İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Semih Kovancı Başvurusu (B. No: 2015/20050)

1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı

Başvuru No2015/20050Tarih10 Mayıs 2017Okuma12 dk · 2.326 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Semih Kovancı Başvurusu

Karar tarihi
10 Mayıs 2017
Başvuru Numarası
2015/20050
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.326 kelime·12 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı

Kuvvetlerinden (TSK) ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın

gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, 2008 yılında Hava Kuvvetleri Komutanlığında

astsubay olarak göreve başlamıştır.

9. Başvurucu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 2010 yılında

başlatılan ve kamuoyunda "askeri

casusluk soruşturması" adıyla anılan soruşturma üzerine açılan

kamu davasında, zincirleme olarak kişisel verilerin kaydedilmesi ve suç işlemek

amacıyla kurulmuş örgüte üye olma suçunu işlediği isnadıyla sanık olarak

yargılanmıştır. Başvurucu, İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/2/2016 tarihli

kararıyla isnat edilen suçları işlemediğinin sabit görüldüğü gerekçesiyle

beraat etmiştir. Anılan karar Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21/10/2016 tarihli

kararıyla onanmıştır.

10. Başvurucunun söz konusu soruşturmada sanık olarak yer alması

üzerine hakkında Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından disiplin soruşturması

açılmış, 8/10/2012 tarihinde İstihbarat Başkanlığı tarafından İstihbarata Karşı

Koyma (İKK) zafiyeti konusunda ifadesi alınmıştır.

11. Başvurucu ifadesinde aynı davada, TSK personeline ilişkin

kişisel ve gizli verileri toplayan bir örgütün yöneticisi olduğu suçu isnadıyla

sanık olarak yargılanan bayanı tanıdığını, bu kişiyle iki üç yıl önce

arkadaşlarıyla gittiği bir kafede tanıştığını, söz konusukişinin

bir kez kendi evine geldiğini ancak aralarında cinsel ilişki olmadığını

belirtmiştir. Ayrıca ifade tutanağına göre başvurucu, söz konusu kişiyle daha

sonra irtibatının olmadığını, bu kişinin kendisinden hiçbir talebi de

olmadığını söylemiştir. Bunun yanı sıra başvurucuya bugüne kadar İnternet

üzerinden veya yüz yüze tanışmak suretiyle birlikte olduğu bayanların kimler

olduğu sorulmuştur. Başvurucu, İnternet'ten veya sosyal çevresinden tanıştığı

bazı bayanlarla ilişkisi olduğunu, bu bayanların kendisinin Hava Kuvvetleri

Komutanlığında astsubay olduğunu bildiklerini söylemiştir.

12. Tahkikat sonucunda hazırlanan raporda, başvurucunun

davranışlarının TSK'nın itibarını sarsacak nitelikte ahlak dışı davranış

kapsamında olduğu belirtilerek TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmesi teklifi

getirilmiştir.

13. Bu teklif doğrultusunda başvurucu hakkında 2/4/2014

tarihinde, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel

Kanunu'nun 94. maddesi uyarınca TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmiştir.

14. Başvurucu TSK'dan ayırma kararına karşı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinde (AYİM) iptal davası açmıştır.

15. Başvurucu dava dilekçesinde, sırf askerî casusluk davasında

yargılanıyor olması nedeniyle ahlaksız kabul edilerek görevine son verildiğini,

istihbarat görevlileri tarafından psikolojik baskı altında ifadesinin

alındığını, ifade tutanağını okumadan imzaladığını belirtmiştir. Başvurucu

ifade tutanağının hukuka aykırı şekilde elde edilen delil olduğunu, bu

beyanları teyit eden başka hiçbir hukuka uygun delil bulunmadığını ileri

sürmüştür. Başvurucu, çok sayıda takdir belgesinin bulunduğunu, isnat edilen

eylemlerle ilgili hiç bir disiplin cezası

bulunmadığını, çok başarılı çalışmaları olduğunu, özel yaşamına ait unsurların

kurum disiplin ve düzenini tehdit eden bir yönü bulunmadığını iddia etmiştir.

16. Yargılama sırasında AYİM Başsavcılığı görüşlerini sunmuş,

devam eden ceza yargılamasının sonucunun beklenmesi gerektiğini ifade etmiştir.

17. AYİM, oyçokluğuyla davayı reddetmiştir. AYİM kararında

istihbarat görevlileri tarafından alınan ifadeler dikkate alındığında

başvurucunun, TSK'nın itibarını sarsacak nitelikte ahlak dışı hareketlerde

bulunduğu, tavır ve hareketlerini hizmetin gerektirdiği şekilde düzenleyemediği

sonucuna varıldığı, söz konusu davranışları nedeniyle TSK'daki görevini devam

ettirmesinin uygun olmadığı ifade edilmiştir. Ayrıca AYİM, başvurucunun

ifadesinin usulsüz ve hukuka aykırı şartlarda alındığı iddialarını da

reddetmiştir. AYİM kararında başvurucunun ifadesinin ceza soruşturması

kapsamında değil disiplin soruşturması kapsamında alındığı, iradesinin fesada

uğratıldığına dair kanıt bulunmadığı da belirtilmiştir.

18. Bir hâkim üye karara katılmamıştır. Muhalif üye görüşünde;

ceza davasının sürmekte olduğunu, henüz başvurucu hakkında kesin bir hüküm verilmediği,

ceza yargılaması sonucu beklenmeden ayırma işlemi tesis edilmesinin hukuka

aykırı olduğunu belirtmiştir. Ayrıca başvurucunun istihbarat başkanlığı

görevlilerince alınan ifadesinde yer alan hususların ise başvurucunun kendi

ifadesinden elde edilen salt bilgiler olduğu belirtilmiş, özel hayatına ilişkin

-aleni olmayan yaşantısına ilişkin- başvurucunun beyanlarının başka olgu ve

bulgularla teyit edilmediği görüşü vurgulanmıştır.

19. Başvurucunun söz konusu karara karşı karar düzeltme istemi

de reddedilmiştir. Nihai karar 3/12/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucu vekili tarafından 29/12/2015 tarihinde bireysel

başvuru yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görev

yapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerle ayırma işlemi tesis edilmesine

dayanak oluşturan mevzuata (G.G.

[GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30) ve benzer durumlara ilişkin

uluslararası hukuka (Yaşar Türkmen,

B. No: 2014/5418, 15/2/2017, §§ 26-33) yer vermiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 10/5/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Özel Hayatın Gizliliği

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, askerî casusluk davasında yargılanıyor olması

nedeniyle ahlaksız kabul edilerek görevine son verildiğini belirtmiştir.

Başvurucu, Hava Kuvvetleri Komutanlığı istihbarat görevilerince

hukuka aykırı şekilde ve özel hayatın gizliliği ihlal edilerek sorgulandığını,

idarenin hukuk dışı yollarla ifadesini aldığını, beyanlarını çarpıtarak ifade

tutanağı düzenlediğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca bir çokkez takdirname ile ödüllendirildiğini, sicillerinin çok

iyi derecede olduğunu, özel hayatına ilişkin unsurların hiç

bir şekilde görevine yansımadığınıbelirtmiştir.

Bunun yanı sıra özel hayatın gizliliği ihlal edilerek alınan ifadelerin yasal

delil kabul edilemeyeceğini, dolayısıyla TSK'dan ilişiğinin kesilmesine dayanak

alınamayacağını ileri sürmüştür.Bunun

yanı sıra başvurucu, mecburi hizmet yükümlülüğünü bitirmeden TSK'dan ayrılması

nedeniyle idarenin eğitim-öğretim giderini de kendisinden talep ettiğini, maddi

yönden büyük zarara uğradığını ifade etmiştir. Başvurucu, bu nedenlerle

Anayasa'nın 20. maddesinde yer alan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiş, yeniden yargılama yapılmasına ayrıca 79.859,26 TL maddi

ve 250.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

2. Değerlendirme

24.İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın 20.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, özel hayatına

ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve

aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel

hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

26. Cinsel yaşamına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek

"disiplinsizlik ve ahlaki durum" sebebiyle başvurucu hakkında TSK'dan

ayırma işlemi tesis edilmesinin özel hayatının gizliliği hakkına bir müdahale

oluşturduğu açıktır (Ata Türkeri,

B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 34; G.G., §

43).

27. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasa'nın 13.

maddesinde düzenlenen ve somut başvuruya uygun düşen "kanunlar tarafından

öngörülme", "Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma",

"demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama" ölçütlerine uygun olması gerekir.

28. Ayırma işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri

dikkate alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun olduğu

(Ata Türkeri, § 39; G.G., §§ 48-50), askerî disiplinin ve kamu

hizmetinin gereği gibi yürütülmesinin sağlanması, bu itibarla millî güvenliğin

korunması şeklinde meşru amaç taşıdığı (Ata

Türkeri, §§ 40-41; G.G.,

§§ 51-53; Yaşar Türkmen, §§

50-58) anlaşılmaktadır.

29. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi Ata Türkeri ve G.G. başvurularında, benzer idari süreçler izlenerek askerî

personelin cinsel yaşamına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek

"disiplinsizlik ve ahlaki durum" sebebiyle TSK'dan ayırma işlemlerini

incelemiş ve özel hayatın gizliliğine yapılan müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu sonucuna varmıştır.

Mahkeme, G.G. kararında bu sonuca

varırken aşağıdaki gerekçelere dayanmıştır:

"65. Somut olayda başvurucunun söz konusu

ifadesinin, belirli ve somut fiiller belirtilmeden ve hangi hukuki işleme esas

alınacağı konusunda bilgi verilmeden temin edilmiş olması anılan ifadeyi hukuki

yönden şüpheli duruma getirmektedir. Ayrıca ifadealma

işlemi esnasında sorulan sorular gözönüne alındığında

başvurucunun mesleki hayatını değil özel hayatını ilgilendiren iddialara yanıt

vermek zorunda bırakıldığı görülmektedir. Bu kapsamda başvurucuya yöneltilen

iddiaların görevinin ifasıyla değil daha çok mahremiyet alanında gerçekleşen

özel yaşam eylemleri ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ihtilaf

konusu ayırma işleminin kapsamı mesleki hayatın sınırlarını aşmaktadır. ...

başvuruya konu disiplin işlemi ile yargısal sürece konu edilen davranışların

esasen mesleki faaliyet ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dâhil özel yaşam

eylemleri olduğu anlaşılmaktadır.

66. Kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıyla

da bütünleşen bazı özel hayat unsurları açısından sınırlamalara tabi

tutulabilecekleri açıktır. Ancak hakkındaki tahkikat sonucunda TSK’dan ayırma

işlemi tesis edilmesinin başvurucunun mesleki hayatı üzerinde olduğu kadar

temel geçim kaynağından yoksun kalması nedeniyle ekonomik geleceği üzerinde de

önemli bir etki oluşturduğu, bu nedenle ayırma işleminin daha önemli hâle

geldiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda özel hayatın gizliliği hakkı üzerindeki

sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir mahiyetinde olması,

başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olması

gerekir.

67. AYİM kararında da,

başvurucunun ifade alma işleminin usul ve içerik yönünden hukuka aykırı

unsurlar taşıdığı iddialarına rağmen anılan ifadenin alındığı koşulların

detaylı şekilde incelenmediği, başvurucunun özel hayatının en mahrem yönünü

oluşturan cinsel hayatını ... tüm detaylarıyla anlatmasının nasıl gerçekleştiği

hususunun ortaya konulmadığı görülmektedir. AYİM tarafından söz konusu soyut

nitelikteki ifadede belirtilen hususlar dayanak alınmak suretiyle TSK'dan

ilişiğin kesilmesi işlemine karşı açılan davanın reddedildiği anlaşılmıştır.

Öte yandan Mahkeme kararında başvurucunun özel hayatına ilişkin tutum ve

eylemlerinin mesleki hayatı üzerindeki etkilerine dair yeterli ve ikna edici

gerekçeler ortaya konulmadığı gibi anılan eylemlerin TSK’nın işleyişi

üzerindeki etkisi ve risklerinin de detaylı şekilde açıklanmadığı, ayırma

işlemine dayanak olarak kabul edilen delillerin hukuka aykırı şekilde elde

edildiğine ilişkin ileri sürülen iddialar hakkında bir araştırma yapılmadığı

... görülmüştür.

68. Bu durumda muhakeme sırasında açık ve

somut bir biçimde öne sürülen ve davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte

olduğu anlaşılan başvurucunun söz konusu iddialarına Mahkemece makul bir

gerekçe ile yanıt verilmemesi, başvurucunun özel hayatına ilişkin hususların

mesleği üzerindeki etkisinin açıklanmaması ve özel hayatın gizliliği hakkına

gerekli saygının gösterilmesini adil şartlarda savunabileceği usule ilişkin

etkili güvencelerden başvurucunun yararlandırılmaması nedenleriyle AYİM

kararının mahremiyet hakkına müdahaleyi haklı kılacak şekilde konuyla ilgili ve

yeterli gerekçe içermediği kabul edilmelidir. Bunun yanında tesis edilen ayırma

işleminin başvurucunun geçmiş sicili ve başarı durumu dikkate alınarak

ölçülülük yönünden değerlendirilmediği, sınırlama ile ulaşılabilecek genel

yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlanan başvurucunun kaybı arasında adil

bir denge gözetilmediği, başvurucunun özel hayatının gizliliği hakkı üzerindeki

sınırlamanın zorunlu ya da istisnai tedbirler niteliğinde olduğu veya

başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olduğu

hususunda bir inceleme yapılmadığı ve gerekli özenin gösterilmediği sonucuna

ulaşılmıştır. "

30. Somut olayda anılan değerlendirmelerden ve ulaşılan sonuçtan

ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.

31. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinde

güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

32. Başvurucu, ayırma işlemine dayanak alınan eylemler hakkında

devam eden ceza yargılaması kesinleşmemesine rağmen iptal davasının

reddedilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Bilindiği üzere, ceza ve ceza muhakemesi hukuku ile disiplin

hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinler olup kamu görevlisinin

davranışı, suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu da

gerektirebilir. Böyle durumlarda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrı

yürütülür ve ceza muhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemi işlemediğine

dair hükümler dışında ceza mahkemesi hükmü disiplin makamları açısından

doğrudan bağlayıcı değildir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 30).

34. Ayrıca askerî disiplin gerekleri dikkate alındığında

masumiyet karinesinin disiplin hukukunun uygulanabilmesi için mutlaka ceza

davalarının sonucunun beklenmesini gerektirdiği söylenemez. Kişinin suçluluğunu

ima eden ya da kabul eden bir yargı söz konusu olmadıkça sadece soruşturma

açılmış olması da disiplin işlemlerinin başlatılması veya disiplin yaptırımı

uygulanması için yeterli görülebilir (Ramazan

Tosun, B. No: 2012/998, 7/11/2013, § 65).

35. İdari uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından

kişi beraat etmiş olsa dahi yargılanmış olması olgusundan veya buna ilişkin

karardan söz edilmesi; kişinin suçlu muamelesi gördüğünden, dolayısıyla

masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli

değildir. Bunun için kararın gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması ve

nihai kararın münhasıran kişinin yargılandığı ve sonuçta beraat ettiği fiilleri

işlediği kabulüne dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir (Kürşat Eyol,§ 29).

36. Somut olayda AYİM kararında disiplin tahkikatında

başvurucunun istihbarat görevlilerine verdiği ifade tutanağı esas alınmak

suretiyle karar verildiği, kamu davası açılmasına konu olan eylemlerin suç

teşkil ettiğine ilişkin olarak kararda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı

görülmektedir. Bu çerçevede AYİM kararının gerekçesinin bütünü dikkate

alındığında masumiyet karinesine yönelik bir müdahale olmadığı sonucuna

ulaşılmıştır. Bu nedenle Anayasa’nın 38. maddesinde tanımlanan masumiyet

karinesi ilkesinin ihlal edildiği yönündeki iddiaların daha fazla

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

38. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına ayrıca 79.859,26 TL

maddi ve 250.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep

etmiştir.

39. Başvuruda Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan

özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

40. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereilgili yargı merciine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

41. Başvurucu tazminat talep etmişse de yeniden yargılama

yapılmak üzere dosyanın yetkili idari yargı merciine gönderilmesine karar

verilmesinin ihlal iddiası açısından yeterli bir tazmin oluşturduğu

anlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi

gerekir.

42. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.026,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın

gizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere -Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici

21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

kaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİ İDARİ

YARGI MERCİİNE GÖNDERİLMESİNE (Karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci

Dairesinin E.2014/230 sayılı dosyasıyla ilgilidir.),

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.026,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme

olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre

için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/5/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

Şermin

BİRTANE

Başvurucu

:

Semih

KOVANCI

Vekili

:

Av. İsmet

EROĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/20050, 10 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Özel Hayatın Gizliliği
  9. B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 34; G.G., §
  10. B. Diğer İhlal İddiaları
  11. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  12. A. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  13. C. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının
  14. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Kömürcü
  19. M. Emin KUZ
  20. Birtane
  21. Kovancı
  22. Eroğlu
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/20050
Tarih
10 Mayıs 2017

İlgili Kararlar

  • Aysel Demiralp ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/13528)
  • Aytekin Güllü Başvurusu (B. No: 2014/10680)
  • Hilmi Düzgüner Başvurusu (B. No: 2014/9690)
  • O. K. Başvurusu (B. No: 2017/5841)
  • Canan Tosun Başvurusu (B. No: 2014/8891)
  • Şefika Özen Başvurusu (B. No: 2014/1807)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.