İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Taylan Kamış Başvurusu (B. No: 2013/5709)

1. Başvuru, ceza ve hukuk davalarının

Başvuru No2013/5709Tarih17 Mart 2016Okuma13 dk · 2.582 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Taylan Kamış Başvurusu

Karar tarihi
17 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/5709
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.582 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza ve hukuk davalarının

makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının, etkili başvuru

hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 12/7/2013 tarihinde İzmir 4. Asliye Ceza

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 21/3/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 5/9/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru

belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Bakanlığa başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş,

başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlığın 15/9/2014

tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle

şöyledir:

7. Başvurucu, 23/7/2006 tarihinde eğlence amacıyla gittiği

bir mekânda kendisine servis edilen içki ve suyu içmesinden sonra hayati

tehlike geçirdiğini ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde

zehirlendiğini belirterek olayda sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürdüğü üç

kişi hakkında şikâyette bulunmuş; şikâyet üzerine ilgililer hakkında Çeşme

Cumhuriyet Başsavcılığının 28/3/2008 tarihli iddianamesi ile Çeşme Asliye Ceza

Mahkemesinde “taksirle yaralama” suçundan

kamu davası açılmış, başvurucu söz konusu yargılama sürecinde müşteki sıfatıyla

yer almıştır.

8. Başvurucu, aynı olay nedeniyle sorumlu olduklarını

düşündüğü üç kişi aleyhine, 11/1/2008 tarihinde İzmir 2. Tüketici Mahkemesinde

tazminat davası açmıştır.

9. Çeşme Asliye Ceza Mahkemesi yargılama sonunda, 20/3/2012

tarihli ve E.2008/194, K.2012/161 sayılı kararı ile şikâyet edilen iki sanık

hakkında atılı suçtan mahkûmiyetlerine hükmetmiş ve cezalarının ertelenmesine

karar vermiştir.

10. Çeşme Asliye Ceza Mahkemesinin kararı, Yargıtay 12. Ceza

Dairesi tarafından 1/4/2013 tarihli ve E.2013/3203, K.2013/8080 sayılı ilam ile

onanmıştır.

11. Başvurucu, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin onama ilamından

14/6/2013 tarihinde haberdar olduğunu beyan etmiştir.

12. Başvurucu, İzmir 2. Tüketici Mahkemesinde açtığı tazminat

davasında yargılama devam ederken 12/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

13. İzmir 2. Tüketici Mahkemesi bakmakta olduğu tazminat

davasında, Çeşme Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davayı bekletici mesele

yapmış; Çeşme Asliye Ceza Mahkemesi kararının kesinleşmesinin ardından

18/7/2013 tarihli ve E.2008/16, K.2013/655 sayılı karar ile davanın kısmen

kabulüne karar vermiştir.

14. İzmir 2. Tüketici Mahkemesinin kararı Yargıtay 13. Hukuk

Dairesinin 22/9/2014 tarihli ve E.2013/27216, K.2014/27750 sayılı ilamı ile

onanmıştır.

15. Davalının karar düzeltme istemi, Yargıtay 13. Hukuk

Dairesinin 1/7/2015 tarihli ve E.2014/45353, K.2015/22728 sayılı ilamı ile

reddedilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

16. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 30. maddesi.

17. 23/2/1995 tarihli ve 4077 sayılı mülga Tüketicinin

Korunması Hakkında Kanun’un 23. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak

çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır. Tüketici

mahkemelerinin yargı çevresi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.

Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler,

tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan

muaftır. Tüketici örgütlerince açılacak davalarda bilirkişi ücretleri, 29 uncu

maddeye göre kaydedilen bütçede öngörülen ödenekten Bakanlıkça karşılanır.

Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılı

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan

tahsil olunarak 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye gelir

kaydedilir. Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar Hukuk Usulü Muhakemeleri

Kanununun Yedinci Babı, Dördüncü Faslı hükümlerine göre yürütülür.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 17/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 12/7/2013 tarihli ve 2013/5709 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, 23/7/2006 tarihinde meydana gelen olay

nedeniyle Çeşme Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davada müşteki sıfatı ile yer

aldığını, ayrıca aynı olaydan dolayı sorumluluklarının bulunduğunu düşündüğü

kişiler hakkında İzmir 2. Tüketici Mahkemesinde tazminat davası açtığını, söz

konusu yargılamaların makul sürede sonuçlanmadığını belirterek adil yargılanma

hakkının, etkili başvuru hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş; tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

20. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun, uzun

süren yargılama süreci boyunca makul sürede yargılama yapılmamasından dolayı

uğradığı hak kaybına ilişkin başvurabileceği bir iç hukuk yolunun olmadığını

belirterek etkili başvuru hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiasında bulunduğu anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu

tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların

hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir

Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Anılan ihlal iddiaları

-başvurucuya başvurabileceği bir iç hukuk yolu olarak Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunma imkânının sağlanması durumu dikkate alındığında-

makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir

(Mehmet Emin Savaş, B. No:

2014/3154, 10/3/2015, § 18).

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Çeşme Asliye Ceza Mahkemesindeki

Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlanmadığı İddiası

21. Başvurucu, müşteki sıfatıyla yer aldığı Çeşme Asliye Ceza

Mahkemesindeki yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle Anayasa’nın

36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

22. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

23. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

24. 6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan

etkilenenler tarafından yapılabilir.”

25. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın, Anayasa’da güvence

altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme)

ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün değildir (Adnan Oktar, B.

No: 2012/917, 16/4/2013, § 16; Onurhan Solmaz,

B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

26. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

27. Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da

cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan,

kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul

bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına

sahiptir. …”

28. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

-meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle- yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Maddede geçen “adil yargılanma” ifadesi 3/10/2001 tarihli ve

4709 sayılı Kanun ile Anayasa’ya eklenmiştir. Anayasa’da adil yargılanma

hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,

Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı”

kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Adnan Oktar, § 20; Onurhan Solmaz, § 22).

29. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde

adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile

ilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” esasının karara bağlanması

sırasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla

sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak arama hürriyetinin ihlal edildiği

gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya

yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma

hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme kapsamı

dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Adnan Oktar, § 21; Onurhan Solmaz, § 23).

30. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre

bir ceza davasında üçüncü kişilerin suçlanması veya cezalandırılmasını talep

eden mağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişiler;

kendilerine bir “suç isnadı” yapılmamış olduğundan Sözleşme’nin 6. maddesinin

koruma alanı dışında kalmaktadır. Bu kuralın istisnaları, ceza davasında medeni

hak talebine imkân veren bir sistemin benimsenmiş veya ceza davası sonucunda

verilen kararın hukuk davası açısından etkili ya da bağlayıcı olması hâlleridir

(Perez/Fransa, 47287/99, 12/2/2004, § 70).

31. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile ceza muhakemesinde şahsi hak iddiasında

bulunma imkânı ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla başvurucunun ceza muhakemesi

sürecinde medeni haklarını ileri sürme imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca somut

olayda verilen kararın etkileri ceza muhakemesi süreci ile sınırlı olup

etkilerinin hukuk mahkemeleri açısından bağlayıcılığı bulunmamaktadır (Onurhan Solmaz, § 25).

32. Sonuç itibarıyla başvurucunun müşteki sıfatıyla yer

aldığı ceza davasında makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyle Anayasa’nın

36. maddesine dayanan ihlal iddialarının konusu, Anayasa’da güvence altına

alınmış ve Sözleşme kapsamında olan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı

dışında kalmaktadır.

33. Açıklanan nedenlerle başvuru konusu ihlal iddiasının

Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. İzmir 2. Tüketici Mahkemesindeki

Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlanmadığı İddiası

34. Başvurucunun yargılamanın süresinin uzunluğuyla ilgili

şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul

edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle

başvurunun bu bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

35. Başvurucu, 11/1/2008 tarihinde İzmir 2. Tüketici

Mahkemesinde açtığı tazminat davasında makul sürede yargılama yapılmadığını

belirterek adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

36. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan

bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, § 18) Sözleşme metni ile AİHM

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında -ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle- Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan

ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve

haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun

dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı yukarıda belirtilen ilkeler

uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az

giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu

belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi

gereği- makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde

bulundurulması gerektiği açıktır (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).

37. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar; bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve

diğerleri, §§ 41–45).

38. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, taksirle yaralanma

sonucu oluşan zararlardan dolayı açılan tazminat davasının söz konusu olduğu

görülmekle, 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri

Kanunu ile 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut

yargılama faaliyetinin medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama

olduğuna kuşku yoktur (Güher Ergun ve

diğerleri, § 49).

39. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı -kural olarak-

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup somut başvuru açısından bu tarih,

11/1/2008’dir.

40. Sürenin bitiş tarihi, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52). Somut başvuru açısından

yargılamanın sona erdiği tarih ise Yargıtay 13. Hukuk Dairesince karar düzeltme

isteminin reddedildiği 1/7/2015’tir.

41. Tüketici mahkemelerinin görevi mülga 4077 sayılı Kanun’un

23. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede bu Kanun’un uygulanmasıyla ilgili

her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı, tüketici mahkemeleri

nezdinde açılan davaların harçlardan muaf olduğu ve bu mahkemelerde basit

yargılama usulüne göre yargılama yapılacağı belirtilmiştir.

42. Kanun koyucu bu şekilde, tüketiciyi koruma amacını

dikkate alarak genel mahkemelerin dışında özel bir tüketici davalarının

yargılanması sistemini oluşturmuş ve bu davaların; konunun uzmanı mahkemelerce

mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını

amaçlamıştır.

43. Adil yargılanma hakkı devlete, uyuşmazlıkların makul süre

içinde sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurma ödevi yükler.

Tüketici mahkemesinde açılan alacak davasında derhâl bir yargı kararı

verilmesinde, tüketici konumundaki başvurucunun önemli bir kişisel yararı

bulunmaktadır. Bu nedenle tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıkların

ivedilikle çözülmesi hususunda yargı organlarının özel bir itina göstermesi

gerekir.

44. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde uyuşmazlıkların makul

sürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Tüketici mahkemelerinde görülecek

davalar gerek mülga 1086 sayılı Kanun ve gerekse 6100 sayılı Kanun’a göre basit

yargılama usulüne göre yürütülür.

45. Basit yargılama usulü; 6100 sayılı Kanun’un 316.

maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalarda

uygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa

bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile

sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür (Nesrin Kılıç, B. No: 2013/772, 7/11/2013,

§ 65).

46. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde

yargılamanın konusunun, başvurucunun eğlenmek için gittiği mekânda hayati

tehlike geçirdiği ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde

zehirlendiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olduğu ve İzmir 2.

Tüketici Mahkemesinin 18/7/2013 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne

karar verildiği, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 22/9/2014 tarihli ilamı ile

kararın onandığı, davalıların karar düzeltme isteminin aynı Dairenin 1/7/2015

tarihli ilamı ile reddedilerek hükmün kesinleştiği anlaşılmıştır.

47. 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar, daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul

hükümlerinin dikkate alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 34-64).

48. Başvuruya konu tazminat davasının incelenmesinde hukuki

meselenin çözümündeki güçlük, yargılamanın niteliği, maddi olayların

karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller gibi kriterler

dikkate alındığında davanın karmaşık olmaktan uzak olduğu anlaşılmıştır.

Dolayısıyla somut başvuru açısından daha önce verilen kararlar dışında farklı

karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı, yedi yıl beş aylık

yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

49. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

50. Başvurucu, makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyle

ihlalin tespitini ve 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

51. 6216 sayılı Kanun’un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

52. Başvurucunun tarafı olduğu İzmir 2. Tüketici

Mahkemesindeki uyuşmazlığa ilişkin yedi yıl beş aylık yargılama süresi dikkate

alındığında yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 7.800 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

53. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan

1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurucunun,

1. Çeşme Asliye Ceza Mahkemesindeki yargılamanın makul sürede

sonuçlanmadığı yönündeki iddiasının konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. İzmir 2. Tüketici Mahkemesindeki yargılamanın makul sürede

sonuçlanmadığı yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 7.800 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan 1.998,35

TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme

olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre

için yasal faiz uygulanmasına

17/3/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : İsmail Emrah PERDECİOĞLU Başvurucu : Taylan KAMIŞ Vekili : Av. Ahmet Sinan SÜRÜCÜ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5709, 17 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. B. Başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına
  15. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5709
Tarih
17 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Nevzat Şahin Başvurusu (B. No: 2013/6341)
  • Fezile Çelik ve Erhan Çelik Başvurusu (B. No: 2013/1905)
  • Tevfik Türkmen Başvurusu (B. No: 2013/9704)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/4488
  • Sinan Cihan Aksoy Başvurusu (B. No: 2014/13062)
  • Orhan Dikgöz ve Hasan Geşgin Başvurusu (B. No: 2013/3919)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.