İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Arzu Batmaz Başvurusu (B. No: 2013/7915)

1. Başvuru, işçi statüsünde çalışılan kamu kurumunda fiilî

Başvuru No2013/7915Tarih16 Eylül 2015Okuma16 dk · 3.193 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Arzu Batmaz Başvurusu

Karar tarihi
16 Eylül 2015
Başvuru Numarası
2013/7915
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.193 kelime·16 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, işçi statüsünde çalışılan kamu kurumunda fiilî

hizmet süresi zammından yararlandırılmaması ve bu konuda açılan davanın

reddedilmesi nedeniyle hak arama hürriyetinin, zorla çalıştırılma yasağının,

eşitlik ilkesinin, mülkiyet ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 30/10/2013 tarihinde İstanbul 22. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 28/2/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve ekleri ile dava dosyasında yer aldığı

şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu 1/3/1994 tarihinden bu yana Okmeydanı Eğitim ve

Araştırma Hastanesinde radyoloji teknisyeni olarak çalışmaktadır.

6. Başvurucu, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal

Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 1/12/2008 tarihinde yürürlüğe

girmesinin ardından anılan Kanun’un 40. maddesi uyarınca yaptığı işin niteliği

ve iştigal ettiği iş kolu itibarıyla fiilî hizmet süresi zammından yararlanmaya

başlamıştır.

7. Bununla birlikte başvurucu, 10/2/2011 tarihinde İstanbul

6. İş Mahkemesinde tespit davası açmış, işe başladığı tarih olan 1/3/1994 ile

fiilî hizmet süresi zammından yararlanmaya başladığı Kasım 2008 arası dönemde

de yaptığı iş gereği radyasyona maruz kaldığını belirtmiş, söz konusu dönem

için fiilî hizmet süresi zammını hak ettiğinin tespitine hükmedilmesini ve bu

döneme ilişkin fiilî hizmet zammı süresi primlerinin davalı Sağlık Bakanlığı

tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna yatırılmasına karar verilmesini talep

etmiştir.

8. İstanbul 6. İş Mahkemesi, 13/2/2013 tarihli ve

E.2011/169, K.2013/124 sayılı kararı ile “…

Tüm deliller ve dosya kapsamı bu şekilde değerlendirilerek; davacının davalı

işyerinde başlangıçtan beri yaptığı işin aynı iş olduğu ve olumsuz koşullardan

aynı şekilde etkilendiği anlaşılmakta ise de; 5510 sayılı Yasa’nın 01/12/2008

tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra 2008 Kasım ayından itibaren itibari

hizmetten yararlandığı, ancak bu tarihten önceki çalışma döneminde çalıştığı

işyerinin 506 sayılı Yasa’da belirtilen işyerlerinden olmadığı…”

gerekçesine dayanarak davanın reddine hükmetmiştir.

9. İlk Derece Mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 17/6/2013 tarihli ve E.2013/7957, K.2013/13692

sayılı ilamı ile kararı onamıştır.

10. Onama ilamı başvurucuya 1/10/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

11. Başvurucu 30/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

12. 5510 sayılı Kanun’un “Fiili

hizmet süresi zammı” kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:

“Aşağıda belirtilen işyerlerinde ve işlerde 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri

kapsamında çalışan sigortalıların prim ödeme gün sayılarına, bu işyerlerinde ve

işlerde geçen çalışma sürelerinin her 360 günü için karşılarında gösterilen gün

sayıları, fiilî hizmet süresi zammı olarak eklenir. 360 günden eksik sürelere

ait fiilî hizmet süresi zammı, 360 gün için eklenen fiilî hizmet süresi ile

orantılı olarak belirlenir. Çalışmanın fiili hizmet süresi zammı kapsamında

değerlendirilebilmesi için, tablonun (13) ve (14) numaralı sıralarında

belirtilen sigortalılar hariç sigortalının kapsamdaki işyerleri ile birlikte

belirtilen işlerde fiilen çalışması ve söz konusu işlerin risklerine maruz

kalması şarttır.

...

Aşağıdaki bentlerden birden fazlasına dahil

olanlar için, en yüksek olan bentten fiilî hizmet süresi zammı uygulanır.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah PERDECİOĞLU

Başvurucu

:

Arzu BATMAZ

Vekili

:

Av. Kamil

Tekin SÜREK

… ”

13. Adana 1. İş Mahkemesinin Anayasa'ya aykırı olduğu

gerekçesiyle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurduğu 17/7/1964 tarihli ve

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu mülga ek 5. maddesi hükmünün Anayasa

Mahkemesinin 4/10/2006 tarihli iptal kararından önceki hâli şöyledir:

“506 sayılı Kanuna göre sigortalı

sayılanların, aşağıda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu

sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık

süresi olarak eklenir.

Kapsamdaki İşler/İşyerleri

Kapsamdaki Sigortalılar

Eklenecek Gün Sayısı

…11) Radyoaktif ve radyoiyanizan

maddelerle yapılan işler

Doğal ve yapay radyoaktif, radyoiyonizan maddeler veya bütün diğer korpüsküler emanasyon

kaynakları ile yapılan işlerde çalışanlar.

90 gün

14. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 4/10/2006 tarihli ve

E.2002/157, K.2006/97 sayılı (27/3/2007 tarihli Resmî Gazete’de

yayımlanan) kararının ilgili kısmı şöyledir:

“…İtibari

hizmet süresinden yararlanmayı gerektiren olgu sanayi kolları farklı da olsa

belli ağır, riskli ve sağlığa zararlı işlerin yapılmasıdır. Bu nitelikteki

işleri yapan kişilerin aynı durumda olmadıkları ileri sürülemez. Aynı hukuksal

durumda bulunanların farklı kurallara tabi tutulması eşitlik ilkesine aykırılık

oluşturacağından itiraz konusu Yasa kuralı Anayasa'nın eşitlik ilkesine yer

veren 10. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

…

17.7.1964

günlü, 506 sayılı “Sosyal Sigortalar Kanunu”nun Ek 5.

maddesinin birinci fıkrasının 20.6.1987 günlü, 3395 sayılı Yasa ile eklenen IV

numaralı bendinde yer alan “Azotlu gübre ve şeker sanayiinde, ...” ibaresinin

Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,

…

OYÇOKLUĞUYLA,

4.10.2006 gününde karar verildi.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 16/9/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 30/10/2013 tarihli ve 2013/7915 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu, radyoloji teknisyeni olarak Okmeydanı Eğitim

ve Araştırma Hastanesinde 1/3/1994 tarihinden beri işçi statüsünde çalışmakta

olduğunu, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden itibaren 2008 yılı Kasım

ayından bu yana fiilî hizmet süresi zammından yararlandığını ancak işe girdiği

tarih ile zamdan yararlanmaya başladığı tarih arasında geçen dönemde fiilî

hizmet süresi zammından yararlanamadığını oysa aynı işyerinde aynı işi yaptığı

memur statüsündeki kişiler ile toplu iş sözleşmesinde bu duruma ilişkin hüküm

bulunan işçilerin söz konusu zamdan yararlanabildiklerini, benzer konuda

Anayasa Mahkemesi kararı bulunmasına rağmen açtığı davada sonuç elde

edemediğini, ilgili dönemde fiilî hizmet zammından yararlanamamasından dolayı

emekli olabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalacağını belirterek hak

arama hürriyetinin, zorla çalıştırılma yasağının, eşitlik ilkesinin, mülkiyet

ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesini veya tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp somut dava ve buna bağlı olayların

özelliklerine göre olay ve olguların hukuki nitelendirmesini kendisi yapar.

Başvurucunun hak arama hürriyetinin, etkili başvuru hakkının ve eşitlik ilkesinin

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerinin özünün, belirli bir dönemde fiilî

hizmet süresi zammından yararlandırılmamasından kaynaklandığı anlaşıldığından

anılan şikâyetler mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında

değerlendirilmiştir. Bununla birlikte başvurucunun fiilî hizmet süresi

zammından yararlanamadığı dönem nedeniyle emekli olabilmek için daha fazla

çalışmak zorunda kalmasından dolayı zorla çalıştırma yasağının ihlal edildiği

iddiası ayrıca incelenmiştir.

1. Zorla Çalıştırma Yasağının İhlali İddiası

18. Başvurucu, fiilî hizmet süresi zammından yararlanamadığı

dönem nedeniyle emekli olabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalacağını

belirterek zorla çalıştırma yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre Mahkemece, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara

ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin

meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden

ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Münis Düşenkalkar, B.No:2013/1244, 17/7/2014, § 28).

20. Anayasa'nın "Zorla

çalıştırma yasağı" başlıklı 18. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya

yasaktır."

21. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) "Kölelik ve zorla çalıştırma yasağı"

başlıklı 4. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"1. Hiç kimse köle ya da kul durumunda

tutulamaz.

2. Hiç kimse zorla çalıştırılamaz ve zorunlu

çalışmaya tabi tutulamaz."

22. Anayasa'nın 18. maddesinin gerekçesinde

angarya, kişinin emeğinin karşılığını almadan zorla çalıştırılması olarak

tanımlanmıştır. Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da angarya, bir

maldan ya da bir kişinin çalışmasından karşılıksız yararlanma biçiminde

tanımlanmıştır. Hizmetlerin karşılığında kendilerine ücret ödenen kişilerin bu

yükümlülük kapsamındaki çalışmalarının angarya olarak nitelendirilmesinin

mümkün olmadığı belirtilmiştir (AYM, E.2011/150, K.2013/30, 14/2/2013).

23. Anayasa'da "zorla çalıştırma" yasaklanmakla

birlikte bu kavramın tanımı yapılmamıştır. Bu kavramın tanımı ve içeriği

belirlenirken, temel insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmelerden ve

ilgili uluslararası otoritelerin yorum ve uygulamalarından yararlanılabilir.

Zorla çalıştırma yasağına ilişkin uluslararası kurallar, 29 No.lu Cebri ve

Mecburi Çalıştırmaya İlişkin ILO Sözleşmesi'nde düzenlenmiştir. Anılan

Sözleşme'nin 2. maddesinde yapılan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince (AİHM)

de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme veya AİHS) 4. maddesinde yer

alan zorla çalıştırma yasağının kapsamının belirlenmesinde esas alınan tanıma

göre zorla çalıştırma, "herhangi bir

kişinin ceza tehdidi altında ve bu kişinin tam isteği olmadan mecbur edildiği

tüm iş veya hizmetleri" ifade etmektedir. Buna göre zorla

çalıştırmadan söz edilebilmesi için kişinin ceza tehdidi altında ve rızası

bulunmaksızın çalıştırılması gerekmektedir (AYM, E.2011/150, K.2013/30,

14/2/2013).

24. AİHM tarafından da AİHS'in

4. maddesinin yorumlanmasında ILO Sözleşmesi'nde yer alan tanıma

başvurulmaktadır (Sliadin/Fransa, B. No: 73316/01, 26/10/2005, §§

115, 116). AİHM içtihatlarında "zorla

veya zorunlu" bir çalışmanın tespitinde iki ayrı durumun

varlığı aranmaktadır. Bunlardan ilki, kişinin yaptığı çalışmanın yasal

zorunluluk veya yükümlülük gereği olması ya da kendi iradesi dışında çalışmaya

zorlanması; ikincisi ise bu çalışmanın kişiye sıkıntı verici, kişiyi usandırıcı

ya da bunaltıcı veya meşakkatli olmasıdır. AİHM, serbestçe yapılmış bir

sözleşme gereğince yapılması gereken işin, taraflardan biri taahhüdünü yerine

getirmediğinde yaptırımla karşılaşması nedeniyle zorla çalıştırma

sayılamayacağını belirtmektedir (Münis Düşenkalkar, § 33).

25. Başvuru konusu olayda bir kamu

idaresiyle yaptığı sözleşmeye istinaden ve ücreti mukabili radyoloji teknisyeni

olarak çalışmakta olan başvurucu, işe başladığı tarih olan 1/3/1994’ten

itibaren fiilî hizmet zammından yararlandırılması gerektiğini, aksi takdirde

emekli olabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalacağını ifade etmekle

birlikte, yaptığı işin karşılığı olarak kendisine ücret ödenmediğinden veya

istemediği bir işin kendisine zorla yaptırıldığından şikâyet etmemektedir.

26. Bu durumda başvurucu radyoloji

teknisyeni olarak bir kamu kurumunda yaptığı çalışmayı kamu idaresiyle yaptığı

sözleşmeye istinaden ve ücreti mukabili gerçekleştirmektedir. Başvurucunun bu

işte zorla çalıştırıldığına dair bir emare de ortaya konulmamıştır. Dolayısıyla

zorla çalıştırma yasağı yönünden başvurucuya bir müdahalenin bulunmadığı

açıktır.

27. Açıklanan nedenlerle, zorla çalıştırma

yasağı hususunda bir müdahalenin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu

kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası

28. Başvurucu, işe başladığı 1/3/1994 tarihinden 2008 yılı

Kasım ayına kadar geçen sürede fiilî hizmet süresi zammından yararlandırılmaması

nedeniyle maddi kaybının olduğunu ve Anayasa Mahkemesinin iptal hükmüne rağmen

açtığı davada da sonuç alamadığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmektedir.

29. Bu durumda öncelikle başvurucunun

başvuruya konu olayda Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanında yer alan

mülkiyet hakkı kapsamında korunmaya değer bir menfaatinin bulunup

bulunmadığının tartışılması gerekmektedir (Selçuk

Emiroğlu, B.No:2013/5660, 20/3/2014, §

25; Muzaffer Gölen,

B.No:2013/3430, 10/6/2015, § 32).

30. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

31. Sözleşme'ye Ek (1) No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar başlıklı

1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

32. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü

fıkrası ve 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine

göre Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın,

Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin

taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

33. Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer alan

mülkiyet hakkı; mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir

kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı,

kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun Anayasa ve Sözleşme'yle korunan mülkiyet kavramı içerisinde değildir.

Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda, bir "ekonomik değer" veya icrası mümkün

bir "alacağı" elde

etmeye yönelik "meşru bir beklenti",

Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı

güvencesinden yararlanabilir (Kemal Yeler ve

Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37).

34. Meşru beklenti, makul bir şekilde ortaya konmuş icra

edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne

veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir

yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir.

Ayrıca AİHM, özünde “varlık”

olarak kabul görebilecek bir şahsi menfaatin, ulusal mahkemelerin yerleşmiş

içtihadı gibi yalnızca ulusal hukukta yeterli bir temeli olması hâlinde mümkün

olabileceği görüşündedir (Kopecky/Slovakya, B. No: 44912/98, 28/9/2004, §

52; Saghinadze/Gürcistan,

B. No: 18768/05, 27/5/2010, § 103; SA Dangeville/Fransa, B. No: 36677/97, 16/4/2002,

§§ 44, 45).

35. Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

kapsamında olan meşru beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk

sisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tanıma

ise mevzuat hükümleri ve yargı kararları ile yapılabilecektir (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti., B. No:

2013/845, 20/11/2014, § 37).

36. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir

kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, §§ 36,

37).

37. Anayasa'nın ve Sözleşme’nin ortak koruma kapsamında yer

alan mülkiyet hakkı bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı

içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta -önceden prim ödeme şartıyla veya

şartsız olarak- sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması

öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı

şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin

doğduğu kabul edilmelidir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Stec ve diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B.

No: 65731/01, 65900/01, 12/4/2006, §§ 53-55; Andrejeva/Letonya [BD], B. No: 55707/00, 18/2/2009, § 77).

38. Ancak somut olayda başvurucunun hâlihazırda fiilî hizmet

süresi zammından yararlanıp yararlanmadığı hususu ihtilaf konusu değildir.

İhtilaf konusu, başvurucunun işe başladığı 1/3/1994 tarihi ile 5510 sayılı

Kanun’un yürürlüğe girmesiyle birlikte fiilî hizmet süresi zammından

yararlanmaya başladığı 2008 yılı Kasım ayı arasında kalan dönemde fiilî hizmet

süresi zammından yararlandırılmaması ve ilgili dönem için fiilî hizmet süresi

zammı primlerinin ödenmemesi nedeniyle erken emekli olamamasından kaynaklanan

zararın tazmini talebidir.

39. Anayasa'nın ve Sözleşme’nin ortak koruma alanında yer

alan mülkiyet hakkının fiilî hizmet süresi zammına ilişkin olarak bireylere bir

güvence sağlamadığı açıktır. Bununla birlikte bireyler, ancak zamdan

yararlanılması konusunda kanuni düzenleme veya içtihatlarda yeterli dayanağın

olması hâlinde bu yöndeki bir talepleri mülkiyet hakkı kapsamında kabul

edilerek güvencelerden yararlandırılabilir. Öyleyse bu aşamada

değerlendirilmesi gereken husus, başvurucunun talep ettiği dönemde fiilî hizmet

süresi zammından yararlandırılması gerektiği iddiasının kanuni düzenlemeler

veya yargısal içtihatlar ile desteklenip desteklenmediği, böylece başvurucunun

iddiasının Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki güvence hükmüne uygulama alanı

sağlayacak yeterlilikte meşru beklenti oluşturup oluşturmadığıdır.

40. Fiilî hizmet süresi zammına ilişkin düzenlemeler 5510

sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce başvurucunun da tabi olduğu 506 sayılı

Kanun’un ek 5. maddesi ile ortaya konulmuştur (bkz. § 13). Söz konusu madde ile

506 sayılı Kanun’a göre sigortalı sayılanlardan, maddede belirtilen hizmetleri

ifa etmekte olanların sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için

hizmetlerinin türüne göre sigortalılık süresi eklenmesi öngörülmüştür.

41. Ancak radyoloji teknisyeni olan başvurucunun iştigal

etmekte olduğu hizmet kolu, anılan kanun hükmünde fiilî hizmet süresi zammından

yararlandırılacak kapsamdaki sigortalılar arasında yer almamaktadır. Bu durumda

başvurucu, fiilî hizmet süresi zammından yararlanacak hizmet kollarını

düzenleyen 506 sayılı Kanun’un mülga ek 5. maddesi hükmü kapsamı dışında

kalmaktadır.

42. Yargıtayın bu konuya ilişkin bir Hukuk Genel

Kurulu kararında da 506 sayılı Kanun’un ek 5. maddesi ile getirilen düzenleme

ile tanınan fiilî hizmet süresi olanağından yararlanmak için maddede yazılı

fiziksel koşulların gerçekleşmesinin tek başına yeterli olmadığı, Kanun’un

öngördüğü biçimde iş kolu ve iş yeri koşullarının birlikte gerçekleşme zorunluluğu

bulunduğu ifade edilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21/3/2012 tarihli ve

E.2012/21-6, K.2012/222 sayılı kararı).

43. Başvurucu ayrıca 506 sayılı Kanun’un ek 5. maddesi

hükmünün itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine taşındığını, Anayasa Mahkemesinin

verdiği 4/10/2006 tarihli iptal kararı sonucu fiilî hizmet zammından

yararlandırılması gerektiğini ileri sürmüştür.

44. Başvurucunun bu iddiasının incelenmesinde ise söz konusu

Kanun hükmünde yer alan “Azotlu gübre ve

şeker sanayiinde” ibaresinin,

Anayasanın

10. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle ve iptal edilmesi istemiyle Anayasa

Mahkemesi önüne taşındığı, yapılan inceleme sonucu 4/10/2006 tarihli ve

E.2002/157, K.2006/97 sayılı karar ile “…İtibari

hizmet süresinden yararlanmayı gerektiren olgu sanayi kolları farklı da olsa

belli ağır, riskli ve sağlığa zararlı işlerin yapılmasıdır. Bu nitelikteki

işleri yapan kişilerin aynı durumda olmadıkları ileri sürülemez. Aynı hukuksal

durumda bulunanların farklı kurallara tabi tutulması eşitlik ilkesine aykırılık

oluşturacağından itiraz konusu Yasa kuralı Anayasa'nın eşitlik ilkesine yer

veren 10. maddesine aykırıdır.” gerekçesine dayanarak söz konusu

ibarenin iptaline hükmedildiği anlaşılmıştır. Bu durumda iptal kararından sonra

fabrika, atölye, trafo binaları, havuz ve depolarda çalışanların maddede

sayılan dört tip işin yapılmasında 90 gün fiilî hizmet süresi zammından

yararlanması mümkün hâle gelmiş ancak söz konusu kararın başvurucunun iştigal

ettiği hizmet kolunu kapsayan bir etkisi olmamıştır.

45. Dolayısıyla 5510 sayılı Kanun yürürlüğe girene kadar

uygulanmaya devam olunan 506 sayılı Kanun’un ek 5. maddesi hükmü,

gerek ilk düzenlenen hâliyle gerekse Anayasa Mahkemesinin iptal kararından

sonra aldığı son hâliyle başvurucunun talep ettiği dönem için başvurucunun işi

ve çalışma yeri dikkate alındığında kendisinin fiilî hizmet zammından

yararlanmasını ifade eden bir kural niteliğinde değildir. Başvurucu, talep

ettiği dönem için fiilî hizmet süresi zammından yararlanabileceği yönünde

yerleşik bir yargı içtihadı da ortaya koymamıştır.

46. Ayrıca sonradan yürürlüğe girmiş yasalar yürürlük

tarihleri itibarıyla hüküm ifade ettiklerinden -yasa koyucu aksine bir

düzenleme getirmedikçe- geçmişte meydana gelmiş olaylara uygulanamazlar. Bu

bağlamda 2008 yılı Kasım ayından itibaren başvurucunun fiilî hizmet süresi

zammından yararlanmasını sağlayan 5510 sayılı Kanun da aksine bir hüküm

içermediğinden Kanun’un kendinden önceki döneme uygulanması mümkün

olmamaktadır.

47. Bu durumda somut başvuru konusu olayda başvurucunun, 5510

sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önceki çalışma döneminde fiilî hizmet süresi

zammından yararlanması talebinin, yürürlükteki kanun hükümleri veya konuyla

ilgili yargı içtihatları tarafından desteklenmediği ve mülkiyet hakkı

kapsamında meşru beklenti olarak nitelendirmeye yetecek somutlukta olmadığı

anlaşılmış dolayısıyla başvurucunun, Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen

mülkiyet hakkına ilişkin korumadan yararlandırılmasının mümkün olmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

48. Öte yandan başvurucunun, aynı işyerinde aynı işi yaptığı

memur statüsündeki kişiler ile toplu iş sözleşmesinde bu duruma ilişkin hüküm

bulunan işçilerin geçmişten beri fiilî hizmet süresi zammından yararlandıkları

için Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğine yönelik iddiasının, anılan Anayasa

maddesindeki ifadeler dikkate alındığında soyut olarak değerlendirilmesi mümkün

olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve

özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (Onurhan Solmaz, § 33). Bu çerçevede başvurucunun mülkiyet hakkına

yönelik bir müdahalenin bulunmadığının anlaşılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetinin

incelemesinde ayrıca eşitlik ilkesi yönünden değerlendirme yapılmasına gerek

görülmemiştir.

49. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 35.

maddesi kapsamına giren korunmaya değer bir menfaatinin bulunmadığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının,diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizliknedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Zorla çalıştırma yasağının ihlal edildiği yönündeki iddiasının

açıkça dayanaktan yoksun olması,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının konu bakımından yetkisizlik

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

16/9/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Sigortalılar

Hizmetin geçtiği yer

Eklenecek süre

I— a) 212 sayılı Kanunla değiştirilen 5953

sayılı basın mesleğinde çalışanlarla çalıştıranlar arasındaki münasebetleri düzenliyen kanun kapsamına tabi olarak çalışan

sigortalılar

b) Basın kartı yönetmeliğine göre basın

kartına sahip olmak suretiyle gazetecilik yaparken, kamu kurumlarına giren ve

bu kurumlarda meslekleriyle ilgili görevlerde istihdam edilen sigortalılar

5953 sayılı Kanunu Değiştiren 212 sayılı

Kanunun birinci maddesi kapsamına giren işyerleri

Basın müşavirlikleri

90 gün

90 gün

II— (Değişik bent: 20/06/1987

- 3395/13 md.) Basım ve gazetecilik iş

yerlerinden 1475 sayılı Kanun ve değişikliklerine göre çalışan sigortalılar

a) Solunum ve cilt yoluyla vücuda geçen gaz

veya diğer zehirleyici maddelerle çalışılan iş yerleri,

b) Fazla gürültü ve ihtizaz yapıcı makine ve

aletlerle çalışarak iş yapılan işyerleri,

c) Doğrudan doğruya yüksek hararete maruz

bulunarak çalışılan işyerleri,

d) Fazla ve devamlı adali gayret sarf

edilerek iş yapılan işyerleri,

e) Tabii ışığın hiç olmadığı ve münhasıran

suni ışık altında çalı şılan işyerleri,

f) Günlük mesainin yarıdan fazlası saat

20.00’den sonra çalışılarak yapılan işyerleri,

90 gün

III— (Ek bent: 20/06/1987 – 3395/13 md.) Denizde Gemi adamları, gemi ateşçileri, kömürcüler,

dalgıçlar.

90 gün

I

IV— (Ek bent: 20/6/1987 -

3395/13 md.) Azotlu

gübre ve şeker sanayiinde, fabrika, atölye, havuz ve depolarda,

trafo binalarında çalışanlar.

1.

1. Çelik, demir ve tunç döküm,

2. 2.Zehirli, boğucu, yakıcı, öldürücü ve

patlayıcı gaz, asit, boya işleriyle gaz maskesi ile çalışmayı gerektiren

işlerde, 3. 3.Patlayıcı maddeler yapılmasında, 4. 4.Kaynak işlerinde çalışanlarda. 90 gün

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7915, 16 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. M. Emin KUZ
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  13. I
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7915
Tarih
16 Eylül 2015

İlgili Kararlar

  • İsmail Hadidi Başvurusu (B. No: 2013/2126)
  • İlker Başer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1943)
  • Hakan Tezel Başvurusu (B. No: 2014/16988)
  • Şükrü Küçük ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7969)
  • Çetin Tulgar Başvurusu (B. No: 2014/3458)
  • Hasan Ünal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9361)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.