İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Temiz Başvurusu (B. No: 2014/804)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

Başvuru No2014/804Tarih8 Haziran 2017Okuma18 dk · 3.549 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Temiz Başvurusu (7)

Karar tarihi
8 Haziran 2017
Başvuru Numarası
2014/804
R.G. Tarih ve Sayı
23/6/2017 - 30105
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.549 kelime·18 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

başvurucuya korse ve masa temin edilmemesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/1/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Kişi ve konu yönünden hukuki irtibatları bulunması

nedeniyle 2014/1124 ve 2015/6580 numaralı bireysel başvuru dosyalarının

2014/804 numaralı başvuruyla birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya

üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 24/6/2015 tarihinde

Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

3/7/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 13/7/2015 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Bel Korsesi Talebi Hakkında Yargısal Süreç

9. Hâlihazırda Ankara 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli

Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunan

başvurucu; bel ve boyun fıtığı hastası olduğunu, bu hususta sağlık raporlarının

bulunduğunu, buna rağmen kendisine bel korsesi temin edilmesi yönündeki

talebinin Ceza İnfaz Kurumu tarafından karşılanmadığını belirterek şikâyet

yoluyla (kapatılan) Sincan İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) başvurmuştur.

10. 14/11/2013 tarihli şikâyet dilekçesinde başvurucu;

Ceza İnfaz Kurumu idaresinin sağlık raporu bulunması koşulunu aradığını, rapor

almak için başvurduğu uzman hekimin ise "Korse kullanmak benim

ilkelerime aykırı." diyerek kendisi hakkında "Korse kullanması

gerekir." şeklinde rapor tanzim etmediğini ileri sürmüştür.

11. İnfaz Hâkimliğinin 21/11/2013 tarihli ve E.2013/5755,

K.2013/5785 sayılı kararıyla başvurucunun şikâyetinin reddine hükmedilmiştir.

Kararın ilgili kısımları şöyledir.

"..

Ankara 2 No.lu F Tipi Yüksel Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'nun 20/11/2013

tarihli ve 2013/14381 sayılı yazısı ile "hükümlünün hastaneye sevk

işlemleri yaptırılmış olup, 11/7/2013 tarih ve 2013/2504 sayılı Ankara Ceza

İnfaz Kurumları Kampüs Devlet Hastanesi FTR polikliniğinin ''Bel Ağrısına

istinaden korse talebinde bulunan hastaya korsenin zararları anlatıldı''

ibareli raporu ve 05/11/2013 tarihli Ankara 2 No.lu F tipi Yüksek Güvenlikli

kapalı Ceza İnfaz Kurumu Tabipliğinin görüşünün yazı ekinde sunulduğu" bildirilmiştir.

Hükümlü

dilekçesi, idarenin cevabı ve ekleri birlikte değerlendirildiğinde; hükümlünün

talebinin yaşadığı sağlık sorununun ne şekilde giderileceğine dair olduğu,

sağlık sorunlarının çözümünde teşhis ve tedavi usulünün belirlenmesi görev ve

yetkisinin hekimlere ait olduğu, tıbbi ve teknik bir bilgiyi gerektiren konuda

Hakimliğimizin hekimin takdir hakkına müdahale edemeyeceği, tıbbi kararların

sağlık yönünden denetleme imkan, görev ve yetkisinin Hakimliğimizde olmadığı,

sorunun tıp ilminin verileri ile çözülebileceği anlaşılmakla aşağıda yazılı

şekilde karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda

açıklandığı üzere;.. şikayetinin reddine .. karar verildi."

12. Söz konusu karara karşı yapılan itiraz (kapatılan)

Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/12/2013 tarihli ve 2013/3812 Değişik İş

sayılı kararıyla reddedilmiştir. Ret kararının ilgili kısımları şöyledir:

"..

İncelenen dosya kapsamına göre Sincan İnfaz Hakimliğinin 21/11/2013 tarih ve

2013/5755 Esas, 2013/5785 Karar sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu

anlaşılmakla hükümlü .. itirazının reddine yönelik aşağıdaki şekilde karar

verilmiştir. .. Sincan İnfaz Hakimliği'nin .. kararı usul ve yasaya uygun

olduğundan hükümlü .. itirazının reddine .. kesin olarak karar verildi."

13. Nihai karar 3/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

B. Masa Talebi Hakkında Yargısal Süreç

14. Öte yandan başvurucu 14/11/2013 tarihli başka bir

şikâyet dilekçesi ile İnfaz Hâkimliğine yeniden başvurmuştur. Başvurucu,

hükümlü olarak bulunduğu üç kişilik koğuşta bir tane masa olduğunu, bel ve

boyun rahatsızlığı nedeniyle okuma ve yazma faaliyetlerini uzanarak yapmasının

sağlığını olumsuz etkilediğini, bu nedenle tek kişilik kullanıma uygun ikinci

bir masaya ihtiyacı olmasına rağmen masa talebinin karşılanmadığını

belirtmiştir. Ayrıca başvurucu, bel korsesi talebini de yinelemiştir.

15. İnfaz Hâkimliğinin 2/12/2013 tarihli ve E.2013/5747,

K.2013/5885 sayılı kararıyla başvurucunun şikâyet başvurusu reddedilmiştir.

Kararın ilgili kısımları şöyledir.

"Hükümlü

dilekçesi ile "odalarında bulunan masanın bir tane olması ve kendisinin

sağlık problemleri olduğu için ayrı bir masa talebinde bulunduğunu, ayrıca bel

ve boyun fıtığı rahatsızlığı olduğu için korse talep ettiğini fakat idare

tarafından verilmediğini" belirterek İdare uygulamasına karşı şikayet

yoluna başvurmuştur.

Ankara

2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunun 20/11/2013 tarihli ve

2013/14383 sayılı yazısı ile "Hükümlünün rahatsızlığı ile ilgili olarak

hastaneye sevk işlemleri yaptırılmış olup, 11/07/2013 tarih ve 2013/2504 sayılı

Ankara Ceza İnfaz Kurumları Kampüs Devlet Hastanesi FTR polikliniğinin ''Bel

Ağrısına istinaden korse talebinde bulunan hastaya korsenin zararları

anlatıldı'' ibareli raporuna istinaden hükümlünün herhangi bir talebi olmadığı

anlaşılmış; ayrıca, hükümlünün odasına ikinci bir masa verilmesine ilişkin

herhangi bir dilekçe ile müracaatının bulunmadığı anlaşılmış olup, Kurumumuz

uygulaması ise Kurum idaresince her odada bir adet plastik masa verilmektedir.

Sadece hükümlü/tutuklulardan üniversite öğrencisi olanlara ders çalışabilmeleri

amacıyla ikinci bir masa verilmektedir." şeklinde bildirilmiştir.

Hükümlünün

korse talebi hakkında Hakimliğimizin 21/11/2013 tarihli ve 2013/5755 Esas,

2013/5785 Karar sayılı kararı ile inceleme ve değerlendirme yapıldığı için

tekrar aynı konu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek

gerekmiştir.

Ayrıca

hükümlü dilekçesi ve ceza infaz kurumundan gelen belgeler birlikte

değerlendirildiğinde, hükümlü hakkında bir adet masa verilmesine yönelik olarak

yapılan uygulamanın ceza infaz kurumu kurallarına uygun olduğu, mevzuata aykırı

bir uygulamanın veya hukuka aykırılığın söz konusu olmadığı anlaşılmakla

yerinde olmayan şikayetinreddine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda

açıklandığı üzere; 1- Hükümlünün korse talebi ile ilgili olarak yeniden karar

verilmesine yer olmadığına, 2- Hükümlünün masa talebi ile ilgili şikayetinin

reddine karar verildi."

16. Söz konusu karara karşı yapılan itiraz (kapatılan)

Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/12/2013 tarihli ve 2013/3788 Değişik İş

sayılı kararıyla reddedilmiştir. Ret kararının ilgili kısımları şöyledir:

"..

İncelenen dosya kapsamına göre Sincan İnfaz Hakimliğinin 2/12/2013 tarih ve

2013/5747 Esas, 2013/5885 karar sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu

anlaşılmakla hükümlü .. itirazının reddine yönelik aşağıdaki şekilde karar

verilmiştir. .. Sincan İnfaz Hakimliğinin .. kararı usul ve yasaya uygun

olduğundan hükümlü .. itirazının reddine .. kesin olarak karar verildi."

17. Nihai karar 9/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 13/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

19. Başvurucu, Ankara Batı İnfaz Hâkimliğine 16/3/2015

tarihinde sunduğu dilekçe ile kendisine masa verilmesi yönündeki talebini

yinelemiştir. İnfaz Hâkimliği 17/3/2015 tarihli kararıyla ikinci masanın stok

oluşturacağı, üst üste konulması durumunda çatıya çıkılabileceği ve bu nedenle

Kurum güvenliğinin tehlikeye düşebileceği gerekçeleriyle talebi reddetmiştir.

Karara karşı yapılan itiraz, Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/3/2015

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun, 35. maddesi şöyledir:

"(1) Kapalı ceza infaz kurumlarında

bulunan hükümlülerin oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veya

bulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbî malzeme ve diğer ihtiyaç

maddeleri yönetmelikle düzenlenir."

21. 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve

Maddeler Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) 12. maddesi şöyledir:

"Hükümlüler,

koğuş, oda ve eklentilerinde hekim raporuyla belgelendirilmek koşuluyla,

sağlıkları için gerekli protez ve benzeri tıbbı araçları ve eşyaları bulundurabilir."

22. Yönetmelik'in 15. maddesi şöyledir:

"Hükümlüler,

oda sistemine geçmiş ceza infaz kurumlarının koğuş, oda ve eklentilerinde, bir

adet kafes ile bir çift kanarya, bülbül veya muhabbet kuşu gibi küçük kafes

kuşu bulundurabilir. Henüz oda sistemine geçmemiş diğer ceza infaz

kurumlarında, kafes ve kuş sayısı idare tarafından belirlenir.

Koğuş

veya odada kuş bulundurulabilmesi için, birlikte kalan hükümlülerin rızalarının

alınması zorunludur.

Hükümlülerin

kendilerini geliştirmeleri için gerekli görülen eğitim ve kültürel

çalışmalarında kullanabilecekleri malzemeleri, koğuş, oda ve eklentiler

dışında, idare tarafından uygun görülecek yerlerde ve denetim altında

bulundurmasına ve kullanmasına kurum olanakları çerçevesinde izin verilebilir.

Hükümlüler, kendilerine idare

tarafından verilen nevresim takımı ve battaniye dışında, kantinden temin

edilmek şartıyla bir adet nevresim takımı ve iklim koşulları değerlendirilerek

idarenin uygun göreceği sayıda battaniye bulundurabilir.

Kantinden

temin edilmek koşuluyla, her odada bir adet, on kişiden fazla mevcudu olan

koğuşlarda ise iki adet, kumar niteliğinde olmayan ve idarece belirlenen,

satranç takımı gibi oyunlara ait malzemeler bulundurulabilir.

Her

oda veya koğuşta, idare tarafından yaptırılan panolara asılmak ve kurum

kantininden temin edilmek koşuluyla birer adet Türk bayrağı, Atatürk resmî,

gazete kupürü, haber, yazı fotoğraf ve takvim bulundurulabilir.

Her hükümlünün kendisine ayrılan

yattığı yer veya dolabında, aile fertlerinin fotoğraflarına ait albüm

bulundurmasına izin verilir.

Hükümlüler

nişan ve evlilik yüzüğü, küpe, kolye, toka, tespih ve kol saati ile kantinden

temin edilmek koşuluyla bir adet masa saati ve bir adet top bulundurabilir.

Bayan hükümlüler, kantin aracılığı ile

satın aldıkları makyaj malzemelerini koğuş veya odalarında bulundurabilir.

Ceza

infaz kurumu işyurdu yönetim kurulunca kantinde satışına karar verilen, bu

Yönetmelikte sayılmayan ve kurum güvenliğini tehlikeye düşürmeyen eşyaların

stok oluşturmayacak şekilde koğuş, oda ve eklentilerde bulundurulmasına izin

verilebilir."

B. Uluslararası Hukuk

23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "İşkence

yasağı" kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:

"Hiç

kimseye işkence veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya ceza

uygulanamaz."

24. Sözleşme'nin "Özel ve aile hayatına saygı

hakkı" kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"(1)

Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi

hakkına sahiptir.

(2)

Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin

yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği,

ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi,

sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için

gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir."

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre hükümlü

ve tutuklular, Sözleşme'nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin

tamamına kural olarak sahiptirler (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B.

No. 74025/01, 6/10/2005, § 69).

26. AİHM, ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz

sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve

düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceğine hükmetmiştir.

Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir

sınırlama makul ve ölçülü olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık,

B. No: 5947/72 ..., 3/3/1983, §§ 99-105).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 8/6/2017 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

28. Başvurucu; belinde ve boynunda bulunan rahatsızlığın

sağlık raporuyla tespit edilmesine rağmen Ceza İnfaz Kurumu tarafından

kendisine bel korsesi temin edilmediğini, okuma ve yazma faaliyetlerini

uzanarak yapması durumunda sağlığının daha fazla bozulması nedeniyle masa

talebinde bulunduğunu ancak bu talebinin de haksız şekilde karşılanmadığını

ileri sürmüştür. Başvurucu, haklı taleplerinin keyfî şekilde yerine

getirilmemesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkı ile sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş;

maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

29. Bakanlık görüşünde, başvurucunun 11/7/2013 tarihinde

bel ağrısı şikâyetiyle Ankara Ceza İnfaz Kurumları Kampüs Devlet Hastanesi

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Polikliniğine sevk edildiği, ilgili uzman hekim

tarafından korsenin zararları hakkında bilgi verilerek başvurucunun korse

kullanmasının gerekmediğine karar verildiği belirtilmiştir. Görüşte,

başvurucunun barındırıldığı üç kişilik odada üç kişilik bir masanın bulunduğu

ifade edilmiştir. Başvurunun kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirildiği

Bakanlık görüşünde, başvurucunun yoğun ve uzun süreli acı çekmesine neden olan

ve korse kullanmasını gerektiren bir rahatsızlığının olduğu yönünde yeterli

deliller sunulmadığı ve iddia edilenin aksine başvurucunun faydalanabileceği

fiziki imkânların bulunduğu belirtilmiştir.

30. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, sağlık

raporu olmadan korse verilmemesinin başlı başına hak ihlali niteliğinde olduğunu,

odada bulunan ve ortak kullanılan masada yemek yenmesi ve çay içilmesi

nedeniyle bu masada tek başına okuma ve yazma faaliyetinde bulunmasının mümkün

olmadığını ifade etmiştir. Ayrıca başvurucu, başvuru dilekçesindeki iddialarını

ve taleplerini tekrar etmiştir.

B. Değerlendirme

31. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

Anayasa'nın 17. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

"Herkes,

yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye

işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya

veya muameleye tabi tutulamaz."

32. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında

herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu

belirtilmekte olup bu düzenlemede yer verilen maddi ve manevi varlığı koruma ve

geliştirme hakkı, Sözleşme'nin 8. maddesi çerçevesinde özel hayata saygı hakkı

kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve ruhsal bütünlük hakkı ile bireyin

kendini gerçekleştirme ve kendine ilişkin kararlar alabilme hakkına karşılık

gelmektedir (Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 30).

33. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında ise

kimseye "işkence", "eziyet" yapılamayacağı ve kimsenin

"insan haysiyetiyle bağdaşmayan" muamele ve cezaya tabi

tutulamayacağı düzenlenmiş olup bu hüküm, Sözleşme'nin 3. maddesi kapsamında

güvence altına alınmış olan hukuksal çıkarları kapsamaktadır. Belirtilen

düzenlemede yer alan ifadeler arasında bir yoğunluk farkı bulunmakta olup

kişinin maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne en ağır şekilde zarar veren

muamelelerin "işkence", bu seviyeye varmayan fakat yine de vücutta

zarar ya da yoğun fiziksel veya ruhsal ızdırap veren insanlık dışı muamelelerin

"eziyet", küçük düşürücü ve alçaltıcı nitelikteki daha hafif muamelelerin

ise "insan haysiyetiyle bağdaşmayan" muamele veya ceza olarak

belirlenmesi mümkündür (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 22).

34. Devletin, hükümlü ve tutuklu kişilerin insan onuru

ile bağdaşır koşullarda tutulmalarını sağlama ve bu kişilerin ceza infaz

kurumunda kalmaları nedeniyle zorunlu olarak ortaya çıkan sıkıntı ve üzüntü

seviyesinden daha fazla ıstıraba maruz bırakmama yönünde pozitif yükümlülüğü

bulunmaktadır. Fiziksel ya da ruhsal anlamda oluşan bir hastalığa bağlı acı

-şayet devletin sorumlu tutulabileceği tutulma koşulları ile daha da

katlanıyorsa veya katlanma riski varsa- kötü muamele yasağının uygulama alanına

girebilir. Bir hükümlü ya da tutuklunun sağlığı, infazın gereklerigöz ardı

edilmeden gerekli tedavilerin uygulanması yoluyla uygun tedbirler alınarak

sağlanmalıdır. Hasta bir hükümlü ya da tutuklunun uygun olmayan fiziki ve tıbbi

koşullarda tutulması Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlaline

neden olabilir.

35. Ancak bir eylemin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık düzeyine ulaşmış

olması gerekir. Bu asgari eşiğin aşılıp aşılmadığının belirlenmesinde her somut

olayın özellikleri dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması esastır. Bu

bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve manevi etkileri ile mağdurun cinsiyeti,

yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşımaktadır (Tahir Canan, §

23). Somut olaydaki veriler ışığında belirtilen ağırlık eşiğinin altında kalan

muamele ve eylemlerin ise diğer haklar kapsamında değerlendirilmesi mümkündür.

36. Somut olayda başvurucu, sağlık sorunları olmasına

rağmen bel korsesi ve masa talebinin karşılanmaması nedeniyle Anayasa'nın 17.

maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Başvurucunun taleplerinin

karşılanmamasının beden sağlığına olan etkisi ve yoğunluk derecesi birlikte

değerlendirildiğinde başvuru konusu eylem ve tutumların Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirilmesi için gerekli olan asgari

eşiği aştığı söylenemez. Bu nedenle başvurucunun şikâyetinin kişinin maddi ve

manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın

17. maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruların

kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar başlıklı 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme,

Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir

zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir."

38. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez

olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı,

iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu,

temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu

açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular

açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir.

39. Ceza infaz kurumlarında bulunan tüm hükümlü ve

tutuklular, Anayasa'da düzenlenen temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural

olarak sahiptir. Ancak tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve

disiplinin temini gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul

edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların sahip

oldukları haklar ölçülülük ilkesi göz ardı edilmeden sınırlandırılabilir (Turan

Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35).

40. 5275 sayılı Kanun'un 35. maddesinde ceza infaz

kurumlarında tutulan hükümlülerin oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri

veya bulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbi malzeme ve diğer ihtiyaç

maddelerinin yönetmelikle düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda

Kanun, yürütme organına hükümlü ya da tutukluların hangi eşyaları

bulundurabileceğine ilişkin düzenleme yetkisi vermektedir. Anayasal sınırlar

içinde kalmak koşuluyla ceza infaz kurumunun güvenliği ve düzeni için öngörülen

bir takım kurallar konulması doğaldır. Somut olayda, ceza infaz kurumunda

bulunan bir hükümlü olan başvurucuya anılan yasal düzenlemenin uygulanacağı

açıktır.

41. Yönetmelik'in 12. maddesine göre hükümlülerin koğuş,

oda ve eklentilerinde sağlıkları için gerekli protez ve benzeri tıbbi araçları

ve eşyaları bulundurabilmeleri için hekim raporuyla bu durumlarını

belgelendirme koşulu aranmaktadır. Yine Yönetmelik'in 15. maddesinde,

Yönetmelikte, sayılmayan eşyaların koğuş, oda ve eklentilerinde

bulundurulmasına izin verilmesinin bu eşyaların stok oluşturmaması ve kurum

güvenliğini tehlikeye düşürmemesi koşullarına bağlı olduğu belirtilmektedir.

42. Başvurucu, bel korsesi talebinin gerekçesi olarak

yaşadığı bel fıtığı rahatsızlığını göstermiştir. Dosya kapsamında yapılan

incelemede, rahatsızlığı ile ilgili olarak başvurucunun değişik tarihlerde

Ankara Ceza İnfaz Kurumları Kampüs Devlet Hastanesi ile Sincan Devlet Hastanesi

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Polikliniğine sevk edildiği ve uzman hekim

tarafından muayene edilen başvurucu hakkında raporlar düzenlendiği anlaşılmaktadır.

Başvurucunun taleplerinin haksız yere karşılanmadığı iddiasıyla ilgili olarak

İnfaz Hâkimliği tarafından yapılan değerlendirmelerde, sağlık sorunlarının

teşhis edilmesinde ve tedavi usulünün belirlenmesinde görev ve yetkinin

hekimlere ait olduğu, tıbbi ve teknik bilgi gerektiren bir konuda hekimin

takdir hakkına müdahale edilemeyeceği vurgulanmıştır.

43. Başvuruya konu süreç korse talebi yönünden

değerlendirildiğinde bel ve boyun fıtığı rahatsızlığı bulunan başvurucunun

yeterli tıbbi donanımı ve personeli bulunan sağlık kuruluşlarına düzenli olarak

sevkinin yapıldığı, bu kapsamda fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı hekimler

tarafından sağlık sorununun takip edildiği anlaşılmaktadır. Sincan Devlet

Hastanesinde görevli uzman hekim tarafından 23/3/2012 tarihinde yapılan muayene

neticesinde hazırlanan raporda başvurucuya ortopedik yastık ve yatağın

önerildiği görülmektedir. Bu doğrultuda Ceza İnfaz Kurumu idaresi tarafından

başvurucuya ortopedik yastık ve yatak verildiği başvurucu tarafından dile getirilmiştir.

Öte yandan 11/7/2013 tarihli muayenede başvurucunun korse talebinin uzman hekim

tarafından uygun görülmediği ve sağlık raporunda "Korse talebinde

bulunan hastaya korsenin zararları anlatıldı." şeklinde bir

değerlendirmede bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda başvurucunun sağlık

sorununun giderilmesi yönünde elverişli vasıtalara ulaşabilir olduğu, korse

talebinin karşılanmasını gerektiren tıbbi bir gerekliliğin bulunmadığının ve

korsenin zararları konusunda aydınlatıldığının sağlık raporlarıyla sabit olduğu

açıktır.

44. Başvurucunun masa talebi de Yönetmelik'in 15.

maddesinin son fıkrası kapsamında gerekli koşulların oluşmadığı

değerlendirildiğinden Ceza İnfaz Kurumu tarafından karşılanmamıştır.

Başvurucunun masa talebi hakkında İnfaz Hâkimliği tarafından farklı tarihlerde

iki ayrı değerlendirme yapıldığı görülmektedir. İnfaz Hâkimliği, her koğuşta

bir adet masa bulunabileceğini, ikinci masanın stok oluşturacağını, masaların

üst üste konulması durumunda çatıya çıkılabileceğini ve bu nedenle kurum

güvenliğinin tehlikeye düşebileceğini gerekçe göstererek masa talebini

reddetmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi de İnfaz Hâkimliğinin kararlarında yer alan

gerekçelerin yeterli olduğunu ve yapılan işlemin kanuna uygun olduğunu

belirtmiştir. Kurum güvenliğinin tehlikeye düşebileceği gerekçesiyle

oluşturulan idari ve yargısal kararların, düzenin ve güvenliğin bozulmasını

engellemeyi hedeflediği açıktır. Öte yandan masa ihtiyacını asgari düzeyde

karşılayacak şekilde bir adet masanın koğuşta bulunduğu ve başvurucunun yüksek

güvenlikli kapalı ceza infaz kurumunda tutulmasından dolayı bir takım

sınırlamalara maruz kalmasının doğal olduğu, bu yöndeki sınırlamanın

ölçülülükten uzak olmadığı, talebe konu eşyanın yaşamsal nitelikte bir öneminin

bulunmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun her iki talebi hakkında da, İnfaz

Hâkimliği ile Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararların ilgili ve

yeterli gerekçeler içerdiği kanaatine ulaşılmıştır.

45. Sonuç olarak somut olayda Anayasa'nın 17. maddesinin

birinci fıkrasının devlete yüklediği pozitif yükümlülüğün gerektirdiği şartlar

yönünden gerisinde kalınmadığı ve bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu

sonucuna varılmıştır.

46. Açıklanan nedenlerle başvurunun, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Engin YILDIRIM ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe

katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun, açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, Engin YILDIRIM ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün

karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Başvurunun kabul edilemez bulunması nedeniyle adli

yardım talebinin kabulü ile muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin,

başvurucunun mağduriyetine neden olmayacağı anlaşılmakla birlikte 12/1/2011

tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesi uyarınca

tamamen muafiyetin koşulları oluşmadığından 206,10 TL harçtan ibaret yargılama

giderinin başvurucudan TAHSİLİNE 8/6/2017 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucu, bel ve boyun fıtığı hastası olduğunu,

hükümlü olarak bulunduğu ceza infaz kurumunda kendisine bel korsesi temin

edilmesi yolundaki talebinin Ceza İnfaz Kurumu tarafından karşılanmadığını

belirterek İnfaz Hakimliğine başvurmuş; İnfaz Hakimliği ise Ankara Ceza İnfaz

Kurumları Kampus Devlet Hastanesi FTR polikliniğinin “…korse talebinde

bulunan hastaya korsenin zararları anlatıldı” ibareli raporuna dayanarak,

“…sağlık sorunlarının çözümünde teşhis ve tedavi usulünün belirlenmesi görev ve

yetkisinin hekimlere ait olduğu, … Hakimliğimizin hekimin takdir hakkına

müdahale edemeyeceği, tıbbi kararların sağlık yönünden denetleme imkan, görev

ve yetkisinin Hakimliğimizde olmadığı…” gerekçesiyle başvurucunun talebini

reddetmiştir.

Başvurucunun itirazı üzerine dosyayı inceleyen Ağır Ceza

Mahkemesi de “…İnfaz Hakimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğundan…”

gerekçesiyle itirazı reddetmiştir.

2. Başvurucu daha sonra hükümlü bulunduğu üç kişilik

koğuşta tek bir masa bulunduğunu, bel ve boyun rahatsızlığı nedeniyle okuma ve

yazma faaliyetlerini uzanarak yapmasının sağlığını olumsuz etkilediğini öne

sürerek kendisine ayrı bir masa verilmesi talebiyle tekrar İnfaz Hakimliğine

şikayette bulunmuş ve korse konusundaki talebini de yinelemiş ise de bu

başvuruları da hem İnfaz Hakimliği hem de itirazı inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi

tarafından, daha öncekine benzer gerekçelerle reddedilmiştir.

3. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapan başvurucu,

haklı taleplerinin keyfi bir şekilde reddedildiğini, bu nedenle kişinin maddi

ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile sağlıklı bir çevrede yaşama

hakkının ihlal edildiğini öne sürmüştür.

4. Başvurucunun masa talebinin yerine getirilmemesinin

sağlığını ne şekilde olumsuz etkilediği hakkında yeterli bir açıklama ortaya

koyamaması, ayrıca ret kararlarında her ne kadar ayrı bir gerekçe belirtilmese

de hükümlülerin bu tür ilave eşya taleplerinin infaz kurumunun düzen ve

güvenliğini olumsuz etkileyebileceğinin açık olması nedeniyle, masa talebi

yönünden başvurunun KABUL EDİLEMEZLİĞİNE karar verilmesi gerekir. Bu yönden

çoğunluk görüşüne katılmaktayız.

5. Ancak boyun ve bel sorunları bulunan ve bu hususta bir

takım açıklamalar yapmış olan başvurucunun korse talebinin yerine getirilmemesi

nedeniyle ihlal iddiasının KABUL EDİLEBİLİRLİĞİNE karar verilmesi gerekir.

6. Bu bağlamda, hastaya “korsenin zararlarının

anlatılması” yeterli olmayıp, korse kullanımının kendi sağlığı açısından

uygun olup olmadığı hakkındaki kararın hastaya bırakılması gerekir. Somut

olayda başvurucunun korse kullanmasının zararlı olacağı yolundaki hekim görüşü

mutlak bir tıbbi görüş olmadığı gibi, korse talebi reddedilirken, korsenin

koğuşta bulundurulmasının infaz kurumu yönünden her hangi bir olumsuzluğa yol

açıp açmayacağı şeklinde bir değerlendirme de yapılmamıştır. Ayrıca korse infaz

kurumunca temin edilemiyorsa, başvurucunun bunu ücreti karşılığında dışarıdan

temin etmesine de fırsat vermeyecek şekilde, korse kullanmasının uygun olmadığı

şeklinde hüküm tesis edilmiştir.

7. Başvurucunun korse talebinin reddine ilişkin

gerekçeler haklı bir nedene dayanmadığı ve korse kullanmasına izin verilmemesi

başvurucunun temel haklarına ölçüsüz bir müdahale olduğundan, başvurucunun

Anayasanın 17. maddesinde yer alan temel hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE karar

verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Celal Mümtaz AKINCI Raportör Yrd. : Fatih ALKAN Başvurucu : Ahmet TEMİZ Başkan Engin YILDIRIM Üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/804, 8 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve
  6. Olgular
  7. A. Bel Korsesi Talebi Hakkında Yargısal Süreç
  8. B. Masa Talebi Hakkında Yargısal Süreç
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası Hukuk
  13. V. İnceleme Ve Gerekçe
  14. A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  15. B. Değerlendirme
  16. A. Başvurunun, açıkça dayanaktan yoksun olması
  17. B. Başvurunun kabul edilemez bulunması nedeniyle adli
  18. Karşıoy Gerekçesi
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/804
Tarih
8 Haziran 2017

İlgili Kararlar

  • Abdullah Sarıdağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/13523)
  • Halil Öztunç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/8651)
  • Belgin Oral ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6437)
  • Ömer Erol Ataberk Başvurusu (B. No: 2014/13953)
  • İckovska Svetlana Başvurusu (B. No: 2014/3053)
  • Reşit Kızılkaya Başvurusu (B. No: 2014/10711)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.