İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi Şubeleri Başvurusu (B. No: 2014/17286)

1. Başvuru, Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi Şubelerince

Başvuru No2014/17286Tarih16 Kasım 2016Okuma15 dk · 2.995 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi Şubeleri Başvurusu

Karar tarihi
16 Kasım 2016
Başvuru Numarası
2014/17286
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.995 kelime·15 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi Şubelerince

(Başvurucular), çalışanlarına çeşitli menfaatler sağlamak üzere kurulmuş olan

Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve

Yardımlaşma Sandığı Vakfına (Vakıf) şubeler itibarıyla yapılan katkı payı

ödemelerinin, vergi müfettişlerince yapılan vergi incelemesi sonucunda ücret

olarak değerlendirilmesi dolayısıyla şubeler adına tarh edilen gelir vergisi ve

damga vergisi ile kesilen vergi ziyaı cezalarına karşı açılan davaların reddi

nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Ekli listede sıralanan başvurulara ait dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler

tamamlatılmış ve başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tablonun (A) sütununda

numaraları belirtilen başvuru dosyalarının, aynı tablonun (1) numaralı

satırında yer alan 2014/17286 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Komisyonlarca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümler

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 22/2/2016

tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.

6. Bakanlık 22/3/2016 tarihinde sunduğu yazı ile mevcut başvuru

hakkında kabul edilebilirlik kararının Bakanlıklarına gönderilmesi hâlinde

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 49/2. ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 71. maddeleri uyarınca görüş bildirilebileceğini belirtmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar

özetle şöyledir:

8. Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi (Şirket) nezdinde 2007

ila 2011 yılları arası dönem için yapılan vergi incelemesi sonucunda düzenlenen

23/11/2012 tarihli ve 2012-B-585/9 sayılı vergi tekniği raporunda özetle "Munzam Sandık Vakfının 506 sayılı Kanun'un geçici 20.

maddesine göre kurulmadığı, Şirkete ait geçici 20. maddeye göre kurulan başka

bir sandığın bulunduğu, dolayısıyla Munzam Sandığın bu sandığın sağladığı

haklara ek haklar sağladığı ve bu sebeple özel sigorta fonksiyonu gördüğü,

Munzam Sandığın ana finansman kaynağının çalışanlardan ve Şirketten sağlanan

katkı payları olduğu, dolayısıyla Vakıf tarafından çalışanlara sağlanan

menfaatlerin bir kısmının Şirket tarafından finanse edildiği, bu yönüyle Şirket

katkı payının işçilere sağlanan menfaatlere ilişkin işveren payı olarak

algılanması gerektiği, Şirket katkı payının hesabında çalışanların emekliliğe

esas maaş ve ikramiye paylarının dikkate alındığı ve bundaki amacın her bir

çalışanın elde edeceği menfaatin net tutarını belirlemek olduğu, Şirket katkı

payı ödemelerinden esas yararlananın çalışanlar olduğu Munzam Sandığın sadece

buna aracılık ettiği" gerekçeleriyle Vakfa, başvurucu Şirket

tarafından yapılan ödemelerin ücret mahiyetinde olduğu ve bu ödemelerin

31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 63. maddesinde yazılı

şartları taşımaması nedeniyle ücret matrahından indirilemeyeceği sonucuna

varılarak bu ödemeler üzerinden gelir vergisi kesilerek beyan edilip ödenmediği

gerekçesiyle cezalı gelir vergisi tarhiyatları ve bu katılım payları ödemelere

ilişkin belgelerde gösterilmediğinden damga vergisi matrahının eksik

hesaplandığı gerekçesiyle de cezalı damga vergisi tarhiyatları yapılarak

Şirketin başvurucuların da içinde bulunduğu muhtelif şubelerine tebliğ edilmiştir.

9. Şirket tarafından muhtelif şubeleri adına bu tarhiyatlara

karşı Vakfa ödenen katkı paylarının ücret sayılamayacağı iddiasıyla ekli

tablonun (E) sütununda gösterilen vergi mahkemelerinde davalar açılmış ve bu

davalar reddedilmiştir. Davayı reddeden Mahkemelerce verilen kararlara ilişkin

gerekçelerin ilgili kısımları şöyledir:

"...

Uyuşmazlıkta, munzam sandığa davacı şirket

tarafından yapılan ödemelerin, çalışan sayısı, aldığı maaş ve diğer unsurların

dikkate alınarak belli oranda hesaplandığı, bu ödemelere ilişkin belge, bilgi

ve kayıtların personel bazında tutularak muhafaza edildiğinin rapor eki

tutanakta açıkça belirtildiği, çalışan personelin yükselmesine bağlı olarak

şirket tarafından vakfa ödenen tutarın değiştiği, yapılan bu ödemeler karşılığında

sadece çalışanlara özgü olmak üzere, çalışan için ödenen prim sayısı dikkate

alınarak, borç vermek, ölüm aylığı ve emeklilik aylığı bağlamak veya toplu

ödeme yapmak gibi bir takım menfaatlerin sağlandığı hususları dikkate

alındığında, şirket tarafından doğrudan ödenen ücrete ek olarak, kendisine

hizmet akdiyle bağlı çalışanlarına menfaat temin etmek üzere, bizatihi davacı

şirket tarafından kurulan sandık aracı kılınarak, işverenin tek taraflı iradesi

ile sağlanan bu menfaatlerin ücret olduğunun kabulü gerekmektedir.

Ödemenin şirket tarafından, vakfın kurulması

esnasında düzenlenen vakıf senedinde bir yükümlülük olarak öngörülmüş olması,

vakfa ödenen paranın çalışanlara bir maddi menfaat olarak yansıtıldığı

gerçeğini ortadan kaldırmamaktadır.

Her ne kadar davacı vekili tarafından, vakıf

ile menfaat sağlanan kişi arasında bir işçi-işveren ilişkisi bulunmadığı,

şirketin yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde çalışan kişinin bir hak iddia

edemeyeceği, ancak sadece vakfın şirkete yöneleceği, ücrette hukuki olarak

tasarruf edebilmenin şart olduğu, bu yönde Danıştay kararları ve Maliye

Bakanlığı özelgesi bulunduğu bu nedenle ödenen

paranın ücret tanımına girmediği iddia edilmiş isede;

söz konusu vakfın, kendisine hizmet akdiyle bağlı çalışanlarına menfaat temin

etmek üzere bizatihi davacı şirket tarafından kurulan bir aracı konumunda

bulunduğu, işçi-işveren ilişkisinin şirket ile çalışan arasında bir ilişki

olduğu, vakfın görevinin, şirketin ödediği tutarı belli şartlar altında çalışan

kişiye ödemekten ibaret olduğu, iç ilişkide şirketin sorumluluğunun, işçiye

değil vakfa ait olmasının bu gerçeği değiştirmeyeceği, şirket tarafından ödenen

tutarın anlık olarak işçinin tasarrufuna amade kılınmamasının yasal bir

zorunluluktan değil özel hukuk tasarrufu niteliğinde olan vakıf senedinden

kaynaklandığı ve vergiyi doğuran olayın niteliğini değiştirmeyeceği, kaldı ki

bu ödemelerin ayrı bir hesapta kişi bazında izlenmesi, şartlar gerçekleştiğinde

çalışan kişiye ödenmesi, davacı şirket tarafından bu vakfa ödenen işçi payları

üzerinden tevkifat yapılması gibi hususlar birlikte

değerlendirildiğinde tasarruf imkanının oluştuğunun kabulü gerektiğinden, bu

yöndeki davacı vekili iddialarına itibar edilmemiştir.

Bu durumda, davacı tarafından, Anadolu Anonim

Türk Sigorta A.Ş. Mensupları Dayanışma Vakfına, vakıf senedi uyarınca ödenen

şirket katılım payının, şirket çalışanlarına hizmet karşılığı sağlanan bir

menfaat olduğu ve Gelir Vergisi Kanunu'nun 61'inci maddesi hükmü kapsamında

ücret niteliğini taşıdığının kabulü ile vergi tevkifatına

tabi tutulması gerektiği sonucuna varıldığından, davacı şirketin Akdeniz Bölge

Müdürlüğü adına düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden ikmalen yapılan vergi ziyaı cezalı gelir stopaj vergisi ve

damga vergisi tarhiyatlarında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

..."

10. Mahkemelerin kararlarına karşı başvurucular tarafından ekli

tablonun (F) sütununda belirtilen mercilere itiraz, temyiz ve karar düzeltme

talebinde bulunulmuş ancak söz konusu talepler reddedilmiştir.

11. Yargılama süreçlerini sona erdiren kararlar başvuruculara

ekli tablonun (B) sütununda belirtilen tarihlerde tebliğ edilmiş, başvurucular

da yine ekli tablonun (C) sütununda belirtilen tarihlerde Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

12. Türkiye İş Bankası A.Ş.

[GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014;

Türkiye İş Bankası A.Ş. Şubeleri, B. No:2014/6193, 15/10/2015

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 16/11/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvuru tarihlerine ve başvuru numaralarına ekli tabloda yer verilen bireysel

başvurular incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

14. Başvurucular, Vakfa yapılan katkı payı ödemelerinin vergiye

tabi ücret özelliği taşımadığını ve üzerinde çalışanların tasarruf yetkisinin

bulunmadığı bu ödemeler bakımından vergiye tabi gelirin özelliklerinden biri

olan "elde edilmiş

olma" unsurunun gerçekleşmediğini, bu ödemelerin kıyas yapılmak yoluyla

ücret olarak kabulünün verginin kanuniliği ilkesine aykırı olacağını, söz

konusu ödemelerin ücret olmadığına ilişkin Yargıtay kararı ve ücret olarak

vergilendirilmeyeceğine ilişkin geçmiş tarihlerde verilmiş Maliye Bakanlığı

muktezaları bulunduğunu ve başvuru konusu vergilendirme işlemlerine kadar katkı

paylarının ücret olarak kabul edilerek vergilendirileceğine ilişkin idari bir

uygulamanın ve buna ilişkin yargısal içtihadın bulunmadığını, munzam sandık

vakıflarının temel amacının emeklilik sonrası emekli aylığı ödemek olduğunu ve

bu ödemelerle ilgili 193 sayılı Kanun'da farklı düzenlemelerin bulunduğunu,

buna göre emeklilik veya maluliyet koşulları gerçekleşmeden söz konusu

kuruluşlara yapılan ödemelerin vergilendirilmesinin mükerrer vergileme

olacağını belirterek hukuka aykırı bir şekilde vergi tarh edilmesi ve ceza

kesilmesi dolayısıyla Anayasa'nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet haklarının,

dava dilekçesine delil olarak ibraz edilen Maliye Bakanlığı muktezası ve

Yargıtay kararı dikkate alınmaksızın karar verilmesi dolayısıyla 36. maddesinde

yer alan adil yargılanma haklarının ve ücret kapsamında yer almayan bir

ödemenin ücret sayılarak vergilendirilmesi dolayısıyla da 73. maddesinde yer

alan verginin kanuniliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşler; ihlallerin

giderilmesi için yeniden yargılama yapılması veya tazminat ödenmesi talebinde

bulunmuşlardır.

15. Başvurucular, ticari sır kapsamında değerlendirildiğinden

kimliklerinin gizli tutulmasını talep etmişlerdir.

B. Değerlendirme

16. Başvurucuların, adlarına tarh edilen vergi ve cezalara karşı

açtıkları davaların reddi nedeniyle Anayasa'nın 35., 36. ve 73. maddelerinin

ihlal edildiğini ileri sürdükleri görülmekte olup ihlal iddiaları bir bütün

olarak değerlendirildiğinde bu iddiaların, söz konusu kararların adil olmadığı

ve bu nedenle mülkiyet haklarının ihlal edildiği hususuna yönelik olduğu

anlaşılmaktadır. Bu sebeple başvurucuların ihlal iddiaları mülkiyet hakkı

çerçevesinde değerlendirilmiş olup Anayasa'nın 36. ve 73. maddelerinin ihlal

edildiğine ilişkin iddialar, bağlantısı dolayısıyla mülkiyet hakkına ilişkin

değerlendirmeler kapsamında ele alınmıştır.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

17. Başvurucular, hukuka aykırı bir şekilde vergi tarh edilmesi

ve ceza kesilmesi dolayısıyla Anayasa'nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

18. Başvuru dosyaları kapsamında yapılan değerlendirmelerden,

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilmezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan başvuruların, kabul

edilebilir olduklarına karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

19. Anayasa’nın “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35. maddesi

şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

20. Anayasa'nın “Temel hak ve

hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum

düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz.”

21. Anayasa'nın “Vergi ödevi”

kenar başlıklı 73. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Vergi, resim, harç ve benzeri malî

yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.”

22. Anayasa’nın 13. maddesi temel

hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri, 35. maddesi

mülkiyet hakkının sınırlandırılmasına ilişkin özel ilkeleri tespit ederken

vergi ödevine ilişkin 73. maddesi ise vergi yoluyla mülkiyet hakkına yapılacak

müdahalelerin anayasal sınırlarına ilişkin özel hükümler içermektedir. Bu

durumda Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, başvuru konusu somut olayın

değerlendirilmesinde "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek (1)

No.lu Protokol" hükmü ve Anayasa’nın 35. maddesiyle birlikte 13. ve 73.

maddelerinin de gözönünde bulundurulması

gerekmektedir. Böylelikle mülkiyet hakkına yönelik vergisel müdahalelerin

hukuka uygunluğunu sağlayacak sınırlar ortaya konularak mülkiyet hakkının

Anayasa hükümleri çerçevesinde yeterli ve etkili bir şekilde korunması

sağlanmış olacaktır Türkiye İş Bankası A.Ş.,

§ 40).

23. Anayasa'nın 13. maddesinde yapılan düzenlemeye uygun bir

şekilde 35. maddesi de mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların kanunla

düzenlenmesi gerektiğini ifade etmektedir. Kanun'la düzenleme gerekliliğine

ilişkin hükümlerin ifade tarzı, mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların

mutlaka şekli anlamda kanun ile yapılması zorunluluğuna işaret etmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş., § 41).

24. Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerinde yer alan mülkiyet

hakkına yönelik sınırlamaların kanunla yapılabileceğine ilişkin düzenlemeye

paralel olarak verginin kanuniliği ilkesinin düzenlendiği Anayasa'nın 73.

maddesinin üçüncü fıkrası hükmü ile vergi mükellefi bakımından vergisel

yükümlülüklerin "belirliliği"

ve "öngörülebilirliği"

ve bu bağlamda vergi mükelleflerinin hukuki güvenliği sağlanmak istenmiştir.

Söz konusu ölçütler mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin kanunla yapılması

zorunluluğunun alt ölçütleri olarak da kabul edilen ölçütlerdir. Verginin

belirli ve öngörülebilir olması, vergiye ilişkin hükümlerin "açık ve anlaşılır" olmasını

gerektirmekte olup Anayasa'nın 73. maddesinin üçüncü fıkrası ile Türk hukukunda

vergisel yükümlülüğün mutlaka kanunla konulmasını zorunlu tutan Anayasa

hükmünün, vergi yoluyla mülkiyet hakkına yönelik müdahaleler karşısında

kişilere AİHS'e göre daha üst düzey bir koruma

sağladığı söylenebilir. Bu husus, Anayasa Mahkemesince "Verginin kanuniliği ilkesi, takdire dayalı

keyfî uygulamaları önleyecek sınırlamaların yasada yer almasını gerektirmekte

ve vergi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya

kaldırılmasının yasa ile yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Buna göre vergide

yükümlü, matrah, oran, tarh, tahakkuk, tahsil, uygulanacak yaptırımlar ve

zamanaşımı gibi konuların yasayla düzenlenmesi zorunludur."

denilmek suretiyle açıklığa kavuşturulmuştur (AYM, E.2009/63, K.2011/66,

14/4/2011). Bu durumda Anayasa'ya göre mülkiyet hakkına vergi yoluyla yapılan

müdahalenin mutlaka kanuna dayanması gerekmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş., § 42).

25. Anayasa'nın 35. maddesinde olduğu gibi Sözleşme'ye

ek 1 No.lu Protokolde de mülkiyet hakkının mutlak bir hak olmadığı ve kamu

yararı amacıyla sınırlandırılabileceği belirtilmiştir. Ancak Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre mülkiyet hakkını sınırlamaya

yönelik müdahalelerin meşru sayılabilmesi için belli ölçütleri içermesi

gerekmektedir. Buna göre müdahale, kamu yararı amacıyla yapılmalı, hukuka

dayalı olmalı ve ölçülü olmalıdır(Türkiye İş Bankası A.Ş, § 43).

26. Nitekim incelenmekte olan başvurular ile benzer mahiyetteki

şikâyetlerin ileri sürüldüğü ve Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunca 12/11/2014

tarihinde karara bağlanan 2014/6192 numaralı bireysel başvuru dosyası

kapsamında yapılan değerlendirmede, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelere

ilişkin AİHM içtihatlarından örneklere yer verilerek söz konusu başvuru

kapsamında mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin varlığı kabul edilmiş, her ne

kadar vergi ile alakalı konularda devletin diğer alanlara göre daha geniş bir

takdir hakkı olduğunun altı çizilmekle birlikte, özellikle Anayasa hükümleri

dikkate alındığında somut olay temelinde mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

kanun ile öngörülmüş olma ölçütünün önemi belirtilerek bu ölçütün alt ölçütleri

olan "ulaşılabilirlik" ve

"öngörülebilirliğin" sağlanıp

sağlanmadığı tartışılmıştır(Türkiye İş

Bankası A.Ş., §§ 44-60).

27. Bu kapsamda anılan başvuru yönünden yapılan değerlendirme

sonucunda, mülkiyet hakkına vergi tarhiyatı ve vergi cezaları ile yapılan

müdahaleler açısından "öngörülebilirlik"

koşulunun ancak 2013 yılında ortaya çıkan Danıştay Daire kararları

ile sağlanabileceği kanaatine varılmış ve bu tarihe kadar yapılan vergi

tarhiyatları ile kesilen vergi cezalarının söz konusu koşulu karşılayamadığı

değerlendirilerek, mülkiyet hakkı yönünden ihlal kararı verilmiştir (Türkiye İş Bankası A.Ş., § 61).

28. Öte yandan 2014/6192 numaralı Türkiye İş Bankası A.Ş.

başvuru dosyası ile aynı şikâyetleri içeren başvurular Anayasa Mahkemesi önüne

bireysel başvuru yolu ile taşınmaya devam edilmiş, Anayasa Mahkemesi İkinci

Bölümünce bu kapsamda toplam 847 adet bireysel başvuru dosyası üzerinde

inceleme yapılmış ve 15/10/2015 tarihinde 2014/6193 numaralı bireysel başvuru

kapsamında mülkiyet hakkı yönünden ihlal kararı verilmiştir (Türkiye İş Bankası A.Ş. Şubeleri, B. No:

2014/6193, 15/10/2015).

29. İncelenmekte olan başvurular açısından da somut olaylara

bakıldığında, Şirket nezdinde 2007 ila 2011 yılları arası dönem için yapılan

vergi incelemesi sonucunda düzenlenen 23/11/2012 tarihli vergi inceleme

raporunda Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi

Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfının

506 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesine göre kurulmadığı, Şirkete ait geçici

20. maddeye göre kurulan başka bir sandığın bulunduğu, böylelikle Munzam

Sandığın bu sandığın sağladığı haklara ek haklar sağladığı ve özel sigorta

fonksiyonu gördüğü, Munzam Sandığın ana finansman kaynağının ise çalışanlardan

ve Şirketten sağlanan katkı payları olduğu, dolayısıyla Vakıf tarafından

çalışanlara sağlanan menfaatlerin bir kısmının Şirket tarafından finanse

edildiği, bu yönüyle Şirket katkı payının işçilere sağlanan menfaatlere ilişkin

işveren payı olarak algılanması gerektiği belirtilerek Vakfa, başvurucu Şirket

tarafından yapılan ödemelerin ücret mahiyetinde olduğu ve bu ödemelerin 193

sayılı Kanun'un 63. maddesinde yazılı şartları taşımaması nedeniyle ücret

matrahından indirilemeyeceğinin değerlendirildiği, sonuç olarak bu ödemeler

üzerinden gelir vergisi kesilerek beyan edilip ödenmediği gerekçesiyle cezalı

gelir vergisi tarhiyatları ile bu katılım paylarının ödemelere ilişkin

belgelerde gösterilmediğinden damga vergisi matrahının eksik hesaplandığı

gerekçesiyle de cezalı damga vergisi tarhiyatları yapıldığı ardından yapılan

işlemlerin Şirketin başvurucuların da içinde bulunduğu muhtelif şubelerine tebliğ

edildiği görülmektedir.

30. Yapılan tebliğlerin ardından ise başvurucu şubelerce açılan

iptal davalarının Mahkemelerce reddedildiği, ret kararları üzerine ilgili

mercilere yapılan itiraz/temyiz başvuruları ile karar düzeltme taleplerinin de

kabul edilmediği anlaşılmaktadır.

31. Bu çerçevede somut başvurulara ilişkin yargılama

dosyalarının incelenmesi neticesinde başvuru dosyalarında yer verilen

olayların, Anayasa Mahkemesince daha önce karara bağlanan 2014/6192 numaralı Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK] başvurusu ve

2014/6193 numaralı Türkiye İş Bankası A.Ş.

Şubeleri başvurusunda yer alan olaylar ile aynı mahiyette oldukları

tespit edilmiş ve Anayasa Mahkemesince, incelenmekte olan başvurular yönünden

de gerek yukarıda yer verilen (bkz. §§22-25) gerekse anılan bireysel başvuru

kararlarında ortaya konulan ilkelerden ayrılmayı gerektirecek bir sonuca

ulaşılmamıştır.

32. Açıklanan nedenlerle ve incelenmekte olan başvurularda yer

alan şikâyetler yönünden de Türkiye İş

Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192 ve Türkiye İş Bankası A.Ş. Şubeleri, B. No:2014/6193

kararlarından ayrılmayı gerektirir bir durum görülmediğinden, somut başvurular

bakımından da öngörülebilirliğin ancak 2012 yılında yapılan vergi incelemesi

üzerine tarh edilen vergilere karşı açılan davalar sonucu 2013 tarihli Danıştay

Daire ilamlarıyla sağlandığı anlaşıldığından başvurulara konu edilen

vergilendirme işlemlerinin ilişkin olduğu vergilendirme dönemleri (2007 ve 2008

yılları) itibarıyla, Anayasa'nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan verginin

kanuniliği ilkesi gereği kanuni düzeyde sağlanması gereken öngörülebilirliğin

sağlanamadığı, kanun hükümlerindeki öngörülemezliğin

kanun altı idari uygulamalar ve düzenlemeler veya yargısal içtihatlarla

giderilemediği, bu durumda başvurucular tarafından 2007-2008 yıllarında Vakfa

ödenen katkı paylarının ücret sayılarak vergilendirilmesine ilişkin işlemlerin,

öngörülebilir kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna varıldığından vergi

asılları bakımından varılan sonuç dolayısıyla vergi cezaları bakımından ayrıca

değerlendirme yapılmasına gerek görülmeyerek Vakfa yapılan katkı payı ödemeleri

üzerinden vergi ve ceza tahsil edilmesi nedeniyle başvurucuların, Anayasa'nın

35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet haklarının ihlal edildiğinin

kabul edilmesi gerekmektedir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

33. Başvurucular, hukuka aykırı bir şekilde vergi tarh edilmesi

ve ceza kesilmesi dolayısıyla Anayasa'nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet

haklarının ihlal edildiğinin tespiti ile yeniden yargılama yapılması veya

tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuşlardır.

34. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

35. Şirket hakkında yürütülen vergi incelemesi sonunda,

başvurucu şubeler adına 2007 ve 2008 yılları için gelir vergisi ve damga

vergisi tarh edilerek vergi cezaları kesilmiş, bunların bir kısmı ihbarname ile

başvuruculara tebliğ edilmiş ve ekli tablolunun (J) sütununda belirtilen

tarihlerde aynı tablonun (I) sütununda net tutarlarına yer verilen vergi,

gecikme faizi ve cezalar, başvurucular tarafından ödenerek tahsilat işlemleri

tamamlanmıştır. Söz konusu vergilendirme işlemleri dolayısıyla başvurucuların

mülkiyet haklarının ihlal edildiği tespit edilmiş olup başvurucuların kişisel

yararı gözönünde bulundurulduğunda başvurucular

açısından yalnızca ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan maddi zararın

bulunduğu anlaşıldığından başvurucular tarafından ödenen vergi, gecikme faizi

ve cezalar miktarınca tazminatın başvuruculara ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

36. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilerek ekli tablonun (K) sütununda belirtilen toplam 1.752,80

TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.552,80 TL yargılama

giderinin başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucuların kamuya açık belgelerde kimliklerinin gizli

tutulması taleplerinin REDDİNE,

B. Başvurucuların mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki

iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına

alınan mülkiyet haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

D. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı anlaşıldığından başvuruculardan

tahsil edilen, ödeme tarihleri ve ödeme miktarları ekli tabloda belirtilen net

tutarların tahsil tarihi itibarıyla yasal faizi ile birlikte TAZMİNAT OLARAK

ÖDENMESİNE,

E. 1.752,80 TL harçtan ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.552,80 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

G. Kararın bir örneğinin ilgili Mahkemelere gönderilmesine,

H. Kararın bir örneğinin

Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 16/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah

PERDECİOĞLU

Başvurucular

:

1. Anadolu

Anonim Türk Sigorta Şirketi/Akdeniz Bölge Müdürlüğü

2. Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi/ Şişli Şubesi 3. Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi/ Kadıköy Şubesi 4. Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi/Bakırköy Şubesi Vekilleri : Av. Mahpare YÜCEL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/17286, 16 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. V. Hüküm
  12. A. Başvurucuların kamuya açık belgelerde kimliklerinin gizli
  13. B. Başvurucuların mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki
  14. C. Başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına
  15. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  16. H. Kararın bir örneğinin
  17. Yıldırım
  18. Özgüldür
  19. Kömürcü
  20. Perdecioğlu
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/17286
Tarih
16 Kasım 2016

İlgili Kararlar

  • Mehmet Fatih Ortaç Başvurusu (B. No: 2014/10750)
  • Ömer Ayçil Başvurusu (B. No: 2014/12110)
  • Veli Akgül Başvurusu (B. No: 2014/12089)
  • Abdurrahman Dilipak Başvurusu (B. No: 2014/2565)
  • Şenay Tavuz Başvurusu (B. No: 2014/10777)
  • Nusrettin Karaboğa Başvurusu (B. No: 2014/996)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.