İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Uyandıran ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/9962)

1. Başvuru, taşınmazın usulüne uygun kamulaştırma yapılmaksızın

Başvuru No2014/9962Tarih19 Temmuz 2017Okuma28 dk · 5.645 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ali Uyandıran Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
19 Temmuz 2017
Başvuru Numarası
2014/9962
R.G. Tarih ve Sayı
20/9/2017-30186
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.645 kelime·28 dk okuma·27 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, taşınmazın usulüne uygun kamulaştırma yapılmaksızın

idare adına tescil edilmesi sebebiyle açılan tazminat davasının -dava devam

ederken yürürlüğe giren kanun hükmü uygulanmak suretiyle- incelenmeksizin reddi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş,

başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını

ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvuruculardan Ali Uyandıran 1946 doğumlu olup İstanbul ili

Kadıköy ilçesinde, Refik Tıknaz 1945 doğumlu olup Bursa ili Nilüfer ilçesinde,

Nail Uyandıran 1948 doğumlu olup İstanbul ili Şişli ilçesinde, Ahmet Uyandıran

1952 doğumlu olup Bursa ili Kestel ilçesinde; Ekrem Alberen,

Fatma Alberen, Muammer Alberen

ve Nergiz Alberen sırasıyla

1984, 1958, 1950 ve 1990 doğumlu olup Bursa ili Osmangazi ilçesinde ikamet

etmektedir.

10. Başvuruculardan Refik Tıknaz, taşınmazın 4/32 hisseli maliki

olan Fatma Uyandır'ın; Ali Uyandıran, Nail Uyandıran

ve Ahmet Uyandıran taşınmazın 3/32 hisseli maliki olan Hasan Uyandıran'ın; Ekrem Alberen,

Fatma Alberen, Muammer Alberen

ve Nergiz Alberen ise

taşınmazın 3/32 hisseli maliki olan Rukiye Alberen'in

mirasçılarıdır.

A. Uyuşmazlığın Arka

Planı

11. Başvurucuların murisleri adına kayıtlı bulunan ve İstanbul

ili Bağcılar ilçesi Mahmutbey köyünde kâin 13 pafta 1913 parsel sayılı 4829 m²

büyüklüğündeki taşınmaz 2/12/1985 tarihinde (kaldırılan) Arsa Ofisi Genel

Müdürlüğü (Arsa Ofisi) tarafından kamulaştırılmıştır. 29/4/1964 tarihli ve 1164

sayılı Arsa Ofisi Kanunu ile kurulan Arsa Ofisi 8/12/2004 tarihli ve 5273

sayılı Kanun'la 1164 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerle lağvedilmiş ve

Arsa Ofisine verilen görevler Toplu Konut İdaresi Başkanlığına (TOKİ)

devredilmiştir.

12. Kamulaştırmaya ilişkin işlemler, murislerinin adreslerinde

bulunamaması nedeniyle kendilerine tebliğ edilememiştir. Kamulaştırma bedeli,

malikler adına açılan banka hesabında bloke edilmiştir.

13. Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 24/6/1987 tarihli

kararıyla İstanbul Barosu avukatlarından A.C., taşınmazın ileride belli olacak

malik veya maliklerinin haklarını korumak ve idareye karşı muhatap olup gerekli

işlemleri yapmak ve gerektiğinde ferağ vermek amacıyla kayyım olarak

atanmıştır. Kamulaştırma evrakları 10/9/1987 tarihinde kayyıma tebliğ

edilmiştir.

14. Kayyım tarafından Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde

kamulaştırma bedelinin artırılması davası açılmış ve dava sonucunda 6/7/1988

tarihinde verilen kararla kamulaştırma bedeli artırılmıştır. Anılan karar,

temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.

15. A.C.nin kayyımlıktan affını

istemesi nedeniyle Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 17/11/1989 tarihli

kararıyla İstanbul Defterdarı kayyım olarak atanmıştır.

16. Arsa Ofisi tarafından 14/3/1990 tarihinde Bakırköy 3. Asliye

Hukuk Mahkemesinde 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 16.

maddesi uyarınca hükmen tescil davası açılmıştır. Dava sonucunda 8/3/1991

tarihli kararla taşınmazın idare adına tesciline hükmedilmiştir. Taşınmaz

26/8/1991 tarihinde idare adına tescil edilmiştir.

17. Taşınmaz, Bakırköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan izaleişüyu davasında verilen satış kararı doğrultusunda

27/2/1996 tarihinde Ş.K. ve Şü.K.ye satılmıştır. Ayrıca söz konusu taşınmaz

üzerinden enerji nakil hattı geçirilmiştir.

B. Başvurucular Tarafından

Açılan Tazminat Davası

18. Başvurucular, taşınmazın kamulaştırıldığını 2011 yılında

öğrendiklerini öne sürerek 14/9/2011 ve 14/10/2011 tarihlerinde Bakırköy 5.

Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) kamulaştırmasız el atma nedeniyle TOKİ ve

Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) aleyhine tazminat davası

açmışlardır. Dava dilekçesinde taşınmaz bedelinin yanında taşınmazın üzerinden

enerji nakil hattı geçirilmesi nedeniyle de ayrıca tazminat ödenmesi talebinde

bulunulmuştur.

19. Mahkemece 9/4/2013 tarihinde davanın "dava şartı

yokluğu" nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde kayyım

tarafından Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan kamulaştırma bedelinin

artırılması davası sonucu 6/7/1988 tarihinde verilen karara atıfta bulunularak

söz konusu kararın kesin hüküm teşkil etmesi nedeniyle aynı konuda açılan

davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiği belirtilmiştir.

20. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin (Daire)

27/3/2014 tarihli kararıyla Mahkeme kararı farklı bir gerekçeyle onanmıştır.

Daire 24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanun'la 2942 sayılı Kanun'a eklenen

geçici 7. maddeye dayanmıştır. Gerekçede, anılan geçici 7. madde gereğince 2942

sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca hükmen tescil kararı verilen

kamulaştırmalarda tebligat ve diğer kamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbir hak

ve alacak talebinde bulunulamayacağının, kamulaştırmaya veya bedeline karşı

dava açılamayacağının, açılmış olan davaların da bu esaslara göre karara

bağlanacağının hükme bağlandığı vurgulanmıştır. Somut olayda Bakırköy 3. Asliye

Hukuk Mahkemesinin 8/3/1991 tarihli kararıyla 2942 sayılı Kanun'un 16. maddesi

uyarınca idare lehine tescil kararı verildiğini belirten Daire, Mahkeme

kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği sonucuna ulaşmıştır.

21.Nihai karar 16/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

22.Başvurucu 16/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

23. Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95,

K.2014/176 sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi iptal

edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

24.2942 sayılı Kanun'un mülga 16. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“Kamulaştırma işlemine ilişkin yürütmenin durdurulması kararı

verilmedikçe veya kamulaştırma 6 ncı

maddenin son fıkrası uyarınca yapılmış ise davaların sonucu beklenmeksizin

kamulaştırılması yapılan taşınmaz mala hemen elkonulmasına

idarece zorunluluk görüldüğü hallerde, taşınmaz malın takdir olunan kıymeti

milli bankalardan birisine yatırılarak makbuzu ilgili belge örnekleri ile

birlikte mahkemeye verilip taşınmaz malın durumunun tespiti istenir. Mahkeme

sekiz gün içinde taşınmaz malın sahibini davet ile beş gün zarfında taşınmaz

malın, 11 inci maddede yazılı olduğu şekilde kıymet takdirine esas olabilecek

bütün niteliklerini tespit ettirerek, o taşınmaz malın idare adına tescil

edilmesine karar verir ve bu kararı tapu dairesine bildirir. Bu işlem,

mahkemenin davetine uymayanların gıyabında yapılır. Kamulaştırılması yapılan

taşınmaz malın mülkiyeti veya payı çekişmeli bulunduğu hallerde dahi bu madde

hükmü uygulanır.

Bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında

belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenek ilk

taksit bedelidir.”

25. 6487 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle 2942 sayılı Kanun'a

eklenen ve Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95, K.2014/176

sayılı kararı ile iptal edilen geçici 7. madde şöyledir:

“Mülga 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılı

İstimlak Kanununun 16 ve 17 nci

maddeleri ile 2942 sayılı Kanunun mülga 16 ve 17 nci

maddeleri uyarınca mahkemelerce idare adına tescil kararı verilen

kamulaştırmalarda tebligatlar ve diğer kamulaştırma işlemleri tamamlanmış

sayılır. Bu kamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbir hak ve alacak talebinde

bulunulamaz; kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davaları açılamaz;

açılmış ve devam eden davalar bu madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılır."

26. Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95,

K.2014/176 sayılı kararının 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin ilgili

bölümünün iptaline ilişkin bölümü şöyledir:

“1- Anlam ve Kapsam

Gerek mülga 6830 sayılı Kanun'a gerekse 2942

sayılı Kanun'un 4650 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerden önceki hâline

göre, kamulaştırılan taşınmazın mülkiyetinin idareye geçtiği tarih,

kamulaştırmanın idari safhasının tamamlandığı gündür. Kamulaştırmanın idari

safhasının tamamlanması, kamulaştırma kararının kesinleşmesiyle

gerçekleşmektedir. Kamulaştırma kararının kesinleşmesi de işlemin davacıya

tebliğinden itibaren otuz gün içinde idari yargıda dava açılmaması veya dava

açılmış ise dava sonucu verilen davanın reddine ilişkin kararın kesinleşmesiyle

sağlanmaktadır.

2942 sayılı Kanun'un mülga 16. maddesi ile

mülga 6830 sayılı Kanun'un 16. maddesi, kamulaştırma işlemine karşı dava

açıldığı hâllerde zorunluluk bulunması kaydıyla, idareye, karardan önce

taşınmaza el koyma olanağı sağlamaktadır. Buna göre, kamulaştırılan taşınmaz

mala hemen el konulmasına idarece zorunluluk görüldüğü hâllerde, kamulaştırma

işlemine karşı açılan davada mahkeme kararının sonucu beklenmeksizin,

taşınmazın idare adına tesciline karar verilmesi mahkemeden istenebilmektedir.

Bu amaçla kamulaştırmaya konu olan taşınmazın mahkemece idare adına tescil

edilebilmesi için, kamulaştırma işleminin davalı mal sahibine tebliğ edilmesi

ve taşınmaz mala kıymet takdir komisyonunca takdir edilen bedelin tamamının

malik adına bankaya yatırılması gerekmektedir.

Yine gerek mülga 6830 sayılı Kanun'un 17.

maddesi gerekse 2942 sayılı Kanun'un mülga 17. maddesiyle, kamulaştırma

işleminin idari safhasının tamamlanmasından sonra malik tarafından ferağ

verilmemesi durumunda idarenin mahkemeye başvurarak tescil davası açma olanağı

getirilmiştir. Mahkeme iki tarafı derhal davet etmekte ve taraflar gelmese dahi

gıyaplarında belgeleri incelemek suretiyle idare adına tescile karar

vermektedir. İlgili maddelere göre taşınmazın idare adına tescil edilebilmesi

için kamulaştırma işleminin usulüne uygun olarak tebliğ edilerek

kesinleştirilmiş olması ve kamulaştırma bedelinin mal sahibi adına bankaya

yatırılmış bulunması gerekmektedir.

Yargıtay, usulüne uygun olarak tebliğ

edilmemiş kamulaştırma işlemlerinde taşınmaz mülkiyetinin idareye geçmediğini,

bu durumda idarece taşınmaza el konulsa ve 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve

17. maddeleri ile mülga 6830 sayılı Kanun'un 16. ve 17. maddeleri uyarınca

mahkeme kararıyla idare adına tescil edilse dahi bunun kamulaştırmasız el atma

hükmünde olduğunu kabul etmekte ve kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan

tazminat davalarını süre sınırı olmaksızın incelemektedir.

Uygulamada, idarelerin tebligata ve

kamulaştırma bedelinin bankaya yatırıldığına dair arşiv belgelerini imha etmiş

olmaları nedeniyle ispat sorunlarıyla karşılaşılabilmekte ve bu durum, ikinci

kez kamulaştırma bedeli ödenmesine yol açabilmektedir.

Kanun koyucu, mülga 6830 sayılı Kanun'un 16.

ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca

mahkemelerce idare adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda, kamulaştırma

bedelinin peşin olarak hak sahiplerine ödendiği veya hak sahipleri adına

bankaya bloke edildiği hususunu dikkate alarak, idarelerin, ispat yükünden

kaynaklanan sorunlar nedeniyle ikinci kez kamulaştırma bedeli ödemelerini

engellemek amacıyla dava konusu kuralda yer alan düzenlemeyi ihdas etmiştir.

Bu amaçla, mülga 6830 sayılı Kanun'un 16. ve

17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca

mahkemelerce idare adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda tebligatlar ve

diğer kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmış sayılması öngörülmüş; bu

kamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbir hak ve alacak talebinde

bulunulamayacağı, kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davaları

açılamayacağı belirtilmiş; açılmış ve devam eden davaların bu madde hükmü

uygulanarak sonuçlandırılacağı ifade edilmiştir.

2- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

...

Tebligat, yetkili makamlarca birtakım hukuki

işlemlerin, bu işlemin hukuki sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kişilere

kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin usulüne uygun olarak

yapıldığının belgelendirilmesi işlemidir. Usulüne uygun işlemlerin kendilerine

bağlanan hukuki sonuçları doğurabilmesi için muhatabına bildirilmesi gerekir.

Usulüne uygun olarak yapılan tebligat, Anayasa'da güvence altına alınmış olan

iddia ve savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesinin ve bireylere tanınan

hak arama hürriyetinin önemli güvencelerinden biridir.

4650 sayılı Kanun'dan önceki kamulaştırma

mevzuatına göre tebligatın yapılıp yapılmaması, dava açma süreleri ve

dolayısıyla adalete erişim hakkının kullanılabilmesi için hayati bir öneme

sahiptir. Kural olarak kamulaştırma işlemi usulüne uygun olarak tebliğ

edilmeden dava açmak için zorunlu olan otuz günlük hak düşürücü sürenin malik

açısından işlemeye başlaması mümkün değildir.

Dava konusu maddenin birinci cümlesinde, mülga

6830 sayılı Kanun'un 16. ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve

17. maddeleri uyarınca mahkemelerce idare adına tescil kararı verilen

kamulaştırmalarda, geçmişte usulüne aykırı olarak yapılmış olan tebligatlar

geçerli sayılarak kamulaştırma işlemleri tamamlanmış kabul edilmektedir.

Usulsüz olarak gerçekleştirilen kamulaştırma tebligatları geçerli kabul

edilerek kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmış sayılmasının, kamulaştırma

işlemine ve bedele karşı açılacak davalar için öngörülen otuz günlük hak

düşürücü sürenin geçirilmesi sonucunu doğuracağı açıktır.

Yargıtayın yerleşik içtihadı, geçersiz tebligata istinaden idare adına yapılan

tescillerin yolsuz ve bu durumda idarenin taşınmaza el koymasının da fiili el

atma hükmünde olduğu yönünde olup bu içtihat uyarınca malikin kamulaştırmasız

el atma nedeniyle herhangi bir süre sınırlamasına tabi olmaksızın tazminat

davası açması mümkündür. Maddenin ikinci cümlesinde, bu kamulaştırma işlemleri

sebebiyle hiçbir hak ve alacak talebinde bulunulamayacağı, kamulaştırmaya veya

bedeline karşı itiraz davaları açılamayacağı açıkça belirtilmek suretiyle

birinci cümleyle oluşturulan hukuki durum teyit edilmenin yanında,

kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılabilecek tazminat davalarının da önü

kapatılmıştır.

Ayrıca ikinci cümlenin devamında, açılmış ve

devam eden davaların bu madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılacağı belirtilerek

geçici 7. madde hükmünün, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış ve

derdest olan davalara da uygulanması sağlanmıştır. Kuralın önceki bölümleriyle,

kamulaştırma işlemine karşı iptal davası, bedel için de bedel artırımı veya

tazminat davası açılamayacağı öngörüldüğünden bu bölümün kanunun yürürlüğe

girdiği tarihte açılmış olan davalarda da uygulanması, bu davaların esasının

incelenmeksizin usulden reddedilmesi sonucunu doğurmaktadır.

Kuralın gerekçesinde, 6830 sayılı Kanun'un 16.

ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca

mahkemelerce idare adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda, kamulaştırma

bedelinin peşin olarak hak sahiplerine ödendiği veya hak sahipleri adına

bankaya bloke edildiği belirtilmiştir.

Sözü edilen kurallar uyarınca yapılan

kamulaştırma işlemlerinde kıymet takdir komisyonunca takdir edilen kamulaştırma

bedeli malik adına bankaya bloke edilmiş olsa da bazı durumlarda, malike

yapılan tebligatın usulsüz olması gibi malikten kaynaklanmayan ve malike kusur

izafe edilmesi de mümkün olmayan sebeplerle, malikin kamulaştırma işlemlerinden

ve kamulaştırma bedelinin bankaya yatırıldığından haberdar olamaması mümkündür.

Bu durumda, geçmişte malikten kaynaklanmayan sebeplerle usulsüz olarak yapılan

tebligatlar geçerli kabul edilerek kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmış

sayılması suretiyle malikin mülkiyet hakkından kaynaklanan davaları açma

imkânının ortadan kaldırılması ve açılan davaların da esası incelenmeksizin

usulden reddedilmesinin öngörülmesi, hak arama özgürlüğüyle bağdaşmadığı gibi

hukuk güvenliği ilkesini ve malikin mülkiyet hakkını zedelemektedir.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural

Anayasa'nın 2., 13., 35. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir. ”

B. Uluslararası Hukuk

27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

birinci fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Herkes, medeni hak ve yükümlülükleri

hakkında karar verilmesi için ... kanun tarafından kurulmuş bağımsız ve

tarafsız bir yargı merciinde makul bir süre içinde adil ve kamuya açık bir

şekilde yargılanma hakkına sahiptir."

28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.

maddesinin 1. fıkrasının açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciine erişim

hakkından söz etmese de maddede kullanılan terimler bir bütün olarak birlikte

dikkate alındığında anılan fıkranın mahkemeye erişim hakkını da garanti altına

aldığı sonucuna ulaşıldığını belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, §§ 28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı Sözleşme'nin 6.

maddesinin 1. fıkrasına içkindir. Bu çıkarsama, Sözleşmeci devletlere yeni

yükümlülük yükleyen genişletici bir yorum olmayıp 6. maddenin 1. fıkrasının

birinci cümlesinin lafzının Sözleşme'nin amaç ve hedefleri ile hukukun genel prensipleriningözetilerek birlikte okunmasına

dayanmaktadır. Sonuç olarak Sözleme'nin 6. maddesinin

1. fıkrası, herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialarını mahkeme

önüne getirme hakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).

29. AİHM; adil yargılanmanın bir unsurunu teşkil eden mahkemeye

erişim hakkının mutlak olmadığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmasını

gerektiren bu hakkın belli ölçüde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. Ancak

AİHM, bu sınırlamaların kişinin mahkemeye erişimini hakkın özünü zedeleyecek

şekilde ve genişlikte kısıtlamaması ve zayıflatmaması gerektiğini ifade

etmektedir. AİHM'e göre meşru bir amaç taşımayan ya

da uygulanan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık

ilişkisi taşımayansınırlamalar Sözleşme'nin 6.

maddesinin 1. fıkrasıyla uyumlu olmaz (Sefer

Yılmaz ve Meryem Yılmaz/Türkiye, B. No: 611/12, 17/11/2015, § 59; Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013,

§ 19; Edificaciones March Gallego

S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34).

30. AİHM, dava hakkını süre sınırına bağlayan iç hukuk

hükümlerinin yorumlanmasının öncelikli olarak kamu otoritelerinin ve özellikle

mahkemelerin görevi olduğunu belirtmekte; AİHM'in

rolünün, bu yorumun etkilerinin Sözleşme'yle uyumlu

olup olmadığının tespitiyle sınırlı olduğunu ifade etmektedir. Süre sınırı

getiren kuralların uygun adalet yönetiminin güvence altına alınması amacına

dayandığına işaret eden AİHM, bu kuralların veya bunların uygulanmasının

ilgililerin ulaşılabilir başvuru yollarına müracaatlarını engelleyecek

mahiyette olmaması gerektiğini değerlendirmektedir. AİHM, bu bağlamda her bir

olayın somut başvuru yolunun özellikleri ışığında ve Sözleşme'nin 6. maddesinin

birinci fıkrasının amaç ve hedefleri çerçevesinde değerlendirilmesi

gerektiğinin altını çizmektedir (Eşim/Türkiye,

§ 20).

31. AİHM bu ilkeler uyarınca mahkemelerin dava açılabilmesi için

öngörülen yasal yükümlülükleri uygularken hem yargılama adaletinin

zayıflamasına yol açacak düzeyde aşırı şekilcilikten hem de kanunlarda

öngörülen usule ilişkin gereklilikleri abes hâle getirecek seviyede aşırı

esneklikten kaçınması gerektiğini belirtmektedir. AİHM, kuralların belirliliği

ve uygun adalet yönetimini sağlama amacına hizmet etme işlevlerini yitirmesi

hâlinde ve ilgililerin, davalarının esasının yetkili mahkeme tarafından karara

bağlanmasını önleyecek birtakım bariyer oluşturma fonksiyonu görmeleri durumunda

mahkemeye erişim hakkının zedeleneceğini ifade etmektedir (Eşim/Türkiye, § 21).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 19/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

1. Başvurucuların

İddiaları

33. Başvurucular; murislerine ait taşınmaza ilişkin kamulaştırma

işlemlerinin murisleri haberdar edilmeksizin kayyıma tebliğ edilmek suretiyle

yürütüldüğünü, kamulaştırma bedelinin kayyıma ödendiğini ve kayyım aleyhine

açılan tescil davası neticesinde taşınmazın idare adına hükmen tescil

edildiğini ifade etmişlerdir. 2011 yılında taşınmazın idare adına tescil

edildiğini öğrendiklerini ileri süren başvurucular, taşınmaz bedelinin ödenmesi

istemiyle açtıkları tazminat davasında kesin hüküm gerekçesiyle davanın reddi

yolunda kurulan hükmün dava devam ederken yürürlüğe giren 2942 sayılı Kanun'un

eklenen geçici 7. maddesi gözetilerek Yargıtay tarafından onanması nedeniyle

davanın esasının incelenmemişolmasından

yakınmaktadırlar.

34. AİHM'in Akagün/Türkiye (B. No: 71901/01, 5/12/2006) ve Akıllı/Türkiye (B. No: 71868/01,

11/4/2006) kararlarına atıfta bulunan başvurucular, kamulaştırma işlemleri

tebliğ edilmeksizin ve herhangi bir bedel ödenmeksizin taşınmazınidare

adına tescil edilmesinin mülkiyet hakkını zedelediğini savunmuşlardır.

Başvurucular, tüm kayıtlara ulaşma imkânı bulunan devletin malikin kimliğinin

ve adresinin tespitine yönelik hiçbir araştırma yapmadan, taşınmazın asıl

sahibine ulaşmadan, tayin ettirdiği kayyım üzerinden yürüttüğü kamulaştırma

işlemlerinin geçersiz olduğunu ileri sürmüşlerdir. Başvurucular, taşınmazın

kamulaştırma amacına uygun olarak kullanılmayıp özel kişilere satış yoluyla

devredilmiş olmasının dahi mülkiyet hakkının ihlali anlamına geldiğini vurgulamışlardır.

35. Başvurucular, derdest olan bir davanın sonuçlarını

değiştirecek şekilde yasal düzenleme yapılmasının ve bu yasal değişiklik

dolayısıyla davanın esasının incelenmeksizin reddedilmesinin adil yargılanma

hakkını ve hukuk güvenliği ilkesini zedelediğini belirtmişlerdir. Başvurucular

ayrıca 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesiyle 2942 sayılı Kanun'un mülga 16.

maddesi uyarınca idare adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda dava açma

imkânının ortadan kaldırılması nedeniyle etkili başvuru haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

36. Başvurucular son olarak taşınmazın üzerinden elektrik iletim

hattı geçirilmesi nedeniyle TEİAŞ'a karşı açılan davanın bu bölümü hakkında

hiçbir hüküm kurulmamasından şikâyet etmektedirler.

2. Bakanlık Görüşü

37. Bakanlık görüş yazısında, başvurucuların murislerinin

haklarının korunması bakımından kayyım tayin edildiği ve kayyım tarafından

açılan dava sonucunda kamulaştırma bedelinin artırıldığı hatırlatılmıştır.

Bakanlık ayrıca Mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle reddedildiğini ve bu

kararın Daire tarafından 2942 sayılı Kanun'un 7. maddesi gerekçe gösterilerek

onandığını anımsatmıştır. Bakanlık, Daire kararının dayanağı olan 2942 sayılı

Kanun'un 7. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95,

K.2014/176 sayılı kararıyla iptal edildiğine değinmiştir. Bakanlık, Anayasa

Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinde 2942 sayılı Kanun'un 7. maddesinin

malike yapılan tebligatın usulsüz olması gibi malikten kaynaklanmayan ve malike

kusur izafe edilmesi de mümkün olmayan durumlarda malikin haklarının zedeleyici

sonuçlar doğurabileceğinin ifade edildiğini vurgulamıştır.

B. Değerlendirme

38. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

40. Başvurucular tarafından açılan tazminat davası Mahkemece

kesin hüküm nedeniyle reddedilmiş ise de Daire, 2942 sayılı Kanun'un geçici 7.

maddesi hükmünü gözeterek kararı onamıştır. Dolayısıyla davanın reddinin nihai

olarak 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesine dayandığı anlaşılmaktadır.

Anılan maddede, 6830 sayılı mülga Kanun'un 16. ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı

Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca mahkemelerce idare adına tescil

kararı verilen kamulaştırmalarda tebligatlar ve diğer kamulaştırma işlemlerinin

tamamlanmış sayılması öngörülmekte; bu kamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbir

hak ve alacak talebinde bulunulamayacağı, kamulaştırmaya veya bedeline karşı

itiraz davaları açılamayacağı belirtilmekte; açılmış ve devam eden davaların bu

madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılacağı ifade edilmektedir. Geçici 7. madde,

2942 sayılı Kanun'un mülga 16. maddesi uyarınca yapılan kamulaştırmalara

ilişkin olarak tazminat davası açma imkânını ortadan kaldırdığından bunun

mahkemeye erişim hakkına ilişkin olduğu açıktır. Dolayısıyla başvurunun

mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı

42. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğal sonucu

olarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına

alınmıştır. 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36.

maddesinin birinci fıkrasına "adil yargılanma hakkı" ibaresinin

eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesinde "değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınmış olan adil yargılama hakkının metne

dahil" edildiği belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36.

maddesine "herkesin adil yargılanma

hakkına sahip olduğu" ibaresinin eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal

güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır.

43. Mahkemeye erişim hakkı, Sözleşme'nin Anayasa’nın 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer

almaktadır (Ahmet Yıldırım, B.

No: 2012/144, 2/10/2013, § 28; Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 51; Ş.Ç.,

B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 28; Kenan

Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 41).

44.Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye

erişim hakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini

savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı

haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en

etkili yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2014/76,K.2014/142, 11/9/2014).

45. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık

kapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde

karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir (AYM, E.2013/40,

K.2013/139, 28/11/2013).

46. Somut olayda başvurucular tarafından açılan tazminat davası

2942 sayılı Kanun'un mülga 16. maddesi uyarınca mahkemelerce idare adına tescil

kararı verilen kamulaştırmalarda tebligatların ve diğer kamulaştırma işlemlerinin

tamamlanmış sayılmasını ve bu kamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbir hak ve

alacak talebinde bulunulamayacağını, kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz

davaları açılamayacağını düzenleyen 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesine

dayanılarak reddedilmiştir. Davanın esasının incelenmesini engelleyen her türlü

düzenleme ve karar, mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder. Bu bağlamda

2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesine dayanılarak davanın esasının

incelenmeksizin reddedilmesi mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturmaktadır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

47. Anayasa’nın 36. maddesinde, mahkemeye erişim hakkı için

herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir

şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez.

Anayasa Mahkemesi kararlarında, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve

özgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş

hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM,

E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013; E.2013/95,

K.2014/176, 13/11/2014; E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015; Hüseyin Dayan, B. No: 2013/5033,

13/4/2016, § 46). Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken temel

hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen

Anayasa'nın 13. maddesinin gözönünde bulundurulması

gerekmektedir.

48. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,

demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz."

49. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkına ilişkin

sınırlandırmaların da kanuna dayanması, hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı

kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi ve ölçülü olması gerekir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§ 38; İbrahim Can Kişi, B. No:

2012/1052, 23/7/2014, § 36). Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya

mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını

önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebilir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

i. Kanunilik

50. Başvurucular tarafından açılan davanın reddedilmesi, Daire

kararında 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesine dayandırılmıştır. Anılan

madde Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95, K.2014/176 sayılı

kararıyla iptal edilmiş ise de Daire kararının verildiği 27/3/2014 tarihinde

yürürlükte bulunduğundan müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

ii. Meşru Amaç

51. Somut olayda mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin

amacının ortaya konulabilmesi için 6487 sayılı Kanun'la 2942 sayılı Kanun'a

eklenen geçici 7. maddenin gerekçesine bakılması gerekmektedir. Anılan maddenin

gerekçesi şöyledir:

"Mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı

Kanunun 4650 sayılı Kanunla değişiklik öncesi 16 ncı

maddeleri kapsamında mahkemelerce tescil kararı verilebilmesi için yine bu

maddeler kapsamında kamu yararı kararının kesinleşmiş olması, kıymet takdir

komisyonunca takdir edilen bedelin hak sahipleri adına bankaya bloke edilmiş

olması, dava dosyası üzerinden hak sahiplerinin duruşmaya davet edilmesi,

ayrıca mahkemece arazinin durum tespiti yapılmış olması ve sonuçta verilen

kararın tapuya tescil edilecek hale gelebilmesi için hak sahiplerine tebliğ

edilmiş olması şartlarının yerine getirilmiş olması zorunludur. Yine, mülga

6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanunun 4650 sayılı Kanunla değişiklik öncesi 17 nci maddeleri gereği

mahkemelerce tescil kararı verilebilmesi için de; kanunun bu maddelerine uygun

olarak kamulaştırma işleminin tamamlanmış olması diğer bir ifade ile tebligatın

tamamlanmış, takdir edilen bedelin hak sahipleri adına bankaya bloke edilmiş

ve/veya tezyid miktarlarının hak sahiplerine ödenmiş

olması şartlarının yerine getirilmesi zorunludur. 5999 sayılı Kanunla 2942

sayılı Kanuna eklenen Geçici 6 ncı

madde kapsamında idareler aleyhine kamulaştırmasız el atma sebebiyle tazminat

davaları açılmakta ve bu davalarda mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı

Kanunun mülga 16 ncı ve 17 nci

maddelerine göre kamulaştırmaları tamamlandığı hususları göz önünde

bulundurulmaksızın idare aleyhine tazminatlara karar verilmektedir."

52. Gerek 6830 sayılı mülga Kanun'a gerekse 2942 sayılı Kanun'un

4650 sayılı Kanun'la yapılan değişikliklerden önceki hâline göre kamulaştırılan

taşınmazın mülkiyetinin idareye geçtiği tarih kamulaştırmanın idari safhasının

tamamlandığı gündür. Kamulaştırmanın idari safhasının tamamlanması,

kamulaştırma kararının kesinleşmesiyle gerçekleşmektedir. Kamulaştırma

kararının kesinleşmesi de işlemin davacıya tebliğinden itibaren otuz gün içinde

idari yargıda dava açılmaması veya dava açılmış ise dava sonucu verilen davanın

reddine ilişkin kararın kesinleşmesiyle sağlanmaktadır (AYM, E.2013/95,

K.2014/176, 13/11/2014).

53. Yargıtay; usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş kamulaştırma

işlemlerinde taşınmaz mülkiyetinin idareye geçmediğini, bu durumda idarece

taşınmaza el konulsa ve 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri ile

6830 sayılı mülga Kanun'un 16. ve 17. maddeleri uyarınca mahkeme kararıyla

idare adına tescil edilse dahi bunun kamulaştırmasız el atma hükmünde olduğunu

kabul etmekte ve kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davalarını

süre sınırı olmaksızın incelemektedir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

54. Uygulamada, idarelerin tebligata ve kamulaştırma bedelinin

bankaya yatırıldığına dair arşiv belgelerini imha etmiş olmaları nedeniyle

ispat sorunlarıyla karşılaşılabilmekte ve bu durum, ikinci kez kamulaştırma

bedeli ödenmesine yol açabilmektedir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

55.Kanun koyucu; 6830 sayılı mülga Kanun'un 16. ve 17. maddeleri

ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca mahkemelerce idare

adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda, kamulaştırma bedelinin peşin

olarak hak sahiplerine ödendiği veya hak sahipleri adına bankada bloke edildiği

hususunu dikkate alarak idarelerin ispat yükünden kaynaklanan sorunlar

nedeniyle ikinci kez kamulaştırma bedeli ödemelerini engellemek amacıyla geçici

7. maddede yer alan düzenlemeyi ihdas etmiştir (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014).

56. Bu amaçla 6830 sayılımülga

Kanun'un 16. ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17.

maddeleri uyarınca mahkemelerce idare adına tescil kararı verilen

kamulaştırmalarda tebligatlar ve diğer kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmış

sayılması öngörülmüş; bu kamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbir hak ve alacak

talebinde bulunulamayacağı, kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davaları

açılamayacağı belirtilmiş; açılmış ve devam eden davaların bu madde hükmü

uygulanarak sonuçlandırılacağı ifade edilmiştir (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014).

57. Kamulaştırmanın usulüne uygun yapıldığı ve kamulaştırma

bedelinin daha önce ödendiği bu gibi durumlarda ikinci kez kamulaştırma bedeli

ödenmemesini temine yönelik yasal düzenleme yapılması, kamu mali kaynaklarının

ve dolayısıyla vergi mükelleflerinin korunması amacına dayandığı

anlaşılmaktadır. Kamu kaynaklarının korunması amacıyla düzenleme yapılmasında

kamu yararı bulunduğu açıktır. Bu nedenle kamulaştırma bedelinin daha önce

başvurucular murisleri adına açılan banka hesaplarına bloke edildiği

gözetilerek davanın esasının incelenmeksizin reddedilmesi biçimindeki

müdahalenin meşru bir amaca dayandığı sonucuna ulaşılmaktadır.

iii. Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

58. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk

devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumun

gerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.

Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla sınırlandırılması

kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına geleceğinden hukuk

devleti ilkesiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

59. Ölçülülük ilkesi “elverişlilik”, “gereklilik” ve

“orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik” öngörülen

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,

“gereklilik” ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını

yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,

“orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç

arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,

E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012

E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013; E.2013/32, K.2013/112, 10/10/2013; E.2013/15,

K.2013/131, 14/11/2013; E.2013/158, K.2014/68, 27/3/2014; E.2013/66, K.2014/19,

29/1/2014; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015;

E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:

2013/817, 19/12/2013, § 38).

60. Ölçülülülüğün bir alt ilkesi olan

müdahale için seçilen aracın gerekliliğinin değerlendirilmesi öncelikli olarak

ilgili kamu makamlarının yetkisindedir. Müdahale ile ulaşılmak istenen somut

kamu yararı amacının gerçekleştirilmesi yetkili idarelerin sorumluluğunda olup

amaca ulaşılmasında ne tür bir aracın daha etkili ve verimli sonuçlar

doğuracağı hususunda sorumlu ve yetkili otoriteler, en isabetli karar verebilecek

konumdadır. Bu nedenle hangi aracın seçileceği konusunda idarelerin belli

ölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır. Ne var ki seçilen aracın gerekliliğine

ilişkin olarak idarelerin haiz bulunduğu takdir yetkisi sınırsız değildir.

Tercih edilen aracın müdahaleyi ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir

biçimde ağırlaştırması durumunda Anayasa Mahkemesince, müdahalenin gerekli

olmadığı sonucuna ulaşılması mümkündür. Ancak Anayasa Mahkemesinin bu kapsamda

yapacağı denetim seçilen aracın isabet derecesine yönelik olmayıp hak ve

özgürlükler üzerinde oluşturduğu müdahalenin ağırlığına dönüktür (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, § 70).

61. Dava süresinin işlemeye başladığı an da mahkemeye erişim

hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem taşımaktadır. Bu

kapsamda dava süresinin, hak sahibinin henüz dava hakkının doğduğundan haberdar

olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan

nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması, dava hakkının varlığını

anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir.

62. Tebligat, yetkili makamlarca birtakım hukuki işlemlerin bu

işlemin hukuki sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kişilere kanuna uygun

şekilde bildirimi ve bu bildirimin usulüne uygun olarak yapıldığının

belgelendirilmesi işlemidir. Usulüne uygun işlemlerin kendilerine bağlanan

hukuki sonuçları doğurabilmesi için muhatabına bildirilmesi gerekir. Usulüne

uygun olarak yapılan tebligat, Anayasa'da güvence altına alınmış olan iddia ve

savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesinin ve bireylere tanınan hak arama

hürriyetinin önemli güvencelerinden biridir (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014). Bu nedenle tebligat zorunluluğunu ortadan kaldıran düzenlemeler

dava açma imkânını zayıflatacağından mahkemeye erişim hakkına yapılan

müdahaleyi ölçüsüz kılabilir.

(2) İlkelerin Olaya Uygulanması

63. Somut olayda başvurucuların murisine ait taşınmaz 2/12/1985

tarihinde (kaldırılan) Arsa Ofisi tarafından kamulaştırılmıştır. Kamulaştırmaya

ilişkin işlemler, murislerinin adreslerinde bulunamaması nedeniyle murislere

tebliğ edilememiştir. Başvurucular, taşınmazın kamulaştırıldığını 2011 yılında

öğrendiklerini öne sürerek 14/9/2011 ve 14/10/2011 tarihlerinde Mahkemede

kamulaştırmasız el atma ile taşınmaz üzerinden elektrik iletim hattı

geçirilmesi nedenleriyle TOKİ ve TEİAŞ aleyhine tazminat davası açmışlardır.

64. 4650 sayılı Kanun'dan önceki kamulaştırma mevzuatına göre

tebligatın yapılıp yapılmaması, dava açma süreleri ve dolayısıyla adalete

erişim hakkının kullanılabilmesi için hayati bir öneme sahiptir. Kural olarak

kamulaştırma işlemi usulüne uygun olarak tebliğ edilmeden dava açmak için zorunlu

olan otuz günlük hak düşürücü sürenin malik açısından işlemeye başlaması mümkün

değildir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

65. Daire kararında dayanılan 2942 sayılı Kanun'un geçici 7.

maddesiyle 6830 sayılı mülga Kanun'un 16. ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı

Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca mahkemelerce idare adına tescil

kararı verilen kamulaştırmalarda, geçmişte usulüne aykırı olarak yapılmış olan

tebligatlar geçerli sayılarak kamulaştırma işlemleri tamamlanmış kabul

edilmektedir. Usulsüz olarak gerçekleştirilen kamulaştırma tebligatları geçerli

kabul edilerek kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmış sayılmasının kamulaştırma

işlemine ve bedele karşı açılacak davalar için öngörülen otuz günlük hak

düşürücü sürenin geçirilmesi sonucunu doğuracağı açıktır (AYM, E.2013/95,

K.2014/176, 13/11/2014). Nitekim başvuru konusu olayda yapılan yargılama sonucu

verilen nihai kararla (Dairenin 27/3/2014 tarihli kararı) 6487 sayılı Kanun'la

2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddeye dayanılarak esası incelenmeksizin

dava reddedilmiştir.

66. Daha önce ödemesi yapılan ancak arşiv kayıtlarının imha

edilmiş olması nedeniyle ispat sorunuyla karşılaşılan kamulaştırmalarda, ikinci

kez kamulaştırma bedeli ödenmesinin engellenmesi amacıyla düzenleme yapılması

olağandır (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014). Bu bağlamda arşiv

kayıtlarının imhası nedeniyle ulaşılamayan tebligat işlemlerinin geçerli

sayılması ve bu tür kamulaştırma işlemlerine ilişkin olarak tazminat davası

açılmasının önlenmesi, ikinci kez ödeme yapılmasının engellenmesi bakımından

elverişli bir araçtır.

67. Buna karşılık 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. maddesi

uyarınca yapılan kamulaştırma işlemlerinde kıymet takdir komisyonunca takdir

edilen kamulaştırma bedeli malik adına bankaya bloke edilmiş olsa da bazı

durumlarda malike yapılan tebligatın usulsüz olması gibi malikten

kaynaklanmayan ve malike kusur izafe edilmesi de mümkün olmayan sebeplerle

malikin kamulaştırma işlemlerinden ve kamulaştırma bedelinin bankaya

yatırıldığından haberdar olmaması mümkündür (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014).

68. Geçici 7. madde hükmü, ikinci kez kamulaştırma bedeli

ödenmesini engellemenin yanında idarenin hatalı tebligat yapması veya nüfus

kayıtlarındaki hatalar nedeniyle yanlış kişilere tebligat yapılması veya

ödemede bulunulması gibi malikin gerçekten mağdur olduğu durumlarda da dava

açılmasını önlemektedir. Geçmişte malikten kaynaklanmayan sebeplerle usulsüz

olarak yapılan tebligatlar geçerli kabul edilerek kamulaştırma işlemlerinin

tamamlanmış sayılması suretiyle malikin mülkiyet hakkından kaynaklanan davaları

açma imkânının ortadan kaldırılması, mahkemeye erişim hakkına yapılan

müdahaleyi öngörülen amaca nazaran bariz bir şekilde ağırlaştırmaktadır. Zira

bu durumda sırf idarenin arşiv kayıtlarının imha edilmiş olmasından yararlanan

kötü niyetli kişilerin ikinci kez kamulaştırma bedeli elde etmelerinin

önlenmesi uğruna kamulaştırma işleminden haberdar olmayan maliklerin tazminat

hakları da feda edilmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli

ve E.2013/95, K.2014/176 sayılı kararıyla hak arama özgürlüğüyle bağdaşmadığı,

hukuk güvenliği ilkesini ve malikin mülkiyet hakkını zedelediği gerekçesiyle

2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesiiptal

edilmiştir (bkz. § 26).

69. Sonuç olarak somut olayda 2942 sayılı Kanun'un geçici 7.

maddesine dayanılarak kamulaştırma tebligatı aşamasındaki tüm işlemlerin

geçerli kabul edilmesi ve buna bağlı olarak başvurucular tarafından

kamulaştırma bedelinin tazmini istemiyle açılan davanın esasının incelenmeksizin

reddedilmesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülü

olmadığı kanaatine varılmaktadır.

70. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

71. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

72. Başvuru formunda Muharrem Alberen

için 658.828 TL, Fatma Alberen için 164.707 TL, Ekrem

Alberen ve Nergiz Alberen için ayrı ayrı 247.060 TL, Ali Uyandıran, Nail

Uyandıran ve Ahmet Uyandıran için ayrı ayrı 439.218 TL ve Refik Tıknaz için

1.765.875 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar

verilmesi isteminde bulunulmuştur.

73. Başvurucuların mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

74. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Yargıtay 5. Hukuk

Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

75. Yeniden yargılama yapılmasına hükmedildiğinden tazminat

isteminin reddi gerekir.

76. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

Yargıtay 5. Hukuk Dairesine (E.2013/23480) GÖNDERİLMESİNE,

D. Tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREK OLARAK ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Bakırköy 5. Asliye Hukuk

Mahkemesine (E.2011/435) GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

19/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucular

:

1. Ali

UYANDIRAN

2. Refik

TIKNAZ

3. Ahmet

UYANDIRAN

4. Ekrem

ALBEREN

5. Fatma

ALBEREN

6. Muammer

ALBEREN

7. Nail

UYANDIRAN

8. Nergiz ALBEREN

Vekilleri

:

1. Av. Erol

YANKUNCU

2. Av. Yılmaz AYYILDIZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/9962, 19 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Uyuşmazlığın Arka
  7. B. Başvurucular Tarafından
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucuların
  13. B. Değerlendirme
  14. B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 28; Kenan
  15. E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012
  16. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  17. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  18. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye
  19. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  20. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  21. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  22. Uyandıran
  23. Tıknaz
  24. Uyandıran
  25. Alberen
  26. Alberen
  27. Alberen
  28. Uyandıran
  29. Yankuncu
  30. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/9962
Tarih
19 Temmuz 2017

İlgili Kararlar

  • Tuba Karatoprak Başvurusu (B. No: 2014/15249)
  • İsmet Ünal Başvurusu (B. No: 2014/13811)
  • Necla Bekgöz Başvurusu (B. No: 2014/10003)
  • Ahmet Sarıaslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/19979)
  • Ahmet Rifat Malkoçoğlu Başvurusu (B. No: 2014/14258)
  • Ahmet Uğur Balkaner Başvurusu (B. No: 2014/15237)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.