İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Aylin Nazlıaka Başvurusu (B. No: 2018/24439)

1. Başvuru, sosyal paylaşım sitesinde kişisel

Başvuru No2018/24439Tarih15 Haziran 2021Okuma16 dk · 3.104 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Aylin Nazlıaka Başvurusu (2)

Karar tarihi
15 Haziran 2021
Başvuru Numarası
2018/24439
R.G. Tarih ve Sayı
29/7/2021-31552
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.104 kelime·16 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, sosyal paylaşım sitesinde kişisel

bilgilerinin açıklanması nedeniyle özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel

verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 25/7/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Olay tarihinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı

İ.M.G., sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden, Ankara milletvekili

olan başvurucu hakkında bazı mesajlar ve belgeler yayımlamıştır.

9. Anılan mesajlarda başvurucuyu hedef alan ifadeler

kullanılmış ve başvurucunun ailesinin kaçak su kullandığı gibi iddialara yer

verilmiştir. Ayrıca mesajlarla birlikte başvurucunun ve eşinin şirketinin açık

adresi, eşi ve diğer yakınlarının kimlik numaraları ile imzalarını içeren genel

kurul tutanağı, eşinin şirketine ait abonelik bilgileri ve şirketin

fotoğrafları sosyal paylaşım sitesi üzerinden paylaşılmıştır.

10. Başvurucu, hakkında kişisel verileri hukuka aykırı

olarak verme veya ele geçirme ile özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından

Belediye Başkanı İ.M.G.den şikâyetçi olmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

5/11/2015 tarihinde soruşturma izni verilmemesi nedeniyle dosyanın işlemden

kaldırılmasına karar vermiştir. Başvurucunun anılan karara itiraz süreci

Danıştay Birinci Dairesinin oyçokluğuyla aldığı21/1/2016 tarihli ret kararıyla

sonuçlanmıştır. Kararın gerekçesinde; başvurucunun eşinin işyerinde yapılan

denetimlerde kaçak su kullanıldığının tespit edildiği ve usulsüz Atık Su Deşarj

Tutanağı'nın tutulduğu, sosyal paylaşım sitesinden bu duruma ilişkin bilgi ve

belgeler yayımlandığı, bu bilgilerin özel hayata ilişkin bilgiler olarak

değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. İki üye karşı görüşlerinde; Belediye

Başkanı'nın yayımladığı kişisel veri niteliğindeki bilgi ve belgeleri bağlı

kuruluşlardan görevi dolayısıyla öğrendiği, kamuoyunu ilgilendirmeyen kişisel

verileri ifşa etme eyleminin ciddi delillerinin mevcut olduğu vurgulanmıştır.

11. Başvurucu, Belediye Başkanı İ.M.G. aleyhine Ankara

13. Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmıştır. Dava dilekçesinde;

Belediye Başkanı'nın sosyal paylaşım sitesi üzerinden sayısız mesaj yazarak

hakkında karalama kampanyası başlattığını, eşinin işyerini ve kendisinin adresi

ile kimlik bilgilerini, işyerinin fotoğraflarını yayımlayarak binlerce kişiye

ulaştırdığını belirtmiş; kişinin ailesine ilişkin bilgilerin, kimlik

bilgilerinin, imzasının ve abonelik bilgilerinin kişisel veri kabul edilmesi

gerektiğini ve özel hayatın gizliliği kapsamında hem Anayasa'da hem de Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'nde (Sözleşme) güvence altına alındığını

vurgulamıştır. Başvurucu, kişisel verilerinin hukuka aykırı olarak ele

geçirilip binlerce kişiye ulaşacak şekilde ifşa edilmesi nedeniyle kişilik

haklarının zedelendiğini ileri sürerek tazminat talebinde bulunmuştur.

12. Belediye Başkanı'nın avukatı davaya cevabında;

mesajların olayın bağlamından koparılarak incelenmemesi gerektiğini,

başvurucunun Belediyenin faaliyetlerine yönelik çeşitli açıklamaları olduğunu,

şebeke suyunun kirli olduğu yönünde yaptığı beyanlardan sonra kamuoyunu

bilgilendirmek amacıyla dava konusu mesajların yayımlandığını ve siyasi

eleştiri mahiyetinde olduğunu ifade etmiştir. Başvurucunun evinde ve eşinin

işyerinde yapılan denetimlerde kaçak kuyu suyuna ilişkin tutanaklar

tutulduğunu, kişisel verilerin hukuka aykırı elde edildiğine ilişkin iddianın

doğru olmadığını belirtmiştir. Ayrıca başvurucunun dava ehliyetinin olmadığını,

davaya dayanak oluşturan mesajda paylaşılan bilgilerin eşine ait bilgiler

olduğunu vurgulamıştır.

13. Mahkeme 9/2/2016 tarihinde davanın reddine karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde; siyasetçi olan başvurucunun siyasi kimliği de

gözönünde bulundurulduğunda davalının Twitter üzerinden yayımlamış

olduğu mesajların sert eleştiri mahiyetinde olduğu ve siyasi hüviyete sahip

şahısların kendilerine yönelik sert, ağır hatta incitici eleştirilere de

katlanmaları gerektiği vurgulanmıştır. Sözleşme ile güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün sadece zararsız ve ilgilenmeye değmez olarak görülen bilgi ve

fikirler değil aynı zamanda rahatsız eden, şaşırtan ve gücendiren ifadelerin de

bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, bu ifadeler var olmadan demokratik bir

toplumdan söz edilemeyeceği ifade edilerek mesajların başvurucunun kişilik

haklarına saldırı niteliği taşımadığı değerlendirmesine yer verilmiştir.

14. Temyiz başvurusunda; aile şirketine ait özel/gizli

bir belge, yine şirket su aboneliğine dair özel/gizli bir belge ve işyerine ait

fotoğrafların, başvurucunun ve eşinin adreslerinin yayımlanmış olması ve sayılan

belgelerin hiçbirinin hukuka uygun bir şekilde davalıda mevcut olmasının mümkün

olmaması dikkate alındığında özel hayat kapsamındaki kişisel verilerin hukuka

aykırı bir şekilde ele geçirilip yayıldığının açık olduğu belirtilmiştir. Dava

konusunun kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi ve yayımlanmasından

dolayı tazminat talebi olmasına rağmen Mahkemenin hakaret ve eleştiri

bağlamında davayı değerlendirmesinin hatalı olduğu vurgulanmıştır. Başvurucu ve

ailesine ait yayımlanan bilgilerin kişisel veri kapsamında kaldığı ve

Mahkemenin bu kapsamda bir değerlendirme yapmadığı iddia edilmiştir. Yargıtay

4. Hukuk Dairesinin 23/5/2016 tarihli kararıyla temyiz başvurusu reddedilmiştir.

Kararın gerekçesinde ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun

olduğu belirtilmiştir.

15. Nihai karar 25/6/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 25/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. İlgili hukuk (ulusal mevzuat, yargı kararları,

uluslararası düzenlemeler ve AİHM kararları) için bkz. E.Ü. [GK], B. No:

2016/13010, 17/9/2020, §§ 22-51; Bestami Eroğlu [GK], B. No: 2018/23077,

17/9/2020, §§ 42-83.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 15/6/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucu; kendisinin ve ailesinin kimlik bilgileri

ile adresinin, eşinin işyeri fotoğraflarının ve su aboneliğine ilişkin

bilgilerinin kişisel veri kapsamında olduğunu, Belediye Başkanı'nın görevinden

kaynaklı nüfuzunu kullanarak kişisel bilgilerini içeren belgeleri ele geçirip

kendisine karşı kullandığını ve ifşa ederek binlerce kişinin görmesini

sağladığını vurgulamıştır. Öte yandan dava dilekçesinde kişisel verilerin ele

geçirilmesi ve ifşa edilmesi nedeniyle mağdur olduğunu, bu durumunun Anayasa'da

güvence altına alınan kişisel verilerin korunması ve özel hayata saygı

haklarına aykırı olduğunu belirtmesine rağmen Mahkemenin bu iddialarını

karşılamadığını ve davayı ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirdiğini ifade

eden başvurucu; kişisel verilerin korunması, özel hayata saygı ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Bakanlık görüşünde; somut başvuruda tazminat davasına

konu mesajlar bir bütün olarak dikkate alındığında bunların kamusal yarar

içeren bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı, gündemde olan konular

hakkında kamuoyuna yönelik değerlendirmeler içerip içermediği, kamu yararı

üstün tutulmak suretiyle kaleme alınıp alınmadığı hususlarının

değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu bağlamda derece mahkemelerinin

siyasetçi olan başvurucunun siyasi kimliğini de gözönünde bulundurarak Twitter

sosyal medya hesabı üzerinden yapılan paylaşımların sert eleştiri mahiyetinde

olduğunu kabul ettiği, bu anlamda ifade özgürlüğü kapsamında kaldığının kabulü

gerektiği değerlendirmesine yer verilmiştir.

21. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında derece

mahkemelerinin davadaki temel tezi olan kişisel verilerin hukuka aykırı olarak

işlenmesi ve açıklanması iddiasına yönelik bir gerekçe ve hüküm oluşturmadığını

vurgulamıştır. Mahkemenin kişisel veri kavramını bile kullanmadığını, kişisel

verilerin açıklanması nedeniyle uğranılan zararların tazminine ilişkin davada

şeref ve itibarın korunması gibi ilgisiz bir gerekçeye yer verildiğini

Bakanlığın da görüşünde bu tutumu hukuka aykırı şekilde devam ettirdiğini

belirtmiştir.

B. Değerlendirme

22. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak "Özel hayatın gizliliği" kenar başlıklı 20.

maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ve aile

hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile

hayatının gizliliğine dokunulamaz.

...

Herkes, kendisiyle ilgili kişisel

verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle

ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların

düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp

kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen

hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına

ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir."

23. Özel hayata saygı hakkı Anayasa'nın 20. maddesinde

koruma altına alınmıştır. Devlet, kişilerin özel ve aile hayatına keyfî olarak

müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin haksız saldırılarını önlemekle yükümlüdür.

Özel hayat geniş bir kavram olup bu kavramın kapsayıcı bir tanımının yapılması

oldukça zordur. Bununla beraber bu kavram kişinin maddi ve manevi bütünlüğü,

fiziksel ve sosyal kimliği, bireyin ismi, cinsel yönelimi, cinsel yaşamı gibi

unsurları korumaktadır. Kişisel bilgiler ve veriler, kişisel gelişim, aile

hayatı vb. konular da bu hakkın içinde yer almaktadır (Bülent Polat [GK],

B. No: 2013/7666, 10/12/2015, § 61).

24. Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında ise

herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ayrıca

düzenlenmiş ve güvence altına alınmıştır. Söz konusu anayasal güvence,

Sözleşme'nin 8. maddesinde koruma altına alınan özel hayata saygı hakkına

karşılık gelmektedir. Kişisel verilerin korunması hakkı, kişinin insan onurunun

korunmasının ve kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi

olarak bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında

korumayı amaçlamaktadır (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, §§ 19, 20).

25. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere

kişisel veri -belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla- bir kişiye

ilişkin bütün bilgileri ifade etmekte olup bireyin adı, soyadı, doğum tarihi ve

doğum yeri gibi sadece kimliğini ortaya koyan bilgileri değil telefon numarası,

motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, öz geçmiş,

resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, sağlık bilgileri, genetik

bilgiler, IP adresi, e-posta adresi, alışveriş alışkanlıkları, hobiler,

tercihler, etkileşimde bulunduğu kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri gibi

kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler kişisel

veri kapsamındadır (AYM, E.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014; E.2014/180,

K.2015/30, 19/3/2015).

26. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı yönünden inceleme

yapılabilmesi için öncelikle anılan hak kapsamında korunması gereken bir

kişisel verinin olup olmadığı belirlenmelidir. Anayasa hükmünün lafzı, konuya

ilişkin uluslararası belgeler ve karşılaştırmalı hukuk dikkate alındığında

belirli veya belirlenebilir bir gerçek veya tüzel kişi hakkındaki her türlü

bilgi kişisel veri olarak değerlendirilir. Ancak her davada ya da başvuruda

Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrası anlamında bir kişisel veri bulunup

bulunmadığı, davanın ve başvurunun kendine özgü koşulları dikkate alınarak

tespit edilir. Bir kişisel verinin bulunduğu tespit edildiğinde bu veriye

yönelik her türlü sınırlama ve müdahale Anayasa’nın anılan hükmü kapsamındaki

güvenceleri harekete geçirir (E.Ü., § 59; Bestami Eroğlu, § 102;

Bülent Kaya [GK], B. No: 2013/2941, 11/5/2016, § 49; Fatih Saraman, [GK],

B. No: 2014/7256, 27/2/2019, § 57; AYM, E.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014;

E.2013/122, K.2014/74, 9/4/2014; E.2014/149, K.2014/151, 2/10/2014; E.2013/84,

K.2014/183, 4/12/2014).

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Somut olayda başvurucunun kimlik, ev adresi ve ailesine ilişkin bilgiler

ile işyeri ve su aboneliğine ilişkin bilgilerin belirli bir gerçek kişi

hakkındaki bilgi kapsamında olduğu anlaşılmakla bu bilgilere erişilmesinin,

bunların kullanılmasının ve işlenmesinin özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel

verilerin korunmasını isteme hakkı yönünden incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kişisel verilerin korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

29. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci

cümlesinde genel olarak herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin

korunmasını isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş, ikinci cümlesinde kişisel

veriler bağlamında bazı özel güvenceler sayılmış, üçüncü cümlesinde kişisel

verilerin ancak kanunda öngörülen hâllerde veya kişinin açık rızasıyla

işlenebileceği düzenlenmiş, dördüncü cümlesinde ise kişisel verilerin

korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hüküm altına

alınmıştır. Buna göre lafzı dikkate alındığında Anayasa’nın 20. maddesinin

üçüncü fıkrasının kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı kapsamında sadece

işleme şeklindeki sınırlama ya da müdahalelere karşı değil kişisel verilere

yönelik her türlü müdahale ve sınırlamalara karşı güvence getirdiği

anlaşılmaktadır (E.Ü., § 63; Bestami Eroğlu, § 101).

30. Öte yandan Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı

kapsamında kalan temel haklar, yalnızca kamusal gücün doğrudan uygulanmasıyla

değil kimi zaman da özel hukuk kişileri arasındaki uyuşmazlıklara konu olacak

şekilde üçüncü kişilerin müdahaleleriyle zedelenebilmektedir. İlkinde söz

konusu güvencelerin sağlanması adına kamusal makamlara yüklenen negatif ve

pozitif tüm yükümlülüklerin doğrudan yerine getirilmesi konusunda tereddüt

bulunmamakta ise de ikinci durumda devletin üçüncü kişilerin müdahalelerine

karşı bireylere ne tür bir koruma imkânı sunması gerektiği ve hangi çerçevede

yükümlülükler taşıdığı hususunda her olayın kendine özgü koşullarına göre

değerlendirmelerde bulunulması gerekmektedir (Ömür Kara ve Onursal Özbek,

B. No: 2013/4825, 24/3/2016, § 45).

31. Yine Anayasa'nın 12. maddesine göre herkes kişiliğine

bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.

Bu genel nitelikteki anayasal düzenleme ile bireylerin kişilik değerlerine

yönelen ve zarar veren olumsuz tutum ve davranışlar dışlanmaktadır. Ayrıca

Anayasa'nın 5. maddesinde bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması,

maddi ve manevi varlıklarının geliştirilmesi için gerekli şartların

hazırlanması devletin temel amaç ve görevlerinden sayılmaktadır. Bu

düzenlemeler ışığında devletin bireyin temel hak ve özgürlüklerine keyfî olarak

müdahale etmemenin yanında üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlü

kılındığı, bu bağlamda pozitif yükümlülüklerinin de bulunduğu söylenebilir.

Uyuşmazlıkların özel hukuk kişileri arasında gerçekleştiği durumlarda da temel

hak ve özgürlüklerin sağladığı güvencelerin yerine getirilip getirilmediği

denetlenirken Anayasa’nın kamusal makamlara yüklediği sorumluluklardan doğrudan

özel hukuk kişileri sorumlu tutulamayacağından taşıdığı koşulların

özelliklerine göre bu tür başvuruların devletin pozitif yükümlülükleri

bağlamında ele alınması gerekebilir. Dolayısıyla özel hayatın korunması

kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı yönünden de devletin

pozitif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan tüm bireyleri gerek

kamusal makamların ve diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden

kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (E.Ü.,

§ 65; Ömür Kara ve Onursal Özbek, § 46; Ali Çığır, B. No:

2015/19298, 8/5/2019, §§ 32, 33; Erol Kumcu, B. No: 2015/18988,

9/5/2019, §§ 32, 33; U.B., B. No: 2015/3175, 10/10/2019, §§ 33, 34).

32. Pozitif yükümlülükler özel hukuk kişilerinin

birbirleri ile olan uyuşmazlıklarının çözümüne ilişkin yasal alt yapının

oluşturulmasını, söz konusu uyuşmazlıkların adil yargılama gereklerine uygun ve

usul yönünden güvenceleri haiz bir yargılama kapsamında incelenmesini ve bu

yargılamalarda temel haklara ilişkin anayasal güvencelerin gözetilip

gözetilmediğinin denetlenmesini gerektirir (Ömür Kara ve Onursal Özbek, §§

47-50).

b. İlkelerin

Uygulanması

33. Özel hayatın korunması kapsamında kişisel verilerin

korunmasını isteme hakkı yönünden devletin pozitif bir yükümlülük olarak yetki

alanında bulunan tüm bireyleri gerek kamusal makamların ve diğer bireylerin

gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı

koruma yükümlülüğü bulunduğu vurgulanmalıdır. Bu yükümlülük kapsamında yargı

makamlarının kişisel verilerin korunmasına ilişkin anayasal güvenceleri

gözeterek özenli bir yargılama yapmaları, somut olayın koşullarını tartışarak

yeterli gerekçe ile varılan sonucu açıklamaları gerekir.

34. Bir kişinin imzasının, kimlik, abonelik ve ailesine

ilişkin bilgileri ile ev ve iş adresinin kişisel veri kapsamında olduğu

açıktır. Başvurucunun anılan bilgilerine ulaşılmasına ve sosyal paylaşım

sitesinde açıklanmasına ilişkin bir rızasının olmadığı sabittir. Ayrıca

başvurucu; tazminat davasının tüm aşamalarında rızası dışında ele geçirilen ve

ifşa edilen bilgilerin kişisel veri kapsamında kaldığını, bu bilgilerin hukuka

aykırı olarak ele geçirilmesi ve yayılması nedeniyle kişilik haklarının

zedelendiğini iddia etmiştir.

35. Öte yandan derece mahkemelerinin tarafların siyasetçi

olduklarını ve mesajların eleştiri mahiyetinde olduğunu vurgulayarak davayı

ifade hürriyeti kapsamında değerlendirdiği görülmüştür. Başvurucunun kişisel

verilerinin hangi kapsamda ve nasıl ele geçirildiğine, hangi meşru amaç

doğrultusunda bu bilgilerin sosyal paylaşım sitesinde kullanıldığına ve

açıklanmasının ne gibi bir kamusal amaca hizmet ettiğine ilişkin bir tartışma

yapılmamıştır. Ayrıca derece mahkemeleri tarafından başvurucunun ele geçirilen

ve ifşa edilen bilgilerin kişisel verilerin korunması kapsamında kaldığına

ilişkin ciddi iddialarına yönelik ise bir değerlendirmede bulunulmamıştır. Bu

durumda derece mahkemelerinin özel hayata saygı kapsamında kişisel verilerin

korunması hakkına yönelik anayasal güvenceleri gözeten özenli bir yargılama

yaptığı ve somut olaya özgü gerekçe sunduğu söylenemez.

36. Açıklanan gerekçelerle uyuşmazlığı karara bağlayan

derece mahkemeleri tarafından yukarıda belirtilen anayasal güvenceleri gözeten,

özenli bir yargılama yapılarak pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmediği

anlaşıldığından başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan

kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

37. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

38. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini istemiş; 20.000

TL manevi tazminat ve zararların giderilmesi talebinde bulunmuştur.

39. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da

işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,

7/11/2019).

40. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

41. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine

ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

42. İncelenen başvuruda kişisel verilerin korunmasını

isteme hakkı ile ilgili anayasal güvenceleri gözeten bir yargılama yapılmaması

nedeniyle anılan hakkın ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla

ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

43. Bu durumda kişisel verilerin korunmasını isteme

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise

bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı

verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal

kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu

sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

44. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

45. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel

hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının

İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kişisel verilerin korunmasını

isteme hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2015/142,

K.2016/32) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Yargıtay 4. Hukuk

Dairesine (E.2016/7855) GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 15/6/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ İrfan FİDAN Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : Aylin NAZLIAKA Vekili : Av. Gökhan CANDOĞAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/24439, 15 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal
  15. B. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel
  16. C. Kararın bir örneğinin kişisel verilerin korunmasını
  17. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  18. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/24439
Tarih
15 Haziran 2021

İlgili Kararlar

  • G.g. Başvurusu (B. No: 2018/9416)
  • Hanifi Yaliçli Başvurusu (B. No: 2014/5224)
  • Hamit Yakut Başvurusu (B. No: 2014/6548)
  • Murat Beydili Başvurusu (B. No: 2019/14642)
  • Sedat Haspolat Başvurusu (B. No: 2020/22495)
  • Barut Turizm Müşavirlik Gıda Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2018/12722)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.