İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Temiz Başvurusu (B. No: 2013/8696)

1. Başvuru, hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu kantininde

Başvuru No2013/8696Tarih10 Mart 2016Okuma18 dk · 3.592 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Temiz Başvurusu (5)

Karar tarihi
10 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/8696
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.592 kelime·18 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu kantininde

satılan radyonun kalitesine bağlı olarak İngilizce ve Arapça radyo yayınlarını

dinleyememe nedeniyle ayrımcılık yasağı, haberleşme hakkı ve özel hayata saygı

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/11/2003 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 25/3/2014 tarihinde,

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 25/3/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 5/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 7/11/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

11/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 24/11/2014 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Ankara 2 No.lu F Tipi

Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, kurum kantininde satılan el

radyosunun kalitesiz olduğundan bahisle dışarıdan bir radyo almak talebiyle

ceza infaz kurumu idaresine başvurmuştur.

10. Ceza İnfaz Kurumu, başvurucunun talebini reddetmiştir. Red gerekçesi şöyledir:

"Hükümlü dilekçesinde kurumumuz

kantininde satılan radyonun kalitesiz olduğu ve çekmediğini, kurum kantini haricinde

dışarıdan farklı bir radyo edinmek istediğini dile getirmiş ise de; Ceza İnfaz

Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmeliğin İkinci

Bölümü Elektrikli Eşyalar başlıklı 9. maddesinde "... kurum kantininden

satın almak kaydıyla bir adet kulaklıklı küçük el radyosu bulundurabilir."

gereğince ve Hükümlü/tutukluların dışarıdan aldıracağı radyoların teknolojik

olarak gelişmiş, Hükümlü/tutuklular arasında haberleşmeyi sağlayıcı radyolar

olabileceği Kurumumuzda satılmakta olan radyolarla Fm

bandında yapılan yayınların rahatlıkla dinlenebildiği, Hükümlü/tutuklunun

istemiş olduğu radyo ile uzun dalga yayınların dinlenebildiği, kurum Mektup

Okuma Komisyonunda yapılan incelemelerde örgütün Hükümlü/tutuklular ile

haberleşmede bu uzun dalga yayınları kullandığı tespit edildiğinden bu tarz

radyolar kurumumuzda satılmamaktadır."

11. Başvurucunun, kurumun kararına karşı verdiği şikâyet

dilekçesi, Sincan İnfaz Hâkimliğinin 27/9/2013 tarihli ve E.2013/4977,

K.2013/4869 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"Yapılan incelemeye göre hem cezaevi

idaresinin görüşü hem de Yönetmeliğin 9. maddesine göre; hükümlü hakkında

yapılan uygulamanın ceza infaz kurumu kurallarına uygun olduğu, mevzuata aykırı

bir uygulamanın veya hukuka aykırılığın söz konusu olmadığı anlaşılmakla

yerinde olmayan şikâyetin reddine karar vermek gerekmiştir."

12. Anılan karara karşı yapılan itiraz, Sincan 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin 30/10/2013 tarihli ve 2013/3393 Değişik İş sayılı kararı ile

reddedilmiştir.

13. Nihai karar, başvurucuya 6/11/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

14. Başvurucu 18/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 16/5/2001 tarih ve4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun "İnfaz Hâkimlerinin Görevi"

başlıklı 4. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Hükümlü ve tutukluların ceza infaz

kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri,

barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin

sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve

tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem

veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak."

16. 13/12/2004 tarihli 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un

“Hükümlünün radyo, televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma

hakkı” başlıklı 67. maddesinin (1), (2) ve (4) numaralı fıkraları

şöyledir:

“(1) Hükümlü, ceza infaz kurumlarında merkezî

yayın sistemi bulunduğu takdirde bu sisteme bağlı olarak radyo ve televizyon

yayınlarını izleme hakkına sahiptir.

(2) Merkezî yayın sistemi bulunmayan

kurumlarda, yararlı olmayan yayınların izlenmesini ve dinlenmesini engelleyecek

önlemler alınmak suretiyle bağımsız anten kullanılarak televizyon ve radyo

izlenmesine ve dinlenmesine izin verilir. Bu cihazlar, bedeli

kendisi tarafından ödenmek koşuluyla hükümlü adına kurumca satın alınır. Her ne

biçimde olursa olsun dışardan gelenler tarafından getirilen radyo, televizyon

ve bilgisayarlar kuruma alınmaz.

(4) Bu haklar, tehlikeli hâlde bulunan veya

örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir.”

17. Bakanlar Kurulunun 20/3/2006 tarih ve 10218 sayılı kararı

ile kabul edilen Ceza ve İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün “Hükümlünün radyo, televizyon yayınları ile internet

olanaklarından yararlanma hakkı” başlıklı 90. maddesinin (1), (2) ve

(4) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Hükümlü, kurumlarda merkezî yayın sistemi

bulunduğu takdirde bu sisteme bağlı olarak radyo ve televizyon yayınlarını

izleme hakkına sahiptir.

(2) Merkezî yayın sistemi bulunmayan

kurumlarda, yararlı olmayan yayınların izlenmesini ve dinlenmesini engelleyecek

önlemler alınmak suretiyle bağımsız anten kullanılarak televizyon ve radyo

izlenmesine ve dinlenmesine izin verilir. Bu cihazlar, bedeli kendisi

tarafından ödenmek koşuluyla hükümlü adına kurumca satın alınır. Her ne biçimde

olursa olsun dışardan gelenler tarafından getirilen radyo, televizyon ve

bilgisayarlar kuruma alınmaz.

(4) Bu haklar, idare ve gözlem kurulu kararı

ile tehlikeli hükümlü oldukları saptananlar veya örgüt mensubu hükümlüler

bakımından kısıtlanabilir.”

18. 17/6/2005 tarihli ve 2005/25848 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik'in

(Yönetmelik) 9. maddesini (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Koğuş, oda ve eklentilerinde, kantinden

temin edilmek koşuluyla, bir adet otuzyedi ekran

televizyon ile elektrikli su ısıtıcısı, saç kurutma makinesi ve büro tipi

buzdolabı ile kurumun bulunduğu coğrafi bölgenin iklim koşulları dikkate

alınarak, her koğuş veya odada bir adet vantilatör bulundurulmasına izin

verilebilir. Ayrıca her hükümlü, kurum kantininden satın almak kaydıyla bir

adet kulaklıklı küçük el radyosu bulundurabilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 10/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Ankara 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

kalitesiz radyo satılmak suretiyle İngilizce ve Arapça radyo dinlemekten mahrum

edilmesinin Anayasa'nın 10. ve 22. maddelerinde tanımlanan eşitlik, haberleşme

ve özel hayatın korunması haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun haberleşme ve özel hayata saygı

hakkının ihlaline ilişkin iddiaları, şikâyet konusu olayın niteliğine uygun

olmadığından ve somut olayda başvurucu, şikâyetini kalitesi düşük radyo

dinlemek zorunda kalması ve yabancı dildeki yayınlara ulaşamaması şeklinde

formüle ettiğinden başvurunun, Anayasa’nın 26 maddesinde düzenlenen ifade

özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

22. Öte yandan başvurucu, kaliteli radyo edinmesinin

engellenmesinin ayrımcılık yasağına aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Ayrımcılık

yasağı, dolayısıyla eşitlik ilkesi ihlal iddiaları yönünden başvurucunun,

kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile kendisine

yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ve bu farklılığın meşru

bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayırımcı bir nedene

dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir. Somut olayda başvurucu,

benzer olaylar ile kendi durumunun aynı olduğunu ortaya koyamadığı gibi

kendisine nasıl bir ayırımcılık yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda da

bulunmamıştır. Bu nedenle başvurucunun ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine

ilişkin iddiaları ayrıca incelenmemiştir.

23. Başvurucunun, Ceza İnfaz Kurumuna mahkumlar için getirtilen

radyoların kalitesiz olması, yabancı dilde yayınları çekmemesi ve dışarıdan

başka radyo getirtilmesine izin verilmemesine ilişkin talebinin reddine yönelik

kararın ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan

yoksun değildir. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

24. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Ceza İnfaz Kurumundan

temin ettiği radyonun kaliteli olmadığını, tek tip olarak getirtilen radyoların

yabancı dilde yayınları çekmediğini, çabuk bozulduğunu, kendisinin dışarıdan

radyo temin etmesine izin verilmediğini, cezaevinde de olsa dış dünyadan

haberdar olmak istediğini, bildiği yabancı dildeki yayınları dinlemek

istediğini belirtmiştir.

25. Bakanlık görüş yazısında, haberleşme özgürlüğüne yönelik bir

müdahale olup olmadığı, gerçekleştirilen müdahalenin yasayla öngörülmüş olup

olmadığı, müdahalenin meşru amaçlara dayanıp dayanmadığı ve müdahalenin

demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı temelinde incelenmesi gerektiğini

belirtmiştir. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) bazı kararlarına

atıfta bulunarak cezaevlerinde düzenin ve disiplinin sağlanması çok önemli

olduğundan kuralların daha sıkı uygulanabileceğini, ceza infaz kurumlarının

olağan ve makul gereksinimlerinin dikkate alınması gerektiğini ve cezaevlerinde

iletişim araçlarına ve yayınlara ulaşmaya ilişkin yapılacak bir kısıtlamanın,

bütün yayınları kapsayacak şekilde olmadığı sürece temel hak ve özgürlüklere

aykırı olmayacağını ifade etmiştir.

26. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı, başvuru dilekçesindeki

beyanlarını tekrar etmiş; ayrıca cezaevi idaresinden uzun dalga yayın yapan

radyo istemediğini sadece daha kaliteli bir radyo istediğini fakat talebinin

karşılanmadığını ileri sürmüştür.

27. Anayasa'nın "Temel

Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

28. Anayasa'nın "Düşünceyi

Açıklama ve Yayma Hürriyeti" kenar başlıklı 26. maddesi

şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,

yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. .

Bu hürriyetlerin kullanılması, milli güvenlik,

kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi

ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların

cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin

açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının

yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin

gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

Haber ve düşünceleri yayma araçlarının

kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek

kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."

29. Anılan düzenlemeler uyarınca ifade özgürlüğü, sadece "düşünce ve kanaate sahip olma"

özgürlüğünü değil aynı zamanda sahip olunan "düşünce

ve kanaati (görüşü) açıklama ve yayma", buna bağlı olarak "haber veya görüş alma ve verme"

özgürlüklerini de kapsamaktadır. Bu çerçevede ifade özgürlüğü; bireylerin

serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği

düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanmaması ve bunları tek başına veya

başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,

anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına

gelir (Emin Aydın, B. No:

2013/2602, 23/1/2014, § 40).

30. Bu bağlamda bilgi ve kanaatlere ulaşma özgürlüğünün, ifade

özgürlüğünün norm alanı içinde olduğu konusunda hiçbir şüphe ya da anlaşmazlık

bulunmamaktadır (Kamuran Reşit Bekir

[GK], B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 35).

31. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa’nın ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve

hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptirler (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No. 74025/01, 6/10/2005, §

69). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğü de (Yankov/Bulgaristan, B. No. 39084/97, 11/12/2003;

T./Birleşik Krallık, B. No.

8231/78, 12/10/1983) Anayasa ve Sözleşme kapsamında koruma altındadır. Hükümlü

ve tutukluların süreli veya süresiz yayınlara ulaşabilmesi hususu da bilgi ve

kanaatlere ulaşma özgürlüğünün somut yansıması olarak ifade özgürlüğünün norm

alanı kapsamında kalmaktadır (Kamuran Reşit

Bekir [GK], § 43).

32. Öte yandan cezaevinde bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak

suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin ve düzenin

korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir. Ancak bu durumda

dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir sınırlama makul ve

ölçülü olmalıdır (Silver ve

diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72 ..., 3/3/1983, §§

99-105). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğüne yapılacak bir

sınırlamada cezaevinde suçun önlenmesi, düzenin ve disiplinin sağlanması

açısından idarenin takdir aralığı daha geniştir (Kamuran Reşit Bekir [GK], § 44).

33. Diğer temel hak ve özgürlüklerde olduğu gibi ifade

özgürlüğü, sınırlanabilir bir haktır ve Anayasa'da yer alan temel hak ve

özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. İfade özgürlüğüne ilişkin 26.

maddenin ikinci fıkrasında sınırlama sebeplerine yer verilmiştir. Ancak bu

özgürlüğe yönelik sınırlamaların da bir sınırının olması gerektiği açıktır.

Temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasında Anayasa'nın 13. maddesindeki

ölçütler dikkate alınmak zorundadır. Bu sebeple ifade özgürlüğüne getirilen

sınırlamaların denetiminin Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçütler

çerçevesinde ve Anayasa'nın 26. maddesi kapsamında yapılması gerekmektedir (Fikriye Aytin ve diğerleri,

B. No: 2013/6154, 11/12/2014, § 27).

34. 5275 sayılı Kanun’un 67. maddesinin (1), (2) ve (3) numaralı

fıkralarında radyo ve televizyonların bedel karşılığı hükümlü ve tutuklulara

verilebileceği ve kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya yararlı olmayan

yayınların izlenmesini engelleyecek önlemlerin alınacağı belirtilmiştir.

Dolayısıyla merkezî yayın sistemi bulunmayan kurumlarda hükümlü ve tutuklulara

verilecek radyo ve benzeri iletişim araçları ile ilgili olarak cezaevi

idaresinin yapacağı ilk iş, yararlı olmayan yayınların belirlenmesi ve bunlara

ulaşımı engelleyici tedbirlerin tespit edilmesidir. Bu kapsamda, uzun dalga

yayın yapan radyolarla hükümlülerin örgüt bağlantısı kurmak amacıyla iletişim

kurduklarının belirlendiği, iletişim aracının niteliği gereği zararlı yayına

anında müdahale imkânı bulunmadığı; bu sebeple uzun dalga yayın yapan radyo

satışına engel olunduğu görülmektedir. Bununla birlikte cezaevi dışından radyo

gibi araçların cezaevine sokulmasına kurum güvenliği ve örgüt iletişimine engel

olması yönündeki meşru amaçlar çerçevesinde engel olunabileceği

anlaşılmaktadır.

35. Somut olayda başvurucunun daha kaliteli bir yayın dinlemek

için başka özellikte radyo temin edilmesi talebi, cezaevi idaresi tarafından

reddedilmiştir. Cezaevinde mevcut olan radyoların çabuk bozulan ve iyi yayın

yapmayan özellikte olduğu ileri sürülmüştür.

36. Başvuruya konu olayda çözümlenmesi gereken ilk mesele;

başvurucunun yeni ve iyi yayın yapan radyo talebinin kabul edilmemesinin, ifade

özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturup oluşturmadığını belirlemektir.

Sonraki aşamalarda, varlığı kabul edilen müdahalenin meşru amaçlara dayanıp

dayanmadığının, söz konusu hakkın özünü zedeleyecek ölçüde kısıtlanıp kısıtlanmadığının,

kısıtlamanın demokratik toplumda gerekli olup olmadığının ve kullanılan

araçların orantısız olup olmadığının tespit edilmesi gerekir.

a. Müdahalenin Varlığı

37. Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvurucunun, kaliteli

yayın yapan radyo satın alma talebi, istenilen radyonun uzun dalgalı yayın

yaptığı gerekçesiyle kabul edilmemiştir. Dolayısıyla radyo satın alma talebinin

kabul edilmemesinin, başvurucunun kendini ifade etmek için dinlediği ve haber

edindiği bilgiler temelinde ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğu

açıktır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

38. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ifade

özgürlüğüne “kanunla öngörülmedikçe”

ve madde metninde belirtilen meşru amaçlar dışında müdahale edilemez. Aynı

zamanda ifade özgürlüğüne getirilecek bir sınırlamanın Anayasa’nın 13.

maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş

olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik

toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyet'in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

39. Yapılan müdahalede, Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan

müdahalenin "kanun"la yapılması şartına

aykırılık bulunduğuna ilişkin bir iddiada bulunulmamıştır. Yapılan

değerlendirmeler neticesinde 5275 sayılı Kanun'un "Hükümlünün Radyo, Televizyon Yayınları İle İnternet

Olanaklarından Yararlanma Hakkı" kenar başlıklı 67. maddesi ileYönetmelik hükümlerinin "kanunilik" ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

40. Ceza İnfaz Kurumu "…

Hükümlü/tutukluların dışarıdan aldıracağı radyoların teknolojik olarak

gelişmiş, Hükümlü/tutuklular arasında haberleşmeyi sağlayıcı radyolar

olabileceği Kurumumuzda satılmakta olan radyolarla Fm

bandında yapılan yayınların rahatlıkla dinlenebildiği, Hükümlü/tutuklunun

istemiş olduğu radyo ile uzun dalga yayınların dinlenebildiği, kurum Mektup

Okuma Komisyonunda yapılan incelemelerde örgütün Hükümlü/tutuklular ile

haberleşmede bu uzun dalga yayınları kullandığı tespit edildiğinden …"

gerekçesi ile müdahalenin kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi amacı

güttüğünü belirtmiştir. Başvurucu, hakkındaki uygulamanın yasanın öngördüğü

amaçla uyumlu olmadığını ileri sürmüştür.

41. İfade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin meşru olabilmesi

için bu müdahalenin Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi; genel

sağlık, genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla

ve kanunla yapılmış olması gerekir.

42. Başvuru konusu olayda, başvurucunun hükümlü olması nedeniyle

belirlenen meşru amaçların cezaevinin kendi koşulları açısından

değerlendirilmesi gerekir. Bu çerçevede, uzun dalgalı radyo bulundurulması

açısından ceza infaz kurumlarında hükümlü ve tutukluların hak ve

özgürlüklerinin sınırlandırılmasında temel meşru amaç, kamu düzeni ve suçların

önlenmesi genel amacı temelinde cezaevinde güvenliğin ve disiplinin

sağlanmasıdır. Başvurucunun dışarıdan satın almak ve kullanmak istediği radyo,

Yönetmelik'te belirtilen şartları taşımadığı gerekçesiyle başvurucunun

talebinin reddedilmesi, cezaevi düzeninin, güvenliğinin sağlanması ve suçun

önlemesi amacıyla yapıldığı, bunun da Anayasa’nın ifade özgürlüğüne ilişkin 26.

maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç taşıdığı sonucuna

varılmıştır

iii. Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma

ve Ölçülülük

43. Başvurucu; cezaevinin uygulaması ile kendisini geliştirme

imkânının engellendiğini, radyonun kalitesiz olduğunu, çabuk bozulan radyo için

gereksiz masraf yaptığını iddia etmiştir. Talep ettiği radyonun verilmemesi

nedeniyle yabancı dilini geliştiremediğini, kalitesiz radyo almak istemediğini,

bu nedenle uzun zamandır radyosuz kaldığını, bu uygulamanın özgürlüklere aykırı

olduğunu belirtmiştir.

44. Bakanlık görüşünde, haberleşme özgürlüğüne yönelik

müdahalelerin varlığı hâlinde alınan önlemleri haklı kılacak gerekçelerin olup

olmadığının ve "sınırlama amacı ile

aracı arasında makul bir dengenin bulunup bulunmadığının"

demokratik toplum gerekleri açısından değerlendirilmesi gerektiği

belirtilmiştir.

45. İfade özgürlüğü mutlak olmadığından bazı sınırlandırmalara

tabi tutulabilir. İfade özgürlüğüne ilişkin olarak Anayasa'nın 26. maddesinin

ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların Anayasa'nın 13. maddesinin

güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük

ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılması

gerekmektedir.

46. Anayasada belirtilen "demokratik

toplum" kavramı, çağdaş ve özgürlükçü bir anlayışla

yorumlanmalıdır. "Demokratik toplum

düzeninin … gerekleri" ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesi ile

Sözleşme’nin “demokratik toplum düzeninin

gerekleri” ölçütünün bulunduğu 8., 9., 10. ve 11. maddelerindeki

paralelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum ölçütü;

çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

5/6/2015, § 65).

47. Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde

sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Demokratik bir hukuk devletinde,

temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hâle getiren

sınırlamalara yer verilemez. Anayasa’nın, temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanmasını düzenleyen 13. maddesinde de temel hak ve özgürlüklerin özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’da öngörülen sebeplerle ve ancak kanunla

sınırlanabileceği kabul edilmiştir. Anayasal açıdan dokunulamayacak öz, her

temel hak ve özgürlük açısından farklılık gösterir. Bununla birlikte kanunla

getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmadığının kabulü için temel hakların

kullanılmasını ciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasına engel olmaması ve

etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımaması gerekir (Kamuran Reşit Bekir [GK], § 62).

48. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamada devreye

girecek bir başka güvence de Anayasa'nın 13. maddesinde ifade edilen

"ölçülülük ilkesi"dir. Bu ilke, temel hak

ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak

dikkate alınması gereken bir güvencedir. Anayasa'nın 13. maddesinde demokratik

toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrı ölçüt olarak

düzenlenmiş olmakla birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz bir ilişki vardır.

Nitekim Anayasa Mahkemesi amaç ile araç arasında makul bir ilişki ve dengenin

bulunup bulunmadığını inceler (Tayfun Cengiz,

B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 53).

49. Anayasa Mahkemesi, müdahalenin demokratik bir toplumda

gerekli olup olmadığını, müdahalede bulunulurken hakkın özüne dokunulup

dokunulmadığını, ölçülü davranılıp davranılmadığını davanın bütününe ve her

olayın kendine has özelliklerine göre takdir edecektir (Yaman Akdeniz ve diğerleri, B. No:

2014/3986, 2/4/2014, § 43). Bu bağlamda başvurucunun Ceza İnfaz Kurumundaki

konumu, talebin içeriği, Ceza İnfaz Kurumunun niteliği gibi hususlar

değerlendirilecektir. Ayrıca yapılacak değerlendirmede, cezaevinin kaçınılmaz

şartları çerçevesinde suçun önlenmesi, kurum güvenliğinin ve cezaevi

disiplininin sağlanması açısından devletin takdir marjının daha geniş

yorumlanması gerektiği göz önünde tutulacaktır.

50. Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların

oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri eşya ve maddeler, Yönetmelik'te

düzenlenmiş, bu çerçevede bulundurulacak eşyaların sayısı, niteliği, hacmi ve

bunların temin edilme şekilleri açıklığa kavuşturulmuştur. Buna göre her bir

hükümlünün kurum kantininden satın almak kaydıyla bir adet kulaklıklı küçük el

radyosu bulundurabilme ve kullanma hakları bulunmaktadır. Bununla birlikte 5275

sayılı Kanun'un 67. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarında ise hükümlünün

radyo dinleme ve televizyon yayınlarını izleme hakkı bulunduğu belirtildikten

sonra bunların nasıl kullanılacağı ve edinme şekilleri de Kanun'da gösterilmiştir.

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğü'nün 24/5/2012 tarihli "GİZLİ"

ibareli yazısı ile Cumhuriyet başsavcılıklarına gönderdiği yazıda, kurum

kantininde FM ve orta dalga radyo cihazlarının satılması konusunda gerekli

özenin gösterilmesi istenmiştir.

51. Somut olayda

başvurucu; kurum kantininde satılan radyoların kalitesinin düşük olması ve

yabancı dildeki kanalları çekmemesi nedeniyle bu radyoları kullanamadığını

belirtmiştir. Ancak başvurucunun dışarıdan alınmasını istediği yeni radyonun,

uzun dalga yayın yapan nitelikte olması gerekçesiyle Cezaevi idaresi tarafından

kabul edilmemiştir. Bunun dışında herhangi farklı bir amaçla başvurucunun yeni

radyo talebinin reddedildiğine dair bir bilgi bulunmamaktadır. Yukarıda

belirtilen düzenlemeler ışığında her türlü radyonun ve iletişim aracının değil,

sadece uzun dalga özelliği taşıyan radyonun ceza infaz kurumlarındaki güvenliği

veya disiplini bozacak veya ceza infaz kurumlarındaki düzenli yaşamın

sürdürülmesini önleyecek şekilde bulundurulması ve dinlenmesi yasaklanmıştır.

52. Dolayısıyla somut olay açısından esas olan, başvurucunun

dışarıdan satın almak istediği yabancı dilde yayınlara ulaşabilen uzun dalgalı

radyonun ceza infaz kurumlarındaki güvenliği veya disiplini bozacak nitelikte

olup olmadığının incelenmesidir. Bu bağlamda ceza infaz kurumlarındaki

güvenliği veya disiplini bozacak şekilde eşya bulundurmanın müeyyideye

(dışarıdan satın alma talebinin, reddine) tabi tutulması, tek başına ifade

özgürlüğünün ihlali sonucunu doğurmayacaktır.

53. Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını

devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundan müebbet hapis cezasıyla hükümlü

olan başvurucunun yabancı dilde -dolayısıyla uzun dalga- yayın yapma özelliği

bulunan bir adet radyonun, bedeli kendisi tarafından ödenmek üzere cezaevi

idaresince satın alınması, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nün 24/5/2012

tarihli yazısı sonrasında Ceza İnfaz Kurumu tarafından kurumun düzeni ve

güvenliği için bir tehdit olarak değerlendirilmiştir. Bu tehdide yönelik olarak

Ceza İnfaz Kurumu idaresi, çok ağır olduğu söylenemeyecek bir işlem (talebi red kararı) ile düzenin ve güvenliğin bozulmasını

engellemeyi hedeflemiştir.

54. Ceza infaz kurumlarında düzenin ve güvenliğin sağlanması

için koğuş, oda ve eklentilerinde bulundurulacak eşyalara karşı daha hassas

olunması gerektiğinde herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Başvuru konusu

olayda uzun dalga özelliğine sahip radyo bulundurulması ve bu radyo ile yasak

yayınlar kapsamında terör örgütü propagandası yapan yayınların dinlenmesi ve

takip edilmesi, buradan verilecek mesajlara göre hareket edilmesi, Ceza İnfaz

Kurumunun düzeni ve güvenliği açısından idarenin daha hassas davranmasını

gerektiren bir durumdur. Ayrıca radyo yayını, diğer materyallere göre cezaevi

düzeni açısından kontrolü ve takibi zor, olumsuz durumlarda idarenin refleks

geliştirmesine fırsat vermeyecek özellikte bir iletişim aracıdır. Bundan dolayı

uzun dalga yayınlara izin verilmemesi, Cezaevi yönetimi açısından bir

zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle başvurucu talebinin

karşılanmaması; ceza infaz kurumlarında düzenin ve güvenliğin sağlanması,

dolayısıyla kamu düzeninin sağlanması amacıyla demokratik toplum düzeni

bakımından alınması gereken tedbirler kapsamında değerlendirilmiştir.

55. Bu kapsamda başvurucunun ifade özgürlüğü sınırlanırken ceza

infaz kurumunda düzeninin sağlanması şeklindeki kamu yararı ile kişilerin ifade

özgürlüğü arasında makul dengenin kurulmadığı söylenemez (Benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Atilla ve diğerleri/Türkiye

(k.k.), B. No: 18139/07, 11/5/2010).

56. Ayrıca başvurucunun, diğer haberleşme ve iletişim

araçlarından istifade etmesinin yasaklanması ya da kurum kantininden uzun dalga

yayın yapma özelliği taşımayan radyo satın alması ve kullanmasının engellenmesi

söz konusu olmadığından başvurucu için tecrit şartları oluşmamıştır.

Dolayısıyla başvurucunun yabancı dilde yayınlar içeren daha kaliteli bir radyo

talebinin karşılanmaması, Cezaevinde düzenin ve disiplinin sağlanması amacını

gerçekleştirmek için ölçüsüz bir müdahale olarak kabul edilmemelidir.

57. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun

339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine

neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF

TUTULMASINA

10/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Abuzer

YAZICIOĞLU

Başvurucu : Ahmet TEMİZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/8696, 10 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  12. B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  13. Tutulmasına
  14. Yazıcıoğlu
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/8696
Tarih
10 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Birgül Kocamış Başvurusu (B. No: 2013/3540)
  • Tekfen İnşaat ve Tesisat A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/4769)
  • Abdulkerim Akkuş Başvurusu (B. No: 2013/5204)
  • Aydın Çelik Başvurusu (B. No: 2013/4635)
  • Taylan Kamış Başvurusu (B. No: 2013/5709)
  • Nevzat Şahin Başvurusu (B. No: 2013/6341)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.