İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Tekçe ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/32782)

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması

Başvuru No2017/32782Tarih29 Ocak 2020Okuma12 dk · 2.482 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Tekçe Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
29 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2017/32782
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.482 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/8/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Kamulaştırma Süreci

8. Kahramanmaraş'ın Merkez ilçesine bağlı Cüceli köyü 548 ve 572

parsel numaralı taşınmazlardan 548 parsel numaralı taşınmazdan ifraz yoluyla

oluşan 746 parsel numaralı taşınmaz ile 572 parsel numaralı taşınmazdan ifraz

yoluyla oluşan 744 parsel numaralı taşınmaz Sır Barajı suları altında

kalmıştır.

9. İfraz işlemine rağmen 548 ve 572 parsel numaraları üzerinden

kamulaştırma işlemleri yürütülmüştür. 1/8/1989 tarihinde 548 parsel numaralı

taşınmaz için 8.464.500 TL (eski TL ile 8,64 TL), 572 parsel numaralı taşınmaz

için 33.804.900 TL (eski TL ile 33,80 TL) kamulaştırma bedelleri maliklerinin

belli olmaması nedeniyle bankaya vadesiz olarak bloke edilmiş ve 27/11/1990

tarihinde sular altında kalan bu taşınmazlar kamulaştırılmıştır.

B. Kadastro Davası Süreci

10. Başvuru konusu taşınmazların mülkiyetlerinin tespitine

ilişkin olarak 1972 yılında açılan kadastro tespitine itiraz davasında

26/1/2007 tarihinde taşınmazların başvurucuların murislerine ait olduğuna dair

verilen karar 31/5/2007 tarihinde kesinleşmiştir.

C. Faiz Alacağı Davası

Süreci

11. Başvurucular 14/5/2010 tarihinde blokenin yapıldığı bankaya

yazdıkları yazıda, kamulaştırma bedellerinin akıbetinin bildirilmesini

istemişlerdir. Bankanın 27/5/2010 tarihli cevap yazısında, bankanın tevdi

mahalli olarak tayin edildiği, bankaya 572 parsel numaralı taşınmaz için 33,80

TL, 548 parsel numaralı taşınmaz için 8,64 TL yatırıldığı, söz konusu toplam

42,44 TL'nin hâlen bloke hesapta bulunduğu, talep ve uyuşmazlığın çözümüne

ilişkin kesinleşmiş Mahkeme kararı ile vekâletname ibrazı hâlinde söz konusu

meblağın ödenebileceği belirtilmiştir.

12. Başvurucular söz konusu taşınmazların kamulaştırma

bedellerinin bankaya yatırıldığı tarihten itibaren işlemiş olan mevduat

faizinin, olmadığı takdirde yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle

27/1/2011 tarihinde Kahramanmaraş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) dava

açmışlardır.

13. Mahkeme 28/1/2014 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

Kararın gerekçesi şöyledir:

"...davacıların 744 ve 746 parsel sayılı

taşınmazların kamulaştırma bedelinin vadesiz olarak bankaya bloke edilmesi ve

nemalardırılmamış olması nedeniyle uğradıkları zarardan dolayı davalı bakanlıktan

talep ettikleri faiz talebinin kamulaştırma yapıldığı tarihte yürürlükte

bulunmayan kamulaştırma kanununu değiştiren 4650 S.K.nun 5/5/2001 tarihinde

yürürlüğe girmesi nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş[tir.]"

14. Temyiz edilen karar, Yargıtay 18. Hukuk Dairesince 7/9/2015

tarihinde onanmıştır. Başvurucuların karar düzeltme istemi de 19/6/2017

tarihinde aynı Daire tarafından reddedilmiştir.

15. Nihai karar, başvurucular vekiline 25/7/2017 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucular 15/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Ali Şimşek ve diğerleri, B. No: 2014/2073,

6/7/2017, §§ 18-33.

18. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun

24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun'un 5. maddesi değiştirilen 10.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Hak sahibinin tespit edilemediği

durumlarda mahkemece, kamulaştırma bedelinin üçer aylık vadeli hesaba

dönüştürülerek nemalandırılması amacıyla gerekli tedbirler alınır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 29/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

20. Başvurucular; mahkemelerce hükmedilen kamulaştırma

bedellerinin üçer aylık vadeli hesaba yatırılması gerekirken vadesiz hesaba

yatırılması nedeniyle oluşan değer kaybının ödenmemesinden yakınmaktadırlar.

Başvuruculara göre kamulaştırma bedelinin vadeli hesaba yatırılmaması alacağın

değer kaybetmesine yol açmaktadır. Başvurucular sonuç olarak mülkiyet haklarının

ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

21. Anayasa’nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular, mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmektedirler. Ayrıca başvurucular kendileriyle aynı kaderi

paylaşan bir çok insanın da kendileri dışında gelişen şartlar nedeniyle

paralarını alamadıklarını belirterek eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini

ileri sürmüş iseler de somut olayda eşitlik ilkesinin ihlaline yol açabilecek

farklı muamelenin varlığı başvurucular tarafından temellendirilmemiştir. Sonuç

olarak başvurucuların hükmedilen kamulaştırma bedelinin değer kaybına

uğratıldığı yönündeki şikâyetlerinin mülkiyet hakkına ilişkin olduğu

anlaşıldığından başvurucuların belirtilen şikâyetlerinin mülkiyet hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

24. Başvuruya konu olayda uygulanacak ilkeler Anayasa

Mahkemesinin Mehmet Akdoğan ve diğerleri

(B. No: 2013/817, 19/12/2013, §§ 41-65) ile Ali

Şimşek ve diğerleri (B. No: 2014/2073, 6/7/2017, §§ 58-69)

kararlarında belirtilmiştir.

25. Buna göre kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan

müdahalenin orantılı olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike

ödenmesi ve ayrıca ödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme tarihi

arasında geçen dönemde gerçekleşen enflasyona nispetle taşınmazın hissedilir

derecede değer kaybetmemiş olması gerekir (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, § 59). Ödenen tutarların enflasyonun

etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi yani kamulaştırma tarihi ile

ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafi edecek

biçimde faiz uygulanması, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer

kaybetmesini önleyebilecek bir araçtır (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, § 42).

26. Anayasa Mahkemesince yapılan incelemede başvurucunun mülkiyet

hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olup olmadığı hususunda bir sonuca varmak

için derece mahkemelerince tespit edilen gerçek değer ile başvurucuya yapılan

ödemelerin enflasyon etkisi arındırılmış sonuçlarının karşılaştırılması

gerekmektedir. Elde edilmek istenen kamu yararı ile başvurucunun mülkünden

mahrum kalması arasında makul dengenin sağlanıp sağlanmadığını ve müdahalenin

ölçülü olup olmadığını tespit etmede önemli olan, yapılan ödemelerin değer

kaybının toplam bedele oranı üzerinden başvurucunun maruz kaldığı yükü

belirlemektir (Ali Şimşek ve diğerleri,

§ 66).

27. Aynı yöndeki şikâyete ilişkin başvuru konusu olayda da bu

ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

28. Somut olayda 1/8/1989 tarihinde taşınmaz maliklerinin belli olmaması

nedeniyle kamulaştırma bedelleri bankaya vadesiz olarak bloke edilmiş ve

taşınmazlar 27/11/1990 tarihinde kamulaştırılmıştır. Başvuru konusu

taşınmazların maliklerine ilişkin ihtilaf 31/5/2007 tarihinde kesinleşen

kadastro mahkemesi kararıyla sona ermiş ve taşınmazların başvurucuların

murislerine ait olduğu tespit edilmiştir. Bunun üzerine kamulaştırma

bedellerinin akıbetini soran başvurucular, 572 parsel numaralı taşınmaz için

yatırılan 33.80 TL (yeni TL ile) ve 548 parsel numaralı taşınmaz için yatırılan

8.64 TL'nin (yeni TL ile) hâlen bloke hesapta bulunduğunu öğrendikten sonra

kamulaştırma bedellerinin faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle faiz alacağı

davası açmışlardır. Mahkemece kamulaştırmanın yapıldığı tarihte 5/5/2001

tarihinde yürürlüğe giren 4560 sayılı Kanun'un yürürlükte olmadığı gerekçesiyle

davanın reddine karar verilmiştir (bkz. §§ 7-13).

29. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında -kural

olarak- faiz işletilip işletilmemesi, faiz oranları veya faizin işletilme

tarihleri ya da dönemleriyle ilgili hukuk kurallarını yorumlama görevi

bulunmamaktadır. Bu görev esas itibarıyla derece mahkemelerine düşmektedir.

Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi derece mahkemelerinin söz konusu hukuk

kurallarının yorumunun mülkiyet hakkı bağlamında sonuçlarını incelemek

durumundadır.

30. Ödenen tutarların enflasyonun etkilerinden arındırılarak

güncelleştirilmesi yani kamulaştırma bedeline hak kazanılan 27/11/1990 tarihi

ile ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafi edecek

biçimde faiz uygulanması, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer

kaybetmesini önleyebilecek bir araçtır (benzer yöndeki değerlendirmeler için

bkz. Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

§ 42).

31. Faiz, ekonomik açıdan paranın

fiyatıdır. Herhangi bir kimse kendisine ait olmayan bir parayı -hangi

isim altında olursa olsun- belli bir süre kullandığında paranın asıl sahibine faiz ödemek zorundadır. Çünkü paranın

likidite özelliği onun her an, her türlü üretim faktörünü, mal ve hizmeti satın

alabilmesine olanak verir. Daha açık bir deyişle parayı nakit olarak elinde

bulunduran kimse bugünkü

ihtiyaçlarını karşılayabildiği gibi piyasanın yarına

dönük olanaklarından da yararlanabilir. Elindeki parayı başkasına

veren veya kendine belli tarihte ödenmesi gereken bir miktar para olduğu hâlde

bu parası ödenmeyen kimse ise bu imkânlardan yararlanamaz. Bu nedenle parayı

kullanan kimsenin parayı kullanmaktan vazgeçen kimseye bu kaybını ödemesi

gerekir. İşte faizi doğuran temel neden budur (AYM, E.1988/7, K.1988/27,

27/9/1988).

32. Bu temel neden, paranın değerini sürekli olarak kaybettiği

enflasyon dönemlerinde ayrı bir önem kazanır. Dönem başında kullanmaktan

vazgeçilen ya da hak edildiği hâlde alınamayan bir miktar paranın satınalma

gücü, dönem sonunda enflasyon oranında azalmış olacaktır. Bu durumda dönem sonunda

paranın asıl sahibine ödenmesi gereken faiz, sadece belli bir dönem için

yapılan fedakârlığın karşılığından ibaret olmayacak; aynı zamanda söz konusu

dönemde paranın satın alma gücündeki kaybı da karşılayacak miktarda olacaktır.

Teknik deyişle hem para sahibinin tasarrufta bulunmasının bedeli ödenecek hem

de paranın satın alma gücü korunacaktır (AYM, E.1988/7, K.1988/27, 27/9/1988).

33. Olayda kamulaştırma bedellerinin bankaya bloke edildiği

tarihten itibaren yaklaşık otuz yıllık süre geçmiştir. Kamulaştırma işleminin

bir parçası olan kamulaştırılan taşınmaz maliklerinin tespiti ve kamulaştırma

bedellerinin bankaya yatırılması ve ödenmesi sürecinde alacaklıların hak ve

menfaatlerini koruyucu ve durumun gerektirdiği olağan tedbirlerin idare

tarafından alınması beklenmektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577,

16/2/2017, § 60).

34. Kamulaştırma bedelinin alacaklılara ödendiği ana kadar

alacaklının para üzerinde tasarrufta bulunma, parayı kullanma veya paranın değerinin

enflasyon karşısında aşınmasını önleyici tedbirler alma imkânı bulunmamaktadır.

Bu süreçte bankaya bloke edilen kamulaştırma bedelleri üzerinde kamulaştırma

makamlarının takdir yetkisi vardır. Dolayısıyla bu paranın enflasyon karşısında

kıymet yitirmesini önleyebilecek olan da para üzerinde tasarrufta bulunma

kudretini elinde bulunduran kamulaştırma makamlarıdır. Bankaya bloke edilen

kamulaştırma bedelinin alım gücünü kaybetmesini engellemenin yolu bunun

nemalandırılmasıdır. Ayrıca bu paranın nemalandırılması, kamulaştırma

makamlarına olağan idari işleyişin ötesinde bir külfet de yüklememektedir. Kamu

makamlarının yapması gereken tek şey, kamulaştırma bedelinin vadesiz mevduat

hesabında bekletilmesi yerine vadeli bir hesapta tutulmasıdır. Bu nedenle

olayın somut koşulları gözetildiğinde mülkiyet hakkının korunması ödevinin

gerektirdiği pozitif yükümlülüklerin, kamulaştırma bedelinin nemalandırılması

tedbirinin alınmasını da içerdiği sonucuna ulaşılmaktadır (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Fatma Yıldırım, §

61).

35. Bu itibarla kamulaştırma makamlarının, kamulaştırma

bedelinin vadeli bir mevduat hesabına yatırılması biçiminde alacağı basit bir

tedbirle kamulaştırma sürecinin hızlı işlememesinin başvurucular üzerinde

oluşturduğu olumsuz etkileri asgari seviyeye indirememiş olması, kamulaştırılan

taşınmazın gerçek karşılığı olan bedelin ödenmemesine yol açmaktadır. Hâlbuki

Anayasa'nın 46. maddesine göre kamulaştırılan taşınmazın gerçek değerinin

ödenmesi zorunludur. Kamulaştırma bedelinin gerçek değerinin ödenmemesi aynı

zamanda Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri çerçevesinde kamulaştırılan taşınmazın

malikine aşırı bir külfet de yüklemektedir.

36. Sonuç olarak 1990 yılında belirlenen toplam 42,44 TL

tutarındaki kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi sebebiyle yol açılan söz konusu

değer kaybı yönünden başvuruculara şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemektedir.

Somut olayın koşulları altında bu geç ödeme yönünden başvuruculara

atfedilebilecek bir kusurun varlığı da gösterilememiştir. Bu sebeple somut

olayda müdahalenin mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında olması

gereken adil dengeyi bozduğu ve ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır.

37. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

38. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

39. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

40. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri, B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

41. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

42. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

İçtüzük’ün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde,

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan

mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 57-59,

66-67).

43. Somut olayda Anayasa Mahkemesi, başvurucuların kamulaştırma

bedeline hak kazandığı tarihten ödemenin yapılacağı tarihe kadar geçen süredeki

enflasyon oranlarının dikkate alınarak faiz ödenmemesi nedeniyle söz konusu

alacağın önemli ölçüde değer kaybına uğrayacağını tespit etmek suretiyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Başvurucuların bu değer

kaybını önleyebilecek faizin ödenmesi istemiyle açtığı dava reddedilmiştir.

Sonuç olarak ihlale yol açan idari eylem ve işleme karşı başvurulabilecek kanun

yolu tüketildikten sonra derece mahkemeleri de ihlali giderememişlerdir. Bu

açıdan ihlalin aynı zamanda mahkeme kararından da kaynaklandığı söylenebilir.

44. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216

sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken

iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna

ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir

karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden

yargılama yapılmak üzere Kahramanmaraş 1. Asliye Hukuk Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

45. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kahramanmaraş 1.

Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2011/103, K.2014/47) GÖNDERİLMESİNE,

D. Tazminat talebinin REDDİNE,

E. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000

TL tutarındaki vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin

BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

29/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Mahmut ALTIN Başvurucular : 1. Ahmet TEKÇE 2. Ali TEKÇE 3. Ayşe SEVGİLİ 4. Fatma ARABACI 5. Mehmet TEKÇE 6. Mehmet TEKÇE 7. Miyase SEVEN 8. Mustafa TEKÇE 9. Müzeyyen TEKÇE 10. Zalha TEKÇE Vekili : Av. Adem YEŞİL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/32782, 29 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Kamulaştırma Süreci
  7. B. Kadastro Davası Süreci
  8. C. Faiz Alacağı Davası
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucuların
  12. B. Değerlendirme
  13. VI. Hüküm
  14. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  15. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  16. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/32782
Tarih
29 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Y.g. Başvurusu (B. No: 2017/5933)
  • Yıldıranlar Gıda Nakliyat San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/37791)
  • Tahir Tuğrul Başvurusu (B. No: 2017/15798)
  • Ramazan Atay Başvurusu (B. No: 2017/26048)
  • Ali Eren ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/3882)
  • Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2016/5653)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.