İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Alpaslan Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/20301)

1. Başvuru, işçilik alacağı davasında usul ve kanuna aykırı

Başvuru No2014/20301Tarih11 Mayıs 2017Okuma10 dk · 1.965 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Alpaslan Yıldırım Başvurusu

Karar tarihi
11 Mayıs 2017
Başvuru Numarası
2014/20301
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.965 kelime·10 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, işçilik alacağı davasında usul ve kanuna aykırı

karar verilmesi, esaslı iddiaların kararda tartışılmaması ve yargılamanın uzun

sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 2/8/2007-25/3/2009 tarihleri arasında P.. Spor Giyim Sanayi ve Ticaret A.Ş. isimli işyerinde

(İşveren) mağaza müdürü olarak çalışmıştır.

9. İşveren, mağazalardan sorumlu koordinatörünün yaptığı

denetimde, başvurucunun müdür olduğu şubede ürünlerin satışında şirketin

belirlediği oranın dışında indirim uygulandığını belirterek Büyükçekmece 2.

Noterliğinin 25/3/2009 tarihli ihtarnamesi ile başvurucunun iş akdini

sonlandırmıştır.

10. Başvurucu, iş akdinin haklı bir neden olmaksızın

feshedildiğini belirterek 21/4/2009 tarihinde Bakırköy 8. İş Mahkemesinde

(Mahkeme) kıdem ve ihbar tazminatı talebinde bulunmuştur.

11. Mahkemenin 1/6/2012 tarihli kararında, dinlenen davalı

tanıkların beyanlarına göre mağaza müdürü olan davacının defolu ürünlerde %70 oranında

indirim yapma hakkının bulunduğu, davalı İşveren tarafından defolu malların

fiyatının kimler tarafından belirleneceğine ilişkin belge ibraz edilmediği,

davacının defolu olmayan malı defolu gibi göstererek satması eyleminin herhangi

bir belge ile kanıtlanmadığı, davalı İşverenin ileri sürdüğü fesih gerekçesini

ispat edemediği, bu nedenle feshin haklı nedene dayanmadığı belirtilerek

davanın kısmen kabulüne, davalı tarafın kazanç kaybı nedeniyle uğradığı zarara

ilişkin talebinin de reddine karar verilmiştir.

12. Temyiz üzerine karar Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 25/3/2013

tarihli ilamında belirtilen "Tüm dosya

kapsamı, tanık beyanları, faturalar, davacının savunması bir bütün halinde

değerlendirildiğinde; davacının iş sözleşmesinin doğruluk ve bağlılıkla

bağdaşmayan davranışlarda bulunması, işverenin güvenini kötüye kullanması

nedeniyle davalı tarafından 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun

25/II-e maddesi gereğince haklı sebeple feshedildiği anlaşılmakta olup,

davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacıya karşı açılan alacak

davasında davacı lehine kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesi hatalı olup

bozmayı gerektirmiştir.

2-Davalı-karşı davacı vekilinin karşı davası

ile, davacının toplam onbeş faturada elliüç adet üründe olması gerekenin üzerinde indirim

yaptığı ve haksız kazanç elde edildiğinin tespit edilmesi sebebiyle uğranılan

zarar miktarının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, mahkemece

şirket kayıtları ve defterleri, faturaları üzerinde inceleme yapılması ve ayrıntılı

ve denetime elverişli zarar tespitine yönelik bilirkişi raporu alınması

gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucunda karşı-davanın reddine karar

verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulmuştur.

13. Bozma ilamına uyan Mahkemenin 25/6/2014 tarihli kararında, davacınındoğruluk ve güven ile bağdaşmayan davranışlarda

bulunması, İşverenin güvenini kötüye kullanması ve davalı tarafından haklı

sebeple sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle davacı lehine kıdem ve ihbar

tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğu, davacının toplam 15 faturada 53 adet

üründe olması gerekenin üzerinde indirim yapıp haksız kazanç elde etmesi sebebi

ile uğranan zarar miktarının şirket kayıtları defterleri faturaları üzerinde

inceleme yapıldıktan sonra davacıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği

gerekçesi ile dosyanın Yargıtayca bozularak iade

edildiği, uyulan bozma ilamı doğrultusunda davalı İşveren tarafından

uğranıldığı iddia edilen zarar miktarının tayin ve tespiti amacıyla resen

görevlendirilen mali müşavir bilirkişi K.Ç. marifetiyle bilirkişi incelemesi

yapıldığı, bilirkişinin 06/01/2014 ve 30/03/2014 tarihli raporlarına itibar

edildiği belirtilerek davanın reddine karşı davanın kısmen kabulüne karar

verilmiştir.

14. Temyiz üzerine karar Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 5/11/2014

tarihli kararı ile onanmıştır.

15. Onama kararı 3/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

29/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 11/5/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

17. Başvurucu, Yargıtay bozma kararının soyut ve gerekçesiz

olduğunu, Mahkemenin de hiçbir somut gerekçe belirtmeden bozma kararına

uyduğunu belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

18. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak açıkça gerekçeli karar

hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte yandan Anayasa'nın 36.

maddesine "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da

dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır.

Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının

gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir.

19. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek

mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın

bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır.

20. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

21. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi

gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine sunulan

tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın

esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.

22. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

23. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt”

vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların

cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).

24. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin

kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir

atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz

merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,

derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu

göstermesidir (Yasemin Ekşi, §

57).

25. Somut olayda Mahkemenin asıl davanın kısmen kabulüne, karşı

davanın reddine yönelik verdiği karar, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 25/3/2013

tarihli kararında ayrıntılı değerlendirme yapılmak suretiyle bozulmuş,

Mahkemece bozma ilamında belirtilen gerekçe benimsenerek asıl davanın reddine,

karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yargılamanın bütünü gözönüne alındığında, taraflarca dosyaya sunulan ve

toplanan deliller değerlendirilmek suretiyle davanın sonucuna etki edebilecek

tüm iddia ve savunmaların Mahkeme ve Yargıtay kararlarında tartışıldığı (bkz.

§§ 11-12), bu açıdan gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

26. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına İlişkin

İddia

27. Başvurucu, dava ve İşveren tarafından yapılan soruşturma

dosyasında aynı işyerinde çalışan işçilerin beyanlarının işten çıkarma tehdidi

altında alındığını,yargılamanın

usulüne uygun adil bir şekilde yürütülmediğini belirterek Anayasa'nın 36. ve

49. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa'nın 49. maddesinde

güvence altına alınan çalışma hakkının ihlal edildiği iddiasının, işçilik

alacağı davasının koşulları açısından mahkemece yapılan değerlendirmelerin

sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmış, bu nedenle iddiaların adil yargılanma hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

29. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

açık bir keyfîlik içermesi ve bu durumun

kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş

olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz, Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

30. Başvurucunun ihlal iddialarının, yukarıda belirtilen içtihat

kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğindedir. Somut olayda Mahkeme, başvurucu

ve davalı tarafın iddia ve savunmalarını incelemiş, ilgili Kanun hükümlerini

somut olay çerçevesinde değerlendirmek suretiyle asıl davanın reddine, karşı

davanın kısman kabulüne karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun

iddiaları incelendiğinde iddiaların özünün Derece Mahkemeleri tarafından hukuk

kurallarının ve delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet

olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır.

31. Açıklanan nedenle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

32.Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

34. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin olan iş mahkemeleri

nezdinde açılan davalarda yargılama süresi tespit edilirken sürenin başlangıç

tarihi olarak uyuşmazlığı karara bağlayacak davanın açıldığı tarih; sürenin

sona erdiği tarih olarak yargılamanın sona erdiği (Nesrin Kılıç, B. No:2013/772, 7/11/2013 § 69), yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Mehmet Salih Ayyıldız, B.

No:2012/397, 17/11/2014, § 25).

35. İş mahkemeleri nezdinde görülen davalarda yargılama

süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve

kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki

tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin

niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Nesrin

Kılıç, § 58).

36. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda Bakırköy 8. İş Mahkemesinde

21/4/2009 tarihinde açılan işçilik alacağı davasında Mahkemece 1/6/2012

tarihinde asıl davanın kısmen kabulüne karşı davanın reddine karar verildiği;

temyiz üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 25/3/2013 tarihli kararıyla hükmün

bozulduğu, bozma ilamına uyan Mahkemece 25/6/2014 tarihinde asıl davanın

reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verildiği; kararın aynı Dairenin

5/11/2014 tarihli kararıyla onandığı anlaşılmıştır. Anılan ilkeler ve Anayasa

Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut

olayda yaklaşık 5 yıl 7aylık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak

gerekir.

37. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

38.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

39. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 3.000 TL manevi tazminata

karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

40. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

41. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya taleple bağlı kalınarak net 3.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

42. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. a) Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması,

b) Yargılamanın

sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması,

nedenleriyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 3.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekalet ücretinden oluşan toplam

2006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Bakırköy 8. İş Mahkemesine (E.2013/494,

K.2014/238 sayılı dosyası) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/5/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Alpaslan

YILDIRIM

Vekili : Av. Ulukan MADEN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/20301, 11 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  7. A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine
  8. B. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına İlişkin
  9. C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal
  10. D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  11. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  12. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Hakyemez
  14. Yıldırım
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/20301
Tarih
11 Mayıs 2017

İlgili Kararlar

  • Turgay Karaoğlu Başvurusu (B. No: 2014/11558)
  • Ahmet Nuri Özkan Özler ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/12885)
  • İbrahim Sönmez Başvurusu (B. No: 2014/16979)
  • A. İ. Başvurusu (B. No: 2014/14750)
  • Alper Akdoğan Başvurusu (B. No: 2016/434)
  • Semih Kovancı Başvurusu (B. No: 2015/20050)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.