı belirtilmiştir. Bu çerçevede bu işçilerin ortada hiçbir sorun

olmadığı hâlde işlerinden olma, tazminatsız olarak işten çıkarılma tehlikesine

karşın eyleme devam etmeleri hayatın olağan akışı yanında Anayasa ve uluslararası

sözleşmeler ile güvence altına alınmış olan en temel hak ve özgürlükler

arasındaki hak arama özgürlüğüne de aykırı olduğuna yer verilmiştir.

xi. Kararlarda; başvurucuların somut olayda toplu eylemde

bulundukları, işbaşı yapmadıkları ancak saldırgan bir tutumlarının olmadığı,

işverene zarar verme kastı ile hareket etmedikleri, işyerinde makine ve

aletlere zarar vermedikleri, giriş ve çıkışları engellemedikleri, şiddet içeren

herhangi bir eylemde bulunmadıkları, slogan atmakla birlikte tehdit veya hakaret

içeren herhangi bir söz söylemedikleri, arbede yaşanmadığı ve bu suretle

eylemin barışçıl yollarla yürütüldüğü sonucuna ulaşıldığı belirtilmiş; işverene

ait fabrikadaki eylemin hak arama özgürlüğü kapsamında yasal bir eylem olduğu,

işverence gerçekleştirilen fesihlerin haklı nedene dayanmadığı ve feshin

sendikal sebeple yapılmadığı kanaatine varılmıştır.

xii. Eylemin sendikal sebeplerle yapılmadığı sonucuna

ulaşan ilk derece mahkemelerince; işyerinde yetkili bir sendika bulunduğu,

yürürlükte bulunan bir TİS olduğu, işyerinde örgütlenmekte olan bir başka

sendika bulunmadığı tespiti yapılmıştır. Ayrıca -her ne kadar işçiler Türk

Metalin haklarını korumadıklarından bahisle sendika üyeliklerinden istifa

etmişlerse de- başka bir sendikaya üye olduklarına dair beyanda bulunmadıkları

ve 2015 yılı Mayıs ayında başlayan istifalar sonrasında eyleme kadar geçen

sürede, işveren tarafından sendika üyeliğinden istifa ettiği için iş akdi sona

erdirilen bir işçi olduğu yönünde iddiada bulunulmadığı belirtilmiştir.

xiii. Mahkemelerce, Sendika ile Çalışma ve Sosyal

Güvenlik Bakanlığının (Bakanlık) mahkemeye sundukları yazılarında, işyerinde

sendika üyesi olmadığı hâlde çalışan işçiler bulunduğunun belirtildiği ve

yaşanan sıkıntılı süreçte işverenin çaba sarf ettiği, destek ödemesi altında

ekonomik iyileştirme yoluna gittiği belirtilmiştir. Tüm bu açıklamalar

neticesinde başvurucular tarafından feshin sendikal nedene dayandığı iddiasının

ispatlanamadığı, emsal olarak dosyaya sunulan Kocaeli İş Mahkemesi

kararlarındaki sendikal fesih gerekçesinin somut olayda uygulanamayacağı

değerlendirilmiştir.

ii. Gebze 2. İş Mahkemesindeki Yargılamalar

40. Davaları Gebze 2. İş Mahkemesinde görülmüş olan

başvurucuların davaları reddedilmiştir. Anılan kararların benzer gerekçeleri

özetle şöyledir:

i. Kararlarda; işverene ait işyerinde TİS'in 15/12/2014

tarihinde imzalanması sonrasında 6 ayı aşkın bir süre sonra çıkan uyuşmazlık

ile ilgili bir kanuni grev hakkının kullanılmadığına dikkat çekilmiştir.

Bireysel ya da toplu iş hukukuna dair işçilerce bazı hakların savunulması için

işçilerin demokratik, barışçıl, toplu eylem yapabileceklerinin 87 ve 98 sayılı

ILO sözleşmeleri, Sosyal Şart ile Anayasa'nın 51., 54. ve 90. maddeleri gereği

düzenlenmiş olsa da işçilerin yaptıkları eylemin işverene özel olarak zarar

verme kastı içermemesi ve eylemin ölçülü olmasının gerektiği belirtilmiştir.

Kararlarda, davalı işyerinde 2/7/2015 tarihinde başlayan ve polis müdahalesi

ile 5/7/2015 tarihinde sonlanana kadar devam eden toplu işi bırakma, işi durdurma,

işyerini işgal eyleminin zamanlaması, eyleme üretim sahasında ve üretim sahası

dışında katılan katılımcı sayısı, eylemin süresi, bilirkişi kurul raporunda

belirtilen günlük zarar miktarı bir bütün olarak değerlendirildiğinde eylemin

ölçülü olmaktan uzak olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

ii. Bu itibarla bilirkişi raporlarında yer verilen

eylemin ölçülü olduğu konusundaki görüşe katılmanın mümkün olmadığı ifade

edilmiştir. Kararlarda, tanık beyanlarına göre işyerinde başlatılan eylemin

işverene değil işyerindeki hâkim Sendikaya yönelik olduğu, işçilerin eyleme

dayanak olarak yapmış oldukları sendika temsilcilerinin odalarının

kaldırılması, kendi temsilcilerinin tanınması gibi talepleri TİS'in yürürlükte

olduğu ve sendikanın yetkili olduğu bir işyerinde mümkün olmadığı, tüzel

kişiliği bulunmayan ve yasada yer almayan bir topluluğun temsilcilerinin davalı

işverence bu kapsamda tanınamayacağı değerlendirilmiştir.

iii. Kararlarda, işverenin işyerinde yürürlükte bulunan

TİS'teki feshe ilişkin prosedürü uygulayıp eyleme içeriden ya da dışarıdan

destek vermek suretiyle katıldığını belirlediği tüm işçilerin iş akitlerini

feshettiği ve fesihte işverenin ölçülü davrandığı belirtilmiştir. İşverenin

sendikalı işçiler ile sendikasız işçiler arasında sendikalı işçiler lehine ya

da sendikayı korumaya yönelik herhangi bir eylemi olduğu yönünde somut bir

delilin de bulunmadığı belirtilerek feshin sendikal nedene dayanmadığı

değerlendirilmiş ve sonuç olarak işverenin eyleme katılan veya destek veren tüm

çalışanların iş akitlerini haklı nedenlerle feshettiği konusunda tam bir kanaat

hasıl olduğu belirtilmiştir.

iii. Gebze 3. İş Mahkemesindeki Yargılamalar

41. Davaları Gebze 3. İş Mahkemesinde görülmüş olan

başvurucuların işe iadesine karar verilmiş ancak sendikal tazminat talepleri

reddedilmiş olup kararların benzer gerekçeleri özetle şöyledir:

i. Kararlarda; işveren tarafından iş akitlerinin haklı

nedenle eşitlik ve ölçülülük ilkesine uygun yapıldığı ileri sürülmüş ise de

fesihlerin farklı zamanlarda ve farklı gerekçelere dayandırıldığı, işverenin

eyleme destek vermekle birlikte bu eylemi sona erdirmeleri hâlinde bu işçilerin

iş akitlerinin sona erdirilmeyeceği yönündeki sözlü taahhüdüne uygun hareket

etmediği, eylem sonrasında âdeta bir cadı avı başlatarak eylem ile ilgisi

bulunduğunu düşündüğü işçilerin tamamını işten çıkarttığı tespiti yapılmıştır.

Eyleme fiziken katılıp katılmadığına bakılmaksızın, somut olarak delil ortaya

konmaksızın, sadece sosyal medya paylaşımları ve geri bildirimler alındığından

bahisle eylem sona erdikten sonra dahi fesihlere devam edildiği ifade

edilmiştir. İşverenin hak arama özgürlüğü iddiasında bulunan işçilere karşı

göstermiş olduğu bu tavrın çalışan işçilere gözdağı vermek boyutunda olduğu ve

hukuken korunmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.

ii. Seri nitelikteki bu davaların bütününe bakıldığında

başvurucuların büyük çoğunluğunun 8-10 yıllık işçilerden oluştuğu, yıllardır

işverene hizmet verdikleri, bu işçilerin ortada hiçbir sorun yokken işlerinden

olma, tazminatsız olarak işten çıkarılma tehlikesine karşın eyleme devam

etmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilmiştir. Kararlarda,

böyle bir peşin kabulün varlığı hâlinde iş güvenliği ilkeleri açısından

onarılmaz zararların meydana geleceğinin aşikâr olduğu zira hak arama özgürlüğü

Anayasa ve uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmış olan en temel

hak ve özgürlükler arasında yer aldığı vurgulanmıştır.

iii. Son yıllarda işçilerin işverenlerini sosyal medya

organlarında eleştirmesinin dahi işverenlerce feshe gerekçe yapıldığı

belirtilerek eleştiriye dahi tahammülü olmayan işverenlerin güçlü konumlarını

kullanarak işçilerin derhâl işlerine son vermeleri ve haklı nedenle feshe

dayanmalarının yargı organlarınca korunmasının vahim sonuçların doğmasına sebep

olacağı ifade edilmiştir. Nitekim somut uyuşmazlıklarda da işverenin iş

akitlerini feshederken işçilerin sosyal medya üzerinde yapmış olduğu

paylaşımları ve bu paylaşımlara gönderilen beğenileri esas alarak tespit

yaptığı, dosyaya özellikle Facebook sosyal paylaşım ağından elde edilen

dokümanları delil olarak sunduğu belirtilmiştir.

iv. İşçilerin eleştiri sınırında kalan sözlü ve yazılı

paylaşımlarının ifade özgürlüğü kapsamında kalacağı ve feshe konu

yapılamayacağı hususunun Yargıtayın yerleşik içtihatlarından olduğuna, barışçıl

ve ölçülü olan hak arama eylemlerinin yasa dışı olarak kabul edilmesinin

Anayasa ve uluslararası sözleşmeler gereği mümkün olmadığına dikkat çekilmiş ve

somut olayda başvurucuların toplu eylemde bulundukları, işbaşı yapmadıkları

ancak işverene zarar verme kasıtlarının bulunmadığı, işyerinde makine ve

aletlere zarar vermedikleri, giriş çıkışları engellemedikleri ve bu yönü ile

eylemin barışçıl yollarla yürütüldüğü sonucuna varılmıştır.

v. İşverenin geçmişte verdiği sözü tutmaması sebebi ile işçilerin

iş akitlerinin feshedilmeyeceği yönünde verilen sözün yazılı taahhüt altına

alınmasını istemelerine karşın işverenin bu taahhütte bulunmaması neticesinde

eylemin 4 güne uzamasının ölçülülük kapsamında kaldığı belirtilen kararlarda,

eylem sona erdikten sonra işveren tarafından gerçekleştirilen fesihlerden

işverenin samimi olmadığı, eşit işlem borcuna aykırı davrandığı sonucuna

varıldığı ve bu yönü ile işçilerin yazılı taahhüt taleplerinin makul ve kabul

edilebilir olduğu ifade edilmiştir.

vi. Kararlarda, diğer mahkemelerin verdiği kararlara

benzer gerekçelerle feshin sendikal nedene dayandığı iddiasının ispatlanamadığı

ve emsal olarak dosyaya sunulan Kocaeli İş Mahkemesi kararlarındaki sendikal

fesih gerekçesinin başvurucuların dosyalarında uygulanamayacağı sonucuna

ulaşılmıştır.

c. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Derece Mahkemelerinin

Kararlarının Temyiz İncelemesi Üzerine Verdiği Kararları

42. Yargıtay tarafından, başvurucuların davalarında

temyizen yapılan inceleme sonucunda Gebze 1. ve 3. İş Mahkemelerince davaların

kabulüne ilişkin kararların 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20.

maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bozularak ortadan kaldırılmasına ve

davaların reddine karar verilmiştir. Gebze 2. İş Mahkemesi tarafından davaların

reddine ilişkin verilen kararlar ise onanmıştır. Kararların gerekçeleri özetle

şöyledir:

i. Yargıtay kararlarında; işyerinde uygulanan TİS'in

1/9/2014-31/8/2017 tarihleri arasında yürürlükte olmak üzere 15/12/2014

tarihinde imzalandığı, metal sektöründe faaliyet gösteren başka bazı

işyerlerinde daha yüksek oranda zam yapıldığını duyan işçiler tarafından ülke

çapında bazı eylemlerin başlatıldığı, bu arada da Arçelik-LG’ye ait Kocaeli’de

bulunan işyerinde 21/5/2015-3/6/2015 tarihleri arasında yaklaşık 3.000-4.000

işçinin katıldığı eylemlerin yapıldığı tespit edildikten sonra tanık

beyanlarına göre bu eylemler sırasında eylemlerin işyerine sıçramasını önlemek

isteyen davalı işverenin fabrikanın bakıma girme zamanını öne çekerek bu

tarihlerde işyerini kapattığı ve işçileri ücretli izne yolladığı

belirtilmiştir.

ii. Toplu eyleme katılan işçilerin davalı işverence

gerekli duyurular yapılmak suretiyle işe dönmelerinin sağlanmaya çalışıldığı,

zaman içinde eyleme katılan işçilerde azalma olduğu ve herhangi bir müdahaleye

gerek olmaksızın eylemin sona erdiği ifade edilmiştir. Yargıtay buna rağmen

eylemin 3 gün devam ettiğini ve başvurucuların da aralarında bulunduğu işçiler

tarafından işe devamsızlık sebebiyle üretim faaliyetinin önemli ölçüde

aksadığını belirtmiştir.

iii. 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar

ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 58. maddesinde düzenlenen kanuni grevin

tanımına yer verilerek işyerinde TİS imzalanması sonrasında çıkan uyuşmazlıkla

ilgili bir kanuni grev hakkının kullanılmadığının açık olduğuna dikkat

çekilmiş, bireysel veya toplu iş hukukuna dair bazı hakların savunulması için

işçilerin demokratik ve barışçıl toplu eylem haklarının olabileceği 87 ve 98

sayılı ILO Sözleşmeleri, Sosyal Şart ile Anayasa'nın 51., 54. ve 90. maddelerinin

bir gereği olsa da eylemin işverene özel olarak zarar verme kastı içermemesi ve

ölçülü olması gerektiği vurgulanmıştır.

iv. Yargıtaya göre işyerinde gerçekleşen ve emniyet

güçlerinin müdahalesi ile sona erdirilen fabrika binasından çıkmama şeklindeki

toplu iş bırakma eyleminin zamanlaması, katılımcı sayısı ve süresi

değerlendirildiğinde eylem ölçülü olmaktan uzaktır. Ayrıca Yargıtay

kararlarında; tanık beyanlarına göre söz konusu eylemin işverene değil ilgili

Sendikaya yönelik olduğu, işçilerin eyleme dayanak yaptığı sendika

temsilcilerinin odalarının kaldırılması ve kendi temsilcilerinin de tanınması

gibi taleplerin TİS'in yürürlükte olduğu ve sendikanın yetkili olduğu bir

işyerinde mümkün olmadığı, tüzel kişiliği bulunmayan ve yasadan kaynaklanmayan bir

topluluğun temsilcilerinin de işverence bu kapsamda tanınmasının mümkün

olmadığı ifade edilmiştir.

v. Kararlarda; işverenin işyerinde yürürlükte bulunan

TİS'teki feshe ilişkin prosedürü uygulayıp eyleme katıldığını saptadığı tüm

işçileri işten çıkarttığı, sendikalı işçiler ile sendikasız işçiler arasında

sendikalı işçiler lehine ya da sendikayı korumaya yönelik dahli olduğu yönünde

somut bir delil de bulunmadığı belirtilerek işverenin haklı nedenle iş

akitlerini feshettiği kabul edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

43. 5/5/1983 tarihli ve 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun

"Sendikaya üye olup olmama hürriyetinin teminatı" kenar

başlıklı 31. maddesi ve 6356 sayılı Kanun’un "Sendika özgürlüğünün

güvencesi" kenar başlıklı 25. maddesi ile anılan Kanun'un "Grevin

tanımı" kenar başlıklı 58. maddesi.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

44. Mahkemenin 21/4/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

45. Başvurucular; sendikaya serbestçe üye olma ya da

çekilme haklarının Anayasa'da güvence altına alındığını belirterek aynı yerde

çalışan bir grup işçiyle birlikte Türk Metalden ayrıldıkları için işyerinde

ayrımcılığa ve baskıya maruz kaldıklarından ve nihayetinde de katıldıkları

barışçıl bir eylem nedeniyle iş akitlerinin feshedildiğinden şikâyet etmiştir.

Başvurucular kendileriyle aynı durumda bulunan ve aynı eylemleri gerçekleştiren

işçilerden bazılarının çalışmaya devam ettiklerini ve bu nedenlerle eşitlik

ilkesi, ifade özgürlüğü, toplantı ve çalışma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

46. Başvurucular; ilgili Bakanlık ve Türk Metalden gelen

listelerden başvurucuların ve Sendikadan istifa eden tüm arkadaşlarının

sendikaya yeniden üye oldukları hususunun tartışılmadığını, feshe dayanak

gösterilen iş bırakma eyleminin barışçıl bir gösteri niteliğinde olduğunu ve

işyerinde bir zarara neden olmadığı hususu ceza soruşturması kapsamında tespit

edilmiş olduğu hâlde bu hususlar gözardı edilerek ve eylemin oluş şekli

irdelenmeksizin karar verildiğini iddia etmiştir.

47. Başvurucular kendileri ile aynı durumda olan ve

benzer eylemler gerçekleştiren diğer şirketlerdeki işçiler yönünden gerçekleşen

yargılamalarda Yargıtayın daha lehe değerlendirmelerde bulunduğunu, bu yönden

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

48. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların anayasal haklarının ihlal edildiği iddialarının özünün

sendika üyeliğinden ayrılma sonucu iş akitlerinin feshedildiğine ilişkin olduğu

görüldüğünden iddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 51. maddesi kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

49. Anayasa’nın “Sendika kurma hakkı” kenar

başlıklı 51. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin

çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve

geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma,

bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir.

Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.”

1. Genel

İlkeler

50. Anayasa'nın 51. maddesinde yer alan “çalışanlar...

üyelerinin menfaatlerini korumak için” ibaresi üyelerin mesleki

menfaatlerini korumak için gerçekleştirecekleri sendikal faaliyetlerinin

Anayasa tarafından korunduğunu açıkça ortaya koymaktadır (Kristal-İş

Sendikası [GK], B. No: 2014/12166, 02/07/2015, § 54). Dolayısıyla sendika

hakkı, mensuplarının menfaatlerini korumak üzere yapılan sendikal faaliyetlere

izin verilmesini de gerektirmektedir (Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463,

18/9/2014, § 31).

51. Sendika, çalışanların mali ve sosyal haklarını korumak

ve geliştirmek için meydana getirilen kuruluştur. Sendikal özgürlük kavramı,

sendika kurma hakkı ile sendikaya üye olma ve sendikadan çıkma haklarını

kapsamaktadır. Sendikaya üye olma özgürlüğü, bir kimsenin sendikaya üye

olmasının iradi olmasını gerektirir. Bu özgürlük aynı zamanda birden çok

sendikadan istenilen sendikanın seçilmesi ve o sendikaya üye olma hakkını da

içerir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 68). Dolayısıyla

kişiler kendi istedikleri şekilde sendika kurmak veya kendi istedikleri bir

sendikaya üye olmakta özgür olmalıdır. Anayasa'nın 51. maddesinde, çalışanların

sendikalara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına

sahip olduğu ve hiç kimsenin bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten

ayrılmaya zorlanamayacağı ifade edilmiştir (Abbas Akçay ve diğerleri,

B. No: 2015/2790, 23/5/2018, § 30).

52. Anayasa'nın 51. maddesinde düzenlenen sendika hakkı,

bu hakka yönelik kamu gücü tarafından gerçekleştirilen müdahalelerin yanı sıra

kimi durumlarda özel hukuk kişilerince yapılan müdahalelere karşı da anayasal

koruma sağlamaktadır. Dolayısıyla sendika hakkı devlete, müdahalede bulunmama

biçimindeki negatif yükümlülüğün yanı sıra üçüncü kişilerden gelebilecek

müdahalelere karşı ilgiliye koruma sağlama şeklindeki birtakım pozitif

yükümlülükler de yüklemektedir.

53. Sendika hakkının devlete yüklediği pozitif

yükümlülükler, devletin koruyucu ve düzeltici önlemler almasını

gerektirebilmektedir. Sendika hakkının korunması pozitif yükümlülüğü devlete,

üçüncü kişilerin ve özellikle işverenin çalışanların sendikaya üye olma ve

sendikal faaliyette bulunma haklarını kullanmayı engelleyici davranışlarından

kaçınmasına yönelik ve sırf bu haklarından yararlandıkları gerekçesiyle

yaptırıma tabi tutulmalarını, ayrımcılığa maruz kalmalarını önleyici tedbirler

alma ödevi yüklemektedir. Bu çerçevede alınacak tedbirlerin üçüncü kişilerin ve

özellikle işverenin çalışanların sendika hakkına müdahalede bulunmaları

bakımından caydırıcı nitelik taşıması gerekir. Öte yandan üçüncü kişiler tarafından

sendika hakkına müdahale edilmesi durumunda müdahaleye karşı itirazların öne

sürülebileceği ve müdahalenin sonuçlarının giderilmesi açısından gerçek ve

etkili koruma temin edecek hukuksal mekanizmaların oluşturulması gerekiyorsa

tazminat ve benzeri giderimler için dava açma imkânının getirilmesi devletin

pozitif yükümlülüklerindendir (Anıl Pınar ve Ömer Bilge, B. No:

2014/15627, 5/10/2017, § 37).

54. Alınacak koruyucu ve düzeltici tedbirlerin türü ve

niteliği konusunda Anayasa'da herhangi bir sınırlama bulunmayıp bunların

tespiti konusunda kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu tedbirlerin

yerindeliğinin denetimi Anayasa Mahkemesinin denetimi dışında olmakla birlikte

sendika hakkının güvenceye bağlanması bakımından yeterli ve elverişli olup

olmaması yönüyle bu tedbirler Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir (Anıl

Pınar ve Ömer Bilge, § 38).

2. Sendikal

Nedenlerle Feshe İlişkin Bazı Tespitler

55. Sendikal özgürlüklerin teminat altına alınması,

bireylerin sendikal haklarını kullanırken iş sözleşmelerinin de güvencede

olması ile sağlanabilir. Sendikaya üye olma, olmama veya sendikal faaliyetlerde

bulunma nedenleriyle iş sözleşmelerinin feshedilmesi hâlinde feshin sendikal

nedenlerle yapıldığından bahsedilebilir.

56. Bilindiği üzere 2821 sayılı Kanun'un 31. maddesine

göre iş akdinin sendikal nedene dayanmadığını, geçerli veya haklı nedenle

feshedildiğini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Buna karşın iş sözleşmesinin

sendikal nedenle feshedildiğini iddia eden işçinin bunu ispatlama zorunluluğu

vardır. Bu kapsamda uygulamada fesih tarihinde işyerinde çalışan ve sendikaya

üye olan işçilerin sayısı, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, işyerinde

çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve

alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlar sendikal feshin

ispatında dikkate alınmaktadır.

57. Mevzuatın gerektirdiği hususların ve ispat

koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirmek öncelikle derece

mahkemelerinin görevidir. Derece mahkemelerinin olayın koşullarını

değerlendirmek açısından daha avantajlı konumda bulunduğu tartışmasızdır.

Anayasa Mahkemesinin rolü ise bu kuralların yorumunun Anayasa’ya uygun olup

olmadığını belirlemekle sınırlıdır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, derece mahkemeleri

tarafından izlenen usulü denetlemek ve özellikle mahkemelerin Anayasa’nın 51.

maddesindeki güvenceleri gözetip gözetmediğini belirlemekle yetinmektedir.

Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin yerini almamakta; kamusal

makamların süreç içindeki tutumlarını sendika hakkı bağlamındaki usule ilişkin

güvenceler açısından değerlendirmektedir (benzer değerlendirmeler için bkz. Türkiye

Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası, B. No: 2016/13328, 19/11/2020, §

40; Türkiye Petrol, Kimya ve Lastik Sanayi İşçileri Sendikası, B. No:

2016/13351, 15/12/2020, § 40).

3. İlkelerin

Olaya Uygulanması

58. Somut olayda başvurucular ilk olarak iş akitlerinin

işyerinde baskı ve ayrımcılığa maruz kalmaları sonucu katıldıkları barışçıl

eylem nedeniyle feshedildiğini, iş akdi feshedilenlerin hepsinin sendikadan

ayrılan işçiler olması dolayısıyla sendikal nedenlerle fesih yapıldığını ileri

sürmüştür. Derece mahkemelerinin tamamı başvurucuların söz konusu iddialarını

ispatlayamadıkları sonucuna ulaşmış ve sendikal tazminat taleplerini

reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi önündeki mesele, başvurucuların sendika

üyeliğinden ayrılmaları ve işyerindeki eyleme katılmaları nedeniyle işverence

iş akitlerinin feshedildiği iddialarının derece mahkemelerince usulüne uygun

incelenip incelenmediği ve sendika hakkının ihlal edildiği iddiasıdır.

59. Sendika hakkı sendikaya üye olanların haklarını

güvence altına aldığı gibi aynı şekilde serbestçe üyelikten çekilme hakkını da

korumaktadır. Zira sendikaların üyelerinin ekonomik ve sosyal çıkarlarını

koruma amacı vardır ve sendika üyesi olan işçiler bu amaçların

gerçekleşmediğini düşünüyorlarsa her zaman üyelikten çıkma hakkına sahiptir.

Eldeki başvuruda, başvurucuların iddialarına göre mensubu oldukları Sendika,

bir başka işyerinde işçiler için daha lehe hükümler içeren TİS imzalamıştır.

Başvurucular da bu nedenle Sendikadan ayrılmış ve kendilerine aynı şartların

sağlanması adına bulundukları işyerinde 3 gün süren iş bırakma eylemi

yapmıştır.

60. Burada altı çizilmesi gereken en önemli nokta

başvurucuların protestolarının Sendikaya yönelik olduğudur. Olayların meydana

geldiği tarihte başvurucuların üyesi olduğu sendika işyerinde yetkili sendika

konumundadır ve işverenle 1/9/2014 tarihinde yaklaşık 3 yılı kapsayacak şekilde

TİS imzalamıştır. Başvurucuların TİS öncesi ya da TİS görüşmeleri sırasında bu

Sendikaya zorla üye olduklarına ya da TİS şartlarını protesto ettiklerine dair

bir iddiaları bulunmamaktadır. Ancak aynı Sendikanın yaklaşık 4 ay sonra bir

başka işyerinde bağıtladığı TİS şartlarının daha iyi hükümler içerdiğini

öğrenen başvurucular, aynı imkânların kendilerine sağlanmamış olması nedeniyle

Sendikadan ayrılarak işyerinde eylem yapmıştır.

61. Mahkemelerce, işyerinde sendika üyesi olmadığı hâlde

çalışan işçiler bulunduğunun belirtildiği ve yaşanan sıkıntılı süreçte

işverenin çaba sarf ettiği, destek ödemesi altında ekonomik iyileştirme yoluna

gittiği belirtilerek feshin sendikal nedene dayandığı iddiasının

ispatlanamadığı sonucuna ulaşılmış; başvurucularca emsal olarak dosyaya sunulan

diğer mahkeme kararlarındaki sendikal fesih gerekçesinin somut olayda

uygulanamayacağı değerlendirilmiştir. Yine işverenin eyleme bilfiil içeriden ya

da dışarıdan destek vermek suretiyle katıldığını belirlediği tüm işçilerin iş

akitlerini feshettiği tespitinde bulunan mahkemelerce, fesihte işverenin ölçülü

davrandığı, işverenin sendikalı işçiler ile sendikasız işçiler arasında

sendikalı işçiler lehine ya da sendikayı korumaya yönelik herhangi bir eylemi

olduğu yönünde somut bir delilin bulunmadığı belirtilmiştir.

62. İş akdinin sendikal nedenlerle feshedilmesi durumunda

sendika hakkı yönünden devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirip

getirmediğinin Anayasa Mahkemesince incelenebilmesi için öncelikle

başvurucuların sendikal haklarını kullanmaları -somut olayda sendikadan istifa

ettikleri için baskıya maruz kalmaları ve feshin nedeninin sendikadan

ayrılmaları iddiası olması- nedeniyle iş akitlerinin feshedildiğini ikna edici

gerekçelerle ortaya koymaları gerekir. Aksi hâlde devletin sendika hakkının

korunması yönünde pozitif yükümlülükleri gündeme gelmeyecektir.

63. Somut olayda başvurucuların iş akitleri sendikadan

ayrılmalarından sonra değil sendikayı protesto etmek amacıyla iş bırakmaları

nedeniyle gerçekleşmiştir. Dolayısıyla burada işverenin başvurucuların toplu

bir biçimde iş bırakmalarına ne ölçüde katlanması gerektiği ve bu katlanma

eşiğinin sendika hakkını nasıl etkileyeceği meselesinin çözümlenmesi

gerekecektir.

64. İşçiler mesleki ve ekonomik menfaatlerini TİS ile

korurlar. İşçiler TİS süreci içinde, toplu bir şekilde bir araya gelmek yoluyla

hem çalışma koşullarına yönelik itirazlarını hem de ekonomik ve sosyal

sorunlarını dayanışma göstererek dile getirme hakları vardır. Ancak TİS bir kez

akdedildikten sonra işçilerin kendilerini doğrudan ilgilendiren ekonomik ve

sosyal politika sorunları ve çalışma sırasında işyerinde karşılaştıkları

problemlere yönelik çözüm taleplerini dile getirme imkânlarının bulunmadığı

söylenemez. Bununla birlikte hangi yöntem seçilirse seçilsin işverene zarar verme

kastı içermemeli, seçilen yöntem dile getirilen problemlerin haklılığıyla

orantılı olmalı ve izlenen amaçlara uygun şekilde ortaya konmalıdır.

65. Bu bağlamda eldeki başvuruda başvurucular işyerinde

karşılaştıkları -çalışma koşullarından veya başka bazı ekonomik ve sosyal

meselelerden kaynaklanan- somut sorunlara ilişkin bir şikâyet dile

getirmemiştir. Başvurucuların eylemlerinin odak noktasını, mensubu oldukları

Sendikanın diğer işyerinde daha iyi şartlarda imzaladığı TİS oluşturmaktadır.

Başvurucular bu itirazlarını işyerinde 3 gün iş bırakma şeklinde

gerçekleştirmiş ve bunun sonucunda iş akitleri feshedilmiştir. Bu itibarla

başvurucuların eylemlerinin zamanlaması, katılımcı sayısı ve süresi

değerlendirildiğinde işverene yönelik hak arama amacı taşıdığı

değerlendirilmeyen bu şekilde bir eylemin ölçülü olduğu söylenemeyecektir.

66. Açıklanan gerekçelerle sendika hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

BIRAKILMASINA 21/4/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başvurucu Listesi

1- Ahmet Sefa TOPUZ

2- Kenan REÇBER

3- Bayram ÖZTÜRK

4- Ali ÇAKIR

5- Özgür OFLU

6- Serpil ÇETİNKAYA

7- Hüseyin KARABEL

8- Fırat TARHAN

9- Mahmut YILDIZ

10- Bedrettin DEMİR

11- Sinan GÜMÜŞ

12- Ferhat KILIÇ

13- Muhammet Ali

KARAKAYA

14- Yurtaslan GÜR

15- İbrahim GÜLTEKİN

16- Ferdi SAKA

17- Mehmet Akif

KÜÇÜKBAY

18- Şenol ERZURUM

19- Tuncay TURAN

20- Yüksel DOĞAN

21- İlhami KAYA

22- Ahmet USLU

23- İsmail AKBULUT

24- Serkan KIZGIR

25- Uğur ASLAN

26- Serdar BAYRAM

27- Orhan KÖSE

28- Serkan TOPKARA

29- Mustafa SAĞKOL

30- Mehmet YILMAZ

31- Serkan RODOPLU

32- Şinasi YAŞAROĞLU

33- Erdinç ÇALIŞKAN

34- Ferhat YILDIRIM

35- Mehmet TUTUM

36- İbrahim TAŞ

37- Alaattin CANLI

38- Müjdat KURTCUOĞLU

39- Serhat SARIKAŞ

40- İsmail BELEN

41- Hüsnü CENGİL

42- Gökhan KALYONCU

43- Hatice GENCER

44- İsa ÇANKAYA

45- Sabahattin

KÖMÜRCÜ

46- Efraim DEMİRKAYA

47- Deniz ÇELİK

48- Soner BAYSAL

49- Sezer KURBAN

50- Hüseyin TOHUMCU

51- Süleyman GÜL

52- İsmail ÇOLAK

53- Özgül ALĞAN

54- Olgun TEKİRDAŞ

55- Sebahattin DERE

56- Yılmaz AKGÖZ

57- Emrah Zİya PİLLİK

58- Süleyman YILMAZ

59- Davut AY

60- Melih ŞEN

61- Zafer ALTUNDAŞ

62- Tolga ŞİMŞEK

63- Sultan KARACA

64- Aynur YANGIN

65- İlimnur ESKİCİ

66- Sezer KÖROĞLU

67- İsmail ÇETİNKAYA

68- Zeki DEMİR

69- Mücahit KOCADAĞ

70- Ali Rıza DUMAN

71- Gökhan GÜLER

72- Adem IŞIK

73- Vedat USLU

74- Kevser ATALAN

75- Hürlen KANTAR

76- Süleyman ULUDAĞ

77- Özkan TEMİZ

78- Olcay KARACA

79- Medet KARATAŞ

80- Onur KAPLAN

81- Hasan TEKİN

82- Turgut KAYA

83- Sezgin

SİSNELİOĞLU

84- İlker CAN 85- Fesih DEMİR 86- Caner BEKTAŞ 87- Cem HAYAS 88- Rıza KARAKUŞ 89- Onur ATAKUR 90- Düzgün KÜÇÜKDOĞAN 91- Özgür TUTAN 92- Zekeriya ÇETİNKUŞ 93- Salih KARAMAN 94- Şaban AVCI 95- Osman POLAT 96- Ayhan ÖZATA 97- Oktay DEVELİ 98- İsmail KARABULUT Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Hicabi DURSUN Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Raportör : Yücel ARSLAN Başvurucular : Ahmet Sefa TOPUZ ve diğerleri (bkz. ekli liste) Vekilleri : Av. Meryem ASIL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/16056, 21 Nisan 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Genel Olarak
  10. B. Olayların
  11. C. Somut Olaya İlişkin Bilgiler
  12. IV. İlgili Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucuların
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça
  18. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde
  19. Karakaya
  20. Küçükbay
  21. Kömürcü
  22. Sisnelioğlu
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/16056
Tarih
21 Nisan 2021

İlgili Kararlar

  • Adnan Şen Başvurusu (B. No: 2018/8903)
  • Esat Akkoyun Başvurusu (B. No: 2018/26625)
  • Yemsel Tavukçuluk Hayvancılık Yem Hammaddeleri San. ve Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2018/9826)
  • Salih Düzgün Başvurusu (B. No: 2018/24316)
  • Erol Cumbul ve Ünal Cumbul Başvurusu (B. No: 2018/19078)
  • Bafra Un Yem Gıda Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2018/23263)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.