İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Anzılha Zorlu Başvurusu (B. No: 2015/20152)

1. Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında ateşli silah

Başvuru No2015/20152Tarih28 Haziran 2018Okuma25 dk · 5.029 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Anzılha Zorlu Başvurusu

Karar tarihi
28 Haziran 2018
Başvuru Numarası
2015/20152
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.029 kelime·25 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında ateşli silah

yaralanması sonucu meydana gelen ölüm olayı nedeniyle yaşam hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru dilekçesi ile başvuruya konu dava ve soruşturma

dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Harita Genel Komutanlığı (Ankara) emrinde asker

iken 29/9/2012 tarihinde ateşli silahla yaralanan ve uzun süre tedavi görmesine

rağmen kurtarılamayarak 1/7/2013 tarihinde yaşamını yitiren 1992 doğumlu Ş.Z.nin annesidir.

A. Ş.Z.nin Askerlik

Süreci ve Ölümü

9. Başvurucunun oğlu Ş.Z. askerlik hizmetine başlamadan önce

bağlı olduğu aile sağlığı merkezince sağlık muayenesinden geçirilmiştir. Bu

muayene neticesinde askerliğe elverişli olduğu değerlendirilen Ş.Z. 23/5/2012

tarihinde askere sevk edilmiş ve 25/5/2012 tarihinde 5. Piyade Eğitim Tugay

Komutanlığına (Sivas) teslim olmuştur.

10. Sevk belgesinde ayrıca başvurucunun oğlunun tahsilinin "ilköğretim" olduğu

belirtilmiştir.

11. Ş.Z., eğitim birliğine teslim olması üzerine 30/5/2012

tarihinde Bölük Komutanı İ.Ö. ile bir görüşme gerçekleştirmiştir. Ş.Z. bu

görüşmede üst ranzada yatma sorununun bulunduğunu ve iki yıl önce madde

kullandığını ifade etmiştir. Ş.Z., 5. Piyade Eğitim Tugay Komutanlığında

31/5/2012 tarihinde yapılan Psikososyal Risk Faktörü

Tarama Anketi'nde "Daha önce ruhsal

(psikolojik) bir rahatsızlık geçirdiniz mi? Son birkaç yıl içerisinde ruhsal

(psikolojik) bir rahatsızlık geçirdiniz mi? Son zamanlarda kendinizi öldürmeyi

düşündünüz mü?" gibi sorulara "Hayır"

cevabını vermiştir. Ş.Z., 31/5/2012 tarihli Personel Bilgi Formunda ise "Ailesinde ve yakın akrabalarında intihar ya da

intihara teşebbüs eden var mı?" sorusuna "Evet" cevabını vermiştir. Bunu

üzerine Ş.Z. ile aynı gün bir görüşme gerçekleştiren Pisikolojik

Danışman F.E., Ş.Z.de herhangi bir psikolojik problem gözlenmediğini belirtmiş

ve Personel Bilgi Formu'nu bu şekilde doldurmuştur.

12. Sivas'taki askerlik eğitimini tamamlayan Ş.Z., Harita Genel

Komutanlığındaki birliğine teslim olmuştur. Birliğe katılış işlemleri sırasında

6/7/2012 tarihinde yapılan Kayıt-Kabul Muayenesi İlk Değerlendirme Anketi'nde

Ş.Z. "Daha önce

psikiyatrik/ruhsal/psikolojik bir rahatsızlık geçirdiniz mi? sorusuna "Hayır", "Yakın aile bireylerinde (anne, baba, kardeşler,

eş, çocuk) önemli bir sağlık sorunu var mı?" sorusuna ise "Evet" cevabını vermiştir. Bunun

üzerine Harita Genel Komutanlığı Rehberlik ve Danışma Merkezinde (RDM) görevli

Psikolog D.Ş., 9/7/2012 tarihinde Ş.Z. ile bir görüşme gerçekleştirmiştir.

Görüşme neticesinde hazırlanan Danışma Özet Formu'nda

Ş.Z.nin herhangi bir sıkıntısı olmadığını ifade

ettiği belirtilmiştir.

13. Askerlik dosyasına göre Ş.Z., gerek eğitim birliğinde

gerekse Harita Genel Komutanlığındaki birliğinde atış eğitimi almıştır. Ş.Z.

ayrıca "Tüfeğime emredilmedikçe şarjör

takmayacağım.", "Emir

verilmeden tam dolduruş yapmayacağım.", "Tam dolduruşta iken tüfeğimi devamlı emniyette

bulunduracağım." şeklinde açıklamalar içeren Tek Er İçin

Emniyet ve Kaza Önleme Talimatı'nı imzalayarak tebellüğ etmiştir.

14. Ş.Z., 9/8/2012 tarihinde bir baygınlık geçirmiş; bu olaydan

sonra birlik revirinde muayene olmuş ve nöroloji polikliniğine sevk edilmiştir.

Bunun üzerine Genelkurmay Başkanlığı Mevki Asker Hastanesi Nöroloji

Polikliniğinde muayene edilen ve elektroensefalografisi

(EEG, beyindeki sinir hücreleri tarafından hem uyanıklık hem de uyku

hâlindeyken üretilen elektriksel faaliyetin kâğıt üzerine beyin dalgaları

hâlinde yazdırılması işlemi) çekilen Ş.Z.nin

bulguları normal olarak

değerlendirilmiş ve bayılmasına şahit olan biri ile hastaneye tekrar sevki

istenmiştir. Başvuru formu ve eklerinde Ş.Z.nin bu

rahatsızlıkla ilgili olarak tekrar muayene olduğuna ilişkin bir bilgi ve belge

tespit edilememiştir.

15. Danışmanlık Kartı'na göre Ş.Z.

21/8/2012 tarihinde P.Kd.Başç.

K.G. ile bir görüşme gerçekleştirmiş ve bu görüşmede kendisinin herhangi bir

sıkıntısının olmadığını ve görev yerinden gayet memnun olduğunu ifade etmiştir.

16. Ş.Z. 29/9/2012 tarihinde 06.30 ile 09.30 saatleri arasında

nöbetçi olduğu Harita Genel Komutanlığı giriş nizamiyesi (1) numaralı nöbetçi

kulübesine gitmiştir. Saat 08.20 sıralarında Ş.Z.nin nöbetçi

olduğu yerden bir ses duyulmuş, bu sesin geldiği yere gidilmesi üzerine Ş.Z.nin nöbet kulübesinin içinde baş bölgesinden vurulmuş

bir vaziyette olduğu görülmüştür. Bunun üzerine Ş.Z., olay yerine gelen

ambulansla Gülhane Askerî Tıp Akademisine (GATA) götürülmüştür. Ş.Z. burada

uzun süre tedavi görmüş ancak kurtarılamayarak 1/7/2013 tarihinde yaşamını

yitirmiştir.

B. Ceza Soruşturması Süreci

17. Olay hakkında bilgilendirilen Deniz Kuvvetleri Komutanlığı

Askerî Savcılığı (Askerî Savcılık) nöbetçi savcısı olayın, gecikmesinde sakınca

bulunan hâllerden olduğunu değerlendirerek resen soruşturmaya başlanmasına

karar vermiştir.

18. Askerî savcı, saat 10.40 sıralarında olay yerine varmıştır.

Askerî savcının talimatları doğrultusunda olay yerinde bulunan 68 G 5043 seri

numaralı piyade tüfeği, 1 adet 7.62 mm çapında mermi kovanı, 1 adet kısmen

deforme olmuş mermi çekirdeği ile tepe noktasında delik bulunan bir adet çelik

miğfer muhafaza altına alınmıştır. Askerî savcının talimatları doğrultusunda

ayrıca, olay yerinden GATA'ya götürülen Ş.Z.nin el ve

yüz svapları ile parmak izleri alınmıştır.

19.Askerî savcı, Ş.Z.yi

vurulmuş vaziyette ilk gören Er Ö.D.nin ifadesini

almıştır. Er Ö.D. ifadesinde özetle nöbet yeri olan 1 No.lu nizamiyeyesaat

07.00'de gittiğini, Ş.Z.nin bu sırada dışarıda normal

bir vaziyette nöbet tuttuğunu gördüğünü, Ş.Z. ile herhangi bir şey

konuşmaksızın doğrudan nöbet yerine gittiğini ifade etmiştir. Er Ö.D., Ş.Z.nin bir ara 1 No.lu nöbet kulübesinin içine geçtiğini

ve yaklaşık 1,5 saate yakın nöbet kulübesinden çıkmaması üzerine onu merak edip

yanına gittiğini, kapıyı açtığında Ş.Z.nin yere

çömelmiş vaziyette durduğunu gördüğünü, bu sırada silahının da elinde olduğunu

ancak çelik başlığın başında olmadığını, Ş.Z.nin bu

esnada çok sıkıntılı ve bunalımlı bir hâli olduğunu belirtmiştir. Er Ö.D.

devamında Ş.Z.nin kendisini görünce ayağa kalktığını

ve silahını gerisine doğru saklamaya çalıştığını, kendisinin herhangi bir

şeyden şüphelenmediğini, Ş.Z.ye "Ne

oldu, niye sıkıntılı bir halin var?" diye sorduğunu, Ş.Z.nin ise "Yok

bir şey." dediğini, bu cevaba şaşırdığını çünkü Ş.Z.nin daha candan cevaplar vermesine alışkın olduğunu,

akabinde ise buradan ayrılarak kendi nöbet bölgesine geçtiğini ifade etmiştir.

Er Ö.D., nöbet yerine geçmesinden yaklaşık on dakika sonra nöbet kulübesinden

tok bir ses geldiğini, kendisinin bu sese anlam veremediğini, içeride silahın

ya da çelik başlığın düşmüş olabileceğini değerlendirip 1 No.lu nöbet

kulübesine gittiğini, kapıyı açtığında Ş.Z.yi kapının

olduğu taraftaki sol duvara yaslanmış, dizlerinin üzerinde yarı oturur

pozisyonda gördüğünü, Ş.Z.nin silahının dipçiğinin

yerde, namlusunun yukarı bakar vaziyette olduğunu, alnının ortasında yara izi

olan Ş.Z.nin zor nefes alıp verdiğini belirtmiş; bu

manzarayı görünce korkup hemen bağırmaya başladığını, nöbet kulübesinin içine

girmediğini, akabinde olay yerine diğer kişilerin geldiğini ve Ş.Z.nin olay yerine gelen ambulansa bindirilerek hastaneye

götürüldüğünü ifade etmiştir.

20. Askerî savcı, Ş.Z.nin ağabeyi M.Z.nin ifadesini almıştır. M.Z. ifadesinde özetle toplam

sekiz kardeş olduklarını, babalarının on üç yıl önce kanserden yaşamını

yitirdiğini, annelerinin ise yaşlı biri olduğunu, maddi durumlarının iyi

olmadığını, kardeşinin sivildeyken mevsimlik işçi olarak çalışıp ailesinin

bütçesine katkı sağlamaya çalıştığını ifade etmiştir. M.Z., kardeşini sorunsuz

bir şekilde askere gönderdiklerini, kardeşinin askerlik yaptığı süre içinde en

çok kendisiyle telefon görüşmesi yaptığını, kardeşinin olaydan bir gece önce

saat 20.00 sıralarında cep telefonuyla kendisini aradığını, kardeşinin sesinin

biraz neşesiz gelmesi üzerine herhangi bir sıkıntısının olup olmadığını

sorduğunu, onun da "Arkadaşlarımı

rahatsız etmemek için sessiz konuşuyorum." dediğini, bu

konuşmanın sıradan şeyler üzerine olduğunu, kardeşinin bayramda izne

geleceğini, on günlük izni olduğunu söylediğini, kardeşine bir problemi olup

olmadığını sorduğunda "Yok."

dediğini, telefonu bu şekilde kapattıklarını, ertesi gün ise olayı öğrendiğini

belirtmiştir. M.Z., kardeşinin kendisine askerlikle, komutanlarıyla ya da

birlikte görev yaptığı arkadaşlarıyla ilgili bir sıkıntısı olmadığını

söylediğini, bu olayın nasıl gerçekleştiğini hâlâ aklının almadığını zira

kardeşinin neşeli, güler yüzlü, şakacı biri olduğunu ifade etmiştir. M.Z.

ayrıca kardeşinin sağlık durumunun çok iyi olduğunu, herhangi bir hastalığının

olmadığını, psikolojik herhangi bir sorununun da bulunmadığını, bu konuda hiç

tedavi görmediğini belirtmiştir.

21.Olay hakkında yürütülen idari tahkikat kapsamında

başvurucunun oğlu Ş.Z. ile birlikte olayın yaşandığı sabahın gecesinde

22.00-00.00 saatleri arasında nöbet tutan Er A.S.nin

ifadesi alınmıştır. Er A.S. ifadesinde özetle Ş.Z.yi yaklaşık üç aydır tanıdığını, Ş.Z. ile çok fazla

samimiyetinin olmadığını, Ş.Z. ile en son olayın olduğu sabahın gecesinde

22.00-00.00 saatleri arasında 15 No.lu kulede birlikte nöbet tuttuklarını, bu

nöbetin Ş.Z. ile ikinci defa tuttuğu nöbet olduğunu ifade etmiştir. Er A.S.

devamında nöbetin ilk yarım saatinde Ş.Z. ile herhangi bir konuşmasının

olmadığını, Ş.Z.nin bir süre sonra çok yorulduğunu ve

oturmak istediğini söylediğini, kendisinin de bu hareketin yanlış olduğunu,

yakalanması hâlinde tutanak tutulabileceğini söylediğini ancak Ş.Z.nin her şeyi göze alarak oturacağını ifade ettiğini, Ş.Z.nin yaklaşık beş dakika bu şekilde oturduğunu

belirtmiştir. Er A.S., Ş.Z.ye bir sıkıntısının olup olmadığını sorduğunu, Ş.Z.nin ise sıkıntısının

olmadığını, babasını özlediğini, babasının yanına gitmek istediğini söylediğini, bunun üzerine kendisinin de

vakti geldiğinde herkesin ailesine kavuşacağını söyleyerek ona moral vermeye

çalıştığını ifade etmiştir. Er A.S., Ş.Z.ye ayrıca çarşı izninin olup

olmadığını sorduğunu, Ş.Z.nin ise izninin olduğunu

ancak izinde dışarıya alıştığı için geri dönüşün zor olduğunu, hem parasının da

kısıtlı olduğunu beyan ederek izne çıkmayacağını söylediğini belirtmiştir. Er

A.S. ayrıca nöbet esnasında Ş.Z.nin askerlikten sıkıldığını, her şeyin üzerine

üzerine geldiğini, yorulduğunu, uyuyup ve bir daha

uyanmak istemediğini söylediğini, bunun üzerine kendisinin de Ş.Z.ye üç beş gün

izne gitmesinin doğru olacağını söylediğini, Ş.Z.nin

ise izin kullanmadan askerliğini bitirmek istediğini söylediğini ifade

etmiştir. Er A.S. belli bir süre sonra Ş.Z.nin şarjör

takılı olmayan silahı hafifçe kendisine doğrultarak "Seni de vurayım, kendimi de vurayım, ikimiz de alıp başımızı

gidelim." diye şaka yaptığını, kendisinin de silah boş olsa

dahi şakasının bile hoş olmadığını söylediğini belirtmiştir.

22. Askerî savcı, Ş.Z.nin asker

arkadaşları ile rütbeli diğer bazı kişilerin de ifadelerini almıştır. Askerî

savcı tarafından ifadesi alınan kişiler genel olarak Ş.Z.nin

sessiz, sakin, disiplinli ve çalışkan bir asker olduğunu belirtmişlerdir. Tanık

olarak ifadesi alınan kişiler ayrıca Ş.Z.nin

komutanlarından ya da arkadaşlarından şiddet ve kötü muamele gördüğüne şahit

olmadıklarını ifade etmişlerdir. Tanık olarak dinlenen kişiler genel olarak Ş.Z.nin maddi durumunun kötü olduğu yönünde beyanda

bulunmuştur.

23. Askerî Savcılık 9/4/2013 tarihinde hastanede tedavi gören Ş.Z.nin de ifadesini almak istemiş ancak şuuru kapalı olan Ş.Z.nin ifade veremeyeceği ilgili tabip tarafından

belirtilmiştir.

24. Askerî Savcılık, olay yerini gören kamera kayıtlarını

incelemiş; olay günü nöbet kulübesine şüphe oluşturacak herhangi bir girişin ve

çıkışın olmadığı tespitlerinde bulunmuştur.

25. Olay yeri incelemesi neticesinde muhafaza altına alınan

Ş.Z.ye ait 68 G 5043 seri numaralı tüfek ve şarjör ile namlu atım yatağından

çıkartılan bir adet 7.62x39 çapındaki fişek, bir adet 7.62x39 mm çapındaki

mermi kovanı ve bir adet 7.62 mm çapındaki deforme olmuş mermi çekirdeği

gerekli tetkiklerin yapılması amacıyla Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı Balistik İnceleme Laboratuvarına

gönderilmiştir. Balistik İnceleme Laboratuvarının 12/11/2012 tarihli uzmanlık

raporunda; 68 G 5043 seri numaralı silahın ateş etmesine mâni mekanik herhangi

bir arızasının bulunmadığı, incelenmesi için gönderilen 7.62x39 mm çap ve

tipindeki bir adet mermi kovanı ile mermi çekirdeğinin 68 G 5043 seri numaralı

silahla atılmış olduğu, bir adet fişek üzerinde yapılan incelemede ise

mukayeseye elverişli karakteristik bir iz bulunamadığı tespitleri yapılmıştır.

26. Olay yerinde bulunan piyade tüfeği ile şarjör üzerinde

yapılan parmak izi incelemesi neticesinde mukayeseye elverişli iz olmadığı

tespit edilmiştir.

27. Ş.Z.nin el ve yüz bölgesinden atış

artığı transfer kitiyle alınan svaplar üzerinde

Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı

Kimyasal İnceleme Laboratuvarı görevlileri tarafından atış artığı analizi

yapılmıştır. Kimyasal İnceleme Laboratuvarı görevlileri tarafından hazırlanan

15/11/2012 tarihli uzmanlık raporuna göre Ş.Z.nin sağ

el dış, sol el dış ve sol el iç bölgelerinden alınan svaplarda

atış artığı tespit edilmiştir. Olay yeri incelemesinde muhafaza altına giysiler

üzerinde yapılan atış artığı analizi sonucunda ise Ş.Z.ye ait pantolon ve parka

üzerinde atış artığı tespit edilmiştir.

28. Ş.Z.nin 1/7/2013 tarihinde

yaşamını yitirmesi üzerine otopsi işlemi yapılmıştır. Otopsi raporunda, bir

adet mermi çekirdeğinin başvurucunun oğlu Ş.Z.nin

kafatasının frontal ön bölgesinden kafatasına girdiği

ve verteksten kafatasını terk ettiği belirtilmiştir.

Otopsi raporunda mermi çekirdeğinin seyrinin önden arkaya ve hafif aşağıdan

yukarıya doğru olduğu ifade edilmiştir. Otopsi raporunda ayrıca, mevcut yaranın

iyileşmesi nedeniyle atış mesafesinin berlirlenemediği

belirtilmiş; son olarak kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği

yaralanmasına bağlı kafa, kubbe ve yüz kemik kırıkları ile karakterli beyin

doku harabiyeti, beyin kanaması ve bunlara bağlı

gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu ifade edilmiştir.

29. Askerî Savcılık, soruşturma kapsamında elde ettiği tüm

verileri değerlendirerek Ş.Z.nin ölümünde herhangi

bir kişiye atfı kabil kusur ve ihmal bulunmadığı, ölümün intihar sonucu meydana

geldiği kanaatine varmış; 11/10/2013 tarihli ve E.2013/83, K.2013/79 sayılı

karar ile kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Askerî Savcılık; Ş.Z.nin bir gece önceki nöbetinde uyuyup bir daha uyanmak

istemediğini diğer nöbetçi arkadaşına ifade ettiğini, bu nöbet esnasında "Seni de vurayım, kendimi de vurayım."

şeklinde sözler söylediğini, olay günü tutulan nöbette ise Ş.Z.nin

çok sıkıntılı, bunalımlı bir hâlinin olduğunun diğer nöbetçi P.Er Ö.D. tarafından da tespit

edildiğini dikkate alarak Ş.Z.nin gün içinde belli

bir sürece doğru giden bir intihar fikri hazırlığı içinde olduğu sonucuna

ulaşmıştır.

30. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Genelkurmay

Başkanlığı Askerî Mahkemesinin (Askerî Mahkeme) 25/11/2013 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

C. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde Açılan Tam

Yargı Davası Süreci

31. Başvurucu, maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle

Millî Savunma Bakanlığına (İdare) müracaat etmiş; İdare, dilekçeye süresi

içinde cevap vermeyerek başvuruyu zımnen reddetmiştir.

32. Başvurucu, zımni ret üzerine 20/1/2014 tarihinde Askerî

Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) İdare aleyhine tam yargı davası açmıştır.

Başvurucu dava dilekçesinde özetle her ne kadar oğlunun intihar ettiği

gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de bu durumun

İdarenin kusurunu ortadan kaldırmadığını, meydana gelen ölüm olayında İdarenin

kusurlu olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu; neşeli, çalışkan ve disiplinli bir

asker olan oğlunun intihar etmesi için hiçbir neden bulunmadığını, bununla

birlikte oğlunun intihar ettiği düşünülecek olsa dahi oğlunu bu psikolojiye

iten nedenlerin askerlikten kaynaklandığını, verilen emir ve talimatların

oğlunu askerlikten soğutacak derecede ağır olduğunu, oğlunun gördüğü baskı ve

kötü muameleler sonucu canına kıymayı bile göze aldığını belirtmiştir.

Başvurucu, Danışmanlık Kartı'nda oğlunun herhangi bir

sorununun bulunmadığı belirtilmiş iken tanık beyanlarında oğlunun askerlikten

bıktığının belirtilmiş olmasının bir çelişki olduğunu, bu durumun oğlunun

psikolojik durumunun yeterince araştırılmadığını gösterdiğini ifade etmiştir.

Başvurucu ayrıca oğlunun şahsi dosyasında bulunan bilgilerin çelişkiler ihtiva

ettiğini, Danışmanlık Kartı'nda oğlunun iki yıl önce

madde kullanmış olduğu belirtilmesine rağmen bu hususla ilgili olarak hiçbir

önlem alınmadığını, bayılması üzerine hasteneye sevk

edilen oğlunun daha sonra takibinin yapılmadığını, P.Üsteğmen

N.A.nın ifadesinde oğlunun okuma yazma bilmediği

ifade edilmesine rağmen önemli talimatların oğluna yazılı olarak tebliğ

edildiğini, oğlunun bazı formlarda "Ailesinde

ve yakın akrabalarında intihar ya da intihara teşebbüs eden var mı?" sorusuna "Evet" cevabını vermiş iken

bazısında "Hayır"

cevabını verdiğini, bu kayıtların birbiri ile çelişkili olmasının oğlu hakkında

yeterince araştırma yapılmadığını gösterdiğini ifade etmiştir. Başvurucu;

oğluna yeterli eğitim verilmeden silahlı nöbet görevi verilmesinin de İdarenin

kusurunu gösterdiğini, oğlunun yanlış ve eksik verilen atış eğitimi nedeniyle

yaralanmış olmasının da kuvvetle muhtemel olduğunu belirtmiştir. Başvurucu son

olarak gece 22.00-00.00 saatleri arasında nöbet tutan oğluna sabah 06.30-09.30

saatleri arasında da nöbet yazılmasının oğlunun psikolojik ve fiziksel

durumunun dikkate alınmadığını gösterdiğini, son nöbette oğlunun bir buçuk saat

hiç kontrol edilmemesinin idarenin kusuruna işaret ettiğini ifade etmiştir.

Başvurucu bu iddialarla söz konusu olayda İdarenin hizmet kusurunun bulunduğunu

ileri sürmüş ve 1.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

33.Davalı İdare ise başvurucunun oğlunun intihar ettiğinin

soruşturma dosyasında bulunan bilgi ve belgelerden anlaşıldığını, Ş.Z. ile

askerlik süresince ilgilenildiğini, bir sıkıntısının olup olmadığının

araştırıldığını, bu kapsamda Ş.Z.nin psikologla da

görüştürüldüğünü, Ş.Z.nin kötü muameleye maruz

kalmasının da söz konusu olmadığını, başvurucunun iddialarının asılsız olduğunu

belirterek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

34.AYİM İkinci Dairesi 4/3/2015 tarihli karar ile başvurucunun

dilekçelerini, ölüm olayı hakkında yürütülen ceza soruşturmasında bulunan bilgi

ve belgeleri dikkate alarak oyçokluğuyla davanın reddine karar vermiştir. AYİM,

olayla ilgili olarak yürütülen adli soruşturma neticesinde de tespit edildiği

üzere Ş.Z.nin tamamen kendi iradesi ile hareket

ettiği, meydana gelen ölüm olayında zararlı sonucu doğuran eylem ile hizmet

arasında illiyet bağının bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. AYİM ayrıca başvurucu

vekilinin de intihar olayına ilişkin olarak İdarenin kusurlu ya da kusursuz

sorumluluğunu doğuracak herhangi bir somut delil ortaya koyamadığını ifade

etmiştir.

35. Karara katılmayan iki üye ise 31/5/2012 tarihli Personel

Bilgi Formu'nda "Ailesinde

ve yakın akrabalarında intihar ya da intihara teşebbüs eden var mı?" sorusuna

"Evet" cevabını veren

ve soruşturma kapsamında ifadesi alınan bazı tanıkların beyanına göre "uyuyup bir daha uyanmak istediğini"

beyan eden Ş.Z.nin intihara meyilli olduğu, bu

durumun tespit edilerek Ş.Z.nin asker hastanesi

psikiyatri polikliniğinde tedavi ettirilmesi ve daha yakından takibe alınması

gerekirken bunun yapılmadığını belirterek davanın kısmen kabul edilmesi

gerektiğini ifade etmiştir.

36.Başvurucu genel olarak dava dilekçesinde belirttiği hususları

yineleyerek karar düzeltme isteminde bulunmuş ve eksik inceleme sonucu kurulan

hükmün kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

37. Başvurucunun karar düzeltme talebi, AYİM İkinci Dairesinin

18/11/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

38. Anılan kararın 2/12/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmesiyle 29/12/2015 tarihli mevcut başvuru yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

39. İlgili hukuk için bkz. Kumrişan Akkuş ve Sefer Akkuş, B. No:

2014/14672, 1/2/2017, §§ 45-56.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

40. Mahkemenin 28/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

41. Başvurucu; Harita Genel Komutanlığı bünyesinde askerlik

görevini ifa eden oğlu Ş.Z.nin ateşli silah

yaralanması sonucu yaşamını yitirdiğini, olay hakkında açtığı tam yargı

davasının meydana gelen ölüm olayının intihar olduğu gerekçesiyle verilen

kovuşturmaya yer olmadığı kararına dayanılarak reddedildiğini belirtmiştir.

42. Başvurucu, AYİM'in gerekçeli

kararında taleplerine yer verilmemiş olmasının yargılamanın İdare yanlısı ve

tek taraflı yürütüldüğünü ortaya koyduğunu ifade etmiştir. Başvurucu,

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın İdarenin kusurlu olmadığı ve tazmin

yükümlülüğünün bulunmadığı sonucunu doğurmadığını, bu hususunun dikkate

alınmamasının hak arama hürriyetinin ihlali anlamına geldiğini belirtmiştir.

Başvurucu, dava dosyasına sunduğu delillerin gerekçeli kararda bilinçli ve

taraflı olarak dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu, atış

mesafesinin tam olarak belirlenememiş olması nedeniyle olayın oluş şekline

ilişkin olarak da bazı tereddütlerin oluştuğunu, oğlunun yanlış ve eksik

verilen atış eğitimi veya üzerine zimmetli silahın bakım ve denetimlerinin

yapılmaması nedenleriyle de yaralanmış olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu

ifade etmiştir. Başvurucu; kendisi tarafından sunulan delillerin silahların

eşitliği prensibine göre değerlendirilmediğini, AYİM kararının eksik inceleme

sonucu farazi yorumlara dayanılarak verildiğini belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

43. Başvurucu, uyumlu bir kişiliğe sahip olan oğlunun intihar

ettiğini kabul etmemekle birlikte intihar ettiği düşünülecek olsa dahi oğlunu

bu psikolojiye iten nedenlerin de askerlikten kaynaklandığının dikkate alınması

gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu, oğluna verilen emir ve talimatların onu

askerlikten soğutacak derecede ağır olduğunu, verilen emir ve talimatlar

nedeniyle oğlunun canına kıymayı bile göze aldığını ifade etmiştir. Başvurucu

oğlunun Personel Bilgi Formu'nda "Ailesinde ve yakın akrabalarında intihar ya da

intihara teşebbüs eden var mı?" sorusuna "Evet" cevabını verdiği dikkate

alındığında psikiyatri polikliniğine sevk edilerek tedavi ettirilmesi ve daha

yakından takibe alınması gerekirken bunların yapılmadığını ileri sürmüştür.

Başvurucu, Danışmanlık Kartı'nda oğlunun iki yıl önce

madde kullanmış olduğu belirtilmesine rağmen bu hususla ilgili olarak hiçbir

önlem alınmadığını iddia etmiş; bayılması üzerine hasteneye

sevk edilen oğlunun daha sonra takibinin yapılmadığını ileri sürmüştür.

Başvurucu ayrıca oğlunun şahsi dosyasında bulunan bilgilerin çelişkiler ihtiva

ettiğini, şahsi dosyasında oğlunun okuma yazma bilmediği ifade edilmesine

rağmen önemli talimatların oğluna yazılı olarak tebliğ edildiğini ifade

etmiştir. Başvurucu, oğluna yeterli atış eğitimi verilmeden silahlı nöbet

tutturulmasının da İdarenin hizmet kusurunu gösterdiğini, son nöbette oğlunun

yaklaşık bir buçuk saat denetlenmemesinin önemli bir eksiklik olduğunu ileri

sürmüştür. Başvurucu son olarak gece 22.00-00.00 saatleri arasında nöbet tutan

oğluna sabah 06.30-09.30 saatleri arasında da nöbet yazılmasının oğlunun

psikolojik ve fiziksel durumunun dikkate alınmadığını gösterdiğini belirtmiş;

bu iddialarla yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

44. Başvurucu, AYİM kararı nedeniyle mülkiyet hakkının da ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, AYİM kararından sonra bireysel

başvuru yapmış olup olay hakkında yürütülen ceza soruşturması ile ilgili olarak

herhangi bir ihlal iddiası ileri sürmemiştir. Başvurucu, AYİM kararından sonra

yaptığı bireysel başvuruda temel olarak oğlu Ş.Z.nin

yaşamının yetkili makamlarca korunamadığını ve bu konuda etkili bir yargısal

korumadan yararlanamadığını ileri sürmüştür. Bu sebeple başvurucunun tüm

iddialarının Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

46. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı,

maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı

17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

47.Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

48. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşam

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

49.Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı birbiriyle sıkı bağlantıları olan devredilmez ve vazgeçilmez haklardan

olup devletin bu konuda pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır.

Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyin

yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme, bunun yanı sıra pozitif

bir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını

gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

B. No: 2012/752, 17/9/2013, §§ 50, 51).

50. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkı kapsamında devletin sahip

olduğu pozitif yükümlülükler açısından benimsediği temel yaklaşıma göre

devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında gerçekleşen ölüm

olaylarında Anayasa’nın 17. maddesi, devlete elindeki tüm imkânları kullanarak

bu konuda ihdas edilmiş yasal ve idari çerçevenin yaşamı tehlikede olan

kişileri korumak için gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin

durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri

alma görevi yüklemektedir. Bu yükümlülük -kamusal olsun veya olmasın- yaşam

hakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

51. Bu kapsamda bazı özel koşullarda devletin kişinin kendi eylemlerinden

kaynaklanabilecek risklere karşı yaşamı korumak amacıyla gerekli tedbirleri

alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Zorunlu askerlik hizmeti için de geçerli olan

bu yükümlülüğün ortaya çıkması için askerî mercilerin kendi kontrolleri

altındaki bir kişinin kendini öldürmesi konusunda gerçek bir risk olduğunu

bilip bilmediklerini ya da bilmeleri gerekip gerekmediğini tespit etmek, böyle

bir durum söz konusu ise bu riski ortadan kaldırmak için makul ölçüler

çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında kendilerinden beklenen her

şeyi yapıp yapmadıklarını incelemek gerekir. Ancak özellikle insan davranışının

öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar

değerlendirilerek yapılacak işlemin veya yürütülecek faaliyetin tercihi dikkate

alınarak pozitif yükümlülük yetkililer üzerine aşırı yük oluşturacak şekilde

yorumlanmamalıdır. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesince yapılacak incelemede,

basit bir ihmali veya değerlendirme hatasını aşan bir kusurun askerî

yetkililere atfedilebilip atfedilemeyeceğinin ortaya konması gerekmektedir (Sadık Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841,

23/1/2014, § 74).

52. Askerlik yükümlülüğü kapsamında yürütülen bazı eylem ve

etkinliklerin doğasına ve insan unsuruna bağlı olarak ortaya çıkan risk

seviyesine uygun şekilde yaşamı koruyucu yasal ve idari düzenlemelerin

bulunması gerekmektedir. Devlet askerlik görevini zorunlu kıldığı için

özellikle silahların kullanımı konusunda büyük bir titizlik göstermeli,

psikolojik sorunları olan askerlerin tedavi edilmesini ve onlara yönelik uygun

tedbirlerin alınmasını sağlamalıdır. Oluşturulan yasal ve idari düzenlemelerde,

askerlik yaşamının doğasında var olan tehlikelerle karşı karşıya bulunan

askerlerin etkin bir şekilde korunmasını sağlayan uygulamaya ilişkin

tedbirlerin ve emir-komuta zinciri içinde yer alan sorumlular tarafından

işlenebilecek kusur ve hataların tespit edilmesini sağlayacak usullerin

öngörülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede askere alım sırasında kişilerin uygun

denetimlerden geçirilmesi,askerlik

öncesinde ve sırasında kişilere gerekli denetim ve müdahalelerin yapılması

büyük önem taşımaktadır (Sadık Koçak ve

diğerleri, §§ 75, 76).

53. Kişilerin yaşamının korunması için yeterli yasal ve idari

bir çerçevenin oluşturulması yükümlülüğü, askerlik hizmetini ifa eden kişilerin

yaşam ve sağlıklarının korunması için de geçerlidir.

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

54. Somut olayda yaşam hakkının korunması için oluşturulan yasal

çerçevenin yetersiz olduğu şeklinde bir iddia ileri sürülmediği gibi Anayasa

Mahkemesi tarafından bu konuda resen gözetilmesi ve incelenmesi gereken bir

hususun da bulunmadığı anlaşılmıştır.

55. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, Ş.Z.nin

29/9/2012 tarihinde nöbet yerinde ateşli silah yaralanması sonucu başından

vurulmuş vaziyette bulunması olayı ile ilgili olarak Askerî Savcılık tarafından

resen bir soruşturmanın başlatıldığı ve delillerin muhafaza altına alındığı,

olaydan yaklaşık bir yıl sonra Ş.Z.nin yaşamını

yitirmesi üzerine gerçekleştirilen otopsi sonucunda kişinin ölümünün ateşli

silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana geldiğinin değerlendirildiği

anlaşılmaktadır. Soruşturma kapsamında ayrıca kimyasal ve balistik inceleme

raporlarının alındığı, bu incelemeler sonucunda olay yerinde bulunan bir adet mermi

kovanı ile çekirdeğinin Ş.Z.ye ait silah ile atılmış olduğu tespitinin

yapıldığı, bu kapsamda ayrıca Ş.Z.ye ait el ve yüz svapları

ile Ş.Z.nin pantolonu ve parkası üzerinde atış

artığının tespit edildiği görülmektedir. Olayla ilgili olarak ayrıca birçok

tanığın ifadesini alan Askerî Savcılık, soruşturma kapsamında elde ettiği tüm

bu verileri değerlendirerek Ş.Z.nin ölümün intihar

sonucu meydana geldiği, Ş.Z.nin gün içinde belli bir

sürece doğru giden intihar fikri hazırlığında olduğu kanaatine varmış ve olay

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Tıpkı Askerî Savcılık

gibi AYİM de Ş.Z.nin ölümünün intihar sonucu meydana

geldiği kanaatine varmıştır. Ne Askerî Savcılık ne de AYİM, ölüm olayının

Ş.Z.ye yeterli atış eğitiminin verilmemesi veya Ş.Z.nin

silahının bakım ve denetiminin yapılmaması nedenleriyle kaza sonucu meydana

geldiği yönündeki iddialara itibar etmiştir.

56. Derece mahkemelerinin olaylara ilişkin tespitleri Anayasa

Mahkemesi açısından bağlayıcı olmamakla birlikte Anayasa Mahkemesinin derece

mahkemelerinin tespitlerinden farklı bir tespitte bulunabilmesi için bu hususta

ikna edici unsurların mevcut olması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda Ş.Z.nin ölümünün etkili bir araştırma ve inceleme neticesindeintihar olarak değerlendirildiği, başvuru formu

ve eklerinde bu değerlendirmeyi sorgulamak için herhangi bir neden de

bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla ölüm olayının yanlış ve eksik

atış eğitiminin verilmesi ve/veya silahların bakımının yapılmaması nedenleriyle

kaza sonucu meydana geldiği yönündeki iddialar ile emniyete ilişkin önemli

talimatların Ş.Z.ye yazılı olarak tebliğ edildiği yönündeki iddianın ayrıca

incelenmesinin somut olayda gerekli olmadığı değerlendirilmiştir.

57. Bu durumda başvuru konusu olay açısından yukarıda yer

verilen ilkeler çerçevesinde devletin Ş.Z.nin

yaşamını kendi eylemine karşı koruma yükümlülüğünün olup olmadığının tespiti

gerekmektedir. Bu bağlamda öncelikli olarak askerî yetkililerin Ş.Z.nin intihar etme riskini bilip bilmediklerinin veya

bilmelerinin gerekip gerekmediğinin ortaya konulması, böyle bir durum söz

konusu ise yetkileri çerçevesinde kendilerinden makul olarak beklenebilecek

tedbirleri alıp almadıklarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

58.Ş.Z.nin askere alındığı tarihte yürürlükte bulunan 86/11092

sayılı mülga Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği'nin

(Yönetmelik) 5. maddesinde; askerlik çağına giren yükümlülerin askere alınmadan

önce sağlık muayenesinden geçirileceği, bu muayene sırasında yükümlünün bildiği

herhangi bir hastalık veya arızasının bulunup bulunmadığına ve muayene

sırasında herhangi bir sağlık yakınmasının olup olmadığına ilişkin yazılı

beyanının alınacağı belirtilmiştir. Aynı Yönetmelik'in Ş.Z.nin

askere alındığı tarihte yürürlükte bulunan 10. maddesinde ise sağlık konrtolleri neticesinde askerliğe elverişli olmadığı tespit

edilen yükümlülerin askere alınmayacağı belirtilmiş; sağlık durumları geçici

olarak bozuk olan son yoklamaya tabi yükümlüler hakkında ertesi yıla bırakma

kararı, sevke tabi olanlar hakkında ise sevk tehiri kararı verileceği ifade

edilmiştir.

59. Başvuru formu ve eklerinde Ş.Z.nin

askere alınmadan önce herhangi bir psikolojik rahatsızlıktan muzdarip olduğuna dair bir kayıt mevcut değildir. Nitekim

başvurucu da oğlunun askere alınmadan önce psikolojik bir rahatsızlığının

bulunduğu ve bu sebeple askere alınmaması gerektiği yönünde bir iddia ileri

sürmemiştir.

60. Bu durumda somut olayda incelenmesi gereken asıl sürecin

askerlik dönemi olduğu anlaşılmaktadır. Ş.Z.nin

askerlik yaptığı dönemde yürürlükte bulunan Yönetmelik'in 15. maddesinde,

ilgili raporların alınması hâlinde askere alındıktan sonra da "Askerliğe Elverişli Değildir."

kararının alınabileceği belirtilmiştir. Aynı Yönetmelik'in 19. maddesinde ise

askerlik şubelerince birliklerine sevklerinden sonra geçici bir hastalığı

tespit edilen er ve erbaşlara hava değişimi işleminin uygulanacağı ifade

edilmiştir.

61. Başvuru formu ve ekleri bu kapsamda incelendiğinde Ş.Z.nin 30/5/2012 tarihinde Bölük Komutanı İ.Ö. ile yaptığı

görüşmede iki yıl önce madde kullandığını ifade ettiği görülmektedir. Başvuru

formu ve eklerinden ayrıca Ş.Z.nin 31/5/2012

tarihinde yapılan anketlerde "Daha önce

ruhsal (psikolojik) bir rahatsızlık geçirdiniz mi? Son birkaç yıl içerisinde

ruhsal (psikolojik) bir rahatsızlık geçirdiniz mi? Son zamanlarda kendinizi

öldürmeyi düşündünüz mü?" gibi sorulara "Hayır" cevabını verdiği,

bununla birlikte "Ailesinde ve yakın

akrabalarında intihar ya da intihara teşebbüs eden var mı?" sorusuna

ise "Evet" cevabını verdiği

anlaşılmaktadır. Başvurucu, birliğe katılış işlemleri sırasında madde kullanmış

olduğunu belirten ve anketlerde çelişkili cevaplar veren oğluyla

ilgilenilmediğini ileri sürmüş ise de Ş.Z.nin bu

mülakat ve anketlerden hemen sonra Psikolojik Danışman F.E.ye yönlendirildiği, F.E.nin ise Ş.Z.de herhangi bir psikolojik problem

gözlemlemediği anlaşılmaktadır. Bu durum dikkate alındığında Ş.Z.nin intihar edebileceği şüphesini ortaya koyan gerçek

ve somut bir verinin gerek askere alım işlemleri sırasında gerekse askerliğin

ilk dönemlerinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Ş.Z.nin askerlik sürecindeki genel tavrının da ayrıca

incelenmesi gerekir.

62. Başvuru formu ve eklerinde başvurucunun oğlu Ş.Z.nin askerlik hizmetini ifa ettiği sırada sürekli ya da

geçici bir hastalıktan -9/8/2012 tarihinde baygınlık geçirmesi haricinde-,

özellikle de psikolojik bir rahatsızlıktan muzdarip

olduğuna ve bu kapsamda bir tedavi gördüğüne ilişkin bilgi ve belge

bulunmamaktadır.

63. Başvuru formu ve eklerinde, Ş.Z.nin

herhangi bir disiplin cezası aldığına yahut askerî yetkililerinin dikkatini

çekebilecek herhangi bir davranış bozukluğu sergilediğine ilişkin bir kayıt da

mevcut değildir. Ölüm olayından sonra ifadesi alınan tanıkların ise genel

olarak Ş.Z.nin sessiz, sakin, disiplinli ve çalışkan

bir asker olduğu yönünde beyanda bulundukları, Ş.Z.nin

komutanlarından ya da arkadaşlarından şiddet veya kötü muamele gördüğüne şahit

olmadıklarını ifade ettikleri görülmektedir.

64. Başvurucu her ne kadar oğluna verilen emir ve talimatların

onu askerlikten soğutacak derecede ağır olduğunu, hatta verilen emir ve

talimatlar nedeniyle oğlunun canına kıymayı bile göze aldığını ileri sürmüş ise

de başvuru dosyasındaki hiçbir bilgi ve belge Ş.Z.nin

askerlik hizmetinin gerektirdiği olağan yükümlülüklerin ötesinde bir

yükümlülüğe maruz kaldığı iddiasını desteklememektedir.

65. Tüm bu hususlar dikkate alındığında askerî yetkililerin,

askerlik öncesi hayatında kayda değer herhangi bir psikolojik sıkıntısı

bulunmayan ve olaydan bir önceki geceye kadar yakın ve gerçek intihar riski

olarak kabul edilebilecek anormal bir davranış sergilemeyen Ş.Z.nin

intihar etme riskini bildikleri ya da bilmeleri gerektiği sonucuna

ulaşılmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ş.Z.nin

olaydan bir önceki gece 22.00-00.00 saatleri arasında tuttuğu nöbet ile olay

sabahında tuttuğu nöbetteki bazı söz ve davranışlarının (bkz. §§ 19, 21)

intihar emaresi olarak değerlendirilebilmesi mümkün olmakla birlikte bu söz ve

davranışlara muhatap olan askerlerin Ş.Z.nin bu

tavırlarını önemsemedikleri, Ş.Z.nin sözlerini şaka

sandıkları ve bu durumu komutanlarına bildirmedikleri, Ş.Z.nin

bu söz ve davranışlardan kısa bir süre sonra ise yaşamına son verdiği,

dolayısıyla askerî makamların bu durumu belirlemek ve önlem almak konusunda

fırsatlarının dahi olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla askerî makamları

intihar olayını önleyememiş olmaları nedeniyle sorumlu tutmak, yaşam hakkı

kapsamındaki pozitif yükümlülükler bakımından askerî makamlara aşırı bir yük

yüklemek anlamına gelecektir.

66. Başvurucu yaşam hakkının ihlal edildiği iddiası ile ilgili

olarak ayrıca oğlunun son nöbetinde yaklaşık bir buçuk saat denetlenmemesinin

önemli bir eksiklik olduğunu ileri sürmüş ise de olay anına kadar yakın ve

gerçek bir intihar emaresi göstermeyen Ş.Z.nin ölüm

olayında askerî makamların Ş.Z.nin yaşamının

korunması için ek özel tedbirler almaması ve Ş.Z.yi sıradan bir askere nazaran daha yakından takibe

almaması nedeniyle sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılmıştır.

67. Somut olayda son olarak idari yargıda açılan davada eksik

inceleme sonucu hüküm kurulduğu, yargılamanın İdare yanlısı ve tek taraflı

olarak yürütüldüğü yönündeki iddialara değinmek gerekir. Başvuru formu ve

ekleri bu kapsamda incelendiğinde AYİM İkinci Dairesi kararının dava dosyasında

bulunan bilgi ve belgelerle çelişecek biçimde verildiğinden söz edilemeyeceği,

başvurucunun yargılamaya etkin bir şekilde katılabildiği ve olaya ilişkin

iddialarını yargılama makamları önünde dile getirebilme imkânı elde edebildiği

değerlendirilmiştir.

68. Sonuç olarak başvuru konusu olayda devletin yaşamı koruma

yükümlülüğünü yerine getiremediğini söylemek mümkün gözükmemektedir. Ayrıca

dava reddedilmiş bile olsa başvurucunun etkili bir yargısal korumadan

yararlanamadığını söylemek de mümkün değildir.

69. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence

altına alınan yaşam hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

28/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Halil

İbrahim DURSUN

Başvurucu

:

Anzılha ZORLU

Vekili

:

Av. Funda

ÖZTÜRK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/20152, 28 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Ş.Z.nin Askerlik
  7. B. Ceza Soruşturması Süreci
  8. C. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde Açılan Tam
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  14. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  15. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Gökcan
  17. Hakyemez
  18. Öztürk
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/20152
Tarih
28 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği Başvurusu (B. No: 2015/19723)
  • Ohannes Tomarcı Başvurusu (B. No: 2015/18992)
  • Ferhat Encu Başvurusu (B. No: 2017/4576)
  • F.y. Başvurusu (B. No: 2017/38222)
  • Batuhan Yılmaz Başvurusu (B. No: 2015/6071)
  • Raşit Konya Başvurusu (B. No: 2017/26780)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.