İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/4566

AHMET ÇİFTÇİ ve DİĞERLERİ BAŞVURUSU

Başvuru No2013/4566Tarih17 Şubat 2016Okuma22 dk · 4.421 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm

Başvuru No
2013/4566
Karar tarihi
17 Şubat 2016
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.421 kelime·22 dk okuma·57 bölüm

AHMET ÇİFTÇİ ve DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/4566)

Karar Tarihi: 17/2/2016

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurular terör nedeniyle hısımlarının yaralanması, ölmesi

durumları dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve

Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında

yapılan başvuruların reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar ve mülkiyet

haklarının; ret işlemlerine karşı açılan davalara ilişkin yargılama

işlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil

yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular muhtelif tarihlerde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Başvuruculardan Cemal Çiftçi ve Sadettin Çelik dışında diğer

başvurucular, adli yardım isteminde bulunmuş; Birinci ve İkinci Bölüm

Komisyonlarınca adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm Komisyonlarınca muhtelif

tarihlerde, başvuruların kabul edilebilirlik incelemelerinin Bölümler

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanları tarafından muhtelif tarihlerde, başvuruların

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın muhtelif tarihli yazılarında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

7. Anayasa Mahkemesi tarafından ekli tablonun A satırında

başvuru numaraları belirtilen dosyaların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle

2013/4566 başvuru numaralı dosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/4566

başvuru numaralı dosya üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvuru

dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular terör nedeniyle hısımlarının kaçırıldığını,

yaralandığını, öldürüldüğünü beyan etmişler ve bu özel durumlarından

kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köylerini terk etmek zorunda

kaldıklarını iddia etmişlerdir.

10. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının

karşılanması talebiyle ekli tablonun C satırında belirtilen tarihlerde Batman

Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

11. Ekli tablonun D satırında tarih ve sayıları belirtilen Komisyon

kararlarında terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle

yapılan başvurularda dosyalarda yer alan bilgi ve belgeler uyarınca

başvurucuların yaşadığı Sason ilçesinin ilgili köylerinin boşaltılmadığından,

kişiye yönelik bir tehdit ve saldırı olmadığından bahisle taleplerin reddine

karar verilmiştir.

12. Belirtilen ret işlemleri aleyhine ekli tablonun E satırında

belirtilen tarihlerde başvurucular tarafından açılan iptal davalarında, ekli

tablonun F satırında tarihleri gösterilen Batman İdare Mahkemesi kararları ile

başvurucuların yaşadığı yerleşim yerlerinin boşalan ya da boşaltılan yerlerden

olmadığı, 1987-2000 yılları arasında ilgili yerleşim yerlerinde geçici köy

korucusu ile gönüllü köy korucusu görevlendirildiği ve koruculuk sisteminin

bulunduğu, korucu aileleri dışında köyde yaşamın devam ettiği, 1990-2000

yılları arasında köyde muhtarlık seçiminin yapıldığı, ilköğretim okulunun

belirli yıllar arasında güvenlik sebebiyle kapalı olduğu ve diğer yıllarda

ilköğretim okulunun eğitim ve öğretime açık olduğu, yerleşim yeri halkının bir

kısmının güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmesinden dolayı uğradığı

zararın anılan köyün tamamen boşalmamış olması, diğer bir ifadeyle anılan köyde

nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve başvuruculara yönelik bir terör

tehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle 5233 sayılı Kanun

hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığından bahisle

davanın reddine hükmedilmiştir.

13. Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun G satırında

gösterilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesi

ilamları ile kararların usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen

temyiz nedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.

14. Başvuruculardan bir kısmı tarafından yapılan karar düzeltme

istemi, ekli tablonun H satırında belirtilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile reddedilmiştir.

15. Temyiz isteminin ve karar düzeltme isteminin reddi kararları

başvuruculara tebliğ edilmiş ve başvurucular muhtelif tarihlerde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

17. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge

rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine

göre,

b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü

derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört

katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci

derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci

derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara

intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri

uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 17/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvurular incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

19. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları talebin

ve akabinde açtıkları davanın reddedildiğini, idarenin köy halkına “Köy

korucusu ol yahut köyü terk et.” şeklinde

yaptığı baskı ve zorlamanın Mahkemece dikkate alınmadığını, dosyadaki zarar

tespitine ilişkin raporlar ve güvenlik nedeniyle köyün boşaltılmış olduğunu

belirten belgeler dikkate alınmaksızın ve terör örgütü mensuplarınca

hısımlarının öldürülmesine, yaralanmasına ve kaçırılmasına dair özel durumları gözönünde bulundurulmadan köyün tamamen boşalmamış olduğu

soyut gerekçesine ve şahıslarına yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının

bulunmamasına dayanılarak sundukları belgelerin değerlendirilmediğini, idare

tarafından sunulan belgelerin dikkate alındığını ve bu belgeler tebliğ

edilmemek suretiyle kendilerine savunma yapma imkânı tanınmadan haklarında

verilen kararın adil olmadığını belirtmişlerdir.

20. Başvurucular; ayrıca kararların yeterli gerekçe ihtiva

etmediğini, sundukları belgeleri dikkate almadan idarece sunulan belgelere

dayalı olarak karar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını, kendi içinde

çelişkili ve gerçeği yansıtmayan belgelere dayanılarak karar verildiğini, aynı

yerleşim yerinden önceki bir tarihte başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun

tazminat ödenmesi yönünde karar verdiği hâlde yargı mercilerince bu kararlar

konusunda araştırma ve inceleme yapılmayarak davalarının reddine karar

verildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmen

şahıslarına tazminat ödenmemesi yönünde karar alınarak ayrımcılığa maruz

kaldıklarını, idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine

getirmemesi sonucu mülkiyet haklarından yoksun kaldıklarını ve Derece

Mahkemelerinin yaptığı hatalı değerlendirme nedeniyle zararlarının tazmin

edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’da yer almayan bir nedene dayanılarak Komisyon

ve yargı makamlarınca taleplerinin reddedildiğini, ayrıca yaptıkları başvurular

hakkında yürütülen işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek

Anayasa’nın2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141.maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler ve maddi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

21. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucular,

5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları

davaların reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125.

ve 141.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi

ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16).Başvurucuların ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar

altında incelenmiştir:

1. Eşitlik İlkesinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları giderim

taleplerinin mukim oldukları köyün tamamen boşaltılmamış olduğu gerekçesiyle

reddedildiğini ancak aynı yerleşim yerinden önceki bir tarihte başvuruda

bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi yönünde karar verdiğini ve

yargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırma ve inceleme yapılmayarak

davalarının reddine hükmedildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebep

bulunmamasına rağmen tazminat ödenmemesi yönünde kararlar alındığını belirterek

Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

23. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda tazminat

taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası daha

önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık

yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi belirtilen

iddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamış

oldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude

Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014,

§§ 39-44).

24. Somut başvurular açısından yapıldığı iddia edilen

ayrımcılığın hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı,

belirtilen iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt

sunulmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de

bulunmamaktadır.

25. Açıklanan nedenlerle başvurucuların eşitlik ilkesinin ihlal

edildiği iddialarının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Tarafsız Mahkemede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

26. Başvurucular, idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ

edilmeyen belgelere göre karar veren Mahkemelerin tarafsız olmadığını iddia

etmişlerdir.

27. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda benzer

iddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, başvurulara konu yargılamalarda hâkimin

tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürüten hâkimin

taraflardan birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumu, kişisel bir

kanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusu

olduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucuların

anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, §§ 38-41; Cahit Tekin, §§

34-37).

28. Somut başvurular açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkin

karineyi ortadan kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

29. Açıklanan nedenlerle başvurucuların tarafsız mahkemede

yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Çelişmeli Yargılama ve

Silahların Eşitliği İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

30. Başvurucular sundukları bilgi, belge, deliller dikkate

alınmaksızın sadece idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen

belgelere dayanılarak İlk Derece Mahkemeleri tarafından davalarının reddine

karar verildiğini belirtmiş, bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların

eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

31. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda çelişmeli

yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha önce

bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun

kapsamında karşılanıp karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdas

edilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamen

boşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti için

de bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu

belgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarına

aktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geç İlk Derece

Mahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğu tespit edilmiştir.

Başvurucuların temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgeler

ışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürme

imkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve beyan

dilekçeleri kapsamında Mahkemelerce idare ve başvurucular tarafından sunulan

belgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkik

ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyaları

kapsamından, başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin bir

imkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Mesude

Yaşar, §§ 74-76; Cahit Tekin,

§§ 70-72).

32. Somut başvurularda yukarıda değinilen ilkeler ışığında

yapılan incelemelerde başvurucuların usule ilişkin bir imkândan mahrum

bırakılmadığı ve başvurucular açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir

yön de bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

33. Açıklanan nedenlerle başvurucuların çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

34. Başvurucular, Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki eden

hususlara dair yeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmişlerdir.

35. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş

ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucuların

hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarının

değerlendirilmesi hariç olmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen ve

hüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin Derece Mahkemeleri

kararlarında denetlenerek reddedildiği, bu nedenlerle başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude

Yaşar, §§ 79-82; Cahit Tekin,

§§ 75-77).

36. Somut başvuruların incelenmesinde başvurucuların

taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasında

Derece Mahkemelerince yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup

olmadığının çeşitli idari kurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler

kapsamında değerlendirildiği, başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm

sonucunu etkilediği iddia edilen istemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. §§

12-14), İlk Derece Mahkemelerince oluşturulan kararlar ve gerekçeleri hukuka

uygun bulunmak suretiyle kanun yolu mahkemelerinin denetiminden geçerek

kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucuların hakkaniyete uygun

yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarının değerlendirilmesi hususu

dışında gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğine yönelik iddiaları hakkında

farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmamaktadır.

37. Açıklanan nedenlerle başvurucuların gerekçeli karar

haklarının ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

d. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

38. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdükleri

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

39. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

41. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyona

başvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun C satırı)ile nihai karar tarihleri (bkz.

ekli tablonun G ve H satırları) arasında geçen ve ekli tablonun I satırında her

bir başvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılama süreçlerinde,

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespit

edilemediğinden ve başvurular açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir

yön de bulunmadığından yargılama sürelerinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul sürede yargılanma

haklarına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvuruların

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

e. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

43. Başvurucular; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları

başvurunun, terör örgütü mensuplarınca hısımlarının öldürülmesine,

yaralanmasına ve kaçırılmasına dair özel durumları dikkate alınmaksızın

Mahkemece mukim oldukları köyün tamamen boşaltılmamış olduğu şeklindeki nesnel

ölçütten hareketle reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde

tanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

44. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

45. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde açıkça terör dışındaki

ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında

kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları

zararların kapsam dışında olduğu belirtilmiştir.

46. Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikle

ekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklanan

zararların yoğunluğu karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin

edilebilecek zararların tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdas

edilmesi zorunlu görünmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşim

yerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim

yerini terk eden kişilere göre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyle

toplumda oluşan korku ve endişe karşısında her bireyin farklı tepki

göstermesinin mümkün olduğu gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişiden

kişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının “köyün ya da mezranın

tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadece

geçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte dayandırılmasını

zorunlu görerek güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmen

boşalmış olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilme

olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundan hareketle

5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idarece ödenmesine yasal olanak

bulunmadığı ilkesini benimsemişlerdir (Mesude

Yaşar, §§ 89, 90; Cahit Tekin,

§§ 84, 85).

47. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin

belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve

Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile

bu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somut

olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece

mahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa

Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilen

hususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken

hususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna

varılmıştır (Sabri Çetin, §§

45-50; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/6/2011, § 88). Bu konudaki

takdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber derece mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda anayasal bir temel hak veya

özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklı bir

değerlendirme yapılması gerekebilecektir (Mesude

Yaşar, § 93; Cahit Tekin,

§ 88).

48. Başvurucuların; hısımları olduklarını iddia ettikleri

kişilerin terör örgütünce öldürüldüğü, yaralandığı, kaçırıldığı bu nedenlerle

güvenlik kaygısıyla köylerini terk ettikleri, bu çerçevede oluşan zararlarının

5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdükleri ve

belirtilen vakıaya ilişkin tutanaklar ile soruşturma evraklarını Derece

Mahkemelerine ibraz edilerek yerleşim yerlerini terör olaylarından kaynaklanan

güvenlik kaygısı nedeni ile terk ettikleri noktasındaki özel durumlarının

dikkate alınmasını talep ettikleri anlaşılmaktadır.

49. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında yer alan hükümler gözetildiğinde bireysel başvuruda bulunacakların

başvuruya konu ettiği kamu gücü işlemi, eylemi ya da ihmali nedeniyle ya

kişisel olarak doğrudan etkilenmiş olması ya da başvurucu ile doğrudan mağdur

arasında şahsi ve özel bir bağın bulunması gerekir (Türk Pediatrik Onkoloji Grubu Derneği, B. No: 2012/95,

25/12/2012, § 21).

50. Aile bireylerinden birisi insan hakları ihlalinden dolayı

mağdur olduğunda başvurucunun maruz kaldığı sıkıntı, insan hakkı ihlalinin

mağduru olan kişinin akrabasında kaçınılmaz olarak meydana geldiği kabul edilen

duygusal çöküntüden daha farklı bir boyut ve karakter arz eden özel nedenlerin

varlığını gerektirir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Çakıcı/Türkiye, B. No: 23657/94, 8/7/1999,

§ 98; İpek/Türkiye, B. No:

25760/94, 17/2/2004, § 181).

51. Başvurucunun, yakınının mağduriyeti nedeniyle etkilenmiş ve

kendi hayat akışına yön vermiş olduğunun kabul edilmesi için yaşanan olay

sonucunda duyulan üzüntünün ötesinde yakınının başına gelen hadise sebebiyle

başvurucuda oluşan algı, bu algının meydana gelmesinde temel teşkil eden özel

bağ ve algının yoğunluğu konusunda açıklamada ve kanıtlamada bulunulması

gerekmektedir (Sahibe Çelik ve Necla Çelik,

B. No: 2013/4899, 20/1/2015, § 48).

52. Anayasa Mahkemesinin muhtelif tarihli yazıları ile

başvuruculardan, başvuru formlarında ileri sürdükleri iddialarını ispat etmeye

yönelik mağdur oldukları beyan edilen ve öldürüldüğü, yaralandığı veya

kaçırıldığı iddia edilen kişiler ile aralarında şahsi ve özel bağ bulunduğuna

dair elverişli delilleri Mahkemeye sunmaları istenmiştir

53. Muhtelif tarihli cevap dilekçelerinde başvurucuların bir

kısmı, mağdur olduğu iddia edilen kişiler ile uzaktan kan hısmı

olduğunu belirtmenin dışında başkaca bir husus beyan etmemiş; bir kısmı ise

hısımlık derecelerini ve buna ilişkin nüfus kayıtlarını sunmanın ya da hısım

olduğunu belirtmenin dışında başkaca bir husus beyan etmemişlerdir.

54. Bu çerçevede başvurucuların aralarında kan ya da kayın

hısımlığı ilişkisi bulunduğu beyan edilen kişilerin öldürülmesi, yaralanması

veya kaçırılması iddiaları hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından başvuruculara

yazılan müzekkerelere cevap olarak başvurucuların bu kişiler ile aralarındaki

hısımlık ilişkisine değinmekle yetindikleri, aralarındaki ilişkide şahsi ve

özel bağ bulunduğuna dair herhangi bir bilgi veya belge sunmadıkları gibi

herhangi bir beyanda da bulunmadıkları, hısımlarının başına geldiği iddia edilen

olay neticesinde başvurucularda oluşan algı, bu algının oluşmasına temel teşkil

eden özel nedenler ve algının yoğunluğu konusunda başvurucuların yeterince

açıklıkta beyanlarının bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu tespit karşısında

başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında

değerlendirilebilmesinin yerleşim yerlerini terör eylemleri veya terörle

mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle terk edip etmedikleri

noktasında nesnel ölçütten farklı bir karine veya ölçüt arayışına girilmesini

gerektirecek boyuta ulaşmadığı anlaşılmaktadır.

55. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvuruların

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

56. Başvurucular ayrıca idarenin can ve mal güvenliğini sağlama

yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini

iddia etmektedir.

57. Başvuru formları incelendiğinde başvurucuların Anayasa’nın

35. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdükleri bölümde, 5233 sayılı Kanun

kapsamında tanzim edilen belgelerde maddi zararlarının mevcut olduğu iddia

edilmiş; idari yargı makamlarının tazminat başvurusuna ilişkin söz konusu

düzenlemeleri dar ve aleyhe yorumlayarak Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal

edildiğini ileri sürülmüştür.

58. Başvurucular tarafından mülkiyet hakkının ihlal edildiği

hususundaki iddialarının yargılamanın sonucuna dayandırıldığı, yargılama

sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirmeler neticesinde

başvurucuların delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve

yargılamaya etkin olarak katılma imkânlarının elinden alındığına dair bir bulgu

da saptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetinin derece mahkemelerince

adil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespit

edilmiş olduğundan mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki iddiaların

ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir (Ülkü Özgür, B. No: 2013/2263, 26/6/2014, § 43).

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvuruculardan Cemal Çiftçi ve Sadettin Çelik dışında diğer

başvurucuların adli yardım taleplerinin KABULÜNE,

B. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Başvuruculardan Cemal Çiftçi ve Sadettin Çelik tarafından

yapılan yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetlerine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen

başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMALARINA,

17/2/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Leyla Nur ODUNCU

Başvurucular

:

Ahmet ÇİFTÇİ ve diğerleri [bkz. ekli

tablonun B satırı]

Vekili

:

Av. Saim BOZKURT

Sıra

1

2

3

4

5

6

7

A

Başvuru

Numarası

2013/4566

2013/4567

2013/4571

2013/4572

2013/4573

2013/4576

2013/4577

B

Başvurucu

ve

T.C.

Kimlik No

Ahmet

Çiftçi

Heybet

Çiftçi

Niyazi Çiftçi

Rıza

Çiftçi

Yasin

Barlık

Mehmet Barlık

Şükrü

Çiftçi

C

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt

Numarası

5/9/2007

13.748

5/9/2007

13.500

5/9/2007

13.753

5/9/2007

13.745

5/9/2007

13.752

5/9/2007

13.749

10/9/2007

13.762

D

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

28/1/2011

2011/1-912

28/1/2011

2011/1-892

28/1/2011

2011/1-916

28/1/2011

2011/1-899

28/1/2011

2011/1-915

28/1/2011

2011/1-902

28/1/2011

2011/1-905

E

Dava

Tarihi

28/4/2011

28/4/2011

30/4/2011

28/4/2011

26/5/2011

14/4/2011

26/5/2011

F

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi

15/2/2012

15/2/2012

15/2/2012

25/11/2011

25/11/2011

25/11/2011

25/11/2011

G

Temyiz Yolu Karar Tarihi

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

H

Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi

-

-

-

-

-

-

-

I

İdari ve Yargısal

Süreçte Geçen Toplam Süre

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

Sıra

8

9

10

11

12

13

14

A

Başvuru

Numarası

2013/4582

2013/4584

2013/4585

2013/4590

2013/4592

2013/4604

2013/4606

B

Başvurucu

ve

T.C.

Kimlik No

Ercan

Çiftçi

Nevzat

Çiftçi

Sabri

Çiftçi

Hamdullah

Çiftçi

Cuma

Çiftçi

Abdullah

Çiftçi

Hamdullah

Çiftçi

C

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt

Numarası

6/9/2007

13.485

13/9/2007

13.493

10/9/2007

13.766

6/9/2007

13.489

5/9/2007

13.501

6/9/2007

13.488

5/9/2007

13.751

D

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

28/1/2011

2011/1-928

28/1/2011

2011/1-896

28/1/2011

2011/1-907

28/1/2011

2011/1-931

28/1/2011

2011/1-893

28/1/2011

2011/1-930

28/1/2011

2011/1-914

E

Dava

Tarihi

28/4/2011

28/4/2011

28/4/2011

14/4/2011

14/4/2011

28/4/2011

28/4/2011

F

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi

15/2/2012

25/11/2011

25/11/2011

25/11/2011

25/11/2011

15/2/2012

15/2/2012

G

Temyiz Yolu Karar Tarihi

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

H

Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi

-

-

-

-

-

-

-

I

İdari ve Yargısal

Süreçte Geçen Toplam Süre

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

Sıra

15

16

17

18

19

20

21

A

Başvuru

Numarası

2013/4610

2013/4611

2013/4613

2013/4615

2013/4616

2013/4625

2013/4628

B

Başvurucu

ve

T.C.

Kimlik No

Cengiz

Çiftçi

Gülamir Çiftçi

Salih

Çİftçi

Mesut

Barlık

Turan

Çiftçi

Yaşar

Çiftçi

Cemal

Çiftçi

C

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt

Numarası

5/9/2007

13.754

6/9/2007

13.487

10/9/2007

13.761

5/9/2007

13.750

5/9/2007

13.502

5/9/2007

13.744

10/9/2007

13.767

D

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

28/1/2011

2011/1-917

28/1/2011

2011/1-929

28/1/2011

2011/1-922

28/1/2011

2011/1-913

28/1/2011

2011/1-894

28/1/2011

2011/1-936

28/1/2011

2011/1-924

E

Dava

Tarihi

26/5/2011

14/4/2011

14/4/2011

14/4/2011

26/5/2011

14/4/2011

26/5/2011

F

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi

15/2/2012

25/11/2011

25/11/2011

15/2/2012

15/2/2012

25/11/2011

25/11/2011

G

Temyiz Yolu Karar Tarihi

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

H

Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi

-

-

-

-

-

-

-

I

İdari ve Yargısal

Süreçte Geçen Toplam Süre

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

Sıra

22

23

24

25

26

27

28

A

Başvuru

Numarası

2013/4633

2013/4640

2013/4657

2013/4658

2013/4660

2013/4661

2013/7551

B

Başvurucu

ve

T.C.

Kimlik No

Namık

Çiftçi

Şahin

Çiftçi

Mirze Sosyal

Niyazi

Çiftçi

Ferzende Çiftçi

İbrahim

Çiftçi

Sadettin Çelik

C

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt

Numarası

5/9/2007

13.755

5/9/2007

13.746

5/9/2007

13.495

6/9/2007

13.492

6/9/2007

13.491

5/9/2007

13.498

6/9/2007

13.438

D

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

28/1/2011

2011/1-918

28/1/2011

2011/1-900

28/1/2011

2011/1-938

28/1/2011

2011/1-934

28/1/2011

2011/1-933

28/1/2011

2011/1-941

6/1/2011

2011/1-41

E

Dava

Tarihi

28/4/2011

14/4/2011

26/5/2011

28/4/2011

14/4/2011

28/4/2011

22/2/2011

F

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi

15/2/2012

25/11/2011

5/4/2012

15/2/2012

15/2/2012

15/2/2012

23/11/2011

G

Temyiz Yolu Karar Tarihi

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

6/3/2013

H

Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi

-

-

-

-

-

-

-

I

İdari ve Yargısal

Süreçte Geçen Toplam Süre

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

3 ay

5 yıl

6 ay

Sıra

29

30

31

32

33

A

Başvuru

Numarası

2013/9192

2014/269

2014/270

2014/3436

2014/7394

B

Başvurucu

ve

T.C.

Kimlik No

Recep

Yıldırım

Fikret

Çiftçi

Naif

Çiftçi

Yahya

Çiftçi

Fahri

Tunç

C

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası

13/9/2007

13.851

5/9/2007

13.494

15/12/2007

14.484

5/9/2007

13.756

6/9/2007

13.105

D

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

6/7/2011

2011/1-1489

28/1/2011

2011/1-937

28/1/2011

2011/1-925

28/1/2011

2011/1-903

21/1/2011

2011/1-534

E

Dava

Tarihi

12/9/2011

16/5/2011

14/4/2011

26/5/2011

28/4/2011

F

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi

22/2/2012

15/2/2012

15/2/2012

25/11/2011

25/11/2011

G

Temyiz Yolu Karar Tarihi

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

13/11/2013

31/1/2013

H

Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi

19/9/2013

18/9/2013

18/9/2013

-

12/11/2013

I

İdari ve Yargısal Süreçte Geçen Toplam Süre 6 yıl 6 yıl 5 yıl 9 ay 6 yıl 2 ay 6 yıl 2 ay

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/4566, 17 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Birinci Bölüm
  4. Karar
  5. I. Başvurunun Konusu
  6. II. Başvuru Süreci
  7. III. Olay Ve Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucuların
  12. B. Değerlendirme
  13. C. Başvuruculardan Cemal Çiftçi ve Sadettin Çelik tarafından
  14. D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  15. A
  16. B
  17. C
  18. D
  19. E
  20. F
  21. G
  22. H
  23. I
  24. A
  25. B
  26. C
  27. D
  28. E
  29. F
  30. G
  31. H
  32. I
  33. A
  34. B
  35. C
  36. D
  37. E
  38. F
  39. G
  40. H
  41. I
  42. A
  43. B
  44. C
  45. D
  46. E
  47. F
  48. G
  49. H
  50. I
  51. A
  52. B
  53. C
  54. D
  55. E
  56. F
  57. G
  58. H
  59. I
  60. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/4566
Tarih
17 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Sep İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2013/311)
  • İ. F. A. Başvurusu (B. No: 2013/8564)
  • Hamza Bozan Başvurusu (B. No: 2013/8917)
  • Yahya Salihoğlu Başvurusu (B. No: 2013/5800)
  • Tez-Koop-İş Sendikası ve Yalçın Çalışkan Başvurusu (B. No: 2013/6759)
  • Mehmet Anduse Başvurusu (B. No: 2013/6821)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.