İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Karakeçili Başvurusu (B. No: 2013/1335)

1. Başvurucu, 17/4/2008

Başvuru No2013/1335Tarih6 Şubat 2014Okuma12 dk · 2.448 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ali Karakeçili Başvurusu

Karar tarihi
6 Şubat 2014
Başvuru Numarası
2013/1335
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.448 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 17/4/2008

tarihinde sulama suyu nedeniyle çıkan tartışma üzerine beş kardeşinin

öldürülmesi ile sonuçlanan olayda, sanıklar C. K., F.

K. ve B. K.’nin asli fail olarak cezalandırılmaları

yerine, Mahkemece delillerin değerlendirilmesinde ve hukuki nitelendirmede hata

yapılarak C. K. hakkında “suçluyu kayırma”

suçundan uygulama yapılması ve F. K. ile B. K.’nin de

beraatlarına karar verilmiş olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 7/2/2013

tarihinde Gaziantep 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe

ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel

bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 27/6/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesindeki

ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, 17/4/2008 tarihinde meydana gelen olay sonucunda öldürülen

beş kişinin kardeşidir.

6. Olay tarihinde sulama suyu

nedeniyle çıkan tartışma üzerine, sanıklar M. R. K. ile Ferhan K.’nin silahla ateş açması sonucunda başvurucunun beş kardeşi yaşamını yitirmiştir.

7. Aynı gün Şanlıurfa

Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılarak, yakalanan şüphelilerden bir

kısmı tutuklanmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/7/2008

tarih ve 2008/221 ve 11/7/2008 tarih ve 2008/222 sayılı iddianamelerle sekiz

sanık hakkında “kasten öldürme”

ve “kasten öldürmeye iştirak”

suçlarından kamu davası açılmıştır.

8. Nevşehir Ağır Ceza

Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanıklardan M. R. K. ile Ferhan K., 5237 sayılı Kanun’un 81. maddesi uyarınca birden fazla

kişiyi kasten öldürme sucundan cezalandırılırken, sanık C. K.’nin “suçluyu kayırma”

suçundan aynı Kanun’un 283. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince 3 yıl

hapis cezası ile mahkûmiyetine ve sanıklar F. K. ile B. K.’nin

de “müsnet

suçlardan cezalandırılmalarına yeterli her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve

inandırıcı deliller elde edilemediği” gerekçesiyle beraatlarına

karar verilmiştir.

9. Mahkemenin gerekçesi özetle

şöyledir:

“Dava dosyası içerisinde bulunan sanıkların

savunmaları, katılanlar ve tanıkların beyanları, sanıklara ait nüfus ve sabıka

arşiv bilgi formları, ekspertiz raporları, bilirkişi

raporu, genel adli muayene ve otopsi tutanağı, Nevşehir Devlet hastanesinin

sanık Ferhan'ın yaşına ilişkin raporu, iletişim tespit tutanakları ile diğer

tutanak ve belgeler ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;

Sanıklar M. R. K.,

Ferhan K. ve O. S. K.’nin kardeş olup sanık İ. H. K.’nin çocukları olduğu, diğer sanıklar F. K. ve Y. K.'nin de sanık İ. H. K.’nin

kardeşleri oldukları, sanıklar C. K. ve B. K.'nin ise

diğer sanıklarla akrabalık ilişkilerinin bulunmadığı, maktullerin kardeş

oldukları, olayda yaralanan katılan Cengiz K.'nin ise

maktullerin amca çocukları olduğu, sanıklar İ. H. K., O. S. K. ve Y. K.

hakkında açılan kamu davasının tefrik edildiği, sanıklar ve maktuller arasında

sulama suyu meselesi yüzünden husumet bulunduğu, maktuller ve katılan Cengiz

K.’nin olay tarihi olan 17/4/2008 tarihinde saat

15:00 sıralarında Şanlıurfa ili Merkez Düger Köyü

Emeli Mezrasında tarlalarını sulamak maksadıyla sulama birliğine ait su

kulübesinde bulunan vanalardan kendilerine tahsis edilen vanaları kullanmak

istedikleri, söz konusu vanalara boruları takarak tarlalarını sulamaya

başladıkları, bu sırada sanık M. R. K.’nin siyah bir jeeple gelerek maktullere ‘neden suyu tarlanıza çevirdiniz’

diye sorduğu, maktullerin de suyun kendilerine ait olduğunu söylemeleri üzerine

sanığın ‘birazdan sizinle görüşürüz’ diyerek geldiği jeepe

binip olay yerinden ayrıldığı, aradan yaklaşık 10-15 dakika geçtikten sonra

sanıklardan F. K. haricindeki diğer sanıkların bir jeep,

sanık C. K.’ye ait olup kendisinin kullandığı

otomobil ve bir motosiklet ile olay yerine geldikleri, sanıklar M. R. K.’nin uzun namlulu silah, sanık Ferhan K.'nin

ise tabanca ile maktullere ve katılan Cengiz K.’ya

hiçbir şey söylemeksizin ateş ettikleri, olay sırasında beş maktullün aldıkları

ateşli silah yaraları nedeniyle öldükleri, katılan Cengiz K.’nin ise ayağından ve göğsünden hayati tehlike geçirecek

şekilde yaralandığı, … sanıkların olay yerinde bulunan

boş kovanlardan toplayabildiklerini topladıktan sonra geldikleri araçlarla olay

yerinden uzaklaştıkları, olayın bu şekilde oluşu mahkememizce kabul edilerek,

Sanıklar M. R. K. ve Ferhan K.'nin eylemlerine uyan fikir ve eylem birliği içerisinde her

bir maktule karşı insan öldürmek suçundan 5 kez cezalandırılmalarına…

Her ne kadar sanık B. K. hakkında sanıklar

tarafından maktullerin öldürülmesine yardımcı olmak suçundan… cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de,

sanık B. K.’nin olay yerine giderken sanıklar

tarafından söz konusu eylemin gerçekleştirileceğini bildiğine ve olay yerinde

sanıklardan herhangi birisinin eylemine yardımcı olduğuna dair savunmasının

aksine cezalandırılmasına yeterli her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı

deliller elde edilemediğinden sanığın müsnet

suçlardan ayrı ayrı beraatına karar vermek gerekmiştir.

Her ne kadar sanık C. K. hakkında sanıklar

tarafından maktullerin öldürülmesine yardımcı olmak suçundan… cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de,

sanık C. K.’nin olay günü sanık İ. H. K.’nin evine sanık tarafından satın alınan kuzulara bakmaya

geldiği, bilahare sanık İ. H. K.’ye gelen telefon

üzerine, sanığın ricası üzerine sanığı arabası ile bırakmak için olay yerine

geldiği, olay yerine giderken sanıklar tarafından söz konusu eylemin

gerçekleştirileceğini bildiğine ve olay yerinde sanıklardan herhangi birisinin

eylemine yardımcı olduğuna dair savunmasının aksine cezalandırılmasına yeterli

her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği, sanık C.

K.’nin olay sonrasında suç işleyen sanık Ferhan K.'yi olay yerinden arabası ile kaçırdığı ve saklanmasına

yardımcı olduğu anlaşılmakla eylemine uyan suçluyu kayırma suçundan TCK'nın

283/1 maddesi uyarınca cezalandırılması cihetine gidilmiştir.

Her ne kadar sanık F.

K.'nin diğer sanıkların eylemlerine yardım ettiğinden

bahisle cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, olay sırasında

yaralanan katılan Cengiz K.’nin alınan ilk

beyanlarında sanık F. K.’nin olay yerinde olduğuna

dair herhangi beyanının bulunmaması dikkate alınarak, sanık F. K.’nin savunmalarının aksine sanığın olay yerinde bulunduğuna

ve müsnet suçlardan cezalandırılmasına yeterli her

türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden sanığın

üzerine atılı müsnet suçlardan ayrı ayrı beraatına

karar vermek gerekmiştir.”

10. Başvurucu ve sanıklar

tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin

14/11/2012 tarih, E.2012/3525, K.2012/8245 sayılı ilamıyla sanıklar C. K., F. K. ve B. K. hakkındaki hüküm onanmış olup, bu karar

başvurucu tarafından 23/1/2013 tarihinde öğrenilmiştir. Başvurucu, 7/2/2013 tarihli dilekçesi ile 30 gün içinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

11. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu’nun “Kasten öldürme”

kenar başlıklı 81. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis

cezası ile cezalandırılır.”

12. 5237 sayılı Kanun’un “Suçluyu kayırma” kenar başlıklı 283.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma,

tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkân sağlayan kimse, altı

aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

13. Mahkemenin 6/2/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

7/2/2013 tarih ve 2013/1335 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

14. Başvurucu, 17/4/2008 tarihinde kardeşlerinin ölümüyle sonuçlanan

olayda, yargılama yapan Mahkemece delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi

sonucu, olayın asli faili olan sanıklar F. K. ve B. K. hakkında beraat kararı

verilmesinin; ayrıca sanık C. K. hakkında ise eylemin kasten öldürme suçuna

uygun düşmesine rağmen, sanığa atılı eylemin 5327 sayılı Kanun’un 283. maddesi

kapsamında vasıflandırılarak, bu sanığa eksik ceza tayin edilmesinin, adil

yargılanma hakkını ihlal ettiğini belirterek yeniden yargılama yapılmasını

talep etmiştir.

B. Değerlendirme

15. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu nedenle katılan konumunda

olan başvurucunun “sanıkların adil

yargılanmadığı” şeklindeki iddiası Anayasa’nın 17. maddesi ile

ilişkili görülerek yaşam hakkı kapsamda değerlendirilmiştir.

16. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü ve 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca, Anayasa’da

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden kişilere

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanınmıştır.

17. Anayasa’nın 17. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına sahiptir.”

18. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar

başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

19. Öncelikle başvurucunun

başvuru ehliyeti ve ihlal iddiasının incelenmesinde menfaatinin bulunup

bulunmadığı denetlenmelidir. 6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında, ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlerin bireysel başvuru

hakkına sahip oldukları kurala bağlanmıştır. Yaşam hakkının doğal niteliği

gereği, yaşamını kaybeden kişiler açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak

yaşanan ölüm olayı nedeniyle mağdur olan ölen kişilerin yakınları tarafından

yapılabilecektir (B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41).

Başvurucu, başvuru konusu olayda ölen kişilerin kardeşi olup, olayla ilgili

olarak baştan itibaren şikâyet dilekçesi vererek, soruşturma ve kovuşturma

aşamalarına katılmıştır. Bu nedenle gerçekleşen ölüm olayı ile ilgili yürütülen

soruşturma ve yargılamanın Anayasa’nın 17. maddesindeki yaşam hakkının ihlali

niteliğinde olduğunun tespitinde başvurucunun meşru menfaati olup, başvuru

ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

20. Bütün diğer haklar için bir

temel oluşturan yaşam hakkı, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmış

ve bu maddede belirlenen istisnalar dışında hiç kimsenin yaşamına kasten son

verilemeyeceği belirtilmiştir. Devletin yaşam hakkına saygı gösterme yükümlülüğü

öncelikle kamu otoritelerinin yaşam hakkına müdahale etmemelerini, yani maddede

belirtilen istisnalar dışında kişilerin ölümüne neden olmamalarını gerektirir.

Bu, devletin yaşam hakkından kaynaklanan negatif ödevidir. Yaşam hakkına saygı,

ikinci olarak devletin üçüncü kişilerden gelecek tehlikelere karşı bireylerin

hayatını korumasını gerektirir. Bir kimsenin hayatına yönelik çok özel ve ciddi

bir tehdidin varlığı kanıtlanmışsa, devletin bu tehdide karşı bireyin hayatını

korumak için makul tedbirleri alması gerekir. Bu, yaşam hakkından kaynaklanan

devletin pozitif yükümlülüğüdür. Bir ölüm meydana gelmişse, devletin pozitif

yükümlülüğü kapsamında ölümün nedenlerini soruşturma ve sorumluları tespit

ederek cezalandırma ödevi de vardır. Bu usul yükümlülüğünün gerektiği şekilde

yerine getirilmemesi halinde devletin negatif ve pozitif yükümlülüklerine

gerçekten uyup uymadığı tespit edilemez. Bu nedenle, devletin anılan madde

kapsamındaki negatif ve pozitif yükümlülüklerinin güvencesini, soruşturma

yükümlülüğü oluşturmaktadır (B. No: 2012/1017, 18/9/2013,

§ 29).

21. Bireyin, bir devlet

görevlisi ya da özel bir kişi tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın

17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin

savunulabilir bir iddiasının bulunması halinde, Anayasa’nın 17. maddesi, “Devletin temel amaç ve görevleri” kenar

başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında etkili resmi

bir soruşturmanın yapılmasını gerektirir (B. No: 2012/1017, 18/9/2013,

§ 30).

22. Yürütülen ceza

soruşturmalarının amacı, yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir

şekilde uygulanmasını ve sorumluların ölüm olayına ilişkin hesap vermelerini

sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil, uygun araçların kullanılması

yükümlülüğüdür. Diğer taraftan, burada yer verilen değerlendirmeler hiçbir

şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suç

nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı ya da tüm yargılamaları

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği

anlamına gelmemektedir. (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Tanlı/Türkiye, B. No: 26129/95, 10/4/2001, § 111).

23. Ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine

ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.

Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edebilmek için, soruşturma

makamlarının resen harekete geçerek ölümü aydınlatabilecek ve sorumluların

tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Soruşturmada ölüm

olayının nedenini veya sorumlu kişilerin ortaya çıkarılması imkânını zayıflatan

bir eksiklik, etkili soruşturma yürütme kuralıyla çelişme riski taşır (B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 57). (Benzer

yöndeki AİHM kararları için bkz. Hugh

Jordan/Birleşik Krallık, B. No: 24746/94, 4/5/2001,

§ 109; Dink/Türkiye, B. No:

2668/07, 6102/08, 30079/08, 7072/09 ve 7124/09, 14/9/2010, § 78).

24. Yürütülecek ceza

soruşturmalarının etkinliğini koruyan hususlardan biri de, teoride olduğu gibi

pratikte de hesap verilebilirliği sağlamak için, soruşturmanın veya

sonuçlarının kamu denetimine açık olmasıdır. Buna ilaveten her olayda, ölen

kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu

ölçüde katılmaları sağlanmalıdır (B. No: 2012/752, 17/9/2013,

§ 58). (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Hugh Jordan/Birleşik Krallık, B. No: 24746/94,

4/5/2001, § 109).

25. Somut olayda başvurucu,

kardeşlerinin öldürülmesi olayında toplanmış olan delillerin Mahkemece yanlış

değerlendirildiğini, nitelendirmenin hatalı yapıldığını bu nedenle adil bir

yargılamanın gerçekleşmediğini iddia etmiştir.

26. Bireylerin cezai

sorumluluklarının kapsamının belirlenmesine yönelik hukuki sorunların

incelenmesi kural olarak Anayasa Mahkemesinin yetkisi kapsamında olmayıp, suçluların

tespiti ve cezalandırılması derece mahkemelerin görev ve yetkisindedir. Ancak

yukarıda belirtilen yaşam hakkına yönelik müdahaleleri soruşturma

yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği Anayasa Mahkemesince

incelenmelidir.

27. Derece Mahkemelerinin

kararları bu açıdan değerlendirildiğinde; maktuller ile başvuruya konu

edilmeyen sanıkların arazilerinin aynı bölgede olduğu, sulama suyu nedeniyle

aralarında tartışma çıktığı, bir kısım sanıkların açtığı ateş sonucu

başvurucunun beş kardeşinin öldürüldüğü, sanık F. K.'nin sanık İ. H. K.’nin kardeşi

olduğu, sanıklar C. K. ve B. K.'nin ise diğer

sanıklarla akrabalık ilişkilerinin bulunmadığı, adı geçen üç sanığın arazi ve

sulama suyu konusunda maktullerle bir husumetlerinin olduğunun dosyada

saptanamadığı, öte yandan, yapılan ihbar üzerine kolluğun “kasten öldürme” suçundan derhal

soruşturmaya başladığı, öldürülenlerin yedi yakınının soruşturmaya dâhil

oldukları, ele geçen suç eşyaları üzerinde inceleme yapıldığı, olay yeri

inceleme, ölenlerin ölü muayene, otopsi ve Adli Tıp raporlarının alındığı, ev

ve araçların arandığı, görgü ve bilgisi olan kişilerin tespiti yapılarak

dinlendiği görülmüştür. Ayrıca soruşturma sonucunda, ölüme

sebebiyet verme şüphesi altında olan failler hakkında davanın açıldığı, yapılan

yargılamada, katılan Cengiz K. ve diğer tanık beyanları ile sanıkların

savunmalarından, anılan üç sanığın ateş açtığı hususunun sabit olmadığının

Mahkemece kabul edildiği, buna göre; sanık B. K.’nin

olay yerine giderken diğer sanıklar tarafından söz konusu eylemin

gerçekleştirileceğini bildiğine ve olay yerinde sanıklardan herhangi birisinin

eylemine yardımcı olduğuna dair ve yine olay sırasında yaralanan katılan Cengiz

K.’nin alınan ilk beyanlarında sanık F. K.’nin olay yerinde olduğuna ilişkin herhangi beyanının

bulunmaması da dikkate alınarak, her iki sanığın savunmalarının aksine

cezalandırılmalarına yeterli her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı

deliller elde edilemediğinden beraatlarına ve sanık C. K.’nin

de olay günü sanık İ. H. K.’nin evine İ. H. K.

tarafından satın alınan kuzulara bakmaya geldiği, bilahare sanık İ. H. K.’ye gelen telefon üzerine, İ. H. K.’nin

ricası üzerine kendisini arabası ile suçun işlendiği yere bırakmak amacıyla

olay yerine geldiği, olay yerine giderken sanıklar tarafından söz konusu

eylemin gerçekleştirileceğini bildiğine ve olay yerinde sanıklardan herhangi

birisinin eylemine yardımcı olduğuna dair savunmasının aksine

cezalandırılmasına yeterli her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı deliller

elde edilemediği, ancak sanık C. K.’nin olay

sonrasında suç işleyen sanık Ferhan K.'yi olay

yerinden arabası ile götürdüğü ve bu suretle saklanmasına yardımcı olduğu

anlaşılmakla eylemine uyan suçluyu kayırma suçundan cezalandırılmasına karar

verildiği, temyiz merciince denetlenen kararın onandığı belirlenmiştir. Böylece

soruşturma makamlarının resen harekete

geçerek ölümü aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine yarayabilecek bütün

delilleri topladıkları, başvurucunun soruşturmaya etkin bir şekilde

katılabildiği, Mahkemece toplanan delillerin tüm yönleri ile değerlendirildiği

ve bir kısım sanıkların cezalandırıldığı saptanmıştır.

28. Buna göre, başvuru

dosyasında oluşa ilişkin belge ve bilgiler dikkate alındığında, ölüme sebebiyet

veren olayların doğru bir şekilde tespitine, muhtemel sorumluların

belirlenmelerine ve cezalandırılmalarına yol açacak nitelikte bağımsız, etkili,

hızlı ve kamuya açık bir soruşturmanın gerçekleşmediğinden ve kararın somut

kanıtlarla çelişecek biçimde ve açıkça hukuka aykırılık oluşturacak şekilde

bariz takdir hatası veya açık keyfilik sonucu verildiğinden söz edilemeyeceği

gibi, bu konuda ihmali bir davranış veya yetkililere yüklenebilecek bir

eksiklik de saptanmamıştır. Dolayısıyla, kişinin yaşam hakkının korunması kapsamında

yürütülen cezai soruşturmanın etkisiz olduğuna ilişkin bir sonuca varılmasını

gerektirecek bir husus tespit edilememiştir.

29. Açıklanan gerekçelerle,

yargılama sonucunda verilen karar nedeniyle

başvurucunun yaşam hakkına yönelik bir

ihlal açıkça tespit edilmediğinden, başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Başvurunun, “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu

üzerinde bırakılmasına, 6/2/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Raportör : Özcan ÖZBEY Başvurucu : Ali KARAKEÇİLİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1335, 6 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. K. ve B. K.’nin asli fail olarak cezalandırılmaları
  6. II. Başvuru
  7. Süreci
  8. III. Olay Ve
  9. Olgular
  10. A. Olaylar
  11. B. İlgili Hukuk
  12. IV. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun İddiaları
  15. B. Değerlendirme
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1335
Tarih
6 Şubat 2014

İlgili Kararlar

  • Mahmut Can Arslan Başvurusu (B. No: 2013/3008)
  • Orhan Ersoy Başvurusu (B. No: 2013/2844)
  • Orhan Ersoy Başvurusu (B. No: 2013/7320)
  • Orhan Ersoy Başvurusu (B. No: 2013/7322)
  • Orhan Ersoy Başvurusu (B. No: 2013/7324)
  • Orhan Ersoy Başvurusu (B. No: 2013/7328)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.