İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Ünal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15881)

1. Başvurular, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

Başvuru No2014/15881Tarih7 Aralık 2016Okuma18 dk · 3.677 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Ünal Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
7 Aralık 2016
Başvuru Numarası
2014/15881
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.677 kelime·18 dk okuma·42 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurular, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

kalınması sonucu, 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların,

açılan davaların reddedilmesi ve makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle

adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular, muhtelif tarihlerde Adana İdare Mahkemeleri

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek

bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm Komisyonlarınca başvuruların

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümler tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanları tarafından başvuruların kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

6. Komisyonlar Başraportörlüğü

tarafından 29/6/2015 tarihinde, 2014/17279, 2015/1551, 2015/4528, 2015/4532,

2015/4533 başvuru numaralı dosyaların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle

2014/15881 başvuru numaralı dosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/15881

başvuru numaralı dosya üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvuru

dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.

7. Anılan dosyalarla konu yönünden hukuki irtibatlı olan

2015/4530, 2015/4531 başvuru numaralı dosyalarında 2014/15881 başvuru numaralı

dosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/15881 başvuru numaralı dosya

üzerinden yürütülmesine, belirtilen iki dosyanın da kapatılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular, Siirt ili Pervari ilçesi Okçular köyünde ikamet

etmekte iken 1990'lı yıllarda meydana gelen terör olayları neticesinde yerleşim

yerlerinden göç etmek zorunda kaldıklarını iddia etmişlerdir.

10. Başvurucular, ekli tablonun C satırında belirtilen

tarihlerde 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması

talebiyle Siirt Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

11. Ekli tablonun D satırında tarih ve sayıları belirtilen

Komisyon kararlarında, dosyada yer alan bilgi ve belgeler uyarınca köyün

boşaltılmadığı, köyde nüfus istikrarının sürekli korunduğu ve her beş yılda bir

muhtarlık seçiminin yapıldığı, köyde korucuların bulunduğu ve korucuların

dışında da vatandaşların ikamet ettiği, köy okulunun 1989 yılından günümüze

kadar eğitime açık olduğu, köyde ibadethanenin bulunduğu ve karar tarihinde

kadrosu münhal olmakla birlikte 1985 ile 1986 ve 1998 ile 1999 yıllarında

kadrolu din görevlisinin mevcut olduğu, 2007 yılı Milletvekili Genel Seçimleri

ile Anayasa Halk Oylaması ve 2009 yılı Mahalli İdareler Seçimi'nde

köyde seçim sandığı kurulduğu, yerleşim yerinin kısmen boşalmış olması ile

şahısların mal varlığından istifade etmek amacıyla başka bir yerleşim yerinden

aralıksız olarak köye ulaşabilmelerinin, o bölgede güvenli bir şekilde yaşayabilme

olanağı sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece yerine getirilmiş

olduğunun nesnel bir göstergesi hâlini ihtiva ettiği belirtilerek taleplerin

reddine karar verilmiştir.

12. Başvurucular tarafından Komisyon kararına karşı Batman İdare

Mahkemesinde iptal davası açılmıştır.

13. Belirtilen Komisyon kararları aleyhine başvurucular

tarafından açılan iptal davalarında, ekli tablonun E satırında tarihleri

gösterilen Batman İdare Mahkemesi kararları ile davanın reddine karar

verilmiştir. Kararların gerekçelerinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Olayda, Batman İdare Mahkemesi'nin

E:2012/1429,1266,1277 sayılı dava dosyasında ve Mahkememizin bu köye ait

muhtelif dava dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerden; Pervari İlçe Jandarma

Komutanlığı'nın 28.01.2010 tarih ve 417 sayılı yazısı ekinde bulunan Pervari

İlçe Jandarma Komutanlığı'na Bağlı Köy ve Mezralara Ait Çizelgede Siirt İli

Pervari İlçesi Okçular Köyü'nün tamamen boşalan/boşaltılan köyler arasında yer

almadığı, köyün durumunun dolu olarak ifade edildiği, genel nüfus sayımları ve

tespitlerine göre Okçular Köyü’nde 1990 yılında 753, 1997 yılında 899, 2000

yılında ise 1002 kişinin yaşadığı, köyde 1989, 1994, 1999, 2004 ve 2009

yıllarında muhtarlık seçiminin düzenli olarak yapıldığı, köyde geçici köy koruculuğu

sisteminin getirildiği görülmektedir.

Ayrıca, Mahkememizin E.2012/1429 esasına

kayıtlı dosyasında 13.01.2011 tarihli ara kararı ile davalı idareden köy

korucusu (ve ailesi) ve asker (ve ailesi) olanlar dışında köyde yaşayanların

bulunup bulunmadığı, varsa sayısına ilişkin bilgi ve belgelerin istenildiği,

ara kararına cevaben gönderilen 02.02.2011 tarihli Jandarma Tutanağında 1990

yılına ait istenilen belgelere ulaşılamadığı, 1997 yılında köyde 90 korucunun

bulunduğu, bunlar dışında 20 hanenin korucu olmadığı ve korucu olmayanların ise

yaklaşık 250 kişi olduğu, 2000 yılında ise köyde 85 adet korucunun bulunduğu,

korucu hariç köyde 13 hanenin, yaklaşık 100 kişinin yaşadığının belirtildiği

anlaşılmaktadır.

Bu durumda, asgari güvenlik düzeyinin var

olduğu sonucuna ulaşılan Siirt İli, Pervari İlçesi Okçular Köyü'nde köy

halkının bir kısmının subjektif güvenlik kaygısıyla

ya da ekonomik ve sosyal sebeplerle göç etmelerinden dolayı uğradıkları

zararın, 5233 sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak

bulunmadığından, davacının isteminin reddi yönünde tesis edilen dava konusu

işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. "

14. Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun F satırında

gösterilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesi

ilamları ile kararların usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen

temyiz nedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.

15. Başvurucular tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş,

ekli tablonun G satırında belirtilen tarihlerde karar düzeltme talepleri

Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile

reddedilmiştir.

16. Karar düzeltme isteminin reddi kararları başvuruculara

tebliğ edilmiş ve başvurucular muhtelif tarihlerde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

17. 5233 sayılı Kanun’un 2., 6., geçici 1., geçici 3., geçici 4.

maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki

kararın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve

E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (Celal

Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28).

18. 5233 sayılı Kanun'un 1. maddesi şöyledir:

"Bu

Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle

mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara

uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri

belirlemektir."

19. Aynı Kanun'un 4. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Zarar tespit komisyonları illerde; bu Kanun

kapsamında yapılacak başvurular üzerine on gün içinde kurulur.

Komisyon, bir başkan ve altı üyeden oluşur.

Valinin görevlendireceği vali yardımcısı komisyonun başkanı; maliye,

bayındırlık ve iskân, tarım ve köyişleri, sağlık,

sanayi ve ticaret konularında uzman ve o ilde görev yapan kamu görevlilerinden

vali tarafından belirlenecek birer kişi ile baro yönetim kurulunca baroya

kayıtlı olanlar arasından görevlendirilecek bir avukat komisyonun üyesidir.

Komisyonun başkan ve üyeleri her yıl ocak ayının ilk haftasında yeniden

belirlenir. Eski üyeler yeniden görevlendirilebilirler. İş yoğunluğuna göre

aynı ilde birden fazla komisyon kurulabilir.”

20. Aynı Kanun'un 7. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla

karşılanabilecek zararlar şunlardır:

a)

Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her

türlü zararlar.

b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm

hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri.

c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından

kaynaklanan maddî zararlar."

21. Aynı Kanun'un 8. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"7

nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı,

adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak

olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa

kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve

günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya

veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 7/12/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurular incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

23. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları

başvuruların ve akabinde açtıkları davaların reddedildiğini, göçe zorlanmaları

ve memleketlerinden sürgün edilmeleri nedeni ile işlerini kaybettiklerini ve

mal varlıklarına ulaşamadıklarını, bu zararlara devlet yetkililerinin köy

boşaltma eylemi ile sebep olunmasına rağmen zararlarının tazmin edilmediğini,

zarar tespitinde sadece idare tarafından düzenlenmiş olan belgelerin esas

alınmasının haksızlık oluşturduğunu, bölge genelinde ve başvurucuların zararına

neden olan olay özelinde hiçbir adli tahkikatın yapılmadığını ya da yapılmış

olsa dahi sonucunun kendilerine bildirilmediğini, ikamet ettikleri yerin terör

ve terör olayları ile mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeni ile

boşaltılmış olmadığı kabulünün dayanağını teşkil eden nüfus sayımı verilerinin,

eğitim öğretime devam ediliyor olmasının, köyde düzenli olarak seçim yapılıyor

olmasının, tazminat komisyonu tarafından ve yargılama mercilerince taleplerinin

reddedilmesine gerekçe teşkil edemeyeceğini zira bu hizmetlerin köyde yaşamına

devam eden köy korucuları ve onların ailelerine yönelik olduğunu, köyde

koruculuk yapmayı kabul etmeyenlerin köyden ayrılmak zorunda kaldıklarını,

anılan köy içerisinde ve yakınlarında birçok çatışma yaşanması nedeni ile köyde

sivil şahısların can güvenliğinin mevcudiyetinden bahsedilemeyeceğini,

yaptıkları başvurular hakkında yürütülen işlemlerin makul sürede

sonuçlandırılmadığını, temyiz ve karar düzeltme taleplerinin özenli bir şekilde

incelenmediğini ve kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, bu nedenle

başvurabilecekleri etkili bir hukuk yolu bulunmadığını belirterek Anayasa’nın

35., 36. ve 40.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişler; ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

24. Başvuru formları ve ekleri incelendiğinde başvurucular, 5233

sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları davaların

reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 35., 36. ve 40. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucuların

ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği

İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvurucular zarar tespitinde sadece adli, idari ve askerî

makamlar tarafından düzenlenen belgelerin kullanıldığını ve bu belgelerin İlk

Derece Mahkemesi tarafından hükme esas alındığını, bölge genelinde ve

başvurucuların zararına neden olan olay özelinde hiçbir adli tahkikatın

yapılmadığını yahut yapılmış olsa dahi sonucundan haberdar edilmediklerini

belirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

Başvurucuların anılan şikâyetlerinin çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği

ilkeleri kapsamında değerlendirmeye tabi tutulması uygun görülmüştür.

26. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeli

yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha önce

bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarda, başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında

karşılanıp karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamen

boşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti için

de bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu

belgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarına

aktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geç İlk Derece

Mahkemesi kararıyla başvurucuların vâkıf olduğu tespit edilmiştir.

Başvurucuların temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgeler

ışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürme

imkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve beyan

dilekçeleri kapsamında Mahkemelerce, idare ve başvurucular tarafından sunulan

belgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkik

ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyaları

kapsamından, başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin bir

imkândan mahrum bırakılmadığı anlaşılmakla başvuruların bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Mesude

Yaşar, B. 2013/2738, 16/7/2014, §§ 74-76; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014 §§ 70-72).

27. Somut başvurularda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında

yapılan incelemelerde başvurucuların usule ilişkin bir imkândan mahrum

bırakılmadığı ve başvurucular açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir

yön de bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

28. Açıklanan nedenlerle başvurucuların çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

29. Başvurucular Komisyona yaptıkları başvuruların ve akabinde

açtıkları davaların reddedildiğini, göç etmeye mecbur kalmaları nedeni ile

işlerini kaybettiklerini ve mal varlıklarına ulaşamadıklarını, anılan zararlara

köy boşaltma eylemleri ile sebebiyet verilmiş olmasına rağmen zararlarının

tazmin edilmediğini belirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiğinden şikâyetçi

olmuş; yargılama sürecinde yapılan incelemeler ve lehlerine olmayan yargı

kararı temeline dayandırıldığı tespit edilen bu iddiaların Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

30. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 24).

31. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki

hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz bir takdir hatası veya açık keyfîlik

içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).

32. Başvurucular, maddi vakıa ve delillerin hatalı takdiri

neticesinde taleplerinin ve davalarının reddine hükmedildiğini, bu kapsamda

Derece Mahkemelerince delillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla

hukuka aykırı olduğunu belirtmekte olup başvurucuların belirtilen iddialarının

özünün Derece Mahkemelerince delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk

kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın

sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

33. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararlarında, Batman İdare

Mahkemesinin E.2012/1429, 1266, 1277 sayılı dava dosyalarında ve Mahkemenin bu

köye ait muhtelif dava dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerden; Pervari İlçe

Jandarma Komutanlığının 28/1/2010 tarihli yazısı ekinde bulunan Pervari İlçe

Jandarma Komutanlığına bağlı köy ve mezralara ait çizelgede, Siirt ili Pervari

ilçesi Okçular köyünün tamamen boşalan/boşaltılan köyler arasında yer almadığı,

köyün durumunun dolu olarak ifade edildiği, genel nüfus sayımları ve

tespitlerine göre Okçular köyünde 1990 yılında 753, 1997 yılında 899, 2000

yılında ise 1.002 kişinin yaşadığı, köyde 1989, 1994, 1999, 2004 ve 2009

yıllarında muhtarlık seçiminin düzenli olarak yapıldığı, köyde geçici köy

koruculuğu sisteminin getirildiği, başvurucu vekili tarafından Okçular köyünde

askerî bir üssün bulunduğu ve nüfus sayımı sonuçlarının bu nedenle fazla

çıktığı iddia edilmekte ise de bu hususun açıklığa kavuşturulması için Mahkemenin

E.2012/1429 sayılı dava dosyası veDiyarbakır 2. İdare

Mahkemesinin 2010/1924 esasına kayıtlı davada ara kararı ile Türkiye İstatistik

Kurumu Başkanlığından köy halkından olup köyde yaşayan şahısların sağlıklı

olarak tespit edilebilmesi amacıyla Pervari ilçesi Okçular köyünde bulunan

jandarma karakolunda sayım yapılan 1990, 1997 ve 2000 yılında görevli personel

ve asker sayılarına ilişkin bilgi ve belgelerin istenildiği, Türkiye İstatistik

Kurumu Başkanlığının ara kararına cevap yazısında ara kararıyla talep edilen

düzeyde bilgi derlenmediği, bu nedenle istenen bilgilerin gönderilemeyeceğinin

bildirildiği, bunun yanı sıra Mahkemenin E.2012/1429 esasına kayıtlı dosyasında

13/1/2011 tarihli ara kararı ile davalı idareden köy korucusu (ve ailesi) ve

asker (ve ailesi) olanlar dışında köyde yaşayanların bulunup bulunmadığı, varsa

sayısına ilişkin bilgi ve belgelerin istenildiği, ara kararına cevaben

gönderilen 2/2/2011 tarihli jandarma tutanağında 1990 yılına ait istenilen

belgelere ulaşılamadığı, 1997 yılında köyde 90 korucunun bulunduğu, bunlar

dışında 20 hanenin korucu olmadığı ve korucu olmayanların ise yaklaşık 250 kişi

olduğu, 2000 yılında ise köyde 85 korucunun bulunduğu, korucu hariç köyde 13

hanenin, yaklaşık 100 kişinin yaşadığının belirtildiği tespit edilmiştir.

34. Yukarıda yer verilen

açıklamalara göre Siirt ili Pervari ilçesi Okçular köyünün boşalan ve/veya

boşaltılan yerleşim yerlerinden olmadığı, nüfus sayımlarında köyde bulunan

askerî birlik personelinin sayısı konusunda açık ve net bir bilgi bulunmamakla

birlikte köyde askerî personel ve geçici köy korucuları dışında yaşayan/ikamet

eden sivil vatandaşların bulunduğu, köyün tamamen boşalmadığı/boşaltılmadığı

hususlarında herhangi bir kuşku bulunmadığı anlaşılmaktadır.

35. Bu durumda asgari

güvenlik düzeyinin var olduğu sonucuna ulaşılan Pervari/Okçular köyünde köy halkının bir

kısmının subjektif güvenlik kaygısıyla ya da ekonomik

ve sosyal sebeplerle göç etmesinden dolayı uğradıkları zararın5233 sayılı Kanun

hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığından

başvurucuların isteminin reddi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka

aykırılık görülmediği belirtilerek davanın reddine karar

verilmiştir. Başvurucuların iddiaları, temyiz merciince de incelenip

reddedilmek suretiyle yerel Mahkeme kararı onanmıştır. Başvurucunun anılan

iddialarına yönelik olarak bu çerçevede Derece Mahkemelerinin kararında açık

bir keyfîlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

36. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

37. Başvurucular, temyiz ve karar düzeltme aşamalarında ileri

sürdükleri taleplerin üstünkörü bir incelemeye tabi tutularak yeterli gerekçeye

yer verilmeden reddedildiğini iddia etmiş, bu nedenle anılan başvuru yollarının

etkili olmadığından şikâyetçi olmuşlardır. Anılan şikâyetlerin gerekçeli karar

hakkına ilişkin olduğu tespit edildiğinden bu iddiaların Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

38. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş

ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucuların

hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarının

değerlendirilmesi hariç olmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen ve

hüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin derece mahkemeleri

kararlarında denetlenerek reddedildiği gerekçesiyle başvuruların bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude

Yaşar, §§ 79-82; Cahit Tekin,

§§ 75-77).

39. Somut başvuruların incelenmesi neticesinde başvurucuların

taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasında

yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup olmadığının çeşitli idari

kurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler kapsamında Derece

Mahkemesince değerlendirildiği, başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm

sonucunu etkilediği iddia edilen istemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. § 13),

İlk Derece Mahkemelerince oluşturulan kararların gerekçeleriyle birlikte hukuka

uygun bulunmak suretiyle kanun yolu denetiminden geçerek (bkz. §§ 14, 15)

kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucuların, gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiaları hakkında farklı karar verilmesini

gerektiren bir yön bulunmamaktadır.

40. Açıklanan nedenlerle başvurucular gerekçeli karar haklarının

ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

41. Başvuru formları ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurucuların makul

sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

42. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürülen

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürünün makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

43. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

44. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyona

başvuru tarihi (bkz. ekli tablonun C satırı)ile nihai karar tarihi (bkz. ekli

tablonun G satırı) arasında geçen ve ekli tablonun H satırında toplam süresi

belirtilen ve toplamda sekiz yılı geçen sürede başvurucular açısından farklı

karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı ve söz konusu yargılama

süresinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un

50. Maddesi Yönünden

46. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

47. Başvurucular,

makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğinin tespitini ve bu nedenle

tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

48. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvuruculara ekli tablonun (I) satırında gösterilen manevi tazminatların net

olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

49. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen

ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir

belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar

verilmesi gerekir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine ve 1.800 TL vekâlet

ücretinin müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın

sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara, ekli tablonun (I) satırında gösterilen

miktarlarda net manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harcın BAŞVURUCULARA

AYRI AYRI, 1.800 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemelerde

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

7/12/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucular

:

1. Ahmet

ÜNAL

2. Ahmet

ÜNAL

3. Ali TUTAL

4. Hamide

KURT

5. Ömer ÜNAL

6. Yusuf

TUTAL

7. Lezgin ATLAN

8. Mehmet

UĞUR

Vekilleri

:

Av. Sevil

ARACI BEK

Sıra

1

2

3

4

5

6

7

A

Başvuru

Numarası

2014/15881

2014/17279

2015/1551

2015/4528

2015/4530

2015/4531

2015/4532

B

Başvurucu

ve

T.C.

Kimlik No

Ahmet

Ünal

Ahmet

Ünal

Ali

Tutal

Hamide

Kurt

Ömer

Ünal

Yusuf

Tutal

Lezgin

Atlan

C

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt

Numarası

22/2/2006

7. 800

22/2/2006

7. 779

27/7/2005

11. 515

6/7/2005

7. 822

22/2/2006

7. 894

6/7/2005

7. 859

6/7/2005

7. 830

D

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

19/2/2010

2010/1-4355

19/2/2010

2010/1-4354

19/3/2010

2010/1-4427

26/3/2010

2010/1-4448

28/5/2010

2010/1-4623

5/5/2010

2010/1-4539

9/4/2010

2010/1-4501

E

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi

23/8/2012

8/5/2012

23/8/2012

23/8/2012

23/8/2012

23/8/2012

23/8/2012

F

Temyiz Yolu Karar Tarihi

20/6/2013

28/11/2013

20/6/2013

20/6/2013

20/6/2013

20/6/2013

20/6/2013

G

Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi

21/5/2014

26/6/2014

17/9/2014

17/9/2014

17/9/2014

17/9/2014

17/9/2014

H

İdari ve Yargısal

Süreçte

Geçen Toplam Süre

8 yıl

2 ay

8 yıl

4 ay

9 yıl

1 ay

9 yıl

2 ay

8 yıl

6 ay

9 yıl

2 ay

9 yıl

2 ay

I

Hükmedilen

NET Manevi Tazminat

(TL)

4. 000

4. 000

6. 000

6. 000

6. 000

6. 000

6. 000

Sıra

8

A

Başvuru

Numarası

2015/4533

B

Başvurucu

ve

T.C.

Kimlik No

Mehmet

Uğur

C

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt

Numarası

6/7/2005

7. 878

D

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

7/5/2010

2010/1-4559

E

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi

23/8/2012

F

Temyiz Yolu Karar Tarihi

20/6/2013

G

Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi

17/9/2014

H

İdari ve Yargısal

Süreçte

Geçen Toplam Süre

9 yıl

2 ay

I

Hükmedilen

NET Manevi Tazminat

(TL)

6. 000

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/15881, 7 Aralık 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin
  12. C. Başvuruculara, ekli tablonun (I) satırında gösterilen
  13. D. 206,10 TL harcın BAŞVURUCULARA
  14. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  15. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Kömürcü
  18. Akıncı
  19. Ünal
  20. Ünal
  21. Kurt
  22. Tutal
  23. Uğur
  24. Aracı Bek
  25. A
  26. B
  27. C
  28. D
  29. E
  30. F
  31. G
  32. H
  33. I
  34. (Tl)
  35. A
  36. B
  37. C
  38. D
  39. E
  40. F
  41. G
  42. H
  43. I
  44. (Tl)
  45. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/15881
Tarih
7 Aralık 2016

İlgili Kararlar

  • Şemsettin Aydın Başvurusu (B. No: 2014/13162)
  • Şerafettin Deli ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16108)
  • Ahmet Boğa ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6863)
  • Nejmettin Tiryaki Başvurusu (B. No: 2014/14265)
  • Talat Beyazgül ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16066)
  • Enver Adanç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2989)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.